Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı (2020)

Kadınlar sevgiyle nasıl bir ilişki kurar?

Feminist düşüncenin önde gelen teorisyenlerinden Bell Hooks, bu girift ilişkiyi feminist bir perspektifle irdeleyen, dikkat çekici bir çalışmayla karşımızda.

Kadınların, erkeklere oranla duygularını daha iyi bildikleri ve böylece bunları daha rahat ifade ettikleri söylenir.

Oysa ataerkil toplumlarda var olan tahakküm, kendini duygular üzerinde de hissettirir.

Böylece duyguları bilmek ve tanımak da, sanılandan daha zor hale gelir.

İşte Hooks’un çalışması, bizlere şaşırtıcı gelse de içinde yaşadığımız toplumlarda kadınların da neredeyse erkekler kadar sevgi konusunda cahil olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Hooks, ileri yaşlarında sevgiyi tanımayı başarmış kadınların deneyimlerine de başvurarak, kadınların gerçek sevgiyi tanıma mücadelesini ve bu mücadelede kazandıkları zaferleri anlatıyor, bunun yanı sıra kadınların var olan tahakkümün ötesine geçerek sevgiye nasıl ulaşabileceklerini tartışıyor.

  • Künye: Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı, çeviren: Zeynep Kutluata, Bgst Yayınları, feminizm, 224 sayfa, 2020

Sylvia Walby – Patriyarka Kuramı (2016)

Kadınların günümüz toplumlarında nasıl ezildiklerine ilişkin açıklamaları bütünlüklü olarak gözden geçiren bir çalışma.

Konuyu ücretli emek, ev işi, kültür, cinsellik, şiddet ve devlet bağlamında irdeleyen kitap, cinsiyet ilişkilerinde son dönemde meydana gelen değişimleri analiz etmesiyle de önemli.

  • Künye: Sylvia Walby – Patriyarka Kuramı, çeviren: Hülya Osmanağaoğlu, Dipnot Yayınları

Kolektif – Sessiz Rivayetler: Anarko-feminizm Kitabı (2020)

“Ütopyayı gerçek kılmak” üzere yola çıkmış anarko-feminizm hakkında hem klasik hem de güncel metinler barındıran bir derleme arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

Manifestolar, metinler ve makalelerden oluşan ‘Sessiz Rivayetler’, Emma Goldman’dan Caty Levin’e, Bolivyalı feminist grup Mujeres Creando’dan silahlı mücadele grubu Rote Zora’ya farklı coğrafyalardan pek çok anarko-feminist hareketin katkılarını bir araya getiriyor.

Burada, kesişimsellik, anarşizm ve kadın hareketi, queer feminizm, sınıf ve feminizm, örgütlenme sorunları, anarşizm ve feminizm arasındaki bağlantı gibi, feminizmin gündemindeki konular ve kuramsal tartışmalar da yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Emma Goldman, Roxanne Dunbar-Ortiz, Lynne Farrow, Peggy Kornegger, Sally Darity, J. Rogue, Abbey Volcano, Marian Leighton, Voltairine De Cleyre, Carol Ehrlich, Jo Freeman, Charlotte Wilson ve Alice Nutter.

  • Künye: Kolektif – Sessiz Rivayetler: Anarko-feminizm Kitabı, çeviren: Zeliha Burcu Acar, Dipnot Yayınları, feminizm, 264 sayfa, 2020

Derya Şaşman Kaylı – Kadın Bedeni ve Özgürleşme (2010)

Derya Şaşman Kaylı ‘Kadın Bedeni ve Özgürleşme’de, kadın özgürleşmesi ve kadın bedenine dair, tarih boyunca ortaya konan söylemlerle hesaplaşıyor.

Kaylı, erkeklerle aynı dünyada yaşamasına ve erkeklerle aynı akla sahip olmasına rağmen, kendilerine dayatılan hayatı yaşamak zorunda bırakılan kadın sorununu, feminist kuramcıların görüşlerinden hareketle değerlendiriyor.

Modernist söylemde kadın, kadının uygarlıktan dışlanması, kültürel ve radikal feminizm, feminist ütopyalar gibi konuları ele alan yazar, kadınları zorlayan tuzakları ortaya çıkarmanın yanı sıra, kadının kendi bedeninin dilini bularak güçlenme olanaklarına da işaret ediyor.

  • Künye: Derya Şaşman Kaylı – Kadın Bedeni ve Özgürleşme, İlya Yayınları, kadın, 206 sayfa

Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih (2020)

Gülnur Acar Savran’ın bu aralar temin edilemeyen ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Beden, Emek, Tarih’ adlı bu eseri, özellikle yapısalcılık sonrası dönemde ortaya çıkan yaklaşımların feminist teori ve politika üzerinde kurduğu hegemonik etkiyle hesaplaşmasıyla önemli.

Kitap esas olarak, kamusal/özel, eşitlik/farklılık, evrensel/yerel, üretim/yeniden üretim, değişim değeri/kullanım değeri gibi ikiliklerin aşılması için nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor.

Savran, hegemonik paradigmadaki bu ikiliklerin Aydınlanma düşüncesinin özgül yapısından kaynaklanan ikili karşıtlıklar olarak kavramlaştırıldığını ve bunların, salt söylemsel, ideolojik ya da pratik olarak kurulmuş düşünsel kurgular olduğunu belirtiyor.

Diyalektik kavrayış çerçevesinde, bu ikiliklerin zemininde patriarkal ve kapitalist ilişkiler evreninin yer aldığını gözler önüne seren Savran, bu ikilikleri aşmanın, onların ötesine geçmekle, ancak bu ikilikleri besleyen toplumsal evrenin sınırlarının dışına çıkmakla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Kadınların ev emeğinin özgül niteliği, özel/kamusal ikiliğinin –Türkiye toplumunda hüküm sürmekte olan patriarka türünün özgüllüklerinden kaynaklanan– melez yapısı, feminist politikanın ayırıcı özelliklerinden birisi olan özel alanın politikasının sınırları ve imkânları kitap boyunca teorik bir irdelemenin temelini oluşturuyor.

“Kadın-erkek eşitliği mi, kadınların özgül kimliğinin olumlanması mı” tartışmasına da müdahil olan Savran, cinsel yönelimle ilgili biyolojist yaklaşımların ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ikiliğiyle ilgili inşacı teorilerin çıkmazlarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin, Dipnot Yayınları, feminizm, 376 sayfa, 2020

Mona Chollet – Bugünün Cadıları (2020)

Popüler kültür ürünlerine konu edilen cadı karakterlerine bir fantezi ürünü gibi davranılır, süper güçleri olan kahraman imajı verilir.

Oysa hayal gücünü harekete geçiren bir karakter olarak görülmesinden ve olumlu bir imgeyle anılmasından önce “cadı” kelimesi aşağılayıcı bir sıfat olarak, sahtekârlıkla itham edilen kadınları tarif etmek için kullanılırdı ve on binlercesinin işkence görüp öldürülmesine sebep olmuştu.

Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da sürdürülen cadı avları, toplumsal bilinçte ilginç bir yer tutuyordu.

Mona Chollet, bu tarihsel gerçekliği hatırımızda tutarak kadınlara uygulanan muamelenin bugün farklı biçimlerde, sistemleşmiş ve doğallaşmış halde devam ettiğini, o zamanlardan itibaren, önce şiddet yoluyla ve sonra ideal ev kadını modelinin inşasıyla dayatılan modelin, kadınları doğurganlık üzerine temellenen rollere hapsettiğini, onları çalışma yaşamından kopardığını gözler önüne seriyor.

Yazar, kadınların kimliklerini yok eden, zayıflatan, özgürlüklerini ellerinden alan bu modelin karşısına bugünün cadılarını ve onların yaratabileceği direniş imkânlarını koyuyor.

Yazar, bugünün cadılarıyla kast ettiği ise, bağımsız olabilen, kendini gerçekleştirebilen, bekâr kalan, çocuk sahibi olmak veya olmamak gibi kararlarını özgürce dile getirebilen, türlü biçimlerde süren gençlik, güzellik dayatmasına karşı olgunluğun ve tecrübenin emaresi olarak saçlarının beyazlamasını gururla izlemeyi seçen kadınlardır.

“Cadıların fısıltılarının bizi yönlendirdiği yolu takip edip düşünce dünyamızı ve hayal gücümüzü serbest bıraktığımızda büyük bir coşku bizi bekliyor olacak: cesaretin, isyanın, hayatı olumlamanın, otoriteye kafa tutmanın vereceği coşku.” diyen Chollet, sadece sivrilen kadınları değil, toplumun kadınlık idealini içselleştirmiş kadınları da, cadılık yaftasını sahiplenmeye davet ediyor.

  • Künye: Mona Chollet – Bugünün Cadıları: Kadınların Yenilmez Gücü, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, kadın, 240 sayfa, 2020

Florence Rochefort – Feminizmler Tarihi (2020)

 

Feminist düşünce ve tarih üzerine iyi kitap arayanlara bu kısa ama etkileyici çalışmayı öneriyoruz.

Florence Rochefort, Amerikan Devrimi ve Fransız Devrimi’ni izleyen süreçte kadın haklarının gelişiminden bugünün ekolojik feminizmlerine uzanarak konuyu geniş bir çerçevede izliyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • 18. yüzyılın sonlarında kadın bilincinin oluşumu ve devrimci kadınların birleşmesi,
  • Liberal feminizmin ortaya çıkışı,
  • Feminist hareketlerin uluslararası alanda örgütlenmeleri,
  • Milliyetçilik ve sömürge karşıtlığının feminist düşünce üzerindeki etkileri,
  • Reformcu feminizmler,
  • 1960-1980 zaman aralığında feminist harekette yaşanan radikal yenilikler,
  • Lezbiyenlik ve Siyah Feminizm gibi feminist hareketin tarihinde ortaya çıkan farklı yaklaşımlar,
  • 1980 sonrasında dindar feminizmler, ekolojik feminizmler, siyasal feminizmler, kültürel ve halkçı feminizmler gibi, feminizmlerin yaygınlaşması…

Rochefort’un çalışması, dünyanın dört bir yanında mücadele vermiş farklı feminizmlerin tarihsel mirası serimlemesiyle çok önemli.

  • Künye: Florence Rochefort – Feminizmler Tarihi, çeviren: Özlem Altun,  Sel Yayıncılık, feminizm, 108 sayfa, 2020