Robin Leichenko ve Karen O’Brien – İklim ve Toplum (2021)

İklim değişikliği, bütün bir toplumu kökten dönüştürecek büyük bir sorundur.

Robin Leichenko ve Karen O’Brien’ın bu çarpıcı çalışması da, iklim ve toplum arasındaki çok yönlü bağlantıları gözler önüne seriyor.

Konuya dair temel kavramları ortaya koyan çalışma, iklim değişikliğini, araştırma, politika ve eyleme yönelik birleştirici yaklaşımları gerektiren toplumsal bir mesele olarak çerçeveliyor.

İklimin zorluklarına verilen karşılıkları biçimlendirmede dünya görüşlerinin ve inançların oynadığı önemli rollerin altını çizen, daha da önemlisi iklim değişikliğinin toplumsal yönlendiricileri ve etkileri üzerine hem egemen söylemi hem de diğer söylemleri irdeleyen çalışma, iklim değişikliğini hızla değişen bir dünya bağlamına yerleştirmesiyle önemli.

Kitapta, dinamik siyasi, ekonomik ve çevresel bağlamların riskleri nasıl arttırdığı, fakat aynı zamanda, dönüştürücü karşılıklar için nasıl fırsatlar sunduğu da gösteriliyor.

Hem iklim değişikliği ve buna karşı yapılabilecekler hakkında bir giriş kitabı arayanların, hem de bu konulardaki son bilimsel gelişmelerin derli toplu bir sunuşuna ihtiyaç duyanların muhakkak okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Robin Leichenko ve Karen O’Brien – İklim ve Toplum: Geleceği Dönüştürmek, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, ekoloji, 368 sayfa, 2021

Kolektif – Önce Mekân Vardı (2019)

Rize İkizdere’de son dönemde yaşananlardan da gördüğümüz gibi, devlet yaşam alanlarımız üzerindeki en büyük tehdit.

Bu derleme ise, devlet ve şirketlerin mekâna yönelik topyekûn saldırılarını kayıt altına aldığı gibi, buna karşı ne gibi direniş pratikleri geliştirebileceğimiz üzerine de düşünüyor.

Burada mekânın siyaset, bellek, praksis felsefesi, işgal ve biyopolitika ile olan bağları üzerine düşünen yazarlar, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında mekânları, yaşam alanları için direnenlerin görkemli mücadelesini kayıt altına alıyor.

Kitapta bu bağlamda Topraksızlar Hareketi’nin, Sitüasyonistlerin, İtalyan Otonomcu Hareketin ve kent yoksullarının mekânı savunma deneyimlerine yer veriliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdurazack Karriem, Bülent Diken, Bob Jessop, Elif Demirkaya, Metin Yeğin, Neil Gray, Stuart Elden, Önder Kulak ve Soner Torlak.

  • Künye: Kolektif – Önce Mekân Vardı, derleyen: Önder Kulak ve Soner Torlak, Edebi Şeyler Yayınları, kent çalışmaları, 224 sayfa, 2019

Noam Chomsky ve Robert Pollin – İklim Krizi ve Küresel Yeşil Yeni Düzen (2021)

Noam Chomsky ve Robert Pollin’den ağırlaşan iklim felaketinin çözümü için ufuk açıcı öneriler.

Yazarlar hem iklim değişikliğinin insanlığı ve dünyayı sürükleyeceği yıkımın boyutlarını kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor hem de bunun olumsuz sonuçlarını telafi edebilecek politik ve ekonomik çözümler sıralıyor.

Dünya’nın büyük kısmı, üstelik çok da uzak olmayan bir gelecekte şiddetli hava şartlarının, kuraklığın, yükselen deniz seviyelerinin ve mahsul kıtlığının altında yaşama elverişsiz hale gelecek.

Chomsky ve Pollin’e göre, yeşil bir ekonomiye geçişin ekonomik felaket ve işsizlik yaratacağına dair korku yersizdir ve tam da bu sahte kaygı iklim inkârcılığını teşvik etmektedir.

İnsanlığın önümüzdeki otuz yıl içinde fosil yakıt yakmaya bir son vermesi ve bunu da özellikle çalışan insanların yaşam standartlarını ve fırsatlarını artıran yollardan yapması gerektiğini belirten yazarlar, “Yeşil Yeni Düzen”in ortaya koyduğu hedeflerin bütünüyle uygulanabilir olduğunu belirtiyorlar.

  • Künye: Noam Chomsky ve Robert Pollin – İklim Krizi ve Küresel Yeşil Yeni Düzen, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2021

Emanuele Coccia – Bitkilerin Yaşamı (2021)

 

Dünyayı anlamak için merkeze bitkileri yerleştiren çok özgün bir kitap.

Emanuele Coccia, gündelik yaşamdan, felsefeden ve bilimden yola çıkarak yaprakları, kökleri ve çiçekleri birer karakter olarak karşımıza çıkarıyor.

Kitap, bildiğimiz ve içinde yaşadığımız haliyle dünyayı bitkilerin yarattığını, hayal etmekte ve akıl yürütmekte esas ustaların onlar olduğunu ve gezegen üzerindeki tüm yaşamı bir güneş krallığı haline getirdiklerini bize bir kez daha hatırlatmasıyla çok önemli.

Özellikle pandemide de çarpıcı bir biçimde öğrendiğimiz gibi, doğa, salgınlarla ve türlü felaketlerle insanı ayrıcalıklı konumunu sorgulamaya çağırıyor.

Beri yandan düşünürler de, bu davete icabet edip insanı merkezden çıkaracak bakış açıları arıyor.

Coccia’nın şiirsel üslubuyla öne çıkan bu ödüllü kitabı da, dünyayı anlamak için bitkilere kulak vermesiyle bu arayışın en güzel örneklerinden biri.

Bitkilerin yaşam biçimleri ve doğaları, felsefe için bir muamma olmaya devam ediyor.

Bu kitap da, felsefe, doğa bilimleri ve sanattan örnekleri harmanlayarak, bu tekil varlıkların gizemine nüfuz etmeye girişiyor.

  • Künye: Emanuele Coccia – Bitkilerin Yaşamı: Bir Karışım Metafiziği, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, doğal yaşam, 160 sayfa, 2021

Beyza Üstün – Doğayı, Emeği, Yaşamı Korumak (2021)

Beyza Üstün hocamız, su havzalarının kirlilikten etkilenmesi, kirliliğin suda ve canlılarda yarattığı etkiler, su havzalarının korunması konularında muazzam çalışmaları bulunan bir isimdir.

Kendisi aynı zamanda, suyun ve su havzalarının ticarileştirilmesine karşı Anadolu’da yürütülen mücadelelerin, akademik özgürlük mücadelelerinin içinde de yer alıyor.

Üstün, 2020 yılının Ekim ayından bu yana tutuklu ve bu tutuklulukla da, ekoloji hareketine ve politik sözcülerine gözdağı vermek amaçlanıyor.

Bu kitap ise, politik bir ekoloji hareketinin kurulmasının çok farklı evrelerini kişisel serüveni ile bütünleştirmeyi başarmış Üstün’ün ekoloji-politik yazılarını bir araya getiriyor.

Büyük bir ekolojik krizin içinde debelendiğimiz bugün, Üstün’ün buradaki yazıları, yaşanan uygarlık krizine yanıt üretmesi açısından eşsizdir.

  • Künye: Beyza Üstün – Doğayı, Emeği, Yaşamı Korumak: Ekoloji Politik Yazılar, İletişim Yayınları, ekoloji, 240 sayfa, 2021

Stefano Mancuso – Bitki Devrimi (2021)

İnsanlar, 31 binden fazla bitki türünü kendi ihtiyaçları için kullanıyor.

Bunlar tıbbi amaçlı olduğu kadar besin, tekstil ve yapı malzemeleri, enerji üretimi, hayvan yemi yahut sosyal amaçlarla da kullanılıyor.

Ünlü botanikçi Stefano Mancuso da, bitkilere sadece bize verdikleri bunun gibi faydalardan ziyade, onlardan nasıl ilham alabileceğimizi anlatıyor.

Mancuso, bitkilerin, hayvanlar gibi merkezi bir sisteme sahip olmadıkları halde, etraflarındaki ortamı çok daha yüksek bir hassasiyetle algıladıklarını, koşulları net şekilde değerlendirdiklerini, çok yönlü fayda zarar analizleri yaptıklarını, çevresel uyaranlara karşı uygun eylemler üstlendiklerini gözler önüne seriyor.

Yazar, bu ve bunun gibi bitkilere dair pek çok şaşırtıcı, ilginç bilgi sunarak bizim de bu bilgilerden yola çıkarak bitkilerden neler öğrenebileceğimizi anlatıyor.

Dünyanın büyük bir hızla sona yaklaştığı bir dönemde, doğayla uyumlu bir şekilde hayatta kalmak için bitkilerin bize sunacağı çıkış yoluna ihtiyacımız var.

‘Bitki Devrimi’, tam da bu sorunu merkeze alıp çözümler sunmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Stefano Mancuso – Bitki Devrimi, çeviren: Merve Öke Fidan, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 224 sayfa, 2021

James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

David Wallace-Wells – Yaşanmaz Bir Dünya (2020)

Farkındaysanız, kış mevsiminde olduğumuz halde havalar ilkbahar mevsimindeki gibi.

Dünya bugün içinden geçtiğimiz kitlesel yok oluştan önce beş kitlesel yok oluş daha yaşadı.

Dolayısıyla durum, çokça kaygılanmamızı gerektirecek kadar ciddi.

Özellikle fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere bırakılan karbonun yarısından fazlasının sadece geçtiğimiz otuz yıl içinde salındığı gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda.

David Wallace-Wells, iklim değişikliğinin düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerlediğini gözler önüne seriyor ve bizi derhal harekete geçmeye çağırıyor.

‘Yaşanmaz Bir Dünya’, son bilimsel çalışmalardan yola çıkarak yakın gelecekte bizi bekleyen büyük tehlikeyi; ısınmanın insanları, küresel politikayı, teknolojiyi ve doğayı nasıl dönüştürebileceğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken insanın ilerleme saplantısına sıkı eleştiriler getiren Wallace-Wells, elimizi çabuk tutup, bizi bekleyen büyük yok oluştan kurtulmak için harekete geçmeye ve kapitalizmin sürdürülebilirliği üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: David Wallace-Wells – Yaşanmaz Bir Dünya: Isınma Sonrasında Hayat, çeviren: Ebru Kılıç, Domingo Kitap, ekoloji, 336 sayfa, 2020

Dilara Koçak – Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü 2021 (2020)

2021 yılı hepimiz için iyi geçsin.

Fakat aynı zamanda bizi besleyen, bizi koruyan ve bize barınak sağlayan doğa için de.

Bu ajanda, hem bireysel sağlığımız hem de dünyanın sağlığı için bir yıl boyunca neler yapabileceğimizi gün gün açıklıyor.

Dilara Koçak’ın kaleme aldığı ‘Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü 2021’, nasıl daha iyi bir yaşam süreceğimiz konusunda pratik öneriler sunuyor.

Bireyi olduğu kadar gezegeni de besleyecek, iyi yaşamı öğreten bu ajandayı, kendisine ve tüm canlı varlıklarıyla yaşadığı dünyaya saygı duyan her okur muhakkak edinmeli.

  • Künye: Dilara Koçak – Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü 2021, Alfa Yayınları, ekoloji, 228 sayfa, 2020

Fikret Başkaya – Eko-Sosyalist Paradigma (2020)

İçinde yaşadığımız bu sistem, insana ve doğaya zarar vermeden yol alamıyor.

İşte Fikret Başkaya da, şeylere, süreçlere, toplumsal olgulara; dünyayı yaşanmaz bir yer haline getirenler, başka bir deyişle ekolojik yıkıma sebep olanların gözünden bakmak yerine, alternatif yollar üzerine düşünüyor.

Başkaya öncelikle, bugün yaşadığımız ekolojik yıkıma müdahale edebilmek için, düşünce tarzımızın değişmesi, bilincimizin özgürleşmesi, şeylere ve süreçlere kendi gözlerimizle bakabilmemiz gerektiğini söylüyor.

İşte ‘Eko-Sosyalist Paradigma’ da, böylesi bir bilinç devriminin, paradigma değişikliğinin olanakları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bu gezegende yaşamı güvence altına alacak, insan soyuna yakışır bir uygarlık yaratacak, insan-insan ve doğa-toplum uyumunu tesis edecek radikal bir eleştiri inşa etmek için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Fikret Başkaya – Eko-Sosyalist Paradigma: Komünist Topluma Giden Yol, Yordam Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2020