Gül Yaşartürk – Sinema ve Toplumsal Cinsiyet (2022)

Sinema kadına, dişil kimliğiyle farklı bir birey olma hakkı tanımaz.

Gül Yaşartürk, 2010-2020 arasında çekilmiş on filme odaklanarak sinemada patriyarkanın ve kadına dair verili kodların nasıl yeniden ve yeniden üretildiğini ortaya koyuyor.

‘Sinema ve Toplumsal Cinsiyet’in ana temaları patriyarka, kadının özne olarak varlığı, kadın emeği, anne kız ve kız kardeş ilişkileri.

Söz konusu filmlerin bazılarında görünür ve somut, bazılarındaysa görünmeyen ve anlatı dışında bırakılan bir babaya duyulan özlem, baba eksikliğinden kaynaklanan sorunlar söz konusu.

Babayı kamusal alan ve özgürlükle, anneyi ise çocukla yakın ilişkiden sorumlu kılan yapı, anneye “kadın” olarak dişil kimliği ile farklı bir birey olma hakkı tanımaz.

Kitapta, kadın karakterlerin bakış, ses ve taşra özelinde mekânda varoluşları üzerinden özne olma olasılıkları tartışılıyor, patriyarkal yapı, emek gücü içerisindeki konumları, anne-kız ilişkileri göz önüne alınarak filmlere dair bütünlüklü bir çerçeve oluşturuluyor.

  • Künye: Gül Yaşartürk – Sinema ve Toplumsal Cinsiyet: Türk Sinemasında Ev, Emek, Cinsiyet ve İktidar İlişkileri, Nika Yayınevi, sinema, 176 sayfa, 2022

Ali Karadoğan ve Semire Ruken Öztürk – Türkiye’de Sinema Sansürünün Tarihi (2022)

Türkiye sinemasında uygulanan ve kimileri absürtlükte sınır tanımayan sansür üzerine arşivlik bir eser.

Sansür karar defterlerini üzerinde iki boyunca didik didik etmiş Ali Karadoğan ve Semire Ruken Öztürk, 1932-1988 yılları arasında verilen sansür kararlarını yıllara ve konulara göre sınıflandırmış.

Sinema alanında olduğu kadar kültürel çalışmaların diğer birçok alanında da yapılacak çalışma ve araştırmalara ilham verecek kitapta, sansür karar defterleri tasnif edilmiş ve içeriğinin sistematik bir biçimde dökümü yapılmış, bir nevi envanteri çıkarılmış.

İşin güzel tarafı da, bu devasa çalışmayı ücretsiz olarak okuyup indirebilmeniz.

Kitabın üç cildi de şu linkten temin edilebilir: https://bit.ly/3JRjOQR

  • Künye: Ali Karadoğan ve Semire Ruken Öztürk – Türkiye’de Sinema Sansürünün Tarihi, 1932-1988, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, inceleme, 3 Cilt, 1478 sayfa, 2022

Ronald Bogue – Deleuze, Sinema ve Felsefe (2021)

Gilles Deleuze’ün sinema üzerine fikirleri bugün de ilgi çekiyor ve yoğun olarak tartışılıyor.

Ronald Bogue de, Deleuze’ün sinema hakkındaki yoğun ve görünürde kapalı pasajlarını açıklığa kavuşturan iyi bir çalışmaya imza atmış.

Deleuze’ün 4 Kasım 1995’teki vefatının hemen ardından Serge Toubiana onu şu sözlerle andı:

“Son otuz yıla damgasını vurmuş Fransız düşünürleri arasında yalnızca Deleuze sinemayı hakiki anlamda sevmişti.”

Felsefenin hayati unsurlarıyla birlikte sanatların da “felsefeden sanata, sanattan felsefeye geçen ayrılmaz güçler” olduğunu savunan Deleuze’e göre, filozoflar kavramları, yönetmenler ise imajları icat eder.

Fakat yönetmenler sinema hakkında konuşmaya başladığında artık “başka bir şeye dönüşür”.

O vakitte yönetmenler temel sinematik kavramların çekirdeğini ilan eder ve filozoflar onları geliştirmek, kavramlar koleksiyonundan tutarlı bir sinema teorisi inşa etmek için bu kavramlar üzerinde çalışmaya başlar.

Deleuze’ün kitapları yoğun akıl yürütmenin, hem sinema hem de felsefe alanında geniş kapsamlı sentetik yorumların çalılıklarında Deleuze’ü izlemek durumundaki okuyuculardan önemli taleplerde bulunur.

Bogue, bu kitabında Deleuze’ün kullandığı kaynakları ve örnekleri ortaya koyarak onun en yoğun ve görünürde kapalı pasajlarını açıklığa kavuşturmak suretiyle ‘Cinema 1’ ve ‘Cinema 2’ okumalarını sürdürüyor.

  • Künye: Ronald Bogue – Deleuze, Sinema ve Felsefe, çeviren: Ekrem Ekici, Küre Yayınları, felsefe, 223 sayfa, 2021

Kolektif – Deleuze’ün Film Felsefesinin İzleri (2021)

Gilles Deleuze’ün sinema yazıları hakkında eleştirel bir analiz isteyenler bu derlemeyi kaçırmak istemeyecektir.

Kitap, Deleuze’ün film teorilerinin çağdaş görsel kültür incelemelerini nasıl derinden etkilediğini ortaya koyuyor.

Fransız Deleuze, yirminci yüzyılın en yenilikçi düşünürlerinden biridir.

‘Cinema 1: The Movement-Image’ (1983) ve ‘Cinema 2: The Time-Image’ (1985) adlı iki ciltlik eseri, yayınlandığı tarihten itibaren film ve felsefe alanındaki çalışmaları derinden etkiledi.

Film, medya ve kültür konularına odaklanan araştırmacılar, Deleuze’ün düşüncesinin en etkin nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yormayı sürdürüyor.

Bu kitap da, Deleuze’ün sinema yazıları hakkında kaleme alınan eleştirel makalelerden oluşuyor.

Yazarlar, Deleuze’ün film teorilerinin süregelen önemini ve bunların çağdaş görsel kültür incelemelerini hangi şekillerde etkilediğini sistematik bir biçimde ortaya koyuyor ve bu alan araştırmaları için yeni yönergeler sunuyor.

Çalışma, Deleuze’ün film teorisinin önemi ve kullanışlılığına dair bir başucu kaynağı.

Kitaba katkıda bulunanlar ise şöyle: Raymond Bellour, Ronald Bogue, Giuliana Bruno, Ian Buchanan, James Chandler, Tom Conley, Amy Herzog, András Bálint Kovács, Patricia MacCormack, Timothy Murray, Dorothea Olkowski, John Rajchman, D. N. Rodowick, Marie-Claire Ropars-Wuilleumier, Garrett Stewart, Damian Sutton ve Melinda Szaloky.

  • Künye: Kolektif – Deleuze’ün Film Felsefesinin İzleri, editör: D. N. Rodowick, çeviren: Nurullah Yakut, Küre Yayınları, felsefe, 371 sayfa, 2021

Kolektif – Post-Sinema (2021)

Dijital ve bilgisayar tabanlı medya dünyasında sinemanın rolü ve konumu nasıl değişti?

‘Post-Sinema’, 21. yüzyıl sinemasını teknolojik, politik, tarihsel ve ekolojik yönleriyle inceleyen çok iyi bir inceleme.

Yirminci yüzyılın baskın medyası olan sinema ve televizyon, kültürel duyarlılıklarımızı şekillendirdi ve yansıttı.

Peki, 21. yüzyılda neler oluyor?

Yeni dijital medya, yeni duyarlılıklar mı demek?

Yirminci yüzyıl sineması, dijital ve bilgisayar tabanlı medya tarafından “aşıldığında”, yani Fredric Jameson’ın “kültürel baskın” dediği şey olmaktan çıktığında, sinemanın rolü veya konumu nasıl değişti?

Shane Denson ve Julia Leyda’nın hazırladığı ’Post Sinema’, eleştirel bir tavırla bu sorulara odaklanıyor.

Kitap, başlangıç noktasını Steven Shaviro’nun “sinema sonrası duygulanım” kavramından alıyor.

Yeni eleştiriye kelime dağarcığı yaratma, yeni medya ekolojisiyle uzlaşma amacıyla bir dizi kilit düşünürün fikirlerini genişleten ve geliştiren bir çalışma.

Sinematik bir medya rejiminden sinema sonrası medya rejimine geçişin deneyimsel, teknolojik, politik, tarihsel ve ekolojik yönlerini inceleyerek, yeni zemini kırmanın temel sorularını araştırıyor; sinemanın ilk ve ikinci dönemi arasındaki sürekliliklerin yanı sıra kopuklukları da tartışıyor.

Estetik ve biçim soruları, değişen teknolojik ve endüstriyel uygulamalarla, çağdaş sermaye oluşumlarıyla, kimlik, sosyal eşitsizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi konulardaki kültürel kaygılarla örtüşüyor.

Dijitalleşmenin, öylece kabul edilen gelenekler üzerindeki etkisi de oyunda.

Aracılık, yasal ya da yasadışı yeni dağıtım biçimleri, türlere ve ayrı medya biçimlerine akademik ve eleştirel bağımlılık.

Kısacası değişen paradigma, bu kitapta 21. yüzyıl sinemasının kuramsallaştırılması amacıyla bütün yönleriyle mercek altına alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Lev Monovich, Julia Leyda, Shane Denso, Steven Shaviro, Caetlin Benson-Allott, Francesco Casetti ve Selmin Kara.

  • Künye: Kolektif – Post-Sinema: 21. Yüzyıl Sinemasının Kuramsallaştırılması, editör: Julia Leyda ve Shane Denso, çeviren: Pınar Fontini, Nota Bene Yayınları, sinema, 240 sayfa, 2021

Robert Stam – Yıkıcı Film (2021)

Medya estetiği alanından yüzlerce kavramın aydınlatıldığı ve bu kavramların film örnekleri üzerinden ayrıca açıklandığı nitelikli bir çalışma.

Robert Stam’ın çalışması, yıkıcı estetik konusunda bir başucu kitabı olmaya aday.

Kitap, politik olarak adanmış sanat ve sanatsal olarak adanmış politikanın birbiriyle örtüşen alanları üzerinden etkileşimli bir yolculuk.

Aynı anda hem bilimsel hem de eğlendirici olan kitap, yıkıcı estetik üzerine büyük bir anlatımı, radikal film stratejilerinin incelenişini ve kapsamlı kavramlar sözlüğünü birleştiriyor.

‘Anahtar Sözcükler’, örneklerini geniş bir yelpazedeki medyadan alarak yaklaşık bin terimi ve kavramı tanımlıyor, yaratıyor ve tasvir ediyor.

Kitap, politik modernizmin ötesine geçerek, radikal filmin bir uzun metrajlı imgesel ya da belgeselden ziyade bir müzik videosu, bir Colbert bölümü ya da bir dijital harmanlama anlamına gelebileceği zamanımızda politik sinemanın tanımını çarpıcı biçimde genişletiyor.

Müşterekler estetiğini, Karnavalesk ve şenliksel-devrimci pratikleri, politik modernizm ve post-Brechtçi performansı, negatifin biçim değiştirmesini, filmin melezlenişini ve kırılmış kronotop ve sinemanın müzikalleştirilişini içeren bölümlerin her biri alternatif estetiğin geniş yelpazesi içindeki farklı bir akımı inceliyor.

Çağdaş politikaya, estetik ve medyaya, sinemaya ilgi duyan herkes için çok değerli bir metin olan çalışma, hocaların ve öğrencilerin yanı sıra sanatçıların ve eleştirmenlerin de çokça yararlanacağı bir eser.

  • Künye: Robert Stam – Yıkıcı Film: Medya Estetiğinde Anahtar Sözcükler, çeviren: Onur Orhangazi, Ayrıntı Yayınları, sinema, 336 sayfa, 2021

Onur Akşit ve Aslı Favaro – Teknokültürel Düşler ve Kâbuslar (2021)

Yirmi birinci yüzyıl bilimkurgu sinemasında, teknoloji ve insan ilişkisinin nasıl inşa edildiği üzerine iyi bir analiz.

Onur Akşit ve Aslı Favaro’ya göre, teknokültür kendine has yapısıyla yeni bir sosyal gerçekliğin temsilcisidir.

Yazarlar bu amaçla, güncel bir anlatı olarak (teknokültürel ideoloji ve söylem düzenine sahip) bilim kurgu sineması üzerinden teknokültürün tematik bir çözümlemesini yapıyor.

Türkiye gibi, teknoloji ve bilimin üreticisi olmasa da zihinsel ve sosyal bir gerçeklik anlamında teknokültürün üreticisi ve tüketicisi konumunda olan Batı dışı toplumların teknokültürü nasıl karşıladığını ve buna bağlı ideoloji ve söylemleri nasıl inşa ettiğini anlamak, teknokültürün hâkimiyetini görünür kılmayı sağlayacaktır.

Teknokültürü anlamak, bu kültürü benimseyen ve aynı zamanda bu kültüre maruz kalan toplumu kendi dinamikleri içinde kavrama, kendine özgü soruları araştırma gündemine getirme, eleştirel bir perspektifi koruma ve yeni anlayışlar geliştirebilme olanaklarını oluşturacaktır.

‘Teknokültürel Düşler ve Kâbuslar’ da, bu anlamda yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Onur O. Akşit ve Aslı Favaro – Teknokültürel Düşler ve Kâbuslar: 21. Yüzyıl Bilim Kurgu Sinemasında Teknoloji ve İnsan, Kalkedon Yayınları, sinema, 250 sayfa, 2021

Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls – Sinema Üzerine Konuşmalar (2021)

İki sinema ustasından sinema üzerine eğlenceli bir sohbet.

Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls, “auteur”ün ne olduğundan Yeni Dalga’ya ve kült filmlere pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

‘Sinema Üzerine Konuşmalar’, birbirine benzemez iki sinema ustasının iki ayrı buluşmadaki sohbetlerini bir araya getiriyor.

Sinema tarihine damgasını vurmuş Godard ile en iyi belgesel film Oscar ödüllü Ophüls yan yana gelince; Yeni Dalga, Godard’ın kült filmleri, Marcel Ophüls’ün Godard’ın da hayranlığını kazanmış babası, yönetmen Max Ophüls’ün kendine has kamera hareketleri, sinemanın tarihle ilişkisi, prodüksiyon maliyetleri, “auteur”ün ne olduğu, birlikte çekmeyi planlayıp çekemedikleri filmler gibi konulara dair içten, hınzır, eğlenceli sohbetler ortaya çıkıyor.

Vincent Lowy ve André Gazut’nün önsözleri ile Daniel Cohn-Bendit’in Godard’a dair sonsözü de bu keyifli sohbete eşlik ediyor.

  • Künye: Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls – Sinema Üzerine Konuşmalar, çeviren: Işıl Kocabay ve Nihan Özyıldırım, Kırmızı Kedi Yayınevi, sinema, 80 sayfa, 2021

Eylem Şen – Anti-Faşizmin Estetiği (2021)

1945 sonrası İtalya’da faşizmle yüzleşen filmleri ele alan ufuk açıcı bir çalışma.

Eylem Şen, sağlam bir film analiz yöntemiyle ördüğü çalışmasıyla, izleyiciyi özgürleştiren ve bir özne olarak sorumluluk almaya teşvik eden sinema kuramlarına katkıda bulunuyor.

Sinema modernizmin en özgürlükçü buluşlarından biri olarak, kimsenin kimseyi ezmediği bir dünya hasretinin, tekniğin imkânlarıyla gönüllere taht kurmasını sağlayabilir.

Bu tahtın bahtını yapmak için, kökenlerini Griffith’in tek bir görüşü hiçbir şekilde sorgulamaksızın kabul ettirmeye dayalı estetik anlayışından alan Hollywood’un klasik anlatı sinemasının alışkanlıklardan kopuş gerekir.

Bu kopuş sanat ve estetik hakkında ilkçağlardan itibaren süregiden “güzel”, “gerçek”, “iyi” kavramlarına dair bir bakış açısı yaratmakla başlar.

Sinemada faşizm eleştirisinin estetik politikası üzerine bir çalışma yapabilmek için; estetiğin felsefi ve ideolojik gelişimine, anti-faşist mücadelelerin tarihine, sinemada anti-faşist ve özgürlükçü film biçimi arayışlarının geçmişine, faşizmin emperyalist yayılmacılığının damgasını vurduğu 1930’ların sonunda Georg Lukács ile Ernst Bloch arasında başlayıp Walter Benjamin ve Bertolt Brecht’in de dâhil olduğu gerçekçilik tartışmalarına, Vertov’un manifestosuna, egemen film biçimlerine ve burjuva ideolojisine en ileri noktadan saldıran Godard’ın film biçimine bakılarak yol alınmalıdır.

İşte tam da bu yolu izleyen Şen’in nitelikli çalışması, hem sinema, faşizm ve anti-faşist mücadeleler hakkında önemli fikirler, felsefeler, imgeler sunuyor hem de sınıfsız, sınırsız, özgür bir dünya düşü uğruna mücadele edenlerin referans alabileceği özgürleştirici bir estetik politika sunuyor.

  • Künye: Eylem Şen – Anti-Faşizmin Estetiği: 1945 Sonrası İtalyan Sinemasında Faşizm Eleştirisi, Nota Bene Yayınları, sinema, 240 sayfa, 2021

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2 (2021)

Popüler sinemanın suçla imtihanı üzerine çok iyi bir çalışma.

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya, suç filmlerinin doğuşundan 70’li yıllara uzanan macerasını ve türün bütün yapısal problemlerini masaya yatırıyor.

Çalışma, kendi içinde “Gangster”, “Polisiye / Dedektif”, “Gerilim”, “Kara Film”, “Casus”, “İnfazcı”, “Politik Suç”, “Mahkeme”, “Soygun” gibi pek çok kola ayrılan suç filmlerini kronolojik bir bakışla ele alması, bunun yanı sıra türe dair güncel tartışmaları da barındırmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2, Ayrıntı Yayınları, sinema, 496 sayfa, 2021