Eric Van Lustbader – Bourne’un İhaneti (2009)

Eric Van Lustbader, ‘Bourne’un İhaneti’nde, Robert Ludlum’un yarattığı başarılı ajan karakteri Jason Bourne’un polisiye-gerilim türü maceralarından yenisini sunuyor.

Roman, Bourne’un, arkadaşı Martin Lindros’un ölümünü araştırmasını ve bu aşamada, güçlü bir örgütle karşı karşıya gelişini hikâye ediyor.

Etiyopya’da bir kaçakçılığı kontrol eden Lindros, gizemli bir şekilde ortadan kaybolur.

Bourne, arkadaşının izini sürerken, dünya çapında örgütlenmiş, teknolojik açıdan üstün silahlarla donanmış bir örgütü karşısında bulur.

Bourne, kendisi üzerinden ABD’yi yıkmayı tasarlayan bu örgüte karşı, bir ölüm-kalım savaşı vermek zorundadır.

  • Künye: Eric Van Lustbader – Bourne’un İhaneti, çeviren: Esat Ören, Altın Kitaplar, roman, 511 sayfa

David Fromkin – Avrupa’da Son Yaz (2015)

1914’te Avrupa’da patlayan savaş, Afrika, Ortadoğu, Asya, Pasifik ülkeleri ve Amerika’lara kadar yansıdı.

Peki bu savaşı başlatan asıl etkenler nelerdi?

David Fromkin bu nitelikli incelemesinde, Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand suikastıyla birlikte 1914 yazında yaşananların, bütün dünyayı kasıp kavuran bir fırtınaya nasıl dönüştüğünü, dünya tarihini nasıl bambaşka bir yönde biçimlendirdiğini analiz ediyor.

  • Künye: David Fromkin – Avrupa’da Son Yaz, çeviren: Ahmet Şükrü Durukan, Alfa Yayınları

Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız (2015)

Hernán Rivera Letelier’den, sinema büyüsünün ruhunu ele geçirdiği küçük bir kızın büyülü hikâyesi.

Şili’nin küçük bir kasabasında yaşayan on bir yaşındaki María Margarita’nın, sinema filmlerini orijinal bir üslupla aktarma yeteneği vardır.

Yeni gelen her filme gönderilen Margarita, gördüklerini sıra dışı hayal gücüyle harmanlayarak kasabalılara anlatır.

‘Film Anlatıcısı Kız’, hikâye anlatmak ve hayal gücü üzerine güçlü roman.

  • Künye: Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız, çeviren: Süleyman Doğru, Doğan Kitap

Agnes Dick Ramsay – 19. Yüzyıl Sonlarında Türkiye’de Günlük Yaşam (2015)

1880’den 1914’e kadar çoğu Anadolu yollarında olmak üzere, Osmanlı ülkesinde yaşamış Agnes Dick Ramsay’in dönemin insani ilişkileri ve gündelik hayatı konusunda gözlem ve deneyimleri.

Ramsay’in İzmir’den Afyon’a, Isparta’dan Kilikya’ya uzanan yolculuğunda, o zamanların Anadolu’suna dair ilgi çekici birçok gözlem bulunmakta.

  • Künye: Agnes Dick Ramsay – 19. Yüzyıl Sonlarında Türkiye’de Günlük Yaşam, çeviren: Raziye Çakıcıoğlu Oban ve Ercan Uyanık, Say Yayınları

Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1 (2018)

Hegel’in Heidelberg Üniversitesi’nde verdiği derslerin ürünü olan ‘Felsefe Tarihi’nin bu ilk cildi, Grek felsefesini bir baştan diğer başa kuşatan, altın değerinde bir kaynak.

Hegel, Thales’ten Platon’a, Parmenides’ten Plotinus’a ve Aristo’ya, bu özgün felsefenin ana aktörlerini ve bu felsefi anlayışının beslendiği ana kaynakları irdeliyor.

Yunan felsefesine ilişkin buradaki değerlendirmenin, tam da bu büyük düşünüre yakışır cinsten olduğunu ayrıca vurgulamamız gerekiyor.

Zira Hegel, 2 bin 500 yıllık felsefe tarihinde bir dönüm noktası olan Grek felsefesinin temel yönelim ve eğilimlerini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin felsefesini ve filozoflarını felsefe tarihi içindeki yerlerini açıklığa kavuşturuyor, bunları sıkı bir ilişkisellik içinde tartışıyor.

  • Künye: Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1: Thales’ten Platon’a Grek Felsefesi, çeviren: Doğan Barış Kılınç, Nota Bene Yayınları, felsefe, 440 sayfa, 2018

Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük (2018)

‘Toprak ve Özgürlük’, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketin neoliberalizme karşı geliştirdiği mücadeleler hakkında güncel ve ufuk açıcı bir çalışma.

Leandro Vergara-Camus, bu iki hareketin yirmi yılı aşkın sürede gerçekleştirdiklerinin kapsamlı bir dökümünü yaptığı gibi, bu başarıların bugün için ne gibi alternatif toplumsal modeller sunduğunu tartışıyor.

Chiapas Zapatistaları sadece neoliberalizmin topraksızlaştırmasına karşı yürütülen bir mücadele değil, aynı zamanda Meksika’nın yerlisi olan ve topraklarından zorla sürülen halkın dil, kültür ve yaşamlarını güvence altına alma mücadelesini de veriyor.

Zapatist hareket, özerk bölgeler biçimindeki örgütlenme, kendini yönetme deneyimiyle de öne çıkıyor.

Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) de, daha değişken bir toplumsal kesim üzerinde yükseliyor.

Hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanıyor.

MST mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme.

İşte bu kitap da, ilk kez Zapatista ve MST hareketlerini kapsamlı bir şekilde karşılaştırması ve böylece küreselleşen piyasa güçlerine karşı güncel iki direnişe ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 400 sayfa, 2018

John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler (2018)

On sekizinci yüzyılın sonundan bu yana milliyetçilik, birçok açıdan başat siyasi doktrin haline geldi. Bireylerin ait oldukları devleti seçme hakkı, yani, kendi grup kimliği bilincine karşılık gelen teritoryal siyasi yapıları kurmak, siyasi çözümlemenin esas temasını oluşturdu.

Milliyetçilik ve etnik kimlik üzerine yaptığı öncü çalışmalarla bilinen John Alexander Armstrong’un ufuk açıcı çalışması ‘Milliyetçilikten Önce Milletler’ ise, Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun bir kısmından diğerine dikkate değer ölçüde değişen hâkim siyasi yapıların oluşturulmasında etnik kimlik bilincinin başat güç haline gelmesinden önceki dönemde, milliyetçiliğin eşiğinde durmasıyla dikkat çekiyor.

Armstrong’un çalışması, sembollerin, mitlerin, dillerin, dinlerin bireyleri birbirlerine bağlayıp bir “aidiyet” kurmada hangi şartlarda ve nasıl etkili olduklarını, yerleşik yaşamı oluşturmada nasıl işlevsellik kazandıklarını gözler önüne sermesiyle tarih alanına çok önemli bir katkı sunuyor.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Teritoryal yaşamın ortaya çıkışı,
  • Etnisite ve yaşam biçimi,
  • Medeni kimlik ve kent uygarlığı,
  • İmparatorluk ve siyasi kurumları,
  • İslam’da inanç ve imparatorluk kimliği,
  • Batı Avrupa’da imparatorluk miti,
  • İmparatorluk yönetiminin Batı’daki yansımaları,
  • Dini ve etnodinsel kimlikler,
  • Doğu ve Batı kiliseleri arasında yarılma,
  • Siyasi kurumlarda dilsel kodlar…

Armstrong’un kitabı, özellikle bugün çokça tartışılan “kimlik” meselesini ve kimlik siyasetlerini daha iyi kavramamıza olanak sağlayacak bir perspektif sunmasıyla çok önemli.

  • Künye: John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler, çeviren: S. Erdem Türközü, İletişim Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2018

Mehmet Akif Ersoy – Mehmet Akif’in Mektupları (2009)

Yusuf Turan Günaydın’ın hazırladığı ‘Mehmet Âkif’in Mektupları’, şairin çeşitli dergi, kitap ve gazetelerde yayımlanmış mektupları ile döneminin önde gelen isimlerine yazdığı mektupları bir araya getiriyor.

Bu mektuplar, yakın tarih için önemli birer kaynak olmalarının yanı sıra, Türkiye edebiyatının bu özgün isminin duygusal, edebi ve düşünsel dünyasına dair önemli ipuçları barındırmalarıyla da ilgi çekiyor.

Kitapta Âkif’in, ailesine gönderdiği mektupların yanı sıra, Eşref Edib, Mahir İz, Şerif Muhiddin Targan, Kuşçubaşı Eşref Sencer, Fuat Şemsi İnan, Rizeli Taşçıoğlu Süleyman Efendi, Şefik Kolaylı, Hacı Hafız Ömer Aköz, Hafız Âsım Şakir Gören, Prenses Emine Abbas gibi isimlere gönderdiği mektuplar da yer alıyor.

  • Künye: Mehmet Akif Ersoy – Mehmet Akif’in Mektupları, hazırlayan: Yusuf Turan Günaydın, Ebabil Yayınları, mektup, 153 sayfa

Şener Aksu – Dağ Martısı (2009)

Şener Aksu ‘Dağ Martısı’ romanında, Yahya isimli karakterinin yurduna dönmesi üzerinden, Artvin’in Ardanuç dağlarında yok olmaya yüz tutmuş yaşamları, sözlü kültürü ve göçebe hayatını anlatıyor.

Yahya’nın ninesi, 1. Dünya Savaşı’nda Ruslardan kaçarak Adana’ya yerleşmiştir.

Uzun yıllardan sonra Artvin’e dönebilen kadın, bu sefer de Almanya’ya işçi olarak giden ailesinin yanına yerleşir.

Sürekli Artvin’deki köyünden ve dağlardan söz eden kadına, torunu Yahya, onu yurduna götüreceği sözü verir.

Kısa bir süre sonra ninenin ölmesi, bir ömre yayılan hayalin gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırır.

Bu aşamada Yahya, ninesinin hayali gerçekleştirmek adına Ardanuç’a, dağ köyü Göleşen’e gidecektir.

  • Künye: Şener Aksu – Dağ Martısı, Umuttepe Yayınları, roman, 340 sayfa

Kolektif – Hrant Dink Cinayeti (2009)

Cem Küçük’ün editörlüğünü üstlendiği ‘Hrant Dink Cinayeti’, Hrant Dink’i aramızdan alan 19 Ocak 2007 tarihindeki korkunç cinayete dair Mehmet Altan, Etyen Mahçupyan, Avni Özgürel ve Yasemin Çongar’la yapılmış röportajlardan oluşuyor.

Dink cinayetini bütün boyutlarıyla ele alan röportajlar, okurun aklını kurcalayan bazı sorulara da yanıt veriyor.

Elde edilen istihbarat, Emniyet’ten Jandarma’ya kadar neredeyse herkesin Dink’in öldürüleceğini bildiğini gösteriyor.

İşte, iyi bir bellek tazeleme fırsatı sunan bu röportajlar, cinayetin işlendiği siyasî havayı yorumlarken, göz göre göre gelen bir cinayetin, vicdanlarda nasıl bir tahribata yol açtığını da gösteriyor.

  • Künye: Kolektif – Hrant Dink Cinayeti, editör: Cem Küçük, Profil Yayınları, röportaj, 128 sayfa