Michel Balivet – Şeyh Bedreddin: Tasavvuf ve İsyan (2021)

Şeyh Bedreddin ve hareketi üzerine muhteşem bir çalışma.

Michel Balivet, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitabında, Şeyh Bedreddin’in yaşadığı dönemi, beslendiği kaynakları ve mirasını çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap, Bedreddin hareketinin manevi kökenlerini oluşturan 13. yüzyıl Anadolu Selçuklu Sultanlığı’ndaki tasavvuf ve evrenselcilik ideallerini irdeleyerek açılıyor.

Burada İbn Arabi, Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi, Şeyh Bedreddin’i derinden etkilemiş isimlerin katkıları aydınlatılıyor.

İkinci bölüm, Şeyh Bedreddin’in Ortaçağ Osmanlı Sultanlığı’ndaki hayatını ve çalışmalarını izliyor.

Bedreddin’in Rumeli’deki çocukluk yılları, Kahire’deki eğitim dönemi, Hüseyin Ahlatî’yle tanışması, fikir hayatındaki dönüşümler, Rumeli’ye dönüş ve burada Osmanlı Devleti’nin hizmetine girişi, Osmanlı’ya başkaldırışı ve idam edilişi, burada kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Balivet kitabının son bölümünde ise, Şeyh Bedreddin’in manevi mirası ve düşüncelerinin Osmanlı dünyasındaki önlenemez yayılışını ele alıyor.

Balivet’in, Bedreddin’in torunu Hafız Halil’in kaleme aldığı Menakıbnâme’nin ve dönemin diğer kaynaklarının karşılaştırmalı incelemesine dayanan eseri, Şeyh Bedreddin’in siyasal ve toplumsal gerilimlerin kesişme noktasında yer aldığını bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Michel Balivet – Şeyh Bedreddin: Tasavvuf ve İsyan, çeviren: Ela Güntekin, Alfa Yayınları, tarih, 212 sayfa, 2021

Emilio Gentile – Faşist Kimdir? (2021)

 

Bir kişinin, iktidarın faşist oluşunun ölçütü nedir?

Emilio Gentile, İtalya’nın faşizm yıllarını merkeze alarak, faşizm özgül örgütsel, kültürel ve kurumsal boyutlarını açıklıyor.

Kitap, Tanıl Bora’nın Türkiye’de faşizm sıfatının serencamını izlediği bir makaleyle de zenginleşmiş.

Kime faşist, kime antifaşist denir; İtalya’nın Mussolini iktidarı faşizm hakkında bize neler söyler ve 20. yüzyılda faşist olmanın ne anlama geldiği gibi konuları aydınlatan Gentile, aynı zamanda faşizm kavramının genel bir hakaret sözcüğüne dönüşmesinin neden sakıncalı olduğunu da tartışıyor.

  • Künye: Emilio Gentile – Faşist Kimdir?, çeviren: Betül Parlak, İletişim Yayınları, siyaset, 168 sayfa, 2021

Kolektif – Türkiye’de Kadın (2021)

Türkiye’de kadın olmanın ağır yüküne geçmişten bugüne uzanan bir perspektiften bakan nitelikli bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, bugün sosyal ve idari hayatın dışına sürülmüş kadının durumuna sosyolojiden siyasete, toplumsal cinsiyetten tarihe geniş bir pencereden bakıyor.

Eski Türk kültüründe kadın, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadının değişen rolü, Atatürk döneminde kadın hakları alanında sağlanan kazanımlar, Türkiye’de kadının siyasal temsilindeki belli başlı sorunlar ve kadına şiddet, kitapta ele alınan kimi konular.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Evrim Şencan Gürtunca, Mustafa Gündüz, Halil Özcan, Emine Kısıklı, M. Sedat Erkan, Derya Çini Şimşek ve Ferhan Gündüz.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Kadın: Tarihi ve Talihi, editör: Evrim Şencan Gürtunca, Libra Kitap, kadın, 357 sayfa, 2021

Serdar Şahinkaya – Cumhuriyet İktisadında Makas Değişimi (2019)

Cumhuriyeti kuran kadronun sanayileşmeye verdiği öncelik üzerine çok önemli bir çalışma.

Serdar Şahinkaya, 1930 Sanayi Kongresi’nin 1930’ların sanayi hareketi içindeki yerini analiz ederek bizi o hayati süreç üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Cumhuriyeti kuranların ilk hedefi, ekonomideki “mecburiyeti” bir sanayi hareketi yaratmaya dönüştürmekti, zira 1920’lerin sanayi fotoğrafı Cumhuriyet için yetersizdi.

Bu amaçla sanayiyi ekonominin ağırlık merkezi yapmayı amaçlayan iktidar, 1930 yılında Sanayi Kongresi düzenlemiş, aynı yılın başlarında Türk Parasını Koruma Kanunu’nu çıkarmış, bunu izleyen Haziran ayında Merkez Bankası kurulmuştu ve yine 1929’da yasalaşan yeni Gümrük Kanunu ile Cumhuriyet’in dış ticarette bağımsızlığı elde edilmişti.

İşte Şahinkaya’nın çalışması da, Sanayi Kongresi’ni merkeze alarak, Cumhuriyet’in sanayi hareketinin nasıl bir süreç içerisinde filizlenip doğduğunu çok yönlü bir biçimde ortaya koyuyor.

  • Künye: Serdar Şahinkaya – Cumhuriyet İktisadında Makas Değişimi: Sömürge Ekonomisinden Halkçı Ekonomiye, Telgrafhane Yayınları, iktisat, 192 sayfa, 2019

Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk (2021)

Kemalist modernleşmenin dayattığı “tek tip” din anlayışı, halkta nasıl karşılık buldu?

Gökçen Beyinli, tekke ve tarikatları kapatan 677 Sayılı Kanun ile “laik” Türk Devleti’nin İslama dair yasakların işleyiş sürecini ele alıyor.

1925-1965 dönemini merkeze alarak yasakların devlet ve halk arasında nasıl müzakere edildiğini, hurafelere, türbe ziyaretine ve evliya inancına odaklanarak inceliyor.

Yazar bu amaçla, ilk kez gün yüzüne çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü arşivlerine ek olarak Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları, dönemin İslamcı dergileri, Halkevlerinin yayınları, gazeteler ve ilgili aktörlerin anılarını da incelemeye dâhil ediyor.

Kemalist modernleşmenin halkı “medenileştirme” sürecinde cinsiyet, etnik ve dini farklılığa ve bir arada yaşamaya daha fazla imkân tanıyan, bugüne göre daha çeşitli olan dindarlık biçimlerini zayıflattığını savunan Beyinli, sıradan insanların, yani “sair halk”ın da sesine kulak vererek “cahil,” “saf” gibi değersizleştirici söylemler karşısında nasıl direniş taktikleri geliştirdiklerini açığa çıkarıyor.

Kitap mevlit gibi ritüelleri ve kadınların dini alanda ve camilerde istenmeyen varlığı gibi temaları da tartışıyor.

‘İslam ve Sair Halk’, halk, hurafeler ve türbelerin kadınsılaştırılarak değersizleştirmesinin, “tek tip” din anlayışının egemen olmasında ve dini alanın “eril” normlarla inşa edilmesindeki rolünü tartışarak Kemalist modernleşmenin mirasını farklı bir bakışla görmemize olanak tanıyor.

  • Künye: Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk: Laik Türkiye’de Hurafeler, Kadınlar, Türbeler, Kitap Yayınevi, inceleme, 282 sayfa, 2021

Asil Kaya – Modernleşme Sürecinde Türkiye’de Gençlik Hareketleri (1865-1960) (2021)

Başta Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olmak üzere, daha aydınlık ve medeni bir dünya mücadelesinde ne varsa gençlerde var diyoruz.

Asil Kaya da bu kitabında, Tanzimat döneminden 27 Mayıs askeri darbesine, Türkiye modernleşmesinde hayati payı olan gençlik hareketlerini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitapta, gençlik hareketlerinin ortaya çıkış nedenleri, nasıl geliştikleri, bu sırada gençleri harekete geçiren düşünsel ve konjonktürel dinamiklerin neler olduğu, gençlerin ortaya koydukları mücadele yöntemleri ve gençlik hareketlerinin yaratmış olduğu siyasi ve hukuki sonuçlar ele alınıyor.

Kaya bu hareketleri, Yeni Osmanlılardan Jön Türklere ve oradan 1960 sonrası sosyalist öğrenci hareketlerine uzanarak Türkiye’de 1865-1960 zaman aralığındaki gençlik hareketlerinin iyi bir dökümünü yapıyor.

  • Künye: Asil Kaya – Modernleşme Sürecinde Türkiye’de Gençlik Hareketleri (1865-1960), Libra Kitap, tarih, 632 sayfa, 2021

Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi (2021)

Toplumlar dili yaratır, dil de toplumları.

Bu şahane kitap, dilin toplumsal tarihini 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir aralıkta izleyerek konu hakkında ufuk açıcı ayrıntılar sunuyor.

Toplumsal tarih yazımının önde gelen iki ismi, Peter Burke ve Roy Porter, söz konusu zaman aralığında İngiltere, Fransa ve İtalya’da dilin toplumsal ve kültürel dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

  • Şarlatan hekimler dili bir araç olarak nasıl ustaca kullandı?
  • Fransız Devrimi, dili köktenci bir biçimde nasıl dönüştürdü?
  • İki dilli bir anlaşma tarihte nasıl büyük bir kargaşaya sebep oldu?
  • On sekizinci yüzyılda Paris’te kullanılan hakaretlerin sosyolojik zemini neydi?
  • İtalya’da okuryazarlık nasıl bir dönüşüm geçirdi?
  • Atasözleri, toplumsal tarihte neden paha biçilemez bellek işlevi görmektedir?

Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler açısından arşivlik bir eser.

  • Künye: Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi, çeviren: Kadriye Göksel, Islık Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Ellen Meiksins Wood – Kapitalizmin Kökeni (2021)

Kapitalizme alternatif düşünebilmek için kapitalizmin geçmişine ilişkin alternatif anlayışları tartmak gerekir.

İşte çağdaş Marksist düşüncenin büyük isimlerinden Ellen Meiksins Wood’un bu çalışması da, kapitalizmin kökeni ve buna ilişkin tarihsel-teorik tartışmalar üzerine eşsiz bir eser.

Wood öncelikle, konuya ilişkin başlıca tarihsel açıklamaları ve tartışmaları özetliyor, özellikle en yaygın kapitalist gelişme modeli olan “ticarileşme modeli”ni ele alarak bu modele yapılan başlıca itirazları inceliyor.

Yazar, devam eden sayfalarda da, basmakalıp görüşlere karşı çıkan alternatif bir tarihsel anlatı taslağı çiziyor ve bu bağlamda, kapitalist olmayan ticaret, kapitalist emperyalizmin kökeni, kapitalizm ile ulus devlet arasındaki ilişki üzerine özgün tezler geliştiriyor.

“Kapitalizm olarak bildiğimiz bu dinamik iktisadi sistem, nasıl oldu da feodal Avrupa’nın köylüleri ve derebeyleri arasından çıkıp gelişebildi?” sorusunun yanıtını arayan çalışma, kapitalizmin, son derece özgün tarihsel koşulların geç kalmış ve belli bir yere sıkışmış bir ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Ellen Meiksins Wood – Kapitalizmin Kökeni: Geniş Bir Bakış, çeviren: A. Cevdet Aşkın, Yordam Kitap, tarih, 224 sayfa, 2021

Klaus Rosen – Kavimler Göçü (2021)

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla sonuçlanmış kavimler göçü üzerine çok iyi bir giriş.

Klaus Rosen, dünya tarihine yön vermiş bu kanlı hareketliliği başından sonuna izliyor.

Kitapta, kavimler göçünün sebepleri, göçün nerede başladığı ve hangi yöne evrildiği ve baş aktörlerinin kimler olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.

Aynı zamanda kavimler göçünün tarihyazımında nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne seren Rosen, Roma topraklarını işgal eden kavimlerin çoğunluğunu oluşturan Cermen unsurlara ve Avrupa tarihine vurdukları sarsıcı damgaya odaklanıyor.

Çalışma, MS 2. ile 5. yüzyıllar arasında giderek tansiyonu yükselen çalkantılı süreçte, muharebeler, işgaller, taht iddiaları, iç savaşlar, ittifaklar ve ihanetlerle örülü kargaşa yıllarında Batı Roma’yı yıkılmaya götüren ve Avrupa’da modern ulusların oluşumunun temelini atan bu olağanüstü sürece daha yakından bakmak için harika bir fırsat.

  • Künye: Klaus Rosen – Kavimler Göçü, çeviren: Mehmet Yıldırım, Runik Kitap, tarih, 132 sayfa, 2021

James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021