Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine (2021)

Dilin doğasını tartışan efsanevi bir kitap.

Marcus Terentius Varro, bu klasikleşmiş yapıtında, kendi anadili Latinceden hareketle, her dile uygulanabilecek bir dizi mantık ilkesi sunuyor.

‘Romalıların en eğitimlisi’ olarak tabir edilen Varro, bu çalışmasında, dilin kurallı bir yapı olup olmadığını tartışıyor.

Kitap, Antikçağ’da var olduğunu bildiğimiz ama Eski Yunan’daki filolojik izlerine ulaşamadığımız en önemli dil tartışmalarından olan benzeşim (analogia)-ayrışım (anomalia) tartışmasına dair tek derli toplu metin olma özelliğini de taşıyor.

Varro eserinde, tartışmanın her iki tarafına ait savları da aktarıp son olarak kendisinin bu tartışmaya dair fikirlerini örneklerle açıklıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bazıları kullanım bağlamındaki doğal ereklerin kullanışlılık ve zevk amaçlı olmak üzere iki katmanlı olduğunu öne sürebilir. Zira giyinmeyi sadece soğuktan korunmak için değil, aynı zamanda soylu bir görünüme kavuşmak için isteriz. Bir ev sahibi olmayı yalnızca bir çatı altında sağ salim barınma zorunluluğundan değil, aynı zamanda dünyevi hazzı sürdürebilmek için de dileriz. Kap kacağımızın yalnızca erzakımıza yetmesini değil, aynı zamanda göze hoş gelmesini ve bir sanatçının elinden çıkmasını arzu ederiz. Çünkü biri insanı (homo), diğeri insanlığı (humanitas) tatmin eder.”

  • Künye: Marcus Terentius Varro – Latin Dili Üzerine, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, dilbilim, 181 sayfa, 2021

Franco Moretti – Uzak Okuma (2021)

Bu çağın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramayı amaçlayan yakın okumaya dayalıdır.

Franco Moretti ise, bu kitapta geliştirdiği “uzak okuma” yöntemi ile edebiyatı anlamanın ve okumanın özgün bir yöntemini sunuyor.

Yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramaya yarayan anlam katmanlarını ortaya çıkarmaya odaklanan, dolayısıyla metindeki merkezî temanın belirlenmesi ve olay örgüsündeki gelişmelerin analizi yoluyla kapsamlı sonuçlara ulaşmayı hedefleyen yakın okumaydı.

Bu anlamda yakın okuma; bireylerin, olayların, fikirlerin gelişimlerinin, etkileşimlerinin; metin yapısının, üslubunun ve argüman modellerinin analizini içeriyordu.

Yakın okumanın edebiyatın gerçek kapsamını ve doğasını ortaya çıkaramayacağının altını çizen Franco Moretti, verdiği bir örnekte, 19. yüzyıl Britanya romanlarına ilişkin bir yakın okumanın, yayınlanan tüm romanların yalnızca %5’ine ulaşılabileceği için dönemin edebiyat kavrayışı hakkında hiçbir şey söylemeyeceğini vurguluyor.

Moretti’ye göre okuma stratejisinin değişme zamanı gelmiştir: Edebiyatı anlamak için okumayı bırakmamız gerekir!

Moretti, 2000 yılında kaleme aldığı “Dünya Edebiyatı Üzerine Mütalaalar” başlıklı makalesinde geliştirdiği uzak okuma kavramıyla, veri analizini öne çıkarıyor.

Moretti’ye göre kolektif bir sistem olarak edebiyatta anlam; iletişim ağları, edebi yapıların sınıflandırılması, z-puanları, temel bileşen analizi, kümelenme katsayısı, ağ kuramı ve olay örgüsü analizi ile niceliksel bir bütünlük olarak kavranmalıdır.

Moretti, edebiyatı analiz etmenin alışılmadık bir yolunu önerdiği ‘Uzak Okuma’ ile edebiyatı veri olarak kabul ederek geleneğe meydan okuyor.

  • Künye: Franco Moretti – Uzak Okuma, çeviren: Onur Gayretli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2021

Kolektif – Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu? (2021)

Dilbilim alanında çalışanlar kadar, dillerin nasıl doğduğu, geliştiği ve bir dilin neden öldüğü gibi konularda aydınlanmak isteyenlerin severek okuyacağı bir derleme.

Pek çok yazarın makalelerini bir araya getiren ‘Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu?’, yapılan son çalışmaların verilerinden de yararlanarak dil olgusunu farklı yönleriyle irdeliyor.

Kitapta, yazının nasıl ortaya çıktığından dillerin kökenine ve suçları aydınlatmada dilin nasıl kullanılabileceğine pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Gündelik hayatta, dili çok da ayırdında olmadan kullanıyoruz.

Bu kitap ise, insanoğlunun tarihten bugüne geliştirdiği en mucizevi araçlardan biri olan dil hakkında daha fazlasını öğrenmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Adem ile Havva Hangi Dili Konuşuyordu?, editör: E. M. Rickerson ve Barry Hilton, çeviren: Esra Cesur, Nora Kitap, dilbilim, 400 sayfa, 2021

Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi (2021)

Toplumlar dili yaratır, dil de toplumları.

Bu şahane kitap, dilin toplumsal tarihini 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir aralıkta izleyerek konu hakkında ufuk açıcı ayrıntılar sunuyor.

Toplumsal tarih yazımının önde gelen iki ismi, Peter Burke ve Roy Porter, söz konusu zaman aralığında İngiltere, Fransa ve İtalya’da dilin toplumsal ve kültürel dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

  • Şarlatan hekimler dili bir araç olarak nasıl ustaca kullandı?
  • Fransız Devrimi, dili köktenci bir biçimde nasıl dönüştürdü?
  • İki dilli bir anlaşma tarihte nasıl büyük bir kargaşaya sebep oldu?
  • On sekizinci yüzyılda Paris’te kullanılan hakaretlerin sosyolojik zemini neydi?
  • İtalya’da okuryazarlık nasıl bir dönüşüm geçirdi?
  • Atasözleri, toplumsal tarihte neden paha biçilemez bellek işlevi görmektedir?

Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler açısından arşivlik bir eser.

  • Künye: Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi, çeviren: Kadriye Göksel, Islık Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları (2021)

Farklı toplumlar sayılarla nasıl ilişki kurar?

Kültürün gelişimi ile sayı sayma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dilbilimci antropolog Caleb Everett bu ödüllü çalışmasında, insanlarla diğer hayvanların sayısal becerileri ve bu becerilerin nörobiyolojik kökenlerini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Everett, dilbilim ve antropolojinin yanı sıra bilişsel bilimler, nörobiyoloji ve fizyoloji gibi farklı alanlardan birçok araştırmayla zenginleşen çalışmasında, Amazon ormanlarından Avusturalya çöllerine uzanarak farklı kültürlerin sayılarla ilişkisini ve sayıların insan zihnini, davranış ve kültürleri nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

İnsan türünün en önemli bilişsel ve dilsel başarısı olan sayı sayma ve niceliksel kavramları kullanarak muazzam çeşitlilikteki kültürel faaliyetleri zenginleştirip geliştirme yeteneğini daha iyi kavramak açısından önemli veriler barındıran kitap, dilin kültürel bir icat olarak türümüzü şekillendirmekteki hayati işlevini açık bir şekilde göstermesiyle önemli.

  • Künye: Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları: Sayı Sayma ve Kültürlerin Gelişimi, çeviren: Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, bilim, 258 sayfa, 2021

Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir (2020)

Dil, çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden mi ortaya çıkar?

Dilin doğuştan geldiği tezlerine karşı çıkan Vyvyan Evans, anadilimizi kullandığımız ölçüde inşa ettiğimizi; doğuştan gelen evrensel bir dilbilgisi olmadığını, aksine anadilimizi edinmemizi sağlayan çeşitli genel öğrenme mekanizmalarının bulunduğunu belirtiyor.

Dünyada 7.000 civarındaki dilin tümünün altyapısını meydana getiren dilbilgisinin esasen aynı olduğu yaygın inanışının bir mit olduğunu gösteren Evans, dilin başka hayvan iletişim biçimleriyle bağlantılı olduğunu, dillerin çarpıcı bir çeşitlilik sergilediğini, anadilimizi öğrenirken doğuştan gelen “evrensel” bir dilbilgisinden ziyade, insan zihninin genel özelliklerinden, becerilerinden yararlandığımızı, dilin özerk değil zihinsel evrenimizin başka özellikleriyle yakından bağlantılı olduğunu ve son olarak, dil ile aklın, insanlarla iletişim kurma biçimimizi yansıttığını gösteriyor.

Evans’a göre dil, sanıldığının aksine çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Öncelikle, maruz kaldığımız dil girdisinden doğar.

Son yıllarda yapılmış pek çok araştırmanın verilerinden de yararlanan kitap, dil-zihin ilişkisi üzerine çok iyi bir çalışma.

  • Künye: Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, dilbilim, 328 sayfa, 2020

Jürgen Trabant – Dil (2020)

Okumak olağanüstüdür, fakat asıl mucize okumayı da olanaklı kılan dildir.

Romen dilleri profesörü Jürgen Trabant, gündelik hayatta üzerine pek düşünmediğimiz dili ve dilin tarihsel gelişimini anlatıyor.

Kitapta, şu önemli soruların yanıtları veriliyor:

  • Neden farklı diller mevcut ve bu diller hangi yönlerden birbirlerinden ayrılırlar?
  • Dünyanın ortak bir dile gereksinimi var mı?
  • Dil farklılıklarından doğan engeller hangi yöntemlerle aşılabilir?
  • Dilin, konuşma ve yazmanın, onları çevreleyen dünyayla ilişkisi nedir?
  • İnsanlar neden dillerini severler?
  • Sosyal, bölgesel, cinsel unsurların dil üzerindeki etkileri nedir?

Dil üzerine düşünen, dilleri seven ve dilbilim çalışan her okurun kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Jürgen Trabant – Dil: Söz ve Yazının Gelişimi, çeviren: Rahman Akalın, Runik Kitap, dil, 120 sayfa, 2020

Umberto Eco – Esperanto ve Çokdilli Bir Gelecek (2021)

Esperanto, evrensel dil ihtiyacımız ve hayalimizin somutlaşmış halidir.

Umberto Eco’nun bu enfes kitabı da, Esperanto’nun ortaya çıkışı, özellikleri, diğer dillerle arasındaki farklar ve insanın evrensel iletişim ihtiyacı üzerine harikulade bir sorgulama.

Eco’nun Esperantisler István Ertl ve François Lo Jacomo’yla yaptığı söyleşiyi bir araya getiren çalışma, Esperanto’yu derinlemesine analiz etmesi ve uluslararası bir yardımcı dil olarak diğer diller arasındaki konumu üzerine muhakkak okunması gereken bir kitap.

Öte yandan bu yapıt, evrensel dilin varlığına olan ihtiyaç, çeviri sorunları, ikidillilik ve anadilin işlevi, uluslararası dilbilim siyaseti, dilin dünya vizyonu yaratmadaki rolü gibi konular üzerine düşünen dilbilimciler için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Umberto Eco – Esperanto ve Çokdilli Bir Gelecek, çeviren: Kemal Atakay, Alfa Yayınları, dil, 96 sayfa, 2021

Paul Elbourne – Anlam: Anlambilime Giriş (2020)

Bir kelimenin anlamı her zaman, her yerde ve herkes için aynı mıdır?

Profesör Paul Elbourne, anlambilimi her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği bir şekilde açıkladığı bu rehberde, yukarıdaki soruya ufuk açıcı yanıtlar veriyor.

Dilbilim, mantık, metafizik, bilişsel psikoloji ve sinirbilimin kesiştiği bir yerde duran; anlaşılmaz olmaktan ziyade hayattan seçilmiş ilginç örneklerle zenginleşen çalışma, anlambilimin neredeyse her şeyini aydınlatıyor.

Okurun anlambilimin temel problemleri hakkında düşünmesine vesile olacak çalışma, aynı zamanda anlambilimin sadece bilim insanlarını ilgilendiren bir alan olmadığını, bazen ölüm kalım meselesi denebilecek sonuçlar doğurabilen gündelik bir konu olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Paul Elbourne – Anlam: Anlambilime Giriş, çeviren: Murat Demirtekin, The Kitap Yayınları, dilbilim, 224 sayfa, 2020

Radegundis Stolze – Çeviri Kuramları (2020)

Radegundis Stolze’nin filoloji, çeviribilim ve edebiyat bölümlerinde uzun yıllardır ders kitabı olarak okutulan ‘Çeviri Kuramları’, yeni baskısıyla raflarda.

Stolze bu çalışmasında, araştırma nesnesine bakıştaki farklılıklar (dil dizgesi, metin, disiplin, eylem, çevirmen) gözetilerek birbiriyle rekabet içindeki farklı çeviribilimsel yaklaşımları derli toplu bir bakışla açıklıyor.

Merkezi modelleriyle ve uygulamalı boyutlarıyla tek tek bilimsel yaklaşımların temel fikirlerini sunan Stolze, aynı zamanda söz konusu çeviri kuramları arasındaki bağlantıları ve zıtlıkları da vurguluyor.

Çeviri kuramlarına giriş niteliğindeki çalışma, insanlar arasındaki dil engelini ortadan kaldırdığı için vazgeçilmez etkinliklerden olan çevirinin tam olarak ne anlama geldiğini ve bu etkinliğe farklı yaklaşımlar getirmiş “çeviri kuramları”nın ne olduğunu daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Radegundis Stolze – Çeviri Kuramları: Bir Giriş, çeviren: Emra Büyüknisan, Runik Kitap, dilbilim, 450 sayfa, 2020