Wartkes Tewekelyan – Tehlikeli Bir Hayat (2009)

‘Hayatın Anlamı’, Wartkes Tewekelyan’ın Türkçeye daha önce çevrilen bir romanıydı.

Tewekelyan söz konusu romanında, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, 1908 yılından başlayarak dünyanın birçok coğrafyasına uzanan büyük felaketinin izini sürüyordu.

Yazar, ‘Hayatın Anlamı’nın devamı olarak düşünülebilecek elimizdeki romanda da, o dönemi anlatmaya devam ediyor.

Osmanlı’da yaşayan Ermenilerin Yunanistan, Beyrut, Sovyetler Birliği gibi ülkelere kaçışı, Ermenistan’ın kuruluşu ve 2. Dünya Savaşı, romanın başkahramanı İvan Yegoroviç’in gözünden anlatılıyor.

  • Künye: Wartkes Tewekelyan – Tehlikeli Bir Hayat, çeviren: Gül Sabar, Pencere Yayınları, roman, 329 sayfa

Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine (2009)

‘Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine’, Alman filozof Arthur Schopenhauer’un iki makalesini bir araya getiriyor.

İnsanı en ahlaksız ve en bencil varlık olarak tanımlayan Schopenhauer, günümüz dünyasını maskeli baloya benzetir.

Filozof, maskeli balonun devam ettiğine dair en iyi işaretin de, “Alçaklığın gördüğü himaye, erdemin çektiği aldırmazlık, hakikate ve büyük yeteneklere tahammülsüzlük hatta garazkârlık, bilim adamlarının kendi sahasındaki cehaleti, halis mamullerin neredeyse her zaman aşağılanması ve sadece sahtelerinin baş tacı edilmesi”dir.

Schopenhauer, böylesi bir toplumda ahlak, hukuk ve siyasetin nasıl hayat bulacağını irdeliyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 127 sayfa

Martin Ford – Robotların Yükselişi (2018)

Makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla pek çok insanın nasıl işlerini kaybettiği konusunda bilgi ve deneyim sahibi olsak da, yapay zekânın bu anlamda yaratacağı sonuçları tam anlamıyla idrak ettiğimiz söylenemez.

Yapay zekâ, şimdilerde bize daha ziyade keyifli ve eğlenceli yönleriyle görünse de, aslında uygulamaya geçildiğinde, birçok kişiyi işinden edecek bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Hem de, öyle küçümsenecek bir tehlike değildir bu.

Martin Ford da ‘Robotların Yükselişi’nde, yapay zekânın istihdam alanlarını insansızlaştırması sonucunda muazzam bir işsizlik ve eşitsizlik dalgası riskiyle karşı karşıya olduğumuzu, daha da kötüsü, bizzat tüketici ekonomisinin çökebileceğini belirtiyor.

Ford’da göre, teknoloji bugün öylesine korkutucu bir boyut almıştır ki, artık yüksek eğitim ve maharet gerektiren işler dahi yapay zekânın tehdidi altındadır.

Yazar, bilgi teknolojisi sayesinde bazı şeyler ucuzlasa da, yapay zekânın, yani teknolojinin ilerlemesi nedeniyle mavi ve beyaz yakalı işlerin buharlaşacağını, orta sınıf ailelerin büyük bir krize savrulacağını söylüyor.

Ford’un kitabı, korkutucu gerçekler anlatıyor, fakat aynı zamanda, gelecekte bugünkünden de korkunç eşitsizlikler ve ekonomik güvensizlikle boğuşmamamız için neler yapılabileceğini de irdeliyor.

  • Künye: Martin Ford – Robotların Yükselişi: Yapay Zekâ ve İşsiz Bir Gelecek Tehlikesi, çeviren: Cem Duran, Kronik Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2018

Mustafa Özbilgen – Endüstrileşme Sürecinde Bilgi Birikiminin Öyküsü (2009)

Mustafa Özbilgen ‘Endüstrileşme Sürecinde Bilgi Birikiminin Öyküsü’nde, tarih boyunca teknoloji, endüstri ve eğitim alanında kaydedilen gelişmeleri, kayıpları ve kazanımları anlatıyor.

Özbilgen’in kitabında,

  • Teknoloji yaratabilen ülkelerin hangi nedenlerle ve nasıl organizasyon kurdukları,
  • Araştırma üniversiteleri, teknoparklar ve araştırmaya parasal destek sağlayan kurumların öyküleri,
  • Endüstrileşmenin gelişmesiyle ortaya çıkan standartlaşma, patent, seri üretim, kalite kontrolü ve çevre kirliliği gibi problemler,
  • Ve Türkiye’nin endüstrileşme macerasının nasıl geliştiği gibi konuları irdeliyor.

Künye: Mustafa Özbilgen – Endüstrileşme Sürecinde Bilgi Birikiminin Öyküsü, Arkadaş Yayınevi, bilim, 438 sayfa

Ricardo Piglia – Yok Kent (2018)

Arjantinli yazar Ricardo Piglia’nın, ‘Yok Kent’i, ilk olarak 1992’de yayınlanmıştı.

Fütürist bir dedektif romanı olan ‘Yok Kent’, başkahramanı olan bir muhabirin, bir kadının zihnini ve anılarını içeren sıra dışı bir makineyi bulmasıyla başlar.

Bu makine Arjantin hakkında güncel hikâyeler uydurmaktadır.

Öte yandan bu hikâyelerde, devletin acımasız baskısı da kayıt altına alınmaktadır.

Dolayısıyla makine, polisin yok etmek istediği gerçekleri bir bir ifşa etmektedir.

‘Yok Kent’, bu makine ve makinenin hikâyelerinden yola çıkarak Arjantin’in yakın tarihinde yaşananları gerçeküstü bir dedektif macerasıyla ortaya koyuyor.

İşte, ‘Yok Ülke’nin, Luis Scafati’nin çizimleriyle zenginleşmiş bu grafik roman uyarlaması da, romanın büyülü hikâyesini çizgilerin gücüyle harmanlıyor.

Grafik roman tutkunlarına şiddetle tavsiye edebileceğimiz uyarlama, Ricardo Piglia ile Luis Scafati’nin dehasının harika bir ortaklığı.

  • Künye: Ricardo Piglia – Yok Kent, illüstrasyonlar: Luis Scafati, uyarlama ve önsöz: Pablo de Santis, çeviren: Seda Ersavcı, Aylak Kitap, çizgiroman, 90 sayfa, 2018

Meliha Akay – Ateşin Külü Suyun Mili (2009)

‘Yağmura Tutulanlar’, ‘Gülüşün Gelincik Tarlası’ ve ‘Ya Kaybolursan’, Meliha Akay’ın daha önce yayımlanmış öykü kitapları.

Akay, ilk romanı ‘Ateşin Külü Suyun Mili’nde, iki karakterinin iç içe geçmiş hikâyelerini geri dönüşlerle anlatıyor.

Geride kalmış, dünyanın düzenini alt üst etmiş bir dönemi kurgunun zeminine koyan Akay, bu dönemin iki karakterinin hayatında yarattığı büyük tahribatı ve karakterlerin bu durumdan kurtulma yollarını hikâye ediyor.

Geriye dönmenin mümkün olmadığını gören karakterler, her şeye rağmen en zor yolu seçerek, kendi dünyalarını yeniden kurmaya çalışacaktır.

  • Künye: Meliha Akay – Ateşin Külü Suyun Mili, Pupa Yayınları, roman, 309 sayfa

Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek (2018)

Sara Ahmed’ten, feminizmi bizzat yaşamın içinde konumlandırma, bu yönüyle yaşam ile düşünce arasındaki çatışmayı feminist bir yaşamı öne çıkararak aşma girişimi.

Feminizm birbirimizi nasıl bulduğumuzdur.” diyen Ahmed, feminist bir yaşam sürdürmenin biricik yolunun, en başta her şeyi, ama her şeyi sorgulamakla başlayacağını belirtiyor.

Ahmed burada,

  • Ne adil ne de eşit olan bir dünyada, başka bir deyişle feminist olmayan ve feminizme karşı bir dünyada, nasıl daha iyi yaşanabileceği,
  • Diğerleriyle nasıl daha eşit ilişkiler yaratılabileceği,
  • Ve toplumsal sistemler tarafından desteklenmeyenleri veya daha az desteklenenleri desteklemenin yollarının nasıl bulunacağı gibi konularda etik sorular soruyor.

Yazar, zengin bir teorik çerçeve içinde ve bizzat kendi feminist olma deneyiminden edindiklerinden de hareketle, bu sorulara yanıt arıyor.

Savunduğu değerleri yalnızca zihninde yaşamakla yetinmeyip, bunları hayatına da yedirebilmek isteyen her feministin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 394 sayfa, 2018

Alaeddin Asna – İletişim Hayattır: Alaeddin Asna Kitabı (2009)

‘İletişim Hayattır’, eski adıyla “halkla münasebetler”, şimdiki adıyla halkla ilişkiler sektörünün duayenlerinden Alaeddin Asna ile yapılan uzun soluklu bir söyleşiden oluşuyor.

İstanbul’daki çocukluğundan Amerika’daki halkla ilişkiler eğitimine ve ardından Türkiye’ye dönüşte halkla ilişkiler alanında yaptığı çalışmalara kadar birçok konuyu anlatan Asna, aynı zamanda Türkiye’nin 1940’lardan 2000’li yılları arasında yaşadığı değişimleri de okurla paylaşıyor.

Savaşlar, tek partiden çok partili sisteme geçiş, darbeler, Berlin Duvarı’nın kuruluşu ve yıkılışı, 6-7 Eylül olayları gibi yakın tarihin birçok olayı, Asna’nın tanıklığıyla okura sunuluyor.

  • Künye: Alaeddin Asna – İletişim Hayattır: Alaeddin Asna Kitabı, söyleşi: Deniz Gökçe İnceoğlu, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 376 sayfa

Enis Batur – Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları (2009)

‘Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları’, Enis Batur’un 1972-1982 yılları arasındaki on yıllık sürede yazdığı şiirlerinden yapılmış bir seçme.

Kitapta yer alan ‘Ölü’m’ isimli şiir şöyle:

“İnatçı bir gölge gibi ardımda

iz sürdü ölüm. Gece sonu

bir pusuydu gece. Kapılar

kapalı, pervazlarda sızıntı

bile esirgenmiş, sessizlik

arttıkça artıyor; bir döşek,

bir kâse çorba, bir çift

yumuşak söz için seyiriyor

içim.

 

Dostlar uyuyorsunuz! Derin

ve kilitli. Sabah bir dürtüyle

uyanacak ve sürdüreceksiniz

tekerleğin çevrimini.

Rue de la Vieille Lanterne, bin

sekiz yüz altmış sekiz. Ben

Prometheus: Sizin için salacağım

ateşe küsüyorum.”

  • Künye: Enis Batur – Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları, Kırmızı Yayınları, şiir, 179 sayfa

Mehmet İnanç Turan – Yaşanmamış Sosyalizm (2009)

Mehmet İnanç Turan ‘Yaşanmamış Sosyalizm’ başlıklı bu kitabında, SSCB deneyimi üzerinden, sosyalizmin başarısızlığında rol oynayan teoriyi ve politikayı inceliyor; solun bu çözülüşü uzun boylu düşünerek, tartışması ve bundan gerekli sonuçları nasıl çıkarabileceğini tartışıyor.

Turan, Sovyetler Birliği’nde, Marksist teorinin bir dönemden sonra bozulmaya, yozlaşmaya başladığını ve Sovyetler’in bu nedenle bir geçiş toplumu olduğunu iddia ediyor.

“Kökü görmek demek özü görmek demektir.” diyen yazar, yozlaşmaya neden olduğunu söylediği teorik ve politik etkenlerin kaynağına inmeye çalışıyor ve ardından, günümüz sol siyasetin bundan nasıl dersler çıkarılabileceğine odaklanıyor.

  • Künye: Mehmet İnanç Turan – Yaşanmamış Sosyalizm, Yordam Kitap, siyaset, 175 sayfa