Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz? (2022)

İnsülin direnci, sanayileşmiş dünyada pek çok hastalığının asıl sebebi.

Peki nasıl bu kadar yaygın hale geldi?

Bilim adamı ve patofizyoloji profesörü Benjamin Bikman ‘Neden Hasta Oluruz?’da insülin direncinin nasıl bu kadar yaygın hale geldiğini ve neden önemli olduğunu araştırıyor.

Sorunu fark etmedikçe ve gidişatı tersine çevirmedikçe kronik hastalıklar daha da yaygınlaşacaktır.

Ancak Bikman yararlı yemek önerileri, kolay egzersiz ilkeleri ve daha fazlasıyla bunu durdurmak ve önlemek için bir plan sunuyor.

Kitap, insülin direnci ve onun insan bedeninin neredeyse her sistemini nasıl etkilediği üzerine etraflı ve elzem bir el kitabı.

Kitap, sadece insülin direncinin neden ve nasıl oluştuğuna dair kolay anlaşılır bir rehber değil, aynı zamanda tedavisi için de bir rehber sunuyor.

Şu anda sanayileşmiş dünyanın başına bela olan hastalıkların çoğunun temel nedenini ve çaresini anlamak isteyenler, bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz?, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, sağlık, 344 sayfa, 2022

John Waller – Mikrobun Keşfi (2022)

Şu dünyada ne çok mikrop var!

John Waller, 1880-1900 yılları arasında mikropların keşfedilmesinin hayatımızda yarattığı olağanüstü devrimi çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Gerçek devrimler dünyamızın çehresini ve ona bakışımızı değiştirir.

1880-1900 yılları arasında gerçekleşen olağanüstü bilimsel devrim, sadece yirmi yıl içinde bizim dünyaya bakışımızı sonsuza dek değiştirdi.

Batılı hekimler, mikropların varlığını kanıtlayıp hastalıkların nedenleri ve doğası hakkında binlerce yıldır süregelen yanlış fikirleri ve eski tedavi yöntemlerini birer birer terk etti.

Bu kitap, tıp tarihindeki en büyük ilerlemelerden biri olan mikrobun keşfinin soluk kesici hikâyesini anlatıyor.

Bilimsel gayret, düşünsel cesaret, sayısız kişisel ve siyasi çekişme, fedakârlıklar ve alınan büyük risklerin nasıl meyve verdiğini gösteriyor.

Bu büyük devrimin güvenli ameliyatlara, geniş çaplı aşı seferberliklerine, hijyen ve sanitasyon alanında çarpıcı iyileştirmelere ve bugün çoğumuzun hayatını borçlu olduğu antibiyotik ilaçların ortaya çıkışına nasıl zemin hazırladığını çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.

‘Mikrobun Keşfi’, mikrop kuramının nasıl, neden ve kim sayesinde son derece tartışmalı bir kuram olmaktan çıkıp modern tıbbın ana ilkelerinden biri hâline geldiğinin izini sürüyor.

  • Künye: John Waller – Mikrobun Keşfi: Dünyayı Değiştiren Devrimin Kısa Tarihi, çeviren: Fahri Öz, Fol Kitap, bilim, 176 sayfa, 2022

Roselyne Rey – Acının Tarihi (2022)

Acı, çağlar boyunca bireysel, toplumsal ve bilimsel ilgimizi üzerine çekti.

Roselyne Rey, antik çağlardan günümüze uzanarak bu evrensel fenomenin geçirdiği olağanüstü dönüşümünü ortaya koyuyor.

Beşerî bir fenomen olan acı, kimi zaman tehlikenin gelmekte olduğunu bildiren merhametli bir ulak kimi zamansa bizi zayıflatan ve etkisiz hâle getiren acımasız bir düşman olarak gösterir kendini.

Bu yönleriyle acı, çağlar boyunca, başta beden ve tıp konularında incelemelerde bulunanlar olmak üzere kutsal ve manevi konularla ilgilenenlerin de ilgisini çekti.

‘Acının Tarihi’nde Rey, bu evrensel fenomeni tüm yönleriyle keşfetmek için pek çok disiplin ve kaynaktan yararlanıyor.

Kitap, antik çağlardan yirminci yüzyıla kadar, acının mekanizmalarını açıklamak için geliştirilen tıbbi kuramlardan acı çekenleri rahatlatmak için formüle edilmiş çeşitli terapötik çözümlere dek, tarihin farklı dönemlerindeki acı algılarını karşılaştırıyor.

Acının kültürel algısında meydana gelen değişimleri ve tedavisinde kaydedilen ilerlemeleri geniş bir tarihsel perspektiften ele alan kitap, insanlığın acıyla olan ilişkisindeki olağanüstü dönüşümü tüm yönleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Roselyne Rey – Acının Tarihi, çeviren: Ayşe Meral, Albaraka Yayınları, inceleme, 396 sayfa, 2022

Kolektif – Bitmeyen Hikâye (2022)

İnsanoğlunun salgınlarla macerasına tarihsel perspektiften bakan eşsiz bir derleme.

‘Bitmeyen Hikâye’, COVID-19’dan başlayarak insanlık tarihine damga vurmuş veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalığın izini sürüyor.

İki yılı aşkın süredir küresel salgın COVID-19 ile beraber yaşıyoruz.

Salgın gündelik hayatımıza karantina, seyahat sınırlamaları, sosyal mesafe, dezenfeksiyon ve maske kullanımı gibi alışkanlığa dönüşen yeni zorunlulukları dahil etti.

Hastalığın yayılma hızı ve ortamı, varyantların ortaya çıkışı, tedavi alternatifleri ve özellikle de aşı meselesi hala önemli bir gündem maddesi olarak zihinlerimizi meşgul etmekte.

Esasen hayatlarımızda yaşadığımız bu değişim, tarihsel perspektiften değerlendirildiğinde hiç de yeni değil.

Veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalık ortaya çıktığı ve yayılım gösterdiği zamanlarda, binlerce hatta milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olurken bir yandan da toplumsal ve bilimsel devrimlere öncülük etti.

Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan özel sayıyı temel alan bu derleme, yeni yazı ilaveleriyle salgın hastalıklar tarihini kamu sağlığı pratikleri perspektifinden bütüncül bir şekilde ele alırken, salgını tecrübe eden 21. yüzyıl bireylerinin “bitmeyen hikaye”nin bir parçası haline nasıl geldiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Bitmeyen Hikâye: Küresel Salgın Çağında Tarihe Yeniden Bakmak (Salgın Hastalıklar ve Kamu Sağlığı Pratikleri), editör: İsmail Yaşayanlar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 388 sayfa, 2022

Olcay Neyzi – Durmayalım Düşeriz (2022)

Olcay Neyzi, bizde çocuk sağlığı denince ilk akla gelen isimlerdendir.

Bu değerli kitap da, çocuk sağlığı alanında Türkiye’de dünya standartlarında hizmet verilmesi için büyük çabalar harcamış Neyzi’nin bir döneme ışık tutan anılarını sunuyor.

Neyzi çocukluk yıllarından başlayarak kaleme aldığı hatıralarında hem kendi hem de eşi Ali Neyzi’nin ailesinin hikâyesini, Arnavutköy Kız Koleji’nde geçen eğitim yıllarında, daha sonra her biri kendi alanında önemli görevler üstlenecek sınıf arkadaşlarıyla ilişkilerini, İstanbul, Michigan ve Boston’daki yükseköğrenim dönemini, doktor olarak görev yapmaya başladıktan sonra karşısına çıkan zorlukları, bir hekim ve hoca olarak meslek yıllarında yaşadıklarını samimi bir dille aktarıyor okurlarına.

Neyzi, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından itibaren kendini özellikle çocuk hastalıkları konusunda ülkenin her tarafında dünya standartlarında hizmet verilmesi için çalışmaya adadı.

İstanbul Tıp Fakültesi’nde Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırma ve Eğitim Birimi’nin kurulmasını sağladı.

1979-94 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptı.

Ayrıca İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü bünyesinde Aile Sağlığı Anabilim Dalı’nın kurulmasında rol oynadı.

  • Künye: Olcay Neyzi – Durmayalım Düşeriz: Bir Çocuk Doktorunun Not Defterinden, İş Kültür Yayınları, anı, 224 sayfa, 2022

David Sinclair ve Matthew LaPlante – Yaşam Döngüsü (2022)

Yaşlılık aslında bir hastalık mı?

Ve en önemlisi de, bunun tedavisi var mı?

Harvard Tıp Fakültesi’ndeki laboratuvarında pek çok araştırma yapmış David Sinclair, yaşlanmanın aslında tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu savunuyor.

Biliminsanları yıllarca yaşlanmanın sebeplerini aradı ve sonunda kimsenin yaşlılıktan ölmediği fikrine ulaştılar.

Bu düşünceye göre insanlar yaşa bağlı hastalıklardan ölürler.

Çünkü yaşlanma ve ölüm kaçınılmaz sondur.

  • Peki, bu gerçekten doğru mu?
  • Yaşlanma hakkında bildiğimiz her şey yanlış olabilir mi?

‘Yaşam Döngüsü’nde, genetik ve yaşlanma konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri olan ve hayatını insanların daha uzun, daha sağlıklı ve hastalıksız yaşamalarını sağlamaya adayan Sinclair, tüm bu sorulara açıklık getiriyor.

Sinclair’e göre, genetik yapımızda var olan ve yaşamda karşılaştığımız zorluklara hücrelerimizin içinde karşı koyan bir hayatta kalma devresi, zamanla işleyişinde ortaya çıkan bozulmalarla bizi yaşlandırır.

Ancak bu bozulmaları tersine çevirmek ve sadece yaşam süremizi değil, sağlıklı geçirdiğimiz yılların sayısını artırmak da mümkün.

Tıbbi çalışmaların ön saflarında yer alan araştırmacıların keşfettiği en son bulgulardan yararlanan Sinclair, şaşırtıcı ve çok basit yöntemler paylaşarak daha uzun bir yaşam için genetik saati tersine çevirmenin bilimsel kanıtlara dayanan yol haritasını önümüze seriyor.

TIME dergisinin “Dünyadaki En Etkili 100 Kişisi” listesinde yer alan Sinclair’ın vizyonu, insanların uzun yıllar sağlıklı yaşadığı bir dünyanın nasıl bir yer olacağını ve oraya ulaşmak için neler yapmamız gerektiğini gösteriyor.

  • Künye: David A. Sinclair ve Matthew D. LaPlante – Yaşam Döngüsü: Yaşlanmanın Sebepleri ve Nasıl Önlenebileceği Üzerine Devrim Yaratan Bir Teori, çeviren: Cenk Tezcan, Epsilon Yayıncılık, sağlık, 480 sayfa, 2022

William W. Li – Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa (2021)

Bu güzel kitap, doğal savunma sistemlerimizi harekete geçirmek için yiyecekleri nasıl ustaca kullanabileceğimizi açıklıyor.

Doktor William Li, vücudun kendi kendini iyileştirmesine yardımcı olacak kararlar alarak kendi sağlık kaderimizi kontrol etme gücüne nasıl sahip olabileceğimizi gözler önüne seriyor.

Yazar, 200’den fazla gıdanın vücudumuzun savunmasını güçlendirerek faydalı sağlık sonuçlarına ulaşmamızı sağlayabileceğini anlatıyor.

Li, düzinelerce hastalığı önleyebilen ve sağlığı güçlendiren iki yüzden fazla yiyeceğin faydasına dair yapılmış çalışmaları ortaya koyarak sağlığımızı yönetme şeklimizi değiştiriyor.

Yirmi beşi bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik toplam elli tarifle zenginleştirilmiş ‘Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa’, hangi yiyeceklerden kaçınılması gerektiğine değil, bunun yerine öğünlerinize eklediğiniz takdirde vücudun savunma sistemlerini destekleyen erik, tarçın, çay, zeytinyağı, domates, balık, ekşi mayalı ekmek gibi şifalı gıdalara odaklanan hem bilgilendirici hem de pratik bir rehber.

İlaçlar ve aşılar hayatlarımızı yeniden kazanabilmemize yardımcı olacak yolu açarken besinler bugün ve her gün alabileceğiniz ilaçlardır.

Vücudunuz ile yedikleriniz hakkında bildiğinizi düşündüğünüz her şeyi unutun ve vücudun kendini nasıl iyileştirdiğine dair yeni bilimi keşfedin.

Yaşadığımız pandeminin ışığında ‘Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa’ şimdi, her zaman olduğundan daha da amacına uygun.

Bu kitapta yer alan bilgilerle ve Li’nin pandemi esnasında geliştirerek eklediği bağışıklık güçlendirici yirmi beş yeni tarifle, koronavirüsle ve başka birçok hastalıkla savaşacak cephaneye sahip olacaksınız.

Kitaptan bir alıntı:

“Kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar modern toplumun en çok karşı karşıya kaldığı sağlık sorunlarıdır. İlaç şirketleri ve sağlık sistemleri ise çözüm bulma konusunda çok yavaş, çok pahalı ve çok etkisiz kalmaktadır. Sağlık çantasındaki eksik parça besinlerdir. Vücudumuzda gelişen kronik hastalıklara karşı en iyi önlemin beslenme vasıtasıyla kendi bedenimizin sağlık savunmasını harekete geçirmek olduğu açıktır.”

  • Künye: William W. Li – Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa: Vücudun 5 Savunma Sistemi (Yiyecekler Hayatınızı Nasıl Kurtarır?), çeviren: Uğur Mehter, Nova Kitap, beslenme, 496 sayfa, 2021

Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı? (2021)

Ivan Illich ‘Sağlığın Gaspı’nda, “Bir toplum, insanları hastalara çevirebilecek bir şekilde örgütlenirse, halk, iyileştiricilerine karşı özerkliğini kaçınılmaz olarak yitirir.” demişti.

Julian Sheather da, modern tıp ve sağlık uygulamalarının kör noktalarını tartışmaya açıyor.

İnsanlık tarihi boyunca tıp inanılmaz başarılar elde etti ama ne pahasına?

Antibiyotiklere direnç, sürekli mutasyona uğrayan virüsler ve ilaç bağımlılığının yıkıcı sonuçları…

Hepsi günümüz tıbbının bir parçası.

Her türlü acıya ilaçlarla çare ararken, aşırı “tıbbileştirilmiş” olmuyor muyuz?

Astronomik maliyetler küresel eşitsizliği daha da körüklemiyor mu?

Modern tıp bizi nerede ve nasıl başarısızlığa uğrattı?

Sheather ‘Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?’ adlı bu önemli çalışmasında, modern tıbbın durumunu araştırıyor, tıp ve sağlık uygulamalarının etiğini ve bunların modern yaşam üzerindeki etkisini inceliyor.

  • Künye: Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?, çeviren: Eda Açanal, Hep Kitap, sağlık, 144 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan (2021)

Sağlık ve hastalık konusunda hayvanlardan neler öğrenebiliriz?

Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve hayvan davranışı uzmanı Kathryn Bowers bu muhteşem çalışmalarında, insan sağlığı ve hayvan sağlığı arasında çok enteresan bağlantılar keşfediyor.

Kitap bu bağlamda, kanserden kalp krizine, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan yeme bozukluklarına, ruhsal bozukluklardan kendine zarar vermeye pek çok hastalığı konu ediniyor.

Kitabın yazarlarından Natterson-Horowitz’in yavru bir tamarin maymununa kalp ameliyatı yaptıktan sonra tıbba bakışı tümüyle değişmiş.

Bu süreçten sonra insanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başlayan yazar, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine ikna olmuş.

İşte bu kitap da, tam da böyle bir hedefle kaleme alınmış ve insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan: Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2021

Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler (2021)

Yepyeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Son Sözü Genim Söyler’de Greg Gibson, genomlarımız ile modern yaşam biçimimiz arasındaki çatışmanın kronik hastalıkların artışındaki en büyük etken olduğunu savunuyor.

Bu durumun evrimsel tarihimizin sonucu olduğunu söyleyen Greg Gibson, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde karşılaşılan çevresel dalgalanmalarla başa çıkabilmemize karşın yüksek kalorili, hareketsiz ve aşırı uyarılmış bir halden ibaret olan modern yaşam biçiminin doğurduğu sonuçları özümseyecek bir genomun henüz evrimleşmediğini gösteriyor.

Gibson’a göre genomun hem kendisiyle hem de çevreyle olan dengesi bozulmuştur ve bu nedenle de kanser, diyabet, astım, bağırsak hastalıkları, Alzheimer ve hatta depresyon gibi pek çok rahatsızlığımız ile genomumuz arasında kesin bir ilişki bulunmaktadır.

  • Künye: Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler: Modern Yaşam ile Genlerimiz Arasındaki Çatışma Bizi Nasıl Hasta Eder?, çeviren: Ergi Deniz Özsoy, İş Kültür Yayınları, bilim, 264 sayfa, 2021