David Graeber – Borç (2015)

 

Paranın keşfine dair şu ana kadarki tezler, bu aracın takas sistemine çare olarak yaratıldığı yönünde.

Fakat antropolog David Graeber’e göre, paranın icadından çok önce, insanlar gelişkin bir kredi sistemine sahipti, kredi sınıflı toplumun yükselişiyle ortaya çıktı ve o günden başlayarak borç ve borç affı politik tartışmaların ana konusunu oluşturdu.

Graeber ‘Borç’ta, sorgulamadan kabul ettiğimiz bu fikirleri ustalıkla tersine çeviriyor: Tarıma dayalı ilk toplumların ortaya çıkışına kadar, yani madeni ya da kâğıt paranın icadından çok daha önce, insanlar gelişkin bir kredi sistemiyle yaşayıp, mallarını bu yolla değiş tokuş ediyorlardı.

Ne olduysa sonra oldu, toplumlar alacaklı ve borçlu olarak ikiye bölündü.

Öyle ki, antik döneme ait hukuksal ve dini belli başlı eserlerin lisanını ve kavramlarını, kökü geçmişe uzanan bu borç tartışmaları şekillendirmiş, dahası, ahlaki ve felsefi temel değerlere de son biçimini vermiştir.

Öte yandan sayısız halk hareketini de tetiklemiştir.

Graeber, halklar olarak bugün hâlâ aynı savaşın pençesinde kıvrandığımızı gösteriyor.

Kitap, bunun gibi, paraya dair algımızı sorgulamamıza vesile olacak ilginç tezlerle öne çıkıyor.

  • Künye: David Graeber – Borç, çeviren: Muammer Pehlivan, Everest Yayınları

Kolektif – Marx’ın Para Kuramı (2018)

Karl Marx’ın para kuramı, üzerinden çokça zaman geçmesine rağmen halen tartışılmaya devam edilecek kadar önemli.

Bu kitapta bir araya getirilen on dört makale de, çoğunlukla Marx’ın en büyük başarılarından biri olarak övülen para kuramına dair güncel değerlendirmeler sunuyor.

Kitabın yazarları, bu kuramın güçlü ve zayıf yanlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdikleri gibi, kuramın klasik veya neoklasik iktisatçıların kuramlarına karşı neden bu denli başarılı olabildiğini de tartışıyor.

Kitapta yer alan kimi konular şöyle:

  • Marx’ın kuramında paranın meta doğası,
  • Tarihsel bakış açısından Marx’ın para kuramı,
  • Marx’ın kredi para kuramlarına getirdiği itirazlar,
  • Marx’ın para kuramının uzantıları ve yeniden inşaları,
  • Marx’ın para kuramı ve dönüşüm sorunu,
  • Marx’ın dünya parası kuramı…

Künye: Kolektif – Marx’ın Para Kuramı: Modern Değerlendirmeler, editör: Fred Moseley, çeviren: Aydın Ördek, Heretik Yayıncılık, 370 sayfa, iktisat, 2018

 

Michel Foucault – Ölüm ve Labirent (2018)

1877-1933 arasında yaşamış Raymond Roussel,  çağdaş Fransız yazınının en büyük öncüleri arasında yer alır.

Roussel o denli etkili olmuştur ki, gerçeküstücüler onun özgün imgelem yeteneğini göklere çıkarmışlardır.

Bunun yanı sıra “Yeni Roman” akımının önde gelen iki ismi olan Alain Robbe-Grillet ve Michel Butor da, Roussel’in dehasına hayran kalmıştır.

Böylesi bir etkilenme, Michel Foucault için de geçerli ki, elimizdeki bu çalışmasının tümünü Roussel’e ayırmıştır.

Foucault, şimdi ikinci baskısı yapılan bu kitabında, dilin doğası ile dış dünya arasındaki etkileşimi ya da kendisinin kavramsallaştırmasıyla “kelimeler” ve “şeyler” arasındaki ilişkiyi, Roussel’in yapıtları bağlamında irdeliyor.

Foucault, edebiyatı bir estetik dışavurum biçimi olarak değil, daha çok bir deneyim alanı olarak tasavvur ediyor ve buradan yola çıkarak Roussel’in yapıtları üzerinden dilin doğasına dair kapsamlı bir sorgulama yürütüyor.

Foucault, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın da ancak ölümle mümkün olduğunu savunuyor.

Foucault, Roussel’in de, hem yapıtları hem de intiharıyla, kendisinin bu tezini ispat ettiğini düşünüyor.

  • Künye: Michel Foucault – Ölüm ve Labirent, çeviren: Savaş Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 158 sayfa, 2018

Burak Onaran – Padişahı Devirmek (2018)

Burak Onaran’ın bu önemli çalışması, payitaht İstanbul’da, padişahı devirmek üzere isyan planları yaparken 1859 ve 1867 yıllarında ortaya çıkarılmış olan, Kuleli ve Meslek (Meslek Cemiyeti) isimleriyle bilinen isyanları yeni bir bakışla değerlendiriyor.

Bu isyanlar önemliydi, zira 17. yüzyılın başından beri yeniçerilerin 1826 yılındaki ilgasını takip eden dönemde hükümdarın iktidardan düşürülmesi veya öldürülmesi hedefine yönelik ilk girişimlerdi.

Kitap bu yönüyle, yeniçerilerin artık sahnede olmadığı dönemde Osmanlı padişahını devirmeyi hedefleyen yeni tür isyanlar ve isyancılar üzerine bir inceleme olarak okunmalı.

Daha önce yapılmış, bu isyanlara dair çalışmalar, daha çok isyanın elebaşlarına odaklanmakla sınırlı kalmışlardı.

Onaran’ın çalışması ise, bu iki siyasi isyanın tarihini yeniden yazdığı gibi, isyanların özgün yapılarını, işleyişlerini ve stratejilerini mercek altına alıyor ve mensuplarının siyasi taleplerine, motivasyonlarına ve sosyal profillerine ışık tutuyor.

Her iki isyanın özgün yönlerini 1850’li ve 1860’lı yıllardaki toplumsal ve siyasi dönüşümler bağlamında sorgulayan kitabın, özellikle Osmanlı’da siyasi alanın söz konusu dönemde geçirdiği değişimlerin daha iyi anlaşılmasına büyük katkı sağlayacağını söyleyebiliriz.

Künye: Burak Onaran – Padişahı Devirmek: Osmanlı Islahat Çağında Düzen ve Muhalefet, çeviren: Saadet Özen, İletişim Yayınları, tarih, 430 sayfa, 2018

İrem Güler – Kafa (2015)

Toplumun beklentileri, bizim gelecek hayallerimiz ve gündelik hayatın hayal kırıklıkları kolumuzu kanadımızı kırıyor.

İrem Güler’in bu romanında karşımıza çıkardığı ve toplumsal dayatmalardan bunalmış Duygu’nun ise, trajikomik bir biçimde kafası sürekli olarak büyümektedir.

Ancak dışarıdan bakıldığında garip görünen bu durum, Duygu’nun aile, üniversite, kadın olmak, evlilik, para, hastalık gibi konulara daha alaycı yaklaşmasına vesile olmaktadır.

  • Künye: İrem Güler – Kafa, Okuyanus Yayınları

David Nicolle – Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid (2015)

Osmanlı padişahı III. Selim tarafından başlatılan, özellikle orduyu hedefleyen yenilenme hareketi Nizam-ı Cedid, imparatorluğun kaderine ne gibi etkilerde bulundu?

David Nicolle’den 1793-1826 yılları arasında Osmanlı’nın askeri potansiyeline, merkezdeki ve taşradaki askeri yapısına dair zengin materyaller barındıran bir değerlendirme.

  • Künye: David Nicolle – Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid, çeviren: Özgür Kolçak, İş Kültür Yayınları

Javier Cercas – Sınırın Yasaları (2015)

Okulda dalga konusu olan, çekingen mi çekingen Ignacio Cañas’ın suç dünyasının dehlizlerinde değişen, dönüşen, tepetaklak olan hayatı.

Tesadüf eseri, Zarco ve Tere ile karşılaşan Cañas, bu iki serseriden adeta büyülenir.

Bu tanışma Cañas’a, kapkaçtan hırsızlığa ve soyguna uzanan hızlı ve tehlikeli bir hayatı armağan eder.

  • Künye: Javier Cercas – Sınırın Yasaları, çeviren: Süleyman Doğru, Everest Yayınları

M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi (2018)

Suriye’de 2011’den beri devam eden savaş, pek çok Suriyelinin ülkelerinden kaçmasına ve insanlık onurunu ayaklar altına alan şartlarda yaşamasına neden oldu.

Ülkelerinden kaçan Suriyelilerin önemli bir kısmı da, şu an Türkiye’de.

İşin asıl tuhaf ve bu yönüyle sorun teşkil eden tarafı ise, göçmen sorununun aşılması konusunda ne iktidarın ne de muhalefetin hâlihazırda doğru düzgün bir politika ortaya koyamamış olması.

İşte Prof. Dr. Murat Erdoğan’ın tasarladığı ve her yıl uygulanması planlanan ‘Suriyeliler Barometresi’, bu soruna hem sosyolojik hem de politik anlamda bir çözüm bulunmasının imkânlarını sorgulamasıyla önemli bir boşluğu doldurmaya aday.

Konuyu hem Türk toplumu hem de Suriyeliler açısından ele alan Erdoğan, ortak toplumsal yaşamın dinamiklerinin ne olduğunu ortaya koyuyor.

26 ilde Türk vatandaşları ve Suriyelilerle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, var olan sorunu kapsamlı bir şekilde tanımladığı gibi, hak temelli, insan onuruna yakışacak ve huzurlu bir ortak geleceğin zemini için neler yapılması gerektiğini adım adım açıklıyor.

  • Künye: M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi: Suriyelilerle Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 196 sayfa, 2018

Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü (2018)

Yirminci yüzyıl modernist edebiyatın öncülerinden Gertrude Stein, uzun yıllarını birlikte geçirdiği Alice B. Toklas’ın gözünden Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Yirminci yüzyılın başındaki Paris’te bir araya gelen ve o zaman adları pek bilinmeyen bir dizi genç sanatçı ve edebiyatçının yaşadıkları çevre hakkında aydınlatıcı ve keyifli bir metin olarak okunabilecek kitap, Picasso, Matisse, Gris, Braque, Apollinaire, Ernest Hemingway ve Sherwood Anderson gibi isimleri karşımıza çıkarıyor.

Kitap, büyük bir yıkımının Avrupa’yı kasıp kavurduğu bu dönemde, kendi edebi ve sanatsal eserlerinin ilk nüvelerini yaratmaya koyulan, her şeye rağmen ümidini kaybetmeyen yenilikçi bir kuşağın dünyasından ayrıntılar sunmasıyla önemli.

Bu yönüyle döneme dair bilgilendirici bir kültür tarihi kitabı okunabilecek kitap, ustaca betimlenen bir yaratıcılık atmosferi içinde, 20. yüzyıl başlarının pek çok ünlü adayı canlı portre çizimleri ve eğlendirici anekdotlarla arzı endam ediyor.

Dönemin kültür olayları, sanatçıların bir Bohem yaşantısı içinde sürdürdükleri yaratma savaşımları, I. Dünya Savaşı’nın getirdiği değişimler, yazarın kendi yaşamı ve yaratıcılık süreciyle iç içe anlatılıyor.

Gertrude Stein, kendine has edebiyat denemeleriyle bilinir.

Bu kitabı da, yazarın bu sıra dışı tarzından tam olarak bağımsız düşünmek mümkün değil.

Stein, ayrıksı birtakım dil kullanımlarıyla, incelikli ve soyut anlatım biçimini burada da görüyoruz.

Bizdeki ilk baskısı 1992’de yapılan kitap, uzun zamandır temin edilemiyordu.

Bu yeni baskının Stein hayranlarını sevindireceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü, çeviren: Nesrin Kasap, Metis Yayınları, anlatı, 280 sayfa, 2018

 

Kolektif – Faşizm Üzerine (2018)

Faşizm Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımın ardından ortaya çıktı ve tüm dünyayı kendi halklarını da kapsayan daha da yıkıcı ve canice bir savaşa sürükledi.

Peki, faşist hareketlerin doğuşunun altında hangi güçler yatar?

Küreselleşmeyle ve eski Yugoslavya’daki, Afganistan’daki, Irak’taki savaşlarla açıkça sergilenen yeni emperyalist saldırıyla nasıl bir ilişki kuruyorlar?

İşte elimizdeki bu harika derleme, bu iki soruya da tatmin edici yanıtlar veren makaleler sunmasıyla alan için altın değerinde bir kaynak.

Kitabın birinci kısmındaki yazılar, Alman faşizmi üzerine savaş sonrası Marksist akademik yazının belli başlı isimlerinden bazılarını bir araya getiriyor.

İkinci ve üçüncü kısımlar, iki savaş arası döneme odaklanıyor.

İkinci kısım, komünist hareketin önde gelen figürlerinin, İtalyan, Macar ve Alman faşizmini veya genel olarak faşizm olgusunu analiz eden yazılarını bir araya getiriyor.

Üçüncü kısım ise, faşist ideolojinin görünürde masum ve kuşku uyandırmayan yollarla insanların zihinlerini ele geçirmeye başladığı bir mecra olan “kültür” alanına bakıyor.

Derlemenin önemli katkılarından biri de, genel olarak faşizmi tarihsel bir perspektifle irdelese de, günümüzdeki faşist hareketler ve rejimlerin olasılık ve nitelikleriyle ilgili bazı soruları da ortaya koyması.

Kitapta makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Pätzold, Michal Kalecki, Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason.

  • Künye: Kolektif – Faşizm Üzerine: Önlenebilir Yükseliş, hazırlayan: Margit Köves ve Shaswati Mazumdar, çeviren: Ezgi Kaya, Yordam Kitap, siyaset, 366 sayfa, 2018