Erdoğan Atmış – Rahatı Kaçan Orman (2022)

Ormanlarımız göz göre göre talan ediliyor.

Orman sorununun Türkiye’de gündem olmasını sağlamış isimlerden olan Erdoğan Atmış, yıllardır ormansızlaşmaya neden olan politika ve uygulamaları anlattığı yazı ve söyleşilerini bu kitapta bir araya getirmiş.

Politikacılar, uzun yıllar boyunca ormanlarımızı rant uğruna kurban etti.

Ormanların ölümü ekonomiye can, iktidara nefes verdi.

Ülkenin doğası ve kültürü “kalkınma” bahaneleriyle günden güne yok oluyor.

Bu eko-kıyımın önüne geçmek içinse “ağaçlandırma seferberlikleri” ilan ediliyor.

Ormancılık yönetiminin başarısızlığı ormanlarımızın rahatını kaçırdı.

İktidar; bir ağaç kesmişse on ağaç diktiğini ve ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiğimizi anlatıp durdu.

Bu ifadeyi sarf edenler belli ki ormanların yalnızca ağaçtan ibaret olmadığını anlamadı.

İçerisinde canlı cansız birçok varlık barındıran ormanların da binlerce yılda hayat bulmuş doğal bir ekosistem olduğunu göz ardı ettiler.

Atmış’ın seçme yazı ve söyleşilerinden oluşan ‘Rahatı Kaçan Orman’, ormancılığımızın çekilmiş kapsamlı bir fotoğrafı olarak okunmalı.

  • Künye: Erdoğan Atmış – Rahatı Kaçan Orman: Ormansızlaşma Hakkında Yazı ve Söyleşiler, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 160 sayfa, 2022

Dieter Duhm – Tamera Ekoköyü’nün Daveti (2022)

Yaptığı pek çok sosyal ve ekolojik projeyle bilinen Dieter Duhm, Portekiz’de 1995’te açılan Tamera Ekoköyü’nün de kurucularındandır.

Duhm bu kitabında, topluluk konusundaki kırk yıllık deneyim ve düşüncelerini bizimle paylaşarak Tamera’da kurulan sistemin ne kadar hayati olduğunu açıklıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ben bu kitabı Portekiz’deki Tamera Ekoköyü’nün sözcüsü olarak yazıyorum. Bu kitap, insanların bir arada nasıl yaşayabileceğini ve şiddetsiz bir toplumun geleceğine yönelik edinilmiş tecrübeleri kırk yıldır süren Tamera Ekoköyü projesi bağlamında anlatıyor.”

“Gelecekteki dünyanın dıştan gözlemlenebilecek ayrıntılarını değil, insanın iç dünyasının temellerini tanımlıyorum. Yani gelecekteki toplumun teknik, politik, ekonomik yüzü yerine insanın dinî, etik, cinsel, ekolojik yüzünü anlatıyorum.”

“Kültürdeki bozulmayı önlemenin ve insanlık olarak iyileşebilmenin olanaklarını göstermek için iç dünyamızda hangi katmanlara öncelik vermemiz gerektiğini göstermek istiyorum.”

“Geçen zamanla topluluğumuzla yürüttüğümüz bu çalışmanın bütün insanlığın bir çalışması hâline geldiğini düşünüyorum.”

  • Künye: Dieter Duhm – Tamera Ekoköyü’nün Daveti, çeviren: Hatice Zeynep Gürbener, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 176 sayfa, 2022

Kolektif – Sanat ve Ekoloji (2022)

Sanat pratiğine bakarken, parçası olduğu ekolojik yıkımı yok mu sayacağız?

Bu Bruno Latour’dan Vandana Shiva’ya pek çok ismin metinlerini barındıran bu değerli derleme, sanat ve ekoloji ilişkisine politik ekoloji ekseninden bakıyor.

Kitabın ilk bölümü 1960’lardan günümüze sanat ve politik ekoloji ilişkisine, çağdaş sanat ve politik ekolojinin birbirini besleyen yaklaşım ve pratiklerine odaklanıyor.

İkinci bölüm, ilerleme eleştirisi ve Bruno Latour’un bu bağlamdaki kozmopolitika anlayışına ayrılmış.

Çalışmanın üçüncü bölümü biyoteknoloji üzerinden ekolojinin kurumsal boyutuna ve bu bağlamda Neil Smith ve Vandana Shiva’nın politik ekolojik yaklaşımlarına yer veriyor.

Kitabın son bölümü ise, biyoteknolojinin, biyo-estetik pratikler üzerindeki dönüştürücü etkisini irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler: Eda Sezgin, T. J. Demos, Arne Naess, Gary Genosko, Charles Baudelaire, Bruno Latour, Neil Smith, Vandana Shiva ve Sven Lütticken.

  • Künye: Kolektif – Sanat ve Ekoloji:  Sanat, Yaşam, Üretim, derleyen: Eda Sezgin, çeviren: Merve Tokmakçıoğlu ve Eda Sezgin, İletişim Yayınları, sanat, 204 sayfa, 2022

Andreas Malm – Bir Boru Hattı Nasıl Patlatılır? (2022)

Andreas Malm, kömür madenlerine sabotajlar gerçekleştirmiş sıkı bir iklim aktivisti.

Malm bu kitabında da, karşı karşıya kaldığımız ekolojik çöküş sürecinde, iklim hareketinin kullandığı yöntemlerin daha da keskinleşmesi için ateşli bir çağrı yapıyor.

Diktatörleri alaşağı eden halk devrimlerinden, Apartheid karşıtı harekete ve kadınların oy hakkı için süfrajetlerin sabotajlarıyla gerçekleşen kitlesel değişimin nasıl gerçekleştiğine değin bir karşı tarih anlatımı da sunan Malm, mülkiyet yıkımının ve hayatlara zarar vermeden gerçekleştirilecek bir şiddet biçiminin stratejik olarak kabul edilmesinin devrimci değişim için tek yol olduğunu savunuyor.

Almanya ormanlarından Londra sokaklarına, İran’dan Irak çöllerine kadar yaşanan farklı eylem döngülerini kendine özgü bir anlatımla sunan Malm, pasifizm ve şiddet, demokrasi ve sosyal değişim, strateji ve taktikler ve son olarak da iklim hareketinin siyasi tavrı ve etik anlayışı üzerine hem yüreklerimize hitap ediyor hem de zihinlerimizi kurcalayan çarpıcı bir tartışma sunuyor: Sivil direniş mi, yoksa sabotaj mı? Alevler içinde bir dünyada nasıl mücadele etmeliyiz?

  • Künye: Andreas Malm – Bir Boru Hattı Nasıl Patlatılır?: Yanmakta Olan Bir Dünyada Mücadele Etmeyi Öğrenmek, çeviren: Kurtay Kağan Işıtan, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 176 sayfa, 2022

Isabelle Collombat – Ormansızlaştırmaya Hayır: Chico Mendes (2022)

Amazon ormanlarında ekosisteme büyük zarar dev şirketlere kafa tutmuş ekolojist sendikacı Chico Mendes’ten öğreneceğimiz çok şey var.

Isabelle Collombat, Mendes’in hayatı ve görkemli mücadelesini anlatıyor.

Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir.

Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var.

İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor.

Amazon ormanlarındaki ekosisteme zarar veren, yerli halkı köleleşme ile yurtsuz kalma arasında seçime zorlayan dev şirketlere, “Testerelerinizi bıraksanız iyi olur,” diyerek karşı duruyor ekolojist sendikacı Chico Mendes.

  • Künye: Isabelle Collombat – Ormansızlaştırmaya Hayır: Chico Mendes, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, siyaset, 84 sayfa, 2022

Kolektif – Güneşin Yeniden Keşfi (2021)

Yapılardaki elektrik kullanımı dünyadaki toplam enerji tüketiminin % 40’ını oluşturmasıyla önemli bir sorun.

Bu güzel derleme de, buna alternatif olarak güneş enerjisinin neden önemli olduğunu, güneş enerjisinin yapılarda nasıl maharetle kullanıldığının kimi örneklerini açıklıyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, güneş enerjisinin önemi, tarihsel bir bakış açısıyla anlatılıyor ve yapılarda kullanabileceğimiz güneş odaklı pasif sistemler açıklanıyor.

İkinci bölüm olan “Uygulamalar” bölümünde, ilk bölümde açıklanan teknik yöntemlerle gerçekleştirilen örnekler inceleniyor.

Kitabın son bölümünde ise, farklı disiplinlerle güneşin ilişkisi inceleniyor, günümüzde gerçekleştirilen güneş enerjisine duyarlı projelerin pazarlama yöntemleri daha sonra tasarım ve sanayi iş birliğinin gerçekleştiği öğrenci projeleri anlatılıyor.

  • Güneşin sürdürülebilir geleneksel yapı tasarımındaki etkileri,
  • Geleneksel Malatya evlerinin tasarımında güneş kullanımı ve korunumu,
  • Yezd geleneksel güneş mimarisinde güneşin etkisi,
  • Ve güneş enerjisi kullanılan yapılarda satış ve pazarlama, kitapta ele alının kimi konular.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Şule Aybar, Nihal Arda Akyıldız, Tuba Nur Olğun, Ladan Sojudi, A. Selin Mutdoğan, Çağrı Bulhaz, Kutay Mutdoğan ve Gülçin Cankız Elibol.

  • Künye: Kolektif – Güneşin Yeniden Keşfi, editör: A. Selin Mutdoğan, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 248 sayfa, 2021

Dilek Aşan – Kurumsal Sürdürülebilirlik (2021)

Doğaya en büyük zararı, gözünü kâr hırsı bürümüş şirketler verir.

Dilek Aşan, daha iyi bir gelecek yaratabilmemiz için kurumsal sürdürülebilirliğin nasıl işlemesi gerektiğini duru ve net bir şekilde açıklıyor.

Çağımızın anahtar kelimesi: Sürdürülebilirlik.

Bireylerin, kurumların, toplumların geleceğini inşa eden sihirli sözcük.

  • Peki sürdürülebilirlikle ilgili bilgimiz ne düzeyde?
  • Neyi, ne kadar biliyoruz?
  • Doğrularımız ve yanlışlarımız neler?
  • Sorumlu bir vatandaş veya fark yaratan bir işletme olmak için sürdürülebilirlikle ilgili neler yapmalı?
  • Bugün büyük markaların almak için gayret ettiği Ecovadis ödülleri neden bu kadar önemli?
  • Yerel yönetimlerin, ülkelerin ve tüm dünyanın sürdürülebilirlik politikaları var mı; nasıl olmalı?

Çalışma, bu soruların yanıtlarını vererek sürdürülebilirliği her yönüyle anlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Dilek Aşan – Kurumsal Sürdürülebilirlik: 50 Soruda Kurumsal Sürdürülebilirlik Yolculuğu, Ceres Yayınları, ekoloji, 160 sayfa, 2021

Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı (2021)

‘Küçük Buzul Çağı’, tarih içinde iklim değişikliklerinin insanlığı nasıl etkilediği konusunda çok önemli bir çalışma.

Arkeolog Brian Fagan, Vikinglerin ilk kolonilerinin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkarak iklim değişikliğinin tarihe nasıl yön verdiğini gözler önüne seriyor.

İklimbilimciler bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yardımıyla son on yıl içinde, iklim koşullarının yaklaşık son bin yılda geçirdiği değişime dair net bir görüntü elde etmeyi başardılar.

Bu keşif, uzun süredir duyulan birtakım kuşkuları doğrular nitelikteydi: Son Buzul Çağı yaklaşık 13.000 yıl önce sona ermesine karşın, MS 1300-1850 yılları arasında dünya bir soğuma döneminden geçmişti.

Uzmanlar bu periyoda “Küçük Buzul Çağı” adını verdi.

Fakat bu tespit bu kez daha büyük başka kuşkular doğurdu: Bu periyodun sonu neden Sanayi Devrimiyle, yani küresel ısınmaya giden yolun başlangıcıyla çakışıyordu?

Fagan bu eserinde, Vikinglerin İzlanda, Grönland ve Kuzey Amerika’da kurdukları ilk kolonilerin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkıp özellikle Avrupa tarihindeki büyük olaylara mercek tutarak iklim değişiminin tarihin akışı üzerindeki etkisini inceliyor.

Bilim, ekoloji, arkeoloji ve tarih okurlarına özellikle hitap edecek çalışma, insan toplumunun iklim zikzakları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu göstermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, bilim, 376 sayfa, 2021

Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri (2021)

İnsanlık tarihte pek çok kez “dünyanın sonu”yla karşılaştı.

Brezilyalı aktivist, akademisyen ve yazar Ailton Krenak, gezegeni kurtarmak, kıyamete engel olmak için acilen neler yapabileceğimizi açıklıyor.

Yalnızca çeşitliliğin tanınması ve insanın diğer türlerden üstün olduğu fikrinin reddedilmesi bile, varlığımıza yeni bir anlam verebilir ve uçuruma doğru bu aptalca yürüyüşümüzü engelleyebilir.

Gezegenimiz, bugün en büyük çevre felaketleriyle karşı karşıya.

Küresel salgınlar, aşırı hava olayları ve devasa orman yangınları şu anda Antroposen olarak adlandırılan dönemin tezahürleri.

Uygarlığımız bizi topraktan, nehirlerden ve ağaçlardan uzaklaştıran yapılar, örgütler, kurumlar, kurallar ve bu kurallara uymayı reddeden herhangi bir topluluğu marjinalleştirmeye -ve bazen de tamamen ortadan kaldırmaya- zorlayan bir dünya sistemi üzerine inşa edilmiştir.

Dünyanın pek çok yerinde yerli halklar daha önce de birçok kez “dünyanın sonu”yla karşı karşıya kalmıştı.

Şimdi ise uçuruma doğru giden bu küresel yürüyüşü durdurmak için öncelikle bakış açımızın homojenleştirici etkisini reddetmeli ve doğada bize ait olan yeri yeniden kazanmamızı sağlayacak yeni bir fikri kucaklamalıyız.

Ancak o zaman hayatta kalmak için yeni çözümler üretebiliriz.

Tutku ve zekâyla kaleme alınmış ‘Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri’, çağın büyük düşünürlerinden biri tarafından yazılmış bir ekolojik kurtuluş manifestosu.

  • Künye: Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri, çeviren: Melinda Andonyan, Sander Yayınları, ekoloji, 72 sayfa, 2021

Hikmet Birand – Anadolu Manzaraları (2021)

Hikmet Birand, keşke haksız çıksaydı dediğimiz insanlardan.

Zira İlk kez 1957 yılında yayımlanan bu kitabı, daha o zamandan bugünkü büyük yıkımı öngörmüştü.

‘Anadolu Manzaraları’, doğaya yakılmış bir ağıt olarak okunabilir.

Kitap, Birand’ın farklı zamanlarda kaleme aldığı yazılarından derlenmiş.

Yazılmalarının üzerinden geçen yarım yüzyılı aşkın zamana rağmen kitapta yer alan yazılar güncelliklerinden ve doğruluklarından hiçbir şey kaybetmedi.

Küresel iklim krizinin hayatlarımızı her yönüyle etkilediği günümüzde, içinde yaşadığımız çevreyle ilişkimizi baştan aşağı değiştirmemiz gerektiği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye’de tabiat, ayağımızın altından kayıp gitmektedir. Bu nasıl olmaktadır, nasıl önlenmelidir, önlenmezse memleketin hali nice olur?… Türkiye, tabiatı bin bir tezatla, bin bir güzellikle dolu bir memlekettir. Her bölgesinin ayrı özelliği, her bölgesinin tabiat severleri hayran bırakacak cazibeleri vardır… Lakin Türkiye, tabiatı en çok hırpalanmış olan memleketlerden biridir… şu yamaçtan geçecek şose tabiat manzarasının ahengini bozar mı, vadideki derenin kenarına kurulacak fabrika, vadinin şirinliğine bir tatsızlık katar mı, falan ormanda yapılacak sanatoryumun, falan dağda inşa edilecek otelin mimarisi tabiata uyacak mı…”

  • Künye: Hikmet Birand – Anadolu Manzaraları, İş Kültür Yayınları, inceleme, 116 sayfa, 2021