Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi (2021)

Siyaset, din ve sinema birbirlerini nasıl sorunsallaştırıp yeniden şekillendirir?

Ebru Thwaites Diken, çağdaş Türkiye sinemasından altı örnekten yola çıkarak bu soruya yanıt veriyor.

Siyaset, din ve sinema arasındaki ilişkiye, bu üç alanın ortak kökenleri temelinde odaklanan Diken, bu üç alanı da “gösteri” kavramının tam olarak birbirine bağladığını belirtiyor.

‘Siyaset ve Dinin Gösterisi’, hem siyaset ve dinin sinemasal doğasının kendini gösterme şeklini ortaya koyması, hem de bir sanat formu olarak sinemanın siyasi ve dinsel ifadeler, duyumlar, duygulanımlar ve hakikatler yaratma kapasitesini incelemesiyle dikkat çekiyor.

Kitapta incelenen filmler şöyle:

Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak,

Din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva,

Din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!,

Heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz,

İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği meselesini tartışan The İmam,

Ve bir roman uyarlaması olan ve din ile felsefeyi karşı karşıya getiren Gölgesizler.

  • Künye: Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi: Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine, çeviren: Ayşecan Ay, Metis Yayınları, sinema, 144 sayfa, 2021

Yektanurşin Duyan – Türk Sinemasında Kadın Yıldız Olmak (2021)

Türk sinemasında kadın yıldızlar olgusunu hem sinemanın kendine has dinamikleri hem de toplumdaki ideal kadın algısı üzerinden irdeleyen usta işi bir eleştirel inceleme.

Yektanurşin Duyan, Türk sinemasında yıldızlar ve kadın yıldızları, “star sistemini” üreten film endüstrisini merkeze alarak inceliyor.

Bunu yaparken yıldızlığı doğuran toplumsal yapının nasıl işlediğini ortaya koyan Duyan, kadın yıldızlar ile dönemin kadın algısı, başka bir deyişle toplumda ideal olarak kabul gören kadınlık kodları arasında ne gibi bağlantılar olduğunu ele alıyor.

Sinema ile ilgilenenlerin yanı sıra Türkiye’de kadın sorunları ve kadın araştırmaları alanında çalışanların da aydınlanacağı bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Yektanurşin Duyan – Türk Sinemasında Kadın Yıldız Olmak, Dipnot Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2021

Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock (2021)

Gerilim ustası Alfred Hitchcock üzerine çok iyi bir biyografi.

Peter Ackroyd, yatak odasını terk etmekten korkan bir çocukken 20. yüzyılın en saygın yönetmeni olan karanlık bir dehaya sahip Hitchcock’un sıra dışı dünyasının kapısını aralıyor.

Hitchcock garip bir çocukluk geçirdi.

Örneğin yatak odasını terk etmekten korkardı.

Yine çocukluğunda, Avrupa boyunca hayali bir rota çizmek için demiryolu tarifelerini kullanarak büyük yolculuklar planlıyordu.

Hitchcock ayrıca, Poe’nun eserlerindeki ürkütücü tavırdan da ziyadesiyle etkileniyordu.

Ackyord, yönetmen koltuğunda oturan Hitchcock’un korkularını, güvensizliklerini, takıntılarını ve ilginç çalışma yöntemlerini anlatıyor, aynı zamanda yönetmenin tarzından umutsuzluğa kapılan Grace Kelly, Cary Grant, James Stewart, Ingrid Bergman ve Tippi Hedren gibi ikonik film yıldızlarının da Hitchcock’la karşılaşmalarında neler yaşadıklarını izliyor.

  • Künye: Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, biyografi, 326 sayfa, 2021

Kolektif – Belgesel Sinema Kitabı (2021)

Belgeselle ilgilenenlerin kaçırmak istemeyeceği bir başvuru kaynağı.

Brian Winston’un derlediği 752 sayfalık bu çalışma, belgeselin tarihçesinden belgeselde yeni teknolojilere konuyu zengin bir bağlamda irdeliyor, bunu yaparken de tam da olması gerektiği gibi, belgeselin etik, estetik, siyaset gibi konularla ilişkisi konusunda da çok önemli değerlendirmeler barındırıyor.

  • Künye: Kolektif – Belgesel Sinema Kitabı, derleyen: Brian Winston, yayıma hazırlayan: Seda Salman, Ayrıntı Yayınları, sinema, 752 sayfa, 2021

James Monaco – Bir Film Nasıl Okunur? (2021)

Bir filmi iyi da kötü kılan hususlar nedir?

James Monaco, sinema dili, tarihi ve kuramından hareketle bir filmi nasıl okuyabileceğimizi anlatıyor.

Filmleri sanat ve zanaat, duyarlılık ve bilim, gelenek ve teknoloji bağlamında okuyan Monaco’nun çalışmasını özgün kılan hususlardan biri de, filmlerin roman, resim, fotoğraf, televizyon, hatta müzik gibi diğer anlatı ortamlarıyla olan yakın ilişkilerini de derinlemesine irdelemesi.

Kitabın bu baskısında da, yeni bir girişin yanı sıra genişletilmiş bir kaynakça ve yüzlerce açıklayıcı siyah beyaz fotoğraf ve diyagram yer alıyor.

Sinema üzerine sayısız faydalı bilgi içeren bu basit ve sistematik çalışma, film hakkında yazan ya da filmlerle ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunmalı.

  • Künye: James Monaco – Bir Film Nasıl Okunur?: Sinema Dili, Tarihi ve Kuramı, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, sinema, 743 sayfa, 2021

Pınar Yıldız – Kayıp Hafızanın İzinde (2021)

 

Hakikat hiçbir zaman ölmez, yalnızca bir süreliğine görünmez olur.

Pınar Yıldız’ın bu özenli çalışması ise, Türkiye sinemasının ülkenin yakıcı sorunlarıyla nasıl hesaplaştığını, başka bir deyişle geçmişle yüzleşme taleplerine nasıl yanıt verdiğini ele alıyor.

‘Kayıp Hafızanın İzinde’, özellikle Türkiye sinemasının son yirmi yılını merkeze alarak, sinemada bastırılanın nasıl geri döndüğünü, geçmişteki suçların ve dehşetin nasıl çarpıcı bir şekilde yüzeye çıktığını irdeliyor.

Geçmişi hatırlamakta kullandığımız ve bize her zaman bir masumiyet, mağduriyet ya da kahramanlık hikâyesinin içinden seslenmiş olan Türklüğe dair imgeleri eleştirel bir perspektifle inceleyen Yıldız, geçmişin nasıl hatırlandığına dair politikaları ele alıp deşifre ediyor ve böylece içinde yaşadığımız zamanın kültürel/toplumsal işleyişini anlamamıza ve tarihsel öznelliğimizi şekillendiren imge ve duygu repertuvarını daha iyi tanımamıza olanak sağlıyor.

  • Künye: Pınar Yıldız – Kayıp Hafızanın İzinde: Sinemada Geçmişle Yüzleşme, Yas ve İnkar, Metis Yayınları, sinema, 240 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Sinema 2: Zaman-İmge (2021)

“Öyle olur ki, daima günün öyle bir saati gelir ki, gece yarısında veya gün ortasında artık ‘sinema nedir?’ diye değil, ‘felsefe nedir?’ diye sormak gerekir.”

Daha önce ilk cildine burada da yer verdiğimiz Gilles Deleuze’ün sinema üzerine yazıları, ‘Zaman-İmge’ başlıklı ikinci cildiyle karşımızda.

Deleuze, sinemanın zamanı dolaysız bir şekilde sunma kapasitesine kavuşmuş yeni bir imge türüne sahip olduğunu belirtiyor ve bu yeni kavramsal pratikleri zaman-imge kavramıyla karşılıyor.

Düşünür bunu yaparken Rosselini, De Sica, Godard, Rivette, Antonioni, Visconti, Fellini ve Orson Welles gibi pek çok yönetmenin yapıtlarını kat ediyor ve bu bağlamda,

  • Sinemada yeni gerçekçilik,
  • Sinema, semiyoloji ve dil,
  • Zaman-imgenin hareket-imgeye tabiiyeti,
  • Zamanın dolaylı temsili olarak montaj,
  • Orson Welles’te hakikat meselesi,
  • Bedenin sineması ve bedenlerin sinematografik yaratımı,
  • Sinema ve politika,
  • Görsel imgenin boyutu olarak sesli film,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu tartışıyor.

Deleuze’ün buradaki yazıları, yönetmenlerin nasıl birer filozof ve kuramcı olduklarını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Sinema 2: Zaman-İmge, çeviren: Burcu Yalım ve Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 343 sayfa, 2021

Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek (2021)

Belgesel yapmayı düşünenler kadar belgesel çekenlerin de muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

Şimdiye kadar 35’ten fazla filmi yönetmiş ya da düzenlenmesine katkıda bulunmuş Michael Rabiger, tam 768 sayfalık bu kitabında, bir belgesel yapımcısının her aşamada düşünmek, hissetmek, yapmak ve bilmek zorunda olduğu şeyleri açıklıyor.

Kitap yönetmenin rolü, hikâye fikirlerinin geliştirilmesi, bir belgesel filmin tasarlanması ve sunumu, belgesel sinemada film dili gibi temel bilgilerden, belgesel estetiği, bakış açısı, biçim, yeniden sahneleme, anlatı yaratma, ileri seviye kameralar ve ekipmanlar gibi üst seviye post-prodüksiyon aşamasına kadar, belgesele dair bilinmesi gereken her konuyu açıklıyor.

Çalışmayı benzer türdeki eserlerden ayıran en önemli husus ise, Rabiger’in belgeselin felsefi temellerini araştırması ve bunu yaparken de film yapım sürecinin teknik kısımlarını asla ihmal etmemesi.

  • Künye: Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, çeviren: Çiğdem Asatekin ve Feyyaz Şahin, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 768 sayfa, 2021

Çağdaş Gökbel – Kapitalist İdeolojinin Medyadaki Altın Çağı (2020)

 

Westworld (Batı Dünyası) dizisini sevenler kadar medya ve sinema çalışmaları alanına ilgi duyanların da okumak isteyeceği bir çalışma.

Çağdaş Gökbel, bu dizinin nitelikli bir ideolojik içerik analizini yapıyor.

Yazar, Westworld dizisinde kapitalist ideolojinin nasıl işlediğini ortaya koyuyor ve bununla da yetinmeyerek ideolojinin ne olduğunu, ideoloji kavramının hangi tarihsel süreçlerden geçerek bugünkü anlamına ulaştığını ve bizde bu kavram konusundaki farklı yaklaşımları da yoğun bir şekilde tartışıyor.

Kitabı, ideoloji kavramının daha iyi anlaşılması ve tartışılması konusunda nitelikli bir girişim olarak öneriyoruz.

  • Künye: Çağdaş Gökbel – Kapitalist İdeolojinin Medyadaki Altın Çağı: Westworld (Batı Dünyası) Dizisinin İdeolojik İçeriği ve Yansımaları, Doruk Yayınları, sinema, 160 sayfa, 2020

Paul Anderer – Kurosawa’nın Raşomon’u (2020)

Kurosawa’nın ikonik filmi ‘Raşomon’, dünya sinemasında bir dönüm noktasıdır.

Fakat bir yönüyle de bundan çok daha fazlasıdır.

Çarpıcı bir aile dramıdır ve çekildiği döneme has kültürel ve sosyal çatışmalar üzerine harika bir filmdir.

Paul Anderer’in bu önemli çalışması, bu kült filmi merkeze alarak Kurosawa’nın hayatını başından sonuna değin izliyor.

Anderer, önce genç bir sosyalist ve bir ressam olarak Kurosawa portresini sunuyor, ardından da şiddetli çatışmalar yaşayan, sıra dışı bir duyarlığa sahip ağabeyi Heigo’nun O’nun hayatındaki rolünü irdeliyor ve bütün bunları da, köklü kültürel değişimlerin yaşandığı yirminci yüzyıl Japonya’sının yükseliş ve çöküş öyküsü bağlamında anlatıyor.

Bilhassa İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir yenilgiyle çıkmış, çökmüş bir ülkeyi ve burada yetişen Kurosawa ailesinin dramını gözler önüne sermesiyle dikkat çeken çalışma, Kurosawa’nın karakterini belirleyen şartların kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Anderer ayrıca, Kurosawa’nın ‘Raşomon’u ortaya çıkarmaya giden süreçte hem kişisel hem de mesleki anlamda nasıl bir ruh hali içinde olduğunu da izliyor.

  • Künye: Paul Anderer – Kurosawa’nın Raşomon’u, çeviren: Selçuk Işık, Can Yayınları, sinema, 312 sayfa, 2020