Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine (2021)

Dilin doğasını tartışan efsanevi bir kitap.

Marcus Terentius Varro, bu klasikleşmiş yapıtında, kendi anadili Latinceden hareketle, her dile uygulanabilecek bir dizi mantık ilkesi sunuyor.

‘Romalıların en eğitimlisi’ olarak tabir edilen Varro, bu çalışmasında, dilin kurallı bir yapı olup olmadığını tartışıyor.

Kitap, Antikçağ’da var olduğunu bildiğimiz ama Eski Yunan’daki filolojik izlerine ulaşamadığımız en önemli dil tartışmalarından olan benzeşim (analogia)-ayrışım (anomalia) tartışmasına dair tek derli toplu metin olma özelliğini de taşıyor.

Varro eserinde, tartışmanın her iki tarafına ait savları da aktarıp son olarak kendisinin bu tartışmaya dair fikirlerini örneklerle açıklıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bazıları kullanım bağlamındaki doğal ereklerin kullanışlılık ve zevk amaçlı olmak üzere iki katmanlı olduğunu öne sürebilir. Zira giyinmeyi sadece soğuktan korunmak için değil, aynı zamanda soylu bir görünüme kavuşmak için isteriz. Bir ev sahibi olmayı yalnızca bir çatı altında sağ salim barınma zorunluluğundan değil, aynı zamanda dünyevi hazzı sürdürebilmek için de dileriz. Kap kacağımızın yalnızca erzakımıza yetmesini değil, aynı zamanda göze hoş gelmesini ve bir sanatçının elinden çıkmasını arzu ederiz. Çünkü biri insanı (homo), diğeri insanlığı (humanitas) tatmin eder.”

  • Künye: Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, dilbilim, 181 sayfa, 2021

Sinan Niyazioğlu – Alfabe ve Matbuat (2021)

Türkiye’de 1 Kasım 1928’de kabul edilen Latin alfabesi, modern ulus inşa etme yolunda atılmış en büyük adımdı.

Sinan Niyazioğlu da bu özgün çalışmasında, ulus inşa söyleminin kitlelere aşılanmasının on yıllık siyasetini izliyor.

Alfabe Devrimi, Arap harfli Türkçe yazı sistemine oranla okumayı ve yazmayı kolaylaştırmasının yanı sıra, siyasal retoriğini Osmanlı geçmişinden kopuş üzerinden tanımlayan Erken Cumhuriyet modernleşmesinin yeni yüzünü oluşturdu.

Yeni alfabeyle okuma yazma eğitimi seferberliğinde Millet Mektepleri, ülkede milli matbuat kültürünün oluşturulmasında ise Matbuat Umum Müdürlüğü idaresinde 1934’te yapılandırılan matbuat rejimi etkin rol oynadı.

Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde matbuat rejimi, 1930’larda Avrupa, ABD ve Sovyetler Birliği’nde yürütülen matbuat rejimlerindeki gibi siyasal iktidarların denetimine giren resmi ve hususi yayımcılığı merkezi politikalarla şekillendirmesi ve kırsal bölgelere ulaşabilen yayın faaliyetleriyle resmi modernleşme ideolojisini kitlelere benimsetmesi açısından etkili bir kültür yönetimiydi.

1930’lardaki matbuat rejimlerinin ortak hedefi, resmi modernleşme ideolojisini toplumsal kültüre dönüştürebilmekti.

İşte Niyazioğlu’nun bu çalışması, 1928-1938 zaman aralığında, Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde ulusun inşası söyleminin, alfabe kitaplarından resmi propaganda yayınlarına uzanan geniş ölçekteki matbuat ürünleriyle somutlaştırılmasının ve kitlelere aşılanmasının on yıllık siyasetini inceliyor.

Kitap, Türkiye’de milli yazılı kültürü belirleyen Alfabe Devrimi’nin ve milli matbuat kültürünü biçimlendiren matbuat rejiminin gelişimini, Türkiye’nin komşusu ve müttefiki olan siyasal rejimlerle 1920’li ve 1930’lu yıllarda kurduğu kültürel ilişkiler üzerinden karşılaştırarak ele almasıyla özellikle dikkat çekiyor.

İki dünya savaşı arasında Türkiye’deki uluslaşma siyasetinde öne çıkan milli matbuat kültürüne daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: M. Sinan Niyazioğlu – Alfabe ve Matbuat: Türkiye’de Alfabe Devrimi ve Matbuat Rejimi 1928-1939, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 300 sayfa, 2021

Albrecht Beutelspacher – Gizli Diller ve Kodlar (2021)

Bugünün ufuk açıcı dijital kodlama yöntemlerine gelene kadar, insanoğlu tarih boyunca özel bilgilerinin istenmeyen kişilerin eline geçmesini önlemek için sıra dışı gizli diller ve kodlara başvurdu.

Albrecht Beutelspacher, tam da bu konu üzerine enfes bir çalışmaya imza atmış.

Tarihten günümüze, kodlama ve kod çözmenin sayısız yöntemlerini anlaşılır bir şekilde açıklayan Beutelspacher, giderek daha da dijitalleşen bir çağda artık gündelik yaşantımızın her yerine sirayet etmiş durumdaki gizleme ve güvenlik bilimi “kriptoloji”yi kapsamlı bir şekilde tanıtıyor.

Gizli diller ve kodlar, yalnızca casuslar ya da kanunsuzlar için değildir.

Örneğin bugün kullandığımız akıllı telefonlar, ATM’ler, uzaktan kumandalar, internet işlemleri, hepsi ve çok daha fazlası, güvenle çalışmak için kodlamaya ve kriptolojiye ihtiyaç duyar.

İşte bu kitap da, tarihteki ilk örneklerinden günümüze ve hatta geleceğe doğru uzanan bir şifreleme tarihçesi vermesiyle konuyla ilgilenenler açısından çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Albrecht Beutelspacher – Gizli Diller ve Kodlar: Tarihçeleri ve Teknikleri, çeviren: Sefa Yıldız, Runik Kitap, dil, 116 sayfa, 2021

Jürgen Trabant – Dil (2020)

Okumak olağanüstüdür, fakat asıl mucize okumayı da olanaklı kılan dildir.

Romen dilleri profesörü Jürgen Trabant, gündelik hayatta üzerine pek düşünmediğimiz dili ve dilin tarihsel gelişimini anlatıyor.

Kitapta, şu önemli soruların yanıtları veriliyor:

  • Neden farklı diller mevcut ve bu diller hangi yönlerden birbirlerinden ayrılırlar?
  • Dünyanın ortak bir dile gereksinimi var mı?
  • Dil farklılıklarından doğan engeller hangi yöntemlerle aşılabilir?
  • Dilin, konuşma ve yazmanın, onları çevreleyen dünyayla ilişkisi nedir?
  • İnsanlar neden dillerini severler?
  • Sosyal, bölgesel, cinsel unsurların dil üzerindeki etkileri nedir?

Dil üzerine düşünen, dilleri seven ve dilbilim çalışan her okurun kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Jürgen Trabant – Dil: Söz ve Yazının Gelişimi, çeviren: Rahman Akalın, Runik Kitap, dil, 120 sayfa, 2020

Umberto Eco – Esperanto ve Çokdilli Bir Gelecek (2021)

Esperanto, evrensel dil ihtiyacımız ve hayalimizin somutlaşmış halidir.

Umberto Eco’nun bu enfes kitabı da, Esperanto’nun ortaya çıkışı, özellikleri, diğer dillerle arasındaki farklar ve insanın evrensel iletişim ihtiyacı üzerine harikulade bir sorgulama.

Eco’nun Esperantisler István Ertl ve François Lo Jacomo’yla yaptığı söyleşiyi bir araya getiren çalışma, Esperanto’yu derinlemesine analiz etmesi ve uluslararası bir yardımcı dil olarak diğer diller arasındaki konumu üzerine muhakkak okunması gereken bir kitap.

Öte yandan bu yapıt, evrensel dilin varlığına olan ihtiyaç, çeviri sorunları, ikidillilik ve anadilin işlevi, uluslararası dilbilim siyaseti, dilin dünya vizyonu yaratmadaki rolü gibi konular üzerine düşünen dilbilimciler için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Umberto Eco – Esperanto ve Çokdilli Bir Gelecek, çeviren: Kemal Atakay, Alfa Yayınları, dil, 96 sayfa, 2021

Tore Janson – Dillerin Tarihi (2016)

Dillerin nasıl doğup ortadan kaybolduğu, neden böyle farklı kaderleri olduğuyla ilgilenen bir kitap.

Yazılı olmayan diller; Hint-Avrupa, Germen, Slav ve Bantu gibi büyük dil grupları; hiyeroglifler ve Mısır dili; fetih ve kültürel yollarla dillerin yayılması ve dillerin nasıl yok olduğu, Tore Janson’un ele aldığı konulardan.

  • Künye: Tore Janson – Dillerin Tarihi, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Ahmet Cevdet Paşa – Belâgat-ı Osmâniyye (2016)

Yayımlandığı dönem ilgiyle karşılanmış, Osmanlı Türkçesine dair bir güzel konuşma ya da eski adıyla belâgat kitabı.

Cevdet Paşa, iyi bir entelektüel olabilmek için, dili çok iyi kullanmanın, mantık konularına hâkim olmanın, gündemi yakından takip etmenin ve yaşadığı toplumu iyi bilmenin zorunlu olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Ahmet Cevdet Paşa – Belâgat-ı Osmâniyye, hazırlayan: Mehmet Gümüşkılıç, Kapı Yayınları

Talal Asad – Seküler Çeviriler (2020)

“Seküler olan” ile “dini olan” çerçevesindeki söylemleri keşfetmenin en iyi yollarından biri de dildir.

Bu kitabın yazarı Talal Asad ise, bu iki farklı yaşam tarzını anlamak için, bunların dilin pratiklere nasıl kök saldığı ve bu pratiklerini bize ne söylediği üzerine antropolojik bir perspektifle düşünüyor.

Asad, sekülarizmin liberal demokratik devletlerin bağlı olduğu varsayılan soyut bir eşitlik ve özgürlük ilkesinden ibaret olmayıp, örneğin hissetme, düşünme ve konuşma tarzları gibi, birtakım duyarlılıklara da sahip olduğunu belirtiyor.

Asar bu bağlamda, farklı siyasi, ahlaki ve epistemolojik dünyaların dilsel olarak birbirine çevrilebilirliğinin olanaklarını; seküler dilin, dinsel dili kendine çevirmedeki başarısını/başarısızlığını ve “Sekülerliğin dili” ile “dinsel dil”in farklı dünyalarını tartışmaya açıyor.

Asad bunu yaparken de ulus-devletten modern benliğe ve akla zengin bir kavramsal alana ve Wittgenstein’dan Benjamin’e, Gazâlî’den Roman Jacobson’a pek çok ismin düşüncelerine uzanıyor.

  • Künye: Talal Asad – Seküler Çeviriler: Ulus-Devlet, Modern Benlik ve Hesapçı Akıl, çeviren: Ferit Burak Aydar, Vakıfbank Kültür Yayınları, antropoloji, 256 sayfa, 2020

Filiz Bingölçe – Kadın Argosu Sözlüğü (2020)

Filiz Bingölçe’nin daha önce iki cilt halinde yayımlanan ‘Kadın Argosu Sözlüğü’, şimdi yeni baskısıyla ve tek cilt olarak karşımızda.

Hazırladığı ünlü argo sözlüğü ile bildiğimiz Hulki Aktunç, “Argo en mazlum olduğu anda en saldırgan olabilendir,” demişti.

Bingölçe’nin uzun süren bir derlemenin, 2 bin 500’ü aşkın kadınla temas sonucu hazırladığı bu sözlüğü de, kadınlara has argonun en yetkin örneklerinden biri.

“Abarot göt”ten “Badem”e, “Camcama”dan “Çanak Anten”e,”Dantelacı”dan “El Feneri”ne pek çok maddenin yer aldığı sözlük, halk dilinin ne kadar zengin ve yaratıcı olduğunu gözler önüne seriyor.

Bingölçe’nin bu özenli sözlüğü, aynı zamanda okuruna argo olan nedir, küfür nedir, kaba dil nedir ve teklifsiz dil nedir gibi konular üzerine düşünme fırsatı da veriyor.

  • Künye: Filiz Bingölçe – Kadın Argosu Sözlüğü, Alfa Yayınları, sözlük, 364 sayfa, 2020

Kolektif – Ellerle Konuşmak (2016)

Önceleri söz vardı, ama ondan da önce işaret dili vardı.

Bu kitap, Türk işaret dilinin tarihi ve onun günümüzdeki sosyal ve politik kullanımları ile ilgili makalelerden oluşuyor.

Çalışma, dışarıdan bakıldığında pek de öyle görünmese de, işaret dilinin aslında karmaşık, zengin bir yapı ve tarihe sahip olduğunun göz ardı edilemeyecek bir delili.

  • Künye: Kolektif – Ellerle Konuşmak: Türk İşaret Dili Araştırmaları, derleyen: Engin Arık, Koç Üniversitesi Yayınları