Emil Michel Cioran – Zamana Düşüş (2020)

Emil Michel Cioran’ın, “yazdığım en ciddi şeyi temsil eden” diyerek tanımladığı üç kitabından biri olan ‘Zamana Düşüş’ (diğerleri ‘Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne’ ve ‘Burukluk’), Haldun Bayrı’nın muhteşem çevirisiyle Türkçede.

Cioran burada, Adem ile Havva’nın cennetten kovuluşu efsanesinin izini sürerek insan olmak, bilgelik, Tanrı’ya hesaplaşma, ebediyet ve zaman, tarih ve uygarlık üzerine o kendine has lanetler yağdıran tarzıyla düşünüyor.

İnsanın yanlış ağacın, hayat ağacı yerine bilgi ağacının meyvesini yediğini belirten Cioran, ebediyetten zamana düşüşün, başka bir deyişle Tarih’i başlatan adımın böyle atıldığını söylüyor.

Cioran bu esnada, insanoğlunun neden doğası gereği kusurlu olduğunu, uygarlığın ve ilerlemenin neden büyük bir yanılsamadan ibaret olduğunu o kendine has acımasız, sakınımsız tavrıyla tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Sahip olduğumuz ya da ürettiğimiz her şey, varlığımızın üzerine eklenen her şey, tabiatımızı bozar ya da boğar. Hiçbir işe girişmeden potansiyellikte ve etkilenmezlikte sebat etmek varken, bizzat varlığımıza varoluşu iliştirmek nasıl bir hata nasıl bir yaradır!”

“Başkaları zamana düşer; bense zamandan düştüm. Zamanın üzerinde yükselen ebediyetin yerini, onun aşağısında kalan öteki ebediyet alır; o kısır mıntıkada artık ancak tek bir arzu duyulur: Tekrar zamanla bütünleşmek, her ne pahasına olursa olsun ona yükselmek, yerleşilen bir yuva yanılsaması için ondan bir parseli sahiplenmek. Ama zaman kapalıdır, ama zaman erişilmezdir: Bu negatif ebediyet, bu kötü ebediyet de zamana nüfuz etmenin imkânsızlığından ibarettir zaten.”

“Sofuluk hiçbir şeyi tahlil etmediğinden, hiçbir şeyi ufaltamaz; her tarafta ‘değer’ algılar, kendini şeylere kaptırır ve sabitler. Kuşkucu geçmişte sofuluğu hissetmiş midir? Asla tekrar bulamayacaktır onu, gece gündüz dua da etse.”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Zamana Düşüş, çeviren: Haldun Bayrı, Metis Yayınları, felsefe, 2020

Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine (2020)

Edebi eser okuması, analizi sevenler Ferit Burak Aydar’ın bu güzel çalışmasını sevecektir.

‘Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine’, Shakespeare’in ölümsüz yapıtı ‘Hamlet’in hayat hakkında bize neler söyleyebileceği üzerine iyi bir sorgulama.

Aydar bunu yaparken, hem eserin farklı versiyonlarını karşılaştırmayı ihmal etmiyor hem de bu ölümsüz yapıtı tarihsel ve politik anlamlarıyla birlikte yorumluyor.

Aydar, incelemesinin merkezine de iki temayı yerleştiriyor:

Bunlardan ilki, bir kahraman olarak Hamlet’in “sürünceme”si, ikincisi de Ophelia’nın erkek egemen toplum tarafından delirtilip ölmesi.

Aydar’ın kitabını zengin kılan başka bir husus ise, ‘Hamlet’ üzerine yapılmış yorumlarla da hesaplaşması.

  • Künye: Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine: Hamlet ve Sürünceme, Sel Yayıncılık, inceleme, 216 sayfa, 2020

Thomas Bernhard – Çocuk (2016)

‘Çocuk’, usta yazar Thomas Bernhard’ın otobiyografik beşlemesinin son kitabı.

Annesinin bitmek bilmez öfkesi, dedesinin katı eğitim tutumu, boğazına kadar yoksulluğa batıp oradan oraya savrulmuş bir aile, ilk edebi nüvelerin ortaya çıkışı ve Almanya ile Avusturya’da Nazizmin önlenemez yükselişi, Bernhard’ın anlatısında başköşeyi alan konular.

  • Künye: Thomas Bernhard – Çocuk, çeviren: Sezer Duru, Sel Yayıncılık

Ahmet Makal, Aziz Çelik ve M. Hakan Koçak – Sınıf, Sendika, Siyaset (2016)

Tek partili zamanlardan bugüne, Türkiye emek tarihinin bir kaydını tutan ve bunu da arşiv belgeleriyle zenginleştiren sağlam bir çalışma.

İşçi sınıfının oluşumundan sendikal örgütlenme çabalarına ve günümüzün neoliberal düzeninde sendikal hareketin durumuna dair pek çok analiz barındıran kitap, alan için referans nitelikte.

  • Künye: Ahmet Makal, Aziz Çelik ve M. Hakan Koçak – Sınıf, Sendika, Siyaset: Türkiye Emek Tarihinden Kesitler, İmge Kitabevi

Peter Ackroyd – Cinayet Sanatı (2016)

On dokuzuncu yüzyıl sonlarının puslu Londra sokakları…

Şehir, işlediği her cinayeti adeta birer sanat yapıtına dönüştüren bir seri katilin varlığıyla çalkalanıyor.

Polis şimdi tiyatro salonlarını ve sanatçıları yakından takip edecek, hatta Karl Marx gibi tarihi kişilikleri, cinayet şüphelisi olarak ifadeye çağıracaktır.

  • Künye: Peter Ackroyd – Cinayet Sanatı, çeviren: Burçin Karamercan, Yapı Kredi Yayınları

Robert P. Finn – Türk Romanı (2020)

1872-1900 yılları arasında yazılmış Türk romanları üzerinde enfes bir inceleme.

Üniversitelerde Ortadoğu çalışmaları yürüten, ayrıca uzun yıllar Türkiye’de görev yapmış Robert Finn, bizde daha önce farklı yayınevleri tarafından basılmış bu çalışmasında, Türkiye’de ilk örnekleri Tanzimat döneminde doğmuş romanın kendine has niteliklerini sağlam bir dönem okuması ekseninde ele alıyor.

Finn’e göre, ilk Türkçe romanlar, Fransız örneklerinden yola çıksalar da hem biçim, hem gelişim açısından Yakındoğu öyküleme geleneğiyle klasik Osmanlı şiirinin, yani Divan geleneğinin zengin entelektüel içeriğinden kaynaklanan birtakım öğeleri de barındırırlar.

Şemsettin Sami’den Ahmed Mithat Efendiye, Samipaşazade Sezai’den “Mizancı” Mehmed Murat’a ve Recaizade Mahmud Ekrem’e, o dönem eser ortaya koymuş pek çok ismin karşımıza çıktığı kitap, Halid Ziya Uşaklıgil’e ise özel bir önem atfediyor.

Finn’e göre Halid Ziya, Türk romanında ilk ustadır, zira Türkiye’de Batılı anlamda ilk başarılı romancıdır.

Yazar bu bağlamda Halid Ziya’nın eserlerine, başta ‘Mai ve Siyah’ ile ‘Aşk-ı Memnu’ olmak üzere ayrı bir yer veriyor.

Çalışma, Türkiye’de romanın ilk ürünlerini incelerken aynı zamanda son demlerini yaşayan bir imparatorluğun yaşamı ve kültüründen önemli ayrıntılara da yer veriyor.

  • Künye: Robert P. Finn – Türk Romanı: İlk Dönem 1872-1900, çeviren: Tomris Uyar, Everest Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2020

Erol Hızarcı – Beyoğlu’nda Son Bahar (2016)

1980’li yıllarda Ankara’dan Beyoğlu’na gelen ve burada sıkı dostluklar kuran bir gencin hikâyesi.

Erol Hızarcı’nın kısmen anılarından derlediği romanı, Dersaadet Bar’da bir araya gelen gençlerin dostluğu, hayalleri, yoksullukları ve kalp kırıklıkları üzerinden yakın dönemin bir panoramasını çiziyor.

Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülümseten bir üslupla.

  • Künye: Erol Hızarcı – Beyoğlu’nda Son Bahar, Destek Yayınları

Özge Göztürk – Lupu (2016)

Hayatını fahişelik yaparak kazanan Müjde, bir gün yaşadığı sokakta kimsesiz bir kız çocuğu bulur.

Küçük çocuğu sokakta bırakmaya gönlü el vermeyen Müjde, onu evine alır.

Şimdi Müjde, küçük kız ve falcı Ruhane, acımasız kuralların geçerli olduğu, zamanını bekleyen bir intikamın tetikte beklediği, İstanbul’un tehlikeli arka sokaklarında ayakta kalmaya çalışacaktır.

  • Künye: Özge Göztürk – Lupu, Okuyan Us Yayınları

Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri (2020)

Medyanın kurgulandığı dünyada erkekler, kadınlar, LGBTİ bireyler nasıl temsil ediliyor?

Bu güzel derleme, toplumsal cinsiyetlerin medyada temsil edilme biçimlerindeki açık sorunları farklı yönleriyle irdeleyerek bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Medya bütün yaşamımızı etkiler, dolayısıyla medyadaki toplumsal cinsiyet temsilleri de bizlere nasıl bir erkek veya nasıl bir kadın olmamız gerektiğini de vaaz eder.

Medya bireylerin düşünceleri, davranışları ve değer yargılarının oluşumu, pekiştirilmesi ve bunların değişiminde de önemli roldedir.

İşte bu derleme de, medyanın etkileme gücünün toplumsal cinsiyet temsillerine ne gibi vurgular yaptığını izlemesiyle çok önemli.

Kitap, rekabetin hızla yayıldığı ve vahşileştiği medya ortamında var olan temsillerin çarpıklığını ve bunların statükoyu nasıl beslediğini ya da bazılarını nasıl ettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri, derleyen: Şahinde Yavuz, Heyamola Yayınları, medya, 344 sayfa, 2020

Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman (2016)

Enflasyon, kamu borçlanması ve finans piyasalarının şişmesi sonucunda kapitalist ülkelerde 1970’lerden bu yana büyümenin gerilediğini, eşitsizliğin arttığını ve borçların katlandığını gözler önüne seren bir kitap.

Wolfgang Streeck, kapitalizmin demokrasiye giderek bağışıklık kazanmasıyla yaşanan demokrasi krizini de tartışıyor.

  • Künye: Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman: Demokratik Kapitalizmin Gecikmiş Krizi, çeviren: Kerem Kabadayı, Koç Üniversitesi Yayınları