Celeste Headlee – Hiçbir Şey Yapmama Sanatı (2022)

Kendimizi mutlu etmek için hararetle çalışıyoruz.

  • Peki neden bu kadar mutsuzuz?
  • Neden zamanımızı anlam yerine verimlilikle ölçüyoruz?
  • Neden biraz ara veremiyoruz?

Yüksek performans için bedenlerimizi ve zihinlerimizi daha uygun hale getirmek için sürekli yeni yollarını aramamıza rağmen, insanlar daha az yerine daha çok çalışıyor, daha akıllı değil ama daha çok yaşıyor, giderek daha yalnız ve endişeli hale geliyor.

Hayatımızın her alanında mutlak en iyi için çalışıyor, doğal olarak iyi yaptığımız şeyleri görmezden geliyoruz.

Görünüşe göre, dahili bir soruna harici çözümler arıyoruz: Cezalandırıcı diyetlerde, üretkenlik uygulamalarında veya en son kişisel gelişim planlarında aradığımız şeyi bulamayacağız.

Yapmamız gereken, kendimize nasıl zaman ayıracağımızı öğrenmek ve gerçekten değerli olanı yeniden tanımlamak.

Celeste Headlee, tarih, nörobilim, sosyal bilimler ve paleontolojiden temel alarak, zaman kullanımı, tembellik, sıkı çalışma ve hatta nihai hedeflerimiz hakkında uzun süredir devam eden varsayımları inceliyor ve tutunduğumuz alışkanlıkların bize zarar verdiğini ortaya koyuyor.

Hepimizi daha mutsuz, daha sağlıksız ve daha az üretken yapan trendi tersine çevirmenin ve gelişmemizi sağlayan bir yaşam biçimine geri dönmenin zamanı geldi.

Headlee, üretkenliğin doğuştan gelen bir erdem olmadığını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor: Önemli olan çok çalışmak değil, akıllıca çalışmak.

Bazen daha azını yaparak daha fazlasını başarırsınız.

  • Künye: Celeste Headlee – Hiçbir Şey Yapmama Sanatı: Çok Çalışmaktan, Fazla Mesaiden Nasıl Kurtulur ve Hayatın Tadını Çıkarırız, çeviren: Mervenur Vural, Nova Kitap, psikoloji, 288 sayfa, 2022

Susan Forward ve Joan Torres – Kadınlardan Nefret Eden Erkekler ve Onları Seven Kadınlar (2022)

Aşk ve romantizm heyecan vericidir.

Özellikle de ilişkinin ilk zamanlarında.

Duygular ve arzular doruğa çıkar, göz kamaştırıcı bir ışıltı içinde kendimizi harika hissederiz.

Çoğu kişi, yaşadığı deneyimi “bulutların üstüne çıkmak” diye tarif eder.

Fakat bazen, çok geçmeden sihirli duyguların üzerine karanlık gölgeler düşer.

Ne olduğunu anlayamadan ilişkinin dengesi bozulur, çaresizlik ve öfke hüküm sürmeye başlar.

Bir kadın olarak ilişkiniz hakkında kafa karışıklığı yaşıyorsanız, kendinize şu soruları sorun:

  • Beraber olduğunuz erkek, kendisinde nasıl yaşadığınızı ve nasıl davrandığınızı kontrol etme hakkı mı görüyor?
  • Size karşı kıskanç ve sahiplenici mi davranıyor?
  • Onu memnun etmek için hayatınızdaki önemli etkinliklerden ve insanlardan vazgeçtiğiniz oldu mu?
  • Öngörülemez ani öfke patlamaları yaşıyor mu?
  • Duygularınızı değersizleştiriyor, fikirlerinizi önemsizleştiriyor mu?
  • İlişkinizde ters giden her şey için sizi mi suçluyor?
  • Onunla birlikteyken kendinizi dengesiz veya yetersiz hissediyor musunuz?
  • Ne yaparsanız yapın, ona verdiğiniz sevgi, ilgi ve desteği yeterli bulmuyor mu?
  • Kendinizi sık sık haklı olduğunuz halde özür dilerken buluyor musunuz?
  • Eğer bu soruların çoğuna evet cevabını veriyorsanız, mizojinist bir erkekle beraber olabilirsiniz.

‘Zor Bir Ailede Büyümek’ ve ‘Zor Anneler’ kitaplarından tanıdığımız Susan Forward, ‘Kadınlardan Nefret Eden Erkekler ve Onları Seven Kadınlar’da, mizojinizmin damga vurduğu yıkıcı ilişkilere sıkışmış kadınları ve erkekleri ele alıyor.

Örnek vakalar eşliğinde istismar kısırdöngüsünü kırmanın ve yaraları iyileştirmenin yollarını gösterirken, okurlarına yeniden sağlıklı ve sevgi dolu birliktelikler yaşamak için cesaret aşılıyor.

  • Künye: Susan Forward ve Joan Torres – Kadınlardan Nefret Eden Erkekler ve Onları Seven Kadınlar, çeviren: Esma Eda Tülek, İletişim Yayınları, psikoloji, 326 sayfa, 2022

Elliot Aronson ve Joshua Aronson – Sosyal Hayvan (2022)

İnsan davranışlarının kalıp ve güdülerini irdeleyen ‘Sosyal İnsan’, sosyal psikoloji alanında yazılan gelmiş geçmiş en iyi kitap.

Elliot Aronson ve Joshua Aronson, konuyu terörizm, itaat, siyaset, ırk ilişkileri, reklam, savaş ve din gibi farklı konular üzerinden izliyor.

Kitapta, sosyal psikolojinin ne olduğu, sosyal biliş, kendini haklı çıkarma çabası, konformite, kitle iletişimi, propaganda, ikna, insan saldırganlığı, önyargı, hoşlanma, sevme, bağ kurma ve bir bilim olarak sosyal psikolojinin ne anlama geldiği gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

  • Künye: Elliot Aronson ve Joshua Aronson – Sosyal Hayvan, çeviren: Aslı Candaş, Literatür Yayıncılık, psikoloji, 496 sayfa, 2022

Astrid Neuy-Bartmann – Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (2022)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) tanımı, nedenleri ve modern tedavi planlarını kapsamlı biçimde açıklayan bir rehber.

Astrid Neuy-Bartmann, DEHB ile mücadelede kullanılabilecek pratik ile somut yardım önerilerinde bulunuyor.

Kitap, çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde görülen DEHB, çeşitli formlarıyla ele alınıyor.

DEHB semptomlarının çocukluktan yetişkinliğe kadar uzanan süreçte nasıl bir gelişim gösterdiği ortaya konuluyor.

En yeni bilimsel bilgileri dikkate alarak konunun sadece uzmanlarca değil, DEHB’liler ve yakınları tarafından da hızla kavranmasını sağlayan kitap, günlük hayatta karşılaşılan ve ilişkileri çıkmaza sokan çeşitli sorunları gidermek için birebir.

  • Künye: Astrid Neuy-Bartmann – Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Tanı ve Baş Etme Yolları, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 261 sayfa, 2022

Carl Alfred Meier – Jung: Arketipler, Rüyalar ve Din (2022)

Jungiyen psikolojiye iyi bir giriş yapmak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Carl Alfred Meier, derinlik psikolojisinin üç büyük kurucusundan biri sayılan C. G. Jung’un düşünsel mirasını muhtasar biçimde özetliyor.

Kolektif bilinçdışı, arketipler, rüyalar, mitler ve bireyleşme süreci gibi Jungiyen kavramlar üzerine etkileyici bir tartışma sunarken; insan bilincinin içrek doğasını, rüyaların ve mitlerin sembolik okumaları ile inceliyor.

Jungiyen düşünceyi kronolojik-biyografik bir metotla ele alan yazar; bilimsel, klasik ve kutsal metinlere atıflarıyla oldukça zengin bir anlatım sağlıyor.

Jung’un özel asistanlığını yapan ve Jungiyen okulun önde gelen otoritesi olarak kabul edilen Dr. Meier’in konferanslarından derlenen kitapta; insan ruhunun çalışma mekanizması, rüyaların anlamı ve yorumlanması, inançların benliğe ve iyileşme faktörüne etkisi, peri masallarının ve halk edebiyatının gizli formülleri ile “bütüncül bir kimliğe erişmek” gibi pek çok detay yer alıyor.

  • Künye: Carl Alfred Meier – Jung: Arketipler, Rüyalar ve Din, çeviren: Süha Zaimoğlu, Lejand Yayınları, psikoloji, 140 sayfa, 2022

Serol Teber – Davranışlarımızın Kökeni (2022)

‘Davranışlarımızın Kökeni’, Serol Teber’in klasikleşmiş yapıtlarındandır.

Teber burada, evrimin kritik aşamalarının insan davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini ortaya. Koyuyor.

Teber kitabında, insanlaşma sürecinde iki ayak üzerinde durabilme, başparmağın gelişimi, alet yapımı ve kullanımı gibi unsurları evrimin kritik basamakları olarak değerlendiriyor ve tüm bunların beyin gelişimini nasıl etkilediğini, insan davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini detaylı bir biçimde inceliyor.

Yazıldığı tarih olan 1975’ten bu yana güncelliğini koruyan kitap, Türkiye’nin her dönemine uygun biçimde halkı aydınlatmaya yönelik açıklamalar içeriyor ve her türlü gericiliğe karşı duruyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çağımızın kuşkusuz en önemli sorunu, yabancılaşmanın bilincine varmak ve bunun uzantısı olarak da bilinen belirli yöntemler ışığında ona karşı koymaktır.

Maymunun insana dönüşümünden sonra karşılaşılan ve yüzde yüz aşılması gereken en önemli sorunlardan biri budur. Böylece insanın gelişimine karşı son engeller de kaldırılacak ve evrim alabildiğine hızlanacaktır. İnsan düşüncesi, doğayla yeniden bütünleştiğinde yüz yıl öncesinden beri müjdelenen kavramların maddeleşmesi ve insanın ölümsüzleşmesi gerçekleşecektir.

Yabancılaşmanın yıkılmasıyla davranışlarımıza şekil veren fetişler ortadan kalkacak ve örneğin miras düzeni gerçek kişilerarası ilişkilere, şovenizm yurtseverliğe, bireycilik özgürlükten yana özlemlere dönüşebilecek olanakları bulabilecektir.

Yabancılaşma süreci, uzun bir çelişkiler zinciri içermekte ve yine her çelişkide olduğu gibi özünde ileriye dönük, evrimsel yanlar taşımaktadır. Bu evrimsel yanlar, insanın tuksaklığına karşı özgürlüğe dönüktür. Üretimin, evrimin, beynin ve insanın gelişimini içeren özgürlüğe”

  • Künye: Serol Teber – Davranışlarımızın Kökeni, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 344 sayfa, 2022

Maureen Murdock – Kadın Kahramanın Yolculuğu (2022)

Erkek egemen kültürde kadın ya başarılıdır, ya bağımlıdır, ya da kontrol altındaki bir dişidir.

Terapist Maureen Murdock bu enfes çalışmasında, ataerkil hegemonyaya alternatif olabilecek dişil bir dünyanın imkânları üzerine düşünüyor.

Günümüzün kadın kahramanı sezgi kılıcını kullanarak kendisini geçmişine hapseden ego bağlarını kesmeli ve ruhunun hakiki amacını bulmalıdır.

Kadın yaşamı erkeğinkinden farklı bir mitolojiye sahiptir.

Erkek egemen kültürde bir kadın ya başarılıdır, ya bağımlıdır, ya da kontrol altındaki bir dişidir.

Bir kadın, başarıyı, tatmini ya da mutluluğu erkek kahramanın yolculuğu üzerinden ölçtüğünde kim olduğunu inkâr eder.

Kadınların erkek kahramanın yolculuğunu benimsemelerinin sebebiyse Tanrıça imajlarının üstünün örtülü olmasıdır.

Bugünse toplumu ve dünyayı değiştirmek için yeni mitler ve kadın kahramanlar yaratmalı, kadim anaerkil dünyayı yeniden anımsamalıyız.

Murdock, ‘Kadın Kahramanın Yolculuğu’ kitabıyla dişil iyileşme sürecinin on adımlı haritasını çiziyor.

Murdock, kendi deneyimlerinden ve Tanrıça’nın yolunu izleyen kadın topluluğunun kolektif bilgeliğinden ilham alarak, berrak ve tutkulu bir dille kültürel mitler, masallar, kadim semboller ve kadınların rüyaları üzerinden dişil değerlere duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.

Onlarca dile çevrilmiş ataerkil hegemonyaya alternatif bir yolculuk modeli sunan bu kitap, yirminci yüzyılda sadece kadının değil, dişil tarafıyla bütünleşmeyi bekleyen erkeklerin de sesidir.

  • Künye: Maureen Murdock – Kadın Kahramanın Yolculuğu: Kadının Bütünlük, İyileşme ve Denge Arayışı, çeviren: Ayşe Deniz Yurdakul, Beyaz Baykuş Yayınları, psikoloji, 272 sayfa, 2022

Serol Teber – Melankoli (2022)

Freud, “Uygarlığın bedeli nevrozla ödenir.” demişti.

Kendisini “Her dem günahkarlığın ve saçmalığın keyfini yaşayan bir melankolik” olarak tanımlayan Serol Teber ise bu eşsiz kitabında, ilkçağdan günümüze kadar sanatta ve edebiyatta melankoliyi inceliyor.

Toplumsal huzursuzlukların arttığı dönemlerde yaşanan güvensizlik ortamlarında sıklıkla sözü edilmeye başlanan melankoli, bir yaşam tarzı, bir ruhsal durum ve bir kişilik tipi olarak tanımlanırken, toplum düşmanlığı yaptıkları ve tanrıya başkaldırdıkları düşünülen melankolikler “akılsız deliler” olarak parmakla gösterilmişlerdi.

Tutuklanan, kliniklere kapatılan, toplama kamplarına gönderilen melankolikler aynı zamanda pek çok trajediye, romana, şiire, sanat eserine imzalarını atmışlardır.

Kendi deyimiyle “her dem günahkarlığın ve saçmalığın keyfini yaşayan bir melankolik” olan Serol Teber, ilkçağdan günümüze kadar sanatta ve edebiyatta melankoliyi inceliyor; bu kavramın nasıl doğduğunu, geliştiğini, tarih boyunca bu durum içinde olanlara nasıl yaklaşıldığını, yasaklamaları, özgürlüğü, acıyı ve Hiç’liği anlatıyor.

Topluma ayak uyduramadığı düşünülen ressam, şair, filozof ve yazarların kişisel tarihlerini ele alarak melankolinin eserlerine nasıl yansıdığını tüm detaylarıyla ortaya koyan ve bu sırada dönemin dinamiklerini titizlikle inceleyen ‘Melankoli: Normal Bir Anomali’ Albrecht Dürer, Friedrich Hölderlin, Walter Benjamin gibi dâhilerin izini sürüyor.

  • Künye: Serol Teber – Melankoli: Normal Bir Anomali, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 392 sayfa, 2022

Taner Özbenli – Muzaffer Şerif ve Sosyal Psikolojinin Nörolojk Temelleri (2022)

‘Muzaffer Şerif ve Sosyal Psikolojinin Nörolojik Temelleri’ adlı kitap, Şerif’in, disiplinlerarasılık yaklaşımının erken öncülerinden biri olduğunu da gösteriyor. Onunkisi, sosyal psikolojiyi hem felsefe, sosyoloji ve antropolojiyle, hem psikofizik ve otokinetik deneylerle etkileşim içinde düşünen bir yaklaşımdır

Taner Özbenli, burada bir sosyal nörolojinin de imkânlarını görüyor.

Kitap, Muzaffer Şerif’in bir düşünsel portesini çizerken, ders notlarını tutan öğrencisi eğitimci Hüseyin Avni Özbenli’yle de tanışmamızı sağlıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Sosyal psikoloji araştırmacıları, sosyal kuramlar ve sosyal pratik arasında köprü kurmalıdır. Birey ve toplumun, birbirlerini karşılıklı olarak yapılandırdığını hesaba katan bir genel perspektifle, sosyal yapıdaki iç çelişkilerin, değişim ve gelişmeyle ilişkileri değerlendirilmelidir. Sosyal psikolojinin krizinin, önceden gündeme gelmeyen epistemolojik, etik ve politik sorunları tartışma fırsatı verdiği de unutulmamalıdır. Kuramsal ve pratik temelleri sağlam biçimde oluşturulmuş sosyal nöroloji, sosyal psikolojinin bunalımının aşılmasına katkı sağlayabilir.”

  • Künye: Taner Özbenli – Muzaffer Şerif ve Sosyal Psikolojinin Nörolojk Temelleri, İletişim Yayınları, inceleme, 243 sayfa, 2022

Kolektif – Psikanalizin Kara Kitabı (2022)

Günümüzde Fransa ve dünyanın en Freudyen ülkesi olan Arjantin dışında psikanaliz hemen her yerde kısmen marjinalize olmuş durumda.

Bu çerçevede psikanalizin “resmî tarihi” de ortaya çıkarılan yeni bulgular eşliğinde sorgulanıyor.

Birçok klinisyen, psikanalizin terapötik etkililiğinin oldukça düşük olduğunu savunuyor.

Psikanalizin bir felsefe olarak meşruiyeti de aynı şekilde giderek daha tartışılır hâle geldi.

Bu kitap, psikanalize (bir diğer ifade ile Freudyen psikolojiye) ilgi duyan herkes için erişilebilir ve içinde çeşitli görüşler barındıran, kapsamlı bir araştırma sunuyor.

Dünyanın en iyi psikanaliz uzmanları arasında yer alan kırk yazar, zamanı çoktan gelmiş bir tartışmayı başlatıyor: Freud yalan mı söyledi?

Psikanaliz gerçekten iyileştirir mi?

Ne olduğumuzu anlamanın en iyi yolu psikanaliz midir?

Bu ve benzeri daha birçok soru için bu kitap vazgeçilmez bir referans kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Catherine Mayer, Mikkel Borch-Jacobsen, Jean Cottraux, Didier Pleux ve Jacques Van Rillaer – Psikanalizin Kara Kitabı, çeviren: Ece Ergin, Albaraka Yayınları, psikoloji, 526 sayfa, 2022