Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü (2021)

Bize imkânsızı istemeyi öğretmiş Che Guevara’nın hayatı ve mücadelesi üzerine eşsiz bir biyografi.

Tam 15 yıldır Che’nin hayatı üzerine çalışan Lucía Álvarez de Toledo, dünya tarihinin bu en büyük devrimcisi üzerine şimdiye kadar yazılmış en kapsamlı biyografiyle karşımızda.

Marx’ın Avrupa’da dolaşan komünizm hayaleti gibi, Latin Amerika’nın ardından bütün dünyada ikonik bir hayalet dolaşıyor: Che Guevara hayaleti.

Toledo’nun titiz bir arşiv çalışması yaparak kaleme aldığı eser, Ernesto “Che” Guevara de la Serna’nın 39 yıllık yaşamını okurlarla buluşturuyor.

Che Guevara’nın sermayenin emperyalizm ve kolonyalizm bağlamındaki tarihsel biçimi ile bu tarihsel sömürü biçimlerinin nasıl yeniden üretildiğine ilişkin düşünceleri, ABD emperyalizmi düşmanlığı, bürokratizm karşıtlığı ve bu sebepten ötürü Sovyetler Birliği ile yaşadığı anlaşmazlık, Çin ile Küba arasında oynadığı rol de yine ayrıntılarıyla dikkat çekilen hususlardan bazıları.

Kitap, Che Guevara hakkında yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olmakla kalmıyor, Latin Amerika’daki mücadele tarihine ilgi duyan okurlara da detaylı bir kaynakça sunuyor.

  • Künye: Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü, çeviren: Behzat Hıroğlu, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 544 sayfa, 2021

Shlomo Avineri – Karl Marx: Felsefe ve Devrim (2021)

Shlomo Avineri’den Karl Marx’ın hayatına ve mücadelesine tutulmuş özgün bir ışık.

Avineri, Marx’ın filozof, tarihçi, sosyolog, iktisatçı, güncel olaylar gazetecisi ve editör olarak bir portresini sunuyor.

Marx, modern tarihin en etkili ve devrimci düşünürlerinden biriydi; ne var ki kendisi nadiren Yahudi bir düşünür olarak ele alınır ve onun Yahudi düşünürü arka planı ya gözden kaçırılır ya da yanlış tanıtılır.

Bu kitapta seçkin bilim insanı Shlomo Avineri, Marx’ın Yahudi kökenlerinin onun çalışmaları üzerinde önemli izler bıraktığını savunuyor.

Marx, o zamanlar Prusya’nın bir parçası olan Trier’de doğdu ve ailesi, bölgenin daha önceki Fransız egemenliği ve kontrolü altında eşit haklara ve özgürlüğe sahipti.

Ama sonra Prusya’ya ilhakı, Yahudi nüfusunu eşit haklardan mahrum etti.

Bu gelişmeler Marx’ın babasının isteksizce din değiştirmesine yol açtı ve benzer sıkıntılar, o zamanın Yahudi kökenli birçok genç entelektüelini radikalleştirdi.

Daha önce Hegel ve Marx üzerine literatüre geçmiş iki önemli kitabı olan Avineri, Marx’ın Yahudi geçmişini uygun ve dengeli bir perspektife oturtuyor ve Marx’ın entelektüel gelişimini, içinde yaşadığı tarihsel, entelektüel ve politik bağlamların ışığında takip ediyor.

  • Künye: Shlomo Avineri – Karl Marx: Felsefe ve Devrim, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 203 sayfa, 2021

Plutarkhos – Artakserkses (2021)

Plutarkhos’un kaleminden, Pers Kralı Artakserkses II Mnemon üzerine altın değerinde bir biyografi.

Plutarkhos, bu Pers kralına duyduğu özel hayranlığı gizlemiyor.

Sevgi Sarıkaya’nın girişi, çevirisi ve notlarıyla sunulan eser, Plutarkhos’un ‘Paralel Yaşamlar’ külliyatından veya derlemesinden günümüze kadar eksiksiz olarak gelen dört ‘tek Yaşamlar’dan MÖ 405/404 yılından 359/358 yılına kadar hüküm sürmüş Pers kralı Artakserkses II Mnemon’un biyografisi.

Artakserkses, tek Yaşam biyografileri arasında yerini almakla birlikte, eserin diğer Hayatlar’dan kendine özgü farklılığı ise biyografi yazarının seçkisini, bu iki uygarlığı birleştirmek için Hellen ve Romalı kişilerden oluştururken bir istisna uygulayıp Pers kralının hayatını da Paralel Yaşamlar yapıtının bir parçası haline getirmesi.

Artakserkses biyografisi, Plutarkhos’un “Tarihin Babası” Herodotos’u barbar severlikle (philobar-baros [φιλο-βάρβα-ρος]) itham ederken bizzat kendisinin de bu Pers kralına özel bir hayranlık duyduğunun kanıtı olarak okunabilir.

  • Künye: Plutarkhos – Artakserkses, giriş, çeviri ve notlar: Sevgi Sarıkaya, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, biyografi, 147 sayfa, 2021

Brenda Maddox – Rosalind Franklin (2021)

İngiliz biyofizikçi ve kimyager Rosalind Franklin, DNA, RNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulundu.

Brenda Maddox da, 20. yüzyılın en büyük bilimsel keşfine giden yolu açmış bu kadının sağlam bir biyografisini sunuyor.

Maddox çalışmasında, henüz on beş yaşındayken bilim insanı olmaya karar vermiş Franklin’in öyküsünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Hayatı, parçalarının toplamından daha büyük olan bir kadına karşı duyarlı, sempatik bir bakış sunan çalışma, Franklin’in son yıllarına ve erken ölümüne ilişkin dokunaklı anlatımıyla da bilhassa dikkat çekiyor.

  • Künye: Brenda Maddox – Rosalind Franklin: DNA’nın Kara Leydisi, çeviren: Sibel Sevinç, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2021

Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı (2021)

Sürükleyici bir roman gibi okunacak, Albert Einstein’ın tüm zamanların en eksiksiz bilimsel biyografisi.

Abraham Pais, Einstein’ın bütün yazdıklarını ayrıntılı bir biçimde ele alıyor ve bunu geniş bir kaynakçayla tamamlıyor.

Pais, Einstein’ı hayatının son yıllarında hem profesyonel hem de kişisel olarak tanıyan seçkin bir fizikçi ve tarihçiydi.

Einstein’ı tanıdığı yıllara dair kişisel hatıraları ile bilimsel düşüncesinin gelişimini iç içe geçirmesi eserini benzersiz kılmış.

Aynı zamanda Einstein’ın görelilik teorilerinin formülasyonunu, Brown hareketi üzerine yaptığı çalışmaları ve kuantum teorisine olan tepkisini ayrıntılı bir biçimde irdeleyen kitap, Einstein’ın fikirlerinin fizik üzerinde yarattığı derin etkiyi ortaya koyuyor.

Çalışma, Einstein’ın felsefeye olan düşkünlüğü, Yahudilerin kaderine dair endişesi ve Newton’dan Freud’a kadar büyük şahsiyetler hakkındaki görüşleri gibi pek çok konuda boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı: “Kurnazdır Tanrı…”, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, biyografi, 576 sayfa, 2021

Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss (2021)

Yirminci yüzyılın en büyük antropologlarından olan Claude Lévi-Strauss hakkında enfes bir biyografi.

Patrick Wilcken’in biyografik eserinde, seyahat etmekten ve kâşiflerden nefret eden Lévi-Strauss’un Amazon’un en ücra noktalarındaki saha çalışmasından Nazi işgalindeki Fransa’da bir Yahudi olarak yaşamanın zorluklarına, savaş dönemi New York’unda bir mülteci olmaktan 1940’ların sonunda Paris’e dönüp Jean-Paul Sarte’la çatışmasına ve Lacan’dan Foucault’ya pek çok düşünürü derinden etkilediği hayatını takip ediyor.

İlkel kabilelerin dünyasının hızla yok olduğu zamanlarda, Lévi-Strauss yalnızca Brezilya’da 90 kabile ve 15 dille karşılaşıyor.

Modern bir monokültür egemenliğinden endişelenen Lévi-Strauss, insanlığın “kendi mirasını unutmasına ya da yok etmesine” izin vermeyip, geride bıraktığı eserlerle kültürel çeşitliliğin insan topluluklarını birbirinden yalıtan değil, birleştiren ilişkilerini gösteriyor.

  • Künye: Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss: Laboratuvarda Bir Yaşam, çeviren: Ali Atakay, Alfa Yayınları, biyografi, 472 sayfa, 2021

Gershom Scholem – Sabetay Sevi (2021)

Yahudi dünyasını derinden etkilemiş tek mesiyanik hareket üzerine muhteşem bir çalışma.

Gershom Scholem, Sabetay Sevi’nin hayatına ve macerasına yakından bakıyor.

Scholem, 20. yüzyılın en önemli Yahudi entelektüellerinden biridir ve akademik Yahudi mistisizmi çalışmalarının kurucusudur.

Modern düşünürler arasında muhayyilesinin gücü ve zenginliğiyle dikkat çeken Scholem, özellikle başyapıtı ‘Sabetay Sevi: Mistik Mesih’ çalışmasıyla geniş çaplı bir üne sahiptir.

Bu çalışma şimdiye dek Yahudi dünyasının tamamını derinden etkilemeyi başarmış tek mesiyanik hareketin hikâyesini canlı ve ayrıntılı bir biçimde sunmasıyla dikkat çekiyor.

  1. yüzyıl Türkiye’sinde sıradan bir Kabalacı rabbi olan Sabetay Sevi, kendini Mesih olarak ilan ettikten sonra bütün bir Yahudi âlemine yayılan ateşli bir takipçi kitlesine kavuşur.

Sevi’nin zorla İslam dinine döndürülmesi sonrası hareket ağır bir darbe alsa da, gizli bir tarikat olarak varlığını sürdürmeyi başarır.

Yahudi tarihyazımınında muazzam ve çığır açıcı bir çalışma olan elimizdeki eser, hakkında hâlâ çok konuşulan bu sıra dışı figürün ve hareketinin kökeni, yayılışı ve ihtida sonrası tutumunu amprik ve filolojik yetkinliği tutkuyla harmanlayarak anlatmasıyla müstesnadır.

  • Künye: Gershom Scholem – Sabetay Sevi: Mistik Mesih, 1626-1676, çeviren: Eşref Bengi Özbilen, Alfa Yayınları, biyografi, 952 sayfa, 2021

Martin Kemp – Leonardo (2021)

Tarihin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olan Leonardo da Vinci ve yaşadığı dönem üzerine iyi bir inceleme.

Martin Kemp, Leonardo’nun yaşamını ve çalışmalarını böylesine benzersiz yapan şeyin ne olduğunun peşine düşüyor.

Kitap, bu büyük Rönesans adamının Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtlarının ardındaki “gerçek” anlama dair olağanüstü bilgiler sunuyor.

Leonardo’nun gelişimini tüm çeşitliliğiyle takip ederek, gerçekleşmemiş hayalleriyle, hamilerle ilişkileriyle ve Tanrı, insanlar ve doğa hakkındaki görüşleriyle bütüncül bir portresini sunan Kemp, bilhassa Leonardo’nun zihninin işleyişini, dehasını ve başarısının anahtarını açıkça ortaya koyduğu, yaratıcı vizyonunu ve araştırmacı doğasını sergiledikleri defterleri merkeze alıyor.

Kemp bununla da yetinmeyerek, yirmi bin sayfayı aşkın çizim ve not, insan gözünün yapısından uçan makineler ve dev arbalet tasarımlarına kadar inanılmaz keşiflerini ve icatlarını ayrıntılarıyla aktarıyor.

  • Künye: Martin Kemp – Leonardo, çeviren: Handan Balkara, Alfa Yayınları, biyografi, 280 sayfa, 2021

Franz Babinger – Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı (2021)

Bu kitap uzun yıllar önce yayımlanmış olsa da, bugün de Fatih Sultan Mehmed ve dönemi üzerine en geniş kapsamlı çalışma olmaya devam ediyor.

Franz Babinger, 800 sayfalık eserinde, Fatih’in devlet idaresini, sanat ve bilim hamiliğini irdeliyor.

İlk olarak 1953’te basılan ve bugün klasik bir biyografi haline gelmiş çalışma, 1453’teki ünlü Konstantinopolis kuşatmasından Osmanlı İmparatorluğu’nu güvenli bir sınıra ulaştıran sayısız sefere kadar, II. Mehmed’in hayatındaki olayları ve dönüm noktalarını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Halil İnalcık’ın önsözüyle.

  • Künye: Franz Babinger – Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı, çeviren: Dost Körpe, Alfa Yayınları, tarih, 800 sayfa, 2021

Mike O’Mahony – Sergey Ayzenştayn (2021)

Sinemanın kurucularından biri olan Sergey Ayzenştayn üzerine zengin bir biyografi.

Mike O’Mahony, geniş bir arşivden yararlanarak Ayzenştayn’ın hayatını, bilhassa yaşadığı dönemi derinlemesine analiz ederek anlatıyor.

Şöhreti, kendi ülkesi Sovyetler Birliği’nden önce Batı ülkelerine yayılmış; Hitchcock, Godard, Fellini ve Scorsese gibi sinemanın dâhilerini derinden etkilemiş Sergey Ayzenştayn, sinemanın kurucularından biri olarak kabul edilir.

O’Mahony, kaleme aldığı bu ayrıntılı biyografide Ayzenştayn’ın hem yayımlanmış hem de henüz yayımlanmamış yazılarından oluşan geniş bir arşivden yararlanıyor ve onun hayat hikâyesini, Sovyetler Birliği’ndeki komünist rejimin ilk otuz yılının sosyo-politik bağlamında anlatıyor.

O’Mahony bunun yanı sıra Potemkin Zırhlısı, Ekim ve Aleksandr Nevskiy dâhil olmak üzere en etkili filmlerini, tamamlanmamış film projelerini, öncü teori ve yöntemlerini ve çok sayıda yazı ve çizim arşivini de yakından inceliyor.

Modern film yapımına dair etkili ve zengin bir bakış açısı sunan Ayzenştayn’ın bu biyografisi, sinema tarihi çalışanlar ve sinemaseverler için bir başucu eseri olmaya aday.

  • Künye: Mike O’Mahony – Sergey Ayzenştayn, çeviren: Sinan Odabaşı, Runik Kitap, biyografi, 205 sayfa, 2021