Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma (2021)

Bugün, dünyada pek çok insanın temel kaygısı, baskıların ortadan kaldırılabilmesini ve herkesin kendini ifade etme hakkına kavuşabilmesini mümkün kılabilmek.

İnsanların özgürlük ve güçlenmeye ilişkin taleplerinin yanı sıra farklı nüfus grupları arasında daha eşitlikçi sosyal ilişkiler yaratılmasına ilişkin istekler, ulus devletin baskın yurttaşlık ve katılım tanımları ile yine ulus devletin bir parçası olan refah ve sivil toplum tanımlarına da meydan okuyor.

Bu meydan okuma da, içinde sosyal çalışmanın da bulunduğu bakım odaklı mesleklerin hem kuramsal temelleri hem de uygulamaları üzerinde büyük etkiler yaratıyor.

İşte Dominelli’nin çalışması da, uygulayıcıların, yaşam deneyimleri baskıcı güç ilişkileri tarafından şekillenmiş müracaatçılara daha uygun hizmetler sunabilmelerine yardımcı olmayı hedeflemesiyle önemli.

Kitabın odak noktası, yaşamlarının her günü karşılarına çıkan ve onları kendi yaratıcı potansiyellerinin farkında olmaktan mahrum bırakan çeşitli dezavantajlı koşullarla mücadele edenler.

Kitap, sınıf, ırk, toplumsal cinsiyet, yaş, engellilik ya da cinsel yönelim gibi her biri farklı toplumsal bölünmelere karşılık gelen ve birbiri üzerine eklenerek farklı sonuçlar doğuran baskı biçimlerine ilişkin eklektik bir yaklaşımın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Dominelli, öncelikle, sosyal çalışmacılardan baskı altında olmanın gerçekliğin yalnızca bir kısmı olduğunu ve hem kendilerinin hem de müracaatçılarının baskı yaratan ilişkilerden azade olmadıklarını anlamalarını talep ediyor.

  • Künye: Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma, çeviren: Özlem Cankurtaran, Nika Yayınevi, inceleme, 288 sayfa, 2021

David Graeber – Tırışkadan İşler (2021)

Dünyaya hiçbir faydaları dokunmadığı gibi, kimileri topluma büyük zararlar veren tırışkadan işler üzerine muazzam bir antropolojik ve siyasi değerlendirme.

Yakın zamanda aramızdan ayrılan büyük antropolog David Graeber, kimseye faydası dokunmayan pek çok işin, kuşaklar boyunca nasıl katlanarak çoğaldığını gözler önüne seriyor.

Graeber, toplumsal yaşamdaki işlerin yarısından fazlasını oluşturan, tamamen anlamsız beş tür iş olduğunu savunuyor.

  • Üstlerine kendilerini önemli hissettirmeye yarayan işler: örneğin resepsiyon görevlileri, idari asistanlar, kapı görevlileri.
  • İşverenleri adına başkalarına zarar vermek veya onları aldatmak için hareket eden işler: örneğin lobiciler, şirket avukatları, tele-pazarlamacılar, halkla ilişkiler uzmanları.
  • Kalıcı olarak düzeltilebilecek sorunları geçici olarak düzelten işler: örneğin çantaları gelmeyen yolcuları sakinleştiren havayolu büro personeli.
  • Yararlı bir şeyin yapılmadığı zamanlarda yapıldığı izlenimini yaratan işler: örneğin anket yöneticileri, kurum içi dergi gazetecileri, kurumsal uyum görevlileri.
  • Çalışanları yöneten veya onlar için fazladan iş yaratan görev yöneticileri: örneğin orta düzey yönetim ve liderlik uzmanları.

Bu tür işlerin büyük ölçüde özel sektörde olduğunu belirten Graeber, ayrıca toplumsal norm işi adeta bir din olarak algıladığı için pek çok çalışanın anlamsız bulsalar da bu işleri yaptıklarını ortaya koyuyor.

Graeber, saçma ve anlamsız işleri yapmanın yarattığı döngüyü “derin psikolojik şiddet” olarak tanımlıyor ve bu durumun kolektif ruhumuzda büyük bir yara izi bıraktığını söylüyor.

  • Künye: David Graeber – Tırışkadan İşler, çeviren: Burak Esen, Everest Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri (2021)

İslam dünyası, modernliği nasıl algıladı?

Cemil Aydın’ın bu önemli çalışması, “İslam dünyası” fikrinin hangi tarihsel ve siyasal çerçevelerde oluşup geliştiği üzerine düşünüyor.

Çalışma özellikle, hem Müslümanların modernlikle inişli çıkışlı serüveninden edindikleri deneyimi, hem de bu deneyimin dünyanın geri kalanının algısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

İslamı, başlı başına bir kültür ve uygarlık geleneği olarak ele alan Aydın, “İslam dünyası” ifadesinin nasıl geliştiğini çok yönlü bir bakışla sorguladığı gibi, bu ifadenin günlük söylemlerde nasıl yer edindiğini de gösteriyor.

  • Künye: Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri: Küresel Bir Entelektüel Tarih Çalışması, çeviren: Hasan Aksakal, Alfa Yayınları, inceleme, 336 sayfa, 2021

Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm (2021)

Edward Said’ten modern Batı metropolleri ile bu metropollerin denizaşırı toprakları arasındaki ilişkilerin biçimlenişi üzerine eşsiz bir analiz.

Said’in kült yapıtı ‘Şarkiyatçılık’ın devamı olarak da okunabilecek ‘Kültür ve Emperyalizm’, Batı edebiyatı ve emperyalizm arasındaki karşılıklı ilişki üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunu yaparken Conrad, Gide, Camus, Chateaubriand, Flaubert, Goethe, Bronte, Kipling ve Orwell gibi Batılı yazarlara ait birçok eseri merkeze alan Said, emperyal kültüre ait anlatıların kodlarını çözümlüyor, aynı zamanda Batılı emperyal güçlerin her zaman mutlaka bir direnişle karşılaştığı olgusunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çalışma aynı zamanda Fanon, C.L.R. James, Yeats, Chinua Achebe ve Salman Rüşdi gibi yazarlardaki “muhalefet” anlatılarının da izini sürüyor.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Kültür ve Emperyalizm’, bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorgulayıp bu ilişkiyi ortaya çıkarmasıyla, diğer yandan da buna maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini incelemesiyle çok önemli.

  • Künye: Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2021

Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk (2021)

Kemalist modernleşmenin dayattığı “tek tip” din anlayışı, halkta nasıl karşılık buldu?

Gökçen Beyinli, tekke ve tarikatları kapatan 677 Sayılı Kanun ile “laik” Türk Devleti’nin İslama dair yasakların işleyiş sürecini ele alıyor.

1925-1965 dönemini merkeze alarak yasakların devlet ve halk arasında nasıl müzakere edildiğini, hurafelere, türbe ziyaretine ve evliya inancına odaklanarak inceliyor.

Yazar bu amaçla, ilk kez gün yüzüne çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü arşivlerine ek olarak Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları, dönemin İslamcı dergileri, Halkevlerinin yayınları, gazeteler ve ilgili aktörlerin anılarını da incelemeye dâhil ediyor.

Kemalist modernleşmenin halkı “medenileştirme” sürecinde cinsiyet, etnik ve dini farklılığa ve bir arada yaşamaya daha fazla imkân tanıyan, bugüne göre daha çeşitli olan dindarlık biçimlerini zayıflattığını savunan Beyinli, sıradan insanların, yani “sair halk”ın da sesine kulak vererek “cahil,” “saf” gibi değersizleştirici söylemler karşısında nasıl direniş taktikleri geliştirdiklerini açığa çıkarıyor.

Kitap mevlit gibi ritüelleri ve kadınların dini alanda ve camilerde istenmeyen varlığı gibi temaları da tartışıyor.

‘İslam ve Sair Halk’, halk, hurafeler ve türbelerin kadınsılaştırılarak değersizleştirmesinin, “tek tip” din anlayışının egemen olmasında ve dini alanın “eril” normlarla inşa edilmesindeki rolünü tartışarak Kemalist modernleşmenin mirasını farklı bir bakışla görmemize olanak tanıyor.

  • Künye: Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk: Laik Türkiye’de Hurafeler, Kadınlar, Türbeler, Kitap Yayınevi, inceleme, 282 sayfa, 2021

Kolektif – Mekânı Düşünmek (2021)

Mekânı mimarlıktan sinemaya, felsefeden politikaya uzanan geniş bir pencereden izleyen çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, mekân nedir ve nasıl üretilir sorusuna ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitapta,

  • Foucault’da iktidarın uzamsal dağılımları ve mekânın etik bağlamı,
  • Mekânın gündelik yaşam içinde kurgulanışı,
  • Özne-mekân etkileşim süreci,
  • Mekânsal rantlaştırma kavramı ve rant rejimi altındaki Türkiye için önemi,
  • Kent deneyimi kavramı açısından mekânsal ayrışma ve farklılaşma,
  • Erkekliklerin ev içi mekân bağlamında analizi,
  • ‘Kış Uykusu’ filmi bağlamında, sinemada karakter-mekân özdeşleşmesi,
  • Samsun liman kentinin eşitsiz gelişimi,
  • Modernleşme bağlamında mekânsal arketiplere örnek olarak Türkiye’nin halk kütüphaneleri,
  • Ve Karaköy örneği bağlamında sokak, mekân ve grafiti ilişkisinin bize neler söyleyebileceği gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: Ali Somel, Asu Beşgen, Berrak Erdal, Ceyhun Gürkan, Deniz Yıldırım, Emre Erol, Erdem Yazar, Evren Haspolat, Ezgi Karmaz, Gülgün Meşe, Güncel Önkal, Hakan Sağlam, Hilal Peker Dural, İshak Memişoğlu, N. Ezgi Zünbüloğlu, Saim Can Beritan, Şeyma Duman ve T. Kerem Koramaz.

  • Künye: Kolektif – Mekânı Düşünmek, derleyen: Deniz Yıldırım, Evren Haspolat, Hakan Sağlam ve Saim Can Beritan, Nika Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2021

Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları (2021)

Çocukluğun mekânı cennettir, keşke hep orada kalsaydık.

Bu kitap ise, coğrafyanın çocukluğu nasıl ele aldığını irdeliyor.

Şimdiye kadar çocukluk tarihi, çocuk kültürü ve çocuk gelişimi konularında önemli çalışmalara imza atmış Bekir Onur, bu sefer de coğrafyanın çocukları nasıl işlediğini, onlara nasıl baktığını irdeliyor.

Coğrafyacılar çocukluğun mekânsal bir olgu olduğunu vurgularlar.

Coğrafyanın çocukluk çalışmaları ev, okul, oyun alanı, mahalle, kent, ülke ölçeğinde başlar ve oradan iklim değişikliği, savaş, göç, ırk, toplumsal cinsiyet, yoksulluk gibi küresel olgulara kadar uzanır.

Onur da, coğrafyanın çocukluk çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek Türkiye’de bu alanda ilk diyebileceğimiz bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları, İmge Kitabevi, inceleme, 318 sayfa, 2021

Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu (2021)

Günümüzde çalışma, bireysel anlamını ve toplumsal konumunu koruyor mu?

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, sosyal teorilerde işin sonu fikrini kıyasıya tartışıyor ve bizi çalışmanın anlamı ve rolü üzerine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmayı insanın kendini gerçekleştirmesi ve bireysel gelişimini beslemesi gerektiği kabulüyle yola çıkan Selcan Peksan, çalışmanın modern kapitalist toplumlarda ücret karşılığında yapılan bir “iş”e dönüşmesine itiraz ediyor.

Kitapta, çalışmanın antropolojik bir kategori olarak insan doğasına içkin bir faaliyet olup olmadığı, tarihsel süreçte çalışmanın anlamına ilişkin temel kırılma noktalarının hangileri olduğu, işi insan hayatının merkezine yerleştiren gelişmelerin neler olduğu, sosyal teorilerde çalışmaya yönelik eleştirilerin odak noktalarının neler olduğu ve işin ortadan kalktığı bir toplum tahayyülünün insanlığın geleceği için anlamlı bir yol sunup sunmadığı tartışılıyor.

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, emek konusuna ilgi duyan tüm okurların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu, İmge Kitabevi, inceleme, 358 sayfa, 2021

Kolektif – Black Mirror (2021)

Dünya çapında yankı uyandıran Black Mirror dizisi, geleceği konu alırken aslında bugünün endişelerinden besleniyordu.

Bu güzel derleme de, ünlü diziyi farklı açılardan okuyor.

Kitapta, bu diziden hareketle teknolojinin nelere olanak tanıdığı ve nelere engel oluşturduğu, geleceğimizi nasıl etkileyeceği ve dizideki gelecek kurgularının bize neler söyleyebileceği gibi konular irdeleniyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler de şöyle: Birsen Çeken, Emine Kılıçaslan, Emrah Özdemir, Emre Aşılıoğlu, Gonca Küçük, Hande Kozok, İsmail Uğur Aksoy, Kansu Özden, Kübra Çiçekli, Mehmet Işık, Mehmet Kayın, Naci Akdemir, Serhat Madsar, Serkan Yenal, Sezer Ahmet Kına ve Şefik Özcan.

  • Künye: Kolektif – Black Mirror: Aynadan Yansıyanlar, editör: Sezer Ahmet Kına ve Emre Aşılıoğlu, Nika Yayınevi, inceleme, 296 sayfa, 2021

Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline (2021)

İster bir apartmanda yaşayalım, ister dağ evinde, farkında olarak veya olmayarak aslında bir dünya inşa ederiz.

Seyhan Kurt da bu güzel çalışmasında, evin edebiyattaki yansımalarından da yola çıkarak evin barınaktan neden çok daha fazlası anlamına geldiğini ortaya koyuyor.

‘Haneden Ev Haline’, “geleneksel Türk evi” denen imgenin sabit bir mimari form olmadığını, gündelik hayat pratiğiyle iç içe geçerek sürekli ve sürekli dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Evimizde mutfak, oturma odası, yahut balkonu nasıl kullanırız?

İşte Seyhan Kurt, evin ve işlevlerinin tarihsel değişimini çok yönlü bir bakışla izleyerek ev yaşamının bizim yapıp etme biçimimizle olan sıkı ilişkisini irdeliyor.

Geleneksel ev halinde mimari, tarih ve gündelik pratikler, mutfak odasının ve oturma odasının bizde neden çok önemli olduğu, evin bir anlamda kamusal alana dönüştüğü düğün ve cenaze gelenekleri, ev düzeninde “iktisat yapma” stratejileri, kentsel yaşamın evlerimize yansıma biçimleri ve daha fazlası ‘Haneden Ev Haline’de…

  • Künye: Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline: “Türk Evi”nde Mimari, Düzenleme, Pratik, İletişim Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2021