Ulus Baker – Siyasal Dilde Huzur Söylemi (2020)

Ulus Baker’in 1993’te yazdığı yüksek lisans çalışması olan ‘Siyasal Dilde Huzur Söylemi’, aralık ayı içinde raflardaki yerini alıyor.

Baker’in sonraki metinlerinde izlediği teorik hatların ipuçlarını içeren bu çalışması, dilin siyaseti, Türkiye’de İslamcı hareketin yapısı, İslam’ın huzur söylemi, İslam’da kanaatin kuruluşu ve kimliğin kurucusu olarak kanaat gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Baker burada, Deleuze ve Guattari’nin rizomatik kavrayışı, Spinoza’nın yorumsamacı teolojisi ve Virilio’nun hız ve hareket kavramını irdelediği gibi, bu arada henüz Türkiye’nin akademik ve entelektüel ortamında yaygın kullanıma girmemiş soy kütüğü araştırmasına da başvuruyor.

Baker külliyatında da bu metin özel bir yerde duruyor.

Örneğin “huzur söylemi” gibi tek bir bağlam etrafında derli toplu örülmüş olması; güncel siyaset alanına ya da Türkiye siyasetine ve daha özelinde İslâmcı harekete bu denli yakından bakması ve nihayet, buradaki birçok meselenin, düşünce hattının, kavramsal düzlemin Baker’i ayırt edici bir düşünür haline getiren daha sonraki çalışmalarının ve kazandığı bakış açılarının temelini oluşturması.

  • Künye: Ulus Baker – Siyasal Dilde Huzur Söylemi: İslâm’da Huzur, Söylem ve Kanaat, çeviren: Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, siyaset, 267 sayfa, 2020

Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin (2020)

Kafka edebiyatının sıkı bir felsefi analizi için muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Gilles Deleuze ve Félix Guattari, çağımızın en büyük yazarlarından olan Kafka’nın yapıtlarından mektuplarına ve günlüklerine neredeyse tüm külliyatını kat ederek, Kafka’yı kullandığı kelimeler, metaforlar, simgeler ve semboller üzerinden politik ve felsefi bir bakış açısıyla yeniden okuyor ve bu büyük yazarın yarattığı müstesna dilin büyük toplumsal makineleri nasıl parçalayıp dağıttığını ortaya koyuyor.

Felsefenin sanat yapıtını kullanma, onu kendine mal etme stratejileri; aşırı yorumun olanakları; dil üzerinde yeni bir alan oluşturma gerekliliği gibi konular üzerine okurunu düşünmeye davet eden çalışma, Kafka’yı başka bir gözle okumak için harika bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Kafka yalnızca yabancılaşmış çalışma koşullarını düşünmekle kalmaz: Dehası, erkeklerin ve kadınların, yan yana sürdürdükleri faaliyetlerinde, aşklarında, protestolarında, öfkelerinde de makinenin parçası olduklarını öne sürmesinden ileri gelmektedir.”

  • Künye: Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 144 sayfa, 2020

Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme (2020)

Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınanların, ülkelerine gönüllü ve sürdürülebilir bir şekilde dönmeleri oldukça düşük bir ihtimal.

Bu durumda, Türkiye’yi hem devlet hem de toplumsal anlamda zorlu bir süreç bekliyor.

İşte iki yazarlı bu önemli çalışma da, bu süreci farklı yönleriyle irdelediği gibi, sorunun hakkıyla saptanması ve çözümler üretilmesi konusunda hem akademik hem de politik alana önemli katkılar sunuyor.

Göç sorununun çalışma yaşamı, eğitim, sağlık ve barınma gibi farklı alanlarda ne gibi sorunlara sebep olduğunu ve bunların çözümü için neler yapılması gerektiğini ortaya koyan kitap, göç, kamu politikası, yönetişim ve sosyal hizmetler gibi alanlarda çalışanlar için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme: Kavramlar, Modeller ve Uygulamalar ile Türkiye, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa, 2020

Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak (2020)

“1981’de tutuklandığında Mecid on altı yaşındaydı. İdam edilmeyi beklediğimiz koğuşta, bıyıklarının terlemesine ve tüylerin daha sonra gürleşip simsiyah bıyıklara dönüşmesine tanık olmuştum.”

1979 İran devriminin hemen ardından yaşananlar, Karl Georg Büchner’in Fransız Devrimi için söylediği “Devrim kendi evlatlarını yer” sözünün haklılığına verilebilecek en iyi örneklerdendir.

Sosyoloji ve tarih profesörü Behrooz Ghamari de bu kitabında, İran Devrimi’nin ardından, Tahran’daki korkunç Ev Hapishanesi’nde, koğuşlarında idam edilmeyi bekleyen siyasi mahkûmların çarpıcı öykülerini sunuyor.

Ghamari burada, Nasrullah, Ekber, Hüseyin Dayı, Ferhat, Erjeng ve Behram gibi, burada tutulan kişilerin yaşamlarından yola çıkarak siyasi mahkûmlar arasındaki ilişkileri, onların hatıralarını ve iç dünyalarını bize aktarıyor.

‘Ekber’i Hatırlamak’, hem sunduğu sıra dışı insan hikâyeleri hem de barındırdığı önemli bilgilerle, İran yakın tarihi açısından altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak, çeviren: Kıvanç Dündar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2020

Aditya Adhikari – Silah ve Seçim Sandığı (2020)

Nepal’de Maoistler, 1996 ile 2006 yılları arasında yürüttükleri silahlı mücadelede başarıya ulaşmıştı.

Peki, Maoist hareketin kitlesel büyük bölümü, tarihsel olarak ötekileştirilmiş olan kastlara ve etnik gruplara dâhil olduğu halde, başlıca üyeleri üst kastlardan olan bu hareketin başarıya ulaşmasını sağlayan dinamikler tam olarak neydi?

Ağırlıklı olarak Nepal’deki siyasal gelişmeler üzerinde duran gazeteci ve danışman Aditya Adhikari, Maoistlerin silahlı mücadelen sandığa uzanan süreçte başarılı olmalarını sağlayan etkenleri çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Adhikari burada, farklı kastların ve etnik grupların Maoist hareketi neden desteklediğini, Maoistlerin, ülkedeki farklı güçler arasındaki çelişkilerden nasıl ustaca yararlandığını ve Maoist önderlerin, sınıf mücadelesiyle etnik dava arasındaki gerilimi nasıl çözdüğünü irdeliyor.

  • Künye: Aditya Adhikari – Silah ve Seçim Sandığı: Nepal’deki Maoist Devrimin Öyküsü, çeviren: Cemre Şenesen, Yordam Kitap, siyaset, 368 sayfa, 2020

Harold J. Berman – Hukuk ve Devrim (2020)

 

Batı hukuk geleneğinin sosyal, siyasi ve dini temelleri üzerine muhteşem bir çalışma.

Hukuk kuramcısı ve tarihçisi Harold Berman’ın tam 800 sayfalık bu kitabını benzerlerinden ayıran husus, genellikle modern öncesi döneme ait olduğu düşünülen modern niteliklere atıfta bulunması.

Örneğin Berman, genellikle feodalizm çağı olarak adlandırılan dönemin baskın feodal niteliğini reddediyor ve feodal hukuk ile malikâne hukukunu ticaret hukukunun, kent hukukunun ve krallık hukukunun zıddı olarak değil tamamlayıcısı olarak ele alıyor.

Batı tarihinin geleneksel dönemselleştirmesine itiraz eden ve Batı uygarlığının tarihini tek tek milletlerin tarihi olarak ele almaktansa bir bütün olarak değerlendiren çalışmayı, Batı hukuk geleneği ile ilgilenen herkesin muhakkak okuması gerekiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Hem Yunan hem de İslam sistemleri Batı Avrupa sistemlerinden daha zengin, daha güçlü ve entelektüel olarak daha karmaşıktır. Batı, Bizans’ın fakir akrabasıdır”

“Kilise’nin tarım uygarlığına tam uyan çileci ideali, onun; önlenemez ve hatta boyun eğmeye zorunlu olduğu ancak asla uzlaşmadığı toplumsal değişimlere şüpheyle yaklaşmasına neden olmuştur.”

“Papalık Devrimi Batı hukuk geleneğini doğuran toptan bir alt üst oluştur.”

“Bir tiranı öldürmek sadece yasal değil, doğru ve adildir de.

Her kim ki, kılıç kuşanırsa kılıçla yok edilmeyi hak eder. Böylece ona kimin kendi küstahlığıyla kılıcı gasp ettiği ve kimin kılıç kullanma yetkisini Tanrı’dan almadığı öğretilir.”

“Kilise’nin yargı yetkisi, bütün büyük Avrupalı ulusal devrimlerin başlıca saldırı nesnelerinden birisiydi; on altıncı yüzyıldaki Alman Reformu’nda, on yedinci yüzyıldaki İngiliz Devrimi, on sekizinci yüzyıldaki Fransız Devrimi ve yirminci yüzyıldaki Rus Devrimi’nde.”

  • Künye: Harold J. Berman – Hukuk ve Devrim: Batı Hukuk Geleneğinin Oluşumu, çeviren: Kıvılcım Turanlı, Pinhan Yayıncılık, hukuk, 800 sayfa, 2020

Lev Troçki – Komünist Enternasyonalin İlk Beş Yılı (2020)

Komünist Enternasyonal’in tarihi üzerine, tam 928 sayfalık eşsiz bir kaynak.

Lenin ve yoldaşları en büyük başarılarının Enternasyonal’in kurulması olduğunu düşünüyorlardı ve bu yapının temel belgelerini yazma görevini de Troçki’ye vermişlerdi.

İşte şimdiye kadar birçoğu çevrilmemiş belgeleri de kapsayan bu yazılar, nihayet Türkçede.

Komünist Enternasyonal’in dört kongresinde de partinin manifestosunu ve diğer birçok önemli belgesini yazma görevinin verildiği Troçki, bir yandan Rusya’daki iç savaşta cepheyi karış karış dolaşırken, diğer yandan bu kitapta bir araya getirilmiş olan yazıları ve konuşmaları üretmişti.

Siyaset teorisine önemli katkılar sunan çalışma, öncesinde çevrilmemiş birçok Komintern belgesini de barındırmasıyla, tarihçiler için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Lev Troçki – Komünist Enternasyonalin İlk Beş Yılı, çeviren: Ferit Burak Aydar, Alef Yayınları, siyaset, 928 sayfa, 2020

Herbert Marcuse – Olumsuzlamalar (2020)

Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcilerinden Herbert Marcuse’nin farklı dönemlerde kaleme aldığı usta işi sekiz makale, bu kitapta.

Felsefe tarihinin çok yönlü kavramları ve tartışmalarını kuşatıcı bir biçimde ele alması, tarihsel bir kazı çalışmasıyla yine bu kavramların/tartışmaların izini sürmesi ve bunları kendi çağının problemleriyle ilişkilendirerek hem felsefi hem de politik düzeyde ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutması ‘Olumsuzlamalar’ın en büyük katkısı.

Marcuse burada, totaliter devlet anlayışının teorik ve tarihsel kökenleri, öz kavramının ontolojik ve epistemolojik belirlenimleri, kültürün olumlayıcı-ideolojik karakteri, felsefe ve eleştirel teori, hedonizm, Max Weber’in çalışmalarında endüstrileşme ve kapitalizm, işçi sınıfının kapitalizmin hedonist metalarıyla nasıl ilişki kurduğu ve ileri endüstri toplumlarında rasyonalite ile saldırganlık arasındaki ilişki gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Buradaki metinlerin çoğu 1930’lu yıllarda yazılmış olsa da, çağımızdaki sorunların kaynağını teşhis etmesiyle güncelliğini halen koruyor.

  • Künye: Herbert Marcuse – Olumsuzlamalar: Eleştirel Teori Denemeleri, çeviren: Akın Karaca, Ayşe Öztürk, F. Betül Tatlı, Ferda Yıldırım, Hatice Turan, Mehmet Çetin ve Tufan Karaağaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 246 sayfa, 2020

Kolektif – Son Gerisayım (2020)

Mültecilik krizi, aynı zamanda buna hazırlıksız, politikasız yakalanan Avrupa solu için de büyük bir kriz anlamına geliyor.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu bu derleme ise, tam da bu krizi merkeze alarak evrensel değerlere sahip yeni bir sol siyaseti inşa etmenin yollarıyla daha kapsamlı, yeni bir dayanışmaya duyulan ihtiyaç üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, mültecilik olgusu bağlamında antihümanizmden çıkarılabilecek dersler, Avrupa’nın geleceğinde yer edinecek bir sol yaklaşımın geliştirmesi gereken politika ve değerler, Avrupa’nın sömürgeci geçmişinin günümüze yansımaları ve son terör olaylarının Avrupa’da üzerindeki etkileri gibi pek çok güncel konu ele alınıyor.

Derlemedeki yazıların hepsinin başlangıç noktasını Avrupa’nın güncel gündemi –medyada verilen adla “mülteci krizi”– oluşturuyor, ama yazarlar bu “kriz”in içinde iş gördüğü, daha derin siyasal ve ideolojik çerçeveye dokunup onu eleştirel bir incelemeden geçirmeyi de ihmal etmiyorlar.

Yazarlara göre, bu sorun sadece Avrupa’nın göçmen karşıtı popülizmiyle ilgili değil; sorun aynı zamanda solun kendi siyasal zeminini oluşturma, kendi gündem(ler)ini ifade etme kabiliyetsizliğinde yatıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Jela Krečič, Alenka Zupančič, Boris Groys, Robert Pfaller, Mladen Dolar, Saroj Giri, Boris Buden, Frank Ruda, Jamil Khader, Agon Hamza ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Son Gerisayım: Avrupa, Mülteciler ve Sol, hazırlayan: Jela Krečič, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2020

Kolektif – Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler (2020)

Sosyalistler ile Aleviler arasındaki ilişkiyi geçmişten bugüne izleyen çok önemli bir derleme.

Alevi topluluklarının tarihlerinin önemli bir parçası olan sosyalist hareket, bugünlerde yeniden tartışılıyor, hatta eleştiriliyor.

Gerici, yobaz kesimler tarafından yürütülen tartışma ise, esasında Aleviliği sosyalist hareketten uzaklaştırıp onun yerine milliyetçi, ırkçı, faşist veya devlet tapıncıyla müteşekkil bir yapıyı geçirmeyi amaçlıyor.

İşte bu kitap da, sosyalistler ile Aleviler arasında gelişen ilişkileri çok yönlü bir bakışla ele aldığı gibi, aynı zamanda buna yönelik söz konusu eleştirilere yanıt veriyor.

Geçmişten bugüne sosyalistler ile Aleviler arasında gelişen iç içeliklerin ve karşılaşmaların mekanda, zamanda ve çeşitli örgütsel formlardaki izlerini takip eden çalışmaya yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükrü Aslan, Seçil Aslan Çoşkuner, Murat Coşkuner, Dilek Kızıldağ Soileau, Mehmet Ertan, İbrahim Bahadır, Hüseyin Aygün, Cemal Salman, Ali Duran Topuz, Kelime Ata, Yelda Yürekli, Fikriye Yücesoy, Ayhan Yalçınkaya, Menekşe Aykan, Erdoğan Aydın, Demir Küçükaydın, Sefa Feza Arslan ve İsmail Beşikçi.

  • Künye: Kolektif – Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler: Bir Karşılaşmanın Kenar Notları, derleyen: Ayhan Yalçınkaya ve Halil Karaçalı, Dipnot Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2020