Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek (2021)

1915 ve sonrasında nüfusunun büyük bir kısmını ve aydın sınıfını kaybetmiş Ermeniler, o süreçte ne tür stratejiler ve yöntemlerle kendi kendini diriltmeye çalıştı?

Lerna Ekmekçioğlu’nun bu harikulade çalışması, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasını, işgal altındaki İstanbul’u ve İstanbul’da ve hayatta kalan Ermenileri mercek altına alarak Ermeni milletinin hangi siyasi, ekonomik ve toplumsal adımlarla kendini yeniden inşa etmeye çalıştığını ve bu süreçte toplumsal cinsiyet rollerinin hangi şekillerde yeniden üretildiğini araştırıyor.

Bunu yaparken de, dönemin kadın hareketinin önde gelen ismi Hayganuş Mark tarafından 1919-1933 arasında yayımlanan ve birçok feministin katkıda bulunduğu kadın dergisi Hay gin’i merkeze alan Ekmekçioğlu, kadınların ve özellikle de feministlerin bu süreçte nasıl hayati bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyor.

‘Bir Milleti Diriltmek’, Ermenilerin, Osmanlı İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti’ne evrilirken yaşadığı dönüşüme ilişkin eksik bırakılan temel, hayati bir anlatıyı tamamlıyor.

  • Künye: Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek, 1919-1933: Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Türkiye’de Ermeniliğin Yeniden İnşası, çeviren: Serdar Aksoy, Aras Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2021

Kolektif – Emek, Beden, Aile (2021)

Ne denli gururlansak azdır: Türkiye’de siyasi iktidar ne kadar boşanmaya, kürtaja ve kadınların işgücüne katılımına karşı durmaya çalışsa da, Türkiyeli kadınlar her geçen gün daha fazla kendi hayatlarının iplerini ellerine almak, kendi kaderlerini tayin etmek için daha fazla mücadele ediyor.

Kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikalarına dair pek çok değerli çalışması bulunan Ferhunde Özbay’ın anısına hazırlanmış bu derleme de, Türkiye’deki kadın özgürleşme mücadelesinin güncel bir resmini çekiyor.

Konuyu farklı kavramsal yaklaşımlar ve metodolojiler ekseninde ele alan yazarlar,

  • Türkiye’de yıllar içinde kadın emeğinin dönüşümü,
  • Türkiye’de kadın istihdamının önündeki demografik zorluklar,
  • Moda tutkunu genç mütedeyyin kadınların iş ve aile hayatı deneyimleri,
  • Türkiye’de imam nikâhı yaygınlığının evlilik kuşaklarına göre değişimi,
  • Ve kadınların anlatılarında boşanma hakkı ve kadının güçlenmesi gibi hayati konuları irdeliyor.

Kadın hareketinin ve feminist hareketin görünürlüğü ve etki alanı her geçen gün artıyor, kadınlar içinde yaşadıkları eşitsizliklere ve şiddete karşı toplu olarak seslerini yükseltmeyi sürdürüyorlar.

Bize bunu bir kez daha hatırlatan bu kitap için bir araya gelen isimler ise şöyle: Aslı Çoban, Ayşe Abbasoğlu Özgören, Faruk Keskin, İsmet Koç, Merve Kütük-Kuriş, Şemsa Özar, Taylan Acar, Z. Selen Artan-Bayhan, Zehra Yayla Enfiyeci ve Zuhal Esra Bilir.

  • Künye: Kolektif – Emek, Beden, Aile: Türkiye’de Kadınlık Halleri (Ferhunde Özbay Anısına), hazırlayan: Taylan Acar ve Şemsa Özar, Metis Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 248 sayfa, 2021

Carol J. Adams – Ne Adam Ne Hayvan (2021)

 

Carol Adams, daha önce yayımlanan ‘Etin Cinsel Politikası’nda, ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektik ilişkiyi çarpıcı bir biçimde çözümlemişti.

Adams’a göre, erkeklik inşasının önemli bir parçası başka bedenleri denetim altında tutmaktır ve et yemek de bunun en önemli aşamalarından birini oluşturur.

Adams şimdi de, bu temayı daha da genişleterek, feminizmin ataerkiye karşı mücadelesinde, hayvanların savunulmasını gündemine getirmesinin neden hayati olduğunu irdeliyor.

Hayvanların çektiği acıların genellikle görünmez olduğunu belirten Adams, hayvanların tecrübelerini görünür kıldığımızda, hayvanları görmezden gelen geleneksel ahlaki, manevi ve dini tartışmaları da ifşa etmiş olacağımızı belirtiyor.

Yazar buradan yola çıkarak, hayvan haklarını ve çevreciliği savunmakla feminizmin nasıl ve neden iç içe geçmesi gerektiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Kitap öncelikle, modern Batı kültüründe ve tüketim alışkanlıklarında, hayvanlara ve kadınlara yönelik sistematik sömürünün ardında yatan kültürel davranışları ustaca göstermesiyle önemli.

Eleştirel hayvan çalışmaları ve veganlık literatüründeki tartışmalardan bolca beslenen Adams, bize, eko-feminizmden çevre ahlakına ve teolojik perspektiflere uzanan geniş bir çerçeve çiziyor, ayrıca bizi harekete geçmeye davet ediyor.

  • Künye: Carol J. Adams – Ne Adam Ne Hayvan: Feminizm ve Hayvanların Savunulması, çeviren: Sevda Deniz Karali, Ayrıntı Yayınları, feminizm, 416 sayfa, 2021

Jane Gallop – Cinsel Tacizle Suçlanan Feminist (2020)

Son zamanlarda yaşanan ifşalarla Türkiye’de de yoğun şekilde tartışılan cinsel tacizle nasıl mücadele edebiliriz?

Jane Gallop’un yayımlandığında Amerika’da feminist çevrelerde büyük yankı uyandıran bu ufuk açıcı kitabı, cinsel taciz politikalarının nasıl ele alınması gerektiğini tartışıyor.

Gallop, geleneksel ahlakçı kaygıların cinsel tacize dair feminist tavrı geri plana atması tehlikesinin, kadınların ahlakçı şekilde korundukları geleneksel görüşle değil, kadının özgürleşmesine dair feminist hedefle uyumlu olacak biçimde gelişmesiyle aşılabileceğini belirtiyor.

Yazar bu çalışmasını da, kadınların saflığını korumaya yönelik söz konusu gelenekçi görüşe, başka bir deyişle kadınların kamusal alana katılımını daima tehdit etmiş olan bildik kollamacı tutuma karşı direnmek amacıyla yazmış.

Kitap bu yönüyle, Türkiye’de sadece cinsel tacize karşı değil, aynı zamanda ahlakçılığa, muhafazakârlığa ve gericiliğe karşı yürütülen feminist mücadeleye büyük katkı yapacak türden.

  • Künye: Jane Gallop – Cinsel Tacizle Suçlanan Feminist, çeviren: Alev Özkazanç, Dipnot Yayınları, kadın, 112 sayfa, 2020

Merve Genç – Güzelliğin Politikası (2020)

Bilindiği gibi güzellik konusu, feminist düşüncenin beden politikalarına yaklaşımı konusunda önemli bir kırılma noktasıdır.

Feministler, güzellik dayatmasının politik işlevinin kadınları ikincilleştirmek olduğu konusunda hemfikirdir.

Fakat öte yandan, güzelliği arzulama ya da talep etme hakkı konusunda, feminist düşünce içerisinde farklı ve birbiriyle çatışan görüşler de mevcut.

İşte Merve Genç’in bu çalışması, kadınların güzelliğe dair karmaşık resmi nasıl çözümlemeye çalıştığını bizzat onların bakış açılarını merkeze alarak irdeliyor.

Kitapta, yirmi güzellik YouTuber’ının toplamda kırk sekiz videosu, üçüncü dalga feminizmin kız gücü kavramı çerçevesinde analiz edilmiş.

Çalışmanın asıl önemi, güzellik ideolojisine ve mitlerine dair eleştirel yaklaşımların bizzat bu güzelleşme pratiklerini uygulayanlar tarafından geliştiriliyor olduğunu, güzelliğin kadınlar için ak ya da kara gibi keskin sınırları olan bir alan olmadığını ortaya koyması.

Genç’e göre, YouTube Güzellik Topluluğu hem iktidarın bir baskı aracı olarak güzellik ideolojisine karşı eleştirel söylemlerin geliştirildiği, hem güzelliğin yeniden yorumlandığı bir alan olarak popüler kültürde önemli bir yer teşkil etmektedir.

  • Künye: Merve Genç – Güzelliğin Politikası: YouTube Güzellik Topluluğu, İletişim Yayınları, feminizm, 144 sayfa, 2020

Lynne Segal – Radikal Mutluluk (2020)

Toplumsal sefaletin faturası arttıkça mutluluk arayışımız da artıyor.

Günümüzün mutluluk mottosu ise, herkesin her yere çekebileceği “seni ne mutlu ediyorsa onu yap”tır.

Lynne Segal ise, böylesi içi boş mutluluk numuneleri yerine hep birlikte, müşterek şekilde mutlu olabileceğimiz bir dünyanın olanakları üzerine düşünüyor.

Segal, bireyciliğin tırmandığı günümüz toplumundaki umutsuzluk ve tecrit çemberini kıracak olan müşterek neşenin yeniden keşfedilmesi gerektiğini, neşenin yüzyıllar boyu tecelli etme biçimlerinden hareketle, yaşamdan keyif alma olasılıklarını yitirmemize sebep olan düzeni kökten reddetmemiz gerektiğini belirtiyor.

Kitabı asıl özgün kılan hususlardan biri ise, mutluluk arayışımıza eleştirel bir bakışla yaklaşması.

Segal, ticari değerlerin ve çıkarların her yere nüfuz ederek genişlemesinin hem özel hem de kamusal yaşamı derinden etkilediğini söylüyor ve böylesi bir durumda mutlu olup olmadığımıza saplanıp kalmanın feminist mücadele içerisinde büyük bir yılgınlık yarattığını vurguluyor.

  • Künye: Lynne Segal – Radikal Mutluluk: Müşterek Neşe Anları, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2020

Sheila Rowbotham – Kadınlar, Direniş ve Devrim (2020)

Kadınların kurtuluşu, tüm insanların kurtuluşunu gerektirir.

Sheila Rowbotham bu önemli çalışmasında, kadınların 1600’lerden 1968’e uzanan özgürleşme mücadelesini izleyerek usta işi bir feminizm ve devrim tarihi sunuyor.

Feminizmin ve feminist yazının 17. yüzyıldan Vietnam Savaşı’na uzanan tarihinden kilometre taşlarını ele alan çalışma, bu mücadeleye yön vermiş aktörler ile devrimin başardıkları veya başaramadıklarını tartışmaya açıyor.

Rowbotham ayrıca, feminist harekete büyük katkıda bulunmuş kuramsal kitapların yanı sıra halk şarkılarındaki, şiirlerdeki, romanlardaki kadın portrelerini, özgür aşk için mücadele edenleri ve devrim, sosyalizm ve ulusal kurtuluş mücadelesi ile kadınların kurtuluş mücadelesi arasındaki ilişkileri de ele alıyor.

Mary Wollstonecraft, Flora Tristan, Margaret Fuller, August Bebel, Eleanor Marx, Olive Schreiner, Sylvia Pankhurst, Emma Goldman, Aleksandra Kollontay, Ding Ling ve Han Suyin gibi feminist harekette iz bırakmış isimler, kadınların İngiltere’deki oy hakkı mücadelesinin başarıya ulaşmasının altındaki etkenler, Fransız Devrimi’nde, Rus Devrimi’nde, Çin’de, Vietnam’da, Küba’da, Cezayir’deki kurtuluş mücadelesinde kadınların üstlendiği roller ve daha fazlası…

  • Künye: Sheila Rowbotham – Kadınlar, Direniş ve Devrim: Çağdaş Dünyada Devrimin ve Kadınların Tarihi, çeviren: Suğra Öncü, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2020

Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm (2020)

Ne mutlu ki, dünden bugüne her geçen gün kadın hareketi, kadın dayanışması güçleniyor, mücadele pratikleri artıyor, çeşitleniyor.

Bu kitap ise, bu topraklarda feminizmle ilgili olarak kadınların politik ve ideolojik açıdan ne biriktirdikleri, ne düşündükleri, hangi izleklerden gelerek buluştukları ya da ayrıldıkları üzerine 880 sayfalık çok önemli bir çalışma.

Yayınevinin başvuru niteliğindeki ‘Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce’ başlıklı dizisinin onuncu cildi olarak yayımlanan kitap, 19. yüzyıldan itibaren feminizme dair üretilen fikirleri ve bu fikriyatın nasıl, kimler tarafından ve hangi tarihsel koşullar içerisinde üretildiğini ele alıyor.

Müslüman Osmanlı kadınları ve feminizmden dergicilik üzerinden feminizm tartışmalarına, 1980 sonrası kadın hareketinde gözlemlenen kurumsallaşmadan Türkiye’de İslâmi feminizm tartışmalarına, Kürt kadın hareketinin feminist hareketle ilişkisinden feminist hareketin erkek şiddetiyle mücadelesine kadar pek çok farklı konunun karşımıza çıktığı çalışma, bizdeki feminist fikriyat ve feminist mücadele külliyatına muazzam katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm, İletişim Yayınları, editör: Feryal Saygılıgil ve Nacide Berber, İletişim Yayınları, feminizm, 880 sayfa, 2020

Adil Baktıaya – Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası (2016)

 

1904’te Berlin’de toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde bir konuşma yapmış, Hayriye bin Ayad ile onun ilerici Osmanlı diplomatı eşi Ali Nuri’nin hayat hikâyeleri.

Adil Baktıaya, Hayriye Hanım ile eşinin verdiği mücadele üzerinden Osmanlı’da kadın hareketinin ortaya çıkışı ve düşünsel dinamiklerinin zengin bir haritasını çıkarıyor.

  • Künye: Adil Baktıaya – Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası, h2O Kitap

Ayşegül Yaraman – Cinsiyetçi İkiyüzlülük (2020)

Cinsiyetçi ikiyüzlülük, neden çok tehlikelidir?

Çünkü bu durumda cinsiyetçilik karşıt bir söyleme bürünerek yeniden üretimini sağlar.

Başka bir deyişle sinsidir, sözde muhalefetin içine yedirilmiştir ve bu nedenle aleni cinsiyetçi ayrımcılıktan çok daha tehlikelidir.

İşte Ayşegül Yaraman’ın bu çalışması, örtük cinsiyetçi ikiyüzlülük pratiklerini görünür kılmasıyla ve bunun nasıl ayırdına varabileceğimizi açıklamasıyla büyük öneme haiz.

“Cinsiyetçi ikiyüzlülük bir suçlama değil, bir tespittir” diyen Yaraman, cinsiyetçi ikiyüzlülüğü nasıl anlayabileceğimizi ve bundan nasıl arınabileceğimizi irdeliyor ve böylece bir anlamda bilinç yükseltmememize katkıda bulunuyor.

Cinsiyetçi ikiyüzlülüğün zekâ, eğitim, sosyal ve kültürel sermaye arttıkça arttığını belirten Yaraman, bu bağlamda, cinsiyetçi ikiyüzlülüğün ve cinsiyetçiliğin dünya genelinde kadınların ve LGBTİ bireylerin kalkınmasına bağlı olarak egemen sistemin sinsi rövanşı biçiminde arttığını söylüyor.

Cinsiyetçiliğin içimize kök salmış yansımalarını daha iyi kavramak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Ayşegül Yaraman – Cinsiyetçi İkiyüzlülük, Bağlam Yayınları, siyaset, 168 sayfa, 2020