Luise Schorn-Schütte – Reformasyon (2021)

Feodaliteyle birlikte dini iktidarların da sonunu getirmiş Reformasyon sürecinin dört dörtlük bir fotoğrafı.

Luise Schorn-Schütte, Martin Luther’in 1517 yılında yaymaya başladığı tezlerinden 1555 tarihli Augsburg Din Barışı’na kadar süren çalkantılı Reformasyon dönemini başından sonuna izliyor.

Çalışma, önce Orta Avrupa’da, daha sonra Avrupa’nın başka yerlerinde çok ciddi dini, siyasi ve toplumsal sonuçlar doğuran, hatta “ilk burjuva devrimi” olduğu öne sürülen, feodal rejimlerin ve dini iktidarların düşüşünün yanında, dolaylı yoldan Alman ulusunun doğmasının da ön adımı sayılan Reformasyon’u her açıdan ele alıyor.

Kitapta ayrıca, reform çatışmasının taraflarından olan Katolikler ve Protestanların kendi açılarından yaptıkları tarihsel analizlerin yanı sıra günümüz ideolojilerinin ve sosyal tarih anlayışlarının bakış açılarına da değiniliyor.

  • Künye: Luise Schorn-Schütte – Reformasyon: Temelleri, Seyri ve Etkileri, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, tarih, 131 sayfa, 2021

Ali Fuat Bilkan – Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi (2021)

Osmanlı’daki telif ve tercüme eserlerden yola çıkarak imparatorluk ideolojisinin oluşum sürecini ve karakterini değerlendiren usta işi bir inceleme.

Ali Fuat Bilkan, 1451-1603 arasını kapsayan Osmanlı klasik dönemindeki sosyal, kültürel ve dini hareketlere, dönemin edebi eserleri perspektifinden bakıyor.

Bilkan’ın, daha önce burada da yer verdiğimiz 2018 yılında yayımlanmış ‘Osmanlı Zihniyetinin Oluşumu: Kuruluş Döneminde Telif ve Tercüme’ adlı eserinin devamı olan ‘Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi’, imparatorluk kültürünün edebiyat ve sanat penceresinden zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Bunu yaparken farklı disiplinlerin verilerinden de yararlanan Bilkan, giriş bölümünde döneme ait tarihi bilgileri vererek Osmanlı coğrafyasının etrafındaki dünyayı anlatıyor.

Kitabın sonraki bölümlerinde ise, hükümdar, saltanat merkezi, nasihat ve siyaset kitapları, hilafet, din ve devlet ilişkileri, dönemin tartışma konuları, edebiyat, bilim ve sanat ana temaları etrafında “imparatorluk ideolojisi”nin kurgusu ele alınıyor.

Osmanlı klasik çağını daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Ali Fuat Bilkan – Osmanlı İmparatorluk İdeolojisi: Klasik Dönemde Din, Toplum ve Kültür (1451-1603), İletişim Yayınları, tarih, 494 sayfa, 2021

Cyrus Schayegh – Ortadoğu ve Modern Dünyanın İnşası (2021)

Bugünkü Ortadoğu’yu daha iyi anlamak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

Ortadoğu’nun 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın ortasına kadar nasıl bir seyir izlediğini irdeleyen Cyrus Schayegh, modern Ortadoğu’nun sosyo-mekânsal oluşumunu adım adım izliyor.

Bu süreçte köklü kentlerin ve bölgelerin dinamik modern dünya ekonomisine ve güçlü modern devletlere niçin, nasıl ve hangi aşamalarda biçim verdiğini ortaya koyan Schayegh, aynı zamanda Ortadoğu örneğinin bize dünyanın bütünü hakkında ne anlattığını da tartışmaya açıyor.

Bugün Suriye, Ürdün, Lübnan ve İsrail/Filistin’in yer aldığı, Bilad’üş-Şam (Büyük Suriye) olarak bilinen bölgeyi, 20. yüzyılın başındaki olağanüstü dönüşümüyle ele alan çalışma, öncelikle bölgenin geçmişine uzanarak coğrafyaya farkını katan kentlere odaklanıyor.

Bu kentlerin arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasi bağları, bu bağları etkileyen faktörleri, sömürge devletlerin etkisini ve Osmanlı sonrası oluşan ulusdevletlerin bölgede yarattığı değişiklikleri birbirleriyle etkileşimi çerçevesine yerleştiren Schayegh, kentlerin, bölgelerin, devletlerin iç içe geçtiği, mekânın dönüştürücü güç olarak asıl aktör haline geldiği Ortadoğu’nun bütünlüklü bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Cyrus Schayegh – Ortadoğu ve Modern Dünyanın İnşası, çeviren: Gül Atmaca, İletişim Yayınları, tarih, 400 sayfa, 2021

Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları (2021)

Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar süren Nürnberg duruşmaları, Nazilerin tabutuna son çiviyi çaktı.

Annette Weinke de, Hitler’in nasyonal sosyalist imparatorluğunun üst yönetim kadrosuna açılan toplam 13 davanın arka planını, işleyişini ve sonuçlarını irdeleyerek izliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın Müttefik Devletleri, Ağustos 1945’te Alman işgalciliğine ve nasyonal sosyalistlerin tarihte emsali görülmemiş zulüm ve soykırımlarına karşılık Londra Antlaşması’nın imzalanması ve uluslararası bir askerî mahkeme kurulması konusunda mutabakata vardı.

Nürnberg duruşmalarında Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar Nazi rejiminin 200’den fazla üst düzey temsilcisi, kısmen uluslararası ceza hukuku normları temelinde, işledikleri suçlardan dolayı ayrı ayrı yargılandılar.

Weinke de bu eserinde, bir yandan tarihi önemdeki bu yargılamaların hukuki temelini anlaşılır biçimde ele alırken diğer yandan da siyasal, toplumsal ve kültürel yansımalarını tasvir ediyor.

Kitapta ayrıca Alman, İngiliz, Sovyet ve Amerikan cephelerinde hukuki süreçlerin yürütülmesindeki çelişki ve tutarsızlıklar da tarafsız gözlemlerle betimleniyor.

Weinke, bağımsız tarihçi ve Berlin Özgür Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Weinke’nin, geçmişle yüzleşme politikaları tarihine ve Nazi soykırımlarıyla hukuki hesaplaşmalara ilişkin Federal ve Demokratik Alman devletlerinde yayımlanmış pek çok çalışması bulunuyor.

  • Künye: Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları, çeviren: Oğuzhan Açıcı, Runik Kitap, tarih, 134 sayfa, 2021

Robert Irwin – İbni Haldun (2021)

 

 

Son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlayan 14. yüzyıl Arap düşünürü İbni Haldun’un yaşamı ve düşüncesi üzerine usta işi bir biyografi.

Ortaçağ Arap kültürü üzerine büyük bir otorite olan Robert Irwin, çalışmasının merkezine, İbni Haldun’un düşüncesinin modern varsayımlarımıza nasıl uyduğunu koyuyor.

İbni Haldun’un geleneksel görüşlerini sorgulayan Irwin, bir yandan da İbni Haldun’un kült yapıtı ‘Mukaddime’yi, çağdaş kaynaklardan yararlanarak inceliyor.

Çalışma, İbni Haldun’un yaşamının ve düşüncesinin ortaçağ İslam teolojisi, felsefesi, siyaseti, edebiyatı, ekonomisi dâhil olmak üzere tarihsel ve entelektüel bağlamını ustaca serimlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Robert Irwin – İbni Haldun: Entelektüel Bir Biyografi, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği (2021)

İran’da Kürt milliyetçiliği çok kendine has dinamikler barındırır.

Abbas Vali de bu çalışmasında, 1947-1979 arası dönemi merkeze alarak Kürt milliyetçiliğinin İran’da nasıl bir tarihsel özgüllük sergilediğini ortaya koyuyor.

Kitap, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin düşüşünden başlayıp İran devrimiyle sonuçlanan bu otuz yıllık dönemde sürgündeki Kürt milliyetçiliğini, bu milliyetçiliğin siyasi ve ideolojik formasyonunu, örgütsel yapısını ve liderliğini sistematik bir yaklaşımla incelemesiyle dikkat çekiyor.

Vali, bir yandan sürgünde milliyetçilik olgusunun tarihsel özelliklerine ve Kürdistan’da devrim koşullarında siyasal güçlerin ve ilişkilerin nasıl biçimlendiğine bakarken, bir yandan da devrim sonrası dönemde Kürt milliyetçiliğinin gelişimini belirleyen siyasal süreç ve pratiklere ışık tutuyor.

1946’da İran’ın Mahabad kentinde kurulan kısa ömürlü Kürdistan Cumhuriyeti’nin demokratik bir siyasi kültürün ve Kürt ulusal kimliğinin gelişmesinde bir kilometre taşı oluşturduğunun altını çizen yazar, maruz kalınan askeri şiddet ve baskı pratiklerinin Kürtlerin direniş kapsamındaki söylem ve eylemleri üzerinde belirleyici bir etki yarattığını vurguluyor.

Kitap, İran’daki Kürt milliyetçiliği konusunda bir ilk ve temel kaynak olma özelliği taşıyor.

  • Künye: Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği: İran’da Kürt Milliyetçiliğinin Unutulan Yılları, çeviren: Zeri İnanç, Dipnot Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

Marcus Llanque – Siyasi Düşünceler Tarihi (2021)

Siyasi düşünceler tarihi üzerine iyi bir giriş kitabı arayanlara bu çalışmayı muhakkak öneriyoruz.

Marcus Llanque, siyasi düşünceler ve ideolojileri ortaya çıktıkları tarihsel ve sosyolojik döneme yerleştirerek açıklıyor.

Siyasi düşüncelerin tarih boyunca insanlığa ve toplumsal süreçlere muazzam etkileri oldu.

Platon, Aristoteles, Thomas Aquinas, Machiavelli, Hobbes, Montesquieu, Kant ve Marx gibi önemli düşünürler, dünya klasikleri arasına girmenin ötesine geçip tarihin seyrini de değiştirdiler.

Bu büyük filozların eserlerine ve görüşlerine yönelen okurlar, sadece tarihi daha iyi anlamakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi ufuklarını da genişletiyor ve hem geçmişin hem de günümüzün toplumlarını çok daha iyi yorumlayabiliyorlar.

İşte Llanque’nin bu çalışması da, siyasi düşünceler üzerine iyi bir kılavuz.

Kitap, belli çağlarda ve dönemlerdeki temel akımları ve gidişatı açıklamada özellikle başarılı olan fikirlere odaklanarak insanlığın siyasi macerasının özetini sunuyor.

  • Künye: Marcus Llanque – Siyasi Düşünceler Tarihi: İlk Çağ’dan Günümüze, çeviren: Edip Sönmez, Runik Kitap, siyaset, 136 sayfa, 2021

Felix Müller – Kelt Sanatı (2021)

Keltler, Antik Çağ’da varlık göstermiş bir medeniyet olsa da, estetiği günümüze hitap eden bir süsleme tarzına sahipti.

Kelt sanatını en iyi tanıyan isimlerden olan Felix Müller de, yeni arkeolojik çalışmalara dayanarak Kelt sanatının kendine has yaratıcı özelliklerini aydınlatıyor.

Keltler, kültürlerini bize kendi bakış açısından aktarabilecek bir tarih yazımından ne yazık ki yoksun bir halktı.

Bundan dolayı onlarla ilgili bilgileri, kendi ilgileri ölçüsünde ele alan Romalı ve Yunan yazarlardan öğreniyoruz.

Bu halk hakkında üçüncü bir kişiye güvenmeksizin bir şeyler öğrenmek istiyorsak, daha ziyade, son 20-30 yılda Alpler’in kuzeyinde önemli ilerlemeler kaydeden arkeolojik çalışmalara başvurmamız gerekiyor.

Keltlere ait takılar, gündelik araç gereçler, sikkeler, heykeller ve silahlara baktığımızda, estetiği günümüze hitap eden süsleme tarzları ve ifade biçimleri gözümüze çarpar.

İşte, uluslararası alanda Kelt sanatını en iyi tanıyan uzmanlardan biri olarak bilinen Müller de, bin yıldan fazla bir zaman diliminde ortaya çıkan Kelt sanatına, bu sanatın kendine has yaratıcı özelliklerine ve Antik Çağ’ın en büyük halklarından biri olan Keltlerin hayatında sanatın yerine ışık tutuyor.

  • Künye: Felix Müller – Kelt Sanatı, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, sanat tarihi, 127 sayfa, 2021

Andreas Gehrlach – Loculus (2021)

Çanta, sandık, çekmece gibi küçük, mahrem ve son derece bireyselleştirilmiş nesneler, mülkiyet kavramı hakkında bize neler söyler?

Andreas Gehrlach, bu nesnelerin tarihinden yola çıkarak şahane bir medeniyet okuması yapıyor.

‘Loculus’ta, mülkiyetin bireysel mekânlarının bir kuramını oluşturan Gehrlach, insanların değersiz ama bir o kadar önemli şeyleri tamamen kişisel ve mahrem mahfazalarında, çantalarında, sırt çantalarında ve keselerinde beraberlerinde taşımalarını ve bedensel açıdan aşırı yakın ve kendi kendini var eden bu mülkiyetin kişiyle ne şekilde ilişki kurduğunu derinlemesine tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de Romalı lejyonerlerin kıt eşyalarından bir Amerikan dinî cemaati olan Huttercilerin her üyesinin büyüdüğünde onlara verilen, içinde sadece hijyenik eşyaların değil ayrıca her şeyden önce mahremiyetlerin korunduğu “Kischte”ye; ekmek kesesi, denizci sandıkları ve Federal Cumhuriyet’e kabul edilen göçmen işçilerin köhnemiş bavulları gibi küçük ama son derece bireysel ve yoğun mülkiyet mekânlarından Freud’un ünlü “Dora” vakasındaki Dora’nın çantasına pek çok ilgi çekici örneği bu açılardan yorumluyor.

  • Künye: Andreas Gehrlach – Loculus: Mülkiyetin Bireysel Mekânları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Yort Kitap, antropoloji, 128 sayfa, 2021

Karen Radner – Mezopotamya & Dicle ve Fırat Nehirlerinin Kıyısındaki Erken Yüksek Kültürler (2021)

Mezopotamya’da yaşayan insanların hayat pratikleri ve çivi yazısı ile şekillenen ve sürekli değişen siyasi yapıları üzerine harika bir çalışma.

Dicle ve Fırat arasındaki Mezopotamya topraklarının tarihini çok yönlü bir bakışla ortaya koyan Karen Radner, son arkeolojik çalışmalardan da yola çıkarak bu kadim insanlık yerleşiminin neden çok önemli olduğunu bize bir kez daha bize hatırlatıyor.

Kitapta,

  • Sümer şehir devletlerinin kendine özgü yapısı,
  • Ur’un tanrı kralları,
  • Akad İmparatorluğu,
  • Halep ve Elam arasında yükselen küçük devletler,
  • Babil tarihinde en uzun süren hanedanlık olan Kassitler,
  • Küçük bir şehir devletiyken büyük bir imparatorluğa dönüşen Asurlar,
  • Bir dünya şehri olan Babil,
  • Ve Persler, Seleukoslar ve Partlar döneminde Mezopotamya gibi önemli konular aydınlatılıyor.

Radner, kazılar ve kil tabletler sayesinde günümüze ulaşan Mezopotamya medeniyetin izlerini sürüyor ve Ur, Uruk, Asur gibi çok eski şehirler ile Akad, Halep, Babil gibi güçlü krallıkların tarihini heyecanlı olduğu kadar bilgilendirici şekilde aktarıyor.

  • Künye: Karen Radner – Mezopotamya & Dicle ve Fırat Nehirlerinin Kıyısındaki Erken Yüksek Kültürler, çeviren: Beste Hertsch, Runik Kitap, tarih, 120 sayfa, 2021