Dawn Field ve Neil Davies – Biyokod (2021)

Dünyanın biyokodunu keşfedeceğimiz olağanüstü bir eşikteyiz.

Çünkü genombilim çağı olarak adlandırılan bu dönemde, DNA dizileme hız kazanıp ucuzladı.

Bu sayede gitgide daha fazla insan kendi genomunu, hatta evcil hayvanının genomuna diziletme imkânına kavuştu.

Sırada da, genetik yapımızın özellikleri ve hastalıklara yatkınlığını öğrenmek gibi daha zorlu bir yol var.

İşte Dawn Field ve Neil Davies de, genomlar hakkındaki son araştırmalardan yola çıkarak okurunu aydınlatıyor.

Kitap, sırf bir organizmanın ya da organizma grubunun genomlarını değil, büyük ekosistemlerin ve bölgelerin genomlarını, genom havuzlarını ve nihayetinde bütün gezegenin biyokodunu karşılaştırarak incelemesiyle büyük önem arz ediyor.

Genombilimdeki en son gelişmeleri anlatan iyi bir rehber kitap arayanlar muhakkak edinmeli.

  • Künye: Dawn Field ve Neil Davies – Biyokod: Genombilimin Yeni Çağı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, bilim, 238 sayfa, 2021

Amir D. Aczel – Sıfır (2020)

Bugün kullandığımız Hint-Avrupa rakamları nereden geldi?

Amir Aczel, matematik tarihinde “sıfır”ın kaynağını keşfe çıkarak bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Hayatı boyunca sayılara takıntılı bir şekilde ilgi duymuş Aczel, hem tozlu arşivlerde gizlenen metinleri tarayarak hem de sözde akademisyenlerin sayıların ortaya çıkışı konusundaki iddialarını karşılaştırarak antik dünyanın bir resmini çiziyor.

Bu yolculukta Hindistan’a, Tayland’a, Laos’a, Veitnam’a ve oradan da Kamboçya’nın derinliklerine uzanıyoruz.

Kamboçya’da yedinci yüzyılda inşa edilmiş bir tapınağın aşınmış duvarında en eski “sıfır”ı, yani sayı sistemimizin kilit taşını keşfeden Aczel’in “sıfır”ın kaynağına yönelik arayışı, bize matematik ve felsefe tarihine ilişkin derin düşüncelerle dolu bu kitabı armağan etmiş.

  • Künye: Amir D. Aczel – Sıfır: Sayıların Kökenine Yolculuk, çeviren: Zeynep Alpar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, bilim, 210 sayfa, 2020

Ethem Alpaydın – Yapay Öğrenme (2020)

 

Yapay öğrenme, son yılların en heyecan verici, en çığır açıcı keşiflerindendir.

Ethem Alpaydın da, yüz tanımadan şoförsüz arabalara, konuşma tanımadan otomatik çeviriye, yapay öğrenme hakkında bilinmesi gereken her şeyi açıklıyor.

Yapay öğrenmenin temellerini daha iyi kavramak açısından muhakkak okunması gereken çalışma, yapay öğrenmenin kullanımları ve sınırlarına ilişkin bizi aydınlatıyor.

Bilgisayar biliminin evrimi, derin sinir ağları, yapay zekâ, veri mahremiyeti ve veri güvenliğinin etik boyutları da, kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Ethem Alpaydın – Yapay Öğrenme: Yeni Yapay Zekâ, çeviren: Aylin Ağar, Tellekt Kitap, bilim, 152 sayfa, 2020

Friedemann Shrenk – İnsanlığın Erken Dönemi (2021)

Son yıllardaki fosil bulgular, insanlığın ilk dönemine ait ön insan türlerinde büyük bir coğrafi çeşitlilik olduğunu ortaya koydu.

Özellikle de paleoekoloji alanındaki veri tabanının oldukça genişlemesi sayesinde, ekolojik değişimler ve Afrika’daki insan oluşumunun belirleyici evreleri arasındaki ilişki netleşti.

İşte söz konusu bulgulardan yola çıkan bu önemli çalışma da, insansı maymunlara ve insanların atalarına, dik yürüyüşün oluşumuna, Afrika’daki ilk yayılımlarına, modern insanlığın kökeni ve kültürün başlangıcına yönelik usta işi bir araştırma.

Afrika’da tarih öncesi insan ve ilk insanların kalıntıları üzerinde saha araştırmaları yapan en önemli bilim insanlarından biri kabul edilen Friedemann Shrenk, hem modern paleoantropolojinin nerede ve nasıl çalıştığını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor hem de insanlığın biyokültürel evrimine yönelik hipotezlerin nasıl geliştirildiğini ve bu hipotezlerin nasıl test edilebileceğini gösteriyor.

Kitapta, paleoantropolojik bilginin imkânları ve zorlukları, hominilerin kökenleri, Afrika’daki ön-insan ve ilk insanlar, erken insanların dünyayı fethi ve modern insanın ataları ve akrabalıkları gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Friedemann Shrenk – İnsanlığın Erken Dönemi: Homo Sapiens’e Doğru, çeviren: Özlem Gerguş, Runik Kitap, bilim, 118 sayfa, 2021

Türker Kılıç – Yeni Bilim (2021)

“Beyin nasıl gerçekliği zihin dediğimiz yapıyı oluşturacak şekilde modeller?”

Beyin cerrahı ve nörobilimci Türker Kılıç,  beyni ve onu üreten gerçekliği irdeleyerek beynin nasıl düşünce ürettiğini ortaya koyuyor.

Kılıç’ın burada tanımladığı şekliyle “bağlantısallık” ve “yaşamdaşlık” kavramlarından ilki, bilimin evrene, doğaya ve insana yeni bir bakışla yaklaşımını ifade ediyor.

“Yaşamdaşlık” ise, kendisini soyut, kendi başına bir dünyadan ibaret olarak tanımlayan insanın karşısına ortaklaşa ve paylaşıma yönelik olanı çıkarıyor.

Zira Kılıç’ın ifade ettiği yeni bilime göre, en yetkin bilgi işleme sistemi insan beyni değil yaşamın kendisidir ve biyolojik, fiziksel her varlık muazzam bir bağlantısallık içinde var olmaktadır.

Kılıç’a göre, diğer bilim alanlarıyla olan ufuk açıcı ve birbirini tamamlayıcı ortaklıklar, başta yapay zekâ, genetik-epigenetik, kaotik sistemlerin fiziği ve matematiği, anjiojenez –yeni damar yapımı– gibi fizyolojik süreçler, onkojenez –kanser oluşumunun biyolojik ağı– gibi patolojik süreçler, toplumsal ağların yapılanması gibi sosyolojik yapılanmalardır.

Kitap, tam da her biri ayrı uzmanlıklara sahip olan çeşitli bilim alanlarının aslında birbirini nasıl tamamladığını ve beslediğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Türker Kılıç – Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık (“Beyin Nedir”den, “Yaşam Nedir”e Bir Bilim Serüveni), Ayrıntı Yayınları, bilim, 192 sayfa, 2021

Jean-Baptiste de Panafieu – Homo Sapiens (2021)

Homo sapiens’e gelene kadar, dünya pek çok insansı (homonin) ve insan (homo) türüne beşiklik etti.

Yani dünyamız, tek bir insan türünden fazlasına sahne oldu.

Hem de defalarca.

Biyolog ve okyanus bilimci Jean Baptiste de Panafieu, evrimin bu zengin macerasını çarpıcı bir şekilde resmediyor.

Son bulgulardan yola çıkan Panafieu, alet yapan ve sosyal organizasyona sahip olan ilk insan türü olmadığımızı, başka insan türlerinin bizden çok önce Afrika’dan çıkıp dünyanın pek çok yerine dağıldığını gözler önüne seriyor.

Kitap, kim olduğumuzu ve türümüzün muazzam çeşitliliğini daha iyi anlamak çok iyi fırsat.

  • Künye: Jean-Baptiste de Panafieu – Homo Sapiens: İnsanın Evrimi, çeviren: Nıvart Taşçı, Bgst Yayınları, bilim, 180 sayfa, 2021

Albert Einstein – Fikirler ve Görüşler (2021)

Albert Einstein, büyük bir bilim insanı olmasının yanı sıra, siyasi ve toplumsal konularla da yakından ilgiliydi.

Einstein’ın toplum, din ile bilim, fizik, siyaset, Yahudi sorunu, Almanya ve faşizm gibi konulara odaklandığı bu kitabı, kendisinin yazılarının en kapsamlı derlemesi.

Kitabın ilk bölümü, Einstein’ın toplum üzerine düşünceleri, din ile bilim karşılaştırmaları, Amerika incelemeleri ve bazı popüler fizik konuşmalarını barındırıyor.

İkinci bölüm, daha politik yazılardan oluşuyor.

Burada silahsızlanma sorunu, üretim ilişkileri, barış ve sosyalizm üzerine görüşleri yer alıyor.

Üçüncü bölümde Yahudi sorunu, dördüncü bölümde de Almanya ve faşizm üzerine yazılar bulunuyor.

Kitabın en dikkat çekici bölümü olan beşinci bölümünde ise, Türkçe hiçbir kaynakta yer almayan bilim yazılarından oluşuyor ve Einstein’ın bilim felsefesinin geniş bir özetini içeriyor.

Einstein bu bölümde kuramsal fiziğin temellerinden göreliliğe, kuantum kuramı hakkındaki çekincelerinden genel kütleçekim kuramına kadar en önemli fizik problemlerini masaya yatırıyor.

  • Künye: Albert Einstein – Fikirler ve Görüşler, çeviren: Aynur Özcan Gümüş, Alfa Yayınları, bilim, 376 sayfa, 2021

Marcus Chown – Bilimin Sihirbazları (2021)

Bize varlığından haberdar dahi olmadığımız dünyaların kapılarını açmış büyük bilimsel keşifler üzerine çok iyi bir kitap.

Marcus Chown, Einstein’ın dördüncü boyut kuramından Pauli’nin nötrinoları öngörmesine kadar pek çok ilgi çekici konuyu aydınlatıyor.

Kitapta, matematiği kullanarak, daha önce bilinmeyen gezegenlerden, görünmez kuvvet çizgilerine, varlıklarından habersiz olduğumuz atom altı parçacıklardan, hatta karşı-parçacıklardan uzayzamandaki dalgalanmalara kadar önceden farkında olmadığımız pek çok gizemi aydınlatan bilim sihirbazlarının çalışmaları ustaca özetleniyor.

Kitapta açıklanan kimi konular şöyle:

  • Urbain Le Verrier’nin bilinmeyen bir gezegenin varlığını öngörüşü,
  • Maxwell’in ışığın bir elektrik ve manyetizma dalgası olduğu şeklindeki çarpıcı farkındalığa ulaşması,
  • İngiliz fizikçi Paul Dirac’ın o güne dek varlığına dair bir şüphenin bile olmadığı “karşı-madde” evrenini ortaya çıkarması,
  • Einstein’ın ışığın parçacıklardan oluştuğunu ispatlamakla kalmayıp, zamanın dördüncü boyut olduğunu göstererek uzayzaman kavramını ve genel kütleçekim kuramını bize kazandırışı,
  • Wolfgang Pauli’nin varlığı yıllar sonra kanıtlanacak nötrinoları öngörüşü,
  • Robert Brout, François Englert ve Higgs’in, bütün evreni kaplayan bir alan olması gerektiğini öne sürdükleri tezlerinin 50 yıl sonra kanıtlanabilmesi…

Kitapta bu ve bunun gibi, bilimin merkezindeki sihri gözler önüne seren onlarca insanın öyküleri ve bilimsel başarıları yer alıyor.

  • Künye: Marcus Chown – Bilimin Sihirbazları: Dâhiler ve Bilimin Merkezindeki Mucize, çeviren: Ozan Karakaş, Alfa Yayınları, bilim, 285 sayfa, 2021

Frans de Waal – Mama’nın Son Sarılışı (2019)

Şempanzeler sevimli, şefkatli ve anlayışlı hayvanlardır, fakat düşünebildiğimizden daha fazla bize benzerler.

Kırk yıldan uzun süredir hayvanların duygu ve davranışları üzerine çalışan Frans de Waal de bu çarpıcı çalışmasında, insanların sevme, nefret etme, korkma, utanma, suçluluk duyma, neşelenme, iğrenme ve empati kurma becerilerinin şempanzelerdekilerle ne denli benzer olduğunu ortaya koyuyor.

Kitap, biyolog Jan von Huff ile derin bağlar kurmuş bir şempanzenin, Mama’nın ölümünün ortaya koyduklarıyla başlıyor.

Mama, ölmek üzereyken Van Huff gece vakti son bir sarılma için onu ziyaret etti.

Bu olay filme alınmıştı ve bilindiği gibi tüm dünyada bu veda vakti büyük yankı yarattı.

Bu kayıt sayesinde, Mama’nın genellikle insanlara özgü olduğu düşünülen ancak bütün primatlar için ortak bir davranış olan kocaman bir gülümsemeyle güven verişine, profesörün sırtını okşayıp onu kucaklamasına yakından tanık olmuştuk.

Waal tam da bu kayıttan yola çıkarak hayvan ve insan duygularının büyüleyici dünyasını keşfe koyuluyor ve insan politikalarının ardındaki duyguları, özgür iradeyi, hayvan sezgilerini tartışıyor.

‘Mama’nın Son Sarılışı’, insan duygu ve davranışlarının evrimsel köklerini tartışmaya açmak açısından çok önemli bir yapıt.

Çalışmanın, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan PEN Amerika Bilim Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Frans de Waal – Mama’nın Son Sarılışı: İnsan ve Hayvan Duyguları, çeviren: Gülsün Arıkan, Sander Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2019

Nicholas P. Money – Bencil Maymun (2021)

İnsan, kibrinde boğulacak.

Nicholas P. Money, 100.000 yıldır etrafta kasıla kasıla yürüyen homo sapiens efsanesini baş aşağı ediyor.

Kitabını, modern insana seslendiği bir manifesto olarak tasarlayan Money, insanın korkutucu doğasını ve insana özgü gösterişin bizi nasıl bir felaketin kıyısına getirdiğini ortaya koyuyor.

Homo sapiens’in bugün yerini Homo narcissus’a terk ettiğini belirten yazar, ben hissini veren şeyin “biz” olduğu unutuldukça Bencil Maymun’un kurtuluş umudunu yitirdiğini söylüyor.

İnsanın kötülükleriyle lafı dolandırmadan hesaplaşan Money’e göre, ancak ve ancak doğanın geri kalanına karşı nazik davranırsak bir kurtuluş ümidimiz olabilir.

  • Künye: Nicholas P. Money – Bencil Maymun: İnsan Doğası ve Yokoluşa Giden Yolumuz, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 128 sayfa, 2021