Mustafa Yılmazer – Kar ve Köpük (2008)

Mustafa Yılmazer, şiirleriyle olduğu kadar, Bob Dylan, Leonard Cohen ve Patti Smith’ten yaptığı çevirilerle de bilinir.

Yılmazer’in yeni şiirlerinden oluşan ‘Kar ve Köpük’te yer alan ‘Eğiliyor Üzerine Kent’ adlı şiir şöyle:

 

“Sinemalar dağılıyor

Yüzler daha geri gelmemiş

Bir sır söylemek ister gibi

Eğiliyor üzerine kent

 

Dönülüyor gerçeğe yenik bir ordu

Gibi yavaş yavaş. Ah çocuklara film

Seyrettirmemeli, bir kovboy bir savaş

Eğiliyor üzerine kent

 

Akıntıda sürüklenen gece / Tüm bozgun anlarını içine alacak kadar geniş

Karar anı sığmıyor ama

Eğiliyor üzerine kent

 

Neonlara ve farlara sığınanlar

Kuyuya daha düşmeden taş

Büyütmeden bir kırgınlığı

Eğiliyor üzerine kent”

  • Künye: Mustafa Yılmazer – Kar ve Köpük, De Ki Yayınları, şiir, 112 sayfa

Liliane Maury – Piaget ve Çocuk (2008)

Lilian Maury, ‘Piaget ve Çocuk’ta, İsviçreli ünlü psikolog Jean Piaget’in teorileri üzerinden, çocuğun hazır bir dünya karşısındaki konumunu ve tutumunu, iletişim ve etkileşim sorunlarını ele alıyor.

Piaget, çocuğun gözleriyle iletişimi ve içerden dışarıya evreni anlatırken, bu büyüme adaylarının kendilerine has iletişim ve etkileşim süreçlerini anlamaya ve anlatmaya çalışmıştı.

Piaget yaptığı araştırmalar neticesinde, çocukta düşünce ile dil gelişiminin süreklilik içinde olmaktan çok, evrelerden ge­çerek oluştuğunu ve birey-çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını saptamıştı.

Yine, çocuk zihniyetinin yetişki­nin zihniyetiyle hiçbir ilişkisinin olmadığını savunan Piaget, çocuğun mantığının kendine özgü olduğunu söyler.

Maury, Piaget’in bakış açısının günümüzdeki anlamını ele alırken, buna dair yorumlar ile eleştirilerin bir analizini sunuyor.

  • Künye: Liliane Maury – Piaget ve Çocuk, çeviren: Nurten Sarıca, De Ki Yayınları, eğitim, 118 sayfa

Hikmet Uluğbay – İmparatorluktan Cumhuriyete Petropoliik (2008)

  • İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE PETROPOLİTİK, Hikmet Uluğbay, De Ki Yayınları, tarih, 456 sayfa

Hikmet Uluğbay’ın ‘İmparatorluktan Cumhuriyete Petropolitik’inin ilk baskısı 1995 yılında yapılmıştı. Kitabın bu genişletilmiş baskısı da, konu hakkında çok sayıda yeni bilgi ve belgeler barındırmasıyla dikkat çekiyor. Uluğbay çalışmasında, insanın petrolle ilk buluşmasını anlatıyor ve ardından, bu maddenin dünyanın geleceğini ne şekilde etkileyip dönüştürdüğünü ele alıyor. Kitabın öne çıkan yönü, Osmanlı’nın sahip olduğu devasa petrol kaynakları nedeniyle, 1. Dünya Savaşı esnasında Batılı güçler tarafından sömürge haline getirilişini analiz etmesidir denebilir. Uluğbay bu dönemi, Batılı petrol şirketlerinin sahip olduğu imtiyazlar üzerinden adım adım izliyor.

Ali Özuyar – Devlet-i Aliyye’de Sinema (2007)

  • DEVLET-İ ALİYYE’DE SİNEMA, Ali Özuyar, De Ki Yayınları, tarih, 147 sayfa

devleti-aliyyede-sinema

Ali Özuyar, ‘Devlet-i Aliyye’de Sinema’ isimli bu çalışmasıyla, Osmanlı’nın sinema tarihiyle ilgili ilginç ayrıntılar sunuyor. II. Abdülhamit’in sinemaya bakışı; onun vehimli, hiç kimseye güvenmez yapısıyla, öldürülme korkusunun sinema ve sinemacılar üzerindeki etkileri; sinema tarihimizde oldukça önemli bir yere sahip Sigmund Weinberg’in Osmanlı’daki sinema faaliyetleri; Babıali’nin 1. Dünya Savaşı sırasında, casus olabilecekleri ihtimalinden hareketle davranışlarıyla şüphe uyandıran sinemacılara karşı uyguladığı politika; yabancı sinemacıların taşrada yaşadığı zorluklar ve Osmanlı’nın sinemayı propaganda aracı olarak nasıl kullandığı, kitapta karşımıza çıkan birkaç konu.

Selen Korad Birkiye – Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim (2007)

  • ÇAĞDAŞ TİYATRODA KÜLTÜRLERARASI EĞİLİM, Selen Korad Birkiye, De Ki Yayınları, tiyatro, 344 sayfa

cagdas-tiyatroda

Selen Korad Birkiye’nin ‘Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim’ adlı bu çalışması, Peter Brook, Eugenio Barba ve Robert Wilson gibi, 20. yüzyıl tiyatrosunun mihenk taşı üç yönetmenin kültürlerarası çalışmalarını inceleyerek kavramı yerli yerine oturtmayı amaçlıyor. Birkiye bu isimler üzerinden, kültürlerarası tiyatro anlayışının “ölümcül” tiyatro tarzına nasıl bir alternatif getirdiğine, kalıpları kırma konusunda Batılı tiyatro formlarının kullanımının ne gibi imkânlar sunduğuna, bu yaklaşımın makul tiyatroya ulaşmada bir adım olarak düşünülüp düşünülemeyeceğine ve nihayet, tiyatroda evrensel bir dil arayışının ne derece gerçekçi olduğuna odaklanıyor.

Ahmet Beşe – Amerikan Tiyatrosunda Aile ve Başarı Düşü (2007)

  • AMERİKAN TİYATROSUNDA AİLE VE BAŞARI DÜŞÜ, Ahmet Beşe, De Ki Yayınları, tiyatro, 159 sayfa

amerikan-tiyatrosunda

Ahmet Beşe imzalı bu çalışma, Amerikan tiyatrosunda aile ve başarı kültünü, Amerikan ve dünya tiyatro yazınının iki önemli ismi olan Arthur Miller ve Edward Albee üzerinden izliyor. Beşe, Arthur Miller ve Edward Albee’nin oyunlarında yansıttıkları Amerikan toplumunun yapısını, ailesel ilişkileri ve “başarı düşü” olgusunu tanımlayarak, endüstrileşme, kentleşme ve ekonomik sistemin etkisiyle insan ilişkilerinde yaşanan toplumsal değişimleri ve bu değişimlere bağlı olarak aile-toplum etkileşimini ele alıyor. Beşe, yazarların yapıtlarındaki aile modelini irdelerken, 21. yüzyılda, aile yaşamını etkileyen endüstrileşmenin sonuçlarına da odaklanıyor.

Bedrettin Cömert – Croce’nin Estetiği (2007)

  • CROCE’NİN ESTETİĞİ, Bedrettin Cömert, De Ki Yayınları, sanat, 144 sayfa

Bedrettin Cömert’in, tam adı ‘Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin Kimlik Sorunu’ olan bu kitabı, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtiği halde, estetik alanında hâlâ en yetkin eserlerden biri olarak duruyor. Cömert’in, Croce üzerinden dillendirdiği temel eleştiri, sanatın yalnızca bir oyundan ibaret görülmesinin, zamanla, sanatın gerçek karakteri olan estetiği dışladığı şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla Cömert, yoz sanat anlayışının, yaratıyı bazı teknik cambazlıklara indirgediğini ve bu yozluğun da giderek artacağı kuşkusunu dillendirmişti. Günümüz sanat anlayışı düşünüldüğünde, Cömert’in bu korkusunda ne kadar haklı olduğunu kabul etmemek de mümkün değil.