Sheila Rowbotham – Kadınlar, Direniş ve Devrim (2020)

Kadınların kurtuluşu, tüm insanların kurtuluşunu gerektirir.

Sheila Rowbotham bu önemli çalışmasında, kadınların 1600’lerden 1968’e uzanan özgürleşme mücadelesini izleyerek usta işi bir feminizm ve devrim tarihi sunuyor.

Feminizmin ve feminist yazının 17. yüzyıldan Vietnam Savaşı’na uzanan tarihinden kilometre taşlarını ele alan çalışma, bu mücadeleye yön vermiş aktörler ile devrimin başardıkları veya başaramadıklarını tartışmaya açıyor.

Rowbotham ayrıca, feminist harekete büyük katkıda bulunmuş kuramsal kitapların yanı sıra halk şarkılarındaki, şiirlerdeki, romanlardaki kadın portrelerini, özgür aşk için mücadele edenleri ve devrim, sosyalizm ve ulusal kurtuluş mücadelesi ile kadınların kurtuluş mücadelesi arasındaki ilişkileri de ele alıyor.

Mary Wollstonecraft, Flora Tristan, Margaret Fuller, August Bebel, Eleanor Marx, Olive Schreiner, Sylvia Pankhurst, Emma Goldman, Aleksandra Kollontay, Ding Ling ve Han Suyin gibi feminist harekette iz bırakmış isimler, kadınların İngiltere’deki oy hakkı mücadelesinin başarıya ulaşmasının altındaki etkenler, Fransız Devrimi’nde, Rus Devrimi’nde, Çin’de, Vietnam’da, Küba’da, Cezayir’deki kurtuluş mücadelesinde kadınların üstlendiği roller ve daha fazlası…

  • Künye: Sheila Rowbotham – Kadınlar, Direniş ve Devrim: Çağdaş Dünyada Devrimin ve Kadınların Tarihi, çeviren: Suğra Öncü, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2020

Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm (2020)

Ne mutlu ki, dünden bugüne her geçen gün kadın hareketi, kadın dayanışması güçleniyor, mücadele pratikleri artıyor, çeşitleniyor.

Bu kitap ise, bu topraklarda feminizmle ilgili olarak kadınların politik ve ideolojik açıdan ne biriktirdikleri, ne düşündükleri, hangi izleklerden gelerek buluştukları ya da ayrıldıkları üzerine 880 sayfalık çok önemli bir çalışma.

Yayınevinin başvuru niteliğindeki ‘Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce’ başlıklı dizisinin onuncu cildi olarak yayımlanan kitap, 19. yüzyıldan itibaren feminizme dair üretilen fikirleri ve bu fikriyatın nasıl, kimler tarafından ve hangi tarihsel koşullar içerisinde üretildiğini ele alıyor.

Müslüman Osmanlı kadınları ve feminizmden dergicilik üzerinden feminizm tartışmalarına, 1980 sonrası kadın hareketinde gözlemlenen kurumsallaşmadan Türkiye’de İslâmi feminizm tartışmalarına, Kürt kadın hareketinin feminist hareketle ilişkisinden feminist hareketin erkek şiddetiyle mücadelesine kadar pek çok farklı konunun karşımıza çıktığı çalışma, bizdeki feminist fikriyat ve feminist mücadele külliyatına muazzam katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm, İletişim Yayınları, editör: Feryal Saygılıgil ve Nacide Berber, İletişim Yayınları, feminizm, 880 sayfa, 2020

Adil Baktıaya – Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası (2016)

 

1904’te Berlin’de toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde bir konuşma yapmış, Hayriye bin Ayad ile onun ilerici Osmanlı diplomatı eşi Ali Nuri’nin hayat hikâyeleri.

Adil Baktıaya, Hayriye Hanım ile eşinin verdiği mücadele üzerinden Osmanlı’da kadın hareketinin ortaya çıkışı ve düşünsel dinamiklerinin zengin bir haritasını çıkarıyor.

  • Künye: Adil Baktıaya – Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası, h2O Kitap

Ayşegül Yaraman – Cinsiyetçi İkiyüzlülük (2020)

Cinsiyetçi ikiyüzlülük, neden çok tehlikelidir?

Çünkü bu durumda cinsiyetçilik karşıt bir söyleme bürünerek yeniden üretimini sağlar.

Başka bir deyişle sinsidir, sözde muhalefetin içine yedirilmiştir ve bu nedenle aleni cinsiyetçi ayrımcılıktan çok daha tehlikelidir.

İşte Ayşegül Yaraman’ın bu çalışması, örtük cinsiyetçi ikiyüzlülük pratiklerini görünür kılmasıyla ve bunun nasıl ayırdına varabileceğimizi açıklamasıyla büyük öneme haiz.

“Cinsiyetçi ikiyüzlülük bir suçlama değil, bir tespittir” diyen Yaraman, cinsiyetçi ikiyüzlülüğü nasıl anlayabileceğimizi ve bundan nasıl arınabileceğimizi irdeliyor ve böylece bir anlamda bilinç yükseltmememize katkıda bulunuyor.

Cinsiyetçi ikiyüzlülüğün zekâ, eğitim, sosyal ve kültürel sermaye arttıkça arttığını belirten Yaraman, bu bağlamda, cinsiyetçi ikiyüzlülüğün ve cinsiyetçiliğin dünya genelinde kadınların ve LGBTİ bireylerin kalkınmasına bağlı olarak egemen sistemin sinsi rövanşı biçiminde arttığını söylüyor.

Cinsiyetçiliğin içimize kök salmış yansımalarını daha iyi kavramak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Ayşegül Yaraman – Cinsiyetçi İkiyüzlülük, Bağlam Yayınları, siyaset, 168 sayfa, 2020

Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj (2020)

 

Türkiye’de kadın olmak, cehennemin diğer adıdır.

Bu aralar sıklıkla tartışılan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması da, bu cehennemi koyultmanın diğer adıdır.

Sedef Erkmen’in bu önemli çalışması ise, kadına yönelik kuşatmayı başka bir pencereden, ülkede kürtaj politikalarının tarihsel dönüşümünü irdeleyerek ortaya koyuyor.

Başka bir deyişle Erkmen, günümüz iktidar ilişkilerine toplumsal cinsiyet rejimi bağlamında ışık tutmak için kürtaj politikalarını çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

Erkmen, Türkiye’de kürtaj biyopolitikasının AKP döneminde derinleştiğini ve yaşamın her alanına nüfuz ettiğini ve bu partinin kullandığı teknik ve söylemlerin neoliberal ve muhafazakâr nitelikleriyle milliyetçi ve cinsiyetçi ataklarla birleştiğini gözler önüne seriyor.

Kadınların bedenleri üzerindeki denetimleri anlamında bir hak olan kürtaj ve doğum kontrolünün ne zaman özel alanın kuytularından çıkıp devlet politikalarının konusu haline geldiği sorusunun yanıtını arayan Erkmen, feministlerin bu zorlu konuyu nasıl tartıştıklarını da kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap bu yönüyle, sadece güncel siyasete dair tespitler yapmakla kalmıyor, aynı zamanda direnişe dair fikirleri tartışması ve feminist bir karşı-hegemonyanın olanaklarına işaret etmesiyle de çok ama çok önemli.

  • Künye: Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj: AKP ve Biyopolitika, İletişim Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2020

Deniz Soysal – Beauvoir Dersleri (2016)

Simone de Beauvoir’in, klasik yapıtı ‘İkinci Cinsiyet’teki ‘Evli Kadın’ ve ‘Anne’ bölümleri üzerine derinlikli bir inceleme.

Deniz Soysal bunu yaparken kadına sunulan evlilik yazgısının kaynağını, aşk ve cinselliğin evlilikteki yerini ve evli kadının ev işleriyle kurduğu ilişkinin sonuçlarını, bilhassa Beauvoir’in “içkinlik” ve “aşkınlık” kavramları bağlamında sorguluyor.

  • Künye: Deniz Soysal – Beauvoir Dersleri, Belge Yayınları

Kolektif – Cinsiyeti Yazmak (2016)

Cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinselliğin siyasi, toplumsal ve tarihsel sorunlarla bağlantılarını tartışan, pek çok akademisyen ve yazarın katkıda bulunduğu bir çalışma.

Kitap, hem felsefi olarak güncel feminist yazının sorunlarını irdelemesi hem de bunların, antropoloji, edebiyat ve sanattaki izdüşümleri üzerine düşünmesiyle önemli.

‘Cinsiyetli Olmak: Sosyal Bilimlere Feminist Bakışlar’ adlı çalışmanın devamı niteliğindeki kitap, toplumsal cinsiyet ve cinselliğin toplumsal ve tarihsel sorunlarla bağlantılarını ayrıntılı bir şekilde tespit etmesiyle büyük önem arz ediyor.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ege Selin İşlekel, Halide Velioğlu, Çiğdem Yazıcı, Zeynep Köylü, İmge Oranlı, Zeynep Gemuhluoğlu, Elif E. Akşit, Zeynep Talay, Zeynep Direk, Fulden İbrahimhakkıoğlu, Nazlı Pektaş ve Riitta Cankoçak.

  • Künye: Kolektif – Cinsiyeti Yazmak, yayına hazırlayan: Zeynep Direk, Yapı Kredi Yayınları

Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri (2020)

Medyanın kurgulandığı dünyada erkekler, kadınlar, LGBTİ bireyler nasıl temsil ediliyor?

Bu güzel derleme, toplumsal cinsiyetlerin medyada temsil edilme biçimlerindeki açık sorunları farklı yönleriyle irdeleyerek bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Medya bütün yaşamımızı etkiler, dolayısıyla medyadaki toplumsal cinsiyet temsilleri de bizlere nasıl bir erkek veya nasıl bir kadın olmamız gerektiğini de vaaz eder.

Medya bireylerin düşünceleri, davranışları ve değer yargılarının oluşumu, pekiştirilmesi ve bunların değişiminde de önemli roldedir.

İşte bu derleme de, medyanın etkileme gücünün toplumsal cinsiyet temsillerine ne gibi vurgular yaptığını izlemesiyle çok önemli.

Kitap, rekabetin hızla yayıldığı ve vahşileştiği medya ortamında var olan temsillerin çarpıklığını ve bunların statükoyu nasıl beslediğini ya da bazılarını nasıl ettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri, derleyen: Şahinde Yavuz, Heyamola Yayınları, medya, 344 sayfa, 2020

Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik (2020)

Kadına yönelik şiddetteki asıl mesele, bunun yalnızca erkeğe özgü bir sorun olarak ele alınması.

Oysa bu başlı başına bir toplumsal sorundur.

Başka bir deyişle, kadına şiddet uygulayan erkek, genel anlamda içinde bulunduğu toplum tarafından biçimlendirilir.

İşte Aslıhan Burcu Öztürk’ün bu özenli çalışması da, kadına şiddet uygulayan erkeğin dünyasına mercek tutmasıyla önemli.

Öztürk’ün feminist bir yaklaşımla ördüğü çalışmasının en büyük katkısı ise, erkekliğin bu coğrafyada nasıl inşa edildiğini adeta adım adım izlemesi.

Kitap, şiddetle kuşatılan erkeğin, çocukluktan yetişkinliğe evde, okulda, işte, yatak odasında, askerde ve cezaevinde verdiği erkeklik sınavını, nasıl olup da kadını yaralayarak ve yok ederek geçmeye çalıştığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Hem şiddetin kaynağını daha iyi kavramak hem de bu konuda neler yapabileceğimizi daha iyi görmek açısından okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik: Kadına Şiddet Uygulayan Erkekler, Nika Yayınevi, inceleme, 240 sayfa, 2020

Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı (2020)

Kadınlar sevgiyle nasıl bir ilişki kurar?

Feminist düşüncenin önde gelen teorisyenlerinden Bell Hooks, bu girift ilişkiyi feminist bir perspektifle irdeleyen, dikkat çekici bir çalışmayla karşımızda.

Kadınların, erkeklere oranla duygularını daha iyi bildikleri ve böylece bunları daha rahat ifade ettikleri söylenir.

Oysa ataerkil toplumlarda var olan tahakküm, kendini duygular üzerinde de hissettirir.

Böylece duyguları bilmek ve tanımak da, sanılandan daha zor hale gelir.

İşte Hooks’un çalışması, bizlere şaşırtıcı gelse de içinde yaşadığımız toplumlarda kadınların da neredeyse erkekler kadar sevgi konusunda cahil olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Hooks, ileri yaşlarında sevgiyi tanımayı başarmış kadınların deneyimlerine de başvurarak, kadınların gerçek sevgiyi tanıma mücadelesini ve bu mücadelede kazandıkları zaferleri anlatıyor, bunun yanı sıra kadınların var olan tahakkümün ötesine geçerek sevgiye nasıl ulaşabileceklerini tartışıyor.

  • Künye: Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı, çeviren: Zeynep Kutluata, Bgst Yayınları, feminizm, 224 sayfa, 2020