Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine (2020)

Edebi eser okuması, analizi sevenler Ferit Burak Aydar’ın bu güzel çalışmasını sevecektir.

‘Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine’, Shakespeare’in ölümsüz yapıtı ‘Hamlet’in hayat hakkında bize neler söyleyebileceği üzerine iyi bir sorgulama.

Aydar bunu yaparken, hem eserin farklı versiyonlarını karşılaştırmayı ihmal etmiyor hem de bu ölümsüz yapıtı tarihsel ve politik anlamlarıyla birlikte yorumluyor.

Aydar, incelemesinin merkezine de iki temayı yerleştiriyor:

Bunlardan ilki, bir kahraman olarak Hamlet’in “sürünceme”si, ikincisi de Ophelia’nın erkek egemen toplum tarafından delirtilip ölmesi.

Aydar’ın kitabını zengin kılan başka bir husus ise, ‘Hamlet’ üzerine yapılmış yorumlarla da hesaplaşması.

  • Künye: Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine: Hamlet ve Sürünceme, Sel Yayıncılık, inceleme, 216 sayfa, 2020

Robert P. Finn – Türk Romanı (2020)

1872-1900 yılları arasında yazılmış Türk romanları üzerinde enfes bir inceleme.

Üniversitelerde Ortadoğu çalışmaları yürüten, ayrıca uzun yıllar Türkiye’de görev yapmış Robert Finn, bizde daha önce farklı yayınevleri tarafından basılmış bu çalışmasında, Türkiye’de ilk örnekleri Tanzimat döneminde doğmuş romanın kendine has niteliklerini sağlam bir dönem okuması ekseninde ele alıyor.

Finn’e göre, ilk Türkçe romanlar, Fransız örneklerinden yola çıksalar da hem biçim, hem gelişim açısından Yakındoğu öyküleme geleneğiyle klasik Osmanlı şiirinin, yani Divan geleneğinin zengin entelektüel içeriğinden kaynaklanan birtakım öğeleri de barındırırlar.

Şemsettin Sami’den Ahmed Mithat Efendiye, Samipaşazade Sezai’den “Mizancı” Mehmed Murat’a ve Recaizade Mahmud Ekrem’e, o dönem eser ortaya koymuş pek çok ismin karşımıza çıktığı kitap, Halid Ziya Uşaklıgil’e ise özel bir önem atfediyor.

Finn’e göre Halid Ziya, Türk romanında ilk ustadır, zira Türkiye’de Batılı anlamda ilk başarılı romancıdır.

Yazar bu bağlamda Halid Ziya’nın eserlerine, başta ‘Mai ve Siyah’ ile ‘Aşk-ı Memnu’ olmak üzere ayrı bir yer veriyor.

Çalışma, Türkiye’de romanın ilk ürünlerini incelerken aynı zamanda son demlerini yaşayan bir imparatorluğun yaşamı ve kültüründen önemli ayrıntılara da yer veriyor.

  • Künye: Robert P. Finn – Türk Romanı: İlk Dönem 1872-1900, çeviren: Tomris Uyar, Everest Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2020

Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı (2020)

James Joyce’u, yazarlığında da kişiliğinde de bir isyancı, devrimci olarak biliriz.

Darcy O’Brien ise, Joyce’un Katolik kökenlerine iniyor ve gerçekte yazarın bu geçmişten türemiş insan doğası anlayışına takıldığını savunuyor.

O’Brien’a göre Joyce, ilk şiirlerinden ❛Ulysses❜ ve ❛Finnegan Uyanması❜na kadarki kitaplarında, insanlığın kökenine komik bir bakış açısı kazandırır bu yüzden.

Yazar, Joyce’un eserlerini baştan sona kat ederek, Joyce’ta vicdanın kökenlerini ve hayatı boyunca giriştiği vicdan muhasebesini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı, çeviren: Fatih Yiğitler, Nota Bene Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2020

Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri (2020)

‘En Uzun Yolculuk’, ‘Hindistan’a Bir Geçit’ ve ‘Meleklerin Uğramadığı Yer’ gibi görkemli yapıtların yazarı Edward Morgan Forster, gelenekle modernizmin büyük çatışma içinde olduğu bir dönemde yaşadı ve yazdı.

Forster, kendini bir hümanist olarak tanımlıyordu, fakat hayatı boyunca bunun çelişkilerini de yaşadı.

Daha da önemlisi, hümanizmin aslında büyük tehlikeler barındırdığını kabul ederek bunun beraberinde getirdiği krizle de boğuştu.

Peki, Forster’ın hümanizmini ve bunun tarihsel kaynaklarını nasıl tanımlayabiliriz?

İşte Frederick Crews’ün bu özenli çalışması, 19. yüzyıl liberalizmi ve hümanizmini merkeze alarak bu soruya doyurucu yanıtlar veriyor.

Forster’ın ailesinin, eğitim geçmişinin, dini/politik mirasının ve “Bloomsbury Grubu” ile olan ilişkisinin izini süren Crews, yazarın “hümanizmin tehlikeleri”ni kabul etmesiyle artan melankolisini ortaya koyuyor.

Crews, Forster’ın romancılığının, kendisini cinsel eşitlik, kendini ifade etme, sosyal sorumluluk gibi moda sloganlardan uzaklaştırdığını savunuyor.

  • Künye: Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri, çeviren: A. Kadir Gülen, Nota Bene Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2020

Kolektif – “Sıkıntı Var” (2020)

Sıkıntı bizi her yere götürebilir.

Tümüyle içimize de kapanabilir, devrimci de olabiliriz.

Öte yandan sıkıntı, her coğrafyada kendine özgü şekillerde sirayet eder.

İşte elimizdeki bu zengin derleme de sıkıntıyı mekân/zaman, siyaset, edebiyat ve sinema bağlamında ele alıyor.

Sıkıntıya odaklanmanın bu coğrafyada bizi nerelere götürebileceği konusunda çok ilginç sonuçlar barındıran kitap, özellikle sıkıntının toplumsallığı ve sıkıntının potansiyeli üzerine bizi düşündürmesiyle önemli.

Sıkıntının Türkiye’ye özgü veçheleri, mekânları, zamansallığı ve öznelik biçimlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan çalışma, Türkiye bağlamında, taşra sıkıntısından sıkıntı hashtag’ine giden süreçlerin bize ne anlattığını, sıkıntı kavramının, bu coğrafyada hem tarihsel olarak hem de bugünün koordinatları içindeki anlam arayışlarını, sıkıntının toplumsal hareketler, gündelik hayat ve kültürel pratikler hakkında bize ne söyleyebileceğini irdeliyor.

Sıkıntının temelde bir anlam krizine işaret ettiğinden yola çıkan çalışma, sıkıntı mekânlarına ve onun zamanla ilişkisine, bir estetik kategori olarak kullanımına, siyasette uç verdiği anlara, edebiyat ve sinemadaki temsillerine ve ona karşı sunulan panzehirlere yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aylin Kuryel, Senem Aytaç, Barış Bıçakçı, Sevinç Çalhanoğlu, Ayşe Çavdar, Begüm Özden Fırat, Emre Tansu Keten, Orhan Koçak, Beno Kuryel, Efe Murad, Pınar Öğünç, Osman Özarslan, Necati Sönmez, Asuman Susam, Uğur Tanyeli, Mehmet Fatih Uslu, Sezen Ünlüönen, Nalan Yırtmaç ve Fırat Yücel.

Künye: Kolektif – “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Üzerine Denemeler, derleyen: Aylin Kuryel, İletişim Yayınları, inceleme, 398 sayfa, 2020

Selçuk Çıkla – Edebiyat ve Hastalık (2016)

Edebiyat olsa olsa sağlıklı bir hastalıktır.

Selçuk Çıkla da bu doğrudan yola çıkarak Türkiye edebiyatı bağlamında edebiyat ve hastalık ilişkisini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Edebiyatta kendine yer bulmuş belli başlı hastalık türleri, hasta tipleri, doktorlar ve hastalığın nasıl ele alındığı gibi konularda aydınlanmak isteyenler için iyi bir fırsat.

  • Künye: Selçuk Çıkla – Edebiyat ve Hastalık, Kapı Yayınları

Sema Noyan – Romanda Mistik Eğilimler (2016)

1923-1983 yılları arasında yayınlanmış romanlara mistisizmin nasıl yansıdığının kapsamlı bir incelemesi.

Mistisizmin tanımı ve tarihiyle ilgili bir bölümle açılan çalışmanın merkezinde ise, aralarında Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Safiye Erol ve Peyami Safa gibi yazarların yer aldığı, toplamda on yazar bulunuyor.

  • Künye: Sema Noyan – Romanda Mistik Eğilimler, Hece Yayınları

Sophie Laffitte – Tolstoy ve Çağdaşları (2016)

Bir biyografi veya teorik bir denemeden ziyade, Tolstoy fenomenini yeniden irdeleyen ilginç bir çalışma.

Tolstoy’u hem Rus edebiyatının büyük ustaları Turgenyev, Dostoyevski ve Çehov’la karşılaştıran hem de Tolstoy’un karşıtları Gorki ve Lenin’in yazara dair tutumlarını aydınlatan sağlam bir kaynak.

  • Künye: Sophie Laffitte – Tolstoy ve Çağdaşları, çeviren: Selahattin Bağdatlı, Alfa Yayınları

David Graeber – Kuralların Ütopyası (2016)

Bürokratik uygulamalar, alışkanlıklar etrafımızı kuşatmış durumda.

Hayatlarımız form doldurmakla geçer hale geldi.

Bu ilgi çekici çalışma, bürokrasiye duyulan arzunun kaynağını araştırıyor ve bunların biz farkına varmadan hayatımızı dört bir taraftan nasıl kuşattığını, güncel örneklerle ortaya koyuyor.

David Graeber ayrıca, teknolojinin aslında ne büyük bir yanılsamaya sebep olduğunu, ayrıca nasıl muazzam bir aptallaştırma potansiyeline sahip olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: David Graeber – Kuralların Ütopyası, çeviren: Muammer Pehlivan, Everest Yayınları

Lawrence M. Principe – Simyanın Sırları (2020)

Simya, simya kuramları ve uygulamaları üzerine derinlemesine bir inceleme arayanlar, bu kitabı kaçırmasın.

Lawrence M. Principe, simyanın ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda simya konusundaki görüşümüzü romantikleştiren, yanlış yönlendiren ya da bulandıran pek çok anlayışı ve yaklaşımı da düzeltiyor.

Kitabın bir diğer katkısı da, simyanın teknolojinin, bilimin ve bizim dünyayı anlayışımızın evriminde nasıl önemli bir rol oynadığını gözler önüne sermesi.

Geçmişi yüzyıllara dayanan bir geleneğin kalbindeki tarihsel fikirler, uygulamalar ve kişilikler hakkında sağlam bir kaynak.

  • Künye: Lawrence M. Principe – Simyanın Sırları, çeviren: Umut Hoşafçı, Altıkırkbeş Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2020