Stephen Jay Gould – Yaşamın Tüm Çeşitliliği (2009)

Zoolog, jeolog ve Darwin yorumcularından Stephen Jay Gould ‘Yaşamın Tüm Çeşitliliği’nde, insan evrimi konusu üzerinden ilerleme mitosunu irdeliyor.

İnsanın ne yaratılışın tacı, ne de evrimin doruğu olduğunu söyleyen Gould’a göre insan, “evrimin devasa soykütük ağacındaki önemsiz küçücük bir dal”dan başka bir şey değildir.

Bilim adamına göre çokhücreli yaşam biçimleri, balıklar, kuşlar, memeliler ve hatta insan, karmaşık olgular olmalarına rağmen, bir tesadüfün sonucunda oluşmuşlardır.

Yazar buradan hareketle, insanın, evrimin kaçınılmaz bir sonucu olmadığını; karmaşıklığın artışı ile ilerlemenin de, evrimin temel karakteristikleri olmadığını savunuyor.

  • Künye: Stephen Jay Gould – Yaşamın Tüm Çeşitliliği, çeviren: Rahmi G. Öğdül, Versus Kitap, bilim, 315 sayfa

Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan (2018)

Öğrenmede, eğitimde, özellikle de sosyalleşme ve yönelim geliştirme sürecinde maddi eşyanın vazgeçilmez bir önemi var.

Arnd-Michael Nohl da bu ilgi çekici çalışmasında, eşyayla kurduğumuz pratik ilişkinin felsefesi, pedagojisi ve sosyolojisi üzerine düşünüyor.

Nohl, kitabı boyunca şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Örneğin bisiklete binmekte olduğu gibi, eşya için, eşya ile ve eşya aracılığıyla nasıl öğreniriz?
  • Eğimli oturma yerine sahip ergonomik bir sandalye örneğindeki gibi, eşya bizi belli bir beden duruşu almaya nasıl zorlar?
  • İnternetin oluşum sürecinde görüldüğü gibi, eşya bizimle birlikte nasıl değişir, işlevsellikleri nasıl yeni boyutlar kazanır?
  • Üzerinde yazı yazdığımız masa örneğinde olduğu gibi, büyüme sürecimizde eşya nasıl sıradanlaşır?

Nohl, bu ve bunu gibi pek çok soruyu yanıtlıyor ve bunu yaparken de, insan ve eşya ilişkisindeki pedagojik temel süreçler hakkında aydınlatıcı ve keyifli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan: Bir Pratik İlişkinin Felsefesi, Pedagojisi ve Sosyolojisi, çeviren: Özden Saatçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 240 sayfa, 2018

Raymond Williams – Modern Trajedi (2018)

Antik Yunan’dan Rönesans’a, trajedinin fikir ve felsefe olarak gelişimini ortaya koyan çok iyi bir inceleme.

Trajedi fikrinin dört dörtlük bir soykütüğü.

Raymond Williams, edebi bir form olarak trajedinin gündelik deneyime özgü olayları tanımlamak için kullanılan trajediden ayrı ele alınamayacağını vurgular.

Düşünüre göre, trajedi sadece edebi bir türü değil, kendisinin ifadesiyle, “savaş ve toplumsal devrim” gibi kapsamlı tarihsel deneyimleri ve “maden felaketi, perişan olmuş bir aile, başarısız bir kariyer, bir trafik kazası” gibi bireysel deneyimleri de kapsar.

İşte ‘Modern Trajedi’, trajedi kavramını edebi ve kısıtlanma, tahribat, geri dönüş gibi günlük deneyimleri de içine alacak şekilde genişletmesiyle alana çok özgün bir katkı sunmasıyla önemli.

Williams çalışmasına, Yunan tiyatrosundan günümüzde trajedi geleneğini çeşitli şekillerde etkilemeye devam eden 20. yüzyıl tiyatrosu ve anlatısına kadar trajik edebiyatı inceleyerek başlıyor.

Williams ardından, modern trajediyi, devrimci toplumsal dönüşüme içkin ütopyacı umutlar ve onun ardından ortaya çıkan hayal kırıklıklarıyla bağlantılandırıyor.

Williams bu bakımdan modern trajediyi edebi bir türle sınırlamak yerine daha kapsamlı bir bireysel ve kolektif deneyime doğru genişletir.

Yazar ayrıca, Ibsen ve Strindberg tiyatrosunda kapana kısılmış, arzu dolu ama son kertede aciz bireylerden Camus ve Sartre tiyatrosunda varoluşçu kahramanların trajik isyanına kadar trajedinin 20. yüzyılda aldığı çeşitli biçimleri de inceliyor.

  • Künye: Raymond Williams – Modern Trajedi, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, eleştiri, 302 sayfa, 2018

Martin Brasier – Darwin’in Kayıp Dünyası (2018)

Kambriyen patlaması öncesi hayvan yaşamı hakkındaki kanıtları ortaya koyamaması, Darwin’in evrim teorisini geliştirirken karşı karşıya kaldığı en büyük çıkmazdı.

Literatüre “Darwin’in İkilemi” olarak geçen bu durumun, bir nevi evrim teorisinin “kutsal kase”si haline geldiğini söylersek abartmış olmayız.

İşte Martin Brasier da, tamı tamına Kambriyen patlaması öncesinde yaşamış canlı türlerine ait fosilleri aramasıyla bu konuda çok önemli bir çalışmaya imza atmış.

Karayip’ten Sibirya’ya uzanan bu yolculuğunun hikâyesini ve bu yolculuğunun sonuçlarını bizimle paylaşan Braiser, hayvan yaşamı evriminin kayıp halkasının izini sürüyor.

Braiser “Darwin’in İkilemi”ne dair bulduğu çözümü, bugünün canlı çeşitliliğinin karmaşık yapısı ve bu canlı yaşamın kökenleri konusundaki aydınlatıcı bilgiler eşliğinde bize sunuyor.

  • Künye: Martin Brasier – Darwin’in Kayıp Dünyası, çeviren: Cansın Kap, Kolektif Kitap, bilim, 272 sayfa, 2018

Tim Bowler – Nehrin Oğlu (2009)

Tim Bowler, şiir tadında romanı ‘Nehrin Oğlu’nda, ölüm konusunu bir büyükbaba ile torunu arasındaki ilişki üzerinden hikâye ediyor.

Büyükbaba, hasta olmasına, ellerini bile zorla hareket ettirmesine rağmen, hastanede durmayarak, ‘Nehrin Oğlu’ adını verdiği resmini bitirmekte ısrarcı davranır.

Adamın torunu Jess, başlarda büyükbabasının tavrını anlam veremese de, ilerleyen zamanlarda gizemli resmini bitirmesi için ona yardımcı olur.

Romanda bu tamamlanmamış gizemli resim ile nehir, ölüm ve yaşamın metaforu işlevi üstlenir.

Burada ölümü simgeleyen büyükbaba ile yaşamı simgeleyen torun karakterleri, insanın birbirini bütünleyen iki yanı olarak, iç içe geçmiş bir halde sunulur.

  • Künye: Tim Bowler – Nehrin Oğlu, çeviren: Özgür Çallı, Tudem Yayın Grubu, roman, 184 sayfa

 

Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası (2009)

Arzu Terzi, tam adı ‘Bağdat Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi’ olan kitabında, söz konusu bölgenin, Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın şahsi mülkü haline getirilmesi sürecini, döneme ait fotoğraflar ve belgeler eşliğinde veriyor.

Kitapta, bölgede padişah mülkü haline getirilen petrol yatakları, II. Abdülhamid’in bu yatakları işletme imtiyazını alışı, yabancı devletlerin çeşitli şahıslar aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne yaptıkları imtiyaz talepleri, bölgedeki çıkar çatışmaları, Abdülhamid’in bu mücadele karşısında uyguladığı politikalar ve nihayet, padişahın bölgedeki şahsi mülkünün devletleştirilmesi süreci, ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası: Petrol ve Arazi, Timaş Yayınları, tarih, 317 sayfa

Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları (2009)

Pierre Assouline, çoğu yaşamöykülerinden oluşan yirminin üzerinde kitaba imza attı.

Henri Cartier Bresson, Georges Simenon ve Hergé, yazarın biyografilerini kaleme aldığı isimlerden birkaçı.

Assouline’in, ‘Yurttaş Kane’de de geçen bir metafor olan, “Rosebud” ise “gül tomurcuğu” anlamına geliyor.

“Otuz yılı aşkın bir süredir herkeste bu rosebud’ı arıyorum” diyen yazar, bu denemelerinde, Rudyard Kipling, Henri Cartier-Bresson, Paul Celan, Jean Moulin, Lady Diana Spencer, Picasso, Pierre Bonnard gibi isimlerde saklı olan “rosebud”ı, kendisinin deyimiyle “Bizi başkalarına ifşa ederek ele veren o önemsiz şeyi” açığa çıkarmayı amaçlıyor.

  • Künye: Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları, çeviren: Elif Gökteke, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 159 sayfa

Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi (2009)

Hekimlik kariyeri de bulunan Tess Gerritsen, polisiye-gerilim romanı ‘Kemik Bahçesi’nde, günümüzde bulunan bir kadına ait kafatası üzerinden, 19. yüzyılda korkutucu boyutlara ulaşmış kadavra ticaretini hikâye ediyor.

Adli tabip Maura Isles, Julia Hamill’in Massachusetts’deki evinin bahçesinde bulduğu kadın kafatasının izini sürer.

Bu iz sürüş kendisini, 1830’ların Boston’unda yapılan iki cinayete götürecektir.

Cinayetlerin şüphelisi de, Boston Tıp Okulu’nda okuyan yoksul öğrenci Norris Marshall’dır.

Mezar soyguncusu olan ve kadavra ticareti yapan Marshall ise, katili gören tek tanığın izini sürerek masum olduğunu ispat etmeye çalışacaktır.

  • Künye: Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi, çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk, Doğan Kitap, roman, 327 sayfa

Oğuz İnel – Düşünmek Üzerine Düşünmek (2009)

‘Düşünmek Üzerine Düşünmek’te, Oğuz İnel’in, felsefenin yol göstericiliğinde, düşünmek ve düşünce konulu eleştirel denemelerinden oluşuyor.

Üniversitede onlarca yıl öğretim üyeliği yapmış İnel, eğitimcileri de, öğrencilere bir şeyler öğrettiklerini sanırken, aslında asli görevleri olan “düşünmeyi” doğru bir şekilde öğretemediklerini söylüyor ve böylece özeleştirisini yapmayı da ihmal etmiyor.

İnel kolay anlaşılabilir bir üslupla, düşünce tarihinin önemli kaynaklarından yola çıkarak, bazı temel düşünme yöntemleri üzerinde duruyor ve bazı yaygın düşünce hatalarına odaklanıyor; ayrıca, çoğu kişinin hayatında önemli yer tutan kavramları eleştirel bir bakışla değerlendiriyor.

  • Künye: Oğuz İnel – Düşünmek Üzerine Düşünmek, Sobil Yayıncılık, deneme, 168 sayfa

J. Rendel Harris ve Helen B. Harris – Ermeni Mektupları (2009)

İki yazarlı ‘Ermeni Mektupları’, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Anadolu’da, Türklerce Ermenilere yönelik şiddet hareketlerini gözlemleyen 37 mektubu bir araya getiriyor.

Rendel Harris ve eşi Helen Harris, 1896-1897 yılları arasında tanık oldukları şiddet hareketlerini, bu şiddetin kendilerinde uyandırdığı ruhsal, ahlâki ve maddi tepkileri, İngiltere’deki yakınlarına rapor ederler.

Daha sonra mektuplar, İngiliz bir yayınevi tarafından kitaplaştırılacak ve Avrupa’nın dikkatini, Ermenilerin yaşadıkları mağduriyete yöneltecekti.

Osmanlı’nın son döneminde olup bitenlere dair önemli ayrıntılar sunan mektuplar, birer tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: J. Rendel Harris ve Helen B. Harris – Ermeni Mektupları, çeviren: Ömer Öztürk, Yaba Yayınları, mektup, 160 sayfa