Mahfi Eğilmez – Değişim Sürecinde Türkiye (2018)

Osmanlı’dan bu yana bizde yaşanan sosyo-ekonomik evrimin karakteristik özellikleri nelerdir?

Daha önce okuru aydınlatan farklı çalışmalarıyla bildiğimiz Mahfi Eğilmez, bize özgü ahbap-çavuş kapitalizmini karşılaştırmalı bir yaklaşımla değerlendiriyor.

2000’lerde, bilhassa küresel krizden sonraki süreçte, dünyada köklü değişimler yaşandı.

Gittikçe bozulan bir sistem olduğu halde, kapitalizmin giderek tek ekonomik model haline gelmesinin yanı sıra, Çin’in yükselişi, Rusya’nın yeniden süper güç olma çabaları ve bunlara ek olarak Trump’ın başkan seçilmesiyle küreselleşmeye karşı korumacı politikalara dönmeyi planlaması, bunlardan yalnızca birkaçı.

Türkiye’ye baktığımızda ise, AKP iktidarıyla beraber yaşanan dönüşümler, sonuçlarına bakıldığında bunlardan bütün bu olanlardan çok daha fazla etkili oldu.

Eski değerler ve yaklaşımlar altüst oldu, toplum bölündü ve ekonomi de doğal olarak bundan nasibini aldı.

İşte Eğilmez’in çalışması, Osmanlı’dan günümüze uzanan bir perspektifle, söz konusu köklü değişimin nedenlerini ve bizi nereye sürüklediğini irdeliyor, 2000’li yıllarda küresel sistemde ve Türkiye’de yaşadığımız sosyal, kültürel ve ekonomik değişimin nasıl oluştuğunu ve bunların beraberinde getirdiği sonuçları derinlemesine analiz ediyor.

  • Künye: Mahfi Eğilmez – Değişim Sürecinde Türkiye: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sosyo-Ekonomik Bir Değerlendirme, Remzi Kitabevi, ekonomi, 248 sayfa, 2018

Habib Bektaş – Söz Kulağa Yazı Uzağa (2015)

Atasözleri, kültürün ve yaşayışların aktarıcısı olduğu kadar, dilin rengidir.

Bektaş da atasözlerini, genç okurlar için özgün ve çağdaş öykülerle anlatıyor.

Kitap, Homeros’tan Orhan Murat Arıburnu’na, mitolojiden sözlü kültürün zenginliklerine, bu kültürün beslendiği ana kaynaklara sırtını yaslıyor.

Bolca deyim, deyiş ve yerel söyleyiş eşliğinde.

  • Künye: Habib Bektaş – Söz Kulağa Yazı Uzağa: Öykülerle Atasözleri, Tudem Yayın Grubu

Ali Haydar Saygılı – Kızılbaş Alevi Rönesansı (2015)

Aleviliğe dair kimlik tartışmalarının yoğunlaştığı son zamanlarda, bu tartışmaya tarihsel ve güncel boyutuyla Kızılbaş Aleviliğini inceleyerek katkıda bulunan ilgi çekici bir inceleme.

Aleviliğin toplumsal, inançsal ve siyasal değişimi, Cem Vakfı çizgisi, demokratik Alevi hareketi ve Kürt sorunu, Ali Haydar Saygılı’nın burada tartıştığı kimi konular.

  • Künye: Ali Haydar Saygılı – Kızılbaş Alevi Rönesansı, Ceylan Yayınları

Aykut Küçükkaya – Yüzyılın Yolsuzluk Oyunu (2009)

AKP’yle ilgili yolsuzluk iddialarındaki artış, herkesin malumu.

Cumhuriyet gazetesinde uzun bir süre Deniz Feneri’ni, Yimpaş’ı ve Kombassan’ı yazan Aykut Küçükkaya da, ‘Yüzyılın Yolsuzluk Oyunu’ başlıklı çalışmasında, bu yolsuzluk iddialarının en dikkat çekicilerinden olan AKP ile Deniz Feneri arasındaki ilişkinin izini sürüyor.

Yazar, Alman mahkemesince “yüzyılın bağış skandalı” olarak tanımlanan Deniz Feneri e.V davasının siyasî ilişkiler ağının kimlere ve nerelere uzandığını anlatıyor.

Söz konusu bağlantıları, 1989-2009 zaman aralığında irdeleyen Küçükkaya, süreci kapsamlı bir şekilde incelerken, öne çıkan aktörleri de isim isim açıklıyor.

  • Künye: Aykut Küçükkaya – Yüzyılın Yolsuzluk Oyunu, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 174 sayfa

Stefo Benlisoy – İstanbul’un Irgatları (2018)

“Türkiye işçileri, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar ve Türkler, elinizi verin, iş kollarınızdaki sendikalarda sosyalistçe birleşin; çünkü o görkemli çıkarlarınızı ancak böyle müdafaa edebileceksiniz.” – O Ergatis Gazetesi, 1910

İkinci Meşrutiyet döneminde örgütlenmiş, ağırlığını Rumların oluşturduğu Türkiye Sosyalist Merkezi, İstanbul’un ilk sosyalist kurumu sayılır.

Stefo Benlisoy’un elimizdeki nitelikli incelemesi, söz konusu örgütün kuruluşu ve çalışmalarını kapsamlı bir bakışla irdeliyor, ayrıca dönemin siyasi ve toplumsal bir fotoğrafını da çekerek önemli bir boşluğu dolduruyor.

Çalışmanın odağında ise, Türkiye Sosyalist Merkezi’nin Haziran 1910’da yayımlamaya başladığı on beş günlük O Ergatis (Irgat) adlı gazete yer alıyor.

Türkiye Sosyalist Merkezi’nin önemi, İstanbul’da dikkat çekici bir işçi mücadelesi yaratmasının yanı sıra, Osmanlı’nın başkentinde güçlü bir grev dalgasının ortaya çıkışında önemli rol üstlenmesi, ayrıca daha sonra Türkiye ve Yunanistan’da güç kazanacak bir işçi kuşağını yaratmayı başarmasıdır.

Benlisoy, bu özgün hareketi merkeze alarak İstanbul’daki ilk 1 Mayıs kutlamasını, Osmanlı meclisindeki sosyalizm tartışmalarını, Bomonti çocuk işçilerini, ilk sosyalist kadın örgütlenmesini ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Ezilenlerin geleneğinde önemli yer tutan bu hareketi ve ülkenin işçi mücadele tarihinin önemli bir aşamasını merak edenler bu çalışmayı sevecektir.

  • Künye: Stefo Benlisoy – İstanbul’un Irgatları: II. Meşrutiyet’te Sosyalist Bir İşçi Örgütü, İstos Yayın, tarih, 200 sayfa, 2018

Ilan Pappé – İsrail Hakkında On Mit (2018)

Bu kitap hakkında yazmaya başlamadan önce, şunu vurgulayalım:

Ilan Pappé , sürgünde yaşayan ve İsrail’in Filistin’de yürüttüğü politikalara karşı çıkan önemli bir tarihçi.

Aynı zamanda empati sahibi bir İsrailli aydın olarak Pappé, çalışmalarında hep Filistin’den yana tavır koydu.

Pappé’nin elimizdeki kitabı ise, İsrail-Filistin sorunuyla yeni yeni ilgilenmeye başlayanlar için aydınlatıcı bir rehber.

Kitap her şeyden önce, İsrail tarafından dillendirilen mitlerin, Filistin halkı üzerinde kurduğu baskıyı sürdürmek için nasıl muazzam bir propaganda yürüttüğünü ve İsrail tarafından yapılan bu dayatmaların Batılı ülkelerce nasıl da sorgusuz sualsiz kabul edildiğini gözler önüne seriyor.

  • Balfour Deklarasyonu döneminde Filistin boş bir ülke miydi?
  • Siyonizm nasıl oluştu ve ulus inşasının erken dönemlerinde nasıl roller üstlendi?
  • Filistinliler, 1948’de anavatanlarını gönüllü bir şekilde mi terk etti?
  • Haziran 1967’deki büyük savaş, hep söylenegeldiği gibi “seçeneksiz bir savaş” mıydı?
  • İsrail Ortadoğu’daki tek demokrasi midir?
  • Siyonizm, Musevilik ve sömürgecilik arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

Pappé, bu sorulara tatmin edici yanıtlar verirken, aynı zamanda İsrail’in nasıl kötücül bir propaganda mekanizmaları oluşturarak Filistin’deki varlığını meşruymuş gibi gösterdiğini de ortaya koyuyor.

Bölgeyi daha iyi kavramak ve İsrail-Filistin sorunu hakkında aydınlanmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Ilan Pappé – İsrail Hakkında On Mit, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, siyaset, 224 sayfa, 2018

Yasin Durak – Emeğin Tevekkülü (2018)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Nisan tarihli AKP grup toplantısında şöyle demişti:

“Sanayicilere sesleniyorum. Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor.”

Yasin Durak’ın, şimdi ikinci baskısı yapılan ‘Emeğin Tevekkülü’ de, Konya’daki çalışma ilişkilerindeki “dindar-muhafazakâr” görünüm üzerinden, Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik-politik seyrinde, eşitsizliği pekiştiren uygulamaların büyük ölçüde neo-liberal İslamcı iktidar bloğu eliyle yürütüldüğünü gözler önüne seriyor.

Her şey bir yana, sadece 2000’li yıllar dahi, dindar-muhafazakârlığın neo-liberal kapitalizme bağlılık yemini ettiğinin ispatı olarak karşımızda duruyor.

Neoliberalist kapitalist vahşet, sınır tanımıyor.

Fakat her seferinde, bu vahşetten çıkar sağlayanlar, var olan eşitsizliği bin bir türlü oyunla örtbas ediyor.

İşte Türkiye’de bu oyunların en öne çıkanlarından biri de, din faktörüdür.

Bu kitaba katılan görüşmecilerden biri şöyle diyor:

“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…”

Durak’ın önemli çalışması, dindarlığın, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkilediğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor ve dinsel sosyalleşmenin, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya nasıl elverişli bir zemin oluşturduğunu gözler önüne seriyor.

Durak’ın değerlendirmeleri, Konya Organize Sanayi Sitesi’ndeki işçi-işveren ilişkileri üzerine yaptığı sağlam bir araştırmaya dayanıyor.

  • Künye: Yasin Durak – Emeğin Tevekkülü: Konya’da İşçi-İşveren İlişkileri ve Dindarlık, İletişim Yayınları, sosyoloji, 144 sayfa, 2018

André Gide – Pastoral Senfoni (2009)

Çağdaş Fransız romancılarından André Gide’in, adını Beethoven’in en önemli eserlerinden olan ‘Pastoral Senfoni’den alan bu metni, Protestan bir papazın, kör bir kız olan Gertrude’u koruma altına almasını, yetiştirmesini ve ona âşık olmasını anlatıyor.

Gide’in klasik eseri, papazın kıza hissettiği aşkın yanı sıra, diğer aile üyelerinin dünyalarına da uzanarak, okura çok katmanlı, zengin bir metin sunuyor.

Gide’in kendi hayatına göndermelerle dolu ve dolayısıyla otobiyografik özellikler de taşıyan bu kısa kitabı, hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına iniyor, böylece çok sesli bir senfoniye dönüşüyor.

  • Künye: André Gide – Pastoral Senfoni, çeviren: Buket Yılmaz, Timaş Yayınları, günlük, 95 sayfa

Ergun Türkcan – Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika (2009)

Ergun Türkcan, TÜBİTAK’ta geçirdiği uzun yılların deneyimiyle kaleme aldığı ‘Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika’da, belli bir kronolojik sırayla bilim, teknoloji, sosyoloji ve kültür etkileşimlerinin sebep sonuç ilişkisine odaklanıyor.

“Niçin bazı toplumlarda bilim ve teknoloji hızla gelişmiştir de bazılarında gelişememiştir?” sorusundan hareketle Türkcan, dünya ve Türkiye’den örnekler vererek bu sorunun yanıtını arıyor.

Dünyada bilim ve teknolojinin ilerlemesi; teknolojik gelişmenin dönüm noktaları; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze değin Türkiye’nin bilim ve teknoloji tarihi, kitabın çerçevesini oluşturuyor.

Bu başarılı çalışmanın 2009 Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Ergun Türkcan – Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, bilim, 716 sayfa

Giovanni Arrighi – Adam Smith Pekin’de (2009)

Giovanni Arrighi ‘Adam Smith Pekin’de başlıklı bu özgün çalışmasında, küresel politik ekonominin merkez üssünün Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya kayışını, ünlü iktisatçı Adam Smith’in iktisadi gelişme teorisi ışığında yorumluyor.

Arrighi, Çin’in, Doğu Asya’da yaşanan iktisadi rönesansın lideri olarak ortaya çıkışını, yeni-muhafazakâr, yani Yeni Amerikan Yüzyılı’nın yükselişi ve çöküşü ekseninde inceliyor.

Arrighi, Yeni Amerikan Yüzyılı’nın hüsranla sonuçlanması ve Çin’in ekonomik gelişmede sağladığı başarısının, Smith’in, dünyadaki uygarlıklar arasında eşitliğe dayalı bir dünya-pazar toplumu vizyonunun gerçekleşmesini olası kıldığını savunuyor.

  • Künye: Giovanni Arrighi – Adam Smith Pekin’de, çeviren: İbrahim Yıldız, Yordam Kitap, iktisat, 416 sayfa