Miguel Altieri ve Peter Rosset – Agroekoloji (2022)

Bugün yaşadığımız gıda krizinin en önemli sebebi, 1940’lardan bu yana uygulanan kapitalist tarım uygulamalarıdır.

Miguel Altieri ve Peter Rosset, verili sisteme sıkı eleştiriler getirdikleri bu kitaplarında, tarım-gıda sistemine radikal bir alternatif olarak agroekolojinin ne anlama geldiğini açıklıyor.

Türkiye ve dünya, güçlü bir gıda krizi içerisinden geçiyor.

Bu durumu yaratan devasa bir sistem var.

1940’larda “yeşil devrim” olarak adlandırılan süreçle yeni bir boyut kazanan kapitalist tarım, gıda üretiminin, gıdayı üreten öznelerin, gıda üretim mekânlarının organizasyonunun asli belirleyenidir.

Endüstriyel tarım, şirket tarım rejimi gibi ifadelerle de anılan bu yapıyı anlamak, gıdanın üretim ilişkilerini ve toplumsal yaşamdaki konumunu kavramak için elzem.

‘Agroekoloji’, mevcut tarım-gıda sisteminin kapsamlı bir eleştirisi ve bu sisteme radikal bir alternatif olması itibariyle, çok özel bir kitap.

Ekolojik ilkelerle, doğayla dost uygulamaları, kadim ve teknoloji bilgisinin harmanlandığı bilimi, şirket tarımı karşısında anti-kapitalist bir seçeceği ifade eden agroekoloji kavramı, bu kitapta temelleri ve güncelliği açısından pek çok boyutuyla ifade edilmektedir.

Bu kitabın Türkiye’de derin bir krize sürüklenmiş tarımsal yapıyı dönüştürmeyi arzulayan çiftçilere, araştırmacılara ve aktivistlere kaynaklık edecek nitelikte.

  • Künye: Miguel A. Altieri ve Peter M. Rosset – Agroekoloji: Bilim ve Politika, çeviren: Fatih Özden, Nota Bene Yayınları, tarım, 164 sayfa, 2022

Max Weber – Antik Uygarlıkların Tarım Sosyolojisi (2022)

Max Weber’den Antikçağın sosyal ve ekonomik gelişimi hakkında eşsiz bir inceleme.

Weber, 3000 yıllık bir tarih boyunca siyasi ve entelektüel gelişmeleri şekillendiren kurumsal çerçevenin izini sürüyor.

Modern sosyolojinin kurucularından biri sayılan ve sosyolojik yöntemi yetkinleştiren Max Weber’in iktisatçı, hukukçu ve tarihçi yönü zaman zaman göz ardı edilmiş, görüşleri ‘idealist’ diye yaftalanıp genellikle Karl Marx’ın fikirlerinin karşısına konmuştur.

Kimilerince ‘Antikçağın toplumsal ve iktisadi gelişimi hakkında bugüne dek yazılmış en özgün ve derinlikli çalışmalardan biri’ olarak görülen elinizdeki kitap, bir bakıma Weber’in işte bu gibi önyargılara bir itirazıdır.

Weber, uzun süre boyunca görmezden gelinmiş, değeri sonraları anlaşılmış bu çalışmasında sosyoloji, iktisat ve hukuk bilgisiyle donanmış bir tarihçi gözüyle 3000 yıllık bir tarih boyunca siyasi ve entelektüel gelişmeleri şekillendiren kurumsal çerçevenin izini sürüyor.

Antikçağın Mısır, Roma, Mezopotamya ve Ege uygarlıklarının iktisadi ve sınıfsal ilişkilerini somut, maddi koşullarından hareketle ve hayranlık uyandırıcı bilgi birikimi ve tartışmacı tavrıyla çözümlerken, bugün bildiğimiz kapitalizmin neden Antikçağ yerine feodal Ortaçağda sahneye çıktığı sorusuna bir yanıt arıyor.

  • Künye: Max Weber – Antik Uygarlıkların Tarım Sosyolojisi, çeviren: Gamze Karaca ve Özgür Balkılıç, Fol Kitap, sosyoloji, 520 sayfa, 2022

Ali Ekber Yıldırım – Yeni Tarım Düzeni (2022)

Sadece Türkiye değil, bugün bütün dünya büyük bir tarım krizinin içinde.

Ali Ekber Yıldırım da, müthiş bir tarım gücüne ve çeşitliliğine sahip Türkiye’nin dış ülkelere bağımlılıktan kurtularak tarım alanında nasıl öncü konuma gelebileceğini irdeliyor.

Tarımda yeni bir dönem, yeni bir düzen var.

Pandemi, iklim krizi, kendine yeterlilik, yasaklar, kısıtlamalar, korumacılık, yoksulluk bu döneme damgasını vurdu.

Gıda egemenliğinin önemi arttı.

Tarım potansiyeli ve üretimi yüksek olan ülkeler yeni tarım düzeninde “zengin ülkeler” olarak adlandırılacak.

Türkiye, iklimi, ürün çeşitliliği, kendine yeterli olma potansiyeli ile yeni tarım düzeninde önemli ülkeler arasında yer alabilir.

Üretirse açlık, kıtlık olmaz.

Üretmezse açlık da olur, kıtlık da olur.

Ulusal politikalarla bu potansiyelini değerlendirmezse dışa bağımlı, varlık içinde yokluk çeken bir ülke olur.

Türkiye, yaşadığı ekonomik krizde tarımın gücünden yararlanmak yerine tarımı yok etmeye çalışıyor.

Oysa çıkış yolu tarımda.

İşte Yıldırım’ın bu çalışması da, bitek topraklara, müthiş bir tarım gücüne ve çeşitliliğine sahip ülkemizin, dış ülkelere bağımlılıktan kurtularak, ithalatını değil ihracatını artırarak ve çağdaş teknolojilerden yararlanarak tarım alanında nasıl öncü konuma gelebileceğinin, zenginliğini nasıl artırabileceğinin yollarını öneriyor.

  • Künye: Ali Ekber Yıldırım – Yeni Tarım Düzeni, Sia Kitap, tarım, 376 sayfa, 2022

Attila Aytekin – Üretim Düzenleme İsyan (2022)

Osmanlı bir tarım toplumuydu, fakat bu olgu Osmanlı tarihçiliği alanında şimdiye kadar hak ettiği ilgiyi pek alamadı.

Attila Aytekin, Osmanlı tarımına ve tarımsal ilişkilere Marksist bir perspektiften analiz eden çok önemli bir çalışmaya imza atmış.

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi boyunca egemen iktisadi faaliyeti olan tarım Birinci Dünya Savaşı’nın takiben yıkılmasına kadar ekonominin en önemli sektörü, devletin ana vergi kaynağı ve tebaanın çoğunluğunun geçiminin temeli olmayı sürdürmüştü.

İmparatorlukta yaşayanların büyük çoğunluğunun kırsal doğrudan üreticiler olmasına rağmen, bu alana ilişkin çalışmalar uzun bir süre Osmanlı tarihçiliğinde hak ettikleri yeri elde edememiştir.

Aytekin ise bu çalışmasında Osmanlı tarımı, tarımsal ilişkilerin ve mülkiyet haklarının Osmanlı devletince düzenlenmesi ve köylülük üzerine Marksist perspektiften çözümlemeler getiriyor.

Kautsky ve Lenin gibi klasik ve daha sonraki çağcıl Marksistlerin katkılarını eleştirel bir süzgeçten geçirerek çıkardığı sonuçları son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda çiftlik olgusunu anlamak için işletiyor.

Geleneksel tarihçiliğin üzerini örttüğü Osmanlı köylü isyanlarını ve halk direnişlerini köylülerin tavırları ve köylülerin çatışma süreci boyunca ortaya koydukları protesto yöntemleri açısından odağına alan yazar inkâr edilegelen köylü failliğinin siyasal ve toplumsal etkilerini gözler önüne seriyor.

Köylü ayaklanmalarına zemin hazırlayan Tanzimat reformlarını, Arazi Kanunnamesi’ni, Kırsal borçluluğu ve Asya Tipi Üretim Tarzı tartışmalarını ufuk açıcı bir irdelemeyle gündeme getiriyor.

Kitap sosyal bilim dünyasına, Osmanlı tarihçiliğine ve tarımsal çalışmalar/köylülük çalışmalarına çok değerli bir katkı.

  • Künye: E. Attila Aytekin – Üretim Düzenleme İsyan: Osmanlı İmparatorluğu’nda Toprak Meselesi, Arazi Hukuku ve Köylülük, Dipnot Yayınları, tarih, 270 sayfa, 2022

Marcus Terentius Varro – Ziraat İşleri (2021)

Eski Romalılarda ziraat soylu bir iş olarak kabul edilirdi.

Marcus Terentius Varro’nun bu yapıtı da, Roma’daki tarım uygulamaları, zooloji, botanik, coğrafya ve tarih konularında çok önemli bir kaynak.

‘Romulus ve Remus adlı iki çoban tarafından kurulmuştur Roma.

Doğal olarak Roma’ya dair her şeyin temelinde kırsal yaşam vardır.

Hatta Roma soylusu şehir hayatını küçümser.

Ona göre kırsal yaşam gerekliliktir ve fazla şehirlileşmek, bozulmak demektir.

Oysa Varro bu eseri yazarken Roma o safhaları çoktan aşmıştı.

Eserin adı Ziraat İşleri olsa da ziraat bu eserde aslında bir çerçeve görevindedir.

Bu eser ölüm döşeğindeki Roma Cumhuriyeti’ne dair, Varro’nun bir bakıma son sözleridir.

Ziraat çerçevesinin içindeki resimde Roma’nın diline, dinine, geleneklerine, coğrafyasına, tarihine dair pek çok kesit bulunuyor.

Okur bu eserde, Roma’daki tarım uygulamalarının yanında zooloji, botanik, coğrafya ve tarih konularında da pek çok bilgi bulacak.

Kitaptan bir alıntı:

“Ziraatın özelliği yalnızca daha eski olması değildir. Ziraat aynı zamanda daha soyludur. Bu yüzden atalarımızın şehirde yaşayan vatandaşları kırlara geri döndürmesi boşuna değildi. Barış zamanında bu yurttaşları Roma köylüsü besliyordu. Savaş zamanında yardımı gene Roma köylüsünden alıyorlardı. Gene toprağa ‘ana’ veya ‘Ceres’ demeleri de boşuna değildi. Toprağı işleyenlerin vazifeşinas ve faydalı bir yaşam sürdüklerine, bu insanların kral Saturnus’un tebaasından geriye kalan son insanlar olduklarına inanıyorlardı.”

  • Künye: Marcus Terentius Varro – Ziraat İşleri, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, tarih, 358 sayfa, 2021

Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi (2021)

Bu kitap, permakültür hakkında pratik ve uygulanabilir bilgiler isteyenler için biçilmiş kaftan.

Damien Dekarz, verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmak için ay ay neler yapılacağını teknik yönleriyle açıklıyor.

Permakültür alanındaki ilham verici Youtube videolarıyla tanınan Dekarz bu kitabını, biyoçeşitliliği hedefleyen verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmayı hayal edenlere yardımcı olmak için hazırlamış.

Günümüzde sağlıklı ve doğaya saygılı beslenmek isteyenlerin sayısı gitgide artarken her gün daha çok insan permakültüre yöneliyor.

Görsel detayların pratik bilgilere eşlik ettiği bu kitabın merkezinde de permakültür yatıyor.

Dekarz’ın bir bahçenin tasarımı ve bakımı için ay ay yapılması gerekenleri teknikleriyle açıkladığı bu rehber sayesinde siz de kendi bahçenizi yaratabilirsiniz, hangi ayda olursanız olun her zaman bahçeniz için yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

Dekarz ürünleri yetiştirirken verimli bir toprağa sahip olmak için gereken tekniklerin yanı sıra nasıl kompost ve gübre yapılacağı, tohumların nasıl ekileceği ve nasıl çelik dikim yapılacağı gibi bilgilere de yer veriyor.

Bunun yanı sıra toprağı bellemeye ve böcek ilacı gibi zararlı maddeler kullanmaya gerek kalmadan nasıl tarım yapılacağını da anlatıyor.

Ve böylece, dışarıdan yardım alınmadan insanın nasıl kendine yetebileceğini gösteriyor

Kitap, bahçecilik tavsiyelerini sıralayan bir çalışma olmaktan ziyade, canlılar dünyasının karmaşıklığına hâkim olmak ve doğayla uyum içinde yaşamak konusunda bize eşsiz bilgiler içermesiyle de önemli.

  • Künye: Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi, çeviren: Hale Ağaçayak, Pegasus Yayınları, ekoloji, 176 sayfa, 2021

Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları (2021)

Doğa bereketlidir ve çok cömerttir.

Bu kitap da, kendi bahçesini kurarak bu cömertliğe yakından bakmak isteyenler için altın değerinde bir kaynak.

Avusturya’da muhteşem bir çiftlik kurmuş Sepp Holzer, arazi düzenlemeden su yönetimine, uyguladığı özgün permakültür uygulamalarını bizimle paylaşıyor.

Doğa tüm tasarımlarında mükemmeldir.

İnsan onun efendisi değil, sadece bir parçasıdır.

Ona saygı duyulur, gözlemlenir ve onunla iş birliği yapılırsa her türlü arazide yüz güldüren sonuçlar, çiçekler, lezzetli meyve ve sebzeler olarak karşılık alınır.

Avrupa’nın ortasında, Avusturya’da Sepp Holzer, imrenilecek bir çiftlik kurdu.

Uyguladığı özgün permakültür uygulamaları, hepimize ilham ve ipuçları veriyor.

Arazi düzenleme, taraçalar, su yönetimi, mikro iklim uygulamaları, kümes hayvanları, gıda ormanı, permakültür sistemi, mantar yetiştirme, sıvı gübre yapımı, kent bahçeleri, bitkilerden insanlar için ilaç yapımı, çiftlik hayvanları ve bütüncül mera yönetimi…

Uygulamaların kimisini aynen bahçenizde tekrarlayabilirsiniz.

Salyangozla mücadele ya da bitkilerin güçlenmesi için verdiği bitkisel formüller gibi.

Bazı uygulamaların da mantığını özümseyip kendi bahçenizde yapacağınız gözlemlerle benzeri yapılar kurabilirsiniz.

Permakültür uygulamalarının en güçlü yanı, ezbere dönüşmeden bütün dünyada ve tabii bizim güzel ülkemizde de uygulanabilir olmasıdır.

Çiçekli, meyveli, mis kokulu bahçeler ya da çiftlikler kurmak için elinizdeki kitap, benzersiz bir ilham kaynağı ve bilgi deposu.

  • Künye: Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları, çeviren: N. Ceren Sümer Turanlıgil, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 216 sayfa, 2021

Kolektif – Agroekoloji (2021)

Dünya çapındaki gıda şirketleri, doğal tarım ürünlerine ulaşmamızın önündeki en büyük engel.

1980’lerde ortaya çıkmış agroekoloji hareketi ise, şirket tipi üretime en iyi alternatif.

İşte bu derleme de, agroekolojinin muazzam imkânlarını net bir şekilde ortaya koymasıyla çok önemli.

Bir bilim, uygulama ve hareket olarak 1980’lerde dünya sahnesine çıkan agroekoloji günümüzde, endüstriyelleşmiş, tek tip ürüne dayanan, doğaya zarar veren, kâr rasyonalitesini temel alan şirket tipi üretim karşısında güçlü bir alternatif haline geldi.

Agroekoloji organik tarım, permakültür, onarıcı tarım, doğal tarım gibi değişik yaklaşımları bir araya toplar ama bunlardan daha fazlasıdır:

Ayırt edici hedefleri arasında çiftçilerin girdi bağımlılığını ortadan kaldırmak, gıda üretimine bir ekonomi-politik meselesi olarak bakarak gelir dağılımının daha adil hale gelmesine çalışmak, zararlıların ve hastalıkların polikültür, doğal şeritler, doğal tarla sınırları vb. uygulamalarla kontrol altına alınması, çiftçiden çiftçiye bilgi aktarımını hayata geçirmek, tarımsal sorunların çözümü için geleneksel kadim bilgiyi günümüzün bilimsel tarım bilgisiyle bütünleştirmek, genel geçerli reçeteler yerine, yerele odaklanan bir bilgi birikimini ve paylaşımını teşvik etmektir.

İyi haber:

Dünya çapındaki gıda şirketlerinin bütün baskılarına rağmen günümüzde gıda üretiminin %70’i hâlâ küçük çiftçilikle yapılıyor.

Bunun anlamı, sağlıklı gıdalar için hâlâ çok geç değil.

Bu kitapta söz alan yazarlar ise, agroekolojinin çeşitli veçhelerini –yaygınlaşmasının önündeki engeller ve imkânlar da dahil– ele alırken bu ümidi korumaya ve geliştirmeye çalışıyorlar:

Başka bir tarım mümkün, başka bir dünya mümkün!

  • Künye: Kolektif – Agroekoloji: Başka Bir Tarım Mümkün, hazırlayan: Tayfun Özkaya, Mesut Yüce Yıldız, Fatih Özden ve Umut Kocagöz, Metis Yayınları, ekoloji, 328 sayfa, 2021

Richard Heinberg ve Michael Bomford – Tarım ve Gıdanın Dönüşümü (2016)

Mevcut tarım sisteminin çöktüğünü ilan eden ve bütün ülkeleri gerekli acil önlemleri almaya davet eden bir rapor.

Yazarlar, ABD modelinin çiftçi nüfusunu % 1’in altına düşürmesi ve tarımı köylülerin elinden alıp büyük şirketlere emanet etmesi nedeniyle büyük bir gıda krizinin eşikte olduğunu savunuyor.

  • Künye: Richard Heinberg ve Michael Bomford – Tarım ve Gıdanın Dönüşümü, çeviren: Hira Doğrul, Yeni İnsan Yayınevi

Abdullah Aysu – Osmanlı’da Tarım Politikaları (2020)

Osmanlı’da tarım organizasyonu ve tarım politikaları nasıldı?

Üleş sisteminden tımarlı sipahilere, mirî araziden çift bozana, tarımsal vergilerden tarımsal kooperatifçiliğe, sömürülen köylülerden sömüren zalimlere, Osmanlı’da tarım politikaları hakkında arşivlik bir eser.

Osmanlı’nın tarımdaki örgütlenişini sosyal, tarihsel ve siyasi perspektiflerden izleyen Abdullah Aysu, Osmanlı’da başlangıçta toprak düzeninde toprakta şahıs mülkiyetinin bulunmayışını, fakat yükselme dönemiyle birlikte toprakta daha önce olmayan kişisel mülkiyetin oluşmaya başlamasının dinamiklerini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Osmanlı’da toprak düzenini analiz ederek kitabına başlayan Aysu, devamında da,

  • On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla uzanan süreçte Osmanlı tarımının geçirdiği dönüşümü,
  • Osmanlı’da tarım ticaretini,
  • Osmanlı’nın çöküş sürecindeki iç ve dış borçların tarım üzerindeki etkilerini,
  • Tütün politikalarını,
  • Osmanlı toplumunda sınıfları,
  • Tarımsal vergilerin köylülüğe etkilerini,
  • Tarımsal eğitimi,
  • Nakliye, demiryolları, banka ve sigorta şirketlerinin gelişiminin tarıma etkilerini,
  • Kentlerdeki iaşe sorununun tarıma yansımalarını,
  • Tarımsal kooperatifçiliği,
  • Tarıma dayalı sanayiyi,
  • Ve Osmanlı tarımında devlet (kamu) teşkilatı gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Künye: Abdullah Aysu – Osmanlı’da Tarım Politikaları, Yeni İnsan Yayınevi, tarım, 376 sayfa, 2020