Hacer Foggo – Askıda Hayatlar (2022)

Yokluğun öyküsü, yok oluşun, bitişin, her gün yeniden tükenişin öyküsüdür.

Hacer Foggo bu çarpıcı çalışmasında, yokluğa ve yoksulluğa kilitlenen, yokluk ve varlık arasında görünmeyenlerin öykülerini anlatıyor.

Yıllardır yoksulların, kentsel dönüşümle yerlerinden edilenlerin yanında yer alan Foggo, ‘Askıda Hayatlar’da Türkiye’nin görünmeyen yüzünü gösteriyor, duyulmayan sesini duyuruyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Derin yoksulluk aynı zamanda bir sosyal dışlanma sorunu. Susan Sontag’ın ‘Başkalarının Acısına Bakmak’ adlı kitabında söylediği gibi, ‘gerçekliğin, seyirlik bir manzaraya dönüşmesi’ hali bütün bu yaşananlar. Patates, soğan kuyruğu, ekmek kuyruğu ve sonunda da yokluk/yoksunluk, sizi ‘Askıda ne var?’ arayışına kadar götürüyor.

Askıda geçen hayatların karşısında bir çözüm, bir politika üretmesini beklediklerimiz, duymak istediğimiz politikalar yerine, derinleşen yoksulluğun bir ‘güvenlik’, bir ‘vatan savunması’ sorunu olduğunu söyleyerek ve herkesin de böyle düşünmesini isteyerek yoksullar üzerinde baskı kuruyorlar. Hatta o kadar ileri gidiliyor ki kendileri yoksulluk yaşamasa da yoksulluk içinde yaşayanlar için ‘menüler’, ‘küçük porsiyonlar’, ‘yarım simitler’ öneriyorlar. Bütün bunlar işe yaramadığında da ‘İş beğenmiyorlar’ diye suçluyorlar.”

  • Künye: Hacer Foggo – Askıda Hayatlar: Yoksulluk Günlükleri, Doğan Kitap, inceleme, 216 sayfa, 2022

M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü (2023)

Bu kitap, makine mühendisi olacakken tesadüfen doktor olmuş, doktorluğu çok sevmiş, hekimliği severek uygulamış, bildiklerini öğrencilerine severek öğretmeye çalışmış bir hekimin feryadı.

Hekimin muayene için gelen hastası ile yaptığı konuşmaya tıp dilinde “anamnez alma” ve ardından iznini alarak hastayı muayene etmeye başlaması işlemine de “fizik muayene” adı verilir.

Son yıllarda sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve hastanın bir müşteri gibi görülmesinin ardından hastalıkların tanımlanmasında bu iki önemli yöntemin yerine ileri teknolojilerin ürünü ve oldukça pahalı laboratuvar tetkiklerinin konulması hekimlerin tanı koymakta zorlanmasına, hastalarla sürekli karşı karşıya gelmesine sebep olmaktadır.

Sanıldığının aksine, bilgisayar teknolojisine dayalı hiçbir ileri teşhis yöntemi anamnez ve fizik muayenenin yerini alabilmiş değildir.

Yazar, hastalarına zaman ayırmanın, anamnez almak ve yeterli fizik muayene yapmanın hekimler açısından bir etik gereklilik olduğunu düşünüyor.

Kitapta yer alan anılar ve gerçek hayat hikâyeleri, sağlık sisteminin geldiği yerin sorgulanması ve hastaların müşteri olarak görülmesinin vahameti üzerine bizi düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü, Ayrıntı Yayınları, sağlık, 256 sayfa, 2023

Ilya Budraitskis – Rusya’da Sol (2023)

Rusya’nın önde gelen siyasi yorumcularından biri olan Ilya Budraitskis, şu anda Rusya’da hüküm süren serbest piyasa ideolojisi ile postmodern milliyetçiliğin garip bileşimini irdeliyor ve Rus solunun Sovyet sonrası evrimini anlatıyor.

Kremlin’in jeopolitik fantezilerinin can alıcı noktalarının ve çelişkilerinin keskin bir dille anlatıldığı bu kitapta saldırgan Soğuk Savaş söylemlerinin yeniden canlandırılışına ve Putin rejiminin yönüne dair ipuçları aktarılıyor.

Budraitskis, Kruşçev’in Thaw döneminden Gorbaçov’un perestroykasına kadar alternatif bir Marksist ve sosyalist düşünce geleneğinin haritasını çıkarıyor, SSCB’nin muhalif solunun unutulmuş tarihini yeniden inşa ederek bu anlamda paha biçilmez bir katkı sunuyor.

Liberallerin hâkim olduğu entelijansiya içinde Sovyet döneminin bütünüyle kınanması ile Komünist Parti yönetimine yönelik kapsamlı bir nostalji arasındaki çıkmazdan potansiyel bir çıkış yolu sunuyor ve solun keşfetmesi için yeni yollar öneriyor.

  • Künye: Ilya Budraitskis – Rusya’da Sol: Muhalifler Arasındaki Muhalifler, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2023

Ho Şi Minh – Kurtuluşa Giden Yol (2022)

Yirminci yüzyılın en önemli, en dirençli, en kararlı devrimcilerinden biri…

Dünyanın emperyalizme karşı en görkemli direnişlerinden birine imza atan Vietnam halkının Marksist önderi Ho Şi Minh ya da halkın ona verdiği adla Ho Amca!

Günümüzün üretken Marksist aydınlarından Vijay Prashad, kapsamlı bir sunuş yazısıyla birlikte, Ho Şi Minh’in ömrü boyunca kaleme aldığı metinlerden, hazırladığı raporlardan, yaptığı konuşmalardan en öne çıkanlarını bir araya getirdi.

“Sömürgecilik”, “Devrim”, “Bağımsızlık ve Savaş” başlıklı üç ana kısımda, 48 bölümde, temel belgeler bir arada…

Bağlam gereği araya giren birkaç metin dışında kronolojik sırayı takip eden bu seçki, hem direnişin büyüklüğüne hem de devrimin ve sosyalizmin inşasına dair bütünlüklü bir çerçeve ortaya koyuyor.

“Devrim” kısmında yer alan ve kitabın omurgalarından birini oluşturan “Devrimci Yol” adlı metin Vietnamca dışında ilk kez gün ışığına çıkarken, kitap bir bütün olarak “Ulusal Kurtuluş Marksizmi” gibi kavramların tartışılmasına olanak sunuyor.

Ayrıca Ho Amca, “hareketin temel öğretmeni” görevini üstlenen biri olarak, ideolojik mücadeleye ve kuramsal birikime, Marksizm-Leninizmin kadrolar tarafından özümsenmesine özel bir önem verdiği için, eğitim ve öğretim konusu da bu seçkide özel bir yer kaplıyor.

En temel belgelere, hapishane günlüklerinden şiirlere, Parti ve Üçüncü Enternasyonal kongrelerindeki konuşmalara, ABD başkanları ile mektuplaşmalara, toprak reformuna dair açıklamalara, emperyalizme karşı Direniş Savaşı’nın ayrıntılarına, Ho Amca’nın vasiyetine ve daha birçok belgeye yer veren bu özel seçki, direnişin ve devrimin günlüğüyle birlikte büyük bir devrimcinin eşsiz bir portresini sunuyor.

  • Künye: Ho Şi Minh – Kurtuluşa Giden Yol: Seçme Yazılar ve Konuşmalar, derleme ve sunuş: Vijay Prashad, çeviren: Ali Haluk İmeryüz, Yordam Kitap, siyaset, 320 sayfa, 2022

Hein de Haas, Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı (2022)

Bu kitap uluslararası göçün insanlık tarihinde bir sapma değil, aksine süregelen bir durum olduğunu savunuyor.

Nüfus hareketleri daima ekonomik dönüşümlere, teknolojik değişime, demografik geçişlere, jeopolitik kaymalara, çatışma ve savaşlara eşlik etti.

Son beş yüzyıl boyunca göç; sömürgecilik, sanayileşme, ulus-devlet oluşumu ve kapitalist dünya pazarının gelişmesinde önemli bir rol oynadı.

Bununla birlikte uluslararası göç hiçbir zaman bugün olduğu kadar yaygın ve siyaseten önemli olmadı.

Siyasi liderler daha önce hiçbir zaman göç sorunlarına bu kadar öncelik vermedi.

‘Göçler Çağı’nın ayırt edici özelliği uluslararası göçün gittikçe daha fazla ülke ve bölgeyi etkileme şeklinden ve tüm dünyayı etkileyen siyasi, ekonomik ve kültürel dönüşümle bağlantısından ileri gelen küresel niteliğidir.

Bu kitap uluslararası göçün başlıca nedenlerini, süreçlerini ve etkilerini araştırmaya çalışmıştır.

Burada vurgulandığı gibi göçler toplumlar arasındaki tarihsel ilişkilere dayanıyor ve çok sayıda siyasi, demografik, sosyoekonomik, coğrafi ve kültürel süreç tarafından şekillendiriliyor.

Göç, ülkelerdeki etnik çeşitliliğin artmasına ve devletler ile toplumlar arasındaki ulusötesi bağların derinleşmesine katkıda bulundu.

Göçler genellikle işgal, istihdam ve mültecileri kabul etme kararlarının doğrudan veya dolaylı sonucu olduğundan, uluslararası göçler hükümet politikalarından önemli ölçüde etkileniyor.

‘Göçler Çağı’, hem tarihteki hem de günümüzdeki küresel göç örüntülerini anlamak için en kapsamlı rehberlerden biri olarak okunabilir.

  • Künye: Hein de Haas, Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Nüfus Hareketleri, çeviren: Birsen Aybüke Evranos, Gav Perspektif Yayınları, sosyoloji, 516 sayfa, 2022

Kolektif – Karl Marx, Biyografi (2022)

‘Karl Marx, Biyografi’, BBC’nin milenyum anketinden “bin yılın en büyük düşünürü” olduğu doğrulanarak çıkan Karl Marx’ın yaşamı ve düşünceleri üzerine bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

İçeriden bakanlar için dara düştüklerinde hızlıca el uzatacakları bir başvuru kaynağı, dışarıdan bakanlar için yeterince anlam veremedikleri toplumsal mücadelelerin neden ve sonuçlarını ve onları anlamlandıran düşünceleri kavramalarına yardımcı olacak bir kılavuz ve nihayet eleştirel düşünce peşinde koşmaya arzulu ve yazgılı olanlar için Marx’ın düşüncesini, bizzat Marx’ın kendi yapıtlarından öğrenmeye özendirilecekleri ve sevk edilecekleri bir entelektüel sıçrama noktası…

Marx, parlak bir akademik kariyeri, varlıklı bir bilim insanının ya da ünlü bir yazarın rahat yaşamını teperek bir siyasal sürgünün zorlu kaderini seçti.

Bütün yaşamı boyunca amansız eleştiri silahını elinden düşürmeksizin egemen sınıflara ve onların ideolog ve siyasal önderlerine meydan okuyarak yanlış fikirlere, düzmece şiarlara, sahte teorilere, eylemsizliğe ve ikiyüzlülüğe karşı savaştı.

Yordam Kitap, kitlelerin kurtuluş mücadelesi tarihinde yeni bir sayfa açan bu büyük devrimcinin, enternasyonal işçi sınıfının önderi Karl Marx’ın yaşam öyküsünü Ertuğrul Kürkçü’nün yetkin çevirisiyle sunuyor.

  • Künye: P.N. Fedoseyev, Irene Bakh, L. I. Golman, N. Y. Kolpinski, B. Krilov, I. I. Kuzminov, A. I. Maliş, V. G. Mosolov ve Yevgeniya Stepanova – Karl Marx, Biyografi, çeviren: Ertuğrul Kürkçü, Yordam Kitap, 640 sayfa, biyografi, 2022

M. Ertan Kardeş – Şiddet ve Politika (2022)

Adalet, güçlünün hukuku olarak tezahür ettiğinde, yaratılan şiddet de doğallaşır.

Şiddet ne ölçüde kavramsallaştırılabilir?

Kavram ile gerçeklik arasındaki bir etkinlik olarak felsefe, şiddeti hangi zeminlerde düşünülebilir kılar?

Gündelik dilde “şiddet” denilince zihnimizde çok sayıda “şiddet sahnesi” ve “görüntüsü” canlanır ancak söz konusu, kavramla iş gören felsefede şiddeti tartışmak olunca, şiddetin dolayımsızlığı ve aniliği onu kavramayı güçleştirir.

Ama gerçekten de şiddet bütünüyle dolayımsız mıdır?

Elinizdeki eser yöntem olarak çok biçimli ve çok boyutlu bu konuyu onun kavranmasına yönelik çoklu bir strateji izleyerek ele alıyor.

Bu yöntem öncelikli olarak politik felsefe tartışmaları açısından şiddet konularını ele almayı içeriyor.

Filozof odaklı bir yaklaşım yerine, filozofların savunduğu konumları ve özellikle onların arasındaki tematik ve kavramsal farklılıkları öne çıkaran bir yaklaşım izliyor.

Dolayısıyla kitapta bir filozofun şiddet bahislerini ilgilendiren tüm konulardan ziyade o konuların bir bakiyesi olarak şiddeti nasıl tartıştığı görülmeye çalışılıyor.

Politik felsefe alanındaki çalışmalarıyla tanınan felsefeci Ertan Kardeş ‘Şiddet ve Politika: Felsefede Temel Tartışmalar ve Konumlar’da filozofların şiddet kavrayışlarını ve farklı tezlerini bir deneme çerçevesinde ele alıyor, temel tartışmaların birbirlerine mesafesini ortaya koyan bir yaklaşım üretiyor.

  • Künye: M. Ertan Kardeş – Şiddet ve Politika: Felsefede Temel Tartışmalar ve Konumlar, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2022

Deniz Adalı – Emperyalizm, Paylaşım Savaşımı ve Devrim (2020)

Dünya, sosyalizme, komünizme hiç bu kadar uzak ve hiç bu kadar yakın olmadı.

Uzaklığı, devrimci hareketin, işçi hareketinin yeterince örgütlü olmamasına bağlı.

Yakınlığı ise, içinde bulunduğumuz nesnellikten geliyor.

Demek ki, nesnel koşullar olgunlaşırken, burjuva saldırı, öznel koşulların oluşumunu önlemeyi başarabiliyor.

Bu çalışma, günümüz tekelci kapitalizmini tartışıyor.

Kitap daha çok, emperyalist paylaşım savaşımının hızlandığı, özellikle Suriye savaşındaki gelişmelerin ardından ya da bu sürecin içinde kaleme alındı.

Suriye savaşı, emperyalizm üzerine bir kere tartışmayı güncelledi.

Üçüncü Paylaşım Savaşı olarak tanımlayabileceğimiz bu savaş, bize önceki paylaşım savaşları konusunda bilgilerimizi tazeleme zorunluluğu getiriyor.

  • Künye: Deniz Adalı – Emperyalizm, Paylaşım Savaşımı ve Devrim, Kaldıraç Yayınevi, siyaset, 304 sayfa, 2020

Richard Jenkins – Etnisiteyi Yeniden Düşünmek (2022)

‘Etnisiteyi Yeniden Düşünmek’, ilk baskısı yapıldıktan kısa bir süre sonra etnisite ve etnik ilişkiler öğrencileri arasında popüler bir metin haline geldi.

Baştan sona gözden geçirilmiş ve güncellenmiş ikinci baskıdan yapılan bu çeviri, etnik gruplar üzerine güncel tartışmaları da kapsayan zengin bir metin.

Etnisitenin kendisi hayali bir sosyal yapı olsa da etkileri hayali olmaktan çok uzaktır.

Richard Jenkins, etnisiteyi inşa eden sosyal mekanizmaları ve insanların deneyimleri üzerindeki gerçek etkileri ile sonuçlarını göstermek üzere farklı örneklerden yararlanıyor.

Uzun yıllar süren vaka çalışması sonucunda elde edilen zengin materyallerden yararlanılarak hazırlanan kitap, etnisite ve onunla yakın ilişki içindeki konuları tartışıyor.

Bahsi geçen konular arasında çoğulcu toplum “miti”, postmodern farklılık, etnisite, “ırk” ve milliyetçilik arasındaki ilişki, ideoloji, dil, din ve şiddet, ulusal kimliğin gündelik inşası gibi çarpıcı başlıklar bulunuyor.

Sonuç, çağdaş dünyayı anlamlandırmak için vazgeçilmez bir kavrama dair derli toplu ve zihin açıcı bir inceleme.

  • Künye: Richard Jenkins – Etnisiteyi Yeniden Düşünmek, çeviren: Erdoğan Boz, Koyu Siyah Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2022

Hasan Şimşek – Devlet Okulu Neden Hedefte? (2022)

Türkiye’de de 12 Eylül askeri darbesini takip eden yıllarda devreye konan ve 1983 yılında başlayan Özal iktidarların resmi ekonomi politikası olan Yeni Liberalizm 2002’den sonra AKP hükümetleri tarafından da benimsendi ve hızla uygulamaya konuldu.

Özellikle 2012 yılından beri, diğer pek çok alanda son hız uygulanan yeni liberal politikalar Türk eğitim sistemine de yaygınlaştırılmaya başlandı.

Ana hatlarıyla sağlıkta uygulanan liberalleştirme taktikleri eğitim için de şablon olarak kullanılıyor.

Bu süreçte devlet okulu büyük bir hasar aldı.

Sık değişen sınav sistemleri, okullar arasındaki uçuruma varan kalite farkları, özel okullara uygulanan devlet desteği ve teşviki, İmam-Hatip okullarının dayatılması gibi uygulamalar velileri hızla devlet okulundan uzaklaştırıyor.

Niteliksiz ve siyasi görüşleri doğrultusunda atanmış yöneticiler tarafından yönetilen devlet okulu ve İmam-Hatip okulu arasında kıskaca alınan veliler hızla ve bilinçli bir şekilde özel okullara yönlendiriliyor.

Dünyada 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşan eğitim sektörü özel sektörün iştahını kabartıyor.

Türkiye’de de artık profesyonel yöneticilerce, verimlilik esasına göre yönetilen çok kampüslü zincir okullar yoluyla kısa sürede ABD orijinli Charter Okullara geçiş hazırlığı yapılıyor.

Kısa süre önce AKP hükümeti tarafından çıkarılan bir yasayla devlet okullarının özel vakıflara, kişilere veya şirketlere kiralanması gündemde.

Buraya devam eden öğrenci başına devletin bu kurumlara kaynak aktarması söz konusu.

Bu durum Charter Okula geçişin ilk adımıdır.

Eğitimde kamu kaynaklarının özel sektöre akıtılması temeline dayanan Charter Okul, uygulandığı bütün ülkelerde eğitimde eşitsizliğin artmasına, zengin ve yoksul arasındaki makasın açılmasına ve öğretmenlik mesleğinin büyük zarar görmesine neden oldu.

Bu kitap; demokrasi, hak, eşitlik arayışında devlet okulunun tekrar ayağa kaldırılmasının ülkemizin geleceği için yaşamsal bir konu olduğunun altını çiziyor.

  • Künye: Hasan Şimşek – Devlet Okulu Neden Hedefte?, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 168 sayfa, 2022