Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek (2018)

Devletin rolü ve niteliği hakkında tartışmalar modern politikaların merkezinde yer alsa da, devletin kendisini tanımlamak zordur, zira devlet kavramı bir dizi tarihsel yoruma tabidir.

Bob Jessop’ın bu kitabı, tam da böylesi bir tarihsel yorum ekseninde devleti anlamaya çalışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta, devletin soy kütüğü, ulus-devlet, devlet formasyonları, devletlerin dönemleştirilmesi, çağdaş devletler ve mevcut devlet yapılarının geleceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitabın devamında ise,

  • Devletin en iyi şekilde; zor kullanma kapasiteleri, kurumsal mahiyeti, sınırları, içsel işleyişleri ve uluslararası sistem içerisindeki egemen konumu üzerinden tanımlanıp tanımlanmayacağı,
  • Devletin sosyal ilişki ya da siyasal eylem yönelimine yardımcı olup olmadığı,
  • Ve devlet ve siyaset, devlet ve hukuk, devlet ve sivil toplum, özel ve kamu, devlet iktidarı ve mikro iktidar ilişkileri arasında ne tür bağların olduğu gibi konular tartışılıyor.

Her yerde olan devleti anlamak, bilmek ve bunu daha iyi yorumlamak için, yaşayan en önemli devlet kuramcılarından biri olan Bob Jessop’ın bu incelemesine muhakkak bakılmalı.

Kitap, Jessop’ın daha önce yayınlanmış ‘Kapitalist Devletin Geleceği’ ve ‘Devlet Teorisi’ adlı kitaplarıyla başladığı üçlemenin son cildi.

  • Künye: Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek, çeviren: Atilla Güney, Epos Yayınları, siyaset, 484 sayfa, 2018

Hugo Ball – Zamanın Dışına Kaçış (2017)

Hugo Ball, 20. yüzyılın en önemli sanat hareketlerinden olan Dada’nın kurucularından ve etkili isimlerinden.

Ball’un Dada ile doğrudan ilişkisi sadece dokuz aylık bir süreç olsa da, bilindiği gibi hareketin asıl doğduğu yer Cabaret Voltaire’dir ve kabarenin kurucusu da Ball’dan başkası değildir.

Ball’un ruh hali, böylesi dikkat çeken bir hareketin önde gelen bir siması olmak ile kalabalıklardan kaçıp kendi içine çekilmek arasında sürekli gidip geldiğinden, iki kere Dada’yı ve Zürih’i terk etmişti.

Bu durum da, Dada’nın Tristan Tzara önderliğinde ortaya çıkan bir hareket olarak yayılmasına neden oldu.

Gelelim elimizdeki kitaba…

Hugo Ball’un 1910-1922 yılları arasında kaleme aldığı kişisel günlüğü ‘Die Flucht aus der Zeit’, Türkçe adıyla ‘Zamanın Dışına Kaçış’, ilk kez 1927’de yayınlandı.

Günlük, özellikle Ball’un, içinde bulunduğu Dada hareketi ile yaşadığı dönemin estetik ve siyasi başkaldırılarına odaklanıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Dada’nın ortaya çıktığı siyaset, sanat ve düşünce atmosferini aydınlatan önemli olaylar, anılar ve değerlendirmeler barındırması.

Hans Richter, Dada’nın doğumunu ve gelişimini aktaran en güzel gözlemlerin Ball’un günlüğünde saklı olduğunu söylemişti.

Kitabın, Türkçeye ilk kez çevrildiğini de özellikle belirtmekte fayda var.

  • Künye: Hugo Ball – Zamanın Dışına Kaçış, çeviren: Sibel Erduman, Paris Yayınları, günlük, 344 sayfa, 2017

Sabri Kaliç – Tarihimizdeki Garip Olaylar 2 (2015)

Yaradılış efsanesinden Alemdar Mustafa Paşa’nın sıra dışı intiharına, açlık greviyle ölen vezirden kadınlardan nefret eden padişaha, Osmanlı’da esir ticaretinden cellatlık mesleğine ve Osmanlı’da modern tıbba, tarihin birbirinden garip ve ilginç olaylarına doğru bir yolculuk.

Sabri Kaliç, ‘Tarihimizdeki Garip Olaylar’ın bu ikinci kitabı, Osmanlı mirasına farklı bir pencereden bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Sabri Kaliç – Tarihimizdeki Garip Olaylar 2, Maya Kitap

Fatih Yazıcı – Azınlık Okullarında Tarih Eğitimi ve Çokkültürlülük (2015)

Cumhuriyet tarihini, farklılıkların ötekileştirildiği bir süreç olarak irdeleyen bir inceleme.

Çokkültürlü eğitim koşulları, Türkiye’nin kültürel farklılıklara karşı takındığı olumsuz tutumumun kökenleri, 1931-2012 yılları arasında tarih kitaplarında çokkültürlülüğe nasıl yer verildiği, kitabın konuları arasında.

  • Künye: Fatih Yazıcı – Azınlık Okullarında Tarih Eğitimi ve Çokkültürlülük, Yeni İnsan Yayınevi

Henri Lefebvre – Sosyalist Dünya Görüşü: Marksizm (2009)

Henri Lefebvre, ‘Sosyalist Dünya Görüşü: Marksizm’ başlıklı bu küçük eserini 1948’de yayımlamış, eserin ilk Türkçe çevirisi ise 1965 yılında yapılmıştı.

Fransız düşünür bu kitabında, kapsamlı bir Marksizm incelemesine girişerek Marksizmin felsefe, tarihsel maddecilik, ahlak, sosyoloji, iktisat ve siyaset konularına getirdiği yorumları temel yönleriyle okura sunuyor.

Marksizm konusunda pratik bir el kitabı niteliğindeki çalışmasında Lefebvre, “Marksizmi aşma tasarısının galiba pek bir anlamı da yok, geleceği de; çünkü Marksizm kendi kendini aşan bir dünya görüşüdür…” diyerek, Marksizmin aşıldığı iddialarını da yanıtsız bırakmıyor.

  • Künye: Henri Lefebvre – Sosyalist Dünya Görüşü: Marksizm, çeviren: G. Doğan Görsev, Yordam Kitap, siyaset, 156 sayfa

Mehmet Kurt – Türkiye’de Hizbullah (2015)

1990’larda Kürt coğrafyasındaki insanlık dışı faaliyetleriyle hatırlanan Hizbullah’ın bir sosyal olgu olarak serüveni, bu çalışmada kapsamlı bir şekilde izleniyor.

Hizbullah’ın kurulduğu tarihsel şartlardan Hizbullah üyelerinde gündelik yaşam pratiklerine ve Hizbullah hikâye ve romanlarında toplumsal belleğin inşasına pek çok ilginç ve önemli konu, birebir görüşmelerle de zenginleşmiş bu sosyolojik çalışmada ele alınıyor.

  • Künye: Mehmet Kurt – Türkiye’de Hizbullah, İletişim Yayınları

Michael Albert – Mümkün Ütopya (2018)

İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen bir hareketi nasıl inşa edebiliriz?

Michael Albert’ın şahane çalışması ‘Mümkün Ütopya’, muhalefetin bugün içinde bulunduğu çıkmazları çok iyi analiz eden ve bundan çıkmanın yeni yollarını anlatan heyecan uyandırıcı bir çalışma.

“Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli.” diyen Albert, şu an için en acil ihtiyacımızın, anlık zaferlerin ötesinde, yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanımlar olduğunu söylüyor.

Kitap, yeni bir toplum yaratmak için yola çıkan aktivistlerin, toplumsal değişime nereden başlayacağını, nihai hedeflerinin neler olması gerektiğini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gidebileceklerini çok açık ve net biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Aşağıdaki soruların yanıtını yanıt arayanların, muhakkak bakması gereken bir kitap:

  • Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?
  • Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?
  • Kendimizi nasıl örgütleriz?
  • Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?
  • İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Michael Albert’ın bu önemli kitabının, Noam Chomsky’nin önsözüyle açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Michael Albert – Mümkün Ütopya, çeviren: Barış Baysal, Kolektif Kitap, siyaset, 304 sayfa, 2018

Brian Innes – İşkencenin Tarihi (2018)

İşkence bireyin haklarına ve itibarına ahlaksız ve alçakça bir müdahale, insanlık adına işlenen çok büyük bir suç ve hiçbir geçerli mazereti olmayan ve olamayacak bir eylemdir.

Fakat ne yazık ki, işkenceye bugün de, bir itiraf ettirme ve sindirme aracı olarak her fırsatta başvuruluyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün sıklıkla ortaya koyduğu gibi, vahşet sadece devletin düşmanları üzerinde değil, bizzat devletin zorbalarının hedefi olmuş masumların üzerinde de uygulanıyor.

Brian Innes bu kapsamlı incelemesinde, eski Yunan ve Roma İmparatorluğu’nda işkenceden Guantanamo esir kampındaki işkencelere kadar, geniş bir zaman diliminde işkencenin tarihini anlatıyor.

Kitap, işkencenin tarihini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda düşünürlerin, siyasetçilerin, devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının işkenceye bakışlarındaki dönüşümü de kayıt altına alıyor.

Kitapta,

  • Eski Yunan ve Roma’da işkence,
  • Engizisyon mahkemelerindeki işkenceler,
  • İspanyol engizisyonu,
  • İngiltere ve sömürgelerindeki işkenceler,
  • Avrupa’da cadı avı dönemindeki kan donduran işkenceler,
  • Çin, Japonya ve Hindistan’da işkence,
  • yüzyılda işkence,
  • 11 Eylül saldırılarından sonra işkence,
  • IŞİD’in gerçekleştirdiği işkenceler
  • İşkencelerde kullanılan yöntemler,
  • İşkence aletleri,
  • Ve 20. yüzyılla birlikte geliştirilen psikolojik işkence yöntemleri gibi konular ele alınıyor.

İşkencenin tarihini, kurbanların çektiği eziyetleri ve yüzyıllar boyunca bu eziyeti ortaya çıkaran belirli aletleri ve yöntemleri anlatan önemli bir kitap.

  • Künye: Brian Innes – İşkencenin Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, tarih, 254 sayfa

Bruno Cany – Filozof-Sanatçının Rönesansı (2018)

Bruno Cany’nin bu kısa ama etkili çalışması, Nietzsche’nin bir süre tutkulu bir biçimde ortaya koyduğu “filozof-sanatçı” kavramından yola çıkarak Platon’dan bugüne sanatçı-felsefe konusunda yürütülen tartışmalara önemli katkı sunuyor.

Cany, kitabın ilk bölümünde, Nietzsche’nin “filozof-sanatçı” kavramını, metafizik resmin yaratıcısı olarak kabul edilen Giorgio de Chirico’nun çalışmalarında ortaya konan düşüncenin görselleştirilmesi kavramıyla karşılaştırıyor.

Cany bunun yanı sıra, Jean-Pierre Faye’in fikirleri üzerinden “felsefi anlatı”yı, Platon ve Nietzscheci anlamda “düşünce tiyatrosu”nu, Eisenstein ve Artaud bağlamında “total imaj” pragmatiği gibi, sanatçı-felsefe kavramının alanına giren kimi ilgi çekici konuları da tartışıyor.

  • Künye: Bruno Cany – Filozof-Sanatçının Rönesansı, çeviren: Sevgi Türker Terlemez, Kırmızı Yayınları, sanat, 158 sayfa, 2018

 

İlyas Halil – Baharı Yitirdiğim Bahçe (2015)

Birçoğu 1950’lerin Orta Avrupa kentlerinde geçen, egemen bakışın ötekileştirdiği kesimlerin yaşamına, Ermenilerin, Rumların ve Romanların dünyasına inen öyküler.

Mersin ve Çukurova’nın da ağırlığını hissettirdiği öykülerde, Garabet’ten Ohannes’e, Boyansin Ramazan’dan İvana Daryas’a, bu ülkenin kadim renkleri kendi hikâyeleriyle arz-ı endam ediyor.

  • Künye: İlyas Halil – Baharı Yitirdiğim Bahçe, Ürün Yayınları