Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj (2020)

 

Türkiye’de kadın olmak, cehennemin diğer adıdır.

Bu aralar sıklıkla tartışılan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması da, bu cehennemi koyultmanın diğer adıdır.

Sedef Erkmen’in bu önemli çalışması ise, kadına yönelik kuşatmayı başka bir pencereden, ülkede kürtaj politikalarının tarihsel dönüşümünü irdeleyerek ortaya koyuyor.

Başka bir deyişle Erkmen, günümüz iktidar ilişkilerine toplumsal cinsiyet rejimi bağlamında ışık tutmak için kürtaj politikalarını çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

Erkmen, Türkiye’de kürtaj biyopolitikasının AKP döneminde derinleştiğini ve yaşamın her alanına nüfuz ettiğini ve bu partinin kullandığı teknik ve söylemlerin neoliberal ve muhafazakâr nitelikleriyle milliyetçi ve cinsiyetçi ataklarla birleştiğini gözler önüne seriyor.

Kadınların bedenleri üzerindeki denetimleri anlamında bir hak olan kürtaj ve doğum kontrolünün ne zaman özel alanın kuytularından çıkıp devlet politikalarının konusu haline geldiği sorusunun yanıtını arayan Erkmen, feministlerin bu zorlu konuyu nasıl tartıştıklarını da kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap bu yönüyle, sadece güncel siyasete dair tespitler yapmakla kalmıyor, aynı zamanda direnişe dair fikirleri tartışması ve feminist bir karşı-hegemonyanın olanaklarına işaret etmesiyle de çok ama çok önemli.

  • Künye: Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj: AKP ve Biyopolitika, İletişim Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2020

Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin (2016)

Türk diplomatlarının eşleri olarak farklı ülkelerde bulunmuş kadınların bu sürece dair deneyim ve değerlendirmeleri, burada.

Oya Akıncı, Esin Alptuna, Nezihe Bilhan, Handan Haktanır, Dilek Pamir ve Jülide Taşkent’in aralarında bulunduğu on iki kadın burada, eşleri bu zor görevlerini yerine getirirken kendilerinin neler yaşadığını okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin, Alfa Yayınları

Peter Vronsky – Kadın Seri Katiller (2016)

Kadınlar neden ve nasıl katil olurlar?

Peter Vronsky hem, Marry Ann Cotton’dan Jane Toppan’a, Irma Grese’ten Susan Atkins’e pek çok kadın seri katilin izini sürüyor, hem de, kadın şiddetinin doğası, kadın seri katillerin karakteristiği ve feminizm ile kadın seri katilliği arasındaki ilişki gibi ilginç ayrıntıları tartışıyor.

  • Künye: Peter Vronsky – Kadın Seri Katiller, çeviren: Yavuz Alogan, İthaki Yayınları

Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri (2020)

Medyanın kurgulandığı dünyada erkekler, kadınlar, LGBTİ bireyler nasıl temsil ediliyor?

Bu güzel derleme, toplumsal cinsiyetlerin medyada temsil edilme biçimlerindeki açık sorunları farklı yönleriyle irdeleyerek bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Medya bütün yaşamımızı etkiler, dolayısıyla medyadaki toplumsal cinsiyet temsilleri de bizlere nasıl bir erkek veya nasıl bir kadın olmamız gerektiğini de vaaz eder.

Medya bireylerin düşünceleri, davranışları ve değer yargılarının oluşumu, pekiştirilmesi ve bunların değişiminde de önemli roldedir.

İşte bu derleme de, medyanın etkileme gücünün toplumsal cinsiyet temsillerine ne gibi vurgular yaptığını izlemesiyle çok önemli.

Kitap, rekabetin hızla yayıldığı ve vahşileştiği medya ortamında var olan temsillerin çarpıklığını ve bunların statükoyu nasıl beslediğini ya da bazılarını nasıl ettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri, derleyen: Şahinde Yavuz, Heyamola Yayınları, medya, 344 sayfa, 2020

Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik (2020)

Kadına yönelik şiddetteki asıl mesele, bunun yalnızca erkeğe özgü bir sorun olarak ele alınması.

Oysa bu başlı başına bir toplumsal sorundur.

Başka bir deyişle, kadına şiddet uygulayan erkek, genel anlamda içinde bulunduğu toplum tarafından biçimlendirilir.

İşte Aslıhan Burcu Öztürk’ün bu özenli çalışması da, kadına şiddet uygulayan erkeğin dünyasına mercek tutmasıyla önemli.

Öztürk’ün feminist bir yaklaşımla ördüğü çalışmasının en büyük katkısı ise, erkekliğin bu coğrafyada nasıl inşa edildiğini adeta adım adım izlemesi.

Kitap, şiddetle kuşatılan erkeğin, çocukluktan yetişkinliğe evde, okulda, işte, yatak odasında, askerde ve cezaevinde verdiği erkeklik sınavını, nasıl olup da kadını yaralayarak ve yok ederek geçmeye çalıştığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Hem şiddetin kaynağını daha iyi kavramak hem de bu konuda neler yapabileceğimizi daha iyi görmek açısından okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Burcu Öztürk – Bebekten Katile Erkeklik: Kadına Şiddet Uygulayan Erkekler, Nika Yayınevi, inceleme, 240 sayfa, 2020

Joseph Campbell – Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri (2020)

Mitler üzerine devrim niteliğindeki çalışmalarıyla tanınan Amerikalı yazar Joseph Campbell’ın bu eseri, tanrıça kültünün doğuşu, gelişimi ve dönüşümünü tarihsel bir bakışla izliyor.

Konuyu ilk çağlardan Rönesans’a kadar izleyen Campbell’ın buradaki asıl amaçlarından biri de, günümüz kadınına rehberlik edebilecek ezeli ve ebedi bir kadın figürü sunmak.

Tanrıça kültü mitolojide kendine nasıl yer buldu?

Erkek egemen mitolojide tanrıça kültü ne anlama geliyor?

Kadının tarihten ve mitolojiden sürgün edildiği bu dünyada Tanrıça kültü, kadının kendini var etmesi açısından neden hayati derecede önemlidir?

Campbell, hem bu ve bunun gibi sorulara yanıt arıyor hem de bunu yaparken mitolojik dünya ile çağdaş dünya arasında sık sık çarpıcı karşılaştırmalar yapıyor, bağlantılar kuruyor.

Kitabın zengin görseller barındırdığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Joseph Campbell – Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri, çeviren: Nur Küçük, İthaki Yayınları, mitoloji, 360 sayfa, 2020

Kolektif – Kadın Cinayetleri Önlenebilir (2016)

Kadın cinayetlerinin engellenmesi yönünde geliştirilecek politikalar ve uygulamaya konulacak eylem planları için harikulade bir kılavuz.

Araştırma, kadın cinayetleri konusunda medyanın oynadığı rolü çözümlediği gibi, farklı kurumların kadın cinayetlerinin nedenleri ve engellenmesi için gereken önlemler konusundaki görüşlerine de yer veriyor.

  • Künye: Kolektif – Kadın Cinayetleri Önlenebilir, Filmmor Yayınları

Kolektif – Ben miyim Kurban? (2016)

Türkiye edebiyatından seçilmiş, kadına karşı şiddeti tüm çarpıcılığıyla gözler önüne seren öyküler.

Ayşe Kulin’den Mine Söğüt’e, Tomris Uyar’dan Nilüfer Açıkalın’a pek çok yazarın öyküleriyle yer aldığı kitap, gün geçtikçe yıkıcı bir hal alan ve toplumda infial yaratan kadına yönelik şiddeti kamuoyunun gündemine taşıyor.

  • Künye: Kolektif – Ben miyim Kurban?, derleyen: Didem Görkay ve Recep Usta, Mona Kitap

Bahaettin Kabahasanoğlu – Çarşamba Perisi: Özgecan (2016)

Vahşice katledilmesiyle Türkiye’nin gündemine oturan, kadına yönelik erkek şiddetinin en önemli simgelerinden biri haline gelen Özgecan Aslan’ı anlatan çarpıcı bir roman…

Roman hem Özo’nun hayatındaki bilinmeyenleri aydınlatıyor, hem aile fertlerini yakından tanımamıza vesile oluyor hem de cinayet sürecinin bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Bahaettin Kabahasanoğlu – Çarşamba Perisi: Özgecan, Librum Kitap

Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı (2020)

Kadınlar sevgiyle nasıl bir ilişki kurar?

Feminist düşüncenin önde gelen teorisyenlerinden Bell Hooks, bu girift ilişkiyi feminist bir perspektifle irdeleyen, dikkat çekici bir çalışmayla karşımızda.

Kadınların, erkeklere oranla duygularını daha iyi bildikleri ve böylece bunları daha rahat ifade ettikleri söylenir.

Oysa ataerkil toplumlarda var olan tahakküm, kendini duygular üzerinde de hissettirir.

Böylece duyguları bilmek ve tanımak da, sanılandan daha zor hale gelir.

İşte Hooks’un çalışması, bizlere şaşırtıcı gelse de içinde yaşadığımız toplumlarda kadınların da neredeyse erkekler kadar sevgi konusunda cahil olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Hooks, ileri yaşlarında sevgiyi tanımayı başarmış kadınların deneyimlerine de başvurarak, kadınların gerçek sevgiyi tanıma mücadelesini ve bu mücadelede kazandıkları zaferleri anlatıyor, bunun yanı sıra kadınların var olan tahakkümün ötesine geçerek sevgiye nasıl ulaşabileceklerini tartışıyor.

  • Künye: Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı, çeviren: Zeynep Kutluata, Bgst Yayınları, feminizm, 224 sayfa, 2020