Bekir Şahin Baloğlu – Tanburi Cemil Bey (2022)

Dahi müzisyen Tanburi Cemil Bey’in hayatı ve çalışmaları üzerine sağlam bir sosyolojik inceleme.

Bekir Şahin Baloğlu’nun enfes çalışmasının en özgün katkılarından biri de, Tanburi Cemil Bey’le ilgili efsanelerle hesaplaşması.

Tanburi Cemil Bey, Türk müziğinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e aktarımında, yaptığı ses kayıtlarıyla en büyük aracılardan biri.

O, yaşadığı dönemin bir müzisyeni olmasının ötesinde, değişimin farkına varıp bu değişime besteleri, yazıları ve en önemlisi bıraktığı ses kayıtlarıyla bizatihi katkıları olmuş bir portredir.

Eski ve yeninin tam merkezinde bulunan Tanburi Cemil Bey, hem “eski”nin hem “yeni”nin göstergelerine sahip.

Bu vasfıyla Cemil Bey, geçmişte yaşamış herhangi bir tarihi karakter olarak anlaşılmamış; kimi zaman mevcut müzik mirasını muhafaza eden yönüne bakılarak geleneksel ve kimi zaman da sadece değişime yönelik tercihleri görülerek modern bir portre olarak algılanmıştı.

Bu kitap ise, Cemil Bey’in müziğinin nasıl yapıldığından çok hangi sosyolojik şartlarda yapıldığını ve sanatçının böylesi bir icraya yönelmesinin sebeplerini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte döneminin sosyokültürel atmosferinin ötesinde Cemil Bey’in, sanatın belli bir zaman ve toplumsal düzen içinde ölçülemeyen sınırsızlığına yaptığı atıfları anlamak adına kullandığı bazı müzikal unsurların analizlerine de yer verilmiş.

Dâhi müzisyen Tanburi Cemil Bey, çalışkanlığı, yaşadığı dünyayı algılayışı ve tepkileriyle; ayrıca taksimleri, eser icrası, besteleri, sahip olduğu her tür müziğe açık bakış açısı, multi-enstrümantalist vasfı, yeni enstrüman icatları gibi ortaya koyduğu yüksek müzikal başarı ile örnek bir müzisyen prototipi olarak halen yaşıyor.

  • Künye: Bekir Şahin Baloğlu – Tanburi Cemil Bey: Efsane ve Realite Arasında Bir Portre, Dergah Yayınları, biyografi, 336 sayfa, 2022

Miguel Herráez – Julio Cortázar (2021)

Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının devlerinden Julio Cortázar’ın hayatı ve yazarlık serüveni hakkında muhteşem bir biyografi.

Akademisyen, gazeteci, yazar Miguel Herráez, yazarın Brüksel’de başlayan ardından Buenos Aires ve Paris’te devam eden yaşamında ve yazarlık serüveninde soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.

Herráez’in saysız mektup, gazete yazısı ve birebir yapılan görüşmeleri temel alarak yazdığı bu detaylı inceleme, Cortázar’ın ailesi, öğretmenlik serüveni, aşkları, çevirmenlik kimliği, dostlukları, yolculukları, siyasal aktivizmi gibi yaşamının birçok farklı katmanına ışık tutarken bir yandan da hayatı boyunca ona hep eşlik eden edebiyatla ilişkisini de çok kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Son olarak Herráez’in, öyküleri ve romanları bugün hâlâ sayısız okuyucuya ulaşan Cortázar’ın çocukluğundan başlayıp son günlerine dek geçirdiği değişimlere odaklanıyor ve bu değişimlerin eserlerini nasıl şekillendirdiğini anlayabilmesi için okuyucuya eşsiz bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Miguel Herráez – Julio Cortázar, çeviren: Çağla Işıl Soykan, Everest Yayınları, biyografi, 2021

Kevin J. Hayes – Herman Melville (2021)

Amerika’dan çıkmış en büyük yazarlardan biri olan Herman Melville’in çarpıcı hayatı ve eserleri hakkında usta işi bir çalışma.

Kevin Hayes imzalı kitabın en özgün katkılarından biri de, Melville’in eserlerinin yaşadığı dönemde nasıl alımlandığını da irdelemesi.

Roman yazarı ve şair Herman Melville, pek çok kişi tarafından Amerika’dan çıkmış en yetkin yazar olarak değerlendirilir.

1819 yılında New York’ta dünyaya gelen Melville, biçime yönelik cüretkâr yenilikçi tavrıyla dünya edebiyatının da en iyi yazarlarından biri olarak anılır.

Nitekim başyapıtı ‘Moby Dick’ de dünyanın dört bir yanından okurları kendine çekmeye devam ediyor.

Hayes bu akıcı çalışmasında, Melville’in başlıca eserlerini değerlendiriyor, iş hayatının ve özel yaşamının ilginç hikâyesini anlatıyor.

Hayes’e göre Melville’in eserlerinin otoriteler ve okurlarca keşfedilmesi, I. Dünya Savaşı’nın bilançolarının görüldüğü ve modernizmin yükselişe geçtiği zamanlara denk gelir.

Romanları, hikâyeleri ve hayatının son kırk yılında yazdığı şiirleri de dâhil olmak üzere Melville’in bütün eserlerinin yapılarını inceleyen Hayes, bununla yetinmeyerek bu eserlerin yazıldıkları dönemde nasıl alımlandıkları meselesine de eğiliyor.

Melville’in hayatına ve içerisinde yaşadığı döneme dair bol bol yeni bilgi içeren bu biyografide, dünyaca tanınan ve fakat çoğu zaman yanlış anlaşılan yazarın en az kendi eserleri kadar merak uyandıran hikâyesini bulacaksınız.

  • Künye: Kevin J. Hayes – Herman Melville, çeviren: Arlet İncidüzen, Runik Kitap, biyografi, 197 sayfa, 2021

Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları (2021)

Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği yahut Avrupa-merkezci olduğu iddialarına yanıt veren eşsiz bir kitap.

Marcello Musto, Marx’ın son yıllarında döneminin yeni antropolojik keşiflerinden nasıl sonuçlar çıkardığını gözler önüne seriyor.

Marx yaşamının son yıllarında, hayatını kaybettiği 1883’ten önce, bakışını farklı yönlere de çevirdi: Dönemin yeni antropolojik keşiflerinden sonuçlar çıkararak kapitalizm öncesi toplumlardaki komünal mülkiyet biçimlerini analiz etti, Rusya’da yükselen halkçı hareketi inceledi, Hindistan, İrlanda, Cezayir ve Mısır’daki sömürgeci baskıya eleştirilerini yöneltti.

Musto, ‘Karl Marx’ın Son Yılları’nda bütün bunları gözler önüne sererek Marx’ın çalışmaları hakkındaki iki yanlış algıyı kırmayı da hedefliyor

Bu algılardan ilki Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği, ikincisi ise Marx’ın bir Avrupa-merkezci olduğu ve yalnızca sınıf çelişkisine odaklandığı.

Musto, Marx’ın son elyazmalarına, defterlerine ve mektuplarına başvurarak, çağdaş eleştirmenlerinin ve takipçilerinin çoğu tarafından resmedilenden farklı bir Marx çıkarıyor karşımıza.

Böylece, bu çalışma, Marx’ın yaşamına dair eksik bırakılmış bir dönemi okurlara sunarken, büyük düşünür ve eylemci hakkındaki önyargıları ve yanlış değerlendirmeleri de karşısına alıyor, onun bazı temel kavramlarının yeniden ve daha derinlemesine bir araştırmasını yapıyor.

  • Künye: Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları: Entelektüel Bir Yaşam Öyküsü, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, biyografi, 240 sayfa, 2021

Şaban İba – Hüdai (2021)

68’li yılların devrimci gençlik liderlerinden Hüdai Arıkan, 30 Mart 1972’de yoldaşları Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Saffet Alp, Ömer Ayna, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan ve Ahmet Atasoy ile birlikte devlet güçleri tarafından katledildi.

Şaban İba, devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde iz bırakan bu önemli ismin yaşamını ve mücadelesini anlatıyor.

Bir devrimcinin yaşamı söz konusu olduğunda nasıl devrimci olduğu, kimlerden etkilendiği, kendi kulvarında nasıl yürüdüğü, hangi yol ayrımlarından geçtiği ve ondan geriye nelerin kaldığı önemlidir.

İba burada, Mahir’lerin cezaevi firarından itibaren İstanbul’da başlayan örgütsel ayrışmayı, bölünmeyi, Ankara üzerinden Karadeniz’e gidiş sürecini ve özellikle de Ünye eylemini ve Kızıldere Direnişi’ni yeniden irdeliyor.

  • Künye: Şaban İba – Hüdai: Hüdai Arıkan’ın Yaşamı ve Mücadelesi, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2021

Andrew Graham-Dixon – Caravaggio (2021)

Barok resmin büyük üstadı Caravaggio’nun sanatı ve çalkantılı, çelişkilerle dolu hayatı üzerine harikulade bir çalışma.

Andrew Graham-Dixon, Caravaggio’nun resimlerini, çağdaşlarının duygu ve düşünceleri üzerinden okuyor.

Caravaggio’nun kısa hayatı ibadet ve kavgalar, kardinaller ve fahişeler arasında, kiliselerde ve düellolara sahne olan sokaklarda mekik dokuyarak geçti.

Barok resim sanatının ilk ve en önemli temsilcilerinden Caravaggio, resimlerinde çalkantılı hayatının iniş ve çıkışlarının izlerini, dikkatli bakan gözlerin sezebileceği incelikle yansıttı.

Graham-Dixon’ın bu enfes çalışması, her şeyden önce görme sanatı üzerine heyecan verici bir ders, Caravaggio’nun bazen şiddetli ama her zaman inançlı dünyasının gölgelerinin duyusal bir keşfi.

  • Künye: Andrew Graham-Dixon – Caravaggio: Dinsel ve Dünyevi Bir Hayat, çeviren: Bora Kamcez,  Alfa Yayınları, biyografi, 500 sayfa, 2021

Rüdiger Safranski – Heidegger (2021)

Martin Heidegger’e hakkını da veren, eleştirisini de sakınmayan kapsamlı bir çalışma.

Rüdiger Safranski, 668 sayfalık bu çalışmasında, Heidegger’in hayatını ve felsefi gelişimi üzerine usta işi bir çalışmaya imza atmış.

Heidegger, 20. yüzyılın en etkili filozoflarının başında gelir.

O olmaksızın Sartre’dan, Foucault’dan ya da Frankfurt Okulundan da bahsetmenin kolay olmayacağı, üzerinde hemfikir olunan bir görüş.

Buna karşılık, Hitler yönetimiyle kurduğu ilişki Heidegger’i aynı zamanda en sert eleştirilerin de merkezine oturtmuştur.

Safranski’nin elinizde bu çalışması, Heidegger’in yaşamını onun felsefi gelişimi, dostlukları, hırsları, geri çekilmeleri ve yüzyılın olayları temelinde ortaya koyuyor.

Kitapta Heidegger’in Herakleitos, Platon, Kant gibi filozoflar üzerinden gerçekleşen felsefi gelişiminin, Almanya’nın I. Dünya Savaşı yenilgisi sonrası muhafazakârlığa olan trajik yönelimi paralelinde anlatılması Heidegger’e ilişkin çok yönlü ve bütünsel bir kavrayış imkânı sunuyor.

Safranski’nin çalışmasının belki de en özgün yanı, Heidegger’in hayatının ve felsefesinin âdeta Almanya’nın hikâyesinin, iyi ve kötü, ihtişam ve körlük gibi iç içe geçmiş özelliklerini taşıdığını yetkinlikle ortaya koyabilmesi.

  • Künye: Rüdiger Safranski – Heidegger: Almanya’dan Bir Usta, çeviren: Ali Nalbant, Alfa Yayınları, felsefe, 668 sayfa, 2021

Andy Merrifield – John Berger (2021)

John Berger’ın geniş alana yayılan çalışmaları ile kendisini etkileyen fikirler ve kişiler hakkında kaçırılmayacak bir çalışma.

Andy Merrifield, bu sıra dışı ismin dünyasını ve mirasını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Bağımsız, sıra dışı ve her türden sınıra karşı duruşuyla tanınan İngiliz deneme yazarı, roman yazarı ve sanat eleştirmeni John Berger (1926-2017) hem ana akım hem de alternatif kültürde ilham verici bir etki yarattı.

Çığır açan sanat eleştirisi kitabı ‘Görme Biçimleri’, Batı kültürel estetiğinin ve imgelerinin incelenmesinin yeni ve radikal bir yorumunu sunan dört bölümlük bir BBC televizyon dizisinden kitaplaştırılmıştır.

Aynı yıl Berger, deneysel romanı ‘G.’ ile sınırları zorlamış, ününü genişletmiş ve kurgu dalında Booker Ödülü’ne layık görülmüştü.

Merrifield, Berger’ın Fransız Savoy kırsalındaki çalışmalarını ve yaşam biçimini konu aldığı bu incelemesinde, Berger’ın sanatçı kişiliğine ve gündelik yaşamına ışık tutuyor.

Berger, gerçekliği romantik Rousseau gibi ele alırken aynı zamanda şeylere Spinoza kadar eleştirel ve rasyonel dikkatle yaklaşan titiz bir realisttir de.

Merrifield’ın Berger biyografisi; onun sanatla, edebiyatla ve siyasetle ilişkisini bir potada eriterek, yirminci yüzyılın sanatsal ve kültürel atmosferi üzerine çalışan araştırmacılar ve bu konunun meraklıları için tam bir başvuru eseri ortaya koyuyor.

  • Künye: Andy Merrifield – John Berger, çeviren: Mehmet Gündoğdu, Runik Kitap, biyografi, 215 sayfa, 2021

Kolektif – Tevfik Fikret (2021)

 

Tevfik Fikret’e 106 yıl sonra çok farklı açılardan bakmayı deneyen şahane bir armağan kitap.

Turgut Çeviker’in hazırladığı kitabın dörtte üçünü “dünkü metinler”, dörtte birini 1970 sonrası yazarların “bugünkü metinler”i oluşturuyor.

Söz konusu seçim böylece, Tevfik Fikret üzerine geçmişten bugüne uzanan yüzyıllık değerlendirmeler retrospektifi sunuyor.

Batı’nın kapısını ilk açan sanatçı Tevfik Fikret, bütün zamanlar için edebiyatımızın ana aktörlerinden birisi.

Yapıtları, yaşamı ve edebiyatımıza getirdiği yeniliklerle büyük bir temel taşı.

Diğer bir deyişle, okul yıllarından itibaren hep duyduğumuz, bir şekilde karşımıza çıkan önemli isimlerden biridir; ama kimdir gerçekten Tevfik Fikret, önemi nedir, onu layıkıyla tanıdığımızı söyleyebilir miyiz?

‘Tevfik Fikret’ kitabı, 106 yıl sonra ona çok farklı bir biçimde bakmayı deneyen bir armağan.

Bu kurgu, yazarların sanatçıyı zaman içinde ele alışlarındaki –değişen ve gelişen– dil, biçem, dünya görüşü, edebiyat anlayışı ve eleştiri tutumlarını da belgeliyor.

Tevfik Fikret, Koç Üniversitesi Yayınları’nın yeni dizisi “Armağan Kitaplar”ın da ilk kitabı aynı zamanda.

Yılmaz Güney, Halit Ziya Uşaklıgil, Yahya Kemal Beyatlı, Nurullah Ataç, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Fikret Muallâ Saygı, Yaşar Kemal, Âşık Veysel Şatıroğlu kitaplarıyla devam etmesi planlanan “Armağan Kitaplar” dizisini Turgut Çeviker yayına hazırlıyor.

Bol görsel malzeme eşliğinde, söz konusu isimler hakkında yayımlanmış bütün yazılar elden geçirilerek, özgün anlatımlar süzülerek oluşturulmuş bir derleme niteliğindeki bu armağan kitapları, çok yazarlı biyografiler olarak da değerlendirmek mümkün.

  • Künye: Kolektif – Tevfik Fikret, hazırlayan: Turgut Çeviker, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 656 sayfa, 2021

Kirk Curnutt – William Faulkner (2021)

Amerikan edebiyatının devlerinden William Faulkner’ın dünyasına inmek için harika bir fırsat.

Kirk Curnutt, bu Güneyli büyük yazarın kişisel hayatından Nobel Edebiyat Ödülü alışına uzanan macerasını adım adım izliyor.

Faulkner, deneysel tarzıyla çağının geleneksel anlatı tekniklerine savaş açan, çağdaş Amerikan edebiyatının en önemli roman yazarlarından ve modernistlerindendir.

Dördüncü ve belki de en ünlü romanı ‘Ses ve Öfke’yi 1929’da yayımlamasının ardından ‘Döşeğimde Ölürken’, ‘Tapınak’, ‘Ağustos Işığı’ ve ‘Abşalom, Abşalom’ gibi şaheserler kaleme alan Faulkner, sıra dışı tarzıyla bazı eleştirmenleri neşelendirirken bazılarının çileden çıkmasına sebep oluyordu.

Memleketi Oxford’u, Mississippi’yi eserlerinde yeniden işliyor; Yoknapawatpha County adıyla kurgusal dünyasına dâhil ettiği ve içerisinde merhamet ile şerefin modern dünyanın şiddetine, hırsına ve doymazlığına karşı savaştığı bir mekân haline getiriyordu.

Nihayetinde Nobel Ödülü’nü kazansa da Faulkner’ın yaşamı ne kolay geçmişti ne de kaygısız.

Daima ekonomik sorunları vardı, desteklemekle yükümlü olduğu geniş bir aile söz konusuydu, evliliği konusunda ikircikliydi ve alkolizmden mustaripti.

“Bu ülkede insanın kendisini gazetecilerden koruyamaması ne fena… İsveç bana bir Nobel, Fransa da Légion d’honneur verdi. Kendi vatanımın benim için yaptığı tek şeyse onca karşı koymama, onca ricama rağmen özel hayatıma saldırmak oldu.”

Yazara göre biyografik arka plan, sanatın en az ilgi çekici olan yönüydü.

Yine iddia ettiği gibi, önemli olan, yaratıcısı değil, işin kendisiydi:

“Bana kalırsa birinin düşünüp ümit ettiği, deneyip başaramadığı şeyler kâfi gelmiyorsa, [yazarın] sanatçı kimliğinin dışında tecrübe ettikleriyle, yaptıklarıyla ya da çektiği dertlerle açıklanıp mazur gösterilmesi icap ediyorsa hem o hem de onu değerlendiren kişi başarısız olmuş demektir.”

Kirk Curnutt, Faulkner’ın uyarılarını göz önünde bulundurarak kaleme aldığı bu incelikli biyografide, Faulkner’ın saydığımız haricî koşulları dengeleme çabasına gerektiği ölçüde yer veriyor ve aynı zamanda edebi kariyerini nasıl büyük bir kararlılıkla sürdürmeye çalıştığını bizzat yazarın eserlerinden ve bu eserlerin kaleme alınış süreçlerinden beslenerek inceliyor.

  • Künye: Kirk Curnutt – William Faulkner, çeviren: Sultan Şahin Erinç, Runik Kitap, biyografi, 219 sayfa, 2021