Paul Anderer – Kurosawa’nın Raşomon’u (2020)

Kurosawa’nın ikonik filmi ‘Raşomon’, dünya sinemasında bir dönüm noktasıdır.

Fakat bir yönüyle de bundan çok daha fazlasıdır.

Çarpıcı bir aile dramıdır ve çekildiği döneme has kültürel ve sosyal çatışmalar üzerine harika bir filmdir.

Paul Anderer’in bu önemli çalışması, bu kült filmi merkeze alarak Kurosawa’nın hayatını başından sonuna değin izliyor.

Anderer, önce genç bir sosyalist ve bir ressam olarak Kurosawa portresini sunuyor, ardından da şiddetli çatışmalar yaşayan, sıra dışı bir duyarlığa sahip ağabeyi Heigo’nun O’nun hayatındaki rolünü irdeliyor ve bütün bunları da, köklü kültürel değişimlerin yaşandığı yirminci yüzyıl Japonya’sının yükseliş ve çöküş öyküsü bağlamında anlatıyor.

Bilhassa İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir yenilgiyle çıkmış, çökmüş bir ülkeyi ve burada yetişen Kurosawa ailesinin dramını gözler önüne sermesiyle dikkat çeken çalışma, Kurosawa’nın karakterini belirleyen şartların kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Anderer ayrıca, Kurosawa’nın ‘Raşomon’u ortaya çıkarmaya giden süreçte hem kişisel hem de mesleki anlamda nasıl bir ruh hali içinde olduğunu da izliyor.

  • Künye: Paul Anderer – Kurosawa’nın Raşomon’u, çeviren: Selçuk Işık, Can Yayınları, sinema, 312 sayfa, 2020

D. N. Rodowick – Gilles Deleuze’ün Zaman Makinesi (2020)

Gilles Deleuze, Fransa’nın en ünlü yirminci yüzyıl filozoflarından biri olmasına rağmen, sinema teorileri büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.

Film teorisyeni D. N. Rodowick ise, bu boşluğu Deleuze’ün film ve görüntüler üzerine çalışmalarının ilk kapsamlı analizini sunarak dolduruyor.

Rodowick, Deleuze’ün sinema üzerine fikirlerini 1960 ve 1970’lerin Fransız kültür teorisi bağlamında ele alarak, Deleuze’ün teorisinin mantığını ve felsefi açılımlarını ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Rodowick bununla da yetinmiyor ve Deleuze’ün film, imge ve işaret hakkındaki görüşlerini, düşünürün diğer kitaplarında ele alınan daha büyük felsefi problemlerle nasıl ilişki içinde olduğunu, bunun yanı sıra Deleuze’un film teorisinin, sinemadaki baskın geleneği nasıl yoğun bir şekilde etkilediğini de gözler önüne seriyor.

Deleuzyan bir görsel-işitsel kültür politikasının ne anlama geldiğini açıklayan çalışma, Deleuze’den yola çıkarak yeni görme, söyleme ve düşünme yollarının imkânlarını tartışmasıyla çok önemli.

  • Künye: D. N. Rodowick – Gilles Deleuze’ün Zaman Makinesi, Küre Yayınları, sinema, 2020

Bob Foss – Anlatım Teknikleri ve Dramaturji (2016)

Sinema ve televizyonda program yapılırken neyin uygun olduğu veya olmadığı konusunu işleyen nitelikli bir rehber.

Anlatım öğeleri, içerik ve biçim, bakış açısı, kurgu, karakter, diyalog, dramatik öğeler, sahne ve epik yapı gibi, senaryo yazımının olmazsa olmazları konusunda derinleşmek için birebir.

  • Künye: Bob Foss – Anlatım Teknikleri ve Dramaturji, çeviren: Mustafa K. Gerçeker, Hayalperest Kitap

Bâbek Ahmedî – Andrey Tarkovski Sineması (2016)

Andrey Tarkovski sinemasına dair yanlış yorumları düzelten, yönetmenin dünyasını ve filmlerini çok yönlü inceleyen bir eser.

Rusya’ya gidip Tarkovski’nin yaşadığı bütün mekânları gezen Andrey Ahmedî, onu tanıyanlarla röportajlar yapmış ve Tarkovski’nin filmlerini farklı insanlarla farklı ortamlarda izlemiş.

  • Künye: Bâbek Ahmedî – Andrey Tarkovski Sineması, çeviren: Faysal Soysal ve Veysel Başçı, Küre Yayınları

Kolektif – Karanlıkta Işığı Yakalamak (2016)

2009 yılında hayatını kaybeden yönetmen Ahmet Uluçay’ı kişiliği, çalışmaları, metinleri ve ona dair anılarla ele alan bir derleme.

Uluçay’ın sinema serüvenindeki dönüm noktalarını açığa çıkaran kitapta, yönetmenin kaleminden eleştiri yazıları ve makaleler, kendisiyle yapılmış söyleşiler ve ölümünün ardından yazılmış metinler yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Karanlıkta Işığı Yakalamak: Bir Ahmet Uluçay Derlemesi, derleyen: Barış Saydam, Küre Yayınları

Umut Tümay Arslan – Kat (2020)

Sinema çalışmaları alanındaki özgün katkılarıyla bildiğimiz Umut Tümay Arslan, bu sefer sinema ve etik ilişkisine çok yönlü bir bakışla odaklandığı ‘Kat’ ile karşımızda.

Arslan, filmleri ses, bakış, uzam, zaman, renk, mizansen, beden, alan, alan-dışı gibi parçalara ayırıp, her birinin özerk bir biçimde hareket ettiği anlara odaklanıyor.

Sinemanın bu unsurlar arasında süreklilik ve bütünlük kurduğu yerleşik gerçeklik düzeninin bozulmasının, sinemanın etik ve politik kabiliyetini ürettiğini belirten yazar, filmlerin gündelik gerçekliği kesinti ve bozulmaya uğrattıklarında bizi ikamet ettiğimiz yerden koparabilecek etik karşılaşmalara imkân verdiklerini söylüyor.

Yazar bu karşılaşmaları, sinemanın gerçeklikle sahip çıkmamız gereken ilişkisine, sinemanın parçalara ayırdığı yüzeylerine ve temsil politikalarına odaklanarak tartışıyor.

Hareket ve sinema, sinemanın maddi estetiği, arzunun politik boyutu, felaket-sonrası hafıza, hınç etiği ve sinemada Türklük ethosu da, bu tartışmada karşımıza çıkan pek çok kavramdan birkaçı.

  • Künye: Umut Tümay Arslan – Kat: Sinema ve Etik, Metis Yayınları, sinema, 368 sayfa, 2020

Sibel Öz Arslan – Oyuncu (2020)

Adile Naşit neden bu kadar seviliyor?

İyi bir oyuncu olduğu için mi?

Halktan biri olduğu için mi?

Yeşilçam’ın bildik karakter oyuncularından farklı bir anti-yıldız olduğu için mi?

Adile Naşit, bunların tümü bir arada hesaba katılmadan anlaşılamayacak oyunculardandır.

Sibel Öz Arslan da, yaklaşık dört yılı bulan bu şahane çalışmasında, Naşit’in kendine has dünyasından pek çok bilinmeyeni aydınlatıyor.

Adile Naşit ve ailesinin yaşamıyla kitabına başlayan Arslan, burada, geleneksel tuluattan modern döneme uzanan ülkemiz tiyatrosunun tarihsel gelişim sürecinde çok önemli yere sahip olan Naşit Ailesi’nin hikâyesini, tiyatronun bir döneminin tarihini de içeren bu aile hikâyesinde Adile Naşit’in nerede durduğunu, özellikle sinemacı kimliğini ön plana alarak anlatıyor.

Naşit’in babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”,  dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre ve kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim Naşit, burada karşımıza çıkan birkaç isim.

Kitabın, bildik biyografi çalışmalarından farklı olduğunu özellikle belirtelim.

Arslan, bağlamdan kopuk bir biyografi yaklaşımından ziyade, Adile Naşit’i özellikle sanatçı kimliğinin olgunlaştığı bağlam içinde ele alıyor

Onun 1940’lı yıllardan başlayan tiyatro ve sinema oyunculuğuna eşlik eden, kimi dönem Adile Naşit’i etkileyen, hatta belirleyen koşulları arka planda vermeye çalışması, 1950, 1960 ve 1970’li yılları detaylarıyla işlemesi de kitabın diğer artıları.

Bu yönüyle kitap, Adil Naşit, Türkiye sineması, yakın tarihi ve toplumu üzerine bir sosyolojik çalışma niyetine okunabilir.

  • Künye: Sibel Öz Arslan – Oyuncu, Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit, İletişim Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2020

Mehmet Sağnak – Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim? (2010)

Gazeteci-akademisyen Mehmet Sağnak ‘Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim?’de, Türk sinemasında gazeteci figürünü, yönetmen ve senaristlerin gazetecileri nasıl algıladıklarını ve yansıttıklarını inceliyor.

Çalışmayı nitelikli kılan husus, başlangıcından günümüze iyi ya da kötü örnekleriyle, Türk sinemasının, muhabirinden foto muhabirine, kameramanından televizyon sunucusuna, şef ve yöneticilerinden patronlara varan bir çerçevede, nasıl bir gazeteci figürü çizdiğini ortaya koymasıdır diyebiliriz.

Ayrıca çalışma boyunca, daktilodan bilgisayara, not defterinden teybe, PTT kulübesinden cep telefonuna, Babıâli’nin geçirdiği teknolojik evrenin gelişimi de izlenebiliyor.

  • Künye: Mehmet Sağnak – Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim?: Türk Sinemasında Gazeteci Figürü, TB Yayıncılık, medya, 444 sayfa

Onat Kutlar – Sinema Bir Şenliktir (2010)

Daha önce de çeşitli baskıları yapılan ‘Sinema Bir Şenliktir’, Onat Kutlar’ın sinema yazılarını bir araya getiriyor.

Bilindiği gibi Kutlar, 1965-76 yılları arasında Türk Sinematek’in kurucularından biri ve yönetmeni olarak görev yapmıştı.

Elimizdeki kitapta ise, bu önemli ismin 1960’tan başlayarak Meydan, Yeni Sinema, Milliyet Sanat, Papirüs ve Hürriyet Gösteri gibi dergilerde yayımlanan sinema yazıları bulunuyor.

Yabancı sinemacılar, onlarla ilgili düşünce ve değerlendirmeler, sinema şenlikleri, sinema temaları ve türleri, bu yazıların başlıca konularını oluşturuyor.

Kitap, ilk kez yayımlandığı 1985 yılından bu yana, sinemaya ilgi duyan okurlar için bir rehber olmaya devam ediyor.

  • Künye: Onat Kutlar – Sinema Bir Şenliktir, Yapı Kredi Yayınları, sinema, 179 sayfa

Umut Tümay Arslan – Mazi Kabrinin Hortlakları (2010)

Umut Tümay Arslan ‘Mazi Kabrinin Hortlakları’nda, Yeşilçam sinemasını bir büyük hikâye olarak okumaya girişerek, toplumsal iktidarla duygular arasındaki sıkı ilişkiyi irdeliyor.

Bu büyük hikâyede öne çıkan ‘Sevmek Zamanı’, ‘Vesikalı Yarim’, ‘Gelin’ ve ‘Umut’ gibi filmlere odaklanan Arslan, bunların “Sinema ulusal gözyaşını, ulusal kahkahayı, ulusal histeriyi nasıl üretiyor?” sorusunu ne şekilde yanıtladığını araştırıyor.

Kitapta, Zeki Müren filmlerindeki “bakış” ve “ses”in, izleyicide neden tamlık, bütünlük duyguları uyandırdığı; melodram filmlere yönelik ikircikli ruh halinin temel nedenleri; Türkiye’nin, ulusal melankolinin dinamikleri aracılığıyla geçmişiyle kurduğu ilişki ve 1960’ların ortalarından itibaren artan toplumsal hareketlilik ve değişim talebinin, nasıl karşıt sinema anlayışları doğurduğu gibi birbirinden ilginç konular ele alınıyor.

  • Künye: Umut Tümay Arslan – Mazi Kabrinin Hortlakları: Türklük, Melankoli ve Sinema, Metis Yayınları, inceleme, 363 sayfa