András Szunyoghy – Herkes İçin Büyük Çizim Kitabı (2016)

Çizim, insanoğlunun en büyük becerilerinden biri.

Grafik tasarımcı ve ressam András Szunyoghy’nin, manzaralardan portrelere, perspektiflerden vücuda binden fazla çizim barındıran, adım adım yönergeler sunan, ayrıca çizim yapmak isteyen herkese hitap eden kitabı, çizimi geliştirmeye yarayacak kural ve kaideleri anlatıyor.

  • Künye: András Szunyoghy – Herkes İçin Büyük Çizim Kitabı, çeviren: Manolya Aşık Öztürk, Hayalperest Kitap

Ernst H. Gombrich – Gölgeler (2020)

Resim sanatında gölgenin kullanımı, sanat tarihinde dönüm noktasıdır.

Ünlü sanat tarihçisi Ernst Gombrich de bu kısa ama çarpıcı kitabında, Batı sanatında gölgenin izini sürüyor.

Sanatta gölgelere ışığın etkisini artırmak ve objelerin biçimlerini belirginleştirmek amacıyla sık sık başvuruldu.

Gölgeler öyle etkilidir ki, hem betimlenen sahnenin atmosferini belirlemeye yardımcı olabilir hem de resmedilen alanın dışında kalan öğelerin varlığını açığa çıkarabilir.

Gombrich de burada, mitler, efsaneler ve felsefede gölge kavramının muğlak doğasına değiniyor, aynı zamanda ışığın kaynağının yeri, aydınlanan objenin biçimi, gölgenin düştüğü yüzey ve izleyicinin pozisyonu gibi belirleyici unsurları da ayrıntılı biçimde inceliyor.

Gombrich Rönesans’tan 17. yüzyıla kadar sanatçıların gölgeleri nasıl betimlediğini Caravaggio, Rembrandt ve da Vinci gibi ressamların eserleriyle örneklendiriyor.

Yazar ayrıca, takip eden yıllarda Romantik, İzlenimci ve Gerçeküstücü sanatçıların resimlerinde gölgeleri gerçekçilik ya da dramatiklik illüzyonu yaratmak amacıyla nasıl kullandıklarını da açıklıyor.

Kitabın, renkli illüstrasyonlar içeren özel bir baskıyla yayımlandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Ernst H. Gombrich – Gölgeler: Düşen Gölgenin Batı Sanatında Tasviri, çeviren: Merve Yalçın, Everest Yayınları, sanat, 96 sayfa, 2020

Paul Klee – Bauhaus Ders Notları ve Yazılar (2010)

Paul Klee, dışavurumcu, kübist ve gerçeküstücü resimleriyle olduğu kadar, Rus ressam arkadaşı Vassily Kandinsky ile birlikte Bauhaus okulunda yaptığı eğitmenliğiyle de ünlü.

İşte elimizdeki çalışma, Klee’nin 1921’de başladığı eğitmenliğindeki ders notlarından ve sanatçı, sanat ve renk teorisi hakkındaki yazılarından oluşuyor.

Klee, bu yazılarında, yaratıcı inancı, modern sanatı, resimsel öğelerin birbirleriyle ve kompozisyonun bütünüyle nasıl ilişkilendirilebileceği gibi konular ile kendi resim deneyimlerini okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabın girişinde de, Nazan İpşiroğlu imzalı, Klee’nin dünya görüşüne ve sanatına odaklanan bir yazı yer alıyor.

  • Künye: Paul Klee – Bauhaus Ders Notları ve Yazılar, çeviren: Uluer Emre Özdil, Hayalbaz Kitap, sanat, 221 sayfa

Aysun Berktay Özmen – Bir Ressamın Bahçe Güncesi (2010)

Aysun Berktay Özmen ‘Bir Ressamın Bahçe Güncesi’nde, 2007 Ekim ayından 2008 Eylül ayına kadar, bahçesinin bir yıllık dönemini resmediyor ve anlatıyor.

Özmen’in İznik Gölü kenarında yaşadığı kır evinin bir yıllık süre içinde geçirdiği değişimleri dört mevsim üzerinden izleyen kitap, kuş, balık, çiçek ve bitkilerden oluşan çok sayıda suluboya resmi bir araya getiriyor.

Doğanın senfonisini dinleyerek bunu yazıya ve resme döken Özmen, canlı ve içten doğa tasvirleriyle okurlarına yaşam sevinci aşılıyor. Bu zenginliğinin yanı sıra kitabın, içerdiği pratik bilgiler ve tavsiyelerle de, kendi bahçesini kurmak isteyenler için yararlı bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Aysun Berktay Özmen – Bir Ressamın Bahçe Güncesi, İş Kültür Yayınları, sanat, 300 sayfa

Alexis Gritchenko – İstanbul’da İki Yıl (2020)

Ukraynalı ressam Alexis Gritchenko, bir İtalya gezisinde, İtalyan Rönesans sanatçılarının Bizans Ortodoks sanatını miras alışlarından etkilendi.

Bu öyle bir etkilenmeydi ki, Bizans resim sanatını modern resme uyarlamaya çalışmış ve bu konuda teorik kitaplar kaleme almıştı.

Gritchenko’nun bu merakı, bununla da sınırlı kalmayacak, Bizans sanatını yerinde görmek için Aralık 1919’da İstanbul’a gelecekti.

Gritchenko İstanbul’a o kadar hayran kalacaktı ki, burada tamı tamına iki yıl kalacaktı.

Gritchenko, burada kaldığı süre boyunca, işgal döneminin zorlu şartlarına rağmen elinde not defteri, kalemi ve fırçasıyla sokak sokak gezdiği şehrin canlı limanları, pazarları, ibadethaneleri ve görkemli anıtlarında gözlemlediği hareketi eserlerine yansıttı.

Şehrin tarihi hakkında derin bilgisi olan ressamı cezbeden detaylar; surların burçları arasındaki ince farklar, batan güneşin denize ve kubbelere nasıl yansıdığı ve sokaklarda karşısına çıkan feraceli kadınların zarif ama bir o kadar gizemli yürüyüşleridir.

Tüm özellikleriyle ilgisini çeken bu şehir, kendi deyimiyle bahtsız günlerinde ona teselli kaynağı olur.

İşte bu kitap da, o dönemde tuttuğu, oldukça samimi bir üslupla yazılmış günlüklerini sunuyor.

Buradan anladığımız kadarıyla Gritchenko, Suriçi’ne hayran kalıp Pera’dan nefret etmiş.

Ayrıca kendisi burada, İbrahim Çallı gibi ressamlarla tanışmış, İşgal kuvvetleri askerleriyle karşılaşmış.

Kitaptan bir alıntı:

“Günlüğüme yazmayalı epey oldu. Soğuk ve pislik yüzünden elimdeki yara geçmiyor. Çalışmamı tamamen engelliyor ve fiziksel depresyonumu keskin bir acıyla delip geçiyor. Bütün gün yağmurun altında dolaştım durdum. Çarşıda, köprünün yanı başındaki, Suriçi İstanbul’un girişinde nöbetçi gibi dikilen Yeni Cami’nin avlusunda oyalandım. Tıpkı Moskova’daki Sukhareva Kulesi gibi.”

‘İstanbul’da İki Yıl’, 7 Şubat – 10 Mayıs 2020 tarihleri arasında Meşher’de açılan “Alexis Gritchenko – İstanbul Yılları” sergisi kapsamında yayımlanmış.

Fırsat bulanların bu sergiyi gezmelerinin çok iyi bir fikir olacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Alexis Gritchenko – İstanbul’da İki Yıl 1919-1921: Bir Ressamın Günlüğü, çeviren: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, anı, 264 sayfa, 2020

John Berger ve Yves Berger – Top Sende (2020)

“Kokoschka için ışık bir veda dokunuşuydu. Londra’da Thames’in tepeden resmini yaparken bulunduğu çatıda ona bir süre eşlik ettim. 1959 yılıydı. Bakışı oradan ayrılmak üzere olan göçmen bir kuşu andırıyordu.”

Bu kitap, John Berger ile ressam, şair, yazar ve toprak işçisi oğlu Yves Berger arasında yapılan sanat konulu yazışmaları bir araya getiriyor.

Baba-oğul bu yazışmalarında, Max Beckmann’dan Albrecht Dürer’e, Georges Rouault’dan Antoine Watteau’ya, Chaïm Soutine’den Francisco Goya’ya ve Van Gogh’tan Rogier Van Der Weyden’e pek sanatçının eserlerine dair ilgi çekici saptamalarda bulunuyor.

Sanat, sanat tarihi ve resim sanatına ilgi duyanların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: John Berger ve Yves Berger – Top Sende: Sanat Üzerine Yazışmalar,  çeviren: Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, sanat, 104 sayfa, 2020

Leonardo da Vinci – Leonardo’nun Defterleri (2010)

‘Leonardo’nun Defterleri’, insanlık tarihinin en büyük dehalarından Leonarda da Vinci’nin kendi notlarından ve hassas çizimlerinden oluşan defterlerinden derlenen çalışmalarını bir araya getiriyor.

Kimisi anatomi, kimisi gölge teknikleri, kimisi perspektifle ilgili olan bu çizimler, resim eğitimi almak isteyenler kadar, da Vinci’nin eserlerini nasıl büyük bir titizlikle ortaya koyduğunu öğrenmek isteyen herkese hitap ediyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, da Vinci’nin mimari, insan anatomisi, resim ve çizim, mekanik icatlar, botanik ve bitkiler, havacılık, haritalar ve daha pek çok alandaki çalışmalarını barındırıyor.

  • Künye: Leonardo da Vinci – Leonardo’nun Defterleri, editör: H. Anna Suh, çeviren: Alev Serin, Arkadaş Yayınevi, resim, 334 sayfa

Burcu Pelvanoğlu – İmge ve İmaj (2019)

Resim ve roman, Tanzimat’la birlikte kültür hayatımıza giren türlerdi.

Bu yönüyle, ülkenin modernleşme tarihinde bu iki tür, çok önemli roller üstlendi.

Burcu Pelvanoğlu’nun eldeki özgün çalışması da, romanın ve resmin Tanzimat’tan 1960 uzanan serüvenini izleyerek Türkiye’deki modernleşmenin zihin yapısını gözler önüne seriyor.

Bu zaman zarfında romanın ve resmin birbiriyle nasıl etkileşime girdiğini, ayrıca sanatçıların buluşma mekânlarının dönemsel olarak nasıl dönüştüğünü izleyen çalışma, bunu yaparken de ülkenin kültür hayatının sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

Pelvanoğlu’nun eseri, hem toplumsal dönüşümlerin sanattaki yansımalarını ortaya koymasıyla ve daha da önemlisi, kültür hayatımızı biçimlendiren olguları disiplinlerarası ve tarihsel bir bakışla ele almasıyla çok önemli.

  • Künye: Burcu Pelvanoğlu – İmge ve İmaj: Türkiye’de Resim ve Edebiyatta Ortak Dil, Corpus Kitap, sanat, 376 sayfa, 2019

Özkan Eroğlu – Resmi Anlamak (2016)

Bir resmi nasıl okumalıyız?

Resim tarihinde iz bırakmış pek çok yapıtla zenginleşen, teorik arka planıyla öne çıkan bir rehber.

Özkan Eroğlu, çok ve tek tanrı merkezli sanattan modern sanatta resmin konumuna, Etrüsk duvar resimlerinden Yunan vazolarına, Bruegel’den Rembrandt’a, konuyu kronolojik bir tarzda ele alıyor, resim sanatının görkemli yolculuğunun bilançosunu çıkarıyor.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Resmi Anlamak, Tekhne Yayınları

Gülgün Yılmaz – Tezgâhtan Tuvale (2009)

Gülgün Yılmaz ‘Tezgâhtan Tuvale’ başlıklı elimizdeki eserinde, on yedinci yüzyıl Hollanda ve Flaman resminde Osmanlı halılarının nasıl tasvir edildiğini inceliyor.

Halıları tiplerine göre sınıflandırarak veren Yılmaz, daha spesifik konularda araştırma yapmak isteyenlere kolaylık olması için, her tabloyla ilgili görsel malzemeyi de veriyor.

Çalışma, Hollandalı ve Flaman ressamların İran ve Hint halılarının yanı sıra, Batı Anadolu halılarını da severek resmettiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

On yedinci yüzyılda Hollanda ile Osmanlı devleti arasındaki ticari ilişkilerle başlayan kitap, dönemin Hollanda ve Flaman resminde tasvir edilen halıların ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

Kitabın kapağında ise, Vermeer’in ünlü Uyuyan Kız adlı tablosunda resmettiği bir Uşak halısı görülüyor.

  • Künye: Gülgün Yılmaz – Tezgâhtan Tuvale, Bağlam Yayınları, sanat, 112 sayfa