Terri Cheney – Modern Delilik (2021)

Akıl hastalığı olan birinin insani yönlerini çarpıcı şekilde ortaya koyan samimi, mizahi, incelikli bir kitap.

Terri Cheney’nin hastalara karşı korku değil, sempati duymamızı sağlayacak bu kitabı, bizi önyargılarımızdan kurtaracak.

Cheney, bir zamanlar ünlüleri ve büyük sinema stüdyolarını temsil eden başarılı bir avukatken, savunma becerilerini şimdilerde akıl sağlığı konusunda kullanıyor.

New York Times’da yayımlanan yazısı, Amazon TV dizisi Modern Love’da Anne Hathaway’in oynadığı bipolar karaktere ilham kaynağı olan yazar, muzip olduğu kadar dürüst bir üslûpla kendi tecrübelerinden yola çıkarak akıl hastalarıyla birlikte nasıl daha iyi yaşanabileceğine dair samimi bir kılavuz öneriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Merhaba, normaller! Biz kendi aramızda size böyle diyoruz: Bipolarların çoğu akıl hastalığı olmayan (veya henüz bir teşhis konmamış) olanlarınız için böyle diyor. Makul ölçüler içinde, aklı başında, yapacakları tahmin edilebilen insanlarsınız. Çift kör çalışmalarda kontrol grubu sizlerden oluşur. Hayatınızdaki her şey yolunda gider ama bazen, “normal” olarak kabul edilmeyen bizlerle karşılaşırsınız ve davranışlarımıza bir türlü anlam veremezsiniz. Belki de biz, sizin en iyi arkadaşınız, çalışanınız, patronunuz, kardeşiniz, çocuğunuz, sevgilinizizdir. Bize iyi davranmayı canı gönülden istiyorsunuz ama kabul edelim ki bizi anlamakta zorlandığınız oluyor. Havadan nem kapıyoruz. Garip garip davranıp farkında bile olmuyoruz. Bizimle uğraşmak hiç kolay değil. Biliyoruz. Size içeriden bilgi getirdim.”

  • Künye: Terri Cheney – Modern Delilik: İçlerinden Biri Tarafından Yazılan Akıl Hastalarıyla Birlikte Yaşama Kılavuzu, çeviren: Hatice Oluk, Saltokur Yayınları, psikoloji, 276 sayfa, 2021

Kolektif – Özgür İrade? (2021)

Özgür irade, Antik Çağ’dan bu yana hararetle tartışılan konulardandır.

Bu derlemede ise, hukuk, felsefe, psikoloji, nörobilim, mühendislik gibi çeşitli alanlarda çalışan akademisyenler, özgür irade konusunu farklı açılardan tartışıyorlar.

Özgürlük yalnızca hukuki-siyasi değil, aynı zamanda felsefi bir kavramdır.

Filozoflar Antik Çağ’dan bu yana “özgür olmanın başlıca koşulu, özgür irade sahibi olmak mıdır?” sorusu üzerine düşünmüş; insan toplumlarının ve kültürlerinin büyük çoğunluğunda karşımıza çıkan, insanın özgür iradeyle donatılmış bir canlı olduğu yargısını tartışmaya açmışlardır.

Yirminci yüzyılda nörobilimcilerin de bu tartışmaya katıldıklarını ve zihin felsefesinin bu çetrefil sorunsalını farklı bir açıdan ele almaya başladıklarını görüyoruz.

İşte bu derlemede yer alan yazılarda, özgür irade konusu farklı açılardan tartışıldığı gibi, özgür irade varsayımının bilimsel gelişmeler sonucunda geçersiz kalması ihtimalinin yaratacağı etkiler de değerlendirmeye alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Cemal Bali Akal, Diego Tatián, Tevfik Alıcı, Cansu Muratoğlu, Eylem Canaslan, Neslihan Serap Şengör, Mehtap Doğan, Zülfiye Yılmaz, Kadir Berk Kapancı, Zafer İçer, Dante Jorge Dorantes-Gonzalez, Güçlü Akyürek, Tuna Çakar, Özge Yücel, Çağrı Kan ve Enes Dağ.

  • Künye: Kolektif – Özgür İrade?: Hukuk, Nörobilim, Psikoloji ve Ötesi, editör: Cem Uysal, Mustafa Ebrar Palteki, Ozan Erözden ve Salih Haydar Günler, Zoe Kitap, hukuk, 288 sayfa, 2021

Lev Vygotsky – Düşünme ve Konuşma (2021)

Düşünme ve konuşma süreçlerinin doğası nedir?

Psikoloji biliminin öncülerinden Lev Vygotsky, Marksizmin temel kavrayışını psikolojinin girift doğasına uyguladığı bu şahyapıtında açıklıyor.

Psikoloji biliminin öncülerinden, Batılı bilim insanlarınca “Psikolojinin Mozart”ı olarak nitelenen Lev Vygotsky’nin başyapıtı ‘Düşünme ve Konuşma’ deneysel psikolojinin bu en girift ve zor problemlerinden birini derinlemesine irdeliyor.

Her seviyeden okurun rahatlıkla takip edebileceği eser, ilk yayımlandığı tarihin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen bu sorun üzerinde çalışan bilim insanları için hâlâ bir kutup yıldızı işlevi görüyor.

  • Künye: Lev Vygotsky – Düşünme ve Konuşma, çeviren: Bahri Akın, Doruk Yayınları, psikoloji, 440 sayfa, 2021

Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi (2021)

Orgazm, yaşamın ve ölümün eşleştiği andır.

Claus-Steffen Mahnkopf, politik açılımları da olan bu çalışmasında, okurunu mutluluk, özgür bir toplum ve daha iyi bir toplum üzerine düşünmeye davet ediyor.

Orgazm basit bir mesele değildir.

Biyolojik ve kültürel, bedensel ve ruhsal, duygusal ve inanılmaz derecede semboliktir.

Kadına ve erkeğe özgü olmasının yanı sıra derin bir şekilde insanidir.

Mahnkopf, orgazmın felsefi derinliklerine inerken sanatı, bilimi, edebiyatı, filmi, müziği, entelektüel söylemi günlük deneyimle; politik olanı ise tutkulu ve tatmin edici bir mutluluk ütopyasıyla birleştiriyor.

‘Orgazmın Felsefesi’ mutluluk, özgür bir toplum ve iyi yaşam üzerine düşünmek isteyenler için kapsamlı bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Kendine gelmenin, en geniş kapsamıyla kendini duyumsamanın, beden, ruh ve tin arasındaki uyumlanmanın mekânı ve zamanıdır en güzel an. Yaşamın ve ölümün eşleştiği yerdir. Kişinin kendi cinsiyetliliğinin, yaratıklığın, hayvanlığın ve dolayısıyla canlılığın derin ifadesidir. Ayrıca evrimsel bir vazifenin ifa edilişi şeklinde tezahür eden ve bütün dünyayı ilgilendiren bir işlevdir.”

Künye: Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi, çeviren: Behlül Çalışkan, Tellekt Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2021

David T. Courtwright – Bağımlılık Çağı (2021)

‘Bağımlılık Çağı’, bağımlılıklarımızın arkeolojisi olarak okunabilir.

David Courtwright, hem bağımlılıkların sebepleri ve sonuçlarını inceliyor hem de gençlerde artan bu durumun nelere mal olduğunu örnekleriyle ortaya koyuyor.

İnsan kendini kaybedeli uzun zaman oldu.

Bir bilgisayar oyununa, uyuşturucuya, alkole bağımlı hâle gelmek, sıradan bir olgu haline geldi.

Öte yandan bağımlılık, biyolojik olduğu kadar sosyal bir süreç de.

Her ne kadar bağımlılık süreci insanın kendi beyninde ortaya çıkıyor olsa da stres ve çevredekilerin davranışları gibi faktörler de kişileri bağımlılığa itmekte önemli rol oynuyor.

Özellikle gelişmekte olan beyinlerde, yani çocuklar ve ergenler ne kadar erken yaşta bağımlılık yapan bir maddeyi veya uğraşı deneyimlerse, bu madde veya uğraşıdan uzak dursalar bile bir zamanlar kendilerini çok iyi hissetmelerine neden olan bu güçlü duygusal anıyı unutmama ihtimalleri o kadar artıyor.

İşte bu çalışma da, alkol, uyuşturucu ve uyuşturucu benzeri maddelere sık sık başvurmanın, nöronlarda gen ekspresyonu değişikliğinin de içinde olduğu değişikliklere nasıl neden olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: David T. Courtwright – Bağımlılık Çağı: Kötü Alışkanlıklar Nasıl Büyük Bir Sektöre Dönüştü?, çeviren: Faik Cem Arı, Albaraka Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2021

Donald Robertson – Bilişsel-Davranışçı Terapi Felsefesi (2021)

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Sokratik felsefeye, özellikle de Stoacılığa nasıl entegre edilebilir?

Donald Robertson, bu enfes eserinde, Antik filozoflardan psikolojik terapiye dair neler öğrenebileceğimizi açıklıyor.

Antik Yunan felsefesi ile modern bilişsel-davranışçı psikoterapi arasındaki ilişkiyi irdeleyen Robertson, okurunu, psikoterapi ve felsefenin her zaman ayrı disiplinler olmadığı gerçeği üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

BDT’nin kurucuları Stoacılığın, kendi yaklaşımlarının “felsefi kökenlerini” oluşturduğunu söylemişlerdi.

Ayrıca hem teori hem de pratik açıdan Stoacılık ile BDT arasında pek çok paralellik bulmak mümkün.

Bugün de hipnotizma ve erken yirminci yüzyıl rasyonel psikoterapisi ile başlayarak ve ilk dönem davranış terapisi, rasyonel-duygucu davranış terapisi (RDDT) ve bilişsel-davranışçı terapi (BDT) ile devam ederek Stoa felsefesi ve modern psikoterapi arasındaki bağlar tanımlanıyor ve açıklanıyor.

Bu kitap, Stoa felsefesinin modern psikoterapi üzerindeki etkisinin ilk ayrıntılı açıklamasını sunmasıyla önemli.

  • Künye: Donald Robertson – Bilişsel-Davranışçı Terapi Felsefesi: Rasyonel ve Bilişsel Psikoterapi Olarak Stoa Felsefesi, çeviren: Feyza Elif Önder, Albaraka Kültür Yayınları, felsefe, 384 sayfa, 2021

Kristi Kanel – Psikolojik Krizler ve Müdahale Yöntemleri (2021)

Psikolojik krizlerin etkili şekilde nasıl yönetilebileceğini açıklayan enfes bir rehber.

Kristi Kanel, psikoloji öğrencileri ve profesyonel yaşama yeni başlayan ruh sağlığı uzmanları için kuramsal ve uygulama açısından zengin bilgiler veriyor.

Psikolojik krizlere anlaşılır bir genel bakış açısı sunmasıyla dikkat çeken kitap, ABC krize müdahale modelini temel alıyor ve her bir kriz durumu için ilgili bölümde vaka örneklerine yer veriyor.

Çalışma, kriz ve krize müdahale, etik ilkeler, gelişimsel krizler, intihar ve başkalarına zarar verme durumları, kayıplar, travma ve toplumsal felaketler, kişisel mağduriyet krizleri, cinsel saldırı ve tecavüz, madde kötüye kullanımına bağlı krizler, gazi sorunları, ciddi hastalık ve engel durumuna bağlı krizler gibi pek çok durumu içeren çok yönlü bir kaynak.

‘Psikolojik Krizler ve Müdahale Yöntemleri’, hem alanda çalışan uzmanlar hem de öğrenciler için önemli bir rehber olduğu gibi, krize müdahale konusunda alandaki eksikliği tamamlayacak türden bir çalışma.

Bunun yanı sıra, psikolojik krizler karşısında etkin başa çıkma becerilerini geliştirmek isteyen ya da içinde bulunduğu zorlayıcı durumu anlamlandırma ihtiyacı olan herkes için yardımcı bir kaynak.

  • Künye: Kristi Kanel – Psikolojik Krizler ve Müdahale Yöntemleri, Çeviri editörleri: Şennur Tutarel Kışlak ve Hazal Burcu Kışlak, Çeviren: Şennur Tutaral Kışlak, Hazal Burcu Kışlak, Büşra Aslan Cevheroğlu, Gökçe Baykuzu Gündüz, Hilal Kaya, Merve Koçak ve Merve Vatansever, İmge Kitabevi, psikoloji, 480 sayfa, 2021

Abraham P. Buunk ve Mark Van Vugt – Sosyal Psikolojiyi Uygulama (2021)

Sosyal psikolojik kuramlar ve bunların pratik kullanımları üzerine harika bir çalışma.

Abraham Buunk ve Mark Van Vugt’un çalışması, PATH adını verdikleri özgün bir yöntemi tanıtmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Sosyal psikoloji okuyan herkesin edinmesi gereken kitap, sosyal problemlerin çözümünde basit olduğu kadar sistematik ve basamaklandırılmış bir yöntemi öneriyor.

Bu yöntem ise, suçla mücadele, önyargıların azaltılması, takım performansını arttırma, çevre bilinci uyandırma gibi sosyal konularda müdahale programlarının hazırlanmasında Sosyal Psikoloji kuramlarından yola çıkarak olumlu çıktılar elde ediyor.

Öğrenciler, bu kitabı izleyerek sosyal bir problemi tanımlama, kurama dayalı analiz yapma, açıklayıcı modeller geliştirme ve bu modelleri sınamak amacıyla bir araştırma projesini yürütme gibi nitelikler kazanabilecek.

Kitap ayrıca, gerçek hayattan vaka çalışmaları, bölüm sonlarında alıştırmalar, önde gelen sosyal psikologlarla yapılan görüşmeler, daha ileri okumalar için öneriler ve Sosyal Psikoloji belli başlı kuram ve olgularına yönelik bir sözlük de barındırıyor.

  • Künye: Abraham P. Buunk ve Mark Van Vugt – Sosyal Psikolojiyi Uygulama, çeviren: Meltem Güler, İmge Kitabevi, psikoloji, 252 sayfa, 2021

Barbara K. Lipska – Aklını Yitiren Sinirbilimci (2021)

Barbara Lipska ünlü bir nörobilimci iken, frontal lob bölgesinin kapanmasıyla aniden kendini deliliğin karanlık dehlizlerinde buldu.

Daha sonra iyileşen Lipska bu eşsiz kitabında, akıl sağlığını yitirmenin ne anlama geldiğini muhteşem bir açıklıkla anlatıyor.

Lipska’ya kariyerinin zirvesindeyken, beynine yayılan melanoma teşhisi kondu.

Aylar içinde, beynin bilişsel becerileri kontrol eden frontal lob bölgesi kapanmaya başladı ve deliliğin karanlık dehlizlerine daldı.

Demans ve ailesiyle iş arkadaşlarını dehşete düşüren şizofreni benzeri semptomlar sergiledi.

Ne mutlu ki, doktorların önerdiği immünoterapi, mucizevi bir şekilde işe yaradı ve Lipska normale döndü.

Bu kitabın ortaya çıkmasına olanak sağlayan asıl faktör ise, Lipska’nın iyileştikten sonra da delilikle olan o dansını müthiş bir netlikle hatırlıyor olmasıydı.

Lipska kitabında, olağandışı deneyiminden yararlanarak akıl hastalığı, beyin hasarı ve yaşın davranışlarımızı, kişiliğimizi, bilişsel becerilerimizi ve hafızamızı nasıl bozabileceğini açıklıyor.

Bu değişiklikleri yaşamanın, akıl sağlığını yitirmenin neye benzediğini ve iyileşmeden sonraki yaşamın nasıl olduğunu anlatarak aynı rahatsızlığı yaşayanlara, yakınlarına ve nörobilimsel araştırmaya çok büyük katkıda bulunuyor.

‘Aklını Yitiren Sinirbilimci’, beynin nasıl tuhaf ve şaşırtıcı semptomlar üretebildiğini daha iyi kavramak için harika fırsat.

  • Künye: Barbara K. Lipska ve Elaine McArdle – Aklını Yitiren Sinirbilimci: Deliliğimin ve İyileşmemin Hikâyesi, çeviren: Erkan Aktaş, Paloma Yayınevi, psikoloji, 224 sayfa, 2021

Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021