Kolektif – Anarşizm (2021)

Doğudan Batıya “Anarşi Irmağı”nın tarihsel ve düşünsel kaynaklarını tartışan 704 sayfalık eşsiz bir çalışma.

Derleme, anarşizmin Antik köklerinden dokuzuncu yüzyıl Müslüman anarşistlere ve Cumhuriyet dönemi Türk düşünürlerinde anarşizm görüşüne konuyu geniş bir zeminde tartışıyor.

Anarşi ve anarşizm sözcükleri ve ifade ettikleri anlamlar geçmişte olduğu gibi bugün de bir ürkütücülüğe ve bir o kadar da çekiciliğe sahip.

Öyle ki tarihsel gelişim süreci içerisinde anarşizm, pek çok kimsenin sakıncalı bularak söz konusu dahi etmekten çekindiği buna karşın pek çok kimsenin de sesini yükselterek ısrarla sahip çıktığı; muhaliflerine göre oldukça kışkırtıcı, aykırı, ütopik ve alışılmadık, taraftarlarına göre ise gayet doğal ve insani bir düşünceyi ifade eder.

Bu farklı uç bakışlar, onun oldukça girift ve tartışmalı bir mesele etrafında şekillendiğini gösterir ki, bu da bireysel ve toplumsal özgürlük meselesidir.

Anarşizm, Doğu ve Batı arasında daha derin tarihsel-düşünsel köklere sahip olmakla birlikte, en belirgin biçimde modern zamanlarda ortaya çıkarak yerleşik toplumsal-siyasal düzene ve onu biçimlendirmeye aday teori ve ideolojilere karşı özgürlük adına yaptığı itirazlarla açık hale geldi.

Ancak bu itirazlarını bazen yıkıcı şiddet yoluyla ortaya koymasından dolayı belli çevrelerde adının kötüye çıkmasına, terörle ilişkilendirilmesine ve rasyonel temelden yoksun abartılmış duygusal bir tepki olarak görülmesine, bazen de yapıcı, şiddetsiz ve pasif bir tavır almasından dolayı barışçıl bir hareket olarak değerlendirilmesine sebep oldu.

Her ne şekilde değerlendirilirse değerlendirilsin, insani bir tavır olarak tüm insanlık tarihinde bir felsefe, ideoloji, sosyal ve siyasal teori olarak da son üç yüz yıllık yakın tarihte etkin bir biçimde varlık gösteren anarşizm, bugün de varlığını ve etkinliğini sürdürüyor.

Bu bağlamda tarihsel ve güncel bir gerçekliğe sahiptir ve insanın, toplumun ve onlara ilişkin tarihsel ve güncel fenomenlerin anlaşılması ve doğru bir biçimde değerlendirilebilmesi açısından incelenmeyi ve araştırılmayı hak eden bir düşüncedir.

İşte bu kitap da, böylesi bir incelemeyi hakkıyla yapmasıyla çok önemli.

  • Künye: Kolektif – Anarşizm: Doğu ve Batı Arasında Tarihsel Bir Bakış, editör: Kemal Bakır, Doğu Batı Yayınları, siyaset, 704 sayfa, 2021

Benno Teschke – Uluslararası Tarihsel Sosyoloji (2021)

Uluslararası İlişkilere politik Marksizm perspektifinden bakan çok iyi bir çalışma.

Benno Teschke, Uluslararası İlişkiler teorisinde egemen olan rasyonalizm, yapısalcılık ve pozitivizme alternatif bir uluslararası tarihsel sosyolojinin ana hatlarını çiziyor.

‘Uluslararası Tarihsel Sosyoloji’, Politik Marksizmin Uluslararası İlişkiler disiplinindeki kilit öncülerinden Benno Teschke’nin Uluslararası Tarihsel Sosyoloji (UTS) ile ilgili görüşlerini içeriyor.

Marksist UTS, Dünya Sistemleri Perspektifi, neo-Gramscici Uluslararası Politik Ekonomi, Amsterdam Okulu, Politik Marksizm, neo-Leninizm ve Post-Kolonyal Teoriyi de içeren çeşitli ve zengin geleneklerden beslenir.

Politik Marksizm görüşünden yola çıkan Teschke de, ana akım Uluslararası İlişkiler teorisinde hâkim olan rasyonalizm, yapısalcılık ve pozitivizme alternatif bir UTS’nin ana hatlarını çiziyor.

Teschke yaklaşımını Marksizmin hümanist fail bazlı yorumlarıyla bilimselci yapısalcı yorumları arasındaki tartışmanın eksenine yerleştirerek, toplumsal mülkiyet ilişkilerine dayanan fail bazlı bir Marksist UTS’nin temel savlarını savunuyor.

Teschke’nin asıl hedefi ise Justin Rosenberg tarafından Uluslararası İlişkilere uygulanan Eşitsiz ve Birleşik Gelişme (EBG) Teorisinin yapısalcı görüşler.

Faruk Yalvaç ise, bu kitap için kaleme aldığı giriş yazısında, Marksizmin eleştirel gerçekçi bir yorumundan yola çıkarak, Teschke’nin görüşlerinin temelini oluşturan ve Marx’ın erken çalışmalarıyla geç çalışmaları arasındaki farka dayanan “hümanist” ve “bilimsel” Marksizmin ayrımının hatalı olduğunu belirtiyor.

Yalvaç, Marx’ın ne tamamen hümanist ne de tamamen yapısalcı olduğunu, fakat iki unsurun da bir arada bulunduğu bir toplumsal teori geliştirdiğini ve Marksist bir UTS’nin bu temellerde geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

  • Künye: Benno Teschke – Uluslararası Tarihsel Sosyoloji, çeviren: Oğulcan Köksal, Nika Yayınevi, sosyoloji, 128 sayfa, 2021

David Madden ve Peter Marcuse – Aşırı Metalaşma Çağında Konutu Savunmak (2021)

“Barınamıyoruz” hareketinden de gördüğümüz gibi, bugün konut hakkı yalnızca ekonomik gücü yetebilenlerin ulaşabildiği toplumsal bir ayrıcalığa dönüşmüş durumda.

Planlamacı Peter Marcuse ile sosyolog David Madden da, bütün dünyayı etkileyen konut krizinin nedenlerini ve sonuçlarını inceleyip ilerici alternatifler ortaya koyuyorlar.

Günümüzde dünyanın bütün büyük kentlerinde konut krizi yaşanıyor.

Buraya nasıl gelindi ve bu konuda neler yapabiliriz?

Konut herkesin ihtiyacı ve hakkıdır.

Fakat bugün, yuvamız olan konutlar birer metaya dönüştürülmekte ve bu durum, kentlerdeki eşitsizliği daha da ağırlaştırıyor.

Gayrimenkul kârları, toplumsal ihtiyaç olarak konuttan daha önemli hale geldi.

Yoksullar daha kötü konutlar için daha fazla ödemek zorunda kalmakta, mahalle toplulukları kentsel yenileme yoluyla seçkinleştirmenin ve yerinden edilmenin şiddetine maruz kalmaktadırlar.

İnsana yaraşır konut sahibi olmak ya da böyle bir konutta yaşamak, bugün ancak ekonomik gücü buna yetenlerin erişebileceği bir toplumsal ayrıcalığa dönüşmüştür.

‘Konutu Savunmak’, konut krizini mercek altına alan kapsamlı bir çalışma.

Marcuse ve Madden, konut krizinin nedenlerini ve sonuçlarını inceleyip ilerici alternatiflere olan ihtiyacı ayrıntılarıyla ortaya koyuyor ve konut krizinin palyatif politika değişiklikleriyle çözülemeyeceğini gözler önüne seriyorlar.

Konut krizinin derin siyasi ve ekonomik kökenleri var.

Bu yüzden de çözüm, krize verilecek radikal bir karşılığı gerekli kılıyor.

Çalışma, tam da böylesi bir ihtiyaca yanıt vermesiyle çok önemli.

  • Künye: David Madden ve Peter Marcuse – Aşırı Metalaşma Çağında Konutu Savunmak, çeviren: Şerife Geniş, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 198 sayfa, 2021

Catherine Mills – Biyopolitika (2021)

Biyopolitika hakkında derli toplu bir giriş arayanlar bu kitabı muhakkak edinmeli.

Catherine Mills, Foucault, Agamben, Arendt ve Negri gibi isimlerin teorik yaklaşımlarını ve kavramın farklı alanlardaki kullanımlarını aydınlatıyor.

Biyopolitika, son yıllarda beşerî ve sosyal bilimler disiplinlerinde en yaygın kullanılan ve en önemli kavramlardan biri oldu.

Mills’in ‘Biyopolitika: Düşünürler ve Temalar’ı da, biyopolitika çalışmaları alanına geniş kapsamlı ve derinlikli bir giriş mahiyetinde.

İki temel kısma ayrılmış olan kitabın ilk kısmı, biyopolitika kavramının çağdaş kullanımlarına odaklanmak suretiyle Michel Foucault, Giorgio Agamben, Hannah Arendt, Roberto Esposito ve Antonio Negri’nin temel teorik yaklaşımlarını açıklayıp tartışarak kavrama dair felsefî bir giriş sunuyor.

Kitabın ikinci kısmında Mills, odağını düşünürlerden kavramın işe koşulma biçimlerine kaydırarak “Politika”, “Yaşam” ve “Öznellik” üst başlıkları altında egemenlik, yönetimsellik, şiddet, haklar, teknoloji, üreme, ırk/ırkçılık ve cinsel farklılık temalarını biyopolitik bir perspektifle ele alıyor.

Kitap, biyopolitika çalışmalarındaki temel teorileri ve temaları tanıyıp kavramak isteyen okuyucular için vazgeçilmez bir rehber olmakla birlikte kavrama aşina okurlar için de meydan okuyucu ve kışkırtıcı içgörüler sağlayacak türden.

  • Künye: Catherine Mills – Biyopolitika: Düşünürler ve Temalar, çeviren: Mert Karbay, Nota Bene Yayınları, 264 sayfa, 2021

Rahmi Kumaş – Meclisten Menderes Geçti (2021)

Menderes önceleri siyaseten CHP’ye göz kırpıyordu.

Ne olduysa çıkarlarına dokunan Köylüyü Topraklandırma Yasa Tasarısı Meclis’e gelince oldu.

Rahmi Kumaş, Menderes’in siyasi hayatı üzerine dört dörtlük bir çalışmayla karşımızda.

Menderes için denir ki, güzel giyinip TBMM yapısının giriş kapısı çevresinde İnönü’nün gelmesini sinsi biçimde bekleyip O’na görünür ve selamlaşırlarmış.

Çıkarlarına dokunan Çiftçiyi Topraklandırma Yasa tasarısı Meclis’e gelene kadar CHP ile sorunu olmayan Menderes için bu olayla beraber CHP’den kopuş ve daha hareketli bir siyasi hayat başlamıştı.

Kendisi CHP’den ayrılmamış, kovulmuştur.

Bundan sonra da kendisini azılı bir CHP ve İnönü karşıtı tutum içinde görüyoruz.

1947, 1948, 1949 ve 1950 bütçeleri üzerinde, yaptığı konuşmalar ile Recep Peker, Hasan Saka ve Şemsettin Günaltay hükümetlerini eleştiren konuşmaları incelenmeye değer konuşmaları ve Çiftçiyi Topraklandırma Yasası gibi konuşmalarını da kitabına dâhil eden Kumaş’ın çalışması, siyasette süren etkisi, ülke tarihindeki rolüyle günümüz Türkiye’sini anlamak için büyük önem taşıyan Menderes’e yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Rahmi Kumaş – Meclisten Menderes Geçti, Doruk Yayınları, siyaset, 272 sayfa, 2021

Alan Ryan – Heredotus’tan Günümüze Siyasal Düşünceler Tarihi (2021)

Batı siyasi düşünceler tarihi hakkında tam 864 sayfalık harikulade bir çalışma.

İngiltere ve Amerika’da uzun yıllar siyaset felsefesi dersleri vermiş Alan Ryan, Anglosakson literatürde George Sabine ve John Plamenatz’dan beri rastlamadığımız bir girişime imza atıyor.

Herodotos’tan Rawls’a kadar, siyasal düşüncenin iki bin beş yüz yıllık serüvenini, toplumların en iyi nasıl yönetileceği sorusuna verilen yanıtları, dönemleri ve akımları, çağını ve günümüzü etkileyen düşünürlerin geliştirdiği kavram ve çözümlemeleri, tarihsel, entelektüel ve ahlaki bağlamları içinde, tek tek ve özenle irdeliyor.

Ryan, yirmi yedi bölüm olarak hazırladığı bu hacimli eserinde, sırasıyla, Klasik Dönem’i, Hristiyan Dünyası’nı, Modern Dönem’i ve Marx’tan Sonraki Dünya’yı ele alıyor.

Kitapta Platon, Aristoteles, Augustinus, Aquinium’lu Thomas, Machiavelli, Hobbes, Locke, Rousseau, Mill, Hegel ve Marx gibi ünlü düşünürlere bağımsız olarak yer verilirken, Klasik Roma, Ortaçağ Dünyası, Hümanizm, Reformasyon, Amerika’nın Kuruluşu, Fransız Devrimi, Sosyalizm, İmparatorluk ve Emperyalizm, Faşizm, Modern Dünya’da Demokrasi ve Küresel Barış gibi başlıklar altında Polybius, Cicero, Salisbury’li John, Dante, Padova’lı Marsilius, Bartolus, Ockham’lı William, Erasmus, More, Montaigne, Montesquieu, Burke, Kant, Madison ve diğer birçok düşünüre değiniliyor.

Otuz yıllık emek ve birikimin ürünü olan bu muazzam eser, şüphesiz ki, alanında önemli bir boşluğu dolduracaktır.

Bu çerçevede, Alan Ryan’ın ‘Siyasal Düşünceler Tarihi’, siyasal düşünce tarihi derslerimizde ders kitabı olarak okutulabilecek nitelikte olduğu kadar, siyasal düşünce alanına meraklı, düşünürler ve akımlar hakkında bilgisini derinleştirmek isteyen okura da hitap ediyor.

  • Künye: Alan Ryan – Heredotus’tan Günümüze Siyasal Düşünceler Tarihi, çeviren: Ahu Karasulu ve Deniz Zarakolu, Bilge Kültür Sanat Yayınları, tarih, 864 sayfa, 2021

Hans Kelsen – Demokrasi: Doğası ve Değeri (2019)

Tek adam kültüne karşı radikal demokratik tutumun vazgeçilmezliğini koyan önemli bir tartışma.

Hans Kelsen’in bu kitabı, despotizmine ve despotlarına karşı bir özgürlük manifestosu.

‘Demokrasi’, Kelsen hakkındaki yanılgıların önüne geçebilecek çok önemli bir kitap.

Hukuki pozitivizmin hâkim güce itaat ve demokrasi düşmanlığı olduğuna yönelik ezberleri çürütür.

Kelsen düşüncesinde yasa yaratıcı irade bulunduğuna ve yasa yaratımının kaynağında devlet olduğuna ilişkin görüşleri yıkar.

Egemenlik, temsil, ulus iradesi gibi sözleşmeci modern kurguları ifşa ederek, her türlü tek adam kültüne, azınlığın ya da çoğunluğun baskısına veya mutlak değerlere dayalı hakikatlere karşı, demokrasiyi savunur.

Onun sayesinde pozitivizm karşıtı tabii hukukçu sığ bir Kelsen reddi anlamsızlaşır.

Kelsen’i tabii hukukçu görüşe kaydırarak Neo-Kantçı liberal düşünür diye aklamaya çalışanların daha sığ yanılgısı da bu kitapla ortaya çıkar: Bireyci liberalizme karşı olan Kelsen’in hukuki pozitivizmi “bir” demokrasinin sınırsız güçlerinin başlıca dayanağıdır.

Kuramcının otoritarizm karşıtı radikal demokratik tavrı onun içkinci, yapısalcı, göreci ve kuşkucu yaklaşımıyla özdeştir.

Kelsen’in bu kitabı yalnızca yazıldığı dönemin değil, her dönemin despotizmine ve despotlarına karşı bir “özgürlük manifestosu”dur.

  • Künye: Hans Kelsen – Demokrasi: Doğası ve Değeri, çeviren: Yasin Uysal, Dost Kitabevi, siyaset, 94 sayfa, 2019

Slavoj Žižek – Güpegündüz Hırsız Gibi (2021)

Hırsız kim biliyoruz.

Üstelik şimdilerde, hiç çekinmeden güpegündüz karşımıza çıkma cesaretine sahip.

Yapmamız gereken şey ise gözümüzü açmak.

Slavoj Žižek, günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemelerinin ortaya çıkardığı radikal olasılıkları, tehlikeleri ve olanakları tartışıyor.

Son yıllarda, tekno-bilimsel ilerlemeler dünyamızı tümüyle dönüştürdü ve neredeyse tanınmayacak kadar değiştirdi.

Büyük teknolojilerin cesur yeni dünyasında, her yenilik dalgasının ardından, kendimizi tuhaf bir biçimde, Marx’ın “katı olan her şey buharlaşıyor” şeklindeki meşhur öngörüsünün gerçekleşmesine doğru yaklaşırken buluyoruz.

İşin otomasyonu, paranın sanallaştırılması, sınıf topluluklarının dağılması, maddi olmayan entelektüel emeğin yükselişi, cinsiyet kalıplarının altüst oluşu ve iklim krizi gibi süreçlerle birlikte küresel kapitalist yapı her zamankinden daha hızlı şekilde parçalanmaya başladı ve artık tamamen yok olmanın eşiğinde.

Peki, ardından ne gelecek?

Sonu gelmez toplumsal-teknolojik çalkantı zemininde, herhangi bir hakiki değişim nasıl gerçekleşebilir?

Žižek, böyle bir bağlamda, büyük bir toplumsal zaferin olamayacağını savunuyor.

Kalıcı devrim, güpegündüz hırsız gibi, hemen gözümüzün önünde belirivermektedir.

Yapmamız gereken uyanıp onu görmek.

‘Güpegündüz Hırsız Gibi’, günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemelerinin ortaya çıkardığı radikal olasılıklarla tehlikeleri ve bunların hepimiz için heyecan verici etkilerini aydınlatıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar, çeviren: Ilgın Yıldız, Eksik Parça Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2021

Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2021)

‘İnatçı Köstebek’, 21. yüzyılın proletaryası olan çağrı merkezleri çalışanları üzerine ufuk açıcı bir çalışma.

Gamze Yücesan-Özdemir, çağrı merkezlerindeki emek-sermaye ilişkisini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezlerinde Gençlik, Sınıf ve Direniş Siyaset, İmge Kitabevi, inceleme, 286 sayfa, 2021

Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm (2021)

Osmanlı ve Türkiye işçi sınıfı tarihi üzerine yeni kuşak araştırma arayanların bu çalışmayı bilhassa edinmesi gerekiyor.

Bizden yüz yıl önce bu topraklarda sosyalizm mücadelesini var etmek için çalışanların faaliyetlerine ışık tutan çok önemli bir kitap.

Kitapta,

  • 1908 Devrimi öncesinde Selanik’te sosyalizm ile tanışan Müslüman/Türkler bağlamında “Türk sosyalistlerinin” ilk faaliyetleri,
  • Ermeni Hınçak Partisi’nin uzun soluklu öğrenci dergisi olan Gaydz’ın yayın hattı bağlamında dönemin dinamikleri,
  • Bulgar “dar” sosyalistlerinin etkisiyle Marksist sosyalizmin işçi sınıfı içerisinde yer bulmasında önemli rol oynamış ve II. Meşrutiyet İstanbul’unda ağırlıklı olarak Rumların oluşturduğu Türkiye Sosyalist Merkezi ya da İşçi Merkezi’nin rolü,
  • 1908 Devrimi’nden sonra patlayan tiyatro salgını ve politik tiyatro hareketi içinde sosyalizmin nasıl Osmanlı sahnelerinde sahnelenen Türkçe oyunlarda arz-ı endam ettiği,
  • Meşrutiyet döneminde güçlenen sosyalist düşüncenin ve hareketin 1919 seçimleri çerçevesinde gelmiş olduğu durum,
  • Ve Karl Marx ile Friedrich Engels’in ‘Komünist Manifesto’sunun Türkçe çevirisinin yapılması serüveni gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Y. Doğan Çetinkaya, İ. Arda Odabaşı, Stefo Benlisoy, Yaşar Tolga Cora, Bilge Seçkin Çetinkaya, Erol Ülker ve Mehmet Ö. Alkan.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm: Yeni Kuşak Çalışmalar, derleyen: Y. Doğan Çetinkaya, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2021