Kate Kirkpatrick – Beauvoir Olmak (2022)

Dünyanın dört bir yanındaki kadınlara ilham veren ve birçok insanın düşünme şeklini değiştiren Simone de Beauvoir’ın büyüleyici bir portresi.

Kate Kirkpatrick, Beauvoir’ın feminizmle olan karşıt ilişkisine hatırı sayılır derecede yer veriyor ve buradaki tartışma oldukça zengin.

Kirkpatrick’in biyografisinin en güçlü olduğu yer, Beauvoir’ın etik taahhütlerinin sağlamlığını netleştirmesi ve de bunların savaştan sonra siyasi taahhütlere nasıl dönüştürüldüğünü açıklaması.

Yazar, Beauvoir’ın felsefesinin önceki biyografilerden çok daha ayrıntılı ve analitik bir açıklamasını sunuyor.

Kirkpatrick’in buradaki temel başarısı, Beauvoir’ın mantığını kendi hayatıyla ilişkilendirmiş olması.

Kirkpatrick, Beauvoir’ın yorumlarını, günlüklerini ve daha da önemlisi, hayatının sonuna doğru verdiği röportajları titizlikle araştırmış ve ortaya Beauvoir’ın yaşamının ve çalışmasının radikal ve yeni, kanıtlara dayalı bir okumasını çıkmış.

Beauvoir’a hem yaşamı boyunca hem de o zamandan beri yöneltilen olağanüstü küçümseme ve cinsiyetçi eleştiri selini ortaya çıkaran kitap, onu Jean-Paul Sartre’ın gölgesinden kurtararak kendi ışığına kavuşturuyor.

Bize neden Beauvoir’dan öğrenecek daha çok şeyimiz olduğunu gösteren çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Kate Kirkpatrick – Beauvoir Olmak: Bir Yaşam, çeviren: Deniz Soysal, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 416 sayfa, 2022

Bruno Nardini – Leonardo Da Vinci (2022)

Tarihin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri üzerine usta işi bir biyografi.

Bruno Nardini, Leonardo Da Vinci’nin yaşamını ve çalışmalarını, yaşadığı dönemin ruhuyla harmanlayarak anlatıyor.

Rönesans’ın büyük ismi Leonardo da Vinci bugün daha çok Mona Lisa, Son Akşam Yemeği veya Kayalıklar Madonnası gibi resimleriyle ön planda olsa da aslında bir ressamdan daha fazlasıdır.

Kuşların uçuşlarını gözlemleyip aerodinamik yapılarını inceleyerek uçan bir makine üreten bir mucit; savaşlarda düşmana karşı üstünlük sağlayacak çok çeşitli yıkım silahları ve ulaşım araçları tasarlayan bir mühendis; binalar, yollar, köprüler ve kale savunma sistemleri tasarlayan bir mimar; gizlice morga girerek kadavralar üzerinde anatomi çalışan bir meraklı…

Her konu ilgi alanına giriyordu.

Cebir, geometri, perspektif, hidrolik, botanik, inşaat bilimi, optik, askerlik sanatı, mekanik bilimi, tıp…

Doymak bilmez bilgi açlığı onu sürekli okumaya ve yazmaya sevk ediyordu.

Tek hocası ve yol göstericisi merakıydı.

Daha gençliğinde dehası keşfedildi, takdir edildi.

Ömrünün son demlerine kadar sanatının ve ustalığının kıymetini bilen isimlerin lütfunu gördü.

Hatta 1516 Fransa Kralı I. François bizzat gelerek kendisini Fransa’ya davet etti, onu hizmetine aldı.

Bu şöhretine rağmen Leonardo hep şatafattan uzak yaşadı, konforun merakını köreltmesine, çalışmalarına ket vurmasına izin vermedi.

Peki ama Leonardo da Vinci’nin yaşamı nasıldı?

Nardini, büyük ustanın yaşamını okunması rahat, zevkli bir üslupla sunuyor.

Ailevi arka planından eserlerini hazırlama süreçlerine, çevresindeki insanlarla ilişkilerinden merakını tutkulu bir şekilde rehber edinmesine kadar Nardini, Leonardo’nun 67 yıllık ömrünü, her biri ustanın farklı bir yönünü açığa çıkaran anekdotlarla aktarıyor.

  • Künye: Bruno Nardini – Leonardo Da Vinci: Bir Ustanın Portresi, çeviren: Kemal Atakay, Kronik Kitap, biyografi, 256 sayfa, 2022

David Potter – Theodora (2022)

Bizans imparatoriçesi Theodora sahne sanatçısıydı, babası ise ayı terbiyecisiydi.

Geç Roma ve Bizans tarihçisi David Potter, Theodora’nın oyunculuktan imparatoriçeliğe, oradan da azizeliğe ulaşan hayatını adım adım izliyor.

Bizans İmparatoriçesi Theodora (495?-548), mütevazı bir aileden gelmesine karşın imparatoriçeliğe kadar yükselip ülkesine damgasını vurmayı başarmıştır.

Ayı terbiyecisi babasının ve dansçı annesinin yolundan giderek ergenlik çağlarında sahneye çıkmış, günümüzde o yaşlardaki bir kız için asla düşünülemeyecek gösterilerin içinde yer almış, böylece şehrin önde gelen erkekleriyle tanışarak adım attığı iktidar yolu onu, tahtın veliahtı ve sonrasında sahibi Jüstinyen ile evliliğe kadar götürmüştü.

Sahne sanatçısı kadınların üst sınıftan erkeklerle evlenmesinin yasadışı olduğu bir dönemde Veliaht Jüstinyen’i ikna edip imparator dayısı nezdinde girişimde bulunarak yasayı değiştirtmesini sağlayan Theodora, böylece hem kendisine imparatoriçeliğin kapısını araladı, hem de meslektaşlarına büyük yarar sağladı.

İktidar sahnesindeki oyunculuğunda tecrübe edinip kendi ilişki ağını kurdukça ülkenin yönetiminde kazandığı ağırlığı, zor duruma düşmüş kadınları barındıran kurumlar oluşturmak ve genel kabulün dışındaki din anlayışına mensup kişileri desteklemek için kullandı.

Ama iktidardaki en kritik ve kendisine en büyük şanı kazandıran müdahalesi, Nika Ayaklanması sırasında şehirden kaçma hazırlığına başlayan İmparator Jüstinyen’i durdurarak otuz bin kişinin katledilmesi pahasına tahtını korumasını sağlayan şu cüretkâr sözleri olmuştu:

“…hükümdarlık etmiş birinin kaçak konumuna düşmesi mümkün değildir. Ben bu mor giysimden asla ayrılmayacağım. Yüz yüze geldiğim insanlar bana imparatoriçe demeyecekse tek bir gün daha yaşamayayım. Eğer kurtulmak istiyorsanız Efendim, bu hiç sorun değil. Çok paramız var, deniz ayağımızın altında ve işte gemiler. Ama kaçıp güvenliğe kavuşurken ölümü mutlulukla tercih edeceğiniz bir hale düşmeyi isteyip istemediğinizi iyi düşünün. Bana en uygun gelen, şu eski sözdür: İktidar harika bir kefendir.”

David Potter, Theodora’nın oyunculuktan imparatoriçeliğe, oradan da azizeliğe ulaşan yolu adımlayışını aktarırken, başta cinsel ithamlar olmak üzere Bizanslı tarihçi Prokopios’un ona yönelttiği ağır suçlamaları da yerli yerine oturtuyor.

  • Künye: David Potter – Theodora, çeviren: Umre Deniz Tuna, İş Kültür Yayınları, biyografi, 304 sayfa, 2022

Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı (2022)

John Berger’ın hayatı ve macerası üzerine muazzam bir kitap.

Joshua Sperling, Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak ne denli benzersiz bir yere sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

‘Zamanımızın Bir Yazarı’nda Sperling, 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın kültür alanında tartışmasız en önde gelen figürlerinden biri olan Berger’ı konu ediyor: Roman ve denemelerinin yanı sıra tiyatro oyunları, foto-metinleri, televizyon programlarıyla Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak benzersiz bir yere sahip olduğuna hiç şüphe yok.

Henüz yirmi altı yaşındayken “Siyaseti sanata sokmak şöyle dursun, asıl sanat beni siyasete sürükledi,” diyen Berger ölene dek devrimci tavrından vazgeçmedi, işçilerin, göçmenlerin, ezilenlerin haklarını savundu.

Sperling, yayımlanmamış röportajlardan, elyazmalarından, British Library’de yeni erişime açılmış John Berger Arşivi’nde bulunan belgelerden yararlanarak okuyucuyu kışkırtıcı düşünceleri, çelişkileriyle bu çok yönlü insanın dünyasına davet ediyor.

  • Künye: Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı, çeviren: Özge Özgür, Everest Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2022

Plutarkhos – İskender-Sezar (2022)

Plutarkhos’un bir biyografi ve tarih şaheseri olan ‘İskender-Sezar’, tam metin halinde Türkçede!

Bu değerli eser, dünya tarihinin iki büyük komutanı olan İskender ve Sezar’ın hayatını adım adım takip ediyor.

Plutarkhos Antik Çağ’ın en önemli yazarlarının başında gelir.

Gerek ahlaki ve felsefi denemeleri gerekse de biyografik eserleri ile kendinden sonraki yazarları derinden etkiledi.

Özellikle, ‘Paralel Hayatlar’ başlığı altında toplanan biyografileri Yunan ve Roma dünyasından siyasetçi ve komutanların yaşantılarına ilişkin çok kıymetli bilgiler verir.

Plutarkhos’un biyografilerini kaleme aldığı devlet adamları arasında en dikkat çekici isimler ise hiç şüphesiz İskender ve Sezar’dır.

Plutarkhos İskender ile Sezar’ın hayatlarını aşama aşama kaydeder, yaşadıkları olayları ve bunlar karşısında verdikleri tepkileri yazar.

Bunu bir kronik yazarı telaşıyla değil, filozofvari bir yaklaşımla ele alır, çözümlemeler yapar.

Her ne kadar amacının tarih yazmak değil hayatları kayda almak olduğunu belirtse de adeta bir tarihçi gibi davranır ve kaynaklara başvurmaksızın herhangi bir aktarımda bulunmaz.

Plutarkhos, İskender ve Sezar’ın hem kendilerinin hem de yanlarındakilerin kaleme aldığı eserlerden faydalanarak, kariyer basamaklarını tırmanırken geçirdikleri ruhsal değişimleri, savaşlarda verdikleri mücadeleleri, elde ettikleri gücün insan ruhuna etkilerini ustaca aktarır; bu sırada da okuyuculara örtülü olarak birtakım dersler verir.

Emre Poyraz’ın Eski Yunanca aslından tam metin olarak çevirdiği, açıklayıcı notlarla zenginleştirdiği İskender-Sezar dünya tarihinin bu iki büyük komutanın sadece hayatlarını anlatmakla kalmıyor ayrıca yaşadıkları dönemi incelikli bir şekilde sunuyor.

  • Künye: Plutarkhos – İskender-Sezar (Tam Metin): Paralel Hayatlar, çeviren: Emre Poyraz, Kronik Kitap, tarih, 208 sayfa, 2022

Ethan L. Menchinger – İlk Modern Osmanlı (2022)

On sekizinci yüzyılda yaşamış Ahmed Vâsıf’ın hayatı ile Osmanlı’da reform, ahlaki yenilenme ve özgür irade konusundaki tartışmalar iç içe geçmiştir.

Bu sıra dışı karakteri ilk modern Osmanlı olarak tanımlayan Ethan Menchinger, Ahmed Vâsıf’ın hayatını ve fikri gelişimini başından sonuna izliyor.

Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyılla birlikte çalkantılı bir değişim dönemine girdi.

Askeri ve idari ıslahat yoluyla modernleşmeye çalışırken, Avrupa sahnesindeki nüfuzunu savaşlar ve isyanlar yüzünden büyük bir ölçüde yitirdi.

Menchinger bu kitapta dönemin önde gelen aydınları ve devlet adamları arasında yer alan Ahmed Vâsıf’ı inceleyerek, imparatorluktaki fikir hayatına, siyaset ve ıslahat ortamına ışık tutuyor.

Vâsıf’ın hayatı, Osmanlı literatürünün ahlaki yenilenme, savaş ve barış, adalet ve özgür irade üzerine hararetli tartışmalar gibi yeni yönlerini açığa vurmanın yanı sıra, İslam felsefesini, ahlakı ve devlet idaresini köklü biçimde sarmış hayati bir tepkiyi göstererek, okuru Osmanlı siyasal ıslahat sürecini yeniden değerlendirmeye yöneltiyor.

‘İlk Modern Osmanlı’, 19. yüzyılın dönümünde Vâsıf’ın oynadığı rolün izini sürerek, Osmanlı İmparatorluğu, fikir tarihi, Aydınlanma çağı ve Napoléon Avrupası hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için modernlik ve münevverlik üzerine tartışmanın kapısını aralıyor.

  • Künye: Ethan L. Menchinger – İlk Modern Osmanlı: Ahmed Vâsıf’ın Fikri Gelişimi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2022

John Newsinger – Aktivistler için Rehber: Orwell (2021)

Orwell, Stalin’den pek hazzetmese de hayatı boyunca kendisini sosyalist olarak tanımladı.

John Newsinger da, yazarın kısa bir biyografisi eşliğinde Orwell’in devrimci tutumunun bize nasıl yol gösterebileceğini anlatıyor.

Orwell, en çok iki anti-Stalinist romanı, ‘Hayvan Çiftliği’ ve ‘1984’ ile bilinir.

Bu kitaplar Soğuk Savaş’ın siyasal ortamında sosyalizmin her biçimine karşı popüler bir uyarı olarak sunulsa da Orwell hayatı boyunca kendisini bir sosyalist olarak tanımlamıştı.

Orwell’in kitapları ve gazetecilik yazıları yoksullara ve işçilere yönelik duyduğu derin bağlılığı gösteriyor.

Büyük Buhran döneminde Kuzey İngiltere’deki yoksulluğu anlattığı ‘Wigan İskelesi Yolu’ndan, İngiltere ve Fransa’nın başkentlerindeki acımasız çalışma koşullarını resmettiği ‘Paris ve Londra’da Beş Parasız’a, Britanya İmparatorluğu’nun sömürgeci uygulamalarını ele aldığı ‘Burma Günleri’nden, İspanya İç Savaşı’nı tasvir ettiği ‘Katalonya’ya Selam’a, Orwell kendisini her zaman ezilenlerin yanında konumlandırdı.

Newsinger’ın bu kısa biyografisi, bir yandan İngiltere İşçi Partisi’nin temsil ettiği reformizmi diğer yandan Stalinizmin baskıcılığını reddederken “umut proleterlerde” diyen Orwell’i daha iyi tanımak isteyenleri onun hayatı ve fikirleriyle tanıştırıyor.

  • Künye: John Newsinger – Aktivistler için Rehber: George Orwell, çeviren: Onur Devrim Üçbaş, Z Yayınları, siyaset, 72 sayfa, 2021

Pierre Christin – Orwell (2022)

Büyük yazar George Orwell’in hayatı üzerine bir görsel şölen.

Pierre Christin’in yazdığı, resimleri Sebastien Verdier imzalı şahane kitap, Orwell hayranları kadar çizgi roman tutkunlarının da arşivlerindeki yerini muhakkak almalı.

‘Hayvan Çiftliği’ ve ‘1984’ gibi romanlarının etkileri hâlâ felsefe ve sanat alanında devam eden Orwell’in muhteşem hayat hikâyesini anlatan çalışmaya ayrıca André Juillard, Olivier Balez, Manu Larcelet, Blutch, Kuanjo Guarnido ve Enki Bilal de katkıda bulunmuş.

  • Künye: Pierre Christin – Orwell, resimleyen: Sebastien Verdier, çeviren: Zeynep Büşra Bölükbaşı, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 160 sayfa, 2022

Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman (2022)

Dünyayı değiştirmek için sosyolog olan Zygmunt Bauman hakkında çok önemli bir kitap.

Tony Blackshaw, aynı zamanda Bauman’ın sosyolojisini daha iyi kavramamız için önemli ipuçları da sunuyor.

Bauman gündelik yaşamın ritmini, kendisini sosyolojik tahayyüllere kazıyan bilge ve eleştirel bir pratiğe dönüştürür.

Çoğumuz belki de Bauman’ın sosyolojisinde ele aldığı temaların çoğunu ayırt edebiliriz ama Bauman onları gerçek insanlar ve onların yaşamlarıyla ilgili anlatılara dönüştürme üstadıdır.

Bu kitap, yazarının tabiriyle “dünyayı değiştirmek için sosyolog olan” bir kuramcı hakkında.

Bauman’ın sosyolojisi yaşadığımız dünyanın karmaşıklığını tek bir modelle açıklamaya çalışmayan, insani deneyimlerin tümünü kucaklama iddiasında bulunmayan bir modernite eleştirisi.

İnsanların toplumsal ilişkilerini hem mikro hem de makro ölçekte eleştiren, aralardaki geçişleri neredeyse pürüzsüz ve ilmek ilmek dokuyan bir sosyolog Bauman.

Bu eser çalışmalarını daha iyi anlamaya, fikirlerine yeni merceklerle bakmaya, dünyamızı ve toplumumuzu eleştirel bir gözle değerlendirmeye meraklı okurlar için başucunda tutulması gereken bir çalışma.

  • Künye: Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2022

Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin (2022)

Eren Keskin, çok az insanın ses çıkarabildiği zamanlarda muazzam cesaretiyle göğsümüzü kabartan bir insan hakları savunucusu.

Yıldırım Türker’in de önsözüyle katkıda bulunduğu bu kitap, Keskin’in hayatına ve mücadelesine yakından bakıyor.

Bircan Değirmenci’nin çalışması, Keskin’in insan hakları mücadelesinin her cephesinde süren hayat hikâyesini kat ediyor.

Mutlu bir çocukluk geçirmenin armağanıyla başlayan, bütün mağdurlarla dayanışmanın, her haksızlığın, insan onurunu zedeleyen her şeyin karşısına dikilmenin sorumluluğuyla yaşanan bir hayat…

Faili meçhul cinayetlerden, katliamlara, cinsel şiddet görenlere, Ermeni meselesine, “herkesin avukatı” olma bilinciyle yürütülen bitimsiz bir hakikat ve adalet uğraşı…

Baskılar, karalamalar karşısında dostluklarla sağalarak…

Keskin’in “insanlık kahramanlığına” örnek hayat hikâyesini sunan ‘Keskin Bir Hayat’, aynı zamanda Türkiye insan hakları hareketinin yaklaşık otuz yıllık bir döneminin muhasebesi olarak okunabilir.

Yıldırım Türker’in önsözünden bir alıntı:

“Solcu bir işkence mağdurunu savunurken bölücü örgüt üyesi, türbanlı kızın hakkını savunurken irticacı, travestiyi savunurken ahlâk düşmanı ilan edilirler. Bir yere kaçmazlar. Hep burada, inadına vahşetin menzilinde dikilirler.”

  • Künye: Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin, İletişim Yayınları, biyografi, 347 sayfa, 2022