Marcus Terentius Varro – Ziraat İşleri (2021)

Eski Romalılarda ziraat soylu bir iş olarak kabul edilirdi.

Marcus Terentius Varro’nun bu yapıtı da, Roma’daki tarım uygulamaları, zooloji, botanik, coğrafya ve tarih konularında çok önemli bir kaynak.

‘Romulus ve Remus adlı iki çoban tarafından kurulmuştur Roma.

Doğal olarak Roma’ya dair her şeyin temelinde kırsal yaşam vardır.

Hatta Roma soylusu şehir hayatını küçümser.

Ona göre kırsal yaşam gerekliliktir ve fazla şehirlileşmek, bozulmak demektir.

Oysa Varro bu eseri yazarken Roma o safhaları çoktan aşmıştı.

Eserin adı Ziraat İşleri olsa da ziraat bu eserde aslında bir çerçeve görevindedir.

Bu eser ölüm döşeğindeki Roma Cumhuriyeti’ne dair, Varro’nun bir bakıma son sözleridir.

Ziraat çerçevesinin içindeki resimde Roma’nın diline, dinine, geleneklerine, coğrafyasına, tarihine dair pek çok kesit bulunuyor.

Okur bu eserde, Roma’daki tarım uygulamalarının yanında zooloji, botanik, coğrafya ve tarih konularında da pek çok bilgi bulacak.

Kitaptan bir alıntı:

“Ziraatın özelliği yalnızca daha eski olması değildir. Ziraat aynı zamanda daha soyludur. Bu yüzden atalarımızın şehirde yaşayan vatandaşları kırlara geri döndürmesi boşuna değildi. Barış zamanında bu yurttaşları Roma köylüsü besliyordu. Savaş zamanında yardımı gene Roma köylüsünden alıyorlardı. Gene toprağa ‘ana’ veya ‘Ceres’ demeleri de boşuna değildi. Toprağı işleyenlerin vazifeşinas ve faydalı bir yaşam sürdüklerine, bu insanların kral Saturnus’un tebaasından geriye kalan son insanlar olduklarına inanıyorlardı.”

  • Künye: Marcus Terentius Varro – Ziraat İşleri, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, tarih, 358 sayfa, 2021

Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi (2021)

Bu kitap, permakültür hakkında pratik ve uygulanabilir bilgiler isteyenler için biçilmiş kaftan.

Damien Dekarz, verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmak için ay ay neler yapılacağını teknik yönleriyle açıklıyor.

Permakültür alanındaki ilham verici Youtube videolarıyla tanınan Dekarz bu kitabını, biyoçeşitliliği hedefleyen verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmayı hayal edenlere yardımcı olmak için hazırlamış.

Günümüzde sağlıklı ve doğaya saygılı beslenmek isteyenlerin sayısı gitgide artarken her gün daha çok insan permakültüre yöneliyor.

Görsel detayların pratik bilgilere eşlik ettiği bu kitabın merkezinde de permakültür yatıyor.

Dekarz’ın bir bahçenin tasarımı ve bakımı için ay ay yapılması gerekenleri teknikleriyle açıkladığı bu rehber sayesinde siz de kendi bahçenizi yaratabilirsiniz, hangi ayda olursanız olun her zaman bahçeniz için yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

Dekarz ürünleri yetiştirirken verimli bir toprağa sahip olmak için gereken tekniklerin yanı sıra nasıl kompost ve gübre yapılacağı, tohumların nasıl ekileceği ve nasıl çelik dikim yapılacağı gibi bilgilere de yer veriyor.

Bunun yanı sıra toprağı bellemeye ve böcek ilacı gibi zararlı maddeler kullanmaya gerek kalmadan nasıl tarım yapılacağını da anlatıyor.

Ve böylece, dışarıdan yardım alınmadan insanın nasıl kendine yetebileceğini gösteriyor

Kitap, bahçecilik tavsiyelerini sıralayan bir çalışma olmaktan ziyade, canlılar dünyasının karmaşıklığına hâkim olmak ve doğayla uyum içinde yaşamak konusunda bize eşsiz bilgiler içermesiyle de önemli.

  • Künye: Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi, çeviren: Hale Ağaçayak, Pegasus Yayınları, ekoloji, 176 sayfa, 2021

Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları (2021)

Doğa bereketlidir ve çok cömerttir.

Bu kitap da, kendi bahçesini kurarak bu cömertliğe yakından bakmak isteyenler için altın değerinde bir kaynak.

Avusturya’da muhteşem bir çiftlik kurmuş Sepp Holzer, arazi düzenlemeden su yönetimine, uyguladığı özgün permakültür uygulamalarını bizimle paylaşıyor.

Doğa tüm tasarımlarında mükemmeldir.

İnsan onun efendisi değil, sadece bir parçasıdır.

Ona saygı duyulur, gözlemlenir ve onunla iş birliği yapılırsa her türlü arazide yüz güldüren sonuçlar, çiçekler, lezzetli meyve ve sebzeler olarak karşılık alınır.

Avrupa’nın ortasında, Avusturya’da Sepp Holzer, imrenilecek bir çiftlik kurdu.

Uyguladığı özgün permakültür uygulamaları, hepimize ilham ve ipuçları veriyor.

Arazi düzenleme, taraçalar, su yönetimi, mikro iklim uygulamaları, kümes hayvanları, gıda ormanı, permakültür sistemi, mantar yetiştirme, sıvı gübre yapımı, kent bahçeleri, bitkilerden insanlar için ilaç yapımı, çiftlik hayvanları ve bütüncül mera yönetimi…

Uygulamaların kimisini aynen bahçenizde tekrarlayabilirsiniz.

Salyangozla mücadele ya da bitkilerin güçlenmesi için verdiği bitkisel formüller gibi.

Bazı uygulamaların da mantığını özümseyip kendi bahçenizde yapacağınız gözlemlerle benzeri yapılar kurabilirsiniz.

Permakültür uygulamalarının en güçlü yanı, ezbere dönüşmeden bütün dünyada ve tabii bizim güzel ülkemizde de uygulanabilir olmasıdır.

Çiçekli, meyveli, mis kokulu bahçeler ya da çiftlikler kurmak için elinizdeki kitap, benzersiz bir ilham kaynağı ve bilgi deposu.

  • Künye: Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları, çeviren: N. Ceren Sümer Turanlıgil, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 216 sayfa, 2021

Kolektif – Agroekoloji (2021)

Dünya çapındaki gıda şirketleri, doğal tarım ürünlerine ulaşmamızın önündeki en büyük engel.

1980’lerde ortaya çıkmış agroekoloji hareketi ise, şirket tipi üretime en iyi alternatif.

İşte bu derleme de, agroekolojinin muazzam imkânlarını net bir şekilde ortaya koymasıyla çok önemli.

Bir bilim, uygulama ve hareket olarak 1980’lerde dünya sahnesine çıkan agroekoloji günümüzde, endüstriyelleşmiş, tek tip ürüne dayanan, doğaya zarar veren, kâr rasyonalitesini temel alan şirket tipi üretim karşısında güçlü bir alternatif haline geldi.

Agroekoloji organik tarım, permakültür, onarıcı tarım, doğal tarım gibi değişik yaklaşımları bir araya toplar ama bunlardan daha fazlasıdır:

Ayırt edici hedefleri arasında çiftçilerin girdi bağımlılığını ortadan kaldırmak, gıda üretimine bir ekonomi-politik meselesi olarak bakarak gelir dağılımının daha adil hale gelmesine çalışmak, zararlıların ve hastalıkların polikültür, doğal şeritler, doğal tarla sınırları vb. uygulamalarla kontrol altına alınması, çiftçiden çiftçiye bilgi aktarımını hayata geçirmek, tarımsal sorunların çözümü için geleneksel kadim bilgiyi günümüzün bilimsel tarım bilgisiyle bütünleştirmek, genel geçerli reçeteler yerine, yerele odaklanan bir bilgi birikimini ve paylaşımını teşvik etmektir.

İyi haber:

Dünya çapındaki gıda şirketlerinin bütün baskılarına rağmen günümüzde gıda üretiminin %70’i hâlâ küçük çiftçilikle yapılıyor.

Bunun anlamı, sağlıklı gıdalar için hâlâ çok geç değil.

Bu kitapta söz alan yazarlar ise, agroekolojinin çeşitli veçhelerini –yaygınlaşmasının önündeki engeller ve imkânlar da dahil– ele alırken bu ümidi korumaya ve geliştirmeye çalışıyorlar:

Başka bir tarım mümkün, başka bir dünya mümkün!

  • Künye: Kolektif – Agroekoloji: Başka Bir Tarım Mümkün, hazırlayan: Tayfun Özkaya, Mesut Yüce Yıldız, Fatih Özden ve Umut Kocagöz, Metis Yayınları, ekoloji, 328 sayfa, 2021

Richard Heinberg ve Michael Bomford – Tarım ve Gıdanın Dönüşümü (2016)

Mevcut tarım sisteminin çöktüğünü ilan eden ve bütün ülkeleri gerekli acil önlemleri almaya davet eden bir rapor.

Yazarlar, ABD modelinin çiftçi nüfusunu % 1’in altına düşürmesi ve tarımı köylülerin elinden alıp büyük şirketlere emanet etmesi nedeniyle büyük bir gıda krizinin eşikte olduğunu savunuyor.

  • Künye: Richard Heinberg ve Michael Bomford – Tarım ve Gıdanın Dönüşümü, çeviren: Hira Doğrul, Yeni İnsan Yayınevi

Abdullah Aysu – Osmanlı’da Tarım Politikaları (2020)

Osmanlı’da tarım organizasyonu ve tarım politikaları nasıldı?

Üleş sisteminden tımarlı sipahilere, mirî araziden çift bozana, tarımsal vergilerden tarımsal kooperatifçiliğe, sömürülen köylülerden sömüren zalimlere, Osmanlı’da tarım politikaları hakkında arşivlik bir eser.

Osmanlı’nın tarımdaki örgütlenişini sosyal, tarihsel ve siyasi perspektiflerden izleyen Abdullah Aysu, Osmanlı’da başlangıçta toprak düzeninde toprakta şahıs mülkiyetinin bulunmayışını, fakat yükselme dönemiyle birlikte toprakta daha önce olmayan kişisel mülkiyetin oluşmaya başlamasının dinamiklerini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Osmanlı’da toprak düzenini analiz ederek kitabına başlayan Aysu, devamında da,

  • On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla uzanan süreçte Osmanlı tarımının geçirdiği dönüşümü,
  • Osmanlı’da tarım ticaretini,
  • Osmanlı’nın çöküş sürecindeki iç ve dış borçların tarım üzerindeki etkilerini,
  • Tütün politikalarını,
  • Osmanlı toplumunda sınıfları,
  • Tarımsal vergilerin köylülüğe etkilerini,
  • Tarımsal eğitimi,
  • Nakliye, demiryolları, banka ve sigorta şirketlerinin gelişiminin tarıma etkilerini,
  • Kentlerdeki iaşe sorununun tarıma yansımalarını,
  • Tarımsal kooperatifçiliği,
  • Tarıma dayalı sanayiyi,
  • Ve Osmanlı tarımında devlet (kamu) teşkilatı gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Künye: Abdullah Aysu – Osmanlı’da Tarım Politikaları, Yeni İnsan Yayınevi, tarım, 376 sayfa, 2020

Marcel Mazoyer ve Laurence Roudart – Dünya Tarım Tarihi (2016)

Neolitik çağdan günümüzün tarım krizine, tarım tarihini ayrıntılı bir şekilde ele alan bir çalışma.

Kitap, insanlığın çağlar boyu geliştirdiği tarım sistemlerini zaman ve mekân içerisindeki yerine oturtmakta ve bugün yaşanan tarım krizini ve bu krizin genel krizin oluşmasında oynadığı rolü aydınlatmakta.

  • Künye: Marcel Mazoyer ve Laurence Roudart – Dünya Tarım Tarihi, çeviren: Şule Ünsaldı, Epos Yayınları

Uwe Hoering – Gıda Bağımsızlığı (2016)

İthalat, dışa bağımlılık ve gıda güvencesizliği, toplumların geleceğini derinden etkileyecek.

Gıdanın ticarileşmesinin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Uwe Hoering de, şehirli tüketicileri verili tüketim alışkanlıklarını sorgulamaya ve ne olduğunu bilemedikleri ürünleri tüketmeye son vermeye davet ediyor.

‘Gıda Bağımsızlığı’, ne yediğimiz, ne içtiğimiz ve bunun yakın ve uzak gelecekteki sonuçları üzerine düşünmek için birebir.

  • Künye: Uwe Hoering – Gıda Bağımsızlığı, çeviren: Sedef Yıldırım Östling, Yeni İnsan Yayınevi

Kenneth F. Kiple – Gezgin Şölen (2010)

Kenneth F. Kiple ‘Gezgin Şölen’de, tarımın icadıyla başlayan gıda küreselleşmesinin hikâyesini anlatıyor.

On bin yıl önce, Bereketli Hilal bölgesinde toplayıcılıktan çiftçiliğe geçişle başlayan kitap, benzer dönüşümlerin izini Mısır, Sahra altı Afrika, Çin, Güneydoğu Asya, Avrupa ve Amerika’da sürüyor.

Yazar, genetik yapısı değiştirilmiş ürünler (GDO) konusunu da, geniş bir bağlam içinde ele alıyor ve kaçınılmaz gıda küreselleşmesinin muhtemel olumlu ve olumsuz sonuçlarını değerlendiriyor.

Kiple ayrıca, gıdaya daha geniş çapta erişme olgusunun, gıda tüketicilerinin sayısındaki artışla etkisiz hale gelip gelmeyeceğini de tartışıyor.

  • Künye: Kenneth F. Kiple – Gezgin Şölen, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 385 sayfa

Ali Ekber Yıldırım – Üretme Tüket (2020)

 

Türkiye tarımda kısa süre önceye kadar dahi kendine yetebilen bir ülke iken, özellikle son yıllarda iktidarın yanlış politikaları nedeniyle bugün hemen her ürünü ithal eder duruma geldi.

Bunun en olumsuz sonuçlarından biri ise, köylerde, kırsalda çiftçilerin üretimden çekilmesidir.

İşte tarım ekonomisi alanında bizde önde gelen isimlerden olan Ali Ekber Yıldırım bu kitabında, tarımda, gıdada ve kırsal yapıda yaşanan olumsuzluklarla ilgili kapsamlı bir kesit sunuyor.

Kitapta, kırsaldaki çözülme ve oluşan yeni yapı, uygulanan yanlış politikaların yarattığı tahribat, ithalat sorunu, GDO, organik tarım, tohum, hayvancılık, kooperatifçilik, Avrupa’da ve dünyada tarım ve iklim değişikliğinin etkileri gibi pek çok konu ele alınıyor.

Yıldırım, bütün bu konuları kapsamlı bir şekilde irdelerken, tarımda ithalat sarmalını kırmak ve dışa bağımlılıktan kurtulmak için ne gibi çıkış yolları bulunabileceğini de irdeliyor.

Tarım alanında çalışanlar kadar, yediği ürünün hangi şartlarda üretildiğiyle ve hatta geleceğiyle ilgilenen her okurun da muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Ali Ekber Yıldırım – Üretme Tüket: İthalat, Siyaset, Rant Kıskacında Tarım, Sia Kitap, tarım, 320 sayfa, 2020