Bülent Somay – Tufan Göründü (2022)

‘Tufan Göründü’, liberalizmin derin krizinin sıkı bir fotoğrafını çektiği gibi, buradan çıkmanın yolları üzerine de düşünen, çarpıcı bir metin.

Bülent Somay, tarihin bizi yargılamaması için susmak ya da olacakları seyretmek yerine bizi harekete geçmeye çağırıyor.

Somay’ın, kitabında esas olarak üstünde durduğu noktalar şunlar:

İlki, neoliberalizm çağında bilginin üretilmesi, iletilmesi ve dağıtılmasında yaşanan ve entelektüel mülkiyet, medya ve üniversite çevresinde yoğunlaşan derin kriz.

İkincisi buna bağlı olarak “hakikat” dediğimiz, başlangıcından bugüne felsefenin esas konusunu teşkil eden ve birbirimizle anlaşabilmemiz için zorunlu olan kavramsal zemini oluşturan şeyin kaybolma eğilimine girmesi.

Ve üçüncü olarak da “popülizm” diye adlandırdığımız, bir bakıma binyıllardır çeşitli adlar altında varolan, ama daha somut bir açıdan bakıldığında da son yarım yüzyıldır hızla yükselen yeni politik/kültürel oluşumların yarattığı büyük tehlike.

Yazar bu konuları irdelerken bazı sorulardan yola çıkıyor, bazı metodoloji arayışlarını yüksek sesle dillendiriyor.

  • Künye: Bülent Somay – Tufan Göründü: Neoliberalizmin İflası Üzerine Altı Deneme, Metis Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2022

Eyal Ginio – Osmanlı Yenilgi Kültürü (2022)

Bu özgün çalışma, Balkan Savaşları’ndaki askeri bozgunun, Osmanlı’da ne gibi gelecek tasvirleri yarattığını irdeliyor.

Eyal Ginio, bu amaçla Osmanlı subay, yazar, şairleri ile erkeği kadınıyla sivil insanların dünyasına iniyor.

Savaşlar, sonuçlarından bağımsız olarak toplumsal yaşamı derinden etkiler.
Fakat belki de ironik olarak acının, kederin ve kayıpların yanında muğlak da olsa yeni toplumsal tasarılara ve icraatlara da zemin hazırlar.

Ginio ‘Osmanlı Yenilgi Kültürü’ kitabında, savaş kaybeden bir toplumun ürettiği kültürle meşgul oluyor, bir “yenilgi kültürü” tahliline girişiyor.

Osmanlı’nın Balkan Savaşları deneyimi üzerinden toplumsal hayatın çok çeşitli yönlerini, savaştaki bir imparatorluğun ürettiği yanıtları (intikam, diriliş, yenilenme çağrıları, iktisadi gelişme, gelecek nesillerden beklentiler) ve bunların politik çıktılarını inceliyor.

Osmanlı’nın yenilgi literatürünü, cemiyetlerin icraatlarını, İttihat ve Terakki politikalarını savaş atmosferi içerisinde konumlandırıyor.

‘Osmanlı Yenilgi Kültürü’, Balkan Savaşları’na odaklanıp savaş atmosferinde bir toplumun deneyimlerine ve yarattığı kültüre derinlemesine bir bakış vaat ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Balkan Savaşları’ndaki dramatik mağlubiyet deneyimi, Osmanlı subay, yazar, şairleri ile erkeği kadını sivil insanların yalnızca askerî yenilgi konusunu değil, intikamı ve dirilişi gerçekleştirmenin farklı yollarını nasıl tahayyül ettiğini eşsiz biçimde sunar. Onların hem askerî bozgun hem de muhtemel gelecek tasvirleri ‘Osmanlı yenilgi kültürü’ diye ifade ettiğim şeyin kamusal alana hâkim olabildiğine ve savaş sonrası kamusal tartışmayı etkileyebildiğine dair sağlam kanıtlar sunar.”

  • Künye: Eyal Ginio – Osmanlı Yenilgi Kültürü: Balkan Savaşları ve Sonrası, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 438 sayfa, 2022

Thomas Nail – Göçmen Figürü (2022)

Yirmi birinci yüzyıl göçmenin yüzyılı olacak.

Yüzyıl başında daha önce görülmemiş sayıda bölgesel ve uluslararası göçmen kayıtlara geçti.

Bugün dünyada 1 milyardan fazla göçmen bulunuyor.

Göçmen, doğası gereği hareketli olmasına rağmen, bir tür durağanlıkla tarif edilmeye yatkındır.

Hareketlerinden ziyade, şu an bulundukları nokta üzerinden tanımlanırlar.

Üstelik bu tanıma dahil bile olamazlar çoğu zaman; özne değil, nesnelerdir: Birilerinin bakış açısından buradan oraya gitmişlerdir, diğerlerinin bakış açısından da oradan buraya gelmişlerdir.

Her ikisine göre de göçmen “başarısız bir yurttaş”tır.

Thomas Nail ‘Göçmen Figürü’nde, bu toplumsal kimliği durağınlıkla değil, devinimle tarif ediyor.

Kimsenin göçmen doğmadığını, göçmen olunduğunu belirterek bir siyasi özne olarak gördüğü göçmenin felsefi tarihini yazıyor.

Ufuk açıcı bir kavramsal çerçeve çizerek cadı avlarından Zapatistalara, toprak parsellemeleri sonucu yersiz yurtsuz kalanlardan barbarlara ve göçmen proletaryaya uzanan bir yelpazede göçmen figürünü bölgesel, siyasi, hukuki ve iktisadi açıdan irdeliyor.

Nail, tarih dışında kalanın kapsamlı bir tarihyazımını yapmaya çalışmak yerine Batı tarihindeki devletlerin ve vatandaşların tarihinde saklı kalmış önemli toplumsal göçmen oluşumlarının sosyal kinetik bir yorumunu sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Kimileri için yer değiştirmek sadece geçici bir ihraçtır; yeni fırsatlar, dinlence ve kâr elde etmek demektir. Bazıları içinse bu hareket tehlikeli ve zorakidir, onların ihraçları çok daha ciddi ve kalıcıdır. Günümüzde çoğu insan göç yelpazesinin ‘elverişsizlik’ ile ‘acizlik’ kutupları arasında bir noktaya düşer. Ancak bu yelpazede yer alan bütün göçmenlerin ortak bir noktası vardır: hareketlilik sonucunda her birinin bölgesel, siyasi, hukuki ya da iktisadi statülerini kaybetmiş olmaları.”

  • Künye: Thomas Nail – Göçmen Figürü, çeviren: Dılşa Ritsa Eşli, İletişim Yayınları, siyaset, 332 sayfa, 2022

Daniel Bensaïd – Davetsiz Misafir: Marx (2022)

‘Davetsiz Misafir: Marx’, Marx’ın ekonomi politik kuramı üzerine harika bir eleştirel inceleme.

Daniel Bensaïd, Marx’ın kuramının kökenlerine iniyor, kuram etrafında dönen tartışmaları ve fikir ayrılıklarını ele alıyor ve Marx’ın düşüncelerinin bugün için neden vazgeçilmez olduğunu gözler önüne seriyor.

Bensaïd, Marx’ın üç eleştiri başlığını, tarihsel akıl, sosyolojik akıl ve bilimsel pozitivizm eleştirisini okurlara sunarken bu konularda gündeme getirilen temel görüşleri ele alıyor: Tarihin sonu felsefesi, proletaryanın kaçınılmaz zaferini ilan eden ekonomik ve toplumsal determinizm, halkların yönelimini tespit ettiğini savunan kesin bilimler.

Bunlar Marx’ın yönelttiği eleştirilerin temelini oluştururken kitabın genel çerçevesini de belirliyor.

Bensaïd, Marx’ın temel eserlerini yeniden ve ısrarla okumanın çağdaş soruları yanıtlamada, günümüz dönüşümlerini ve krizlerini anlamlandırmada, cinsiyet, milliyet, din gibi çeşitli çatışma odaklarının Marksist kuramda nasıl ele alındığının ve güncel olarak hangi bağlamlarda ele alınabileceğinin düşünülmesinde işaret ettiği yolların izini sürüyor.

‘Davetsiz Misafir: Marx’, Marx’ın eleştirel bakış açısının kendi dönemindeki etkilerini tartışırken bunların bugüne, güncelliğe yankılarına kulak vermeye davet ediyor.

  • Künye: Daniel Bensaïd – Davetsiz Misafir: Marx: Eleştirel Bir Serüvenin Güçlü ve Zayıf Yanları, çeviren: Mehmet Sert, Yordam Kitap, inceleme, 480 sayfa, 2022

Frantz Fanon – Afrika Devrimine Doğru (2022)

‘Afrika Devrimine Doğru’, sömürgeciliğin ideolojik ve psikolojik saldırıları hakkında muazzam analizler barındırıyor.

Kitap, Frantz Fanon’un Cezayir devrimi sürecinde yazdığı deneme, makale ve mektuplarını bir araya getiriyor.

Fanon’un en aktif yıllarında yazdığı; bağımsızlık fikri, Afrika Birliği tahayyülü ve giderek kabaran Cezayir Devrimi dalgasının ortasında kaleme aldığı deneme, makale ve mektuplardan oluşan derleme, sömürgeciyle tarihi hesaplaşmayı mücadelenin ayak sesleriyle eşzamanlı olarak kayda geçiriyor.

Sömürgeciliğin ideolojik ve psikolojik saldırılarını faş eden yetkin analizlerle, yekvücut bir Üçüncü Dünya’nın savaş günlükleri geniş bir perspektifte sunuluyor.

Katliamın ve işkencenin normalleştirildiği bir coğrafyada akıl hastalıklarını tedavi etmenin beyhudeliğini, Avrupalı doktorların iliklerine işlemiş önyargıları gözlemleyen Fanon, FLN saflarına katılarak gözünü önce Cezayir sokaklarına ardından tüm Afrika’ya dikiyor; Kara Kıta’da bütüncül bir hareket örgütlemek adına bir silaha dönüştürdüğü satırlar, savaşı anbean yaşayan bir devrimcinin seyir defterine evriliyor.

Mücadele tüm şiddetiyle sürerken çuvaldızı “kendi mahallesine” batırmaktan da geri durmuyor: Cezayir Savaşı barikat başlarında göğsünü bağımsızlık adına siper edenlerle tüm şiddetiyle sürerken solun ve entelektüellerin tavrını sorguluyor.

Bir psikiyatrist, yazar, entelektüel ve devrimcinin gözünden ırkçılık, eşitsizlik, insan hakları ihlalleri ve kimlik sorunlarının hâlâ güncelliğini koruyan gerçekliğine ışık tutacak ‘Afrika Devrimine Doğru’, ilk kez Türkçede.

  • Künye: Frantz Fanon – Afrika Devrimine Doğru, çeviren: Sanem Işıl Aytuğ, Sel Yayıncılık, siyaset, 192 sayfa, 2022

Aziz Küçük – Filantrokapitalizm (2022)

Büyük şirketlerin hayırseverlik projeleri, özünde kapitalizmin sömürüsünü örtme işlevi üstenir.

Aziz Küçük; Carnegie, Rockefeller, Ford ve Gates Vakfı gibi filantropik vakıfların rolünü, çalışma biçimlerini ve toplumsal kontrol amacıyla geliştirdikleri programları gözler önüne seriyor.

Kapitalizmin ortaya çıkardığı eşitsizlikler üzerine kurulu olan modern filantropi (hayırseverlik), toplumsal sorunları sadece cömertlikle değil yatırım ve planlama yoluyla bilimsel yöntemlerle çözmeyi hedefler.

Günümüzde şirket-vakıf işbirliğine dayanan eğilimin somut biçimlerinden biri olarak filantrokapitalizm ise emeğin ve doğal kaynakların sömürülmesi yoluyla biriktirilen kârların, işletme yaklaşımları dolayımıyla görünüşte sosyal refahın iyileştirilmesi, gerçekte ise çıkar yönelimli kullanılmasını ifade ediyor.

Bu kitap Carnegie, Rockefeller, Ford ve Gates Vakfı gibi sırasıyla çelik, petrol, otomobil ve bilişim endüstrilerinde elde edilen kârlarla oluşturulan büyük Amerikan vakıflarının filantropik hedeflerle 19. yüzyılın sonlarından itibaren başta sağlık, eğitim, tarım, beşeri ve sosyal bilimler olmak üzere birçok alanda yol açtıkları değişim ve dönüşümü farklı bir mercekle ele alıyor.

Amerikan vakıflarının faaliyetlerinin ABD’nin askeri, siyasi ve kültürel hegemonyası bağlamında ele alınmadıkça tam anlamıyla anlaşılamayacağının ileri sürüldüğü kitapta, vakıfların modern kapitalizmin bir ürünü olarak halk sağlığının ve tıbbın kurumsallaşmasına, bilimin ve kültürün yeniden üretimine, Amerikan iç ve dış politikasının oluşturulmasına kadar birçok alanda hangi saiklerle hareket ettikleri ve nasıl bir rol oynadıklarına ışık tutuluyor.

Kitapta, dünya ve özellikle de Türkiye bağlamında vakıfların yürüttükleri programların akademik literatürde pek değinilmeyen sistematik bir analizi, detaylı bir kaynak ve arşiv çalışması ile ortaya koyuluyor.

  • Künye: Aziz Küçük – Filantrokapitalizm: Rockefeller, Ford & Gates Vakfı ve Türkiye, Siyasal Kitabevi, siyaset, 280 sayfa, 2022

Slavoj Žižek – Çatlak Nerede? (2022)

“Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

Slavoj Žižek, kapitalizmin yarattığı ekonomik sefalet nedeniyle büyük yıkımlar yaşayan üçüncü dünya yoksulları için acil harekete geçme çağrısında bulunuyor.

İçinde bulunduğumuz küresel durumda, eko-proleterleri ön plana çıkarmamız gerektiğini belirten Žižek, klasik anlamıyla kapitalist şekilde sömürülmeseler dahi ekolojik el-koyma ve ekonomik sefalet nedeniyle büyük acılar çeken 3. Dünya yoksullarının yaşadıklarının kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Doğal kaynaklarının yabancı piyasalar adına yağma edildiği için çevreleri yıkıma uğramış, geleneksel yaşam tarzlarının yerini kendi toprağında evsiz kalan mültecilerin kırılgan varoluşunun aldığını söyleyen Žižek’e göre, zengin ülkeler problemlerle daha iyi başa çıkmaktadır.

Yine düşünüre göre, yoksulların aslında zenginleşmesi gerektiğini öne süren liberal-kapitalist düstur, Hegel’in soyut düşünme şeklinde ifade ettiği modelinin bir örneğidir.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzün küresel dünyasında, gelişmiş olan ile az-gelişmiş olan birbirine bağlıdır; zenginler aynı zamanda yoksullarla olan ilişkileri (yani onların kaynaklarını sömürmeleri, ucuz emek güçlerini kullanmaları, vs.) sebebiyle zengindirler: Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Çatlak Nerede?: Marx, Lacan, Kapitalizm ve Ekoloji, çeviren: İrem Taşcıoğlu, Encore Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2022

Fatih Yaşlı – Devlet, Düzen, Anarşi (2022)

‘Devlet, Düzen, Anarşi’, Türkiye’de antikomünizmin macerasını edebiyat cephesinden irdeleyen özgün bir inceleme.

Fatih Yaşlı çalışmasında, Nihal Atsız, Necip Fazıl, Peyami Safa gibi sağcı yazarların Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Aziz Nesin gibi solcu yazarlara yönelik polemiklerini de analiz ediyor.

Türkiye’nin Soğuk Savaş’a dâhil oluşuyla birlikte, antikomünizm siyasetin merkezine yerleşir ve ülkenin her alanına sirayet ederken, bunun edebiyat alanına yansıması da kaçınılmaz oldu.

Bu antikomünist dalga, sağcı edebiyatçıların solun kültürel hegemonyasına karşı yazdıkları yazılarda ve ürettikleri eserlerde kendini göstermişti.

Yaşlı, kitabında antikomünizmin edebiyattaki yansımalarını iki boyutuyla inceliyor.

Bir yandan Türk sağının edebiyatçı kimlikleriyle politik kimliklerini birleştiren Nihal Atsız, Necip Fazıl, Peyami Safa gibi isimlerinin Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Aziz Nesin gibi solcu yazarlara yönelik polemiklerini ve hücumlarını belgelendirirken, bir yandan da antikomünist romanlardaki ideolojik boyutun bir incelemesini sunuyor.

Böylece hem Soğuk Savaş’la birlikte antikomünist söylemin inşasında edebiyatçıların rolünü hem de antikomünist edebî yapıtlarda solcuların, komünistlerin ve 1965-80 arası Türkiye tarihinin nasıl resmedildiğini ortaya koyuyor.

Antikomünizmin günümüze devrettiği miras ve bu mirasın belirleyiciliği üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunan kitap, Türkiye tarihini antikomünizm üzerinden okuma literatürüne önemli bir katkı.

  • Künye: Fatih Yaşlı – Devlet, Düzen, Anarşi: Türkiye’de Edebiyat ve Antikomünizm, Yordam Kitap, inceleme, 416 sayfa, 2022

Kolektif – Çağdaş Siyaset Teorisi (2022)

Siyaset teorisinin son otuz yıldaki gelişimini yakından görmek isteyenlere bu derlemeyi öneriyoruz.

‘Çağdaş Siyaset Teorisi’, siyaset teorisinin güncel durumunu konu ediniyor.

Kitap, siyasete ilişkin teorik ve felsefi araştırma ve çalışmaların son yirmi-otuz yıldaki görünümünü tespit ederek incelerken, bunu çağdaş siyasal düşüncenin, belli başlı teori ve yaklaşımlar, kavram ve konularla sorun ve tartışmalarını odağına alarak yapıyor.

Günümüzde siyasal uygulama, fikir, anlayış, tutum ve düşüncelerin, hangi kavramsal/analitik çerçeveler ve teorik/felsefi açıklamalar ve yorumlar aracılığıyla bilimsel araştırmaya tabi tutulduğuna odaklanıyor.

Siyaset teorisi disiplininin araştırma konuları, belli başlı meseleleri, çalışma yöntemleri gibi başlıklardaki tartışma, birikim ve literatürü gözden geçirerek soruşturuyor.

Kitabın ilk kısmında günümüzde siyaset teorisindeki ana felsefi yönelimleri ve düşünce hatlarını temsil eden liberalizm, komüniteryanizm, postyapısalcılık, eleştirel teori ve postmarksizme yer veriliyor.

İkinci kısım, demokrasi, vatandaşlık, adalet, toplumsal cinsiyet ve ideoloji gibi siyaset teorisinin anahtar kavramlarıyla önemli konu başlıklarını içeriyor.

Üçüncü kısım ise siyaset teorisinin çağdaş araştırma gündemini oluşturan bir dizi sorunsal ve tartışmayı ele alıyor ve cumhuriyetçilik, kozmopolitanizm, karşılaştırmalı siyaset teorisi ve popülizm bölümlerinden oluşuyor.

‘Çağdaş Siyaset Teorisi’, siyaset bilimciler, akademisyenler, öğrenciler ve siyaset teorisindeki tartışmaları derinlemesine takip etmek isteyen tüm okurlar için güncel bir başvuru kaynağı.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Okumuş, Ali Aslan, Ali Kaya, Arda Güçler, Aslı Çalkıvik, Başak İnce, Elif Madakbaş Gülener, Eylem Özdemir, Feyzullah Yılmaz, Muhammed A. Ağcan, Ömer Taşgetiren, Uğur Altuntaş ve Ünsal Doğan Başkır.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Siyaset Teorisi, derleyen: Muhammed A. Ağcan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 497 sayfa, 2022

Oğuz Işık – Eşitsizlikler Kitabı (2022)

AKP iktidarında eşitsizliklerin nasıl katmerlenerek büyüdüğünü gözler önüne seren çok önemli bir çalışma.

Oğuz Işık, ülkedeki gelir dağılımının haritasını çıkarıyor ve borçlanma yüzünden tüketim kalıplarının dönüşümünü inceliyor.

‘Eşitsizlikler Kitabı’, AKP iktidarının başladığı 2002’den 2020’lere uzanan seyri içinde, Türkiye’de toplumsal eşitsizliğin değişik boyutlarıyla olağanüstü ayrıntılı bir analizini yapıyor.

Kitabın içinde dört kitap var aslında.

Birincisi, eşitsizlikleri nasıl ele almak gerektiğini ve sosyal bilimlerin “görmezliklerini” tartışıyor.

İkincisi, ülkedeki gelir dağılımının haritasını çıkarıyor.

Üçüncüsü, tüketimi ve özellikle artan finansallaşma, dolayısıyla borçlanma sayesinde -veya yüzünden-, tüketim kalıplarının dönüşümünü inceliyor.

Dördüncüsü ise eşitsizliklerin nasıl bir seyir izlediğine, olası gelişmelere ve eşitlikçi bir dönüşümün olanaklarına bakıyor.

2000’lerin basında düşme eğilimi gösterirken, 2014’ten itibaren istikrarlı ve kalıcı bir şekilde tırmanan gelir eşitsizliği, nasıl farklı ve “yeni” eşitsizlikleri ve toplumun daha önce bilmediği yeni kırılganlıkları ortaya çıkarttı?

“Orta gelir tuzağı” denen kriz nedir?

Kadınlar, bu eşiğin aşılmasında ve aşılamamasında neden kilit bir role sahipler?

Işık’ın “olay yeri inceleme dedektifi” ve “zanaatkâr sabrını” birleştirerek yaptığı ayrıntılı çalışma, yukarıdakiler gibi birçok sorunun cevabını arıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Her yer ve zamanda geçerli tek bir eşitsizlik biçimi olmadığından hareketle, eşitsizlikler terimini kullandım… Zira eşitsizlikler sadece kimin ne kadar para kazandığını belirlemiyor, çocuğunuza aldığınız oyuncaktan tutun da kahvaltı masasına neler koyduğunuza, ne kadar zeytinyağı tükettiğinizden ailenin gençlerinin üniversite sınavlarına nasıl hazırlandığına, hatta kimin kimle evlendiğine kadar gözle görülmesi kolay olmayan bir dolu alana sızıyor, izini bırakıyor.”

  • Künye: Oğuz Işık – Eşitsizlikler Kitabı: 2000’ler Türkiyesi’nde Gelir, Tüketim ve Değişim, İletişim Yayınları, inceleme, 399 sayfa, 2022