Kolektif – Charlie Chaplin (2009)

Kevin J. Hayes’in derlediği ‘Charlie Chaplin’, muhalif sinemacılığın usta isimlerinden Charlie Chaplin’le yapılmış söyleşilerden oluşuyor.

Doğallık, komedinin en büyük şartıdır. diyen Chaplin’le, henüz tanındığı 1915 yılından, ününün doruğunda olduğu 1967 yılına kadar yapılan yirmi dört söyleşiyi barındıran kitap, Chaplin sinemasının evrelerine gelişim dönemlerine dair önemli ayrıntılar sunmalarıyla dikkat çekiyor.

Kitapta, Hayes’in kaleme aldığı kapsamlı bir sunuş yazısının yanı sıra, Chaplin’in kronolojisi ve filmografisi de bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Charlie Chaplin, derleyen: Kevin J. Hayes, çeviren: Hira Doğrul ve Ahmet Ergenç, Agora Kitaplığı, sinema, 202 sayfa

Michael Morpurgo – Kayıp Zamanlar (2009)

Michael Morpurgo ‘Kayıp Zamanlar’da, büyük acılara sebep olan Birinci Dünya Savaşı’nın, bir ailenin kaderini nasıl korkunç bir şekilde etkilediğini hikâye ediyor.

Tommo ve ağabeyi Charlie, İngiliz ordusunda savaşa çağrılan iki kardeştir.

Firar etmek, korkaklık veya nöbet esnasında uyumak suçlarından askerlerin kurşuna dizildiği bu dönemde, Ağabey Charlie de, korkaklıkla suçlanarak kurşuna dizilecektir.

Savaşın yarattığı telafi edilemez acılar ile ağabeyin kaybedilmesinden sonra ailenin yaşadığı yıkımın dokunaklı hikâyesi, küçük kardeş Tommo’nun gözünden anlatılıyor.

  • Künye: Michael Morpurgo – Kayıp Zamanlar, çeviren: Arif Cem Ünver, Tudem Yayın Grubu, roman, 191 sayfa

Kolektif – Polisiye Öyküler (2018)

Genç okurları hedefleyen bu derleme, yerli ve yabancı, eski ve yeni birçok yazarın suç ve polisiye temalı öykülerini bir araya getiriyor.

Suç-ceza, adalet, gerilim ve macera örülü bu öyküler, gençlerin içindeki dedektifi uyandırmaya aday.

Okur bu öyküleri okurken, kâh suçun işleniş anını zihninde canlandırıyor, kâh olay mahallindeki bir ipucunu keşfediyor ve kâh suçun işlenişinin ardındaki nedenleri çözümlüyor.

İshak Reyna’nın derlediği kitapta öykülerine yer verilen yazarlar ise şöyle:

Edgar Allan Poe, Arthur Conan Doyle, Maurice Leblanc, G. K. Chesterton, Agatha Christie, Şavkar Altınel, Behlül Dânâ, Server Bedi (Peyami Safa), Erol Üyepazarcı, Max Aub, Georges Simenon, Leonardo Sciascia, Çetin Altan, Sevil Atasoy, Celil Oker, Nihan Taştekin, Cenk Çalışır, Algan Sezgintüredi, Çağatay Yaşmut ve Çağan Dikenelli.

  • Künye: Kolektif – Polisiye Öyküler, derleyen: İshak Reyna, Kelime Yayınları, gençlik, 310 sayfa, 2018

 

Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938 (2018)

Freud hakkındaki bilgilerimiz, kendisinin Spinoza’yı pek bilmediğini, en azından okumamış olduğunu düşündürüyor.

Çok nadiren bahseder Spinoza’dan.

‘Leonardo da Vinci’nin Bir Çocukluk Anısı’nda (1910) müphem bir imada bulunur: “Leonardo’nun gelişiminin Spinozacı düşünme biçimine yaklaştığı gibi bir saptamaya kalkışabiliriz.”

Ne demek istemiş? Anlamak mümkün değil.

Michel Juffé’nin elimizdeki özgün çalışması ise, Freud ile Spinoza arasındaki hayali mektuplaşmalar üzerinden ikisinin de eserlerine yeni bir ışık tutuyor ve yepyeni gelişmelere, bildiğimiz Spinoza ve Freud’dan daha ötesine götüren fikirlere kapı aralıyor.

On altı mektuptan oluşan yazışma, bir yıldan biraz fazla sürüyor.

Yazışmaya başladıklarında Freud’un iki buçuk yıllık ömrü kalmıştır ve Avrupa’yı kasıp kavuracak fırtınanın gelişini görmektedir.

Spinoza’nın ise sadece bir yılı vardır.

Bu iki ünlü düşünürün metinlerini birbiriyle konuşturan Juffé, böylece iki düşünürün ortak noktalarının neler olduğunu, ayrıca ayrıldıkları noktaları gözler önüne seriyor, bunu yanı sıra, birbirlerinin düşüncelerine getirecekleri eleştirilerin neler olabileceğini irdeliyor.

Kitap her şeyden önce felsefe ve psikanalizin ilgi çekici bir karşılaşması niyetine okunmalı.

  • Künye: Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938, çeviren: Siren İdemen, Metis Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2018

Yener Orkunoğlu – Marksizm, Milliyetçilik ve Demokratik Ulus (2018)

Milliyetçilik, özgürlüğün önündeki en büyük engel.

Peki, felsefi açıdan bu denli zayıf olduğu halde, milliyetçilik neden ve nasıl etkin bir politik güç haline geldi?

Yener Orkunoğlu’nun bu nitelikli çalışması, son iki yüz elli yılda millet ve milliyetçilik üzerine ünlü düşünürlerin dile getirdiği görüşleri bir araya getirmesiyle büyük öneme haiz.

Orkunoğlu çalışmasında bunu yapmakla yetinmiyor, aynı zamanda 19. yüzyılda milliyetçiliğin gerçek bir analizinin yapılamamasının ve ihmal edilmesinin nedenlerini araştırıyor, milliyetçiliğin dayandığı ilkeleri gözler önüne seriyor ve milliyetçiliğin gücünü kıracak önemli bir tez olarak Demokratik Ulus tezinin neden savunulması gerektiğini detaylı bir perspektifle tartışıyor.

Modern çağın dini olan milliyetçiliğin güçlü olması ve ona karşı ideolojik mücadelenin yavaşlığı, cesaretimizi kırmamalıdır. Milliyetçi ideolojiye karşı mücadeleye girişenler, en küçük başarılardan memnun olmalı, uzun sürecek olan bu mücadelede hem kararlı hem sabırlı olmayı öğrenmelidirler.” diyen Orkunoğlu, bu mücadelenin bir yolu olarak, uzunca bir süredir moda haline gelmiş post-modern ideolojilere taviz vermeden, Marksist teoriyi çıkış noktası olarak alıyor.

  • Künye: Yener Orkunoğlu – Marksizm, Milliyetçilik ve Demokratik Ulus, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2018

Yusuf Goz – Açık Pozisyon (2009)

Yusuf Goz, dikkat çeken eseri ‘Açık Pozisyon’da, 1992-2000 yılları arasında, Türkiye’de piyasa neslinin doğuşunu anlatıyor.

Bir bankanın fon yönetim bölümünde çalışmaya başlayan Yusuf Goz, kısa bir süre içinde, çoğu insanın hayatı boyunca göremeyeceği heyecanlar, paralar, trajediler ve ihanetler gördüğünü söylüyor.

Daha sonra sektörü terk eden Goz, kendisiyle aynı şeyleri yaşamış, tek tuşa basarak milyon dolarları alıp satan genç insanların birbirleriyle paylaştıkları ilginç anekdotları, yaşanmışlıkları bu kitapta bir araya getiriyor.

Goz, 1990’larla birlikte zirve yapan “piyasa nesli”ni, ekonomik krizleri ve para piyasalarının nasıl şekillendiğini, iyi gözlemlerle anlatıyor.

  • Künye: Yusuf Goz – Açık Pozisyon: Türkiye’de Piyasa Neslinin Doğuşu, İletişim Yayınları, anı, 168 sayfa

Carlo Ginzburg – Tahta Gözler (2009)

California Üniversitesi’nde İtalyan Rönesansı Araştırmaları profesörü olarak çalışan Carlo Ginzburg, ‘Tahta Gözler’de, bireyle şeyler arasındaki ilişkide mesafenin, uzaklıkla yakınlık arasındaki dengenin nasıl kurulacağına odaklanıyor.

Katolik bir ülkede doğup büyümüş bir Yahudi olduğunu ve Yahudilik kimliğinin baskı sonucu ortaya çıktığını söyleyen Ginzburg, mesafe üzerine düşünmeye, ait olduğu çoklu geleneği irdelemekle başlamış.

Aşinalık, yadırgatıcılık, perspektif, temsil, imge ve mit kavramlarından hareket eden yazar, ilkçağdan günümüze değin, dengeli mesafenin kurulabilme imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Carlo Ginzburg – Tahta Gözler: Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce, çeviren: Aysun Şişik, Metis Yayınları, felsefe, 278 sayfa

Kolektif – Cumhuriyet ve Modernleşme (2015)

Cumhuriyet ve modernleşme meselesi, kimi zaman gerilimi yükselen tartışmalara konu olageldi.

Bu kitap ise, söz konusu tartışmaları çok yönlü bir yaklaşımla bir araya getiriyor.

Siyasetten iletişime, hukuktan ekonomiye uzanan geniş bir perspektif eşliğinde, Türkiye’nin son yüzyılına bakmak isteyenlere önerilir.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyet ve Modernleşme, editör: Ahmet Emre Ateş, Doğu Kitabevi

Chris Anderson ve David Sally – Rakamlar Oyunu (2018)

Futbolu anlamak ve izlemek için rakamların söylediklerini yorumlamaya ne dersiniz?

İki yazarlı ‘Rakamlar Oyunu’, tam da bunu ele almasıyla, her futbolseverin dikkatini çekecek türden bir çalışma.

Eski bir kaleci olan ve daha sonra futbol istatistikleri uzmanına dönüşen Chris Anderson ile davranış analisti David Sally, bize rakamların neden çok önemli olduğunu, birçok örnek ve uygulama üzerinden açıklıyor.

  • Kornerler ne ölçüde değerli?
  • Maçlarda, en çok kaçıncı gol hayati önemdedir?
  • Topa sahip olmak, gerçek galibiyeti garanti altına alır mı?
  • Bir oyuncunun değeri, rakamlara başvurularak nasıl ölçülür?

Anderson ve Sally, bu soruların yanıtlarını ararken, futbol oyununu rakamlarla nasıl izleyeceğimizi, daha doğrusu bir futbol maçını oyuncusundan teknik direktörüne, rakamların yol göstericiliğinde okuyabilmemizin yollarını adım adım anlatıyor.

Kitabın, Önder Özen’in aydınlatıcı sunumuyla açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Chris Anderson ve David Sally – Rakamlar Oyunu: Futbol Hakkında Bildiğiniz Her Şey Neden Yanlıştır, çeviren: Egemen Özkan, İthaki Yayınları, futbol, 400 sayfa, 2018

Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı (2018)

Prof. Dr. Doğan Şenocak’ı bilen bilir.

Kendisi çok, çok iyi bir doktordur.

Mesela, sizi muayene etmeden önce, artık bugünün doktorlarında pek göremediğimiz şekilde, iyice bir dinler, kendisinin tabiriyle, “hikâyenizi” öğrenir.

İyi bir dinleyicidir, muayenesi sohbetle, muhabbetle devam eder.

Bu muhabbetin içinde kitaplar vardır, sanat vardır ve hayatı güzel, anlamlı ve estetik kılan başkaca birçok şey daha vardır.

İşte Şenocak’ın, alt başlığı “Ars longa vita brevis…”, yani “Sanat uzun, hayat kısa…” olan bu kitabı da, tam da o güzel muhabbeti yazıya döken, doktorluğun neden yalnızca tıbbi bilgiden ibaret olmadığını, tamı tamına bir sanat olduğunu anlatan bir metin olmasıyla değerli.

Kitabını, tam de kendisine yakışır şekilde Hipokrat’ın özdeyişleriyle harmanlayan Şenocak, tıbbın neden bir sanat olduğunu ve tüm bir yaşamın bu sanatı öğrenmek için neden yetemeyeceğini, kendi doktorluk sürecinden edindiği deneyimlerle zenginleştirerek anlatıyor.

“Doğru doktorluk nasıl olmalı?” sorusunun yanıtını arayan her okurun ve söylemeye bile gerek yok, mesleğini bir sanat olarak icra etmek isteyen her hekimin okuması gereken bir yapıt.

  • Künye: Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı, Doğan Kitap, sağlık, 200 sayfa, 2018