Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu (2022)

‘Kavramların Yolculuğu’, bizde pek yapılmayan kavram tarihi araştırmalarına yetkin örneklerden biri olarak okunmalı.

Elif Daldeniz-Baysan, Türkiye’de kültürel değişimi yansıtan kimi kavramları analiz ediyor.

Kavram araştırmaları özellikle sosyal bilimlerin, tarihin, etimolojinin alanına giren pek çok çalışmada geçmişe dönük incelemelerin bir parçasıdır.

Bu kitaptaki incelemelere kuramsal temel sağlayan kavram tarihi ise ayrı bir çalışma alanı ve yaklaşımı özelliği taşıyor.

Alanın öncüsü Reinhart Koselleck tarihsel olgulara kavramlar penceresinden bakmaya çağıran bir üst bakış getiriyor.

Elif Daldeniz-Baysan’ın ––bir bölümü Nihal Ekin Erkan’la ortak çalışmanın ürünü olan–– incelemelerini bir araya getiren bu seçki, Türkiye’de sınırlı ölçüde ilgi odağı olan kavram tarihi araştırmaları içinde özel bir yerde duruyor.

Kavram tarihi yöntemini çeviri(bilim) perspektifiyle ele alan bu yazılar, Türkiye’deki kültürel değişimi yansıtan belli bazı kavramların izini sürüyor.

Diller ve kültürler arasında kavramlara ilişkin aktarım sorunsalının temel izlek olarak tekrarlandığı çalışmalarda; kültür ve millet kavramlarının Osmanlı / Türk düşünce coğrafyasına aktarılışı, patent metinlerinin çevirisi, şehircilik kavramlarının uluslararası düzlemden yerel politikalara girişi gibi konulara uzanılıyor.

Bu çalışmalar düşünce dünyamıza genel anlamda katkıda bulunmanın yanı sıra, çeviri ve dil alanına özel bir araştırma perspektifi de sunuyor.

  • Künye: Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu: Çeviribilimsel Perspektiften Bir Bakış, Metis Yayınları, dilbilim, 200 sayfa, 2022

Steven Roger Fischer – Yazının Tarihi (2022)

Yazma eylemi, yazı sistemleri ve alfabelerin tarihsel gelişim süreçlerinin belli başlı uğrakları hakkında harika bir inceleme.

Dünyanın başlıca yazı sistemleri ve alfabelerinin kökenleri, biçimleri, işlevleri ve kronolojik değişimleri üzerine kapsamlı bir çalışma olan bu kitap, Steven Roger Fischer’ın on sekiz yılı antik yazıya ve eski yazıtların deşifre edilmesine adanmış kırk yıla yaklaşan filoloji ve dilbilim kariyerinin bir meyvesi.

Yazma eylemi, insan konuşmasını yeniden üretmek için biçimlendirilmiş bir icat ancak kusurlu bir araçtır ve bu yüzden de yazı sistemleri ve alfabeler ilettikleri dile göre daha yavaş bir şekilde de olsa sürekli değişim halindedir.

Fischer bu tarihsel gelişim süreçlerinin belli başlı uğraklarına ışık tutarken bir yandan da Mezopotamya’dan Yunanistan’a ve Çin’e kadar dünyada en yaygın biçimde kullanılmış yazı sistemlerini derinlemesine ele alıyor.

Yazı sistemlerinin tarihsel gelişimi doğal bir evrim olmamakla birlikte, bir zamanlar yalnızca birkaç bin kişinin uzmanlaştığı yazma faaliyetinin bugün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i tarafından icra edilen bir beceriye dönüştüğü tarihsel bir süreçle karşı karşıyayız.

İşte eldeki çalışma, bu sürecin nasıl geliştiğini kapsamlı şekilde ortaya koymasıyla önemli.

Kitaptan bir alıntı:

“Bir zamanlar kâğıdın parşömenin yerini alması gibi, sayfa inceliğindeki e-mürekkepli plastik ekranlar, artık kolayca erişilebilen kâğıdın yerini günün birinde alabilir. İnsanlık değiştikçe yazma eylemi de değişmekte. Yazma, bu anlamda, insanlık durumunun bir göstergesidir.”

  • Künye: Steven Roger Fischer – Yazının Tarihi, çeviren: A. Handan Konar, İş Kültür Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2022

Louis-Jean Calvet – Akdeniz: Dillerimizin Denizi (2021)

Akdeniz, üç bin yıllık bir insanlık laboratuvarıdır.

Uygarlıkların, kültürlerin ve dillerin doğduğu görkemli bir kaynaktır.

Fransız göstergebilimci ve dilbilimci Louis-Jean Calvet bu ödüllü çalışmasında, kadim Akdeniz’i merkeze alarak dillerin kökenini jeopolitik bir yaklaşımla izliyor.

Fenikece, Aramice, İbranice, Yunanca, Latince, Etrüskçe, Berberice, Arapça, Türkçe, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca…

Tüm bu diller, bize evimiz olan sudan kıta Akdeniz’in tarihini anlatır.

Bu diller, Akdeniz’de birbiri ardına hüküm süren imparatorlukların ve egemenliklerin izlerini taşımanın yanı sıra insanlar arasında yayılan ticaretle, besinlerle ve fikirlerle bölgeyi homojen bir bütün yapmıştır.

‘Akdeniz: Dillerimizin Denizi Akdeniz’, kelimelerin ve toplumsal hafızanın, alfabenin ve keşiflerin, ticaretin ve Akdeniz’in peşinden giderek “lingua nostrae”nin yani dillerimizin izini jeopolitik ve toplumdilbilimsel bir yaklaşımla sürüyor.

Odysseus’un yolculuklarından günümüz göçlerine uzanan bu yolculukta konuşulan her dil, Akdeniz’i üç bin yıllık bir insanlık laboratuvarı olarak incelememize olanak sağlıyor.

Çalışmalarında dil ve toplum ilişkileriyle yakından ilgilenmiş Calvet’nin dilbilim ve toplumdilbilim konularında pek çok çalışması yayımlandı.

Calvet, son kitabı ‘Akdeniz: Dillerimizin Denizi’ ile 2016 yılında Uluslararası Coğrafya Forumu Ptolémée Ödülü’nün, 2017 yılında da Académie Française Georges Dumézil Ödülü’nün sahibi oldu.

  • Künye: Louis-Jean Calvet – Akdeniz: Dillerimizin Denizi, çeviren: Damla Kellecioğlu, Monografi Yayınları, dilbilim, 288 sayfa, 2021

Herbert S. Terrace – Şempanzeler Dil Öğrenemez (2021)

‘Şempanzeler Dil Öğrenemez’,  dilin kökenleri üzerine ufuk açıcı bir antropolojik çalışma.

Herbert Terrace, 1970’lerde Nim Chimpsky isimli şempanze üzerinde yaptığı dil öğretme deneyinin enteresan sonuçlarını paylaşıyor.

1970’lerde, davranış psikoloğu Terrace, bir şempanzeye dili kullanmanın öğretilip öğretilemeyeceğini görmek için dikkate değer bir deney yaptı.

Terrace’ın, teorilerine meydan okuyan ünlü dilbilimci Noam Chomsky’e gönderme yaparak “Nim Chimpsky” ismini verdiği genç bir maymun, New York’ta bir aile tarafından büyütüldü ve bu süreçte Amerikan İşaret Dili eğitimi aldı.

Başlangıçta Terrace, Nim’in cümleler oluşturabileceğini düşünmüştü, ancak daha sonra Nim’in kelimeleri bile öğrenemediğini fark ederek projesinin başarısız olduğu sonucuna vardı.

Nim Projesi’nin başarısızlığı, dilin nereden geldiğini anlamaya henüz yakın olmadığımızı gösteriyordu.

Bu kitapta Terrace, insan dilinin kökenleri hakkında yeni bir bakış açısı sunmak için Nim Projesi’ni yeniden ele alarak, Chomsky ve eleştirmenlerin aksine, dilbilgisi kadar kelimelerin de dilin temel taşları olduğunu savunuyor.

Terrace, insan evrimi ve gelişim psikolojisini gözden geçirerek, sözel olmayan etkileşimin bebeğin dil ediniminin temeli olduğunu ve bir çocuğun ilk kelimelerine yol açtığını gösteriyor.

  • Künye: Herbert S. Terrace – Şempanzeler Dil Öğrenemez: Nim Chimpsky Deneyi, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 192 sayfa, 2021

Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine (2021)

Dilin doğasını tartışan efsanevi bir kitap.

Marcus Terentius Varro, bu klasikleşmiş yapıtında, kendi anadili Latinceden hareketle, her dile uygulanabilecek bir dizi mantık ilkesi sunuyor.

‘Romalıların en eğitimlisi’ olarak tabir edilen Varro, bu çalışmasında, dilin kurallı bir yapı olup olmadığını tartışıyor.

Kitap, Antikçağ’da var olduğunu bildiğimiz ama Eski Yunan’daki filolojik izlerine ulaşamadığımız en önemli dil tartışmalarından olan benzeşim (analogia)-ayrışım (anomalia) tartışmasına dair tek derli toplu metin olma özelliğini de taşıyor.

Varro eserinde, tartışmanın her iki tarafına ait savları da aktarıp son olarak kendisinin bu tartışmaya dair fikirlerini örneklerle açıklıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bazıları kullanım bağlamındaki doğal ereklerin kullanışlılık ve zevk amaçlı olmak üzere iki katmanlı olduğunu öne sürebilir. Zira giyinmeyi sadece soğuktan korunmak için değil, aynı zamanda soylu bir görünüme kavuşmak için isteriz. Bir ev sahibi olmayı yalnızca bir çatı altında sağ salim barınma zorunluluğundan değil, aynı zamanda dünyevi hazzı sürdürebilmek için de dileriz. Kap kacağımızın yalnızca erzakımıza yetmesini değil, aynı zamanda göze hoş gelmesini ve bir sanatçının elinden çıkmasını arzu ederiz. Çünkü biri insanı (homo), diğeri insanlığı (humanitas) tatmin eder.”

  • Künye: Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, dilbilim, 181 sayfa, 2021

Franco Moretti – Uzak Okuma (2021)

Bu çağın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramayı amaçlayan yakın okumaya dayalıdır.

Franco Moretti ise, bu kitapta geliştirdiği “uzak okuma” yöntemi ile edebiyatı anlamanın ve okumanın özgün bir yöntemini sunuyor.

Yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramaya yarayan anlam katmanlarını ortaya çıkarmaya odaklanan, dolayısıyla metindeki merkezî temanın belirlenmesi ve olay örgüsündeki gelişmelerin analizi yoluyla kapsamlı sonuçlara ulaşmayı hedefleyen yakın okumaydı.

Bu anlamda yakın okuma; bireylerin, olayların, fikirlerin gelişimlerinin, etkileşimlerinin; metin yapısının, üslubunun ve argüman modellerinin analizini içeriyordu.

Yakın okumanın edebiyatın gerçek kapsamını ve doğasını ortaya çıkaramayacağının altını çizen Franco Moretti, verdiği bir örnekte, 19. yüzyıl Britanya romanlarına ilişkin bir yakın okumanın, yayınlanan tüm romanların yalnızca %5’ine ulaşılabileceği için dönemin edebiyat kavrayışı hakkında hiçbir şey söylemeyeceğini vurguluyor.

Moretti’ye göre okuma stratejisinin değişme zamanı gelmiştir: Edebiyatı anlamak için okumayı bırakmamız gerekir!

Moretti, 2000 yılında kaleme aldığı “Dünya Edebiyatı Üzerine Mütalaalar” başlıklı makalesinde geliştirdiği uzak okuma kavramıyla, veri analizini öne çıkarıyor.

Moretti’ye göre kolektif bir sistem olarak edebiyatta anlam; iletişim ağları, edebi yapıların sınıflandırılması, z-puanları, temel bileşen analizi, kümelenme katsayısı, ağ kuramı ve olay örgüsü analizi ile niceliksel bir bütünlük olarak kavranmalıdır.

Moretti, edebiyatı analiz etmenin alışılmadık bir yolunu önerdiği ‘Uzak Okuma’ ile edebiyatı veri olarak kabul ederek geleneğe meydan okuyor.

  • Künye: Franco Moretti – Uzak Okuma, çeviren: Onur Gayretli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2021

Kolektif – Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu? (2021)

Dilbilim alanında çalışanlar kadar, dillerin nasıl doğduğu, geliştiği ve bir dilin neden öldüğü gibi konularda aydınlanmak isteyenlerin severek okuyacağı bir derleme.

Pek çok yazarın makalelerini bir araya getiren ‘Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu?’, yapılan son çalışmaların verilerinden de yararlanarak dil olgusunu farklı yönleriyle irdeliyor.

Kitapta, yazının nasıl ortaya çıktığından dillerin kökenine ve suçları aydınlatmada dilin nasıl kullanılabileceğine pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Gündelik hayatta, dili çok da ayırdında olmadan kullanıyoruz.

Bu kitap ise, insanoğlunun tarihten bugüne geliştirdiği en mucizevi araçlardan biri olan dil hakkında daha fazlasını öğrenmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu?, editör: E. M. Rickerson ve Barry Hilton, çeviren: Esra Cesur, Nora Kitap, dilbilim, 400 sayfa, 2021

Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi (2021)

Toplumlar dili yaratır, dil de toplumları.

Bu şahane kitap, dilin toplumsal tarihini 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir aralıkta izleyerek konu hakkında ufuk açıcı ayrıntılar sunuyor.

Toplumsal tarih yazımının önde gelen iki ismi, Peter Burke ve Roy Porter, söz konusu zaman aralığında İngiltere, Fransa ve İtalya’da dilin toplumsal ve kültürel dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

  • Şarlatan hekimler dili bir araç olarak nasıl ustaca kullandı?
  • Fransız Devrimi, dili köktenci bir biçimde nasıl dönüştürdü?
  • İki dilli bir anlaşma tarihte nasıl büyük bir kargaşaya sebep oldu?
  • On sekizinci yüzyılda Paris’te kullanılan hakaretlerin sosyolojik zemini neydi?
  • İtalya’da okuryazarlık nasıl bir dönüşüm geçirdi?
  • Atasözleri, toplumsal tarihte neden paha biçilemez bellek işlevi görmektedir?

Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler açısından arşivlik bir eser.

  • Künye: Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi, çeviren: Kadriye Göksel, Islık Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları (2021)

Farklı toplumlar sayılarla nasıl ilişki kurar?

Kültürün gelişimi ile sayı sayma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dilbilimci antropolog Caleb Everett bu ödüllü çalışmasında, insanlarla diğer hayvanların sayısal becerileri ve bu becerilerin nörobiyolojik kökenlerini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Everett, dilbilim ve antropolojinin yanı sıra bilişsel bilimler, nörobiyoloji ve fizyoloji gibi farklı alanlardan birçok araştırmayla zenginleşen çalışmasında, Amazon ormanlarından Avusturalya çöllerine uzanarak farklı kültürlerin sayılarla ilişkisini ve sayıların insan zihnini, davranış ve kültürleri nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

İnsan türünün en önemli bilişsel ve dilsel başarısı olan sayı sayma ve niceliksel kavramları kullanarak muazzam çeşitlilikteki kültürel faaliyetleri zenginleştirip geliştirme yeteneğini daha iyi kavramak açısından önemli veriler barındıran kitap, dilin kültürel bir icat olarak türümüzü şekillendirmekteki hayati işlevini açık bir şekilde göstermesiyle önemli.

  • Künye: Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları: Sayı Sayma ve Kültürlerin Gelişimi, çeviren: Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, bilim, 258 sayfa, 2021

Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir (2020)

Dil, çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden mi ortaya çıkar?

Dilin doğuştan geldiği tezlerine karşı çıkan Vyvyan Evans, anadilimizi kullandığımız ölçüde inşa ettiğimizi; doğuştan gelen evrensel bir dilbilgisi olmadığını, aksine anadilimizi edinmemizi sağlayan çeşitli genel öğrenme mekanizmalarının bulunduğunu belirtiyor.

Dünyada 7.000 civarındaki dilin tümünün altyapısını meydana getiren dilbilgisinin esasen aynı olduğu yaygın inanışının bir mit olduğunu gösteren Evans, dilin başka hayvan iletişim biçimleriyle bağlantılı olduğunu, dillerin çarpıcı bir çeşitlilik sergilediğini, anadilimizi öğrenirken doğuştan gelen “evrensel” bir dilbilgisinden ziyade, insan zihninin genel özelliklerinden, becerilerinden yararlandığımızı, dilin özerk değil zihinsel evrenimizin başka özellikleriyle yakından bağlantılı olduğunu ve son olarak, dil ile aklın, insanlarla iletişim kurma biçimimizi yansıttığını gösteriyor.

Evans’a göre dil, sanıldığının aksine çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Öncelikle, maruz kaldığımız dil girdisinden doğar.

Son yıllarda yapılmış pek çok araştırmanın verilerinden de yararlanan kitap, dil-zihin ilişkisi üzerine çok iyi bir çalışma.

  • Künye: Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, dilbilim, 328 sayfa, 2020