David Graeber – Demokrasi Projesi (2018)

Bir zamanlar dünyanın dört bir tarafında heyecan yaratmış demokrasi, bugün yalnızca imtiyazlı azınlığın, yani para babalarının çıkarlarına öncelik veren bir sistem haline gelmiş durumda.

David Graeber ilgi çekici çalışması ‘Demokrasi Projesi’nde, demokrasinin Antik Yunan’dan bugüne geçirdiği dönüşümün kapsamlı bir hikâyesi ekseninde, özellikle “Wall Street’i İşgal Et!” (Occupy Wall Street!) gibi çığır açıcı hareketlerin demokrasiyi daha iyi yönde dönüştürme potansiyelini tartışıyor.

Graeber burada, ağırlıklı olarak zengin yüzde 1’lik kesimin çıkarlarından yana tavır koyan, halkın geriye kalan yüzde 99’luk kesiminin sorunlarıyla ilgilenmeyen Amerikan demokrasisine odaklanıyor.

Graeber’e göre, bu ülkede demokrasi bir umut olmaktan çıkıp halkın geleceğini karartan bir sisteme dönüşmüştür.

Yazar, demokrasinin bu krizden kurtulmasının tek yolunun, haklarının bilincinde ve örgütlü olan bir toplum olduğunu düşünüyor.

Bu bağlamda Antik Yunan’da demokrasi fikrinin gelişimi, ABD’nin kuruluşu ve 20. yüzyılda demokrasinin karşı karşıya geldiği çıkmazlar gibi demokrasi tarihinin dönüm noktalarını derinlemesine irdeleyen Graeber, oydaşma, eşitlik ve katılımcılık üzerine inşa edilmiş yeni bir toplumun geleceği nasıl kurabileceğini anlatıyor.

  • Künye: David Graeber – Demokrasi Projesi: Tarihçe, Bunalım, Hareket, çeviren: Burak Esen, Everest Yayınları, siyaset, 294 sayfa, 2018

Kolektif – Viking Dünyası (2015)

Hem Vikinglerin anayurtlarını hem de kendi ülkeleri dışındaki bölgeler üzerindeki etkilerini irdeleyen, barındırdığı çok sayıda veriyle de ilgi çeken bir inceleme.

Arkeolojiden filolojiye, tarihten nümizmatiğe ve karşılaştırmalı din çalışmalarına pek çok alandan gelen yaklaşık 70 yazarın değerlendirmelerini barındıran kitap, Vikinglerin dünyasına daha yakından bakmak isteyenleri cezbedecek türden.

  • Künye: Kolektif – Viking Dünyası, editör: Stefan Brink ve Neil Price, çeviren: Ebru Kılıç, Alfa Yayınları

Peter Linebaugh – Londra İdamları (2015)

On sekizinci yüzyıl İngiltere’sinde, ücretin parasallaştırılmasına ve bunu düzenleyen özel hukuk mülkiyetine meydan okuyan kadın ve erkeklerin darağacına gönderilmelerinin hikâyesi.

Kapitalizmin kitlelerin kanını emerek yükseldiği ve emekle sermaye arasındaki mübadele ilişkisinin ilk kurulduğu zamanların tarihsel/sınıfsal analizi.

Makine Kırıcılık’ adlı harika kitabın yazarı olan Peter Linebaugh’tan, kapitalizmin bugünkü azgın haline nasıl geldiğimizle ilgili yine muhteşem bir inceleme.

  • Künye: Peter Linebaugh – Londra İdamları, çeviren: Çiğdem Demir, Otonom Yayıncılık

Feridun Nadir – Rakı Felsefesine Giriş (2015)

Muhabbeti, sohbeti ve içimiyle, domates salatası, balık, kavun, beyaz peynir ve çiroz gibi mezeleriyle tam bize göre bir içkidir rakı.

Erbabı ve ehlikeyfiyle sofistikedir.

Bu nadide içkinin kültürümüzdeki izleri saymakla bitmez.

Feridun Nadir’in gönüllere muhabbet dolduran bu kitabı, Rakı adabını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitaba, Ece Temelkuran, Vefa Zat ve Refik Durbaş’ın kaleme aldıkları önsöz yazıları da eşlik ediyor.

Keyfimiz daim, muhabbetimiz bol olsun.

  • Künye: Feridun Nadir – Rakı Felsefesine Giriş, Parantez Yayınları

Hannah Arendt – Siyasette Yalan (2018)

Amerika’nın 1945-1967 yılları arasında Vietnam’daki siyasi ve askeri müdahalelerinin tarihçesini konu alan ve Haziran 1971’de sızdırılıp New York Times’ta yayınlanan Pentagon Papers (Pentagon Belgeleri), Johnson hükümetinin bu kirli savaşla ilgili yalnızca kamuoyuna değil, aynı zamanda Kongre’ye de sistematik olarak yalan söylediğini gözler önüne sermişti.

Hannah Arendt de, bu belgelerin sızdırılmasından sonra kaleme aldığı bu önemli makalesinde, yalanların olgusal gerçekliğin yanı sıra, siyaset sahnesini de nasıl kirlettiğini ortaya koyuyor ve bununla nasıl mücadele edilebileceğini irdeliyor.

Arendt’e göre, bugün demokrasinin karşı karşıya kaldığı bu hayati tehlikenin üstesinden gelmenin biricik yolu özgür basın ve özgürlükleri için mücadele eden insanların varlığıdır.

Düşünürün bu tanımına baktığımızda, Türkiye’de şu an ne denli büyük bir çıkmazın içinde bulunduğumuzu çok net şekilde görebiliyoruz.

Kitaba, Cathy Caruth’un, Arendt’in yazdıkları üzerinden yalanın doğası ve siyasi eylemle ilişkisini kapsamlı bir şekilde irdelediği ve bu kitabı tamamlayıcı nitelikte “Yalan ve Tarih” başlıklı muhteşem makalesi de eklenmiş.

  • Künye: Hannah Arendt – Siyasette Yalan: Pentagon Belgeleri Üzerine Düşüneler, çeviren: İmge Oranlı ve Berfu Şeker, Sel Yayıncılık, siyaset, 99 sayfa

Ercan Kesal – Evvel Zaman (2018)

Ercan Kesal’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki muhtar sahnesi, Türkiye sinema tarihinin en unutulmayacak sahnelerindendir.

Fakat, bu film ve Kesal’la ilgili söyleyebileceklerimiz elbette bununla sınırlı değil.

Mesela, Bir Zamanlar Anadolu’da filminin, bizzat Ercan Kesal’ın Anadolu’nun ücra bir yerinde doktorluk yaparken tanık olduğu bir hikâyeye dayandığını biliyoruz.

İşte Kesal’ın elimizdeki kitabı, bunların tümü hakkında.

‘Evvel Zaman’, hem ‘Bir Zamanlar Anadolu’da filminin senaryosu, hem filmin kamera arkası ve hem de hikâyenin geçtiği Anadolu hakkında bir kitap diyebiliriz.

Kesal, filmin hikâyesinin konuşulmaya başlandığı ilk günden filmin yavaş yavaş oluşma sürecine, hikâyenin gelişmeye başlamasından oyuncu seçimine, set sürecinden stüdyoya, film ve hikâye hakkında merak edilen pek çok konuyu bizimle paylaşıyor.

Günü gününe tutulmuş notlarla güzel bir film güncesi.

  • Künye: Ercan Kesal – Evvel Zaman, İletişim Yayınları, sinema, 216 sayfa, 2018

 

Hans Fallada – Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar (2018)

Hayatı Naziler tarafından mahvedilen Hans Fallada, her biri apayrı bir lezzet veren muhteşem romanlarıyla bu iktidarı farklı yönleriyle işlemişti.

‘Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar’ ise, Nazi iktidarının hemen öncesinde, büyük ekonomik sıkıntılarla can çekişen Almanya’nın harika bir fotoğrafını çekiyor.

1928 yılının Almanya’sında, Büyük Buhran’ın beraberinde getirdiği yıkım, halka acımasız vergiler olarak yansır.

Küçük bir Alman kentinde de, açlık ve yoksullukla boğuşan halk huzursuzdur ve kısa bir süre sonra bu huzursuzluğun ateşlediği toplumsal bir ayaklanma meydana gelir.

Roman, asıl olarak bu ayaklanmayı kullanan siyasi bir komplonun ve bu komploda rol alan kişiler ve kurumlar etrafında dönüyor.

Zira bu komplo, ülkeyi adım adım Hitler iktidarına hediyece edecek denli etkili olacaktır.

Fallada, bu komplonun nasıl oluşturulduğunu ve siyasilerin, basının, işçi ve köylü temsilcilerinin bu komploda nasıl rol aldıklarını gerçekçi ve dürüst bir bakışla ortaya koyuyor.

Roman, bizi, dost ve düşmanın birbirine karıştığı, herkesin diğerinden şüphelendiği, kontrollü muhalefetin halkın tepkisini dizginlediği, el altından kirli ittifakların kurulduğu ve bütün bunların koca bir ülkeyi hızla uçuruma doğru sürüklediği 1928 yılının Almanya’sına götürüyor.

Fallada’nın hikâyesi o kadar gerçekçi ki, romanda yaşananların birçoğunun, bugünün Türkiye’sinde yaşananlarla çok benzer olduğunu görüyoruz.

O yüzden ‘Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar’ın asıl gücü, böylesi zamanlar üstü bir güce sahip oluşudur diyebiliriz.

  • Künye: Hans Fallada – Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 860 sayfa, 2018

Kolektif – Okunması Gereken 501 Kitap (2015)

Öğretim görevlileri, yazarlar ve kitapseverlerin önerileriyle derlenmiş, çocuk edebiyatı, klasik edebiyat, tarih, anı, modern edebiyat, bilimkurgu, polisiye ve seyahat türlerinde okuma ufkumuzu geliştirecek 501 kitap önerisi.

Kitapların dolambaçlı labirentinde, alternatif çıkış yolları arayanlara, bu kitabı şiddetle öneriyoruz.

  • Künye: Kolektif – Okunması Gereken 501 Kitap, editör: Emma Beare, çeviren: Selin Dingiloğlu, İş Kültür Yayınları

Nicollo Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler (2009)

‘Prens’ eserinde dile getirdiği, güçlü bir yönetimin nasıl oluşturulabileceğine dair görüşleriyle, “makyavelizm” olarak adlandırılacak yaklaşımın babası Nicollo Machiavelli, temel yapıtlarından ‘Söylevler’ ile okurun karşısına çıkıyor.

Machiavelli’nin cumhuriyetleri, onların kuruluşları ve korunmaları için gerekli rasyonel önlemleri anlattığı kitabı, bir anlamda ‘Prens’teki fikirlerin kaynağını aldığı bir eser olarak da değerlendirilebilir.

Çalışmanın elimizdeki kapsamlı yayımında, burada yer alan bazı fikirlerin, ‘Prens’ ve ‘Savaş Sanatı’ başta olmak üzere, Machiavelli’nin diğer kitaplarında nasıl yer bulduğu da dipnotlarla gösteriliyor.

  • Künye: Niccolò Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler, çeviren: Alev Tolga, Say Yayınları, siyaset, 519 sayfa

Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı (2009)

Erdem Sönmez ‘Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı’nda, Annales Okulu’nun Türkiye’deki tarihyazımına etkilerini, başlangıçtan 1980’e uzanan bir süreçte irdeliyor.

Kitabına, Annales Okulu’ndan önceki tarihçilik ve tarihyazımını anlatarak başlayan Sönmez, ardından okulun tarih ve tarihyazımı anlayışını ele alıyor.

Hemen devamında, Türkiye’deki çağdaş tarihçilik anlayışının izini süren yazar, son olarak da okulun Türkiye’deki tarihyazımına nasıl etkide bulunduğunu, Fuad Köprülü, Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi, Türkiye’de 1980 öncesi sosyal tarihçiliğinin dört önemli isminin tarih anlayışlarından hareketle çözümlüyor.

  • Künye: Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı, Daktylos Yayınları, tarih, 240 sayfa