Michael Löwy – Devrim Bir İmdat Frenidir (2021)

Walter Benjamin’in kendine has devrim modeli bugüne nasıl yanıt verebilir?

Michael Löwy, Benjamin’in eserlerinin devrimci boyutunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Löwy, Benjamin’in eserleriyle ilk temasını, entelektüel güzergâhına yön veren bir milat, Marksizmin Avrupa ve Latin Amerika’daki heterodoks formları üzerine araştırmalarını derinden sarsan bir keşif olarak değerlendirir.

Devrimleri, ilerleme bağlamında dur durak bilmeden yol alan dünya tarihinin lokomotifi olarak gören Marx karşısında kendi ilerleme ve gelişme eleştirisini ortaya koyan Benjamin ise “imdat freni” olarak tanımladığı bir devrim modeli sunar.

Peki, insanlık, söz konusu freni çekmeyi başarabilecek midir?

‘Ekososyalist Manifesto’nun yazarlarından Löwy, “ekososyalizmin öncüsü” ilan ettiği Benjamin’in eserlerinin devrimci boyutuna dikkat çekerken, dogmatik olmayan tarihsel materyalizmden ilham alan yaklaşımlarla teolojik kaygılardan ileri gelen görüşlerini ustalıkla bir araya getiriyor.

Löwy bunu yaparken, Benjamin ve anarşizm, Benjamin’de teoloji ve antifaşizm gibi ilgi çekici konuları da tartışıyor.

  • Künye: Michael Löwy – Devrim Bir İmdat Frenidir: Walter Benjamin Üzerine Denemeler, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, felsefe, 116 sayfa, 2021

Howard Zinn – Hakikatin Gücü (2021)

Howard Zinn, kendisiyle yapılan bu söyleşilerde Amerikan halklarının tarihindeki vahşet ve sömürü ile yüzleşiyor.

‘Hakikatin Gücü’, tarihçilerin göz ardı ettiği korkunç gerçekleri gün yüzüne çıkardığı gibi Amerika’nın geleceği üzerine de düşünüyor.

Zinn’in ‘Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi’ adlı çalışması hakkında derinlikli bir söyleşi olan kitap, Zinn’in bilgeliği, insanlığı ve nüktedanlığıyla yoğrulmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Zinn, Amerika’nın karanlık geçmişinin yanı sıra, bu tarihin ortaya koyduğu sosyal hareketlerden yükselen umudu nasıl bulabileceğimizi de açıklıyor.

Kitap, Amerika’nın istisnailiğini veya üstünlüğünü kanıtlamaya çalışmaktan ziyade, tersine, tarihçilerin göz ardı ettiği, sıradan insanların oluşturduğu insan ahlakı ve cesaretinin parıltıları için bizi bu tarihe dobra dobra bakmaya teşvik ediyor.

“Tarihi yalnızca geçmişin bilgisine sahip olmak için değil, geleceği değiştirmek için de bilmeliyiz.” diyen Zinn’in bu kitabı, direnişi coşkulu ve cazip hale getirmesiyle alışılagelen politikadan bıkan gençlere de hitap ediyor.

  • Künye: Howard Zinn – Hakikatin Gücü: Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi Üzerine Sohbetler, söyleşi: Ray Suarez, çeviren: Semih Aközlü, İmge Kitabevi, tarih,192 sayfa, 2021

Rosalind E. Krauss – Modern Heykel Dehlizleri (2021)

Modern heykelin serüveni hakkında çok güzel bir çalışma.

Eleştirmen ve teorisyen Rosalind Krauss, Rodin’den günümüze usta heykeltıraşların önde gelen eserlerini, heykel sanatı sorunlarına farklı yaklaşımların ışığında inceliyor.

Krauss, Rodin’in “Cehennem Kapıları” adlı eserini gözeterek modernliğe dair ayrıntılı bir sorgulamaya girişiyor.

Sırasıyla Fütürizm, Yapısalcılık; Duchamp’ın “Hazır Yapımları”, David Smith’in “Tanktotem”i ve heykelsi gerçekliğin üstünde durduktan sonra Picabia, Calder, Oldenburg ve genç heykeltıraşlar Carl Andre, Mel Bochner, Robert Morris, Don Judd, Richard Serra, Sol LeWitt, Robert Smithson ve Michael Heizer’ın çalışmalarını derinlemesine irdeliyor.

Son derece biçimci ve analitik olan çalışma, anlatı zamanının ele alınışı, mekânın kullanımı ve gerçeküstücü heykele ilişkin oyun stratejileri gibi heykeltıraşlığa özgü düşünceler etrafında şekilleniyor.

  • Künye: Rosalind E. Krauss – Modern Heykel Dehlizleri, çeviren: Sibel Erduman, Everest Yayınları, sanat, 352 sayfa, 2021

David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam (2021)

Son yılların en önemli gündem konularından biri Mars’ta yaşam olup olmadığı.

David Weintraub, kapsamlı, anlaşılır ve yalın bir dille kaleme aldığı bu kitabında, Kızıl Gezegen’in şaşırtıcı keşif hikâyesinin ayrıntılarını sunuyor.

Dünya, canlılara ev sahipliği yapan tek yer olabilir mi gerçekten?

Öte yandan yaşamın, evrenin dört bir yanındaki yüz milyarlarca yıldızda da var olması olası.

Yaşamın doğuşu için doğru ortam ve gerekli temel maddeler tam olarak sağlanıyorsa komşumuz olan Mars’ta da bazı yaşam biçimleri var olabilir.

Üstelik Mars’ta keşfedilen yaşam, dünyadaki yaşamdan bağımsız bir kaynaktan geliyorsa, yaşamın evrende yaygın olduğu çıkarımını gönül rahatlığıyla yapabiliriz.

Böyle bir keşif kesinlikle sıra dışı olurdu.

NASA, 2030’lara kadar Mars yörüngesine astronot göndermeyi planlıyor.

SpaceX, 2024’e Mars’a kadar gitmek istiyor; Mars One ise 2032’de oraya kalıcı bir yerleşim kurmak istiyor.

Çünkü , Mars önemli.

İşte Mars’ın kapsamlı bir incelemesi olan bu kitap, gezegene dair son bilgileri öğrenmek için mutlaka okunmalı.

  • Künye: David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam: Gitmeden Önce Bilmemiz Gerekenler, çeviren: Eylül İdemen Doğramacı, Alfa Yayınları, bilim, 380 sayfa, 2021

Ulusal Öğrenci Birliği – Öğrenci Hayatının Sefaleti (2021)

Bugün apolitikliğin ve açlığın dayatıldığı öğrenciler, Raskolnikov’un yaşadığı sefaletin beterini yaşıyor.

’68 olayları öncesinde dağıtılan ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’ ise, kurumsal bir cehalet örgütü haline gelmiş üniversitelere çarpıcı saptamalarla başkaldıran harika bir manifesto.

O dönem Strasbourg Üniversitesi’nde dağıtılan ve bir doğrudan demokrasi çağrısı niteliği taşıyan ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’ manifestosu, sayısız korsan baskıyla kısa süre içinde binlerce öğrenciye ulaşır.

Başlığını Guy Debord’un koyduğu ve Tunuslu sendikacı Mustapha Khayati’nin kaleme aldığı, Sitüasyonist Enternasyonal’in bu çağrısı; hem tüketim ve gösteri toplumu entelijansiyasının hem de sendikal ve politik bürokrasilerin yergisi olarak, öğrencileri iktidar çarkları içinde oyalanmayıp devrim umuduna şenlikli bir hava katmaya davet ediyor: “Sıkıntı karşıdevrimcidir!”

Dünyayı kapitalizmin ötesine taşıyacak özne, yeni bir “hayatın bilinçli yönetimini” şekillendirecek yapı ve ortaya çıkacak bu yeni dünyanın kategorilerine dair sorulara verdiği cevaplarla ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’, üniversitenin kurumsal bir cehalet örgütü haline geldiği, profesörlerin seri üretiminin ritmine uyumlanan yüksek kültürün çözülüp dağıldığı, akademik uzmanlık kisvesi altında bütünsel bakışın önüne set çekildiği günümüzde de güncelliğini koruyor.

Kitap, Ferda Keskin’in önsözüyle sunuluyor.

  • Künye: Ulusal Öğrenci Birliği – Öğrenci Hayatının Sefaleti, çeviren: Metin Yetkin, Sel Yayıncılık, siyaset, 53 sayfa, 2021

Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi (2021)

Başka pek çok şeyin yanı sıra, yemek ve mutfak kültürü alanında da önemli çalışmalara imza atmış Artun Ünsal’dan bir şaheser daha.

Ünsal burada, İstanbul’un yemek kültüründe keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

Bize bu yolculukta ise, Beyhan Gence Ünsal’ın birbirinden lezzetli tarifleri eşlik ediyor.

Yazarlar çalışmalarını, kendilerine yemek zevkleri ve damak tatlarını miras bırakmış aile büyüklerinin yanı sıra başta ünlü yazar, döneminin sayılı yemekseverlerinden ve hepsi de birer şaheser olan anı kitaplarının yazarı Refik Halit Karay ve onun izinden giden, yemek olayını sadece nefis köreltmek ya da karın doyurmak değil, ortak kültürümüzün ayrılmaz bir parçası gibi gören herkese adadıklarını belirtiyor.

‘İstanbul’un Lezzet Tarihi’, İstanbul ve mutfağı konusunda ilgi, sevgi, bilgi ve emek içeren uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.

  • Künye: Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi, Everest Yayınları, yemek, 550 sayfa, 2021

Bernie Sanders – Ne Yapmalı? (2021)

Dünya tarihinin en zengin ülkesi Amerika’da muazzam düzeyde bir gelir ve servet eşitsizliği var.

ABD seçimlerinde Biden’la yarışmış Bernie Sanders, Amerika’yı daha adil bir hale getirecek siyasal devrimin koşullarını tartışıyor.

Kitap,

  • Milyonlarca insanın neden açlık düzeyinde ücretlere maruz kaldığı,
  • Neden iki veya üç işte çalışmaya zorlandıkları,
  • Niçin rekor kârların yaşandığı bir dönemde, federal asgari ücretin yaşanamaz bir ücret olan saat başına 7.25 dolar olarak kaldığı,
  • Ve neden ortalama işçilerin zararına, zengin ve büyük şirketlerin yararına olan ticaret politikalarının uygulanmaya devam edildiği gibi önemli sorunlar üzerine derinlemesine düşünmesiyle dikkat çekiyor.

Sanders’a göre siyasal devrim, ancak ve ancak çok daha fazla insanı, çok daha fazla işçiyi, çok daha fazla kadını, çok daha fazla siyahı, çok daha fazla Latin’i, yerli Amerikalıyı, Asyalıyı bu mücadeleye katmakla gerçekleşebilir.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyasi devrim, büyük düşünmekle ilgilidir. Sadece bir seçim, sadece bir aday, sadece bir sorun hakkında değil. Ülkemizin ekonomik, politik, sosyal ve çevresel yaşamını dönüştürecek bir hareket yaratmakla ilgilidir. Bu kolay değil, ama yapılması gereken bu.”

  • Künye: Bernie Sanders – Ne Yapmalı?: Direnişte İki Yıl, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, İmge Kitabevi, siyaset, 316 sayfa, 2021

John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük (2021)

Kuarkları anlamakta güçlük çekenler ve fizikteki önemli olayların kısa bir özetini arayanlar için muhteşem bir referans çalışması.

John Gribbin, 655 sayfalık bu eserinde, yüz yıllık parçacık fiziği kuramlarını A’dan Z’ye anlatıyor.

Çalışma, mikro-dünyanın bilimsel incelenişinin hızlı gözden geçirilişini tarihsel bir görünüm içine yerleştirmeyi amaçlıyor.

Ansiklopedik bir sözlük şeklinde düzenlenen kitapta, tüm teknik terimler alfabetik sırasıyla eksiksiz açıklanıyor.

İlk tanışılan atomaltı parçacık olan elektronun 1897’deki keşfinden günümüzdeki Parçacık Fiziğinin Standart Modeline kadar kuantum mekaniğini meydana getiren tüm bileşenlerin yer aldığı kitap günümüzdeki fizik problemlerini de özetliyor.

“Kuantum, Latincede “kemiyet, miktar” anlamına gelen quantum kelimesinin,

Max Planck tarafından ışık için önerdiği enerji “topakları”ndan genelleyerek (ana metnin ilgili maddelerinde de açıklandığı şekilde) açısal momentum, enerji ve eylem gibi fiziksel niceliklerin bir sistemde yalnızca belli yalınık değerler alışını niteleyen ve Batı dillerinde aynen kullanılan terimin “Türkçeleştirilmişi”dir.

Latince çoğulu ise, (İngilizcesi de) quanta’dır.

  • Künye: John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük, çeviren: Ömür Akyüz, Alfa Yayınları, bilim, 655 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı (2021)

İnsanın benzersiz olmadığını, hayvanlarla insanlardaki ortak ebeveynlik deneyimlerinden bile görebiliriz.

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers, erişkinliğimizi inşa eden ve biçimlendiren biyolojinin hepimizde ortak olduğunu gözler önüne seriyor.

İnsanlar için bu kadar önemli bir süreç olan ergenlik diğer hayvanlarda nasıl geçer?

Onlar da bizimkilere benzer tecrübeler yaşar mı?

Daha önce burada ufuk açıcı çalışmaları ‘İnsan Denen Hayvan’a da yer verdiğimiz Natterson-Horowitz ve Bowers, ‘Delişmenlik Çağı’nda çocuklukla yetişkinlik arasındaki dönemin evrenselliğini inceliyor.

İnsana özgü olduğunu düşündüğümüz ergenlik çağı deneyimlerinin hemen hepsinin bütün hayvanlarda gözlemlendiğini ilginç örneklerle açıklayan yazarlar, “bu ortak tecrübelerden aktarılan kadim mirasın, yetişkinliğe geçerken hayatta kalmak ve büyümek için modern bir yol haritası oluşturabileceğine” inanıyor.

Ergenlerde sık gözlenen riskli davranışlardan zorbalık ve kaygıya, ebeveyn-çocuk çatışmasından akran baskısı ve cinsel rızaya pek çok konuyu evrimsel bakış açısıyla açıklayarak bunlara yepyeni bir gözle bakmamızı sağlayan bu kitabı, ergenlik çağındaki insan ve hayvanları daha iyi anlamak isteyen tüm okurlara tavsiye ederiz.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı: Ergenlikten Erişkinliğe İnsanların ve Diğer Hayvanların Destansı Yolculuğu, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2021

Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri (2021)

Yalnızca 72 gün yaşayabilmiş Paris Komünü üzerine muazzam bir yapıt.

Raphaël Meyssan, Lavalette adlı bir komüncünün izini sürerek 1871 Paris Komününün temel kaynaklarına, ilk elden tanıklıklara dayanıyor ve o günleri döneminde çizilmiş 136 gravürle anlatıyor.

Meyssan’la birlikte bir buçuk yüzyıl önce yaşamış bir komüncünün peşine düşüyor ve arşivlerde, eski gazetelerde, kitaplarda, tarihî duvar afişlerinde, her yerde Lavalette adlı bu komüncüyü arıyoruz.

Yapboz gibi, her seferinde tek bir parça yerleştiriyoruz resme.

Sayfalar ilerledikçe Lavalette’in yanında Ulusal Muhafız Merkez Komitesinin diğer üyeleri beliriyor.

Prusya kuşatmasından sağ çıkmış Paris’i ve Komünü kuran, canı pahasına savunan Paris halkını görüyoruz.

Bütün resim ortaya çıktığında ise sadece yetmiş iki gün sürmüş Komünün hazin sonuna tanıklık ediyoruz.

Yine de aklımızda bu son değil, yüz elli yıldır yazılıp çizilen bu devrim üzerine daha yazılacak çok şey olduğu kalıyor.

  • Künye: Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri: Paris Komünü 150 Yaşında!, çeviren: Damla Kellecioğlu, Alfa Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2021