Michael W. Apple – Öğretmenler ve Metinler (2022)

Kitlesel eğitimin temel özellikleri yıllardır tartışılıyor.

Bu tartışmalar kimi zaman eğitimin devletle ilişkisi kimi zaman da ideoloji ile ilişkisine odaklanıyor.

Göz ardı edilenler arasında ise öğretmenler ve eğitimin ekonomi politiği geliyor.

Michael W. Apple ‘Öğretmenler ve Metinler’ kitabında, öğretmenlerin geçmişten bugüne nasıl kontrol altına alındığına, cinsiyete dayalı iş bölümündeki değişimlerle odaklanıyor.

Kontrolün aktörü olan egemen söylem, artık sadece ekonomik değil aynı zamanda toplumsal cinsiyet kavramlarıyla çevrelenmiştir.

Öğretmenlik bir “kadın işi” hâline gelmiştir.

Bu durum kadınların açık bir şekilde eşit olmayan muameleye maruz kaldığı diğer kadın emeği biçimleriyle de bağlantılıdır.

Apple’ın muhafazakâr restorasyon olarak tanımladığı egemen söylem aynı zamanda öğretmenlerin “metinlerle” kurduğu ilişkinin de belirleyicisidir.

Ders kitapları, öğretim programı ve raporlar gibi metinler özerk değildir. Metinlerden hem öğretmenlerin öğretim yöntemlerini hem de program için meşru kabul edilen bilgileri yeniden tanımlamak amacıyla çoğu muhafazakâr olan çeşitli gruplardan gelen baskılar ve ekonomik beklentiler mevcuttur.

Eğitim raporları ise teknik olarak baştan sorunlu olan verilerini, genellikle kötüye kullanmaktadırlar.

Rapor hazırlayıcıları, iş gücü piyasasına ve yüksek teknolojili işlerin geleceğine ilişkin yanlış bir görüşteler ve okullarda kalıcı değişiklikler yapmak için gerekli olabilecek şeyleri, büyük ölçüde basitleştirerek toplumsal eşitsizliğin artmasına katkı sunuyorlar.

Apple ise bu kitabında kitlesel eğitimin açmazlarını tarihsel olarak ortaya çıkartıyor ve bu sorunların çözümüne dair öneriler sunuyor.

  • Künye: Michael W. Apple – Öğretmenler ve Metinler: Eğitimde Toplumsal Cinsiyet, Sınıf ve İktidar İlişkileri, çeviren: Mediha Sarı ve Ece Yolcu, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 264 sayfa, 2022

Lucie Drechselová – Türkiye’de Yerel Siyasette Kadınlar (2022)

‘Türkiye’de Yerel Siyasette Kadınlar’da Lucie Drechselová, farklı sosyo-politik özelliklere sahip illerde yaptığı saha çalışmasının ve görüşmelerin zengin malzemesine dayanarak, Türkiye’de kadınların yerel siyasette var olma mücadelesini enine boyuna inceliyor.

Türkiye’nin modern siyasi tarihi boyunca -bir tür “devlet feminizmine” rağmen veya onun da katkısıyla- kadınlara dönük bir dışlanma döngüsünün işlediğini görüyoruz.

Kadın düşmanı parti yapıları ve kadın kollarının “dayanılmaz zayıflığının” yanı sıra, yerel siyasetin yapısal sınırlılıklarının da bunda payı var.

Buna karşılık 2000’lerde kadınların yerelde tutunma ve siyasi partiler içinde kendilerine yer açma mücadelesinin somut kazanımlar doğurduğunu da görüyoruz.

‘Türkiye’de Yerel Siyasette Kadınlar’, kadın hareketinin toplam etkisi yanında; hem milliyetçi-muhafazakâr partilerde, hem Kemalist mirasın devamında ve CHP’de, hem de pro-Kürt siyasette kadınların özgül yerel siyaset deneyimlerine bakıyor.

Pro-Kürt siyasetin “kadınlaşmasının” yereldeki etkilerine eğiliyor.

Fakat yerel siyaset kadınlar için hâlâ engellerle dolu.

Lucie Drechselová, “Demokrasi kadınlara ‘yaramıyor’ mu?” gibi tahrik edici bir soru da sormaktan geri kalmazken, kadınların “değişim tahayyül etme kapasitesinin” de kıymetini biliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dışlayıcı mevcut mekanizmalara rağmen, kadınların siyasi patikaları, hırsları, kararlılıkları ve şimdiye dek Türkiye bağlamında nispeten az bilinen, bireysel ve kolektif faillikleri ile çizilmiştir. Kadın yerel siyasetçilerin çok çeşitli siyasi kariyer yolları, yalnızca ilerlerken önlerine çıkan zorlukları değil, aynı zamanda kadınların başvurdukları eylem stratejilerini ve siyasi kariyerlerini kendi elleriyle çizme kapasitelerini de ortaya koymaktadır.”

  • Künye: Lucie Drechselová – Türkiye’de Yerel Siyasette Kadınlar: Dışlanma Döngüleri, çeviren: Ece Köse, İletişim Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2022

Kolektif – Patriyarka ve Kapitalizm (2022)

Kadınların aile yapısının neredeyse evrensel bir parçası olan annelikleri, bütün toplumlarda bildiğimiz şekliyle toplumsal cinsiyetin örgütlenmesine ve değer biçilmesine belirli özellikler kazandırdı, ebeveynlik düzenlemeleri kadar toplumsal cinsiyet sistemimiz de bize kapitalizm öncesi geçmişimizden miras kaldı.

Aynı zamanda toplumsal cinsiyetin örgütlenmesinin ve değerlendirilmesinin belli özellikleri kendi toplumumuzda da önem kazanmış durumda.

Yaşadığımız şekliyle toplumsal cinsiyetin düzenlenmesi ve erkek egemenliği tarihin ürünleridir ve bunların tarihsel olarak anlaşılması gerekir.

Kadınların annelikleri kadınların hayatlarının ve aile örgütlenmesinin temelini oluşturmaya devam ediyor ve kadınlara dair ideoloji bu temelden doğdu.

Ancak endüstriyel kapitalizmin gelişimi bunu değiştirdi, kadınların anneliğine ve erkek egemenliğine özel anlamlar yükledi, bunların önemlerini kendilerine özgü yollarla arttırdı.

Aynı baskılar, duygulanımların ve bağlanmanın inkârı, kadınların ve dişil şeylerin dünyasının reddi, erkeklerin dünyasının sahiplenilmesi, idealize edilmiş evde olmayan babayla özdeşleşme -hepsi de kadınların anneliğinin ürünü- toplumsal cinsiyet sistemi içinde erilliği ve erkek egemenliğini yaratır ve aynı zamanda erkekleri kapitalist iş dünyasının katılımcıları olarak var eder. Dolayısıyla, aile yapısının ve erkek egemenliğinin temelini oluşturan kadınların anneliğiyle kapitalizmin yeniden üretimi arasında içsel bir bağlantı gelişmiştir.

İşte bu usta işi derleme, patriyarka ile kapitalizm arasındaki sıkı ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyması ve buna karşı çözüm önerileri sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle. Ellen DuBois, Heidi Hartmann, Linda Gordon, Margery Davies, Nancy Chodorow, Nancy Hartstock ve Zillah Eisenstein.

  • Künye: Kolektif – Patriyarka ve Kapitalizm, Kalkedon Yayınları, siyaset, 216 sayfa, 2022

Bonnie G. Smith – Kadın Çalışmaları: Temeller (2022)

‘Kadın Çalışmaları: Temeller’, geçmişte ve günümüzde toplumsal cinsiyet konusunda yapılan disiplinlerarası çalışmalara bir giriş niteliğinde.

Bonnie G. Smith, Kadın Çalışmaları’nın doğuşunu ve gelişimini, eleştirmenlerin yaklaşımlarını da hesaba katarak ele alıyor, alanın temel meselelerini anlaşılır bir dille aktarıyor, günümüzdeki durumunu inceleyerek yeni tartışmalara genişçe yer veriyor.

Kadın Çalışmaları’nın disiplinlerarası doğasını, temel feminist teorileri, toplumsal cinsiyet konusuna eleştiri ve yaklaşımları; ırk, sınıf, toplumsal cinsiyet, etnik köken ve dinin Kadın Çalışmaları’na etkilerini kesişimsellik bakış açısıyla yorumluyor.

Smith, farklı cinsel kimlikler, askerileşme, şiddet, neoliberalizm, göç ve emek gibi günümüzün can alıcı sorunlarının Kadın Çalışmaları’yla ilgisini araştırıyor.

Kitap, konuya yeni başlayanlar için mükemmel bir temel sağlarken özellikle Kadın Çalışmaları ve toplumsal cinsiyet konusuna odaklanan lisans ve yüksek lisans öğrencilerine rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Kitapta ayrıca, daha ileri çalışmalarda, sunumlarda ve araştırmalarda yardımcı olabilecek okuma önerileri de sunuluyor.

  • Künye: Bonnie G. Smith – Kadın Çalışmaları: Temeller, çeviren: Özde Çakmak, İletişim Yayınları, kadın çalışmaları, 224 sayfa, 2022

Zafer Toprak – Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm (2022)

Türkiye’de feminizmin yüz yılı aşkın görkemli bir geçmişi var.

Zafer Toprak’ın bu kapsamlı incelemesi ise, kadınların 1908-1935 arasındaki özgürlük mücadelesini aydınlatıyor.

Kadın özgürlüğü 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye’de toplumsal dönüşümün ana eksenini oluşturdu.

1908 Jön Türk Devrimi’yle birlikte gündeme gelen uluslaşmadan laikliğe, temel dönüşümlerin çoğu kadını doğrudan ilgilendiriyordu.

“Hürriyetin İlânı” kadına özgürlük mücadelesinin yolunu açmıştı.

Böylece Cihan Harbi ertesi, feminizm sözcüğü kadın-erkek eşitliği özleminin simgesine dönüştü.

Kamusal alanda görünür hale gelen kadın “özneleşiyor”, kendine özgü bir kimlik kazanıyordu.

Ancak geleneksel hiyerarşiler ve dünün kültür kodları sorgulanırken, on yılı aşkın savaş ortamında yoksullaşan kadın özel yaşamında köklü sarsıntılar geçirdi.

Fuhuş ve intihar baş edilmesi gereken temel sorunlardı.

Cumhuriyet’in laik düzeni ve Medeni Kanun kadına özlemini duyduğu eşit statüyü sağladı.

Türk kadınının birçok Batı ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkını elde etmesi dış dünyada da yankı buldu.

Nitekim 1935 Uluslararası Kadınlar Kongresi’nin İstanbul’da toplanması bunun kanıtıydı.

Prof. Dr. Zafer Toprak, ‘Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm’de özgün kaynaklara dayanarak kadının 1908-1935 arasındaki ilk dönem özgürlük mücadelesini ve kazanımlarını anlatırken, “Sonuç” bölümünde de 1965 sonrası ülkede etkinleşen ikinci dalga feminizmi ele alıyor.

  • Künye: Zafer Toprak – Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm (1908-1935), İş Kültür Yayınları, tarih, 592 sayfa, 2022

Rebecca Solnit – Yokluğumdan Aklımda Kalanlar (2021)

Kadınların yok sayıldığı bir toplumda adeta dişiyle tırnağıyla kazıyarak hayallerini gerçekleştirmiş Rebecca Solnit’ten muazzam bir tanıklık.

Solnit, 1980’lerin San Francisco’sunda genç bir kadın yazar olarak ortaya çıkışını anlatıyor.

‘Yokluğumda Aklımda Kalanlar’, kadınların sessiz kalmasını tercih eden bir toplumda kadın bir yazarın kendi sesini bulma öyküsü, sanatçının genç bir kadın olarak portresi.

Solnit 1980’lerin San Francisco’sunda, kadına yönelik şiddetin hem sokakta hem de toplumun tüm tabakalarında yaygın olduğu, kadınların kültürel arenadan kolayca dışlandığı bir ortamda yazar olarak ortaya çıkışını anlatıyor.

En büyük öğretmenim dediği kentteki savruluşlarını, fakirliği ve ümidi; on dokuz yaşındayken kişisel dönüşümüne ev sahipliği yapmaya başlayan küçük apartman dairesini; punk rock’ın hem öfkesine hem de içindeki patlayıcı enerjiye nasıl biçim ve ses kazandırdığını tarif ediyor.

Kadınları küçümseyen, onların sözüne inanmayan otorite figürlerinden bahseden Solnit, geriye dönüp baktığında tüm bunları hem geçmişte hem de bugün hâlâ kadınların olağan durumu olan sessizleştirilmişliğin sonuçları olarak görüyor ve bizlere de yazarlığa, kadın hakları savunucusu olmaya giden yolda bununla nasıl mücadele ettiğinin öyküsünü anlatıyor.

Kendisini hem insan hem de yazar olarak özgürleştiren güçleri; yani kitapları, cinsiyet, aile ve sevincin ne gibi farklı görünümlere bürünebileceği konusunda kendisine başka başka bakış açıları kazandıran etrafındaki gey erkekleri ve sonunda Amerikan Batısı’nın o uçsuz bucaksız topraklarına varışını, o toprakların öteden beri göz ardı edilen çatışmalarına dahil oluşunu irdelerken bir yandan da bütün bu etkilerin kendisine özgün bir yazar olmayı nasıl öğrettiğine ve pek çok başka insana hitap eden, onlara güç kazandıran bir sese nasıl kavuşturduğuna değiniyor.

  • Künye: Rebecca Solnit – Yokluğumdan Aklımda Kalanlar, çeviren: Seda Çıngay Mellor, Minotor Kitap, inceleme, 264 sayfa, 2021

Helen Gørrill – Kadından Ressam Olmaz (2021)

Erkeklerin ve kadınların resimleri arasında pek az estetik fark olsa da neden erkeklerin eserleri kadınlarınkinden yüzde 80 oranında daha değerli?

Helen Gørrill, bugüne dek kadınların sanat dünyasındaki rollerini belirlemiş yöntemlere meydan okuyor.

Erkekler eserlerini imzaladıklarında eserlerinin değeri artarken kadınlar imzaladıklarında değeri düşer.

Cinsiyet ve değere ilişkin bu çığır açıcı çalışmasıyla Gørrill, sanat dünyasında bu tür eşitsizliğin son derece yaygın olduğunu ileri sürüyor.

Yeni, istatistiksel bir yöntem kullanarak Gørrill, erkeklerin ve kadınların resimleri arasında pek az estetik fark olduğunu fakat erkeklerin eserlerinin kadınlarınkinden yüzde 80 oranında daha değerli bulunduğunu gösteren bir veritabanı oluşturmuştur.

Yazar, müzelerin kadın sanatçılardan numuneci bir tavırla eser satın almak suretiyle onların piyasa değerini düşürerek bu kısır döngüye suç ortağı olduklarını ispatlıyor.

Bu kışkırtıcı kitap öğrenciler, eğitimciler, araştırmacılar ve bizzat sanatçılar için zaruri olup bugüne dek kadınların sanat dünyasındaki rollerini belirlemiş yöntemlere meydan okuyor.

Ayrıca çalışma, kadın olmanın sosyal, sembolik, kültürel ya da ekonomik, sanatsal takasın her aşamasını etkilediğine ilişkin çarpıcı kanıtlar sunan değerli bir kaynak.

‘Kadından Ressam Olmaz’, şovenizmini “kalite” kisvesi ardına gizlemeye çalışan bütün akademisyenlerin, sanatçıların, küratörlerin, koleksiyoncuların ve kurumların yüzünde patlayan bir tokat.

İnkâr edilemeyecek gerçeklerle ve sayılarla dolu kitap, okuyucuların sanat alanındaki değerlerin kadınları, farklı ırka mensup sanatçıları ve çok dar, Avrupa merkezli bir kanonun sınırlarını aşan eserleri dışlayacak şekilde inşa edilme biçimlerini incelemesinde ısrarcıdır.

Gørrill’in bu tartışmalı çalışmasının kimilerini kızdırması mümkün, çok daha fazla insanı uzun vadede değişimi getirmek üzere güçlendirmesi ise çok daha muhtemel.

  • Künye: Helen Gørrill – Kadından Ressam Olmaz: Çağdaş Sanatta Toplumsal Cinsiyet, Değerler ve Cam Tavanlar, çeviren: Ebru Berrin Alpay, Hayalperest Kitap, sanat, 276 sayfa, 2021

Kolektif – İradenin İyimserliği (2021)

Yirmibirinci yüzyılın kadınların yüzyılı olacağı söylenir.

Peki, bugün kadınlar kendi hikâyelerini ne kadar anlatabiliyorlar?

‘İradenin İyimserliği’, emek pratiklerinden sanat ve spora, 2000’lerin Türkiye’sinde kadınların varoluşunun farklı cephelerini tartışıyor.

Kitapta,

  • 2000’li yıllarda kadın sanatçılar,
  • “Yozgat Blues” ve “Unutursam Fısılda” filmlerinde kadınların temsili,
  • Sporda kadınlar,
  • Yerli dizilerde kadınların temsili,
  • Muhafazakâr kadının halet-i ruhiyesi,
  • Amargi Dergi’nin feminist hareketteki yeri ve önemi,
  • MHP ve Ülkü Ocakları’nda kadınlık halleri,
  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kadın hareketine katkıları,
  • Ve Gökova Körfezi’ndeki balıkçı kadınların deneyimleri bağlamında kadın emeği gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Aksu Bora, Ahu Antmen, Sema Aslan, Emek Çaylı Rahte, Zehra Çelenk, Gözde Çerçioğlu, Yücel İlknur Hacısoftaoğlu, Binnaz Saktanber, Burcu Şenel, Funda Şenol Cantek, Nagehan Tokdoğan, Figen Uzar Özdemir, İlknur Üstün, Özlem Yeniay ve Nevin Yıldız.

  • Künye: Kolektif – İradenin İyimserliği: 2000’lerde Türkiye’de Kadınlar, derleyen: Aksu Bora, İletişim Yayınları, feminizm, 368 sayfa, 2021

Aziz Şeker – Kadın Roman Kahramanları (2021)

Erkek egemenliği her alanda olduğu gibi edebiyatta da baskındır.

Pek çok roman, daha çok erkek kahramanlarıyla öne çıkar.

Öte yandan, az da olsa sıra dışı kadın roman kahramanlar da vardır.

İşte Aziz Şeker de bu çalışmasında, kadın roman kahramanlarını toplumsal cinsiyet ve edebiyat sosyolojisi bağlamında inceliyor.

Burada karşımıza, Dostoyevski’nin Sonya’sından Tolstoy’un Anna’sına ve Dolli’sine, Stendhal’in Madam de Rênal’inden Vedat Türkali’nin Nermin’ine, Halide Edip’in Rabia’sından Fakir Baykurt’un Irazca’sına ve Flaubert’in Emma’sına pek çok kadın roman kahramanı çıkıyor.

  • Künye: Aziz Şeker – Kadın Roman Kahramanları: Toplumsal Cinsiyet, Edebiyat Sosyolojisi ve Roman Okumaları, Nika Yayınevi, inceleme, 196 sayfa, 2021

 

Kolektif – Eğitimin Cinsiyeti (2021)

Ataerkiyle mücadelenin en önemli ayaklarından biri eğitimdir.

Bu usta işi derleme ise, okul öncesinden akademiye uzanarak eğitimdeki ayrımcılığı toplumsal cinsiyet perspektifinden irdeleyen makaleleri bir araya getirmesiyle çok değerli.

‘Eğitimin Cinsiyeti’, ataerkinin eğitim alanındaki yeniden üretim süreçlerini anlamak ve ataerkiyle mücadele yollarını keşfetmek için önemli saptamalar barındırıyor.

Eğitimsel gerçekliğin toplumsal cinsiyet bağlamında analizine ilişkin mevcut birikimi daha ileriye taşıyabilecek kapsamlı ve bütünlüklü bir kitap olan çalışma, Türkiye’de eğitimin cinsiyetini çeşitli boyutlarıyla ortaya koyuyor.

Kitap, okul öncesinden akademiye tüm eğitim düzeylerinde, bilginin üretim/yeniden üretim süreçlerini, bir mekân olarak okulu ve mekânla anlam kazanan ilişki ve etkileşimleri anlamaya yönelik kavramsal/kuramsal analizleri kapsamlı bir biçimde okura sunuyor.

Toplumsal cinsiyet araştırmaları yapan ve farklı sosyal bilim disiplinlerinden gelen araştırmacıların emeğini birleştiren çalışma, hem akademik katkı anlamında hem de eğitim alanındaki mücadeleye ivme kazandırma potansiyeli açısından ayrıca değer kazanıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Canan Aratemur Çimen, Derya Kayacan, Ebru Eren, Emine Sevim, Fatma Gök, Funda Şenol Cantek, Gülsün Sağlamer, H. Özden Aras Kaya, Hülya Çağlayan, İdil Soyseçkin, L. Işıl Ünal, Mine Göğüş Tan, Nuran Aytemur Sağıroğlu, Pelin Yalçınoğlu Kaplan, Remzi Altunpolat, Sebahat Şahin, Sezen Bayhan, Simten Coşar, Tuba Kancı ve Yeşer Torun.

  • Künye: Kolektif – Eğitimin Cinsiyeti, derleyen: L. Işıl Ünal, Derya Kayacan, Sebahat Şahin ve Yeşer Torun, Dipnot Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 272 sayfa, 2021