Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız? (2020)

‘Biz Ne Tür Yaratıklarız?’, düşünür Noam Chomsky’yi bu sefer dilbilimci kişiliğiyle de tamamlayarak karşımıza çıkaran bir eser.

Chomsky’nin insan türü üzerine uzun yıllara yayılan kariyerinin neticelerini sunan çalışma, insan dilinin tam olarak ne olduğunu tartışarak açılıyor.

Buradan insanın anlama kapasitesine ve potansiyellerine uzanan Chomsky, tartışmayı daha üst boyuta taşıyarak insanın yaratacağı bir toplum düzeninin ana hatlarının neler olacağı üzerine düşünüyor.

İnsan ve doğa ilişkisi, doğanın gizemleri gibi konuların da irdelendiği kitap, Chomsky’nin düşüncelerinin dayandığı arka plan hakkında önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız?, Bgst Yayınları, dilbilim, 184 sayfa, 2020

Giorgio Agamben – Yeminin Arkeolojisi (2020)

Yemin ile kutsal arasındaki bağ nedir?

Ve bu bağlamda egemenlik, yasa, dil ve din arasında nasıl bir ilişki vardır?

Giorgio Agamben, ‘Yeminin Arkeolojisi’nde, bu girift ilişkiyi çarpıcı değerlendirmelerle izliyor.

“Yeminin vuku bulabilmesi için aslında, her şeyden önce, yaşamı ve dili, eylemleri ve sözleri bir şekilde ayırt edebilmek ve bir araya getirebilmek şarttır.” diyen Agamben, yemini, dil ile siyasal iktidarın ara kesitine yerleştirerek biyopolitika, egemenlik, yasa, din ve dil arasındaki çoklu ilişkiye özgün bir ışık tutuyor.

Düşünür ayrıca, Foucault’nun insanı “yaşayan varlık olarak, siyasetinde kendi varoluşunu, mesele eden hayvan.” şeklindeki tanımlamasını, “İnsan, dilinde kendi yaşamını mesele eden yaşayan varlıktır.” tanımlamasıyla başka bir boyuta taşıyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – Yeminin Arkeolojisi: Dilin Kutsal Ayini, çeviren: Önder Özden, Nika Yayınevi, felsefe, 2020

Talal Asad – Seküler Çeviriler (2020)

“Seküler olan” ile “dini olan” çerçevesindeki söylemleri keşfetmenin en iyi yollarından biri de dildir.

Bu kitabın yazarı Talal Asad ise, bu iki farklı yaşam tarzını anlamak için, bunların dilin pratiklere nasıl kök saldığı ve bu pratiklerini bize ne söylediği üzerine antropolojik bir perspektifle düşünüyor.

Asad, sekülarizmin liberal demokratik devletlerin bağlı olduğu varsayılan soyut bir eşitlik ve özgürlük ilkesinden ibaret olmayıp, örneğin hissetme, düşünme ve konuşma tarzları gibi, birtakım duyarlılıklara da sahip olduğunu belirtiyor.

Asar bu bağlamda, farklı siyasi, ahlaki ve epistemolojik dünyaların dilsel olarak birbirine çevrilebilirliğinin olanaklarını; seküler dilin, dinsel dili kendine çevirmedeki başarısını/başarısızlığını ve “Sekülerliğin dili” ile “dinsel dil”in farklı dünyalarını tartışmaya açıyor.

Asad bunu yaparken de ulus-devletten modern benliğe ve akla zengin bir kavramsal alana ve Wittgenstein’dan Benjamin’e, Gazâlî’den Roman Jacobson’a pek çok ismin düşüncelerine uzanıyor.

  • Künye: Talal Asad – Seküler Çeviriler: Ulus-Devlet, Modern Benlik ve Hesapçı Akıl, çeviren: Ferit Burak Aydar, Vakıfbank Kültür Yayınları, antropoloji, 256 sayfa, 2020

Valentin Nikolaevich Voloshinov – Marksizm ve Dil Felsefesi (2020)

Valentin Nikolaevich Voloshinov’un 1929 yılında yayımlanan ‘Marksizm ve Dil Felsefesi’, yalnızca dilbilimdeki değil, aynı zamanda antropoloji, psikoloji, edebiyat ve kültür incelemelerindeki modern eğilimler açısından eşsiz bir eserdir.

Voloshinov’a göre, insan dili konusundaki incelemeler zaman ve mekân içindeki toplumsal varoluştan ve toplumsal-ekonomik koşulların etkisinden ayrı tutulamaz.

Düşünür burada, her şeyden önce dilsel olanın toplumsal rolüyle ilgilenir ve dili, en tipik haliyle diyalojik değiş tokuşlarda ve içselleştirme aracılığıyla iç konuşmalarda ve düşüncelerde sergilenen toplumsal etkileşim olarak görür.

Varoluşun insan bilincinin merceğinden geçerek kırılmasının yalnızca, doğası gereği toplumsal etkileşime demir atmış olan dilsel iletişimden kaynaklandığını düşünen Voloshinov’a göre, diyalektik yöntem çerçevesinde diyaloğu kavramlaştırmak, insan medeniyetinin tüm boyutları açısından dilin taşıdığı temel önemi anlamanın biricik yoludur.

Kitabın bir diğer muazzam katkısı ise, dil teorisi ve incelemeleri alanında, Humboldtçu/Vosslerci tez ile bunun karşısına dikilen Saussurecü antitezin yerini almaya aday olacak sıkı bir sentez sağlaması.

Fredric Jameson’ın, Voloşinov’un kitabı üzerine 1974’te kaleme aldığı kapsamlı tanıtım yazısında, ‘Marksizm ve Dil Felsefesi’ni “Bir bütün olarak dilbilim incelemeleri konusundaki en iyi giriş kitabı” olarak nitelediğini de belirtelim.

  • Künye: Valentin Nikolaevich Voloshinov – Marksizm ve Dil Felsefesi, çeviren: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yayınları, dilbilim, 323 sayfa, 2020

İmran Karabağ – Dil ve Şiddet (2010)

İmran Karabağ ‘Dil ve Şiddet’te, geçmişten günümüze şiddet ifade eden söz-eylemlerin beslendiği sosyal, politik ve kültürel kurumları inceliyor.

İnsan iletişimine egemen olan söz-eylemlerin şiddetten hiçbir şekilde arınamadığını ortaya koyan Karabağ, Wilhelm von Humboldt ve Jürgen Habermas’ın konu ile ilgili düşüncelerini yorumluyor.

Şiddet sözcüğünün farklı sözlüklerdeki tanımlarını aktararak kitabına başlayan Karabağ, Humbolt ve Habermas’ın dilsel şiddet çözümlemelerini de ele alıyor.

Karabağ, devamında, egemen söylem biçimlerini anlatıyor ve oradan şiddet dilinin tarihçesine, Nazilerin Almanya’sı üzerinden şiddet dilinin egemen olduğu 20. yüzyıla ve günümüze kadar uzanıyor.

  • Künye: İmran Karabağ – Dil ve Şiddet, İkaros Yayınları, inceleme, 113 sayfa

Kemal Ateş – Dil Hurafeleri (2010)

Roman ve öykü kitapları da bulunan Kemal Ateş ‘Dil Hurafeleri’ başlıklı çalışmasında, Türkçenin yaşadığı güncel sorunları kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Yazı ve dil devrimi; tutan ve tutmayan sözcükler; son yıllarda hız kazanan Kürtçedeki q, w, x harflerine dair tartışmalar; yerel dil, konuşma dili, yazı dili; imla kavgaları; bazı profesörlerin dahi inandığı dil hurafeleri; Türkçenin yabancı dillerle etkileşimi; Türkçe ve çeviriler; okullarda ve medya araçlarında dilin kullanımı; siyasetçilerin Türkçesi ve Türk romanında yerel dile yöneliş, Ateş’in irdelediği konulardan birkaçı.

  • Künye: Kemal Ateş – Dil Hurafeleri, İmge Kitabevi, dil, 147 sayfa

Noam Chomsky – Doğa ve Dil Üzerine (2010)

‘Doğa ve Dil Üzerine’de Noam Chomsky, dil, zihin ve beyin arasındaki ilişkileri dilbilim açısından irdeliyor.

Kitabın ilk bölümü, dilbilimdeki bazı temel kavramlara ve bilim dalının tarihi açısından temel öğelere giriş niteliğinde.

Kitabın ikinci bölümü, gerek bilimsel nitelikteki günümüz dilbiliminin gerekse modern bilişsel bilimlerin kökenlerini klasik felsefenin temellerine bağlıyor.

Üçüncü bölümde, dil çalışmalarının beyin bilimleriyle ilgisi üzerine odaklanılıyor; dördüncü bölümde ise, Chomsky’nin düşüncelerinin etkisinde şekillenen Yetinmeci Programın tarihsel kökenleri, kavramları ve uzantıları üzerine yapılan bir tartışma yer alıyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Doğa ve Dil Üzerine, çeviren: Ayşe Banu Karadağ, Sözcükler Yayınları, dilbilim, 254 sayfa

Christian Marazzi – Sermaye ve Dil (2010)

Ekonomist Christian Marazzi ‘Sermaye ve Dil’de, uluslararası ekonomik sürece Marksist bir yorum getiriyor.

Antonio Negri, Paolo Virno ve Franco Berardi ile birlikte İtalyan Marksist geleneğin önemli düşünürlerinden olan Marazzi, dili, çağdaş kapitalist ekonominin işleyişini ve krizlerini anlamak için bir model olarak sunuyor.

Marazzi’ye göre, finans dünyası dilbilimsel kurallar tarafından belirlenmekte ve bunlar üzerinden işlemekte; ayrıca, yeni yeni baskın olan emek türleri dil aracılığıyla ve dilsel performansı andıran araçlar aracılığıyla üretilmektedir.

Yazar buradan yola çıkarak, çağdaş finans piyasalarını anlamak için dilsel bir teoriye ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

  • Künye: Christian Marazzi – Sermaye ve Dil, çeviren: Ahmet Ergenç, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 141 sayfa

Alan Barnard – Tarihöncesinde Dil (2019)

 

İnsanlık ve medeniyet tarihi konusunda az çok bilgi sahibi olsak da, dilin evrimi hakkında bilgilerimiz halen yetersizdir.

Alan Barnard’ın bu ufuk açıcı çalışması da, bir antropoloğun gözünden dilin geçmişi hakkında dikkat çekici saptamalar sunuyor.

Barnard’ın dilin gelişimi konusuna daha yakından bakmak amacıyla, bugün hâlâ dünyanın farklı yerlerinde mevcut bulunan avcı-toplayıcı topluluklarının dillerini inceliyor.

Bu toplumların konuşma tarzları, dilleri, dillerden yararlanma biçimleri üzerine derinlemesine düşünen Barnard, buradan yola çıkarak dilin evrimi ve dille kurduğumuz ilişkinin tarihine ilişkin özgün tezler ortaya koyuyor.

Avcı-toplayıcı toplulukların okuma yazma bilmemelerine rağmen dili nasıl algıladıkları, dilbilgisine ilişkin bilgilerinin olup olmadığı, varsa da nasıl ve hangi amaçla kullanıldığı, kitapta yanıtı aranan ilginç sorulardan.

‘Tarihöncesi Dil’, dilin evrimi konusuna ilgi duyan her okurun severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Alan Barnard – Tarihöncesinde Dil, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 220 sayfa, 2019

Noam Chomsky – Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar (2019)

Türkiyeli okur Noam Chomsky’i daha çok siyasi çalışmalarıyla bilse de, kendisi hem de uzan zamandır dilbilim çalışmaları alanının en önde gelen isimlerindendir.

Kuşkusuz Chomsky’nin bu alandaki en bilinen katkısı, “Üretici Dilbilgisi Kuramı”ydı, ki bu kuram dünya çapında pek çok dilbilimciye rehber olmuş ve olmaya devam ediyor.

Chomsky’nin ‘Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar’ adlı bu kitabında bir araya getirilen metinleri ise, bilhassa dili doğa yöntemleriyle analiz etme konusunu çok yönlü bir şekilde tartışmasıyla önemli.

Chomsky, dil yetisinin “içselci” bir yorumunu yapıyor ve çokça dile getirildiği gibi dilin toplumsal bir kurgu değil, bireysel bir kurgu olduğunu söylüyor.

Dilin bireysel olduğu gibi, insan beyninde içsel olduğunu belirten Chomsky, bir dizi yaratıcı dilbilimsel analiz yoluyla bu görüşünü ayrıntılandırıyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar, çeviren: Ferit Burak Aydar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, dilbilim, 328 sayfa, 2019