Peter Phillips – Dev Şirketler (2022)

‘Dev Şirketler’, dünyanın en güçlü devletlerine kafa tutan küresel güç elitleri hakkında uyarı niteliğinde bir rehber.

Peter Phillips, Coca Cola, LinkedIn, Facebook ve Apple gibi büyük şirketlerin arkasındaki 389 kişinin kaydını sunuyor.

‘Dev Şirketler’, global zenginliği kontrol etmek, korumak ve sermayenin sürekli büyümesini sağlamak için aynı eğitimi almış zengin insanların kurduğu bir hükümetlerötesi ağ olarak işlev görüyor.

Hükümet yetkililerinin denetimindeki uluslararası kurumları; Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, G7, G20 ve benzer birçok başka kurumu etkiliyor ve kullanıyor, medya tekelleriyle beraber kitleleri yönlendiriyorlar.

Bu kitapta Coca Cola’dan Nestle’ye, Linkedln’den Facebook’a, BP’den Apple’a kadar birçok markanın küresel sermayedeki sürekli artışını idare eden ve koruyan 389 kişinin kaydı veriliyor.

Bununla beraber, sistemsel değişimin ve zenginliğin yeniden bölüştürülmesinin önemini anlatma yönünde bir gayretin sonucu ve ürünüdür ‘Dev Şirketler’.

  • Künye: Peter Phillips – Dev Şirketler: Küresel Güç Elitleri, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, ekonomi, 416 sayfa, 2022

Charles Eisenstein – Kutsal Ekonomi (2022)

Her şeyin kaçınılmaz bir şekilde parayla alınıp satıldığı bir dünyada yaşamayı istiyor muyuz gerçekten?

Charles Eisenstein, modern ekonomik sistemin içinde bulunduğu krizi aşmak için insancıl bir çıkış kapısını nasıl inşa edebileceğimizi tartışıyor.

“Diyelim ki şirin bir tarladan bir kasa dolusu çilek topladınız. Harika görünseler de neticede çilek bu, bekledikçe bozulur, çürür. Bu çilekleri ne yaparsınız? Yiyebileceğiniz kadarını yiyip kalanının çürümesini mi beklersiniz, yoksa onları başkalarıyla mı paylaşırsınız? İkinci seçeneğe daha yakın olduğunuza eminiz.

Aynı koşulu yeryüzündeki tüm paralara uyarlayalım. 1.000 liranız var. Ama bekledikçe bozuluyor, çürüyor. Öbür aya 900 lira oluyor. Bu biraz tanıdık gelebilir, ama unutmayın: Artık herkesin parası böyle. Paranızı stabil bir kura çevirip değerini koruma imkanınız kalmadı. Bu durumda ne yaparsınız? İhtiyacınız kadarını harcayıp kalanının gitgide erimesini mi beklersiniz, yoksa onu da, tıpkı çilekleriniz gibi, başkalarıyla mı paylaşırsınız?”

Eisenstein’ın arzuladığı dünya, işte böyle bir dünya.

Paranın doğası gereği herkesin “elinin kiri” olduğu, cömertliğin, armağanın dünyası.

‘Kutsal Ekonomi’de öngörülen hedef, ekonomiyi dünyeviliğinden kurtarıp ona kutsal bir kimlik kazandırmak.

Emekten içme suyuna, yavru kedilerden evde yaptığınız bir fıstık ezmesine kadar her şeyin kaçınılmaz bir şekilde parayla alınıp satıldığı bir dünyada yaşamayı istiyor muyuz gerçekten?

Para, bir kasa çileğin aksine kenarda durdukça değerlenen bir şey oldukça aksi pek mümkün görünmüyor.

Yalnızca bir değiş tokuş aracı olarak hayatımıza giren bu kullanışlı araç, bugün geldiğimiz noktada toplulukların ve manevi bağların altını oyan; yabancılaşma, rekabet, bencillik ve kıtlıktan başka bir şey vadetmeyen bir hastalığa dönüştü.

Sermayenin domuz kumbarası her geçen gün şişerken, birikimi olmayanlar sürekli olarak daha çok çabalamak, dünden daha fazla kazanmak zorunda.

‘Kutsal Ekonomi’, hırıltılı soluğunu gitgide artan bir şiddetle ensemizde hissettiğimiz modern ekonomik sistemin krizi için herkese hitap eden, hassas, anlaşılır ve en önemlisi insancıl bir çıkış kapısı.

  • Künye: Charles Eisenstein – Kutsal Ekonomi: Dönüşüm Çağında Para, Armağan ve Toplum, çeviren: Sinem Gül, Okuyan Us Yayınları, iktisat, 348 sayfa, 2022

Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün (2021)

2008 finansal krizi, neoliberal kapitalizmin iflasını kanıtladı.

Sosyolog Manuel Castells de, tüm ekonomilerin kültürel biçimler olduğu gerçeğinden hareketle, paylaşım ve dayanışmaya dayalı alternatif bir ekonomiyi örgütlemenin imkânları üzerine düşünüyor.

Dünya ekonomisi 2008 finansal kriziyle birlikte bir çöküşün eşiğine gelmişti.

Aradan geçen sürede merkez bankalarının ve hükümetlerin milyarlarca dolarlık müdahaleleriyle çöküş engellense de dünya ekonomisinin büyüme oranları düşük seyretmeye, istihdam yaratma kapasitesi daralmaya ve eşitsizlikler artmaya devam etti.

Bu arada da kapitalizmden başka bir ekonominin mümkün olup olmadığına dair tartışmalar da yaygınlaşmaya başladı.

Bu bağlamda dünyaca ünlü sosyolog Manuel Castells’in bir grup araştırmacı ile birlikte yaptığı çalışmaları derlediği bu kitapta sunulan teorik argümanlarla istatistiki bulgular ve vaka çalışmaları, okuru bir yandan bugünkü sistemin arızaları üzerine düşünmeye bir yandan başka bir ekonomiye dair hayaller kurmaya kışkırtıyor.

  • Çevresel felaketlere yol açan ekonomik büyümenin olmadığı bir sistem tahayyül edebilir miyiz?
  • Piyasaların dışında süregiden armağan ekonomilerinden, bakım emeğinden neler öğrenebiliriz?
  • Blockchain bize ne vaat ediyor?
  • Bitcoin gerçekten geleceğin parası olabilir mi?
  • Finansal hizmetleri bankalar dışında organize edebilir miyiz?
  • Kapitalizmin içerisinde filizlenen alternatif ekonomi pratikleri kalıcı olabilir mi?
  • Yavaş Kent hareketlerinin dirençliliği geleceğe yönelik neler anlatıyor?

Bu ve bunun gibi önemli soruları tartışan çalışma, sosyoloji, ekonomi ve genel anlamda sosyal bilimler alanlarındaki öğrencilere, bilim insanlarına ve toplumların ve ekonomilerin günümüzde nasıl değiştiğini kavramak isteyen her okura hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün: Ekonomik Sistem Alternatiflerine Dair Tartışmalar, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2021

Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri (2020)

Kapitalizm, ürettiklerimize değer biçmez, onları gasp eder.

Kapitalist bir dünyada değerin gerçek anlamına ilişkin kavrayışımızı yitirmişizdir ve o nedenle de gerçek üreticiler ve onların ürettiklerinin değerini belirleyemiyoruz.

Bu işi, bizim yerimize kapitalizm üstlenir.

Peki, modern kapitalizmde, değer yaratma nasıl işler ve daha da önemlisi bu akıl ve vicdan dışı değer biçmeye nasıl bir alternatif getirebiliriz?

Değer kavramını çok yönlü bir bakışla tartışmaya açan Mariana Mazzucato, kapitalizmde esas hedefin üretmek değil, üretilen değere el koymak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Finanstan büyük ilaç sanayisine ve enformasyon teknolojisine kadar uzanan yazar, bir zamanlar ekonomik düşüncenin ana payandası olan değer kavramının anlamının ve taşıdığı önemin yerinde yeller estiğini gösteriyor.

“Asıl zenginlik nereden kaynaklanıyor?” sorusunun yanıtını arayan Mazzucato, değeri hangi etkinliklerin yarattığını, hangilerinin gasp edildiğini ve hangilerinin tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre, bu sorulara yanıt vermemiz büyük önem taşıyor.

Zira mevcut asalak sistemin yerine sürdürülebilir, ortaklaşa yaşamaya müsait bir sistem getirmenin tek yolu, bu sorulara verdiğimiz cevaplardır.

‘Her Şeyin Değeri’, bizi nasıl bir dünyada yaşamaya karar vermemiz gerektiği üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2020

Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi (2020)

On beşinci yüzyılda ve on altıncı yüzyılın başlarında Asya, dünya ekonomisinin merkeziydi.

Çin ve Hindistan en büyük ekonomik güçlerdi.

Peki, nasıl oldu da Avrupa, öncü iktisadi güç haline geldi?

Marburg Philipps Üniversitesinde ekonomi ve toplumsal tarih profesörü olan Christian Kleinschmidt, Avrupa’nın bu beklenmedik yükselişinin altındaki dinamikleri irdeliyor.

Kleinschmidt, modern dönem ekonomi tarihinin en belirleyici gelişmesi olan bu durumu izlerken, Modern Çağ’ın nüfusu, mal akışı, ticaret yolları, fikir ve dünya görüşleri, teknolojisi, bilimsel anlayışı ve siyasetinde yaşanan muazzam dönüşümleri de aydınlatıyor.

Kitap, 1500-1850 “Avrupa mucizesi”ne vesile olan yeni icatlar ve yeni kurumları irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda bu gelişmede büyük payı olan sınırsız şiddeti, acımasız baskıları ve sömürge yayılmacılığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi: 1500-1850 Arasında Dünya Ekonomisi, çeviren: Edip Sönmez, Runik Kitap, tarih, 116 sayfa, 2020

Nurhan Yentürk – İklim Pahası (2020)

Türkiye yüz yüze olduğu çevre sorunları ve iklim değişikliği ile ilgili uluslararası anlaşmalardaki taahhütleri yerine getirmeyi kabul etmiştir.

Fakat bunun için gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri, ürettiği stratejik dokümanlar ve eylem planlarında yer alan hedeflere ve taahhütlere ulaşmak için ne kadar kamu kaynağı ayırdığı sorusunun cevabını inceleyen hiçbir çalışma bulunmuyor.

İşte Nurhan Yentürk’ün muazzam emeğinin ürünü olan bu kitap, söz konusu boşluğu dolduruyor.

Yentürk burada, kamu mali sisteminde harcamaların sınıflandırılmasında yer alan “çevre koruma” harcamalarına, bu harcamaların içinde eksik olan iklim değişikliği ile mücadele için gerekli olarak yapılan azaltım ve uyum harcamalarını da katarak, kapsamlı bir Çevre Koruma ve İklim Değişikliği (ÇKİD) Harcama tanımı yapıyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek, bu harcamaların tümünü ilgili kamu kurumlarının harcamaları içinden ayrıştırmak, hesaplamak, izlemek ve izlemenin önümüzdeki yıllarda devam edebilmesi için göstergeler de oluşturuyor.

Açık kaynak olarak yayımlanmış kitaba, şu linkten ulaşılabilir: https://bit.ly/2ZLKPQC

  • Künye: Nurhan Yentürk – İklim Pahası: Çevre Koruma ve İklim Değişikliği ile Mücadelede Kamu Harcamaları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomi, 237 sayfa, 2020

Metin Aydoğan – Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma (2010)

Metin Aydoğan, ‘Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma’ adlı elimizdeki kitabında, 1999-2002 arasındaki üç yıllık dönemde yaşanan ekonomik darboğazı ve bunun topluma ve siyasete yansımalarını ele alıyor.

Kitap, “Enflasyonu Düşürme Operasyonu” adı verilen 9 Aralık 1999 tarihli IMF programlarından başlayarak, Kasım 2000 ve Şubat 2001 mali bunalımlarını, bu esnada uygulamaya konan kurtarma planlarını, bu programların uygulanış biçimini ve sonuçlarını, siyasî gelişmeler ekseninde ele alıyor.

Ulusal bankacılığın yok edilişi, yanlış tarım politikaları, halka yüklenen vergiler, özelleştirmeler ve KİT satışları, kitapta yer alan ilginç konulardan.

  • Künye: Metin Aydoğan – Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma, Umay Yayınları, ekonomi, 310 sayfa

Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme (2010)

Canan Balkır ‘Uluslararası Ekonomik Bütünleşme’ adlı çalışmasında, konuyu çok yönlü bir bakışla mercek altına alıyor.

Yazar, kitabına, uluslararası ekonomik bütünleşme kavramı, tarihsel gelişim süreci, bölgeselleşme ve küreselleşme ilişkisini değerlendirerek başlıyor.

Balkır devamında, AB örneğinden hareketle, uluslararası ekonomik bütünleşme aşamalarını ele alıyor.

Yazar ayrıca, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması, Doğu ve Güneydoğu Asya Bölgesel Bütünleşme Girişimleri ve Ortadoğu ve Arap Ülkeleri Bölgesel Bütünleşme Girişimleri gibi, uluslararası ekonomik bütünleşme örneklerini de değerlendiriyor.

  • Künye: Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme: Kuram, Politika ve Uygulama, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomi, 568 sayfa

Ömer Faruk Çolak – Şeytanın Oku Dediği Yazılar (2010)

‘Şeytanın Oku Dediği Yazılar’, Ömer Faruk Çolak’ın Dünya gazetesinde yazdığı yazılardan bir seçme.

Kitaptaki yazılar, 2008-2010 aralığında Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin analitik bir eleştirisini barındırıyor.

İşsizliğin nasıl çözüleceği, krizle mücadele programları, sağlıklı iktisat politikalarının üretimi, İran ekonomisinin rejimi zorlayışı, borç sorunu, tüketimi belirleyen faktörler, AB ve Türkiye’de enerji konusunda yaşanan ortak sıkıntılar, krizlerin kadın emeğini nasıl etkilediği ve ABD-Çin döviz kuru tartışmaları, Çolak’ın ele aldığı konulardan birkaçı.

Çolak’ın kitabı, ekonominin ayrıntılarında gizlenen şeytanın izini sürüyor diyebiliriz.

  • Künye: Ömer Faruk Çolak – Şeytanın Oku Dediği Yazılar, Efil Yayınevi, ekonomi, 224 sayfa

İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi (2020)

Bu çalışma, ekonomik gelişmişliğin nedeni ve sonucu olarak coğrafya konusunda Türkçe literatüre muazzam bir katkı.

İçinde yaşadığımız yüzyıl, insanın mekânla olan ilişkisinin köklü bir şekilde değiştiği yeni gelişmelere tanıklık etti.

Ekonomik coğrafya, tam da bu dönüşümün beraberinde getirdiklerini konu edinir.

Başka bir ifadeyle, bugün mekân ve ekonomik süreçler arasındaki karşılıklı bağıntının artmış olması, iktisatta da mekânsal dönüşüme kaynaklık etti.

Bu nedenle coğrafya ve iktisat disiplinleri, tematik ve teorik açıdan daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaşmış durumda.

İşte İrfan Kaygalak’ın alan açısından büyük önem arz eden çalışması, mekânın ve ekonomik faaliyetlerin birbiriyle olan ilişkisini konu edinen bir disiplinin, ekonomik coğrafyanın, mekân ve ekonomi ilişkisine dair sunduğu açıklayıcı çerçevenin gelişimini ortaya koyuyor.

Kaygalak, ekonomik coğrafyanın epistemolojik ve metodolojik açıdan geçirdiği dönüşümü çok yönlü bir bakışla inceliyor, disiplinde farklı zamanlarda hâkim olan yaklaşımların ve paradigmaların mantığını ve bunların arkasındaki nedenleri ortaya koyuyor.

Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, mekân nosyonuna ilişkin ontolojik ve epistemolojik tartışmaların değerlendirmesi sunuluyor.

İkinci bölümde, Anglo-Amerikan ve Batı Avrupa’daki ekonomik coğrafyanın gelişim tarihi değerlendiriliyor.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, ekonomik coğrafyada kültürel dönüş ile temsil edilen yeni yaklaşımların değerlendirilmesi sunuluyor.

Beşinci ve son bölümde ise, coğrafya ve iktisat disiplinleri arasındaki yakınlaşma üzerinde duruluyor, iktisat teorisi içinde mekânın yeniden dâhil edilmesini temsil eden “yeni ekonomik coğrafya” teorisi tartışılıyor.

  • Künye: İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi: Ekonomik Coğrafyada Yeni Yaklaşımlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomik coğrafya, 300 sayfa, 2020