Füsun Üstel – Kültür Politikasına Giriş (2021)

Kültür politikasına sağlam bir giriş yapmak isteyenler bu kitabı muhakkak edinsin.

Füsun Üstel, kültür politikasını bir kamu politikası olarak ele alıyor ve bunu yaparken de disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsiyor.

Kitap, altı bölümden oluşuyor.

“Kültür Politikası Nedir?” başlıklı ilk bölümde, kültür politikasının tarihsel süreç içinde ortaya çıkışı ve gelişim süreci, kapsamı, belli başlı politika modelleri ve alandaki güncel tartışmalar yer alıyor.

“Kültürel Haklar: Külkedisi mi, Zeyna mı?” başlıklı ikinci bölümde, kültür hakkı ve

kültürel hakların özellikle İkinci Dünya Savaşı ertesinde ülkelerin iç hukukunda ve uluslararası insan hakları hukukunda yer bulması, demokrasi ve/veya demokratikleşme perspektiflerinden değerlendiriliyor.

Üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümler, kültür politikası alanındaki ideal-tiplerin örneği olarak kabul edilen Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’yı inceliyor.

Bu bölümlerin her birinin farklı bir sorunsaldan hareket ettiği dikkatli okuyucunun gözünden kaçmayacaktır.

“Kültür Politikası Bir Fransız İcadı mı?” başlığını taşıyan üçüncü bölümde vurgu, devlet üzerine.

Başka bir anlatımla, devletin kültür ve sanat alanına müdahalesinin meşruiyeti ve gerekliliği konusunda kadim bir geleneğe sahip Fransa’da zaman içindeki dönüşümlere rağmen devam eden “kültürel devlet” olma iradesi tartışılıyor.

“‘Kültür Ulus’tan ‘Kültür Devlet’e: Almanya’da Kültür Politikaları” başlıklı dördüncü bölümün ağırlık merkezi, ulus üzerine.

Bu çerçevede Almanya’nın, her ne kadar anlamı ve yönü değişse de siyasal birliğin kurulduğu 19. yüzyıldan Nazi rejimine, merkezî bir yapıdan federalizme, bölünmeden yeniden birleşmeye ve günümüze, ulus-devlet-kültür ilişkisi değerlendiriliyor.

“Birleşik Krallık Kültür Politikaları: Mesafeli Yönetim mi, İçli Dışlı mı?” başlığını taşıyan beşinci bölümde vurgu, ekonomi üzerine.

Liberal ekonominin gerekleri doğrultusunda devletin uzun süre boyunca kültür alanına müdahaleden kaçındığı, daha sonra ise “mesafeli yönetim” olarak tanımlanan bir modelin öncülüğünü yaptığı Birleşik Krallık’ta, kültür politikasının ekonominin önemli bir bileşeni haline geliş sürecine ve bu bağlamda ortaya çıkan çeşitli tartışmalara odaklanılmış.

“Trenin Son Yolcusu: Avrupa Birliği’nde Kültür Politikası” başlıklı son bölümde ise, bütünleşme sürecinde bir “Avrupalılık kimliği”nin inşası çerçevesinde hayata geçirilen; ancak kapsayıcı ve sistemli bir politikaya dönüşmeksizin daha çok dağınık kültür projeleri düzeyinde kalan çabalar ve her birinin sorunları ele alınmış.

  • Künye: Füsun Üstel – Kültür Politikasına Giriş: Kavramlar, Modeller, Tartışmalar, İletişim Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2021

Terry Eagleton – Trajedi (2021)

Terry Eagleton, Batı kültüründe trajedinin düşünsel, siyasi ve kültürel serüvenini izliyor.

Yazara göre trajedi, insan deneyimi ve kültürü için temeldir.

Edebiyat kuramcısı Eagleton, Batı kültüründeki trajedinin nüanslarını araştırıyor.

Trajedinin insanlık durumu üzerine bir tefekkür olarak değil, uygarlıkların kendilerini kuşatan çatışmalarla mücadele ettiği siyasal katılım anlarında ortaya çıktığını iddia eden Eagleton, trajedinin insan deneyimi ve kültürü için temel olduğunu gösteriyor.

Nietzsche, Walter Benjamin ve Slavoj Žižek’in yanı sıra Sophokles, Aiskhylos, Shakespeare ve Ibsen gibi pek çok önemli yazar ve düşünürün eşlik ettiği ‘Trajedi’, edebiyat ve tiyatronun yanı sıra politikaya ve felsefeye ilgi duyan okurlara da hitap edecek türden.

  • Künye: Terry Eagleton – Trajedi, çeviren: Cem Alpan, Tellekt Kitap, inceleme, 192 sayfa, 2021

Kolektif – Afetlerle Yoksullaşma (2021)

‘Afetlerle Yoksullaşma’, küresel salgının yol açtığı sert dönüşümleri tarihe not düşüyor.

Çalışma, küresel salgın sürecini, etkileri her geçen gün artan iklim krizi ve afetlerle birlikte okumasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

24 yazarın kaleme aldığı 16 çalışmayla çok disiplinli ve bütüncül bir yaklaşım sergileyen kitap, eleştirel bir yaklaşımla söylememiz gerekenleri bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Afetler sonrasında yoksulluk, sosyal kırılganlık, sosyal politikalar ve yeniden yapılanma,
  • Covid-19 salgınının yaşlı bakım evlerinde sebep olduğu bakım krizi,
  • Salgın ve yoksulluk kıskacında kent mültecileri ve sağlık hakkına erişim,
  • Toplumsal afetlerde çocuklar,
  • Covid-19 küresel salgınının göçmenlere etkisi,
  • Snowden’ın takibi bağlamında, küresel salgın sürecinde dijital ahlâk ihlalleri,
  • Covid-19 tedbirlerinin ekonomik etkileri,
  • Salgın sürecinde derinleşen kent yoksulluğu,
  • Çalışma hakkı bakımından pandemi süreci ve alınan önlemler,
  • Covid-19 salgınıyla sosyal refah devleti uygulamalarının dönüşümü,
  • Salgın döneminden iklim değişikliği mücadelesine ilişkin alınabilecek dersler,
  • Ve iklim krizi gölgesinde gıda tüketiminde ve israfında öznenin rolü gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: H. Sibel Kalaycıoğlu, Volkan Yılmaz, Başak Akkan, Ayşen Üstübici, Ahmet İçduygu, Sibel Karadağ, Selin Kitiş, Ayşe Bilge Selçuk, Besim Can Zırh, İlhan Zeynep Karakılıç, Murad Tiryakioğlu, Sabâ Yağcı, Seçil Ayşed Bahçe, Emel Memiş, Nergis Dama, Mert Can Duman, M. Levent Kurnaz, Selin Özokcu, Deniz Başoğlu Acet ve Utku Perktaş.

  • Künye: Kolektif – Afetlerle Yoksullaşma: Salgınlar, Göçler ve Eşitsizlikler, derleyen: Murad Tiryakioğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 379 sayfa, 2021

Nikolay Aleksandroviç Berdyayev – Dostoyevski’nin Dünya Görüşü (2021)

Büyük yazar Dostoyevski, Rus Rönesans’ının inşasında nasıl katkı sağlayabilir.

Nikolay Aleksandroviç Berdyayev, Dostoyevski’yi olağanüstü bir diyalektikçi ve en büyük Rus metafizikçisi olarak görüyor.

‘Dostoyevski’nin Dünya Görüşü’ adını taşıyan çalışma, varoluşçuluğun teist kanadında yer alan Rus filozof Berdyayev’in bakış açısından Dostoyevski’nin dünya görüşünü irdeliyor.

Dostoyevski’yi aynı zamanda bir Hristiyan antropoloğu olarak niteleyen Berdyayev, Rus insanının içine düştüğü ruhsal ikilemden, Dionysosçu esrimeden nasıl kurtulacağı konusunda, yazarın ‘Delikanlı’, ‘Budala’, ‘Yeraltından Notlar’, ‘Ecinniler’, ‘Suç ve Ceza’, ‘Karamazov Kardeşler’ gibi pek çok eserinde ortaya koyduğu temel düşünceleri inceliyor.

Dostoyevski’nin romanlarını ve romanlarındaki karakterleri titiz ve ayrıntılı bir şekilde analiz edip kendi cephesinden yorumlayan Berdyayev, Dostoyevski’nin düşüncelerinin Rus Rönesans’ının inşasına katkı sağlayacağını göstermeye çalışmıştır.

Berdyayev için, Dostoyevski’nin düşünceleri Rus kültürünün yeniden inşasında çok önemli ve çok değerli bir kaynak durumundadır.

Dostoyevski’nin özgürlük, insanın kaderi, sevgi ve kötülük gibi problemlere yönelik ortaya koyduğu düşüncelerinin, Hristiyan teolojisi açısından önem taşıdığını Berdyayev, bunu da felsefi açıdan temellendiriyor.

Kitapta ayrıca, hümanizm krizi, sosyalizm eleştirisi, Tarihsel Ortodoksluk ve Katoliklik eleştirileri de özgün bir şekilde ele alınıyor.

  • Künye: Nikolay Aleksandroviç Berdyayev – Dostoyevski’nin Dünya Görüşü, çeviren: Kasım Müminoğlu, Hece Yayınları, inceleme, 192 sayfa, 2021

Valéry Giroux ve Renan Larue – Veganizm (2021)

Veganizm, hisleri olan canlıları köleleştirmeye, onlara uygulanan kötü muamelelere ve onları öldürme eylemine, mümkün olduğunca ortak olmamaktır.

Bu sebeple veganlar hayvan istismarı içeren tüm ürünlerden, tüm hizmetlerden ve tüm eylemlerden kaçınmaya özen gösterirler.

Ne mutlu ki, hayvanları köleleştirmenin temelleri ve meşruiyeti artık yüksek sesle sorgulanıyor..

Valéry Giroux ve Renan Larue’nin vegan felsefesi ve veganizmin tarihi üzerine bu enfes çalışması da, bu sorgulamada bize rehber olacak nitelikte.

Kitap, kimi zaman alay konusu olan, çoğu zamansa sanayicileri ve hayvan sömürüsünden kâr elde edenleri kızdıran veganizmi hayvanlara eziyet etmeme çerçevesinin yanı sıra, doğaya, dünyaya, bizzat insanlara olan faydaları açısından da düşünerek bu felsefeyi daha geniş bir bağlama yerleştirmesiyle dikkat çekiyor.

Kitabın ilk bölümünde, hayvan sömürüsünün güçlü bir direnişi nasıl harekete geçirdiğini görüyoruz.

İkinci bölümde, Antik Çağ’daki öncüllerinden, hayvan etiği hakkındaki en yeni gelişmelere kadar vegan felsefesinin kendine has yönleri ele alınıyor.

Akabinde günümüz veganlarının portresi çiziliyor ve onların −özellikle internetin doğuşuyla− oluşturduğu topluluk inceleniyor.

Son olarak da, veganizmin sadece hayvanlara eziyet etmeyi reddetmenin pratik bir sonucu olmaktan ibaret olmadığı, aynı zamanda onların özgürleşmesi için siyasi bir araç da olduğu gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Valéry Giroux ve Renan Larue – Veganizm, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, inceleme, 104 sayfa, 2021

Kolektif – İnsan, Hayvan ve Ötesi (2021)

Bugün hayvanlara yönelik zulmün ve sonu gelmez ekolojik yıkımın, insanı her şeyin ölçüsü olarak gören anlayışla birebir ilgisi var.

‘İnsan, Hayvan ve Ötesi’, Türkiye’den hayvan meselesi üzerine farklı disiplinlerden akademisyenlerin makalelerini sunarak hayvan çalışmaları külliyatına büyük katkıda bulunuyor.

Her geçen gün derinleşen ekolojik kriz bağlamında daha da önem kazanan politik ekoloji ve hayvan çalışmaları konusunda önemli veriler barındıran kitapta,

  • Hayvan özgürlüğü,
  • Kırsal alanda ortakyaşam pratikleri,
  • Sokak köpekleri biyopolitikası,
  • Türler arası ilişkiler ve ölüm hiyerarşisi,
  • Hayvanların sinemada “kullanılması”,
  • Canlı hayvan deneyleri,
  • Kentsel esaret mekânları olarak hayvanat bahçeleri,
  • Primatlar üzerinde yürütülen Covid-19 aşısı çalışmaları,
  • Canlı hayvan deneylerinin nasıl gerekçelendirildiği ve deney karşıtı hareketin nasıl büyüdüğü,
  • Yoldaş tür ilişkisinin nasıl kurulacağı,
  • Şefkat etiğinin ne olduğu ve neden önemli olduğu,
  • Ve insan toplumlarındaki mücadelelerin hayvan mücadelesinden ayrı sürdürmenin mümkün olup olmadığı gibi, hayvan meselesinin önemli ve güncel başlıkları çoğul bir tartışma zemininde ele alınıyor.

İnsanmerkezci uygulama ve söylemlerin sorgulandığı kitapta, insanı her şeyin ölçüsü kabul eden bilimsel yaklaşımlara karşı çıkılıyor ve farklı yaşam biçimleri oluşturmaya yönelik fikirler tartışılıyor.

Yaşamlar arasında hiyerarşi kurulmayan bir dünya özlemiyle…

  • Künye: Kolektif – İnsan, Hayvan ve Ötesi, derleyen: Kiraz Özdoğan, M. Fatih Tatari ve Ali Bilgin, Kolektif Kitap, inceleme, 234 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar (2021)

Avrupalıların yelkenler ve toplar sayesinde pek çok kıtada nasıl hâkimiyet kurdukları ve böylece Sanayi Devrimi’nin altyapısını oluşturdukları hakkında eşsiz bir çalışma.

Carlo Cipolla, ufuk açıcı bir tarih okumasıyla karşımızda.

Avrupalılar geliştirdikleri topları ve yelken kullanımındaki tecrübeleriyle ticaret sahnesinin en baskın oyuncuları oldular.

Hem Asya, Afrika ve Amerika kıyılarında yüzyıllar boyu hâkimiyet kurdular hem de Sanayi Devriminin altyapısını hazırladılar.

Dünyaca ünlü ekonomi tarihçisi Cipolla, eğitimini Sorbonne ve London School of Economics’te tamamladıktan sonra, 1959 yılında Berkeley Üniversitesinde ders vermeye başladı.

Hayatını kaybettiği 2000 yılına dek yirmiden fazla esere imza atan Cipolla, ‘Yelkenler ve Toplar’da, tarihi şekillendiren teknolojik gelişmelerden en verimli şekilde yararlanmak için emek ve sermaye kaynaklarının nasıl kullanıldığını, savaş silahları ve donanmalar üzerinden gözler önüne seriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, inceleme, 204 sayfa, 2021

John Biguenet – Sessizlik (2021)

Bu zamanda sessizliği elde etmek büyük nimet, muazzam bir lüks.

John Biguenet bu ufuk açıcı çalışmasında, sessizlik hakkında zengin ve renkli bir tartışmayla karşımızda.

Biguenet, 21. yüzyılda bize daha da yabancılaşmış bir kavram olan “Sessizlik” hakkında derinlemesine düşünüyor.

Kitap, yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki; sessiz okuma sırasında neler olup bittiği; sahne sanatları, müzik ve sessizlik arasındaki ilişki; cinsiyetçi ya da politik susturma; sırlar ve sessizlik; internet ve ifşa gibi temalar etrafında gezinerek sessizliği elde etmenin pek de kolay olmadığını gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzde sessizlik en gözde tüketim maddelerininkine rakip fiyatlarla alınıp satılan ticari bir meta haline geldi. Jane Austen Mansfield Park’ta, ‘Sessizliğin lüksünü tadalım’ diye yazar. Maalesef bu lüksün fiyatı her geçen gün tüketicilerin çoğunun gücünü aşacak şekilde artıyor.”

  • Künye: John Biguenet – Sessizlik, çeviren: Bihter Sabanoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2021

Selen Baranoğlu – Sınırları Aşmak (2021)

Tükettikçe mutsuzlaşıyoruz…

Yalnız kendimizi değil, doğayı ve canlıları da yok ediyoruz.

Selen Baranoğlu, bu önemli çalışmasında, günümüzün en tehlikeli hastalığı haline geldiğini söylediği her yönüyle tüketim hastalığını anlatıyor.

‘Sınırları Aşmak’, aşırı tüketim hastalığının teşhis ve tedavi yöntemlerini sunuyor, hem bireysel hem küresel anlamda iyileşmenin reçetesini veriyor.

Tüketim hastalığının çağımızın vebası olduğunu belirten Baranoğlu, tüketim hastalığının kökenlerini inceliyor, tüketimin tarihine göz atıyor, geçmişten bugüne, tüketim kavramı ve alışkanlıklarının insanlıkla beraber nasıl evrimleştiğini, bu evrimin nedenlerini açıklıyor.

Yazar ardından da tüketim hastalığının bireysel ve küresel belirtilerini ve ondan sonra da hastalığın nasıl tedavi edileceğini anlatıyor.

  • Künye: Selen Baranoğlu – Sınırları Aşmak, Doğan Kitap, inceleme, 192 sayfa, 2021

Ngũgĩ wa Thiong’o – Öze Dönüş (2021)

Kara Kıta’nın tarihsel ve güncel sorunları üzerine önemli bir çalışma,

Kenyalı yazar Ngũgĩ wa Thiong’o, kölelik mirasından küreselleşmeye Afrika’nın günümüz dünyasındaki yerine dair pek çok sorunu tartışıyor.

Kitaptaki ilk yazı “Kabile” sözcüğünün Afrika siyasetindeki yerini sorguluyor.

Kitaptaki diğer yazılar ise,

  • Küreselleşmenin Afrikalı kimlikler üzerindeki etkileri,
  • Afrika’yı ve genel olarak insanlığı korumada küresel sorumluluğun ne olduğu,
  • İnsanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan biri olan köleliğin Afrika’nın bugünü üzerindeki yansımaları,
  • yüzyılda aydınların rolü,
  • Pan-Afrikacı sosyal bilimcilerin bilgiyle zorlu imtihanı,
  • Ve halkların, ulusların eşitliğine dayalı bir barış ve istikrarın olanakları gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

‘Öze Dönüş’, çelişkilerle dolu bir dünyada yerini bulmaya çalışan Afrika’ya daha yakından bakmak için iyi bir vesile.

  • Künye: Ngũgĩ wa Thiong’o – Öze Dönüş: Afrika’yı Görünür Kılmak, çeviren: Seda Ağar, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 96 sayfa, 2021