Mark Fisher – Tuhaf ve Tekinsiz (2020)

Tuhaf ya da tekinsiz olanı nasıl tanımlarız?

Hiçbir şey olmaması gerekirken bir şeylerin olması mı?

Yoksa bir şeyler olması gerekirken hiçbir şeyin olmaması mı?

AKP’li Ali İhsan Yavuz, İstanbul seçimlerinin iptal edilmesi gündemdeyken “Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şey oldu” diyerek aslında hangi derin felsefi soruna parmak basmıştı? (!)

Bize garip olanı çağrıştıran tuhaf ve tekinsiz, Mark Fisher’e göre, birbiriyle yakından ilişkilidir ve daha da önemlisi, 20. yüzyıla damgasını vuran birer üretim biçimidir, yani film ya da kurgu biçimi, kavrayış biçimi, hatta nihayetinde bir var olma biçimidir.

Fisher bunu yaparken de, H.P. Lovecraft, H.G. Wells, M.R. James, Christopher Priest, Joan Lindsay, Nigel Kneale, Daphne du Maurier, Alan Garner ve Margaret Atwood gibi yazarlar ile Stanley Kubrick, Jonathan Glazer, David Lynch ve Christopher Nolan gibi yönetmenlerin eserlerini derinlemesine irdeleyerek tuhaf ve tekinsiz olan üzerine derinlemesine bir felsefi sorgulamaya girişiyor.

  • Künye: Mark Fisher – Tuhaf ve Tekinsiz, çeviren: Berkan M. Şimşek, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2020

Daniel C. Dennett – Özgürlük Alanı (2020)

Özgür irade üzerine usta işi bir sorgulama arayanlar, bu kitabı muhakkak okumalı.

Daniel Dennet ‘Özgürlük Alanı’nda, bilinç hakkındaki bilindik klişeleri yıkıyor.

Dennet, klasik felsefede özgür irade konusundaki hatalı önermeler ile evrim mekanizmalarının bilinmemesi ya da anlaşılamamasından dolayı, özgür irade konusunda yanlış yargıların ortaya çıktığını savunuyor.

  • Künye: Daniel C. Dennett – Özgürlük Alanı: İstenmeye Değer Olan Özgür İrade Çeşitleri, çeviren: Emrah Günok, Alfa Yayınları, felsefe, 324 sayfa, 2020

Edward W. Said – Hümanizm ve Demokratik Eleştiri (2020)

Erich Auerbach’ın ‘Mimesis’i, modern çağın en büyük hümanist yapıtıdır.

Edward Said de bu son kitabında, bu yapıtın muazzam katkısından yola çıkarak hümanizmin bizim açımızdan neden hayati olduğunu tartışıyor.

Neoliberalizmin, ya da diğer adıyla sağcılığın akıl almaz şekilde pervasızlaştığı günümüzde, hümanist tutum da tarihte örneği görülmemiş büyük büyük bir tehdit altında.

Said de, burada, birleştirmeyi, özgürleştirmeyi ve aydınlatmayı hedefleyen daha demokratik bir hümanizmin hâlâ mümkün olduğunu savunuyor.

Düşünür, beşeri bilimleri canlandırmada bir strateji olarak geliştirilmiş bir diyalog ileri sürüyor ve devamında da sorgulayan, bozan ve yeniden düzenleyen yorumun hümanist perspektif için neden vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Edward W. Said – Hümanizm ve Demokratik Eleştiri, çeviren: Çağdaş Dedeoğlu, Alfa Yayınları, felsefe, 216 sayfa, 2020

Steven M. Rosen – Kendiliğinden Evrilen Kozmos (2020)

‘Kendiliğinden Evrilen Kozmos’, evrenin evrimi ile felsefeyi buluşturan, disiplinlerarası çalışmalara çok iyi bir örnek.

Kuantum fiziği ve kozmolojinin felsefe olmadan yapılamayacağını gösteren Steven Rosen, fenomenolojik felsefenin fikirleri ve çıkarımlarını kapsamlı şekilde irdeliyor ve bunları pozitivist felsefeyle karşılaştırıyor.

Yazar, fenomenolojik fizikte, bilim yapmak ile felsefe yapmanın ortak bir çaba olduğunu vurguluyor, bunun yanı sıra bilim ve felsefenin kaynaşmasının, süregiden sorunlara yeni çözümler sunan yeni bir fiziğe yol açtığını belirtiyor.

Kitap, işte bu eni fiziğin nasıl olması gerektiğini çok yönlü tartışmasıyla büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Steven M. Rosen – Kendiliğinden Evrilen Kozmos: Doğanın Çeşitlilikte-Birliğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2020

Murat Erten – İbn Haldun (2020)

Bilhassa son zamanlarda İbn Haldun, toplumsal hareketleri tanımladığı umran ve gruplar arası ilişki ve geçişleri tanımladığı asabbiye kavramları başta olmak üzere, bizde de büyük ilgi çekmeye başladı.

Murat Erten’in bu kitabı ise, İbn Haldun’un eserleri, kavramları ve meseleleri üzerine güncel bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

İbn Haldun’un hayatı ve düşünceleri üzerine kapsamıyla dikkat çeken kitap, düşünürün fikirlerinin nasıl her dönem değişen şartlar altında yeniden değerlendirmeye ve anlamaya imkân veren bir derinliğe sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Erten burada, düşünürün yukarıda belirttiğimiz umran ve asabiyye kavramlarının yanı sıra, düşünürün devletlerin doğuş ve yıkılış hikâyelerini içeren mağlubun gâlibi taklidi ve devletin beş tavrı teorilerini, medeniyet tasavvurunu ve yanı sıra, eğitime ve ekonomiye ilişkin önerilerini de ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

İbn Haldun’u merak eden her okurun kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Murat Erten – İbn Haldun: Hayatı Eserleri ve Meseleleriyle, Say Yayınları, felsefe, 632 sayfa, 2020

Félix Guattari – Moleküler Devrim (2020)

Félix Guattari’nin 1977 yılında yayımladığı ‘Moleküler Devrim’, 68’in açtığı yeni yollar üzerine derinlemesine ve enfes bir sorgulama.

68’in kadınlar, göçmenler, deliler, güvencesizler, çocuklar ve eşcinseller gibi farklı gruplara ne gibi öznellik olanaklarını getirdiğini tartışan Guattari, bunun yanı sıra, aynı dönemde inşa edilen yeni despotik iktidarların 68’in mirasını nasıl tehdit ettiğini de irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ekonomik sömürü ile cinsel sömürü birbirinden ayrı düşünülemez. Burjuvazi ve bürokrasi ancak cinsiyetler, yaş sınıfları ve ırklar arasındaki ayrımcılığa, davranışların kodlanmasına, kastların katmanlaşmasına yaslanarak iktidarlarını sürdürebilirler. Bu aynı ayrımcılıkların ve katmanlaşmaların militanlarca yeniden üretilmesi işçi hareketinin ve devrimci hareketin günümüzdeki kemikleşmesinin asıl temelini oluşturur.”

“Halkın gerçek arzularını dinlemek, en başta kişinin kendisinin ve en yakınındakilerin arzularını dinleyebiliyor olmasını gerektirir. Bu, daha büyük ölçekteki sınıf mücadelelerine ancak arzu mücadelelerinden sonra geçmek gerektiği anlamına asla gelmez. Tersine, bunlar arasındaki her kesişme sınıf mücadelelerine yadsınamaz bir güç katacaktır.”

“Kapitalizmin temellerinden biri olan cinsel yabancılaşma toplumsal bedenin erillik odağında kutuplaşmasını gerektirir, kadın bedeni ise göz dikilen bir nesneye, metaya, ancak suçluluk duygusu içinde ve sistemin bütün çarklarına (evlilik, aile, çalışma vb.) boyun eğerek erişilebilen bir yeryurda dönüşür.”

“Tıpkı emek güçlerinin sömürülmesine rağmen dünyanın gerçekliğiyle gerçek bir ilişki kurmayı başaran emekçiler gibi, kadınlar da, maruz kaldıkları cinsel sömürüye rağmen, arzuyla gerçek bir ilişkiyi sürdürmeyi başarırlar. Ve bu ilişkiyi esasen beden düzeyinde yaşarlar. Nasıl ki burjuvazi ekonomik düzlemde proletarya olmadan bir hiçse, erkekler de böyle bir “dişil-oluşa” erişemezlerse beden düzleminde çok da bir şey olamazlar.”

  • Künye: Félix Guattari – Moleküler Devrim, çeviren: Işık Ergüden, Otonom Yayıncılık, felsefe, 506 sayfa, 2020

Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları (2019)

Siyaset kavramları ve kuramları hakkında özenli bir çalışma arayanlara Gerald Gaus’un bu kitabını öneriyoruz.

Gaus burada, sosyalist, liberal ve muhafazakâr yaklaşımların siyaset anlayışlarını çok yönlü bir bakışla çözümlüyor ve böylece Batıda siyaset kuramının dört dörtlük bir haritasını çıkarıyor.

Batı dünyasında özgürlüğü, gücün, eşitliğin, adaletin, demokrasinin ve otoritenin doğası ve daha da önemlisi bunun tarih içinde nasıl dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde ortaya koyan Gaus, bunu da oldukça anlaşılabilir bir üslupla yapıyor.

Tarih boyunca siyasetin ne olduğu konusuna kafa yormuş Platon’dan Hobbes’a, Wittgenstein’dan Rawls’a, Locke’tan Dworkin’e, Burke’ten Berlin’e, Marx’tan Lenin’e, Hobhouse’tan Nozick’e ve Gallie’ye pek çok felsefeci ve siyaset bilimcinin katkılarını ortaya koyan çalışma, bununla da yetinmeyerek söz konusu isimleri birbiriyle iletişime de sokuyor.

Alanla ilgilenen her okurun kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları, çeviren: Nihal Akdere, Phoenix Yayınevi, siyaset, 462 sayfa, 2019

Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız? (2020)

‘Biz Ne Tür Yaratıklarız?’, düşünür Noam Chomsky’yi bu sefer dilbilimci kişiliğiyle de tamamlayarak karşımıza çıkaran bir eser.

Chomsky’nin insan türü üzerine uzun yıllara yayılan kariyerinin neticelerini sunan çalışma, insan dilinin tam olarak ne olduğunu tartışarak açılıyor.

Buradan insanın anlama kapasitesine ve potansiyellerine uzanan Chomsky, tartışmayı daha üst boyuta taşıyarak insanın yaratacağı bir toplum düzeninin ana hatlarının neler olacağı üzerine düşünüyor.

İnsan ve doğa ilişkisi, doğanın gizemleri gibi konuların da irdelendiği kitap, Chomsky’nin düşüncelerinin dayandığı arka plan hakkında önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız?, Bgst Yayınları, dilbilim, 184 sayfa, 2020

Carlo Rovelli – Zamanın Düzeni (2020)

Zaman, bilimin de felsefenin de hakkında en çok tartıştığı konulardan biridir.

Bu çok doğal, çünkü insan olarak bizler de neredeyse sürekli zaman üzerine düşünüp dururuz.

Carlo Rovelli’nin kaleme aldığı ‘Zamanın Düzeni’ ise, bilim, felsefe ve edebiyatı buluşturan çok güzel bir kitap.

Rovelli, uçsuz bucaksız gibi görünen, farklı yerlerde farklı hızlarda akan zamanın, kendimizi daha iyi anlamak açısından bize neler söyleyebileceği üzerine düşünüyor.

Rovelli’ye göre, zamanı anlayabilmemiz için kendimiz üzerine, kendimizi anlayabilmek için de zaman üzerine düşünmemiz gerekiyor.

Yine yazara göre, zaman kavramı hakkındaki pek çok tartışmanın akıl karıştırıcı olmasının tek nedeni bu kavramın karmaşık ve katmanlı özelliğinin farkında olmamalarıdır.

Bu nedenle de, farklı katmanların birbirlerinden bağımsız olduklarını görmeme hatasına düşerler.

“Gelmeyecek bir geleceğe karşı arzu duyuyoruz. Belleğin ve öngörünün açtığı bu alan, bizi belki bazen kaygılandıran ama özünde bir lütuf olan zamandır.” diyen Rovelli, edebi yetkinliğiyle de öne çıkan kitabında, bizi zaman üzerine daha derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Kitaptan iki alıntı daha:

“’Şimdi’ kavramı işe yaramaz; uçsuz bucaksız evrende mantıklı şekilde ‘şimdi’ diyebileceğimiz hiçbir şey yoktur.”

“Bizim için zaman işte budur: Çok katmanlı, karmaşık, farklı yaklaşık kestirimlerden gelen çok sayıda farklı özelliği olan bir kavram.”

  • Künye: Carlo Rovelli – Zamanın Düzeni, çeviren: Tolga Esmer, Tellekt Kitap, bilim, 168 sayfa, 2020

Francis Hutcheson – Güzellik ve Erdem İdelerimizin Kökeni Üzerine Bir Soruşturma (2020)

İnsandaki güzellik, estetik duygusu doğuştan mıdır, yoksa sonradan mı kazanılır?

İskoç aydınlanmasının önde gelen simalarından Francis Hutcheson, estetik ve ahlaki değerlerimizin kökeni üzerine öncü bir eserle karşımızda.

Thomas Hobbes’un egoizmine ve Samuel Pufendorf’un ödül-ceza görüşüne karşı iyilikseverliği öne süren Hutcheson, kitabının ilk incelemesinde, güzellik, düzen, uyum ve tasarımdan hareketle insanda doğuştan bir güzellik duyusu olduğunu ortaya koymaya çalışıyor.

Hutcheson ikinci incelemesinde ise, ahlaki görüşlerini bu temel üzerine inşa etmeye koyuluyor.

Düşünür, kamunun, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu yargılarken yerleşik bir ahlaki duyuya sahip olduğunu ileri sürüyor.

Hutcheson’un düşüncelerinin, Hume, Smith ve Bentham gibi filozofların yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucularını da büyük ölçüde etkilediğini ayrıca belirtelim.

  • Künye: Francis Hutcheson – Güzellik ve Erdem İdelerimizin Kökeni Üzerine Bir Soruşturma, çeviren: Merve Menekşe Özer ve Adnan Akdağ, Say Yayınları, felsefe, 280 sayfa, 2020