Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas (2022)

 

Simone de Beauvoir’den özgürlük ve özgürlük etiği üzerine eskimeyecek iki eşsiz deneme.

de Beauvoir burada varoluşçu ahlak, sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışıyor.

Yirminci yüzyılın en etkili yazar ve düşünürlerinden de Beauvoir’ın bu kitapta bir araya gelen ‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’ ile ‘Pirus ve Sineas’ başlıklı felsefi denemeleri sırasıyla 1947’de ve 1944’te yayımlandı.

‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’, varoluşçuluğun temelindeki özgürlük ve bu bağlamda varoluşçu bir ahlak için ihtimallere dair bir sorgulamayı içerir.

Yazar felsefi birikime, Sartre, Montaigne, Kant, Hegel, Kierkegaard gibi düşünürlere dayanarak insanlık durumunun müphemliğinin kabulü ve bu kabule dayalı bir ahlak üzerine düşünür.

Beauvoir’ın ilk felsefi denemesi olan ‘Pirus ve Sineas’ Plutarkhos’un bir metninde geçen, Kral Pirus ile Sineas arasındaki bir konuşmadan yola çıkarak sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışır.

Her iki metin de varlığını hep koruyan özgürlük ve özgürlüğün etiği sorusuna rehberlik eder.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas, çeviren: Gülçin Kaya-Rocheman, Everest Yayınları, deneme, 240 sayfa, 2022

Raymond Carver – Yazmak Üzerine (2022)

Amerikan öykücülüğünün devlerinden Raymond Carver, yazmak üzerine düşüncelerini bizimle paylaşıyor.

Bir yazarın nasıl ve neden yazdığını merak eden her okurun muhakkak okuması gereken bir kitap.

“Tıpkı yaşarken olduğu gibi, yazarken de özensiz olmaktan vazgeçin.”

Yazmayı konuştuğumuzda ne konuşuruz?

‘Yazmak Üzerine’, adı modern öyküyle eşanlamlı hale gelen Carver’ın yazın hayatını denemelerinin izinden sürüyor.

Carver, kendisine sade bir dille gerçekçi öyküler yazmayı öğreten öğretmenini hatırlıyor, öykülerin aklında şekillendiği ilk anlardan söz ediyor, kendi yapıtları ve farklı yazarların kitapları hakkındaki görüşlerini her zamanki açık sözlülüğüyle dile getiriyor.

Bir yazarın nasıl ve neden yazdığını, hatta bazen nelere rağmen yazdığını ve dilini nasıl oluşturduğunu kendi hayatından örneklerle anlamaya ve anlatmaya çalışırken, okurları da benzer soruları aynı dürüstlükle düşünmeye davet ediyor.

‘Yazmak Üzerine’, Carver’ın dünyasına ve yazarlık felsefesine dair bir tanıklık, neyin söylemeye değer olduğuna ve en samimi şekilde nasıl söyleneceğine dair düşünceleri bir araya getiren dolu dolu bir seçki, öykünün ustasından bir dizi yazarlık dersi.

  • Künye: Raymond Carver – Yazmak Üzerine, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, edebiyat kuramı, 192 sayfa, 2022

Billy-Ray Belcourt – Bedenimin Kısa Hikâyesi (2021)

‘Bedenimin Kısa Hikâyesi’, heteronormatif bir dünyada kuir bir birey olarak var olmaya çalışmanın sancılarını ve sağaltıcı gücünü anlatan ilginç bir kitap.

Griffin Ödülü’nü şimdiye kadar kazanan en genç yazar olan Billy-Ray Belcourt; şiirsel, felsefi ve politik kavrayışları ustaca harmanlıyor.

Belcourt’un, “Bu bir anı kitabı değil, anıların dâhice bir yapıbozumudur.” diye ifade ettiği ilk deneme kitabı ‘Bedenimin Kısa Hikâyesi’, kelimelerin hem duyguları parçalama hem de teselli etme gücünü tekrar tekrar göstererek edebiyatın ve estetiğin yaşamı ne denli belirleyebileceği üzerine çarpıcı öneriler sunuyor.

Yazar, doğduğu dünyayı, yaratmak istediği ütopik dünyayla uzlaştırmaya çalıştığı bu eseriyle de Kanada Genel Vali Ödülü’nü de aldı.

Belcourt, cesur ve kendine has keskin üslubuyla; yaşam deneyimlerini kitap boyunca şiirsel, felsefi ve politik kavrayışları ustaca dengeleyerek şaşırtıcı bir dürüstlükle okuyucusunu rahat ettirmeye değil, ütopyanın canlandırıcı gücüne odaklanıyor.

Heteronormatif standartlar üzerine inşa edilmiş bir dünyada kuir bir birey olarak var olmaya çalışmanın sancılarını ve sağaltıcı gücünü, mutluluk ütopyasının merkezine koyuyor.

Belcourt, günümüz edebiyatının en heyecan verici uluslararası seslerinden biridir; genç, hassas ve korkusuz.

‘Bedenimin Kısa Hikâyesi’, en güçlü ve kışkırtıcı denemelerinin bir seçkisi.

Kitaptan iki alıntı:

“Yerli toplulukları canlılıklarından yoksun bırakan bir dünyada mutluluk en büyük isyandır.”

“Neşe sayesinde bizi, yaratıcılığı ve edebiyatı reddeden ıstırabın pusunu üzerimizden kaldırabiliriz. Neşe sanattır; âdeta bir direniş ahlakıdır.”

  • Künye: Billy-Ray Belcourt – Bedenimin Kısa Hikâyesi, çeviren: Melinda Andonyan, Sander Yayınları, deneme, 160 sayfa, 2021

Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları (2021)

Susan Sontag’ın ne denli büyük bir denemeci olduğunu yakından görmek için bu kitap harika bir vesile.

‘Radikal İrade Üslupları’, Sontag’ın sanat, edebiyat, tiyatro ve sinemadan Vietnam Savaşı’na kadar birçok konuda kaleme aldığı denemeleri içeriyor.

Sontag kitabın ilk iki bölümünde sanatta sessizlik, edebiyatta pornografi, Cioran’ın felsefesi ve yazını, tiyatronun gelişimi ve sesli sinemanın doğuşu, Bergman, Godard ve Bresson’un sinemasına dair zihin açıcı yorumlarda bulunuyor.

Üçüncü ve son bölümdeki en hacimli denemesinde ise davet üzerine iki hafta zaman geçirdiği Vietnam’daki deneyimlerini aktarıyor.

‘Radikal İrade Üslupları’, hem radikal tavrıyla Sontag’ın sadık okurları hem de yazarla ilk defa tanışacaklar için birçok kez dönüp okunacak bir kitap.

  • Künye: Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları, çeviren: Nuray Önoğlu, Everest Yayınları, deneme, 325 sayfa, 2021

Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler (2021)

“Her ülkede, her dünyada yabancı olmak: Hukuksal statünü metafizik bir nitelik düzeyine yükseltmek.”

Karanlık duygularımızın maharetli yazarı Emil Michel Cioran, okurunu nafilelik, hiçlik, ölüm, çöküş ve varoluş üzerine düşünmeye davet ediyor.

Cioran iflah olmaz, soluk kesen üslubuyla bütün fanatizmleri, inançları, dinsel ya da politik imanları yine yerden yere vuruyor: Kimi sayfalar bazı kaçış yollarını imlese de, ilerleme bir kurmaca sürüsüne, tanrı hastalığa, umut ise “uçurumun kenarında körebe oynamaya” dönüşüyor.

Cioran felsefeyi şeylerin “nafileliğinin algısı” olarak ortaya koyarak edebiyat dahil her türlü yanılsamaya karşı giriştiği mücadeleyi ölüm, çöküş, nafilelik, ıstırap, öznel varoluş üzerine aforizmalarla sürdürürken ilk sayfalardaki kişisiz biz ifadesine ben ve sen’i ekliyor ve kitabın iki temel kozunu açıkça ortaya seriyor: maddi, manevi ve tarihsel çürüme ile imkânsız kuşkucu ideal.

Paris’teki dilsel “ikinci doğuş”una tarihlenen ve aynı dönemeçte aldığı düşünsel viraja dair temel bir edebi belge niteliği taşıyan ‘Avare Düşünceler’de kalemini Baudelairevari bir koyuluğa doğru akıtarak nihayet intihar motifini öne çıkaran Cioran, insanlığı katiller ile intihar edenler olmak üzere ikiye ayırıyor: İntiharın varoluşun işkencesinde değerli bir kurtuluş kaynağına dönüştüğü satırlar ise, kendini Hiçliğe daha iyi teslim etmek için her türlü inançtan kurtulan “şeylerin dışındaki insan” olarak yazarın istisnai bir otoportresiyle tamamlanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Kendi sonumu faka basarcasına kabul ettim; bu kabul âdeta hem kanıma hem de uykusuzluklarıma yabancı bir sesten geliyor gibidir.”

“Şehirlerde yoldan geçenlerin gözlerinde rastladım ölüme; doğanın ortasında ise yaprakların hışırtısında. Ama daha sıklıkla da kalbin sessizliklerinde rastgeldim ölüme.”

“Bir bostanın ortasındadır sana özgü kısırlığın mutlak duyumu…”

“Kısırlık temeldeki bir histeridir. Her şey değerden yoksun gözükür; her şey birbirine denktir; önem taşıyan herhangi bir şey bulmak imkânsızdır. Dünyanın tebaası, sönük ve kokuşmuş uzanır zihnin dibinde.”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, deneme, 94 sayfa, 2021

Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar (2021)

Bütün kitap âşıklarının, yani bibliyofillerin okuması gereken bir kitap.

Umberto Eco, kitabın ortaya çıkışının hem uygarlığı hem de tek tanrılı dinleri nasıl kökten dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

Kitap dünyasına dışarıdan değil, bu çalışma açısından tam da olması gerektiği gibi bir bibliyofilin gözünden bakan Eco, bibliyofili kitabı seven, ama sadece kitap okumakla yetinmeyen, aynı zamanda ona nesne olarak da sahip olmak isteyen bir kişi olarak tanımlıyor.

Yazar, her zamanki keskinliği, mizahı ve yetkinliğiyle, bibliyofili açısından önemli gördüğü eserleri gözden geçiriyor, anekdotlar anlatıyor, bir değerin izini sürüyor, kısacası bibliyofilinin büyülü dünyası için bize ustaca rehberlik ediyor.

Kitap, zaten bibliyofil olanlar kadar, henüz öyle olduğunu bilmeyen sayısız potansiyel okura seslenmesiyle de özellikle önemli.

  • Künye: Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, deneme, 288 sayfa, 2021

Brian Dillon – Denemecilik (2021)

Deneme türünün kapsamı ve olanakları üzerine çok iyi bir çalışma.

Brian Dillon, türün öncüleri ve çağdaş ustalarından denemecilik konusunda bilinmeyenlere pek çok konuyu ele alıyor.

Ödüllü çalışması ‘In the Dark Room’ ile bildiğimiz Dillon, bu sefer de bir tür olarak denemeciliği; kökenler, listeler, dağılma, üslup, savurganlık, ayrıntı, tutarlılık, merak ve avunma gibi çeşitli başlıklarda irdelediği, hatta parçalara ayırdığı bu kitabıyla karşımızda.

Kitap, deneme teriminin etimolojik kökenlerinden, Montaigne’den başlayarak günümüz yazarlarına, W. G. Sebald, Georges Perec ve Elizabeth Hardwick gibi isimlere uzanıyor.

Dillon, deneme hakkında şöyle diyor:

“Deneme, konusunun özünü yani püf noktasını ifade etmeyi, dolayısıyla bir tür cila ve bütünlüğü amaçlar, aynı zamanda da sahip olduğu bakış açısının kısmi olduğu, eksik olmanın da kendi içinde bir değer olduğu, çünkü yazan zihnin cesur ve meraklı ama tutuk doğasını daha iyi yansıttığı konusunda ısrar etmek ister.”

  • Künye: Brian Dillon – Denemecilik: Biçim, Duygu ve Kurmacadışı Üstüne, çeviren: Selahattin Özpalabıyıklar, Everest Yayınları, inceleme, 174 sayfa, 2021

Max Frisch – Sorular, Sorular, Sorular (2021)

Max Frisch’in dehasını bir kez daha ortaya koyan, insan varoluşunun temel meseleleri üstüne kurgulanmış on dört soruşturma.

‘Sorular, Sorular, Sorular’, Frisch’in dostluk, para, evlilik, kadınlar, anayurt, mülkiyet, ölüm, ahlak ve alkol gibi meseleler hakkında sorduğu, aydınlatıcı ve eğlenceli 351 soru barındırıyor.

Esasında Frisch’in ‘Günlükler 1966-1971’ içinde yer alan ve Almancada tek kitap halinde ayrı basımı ilk kez 1987 sonunda yapılan kitabın, yazarın ölümünden sonra ortaya çıkan, ahlak, alkol, teknoloji temalı üç soruşturmanın da eklenmesiyle Kasım 2019’da yayımlanan bu genişletilmiş baskısıyla, Frisch’in bütün soruşturmaları ilk kez eksiksiz şekilde bir araya getirilmiş oluyor.

Kitapta yer alan birkaç soru:

  • Sizin ve tanıdığınız herkesin ölümünün ardından insan soyunun korunması sizin için hâlâ önemli midir?
  • İradeniz sayesinde dünyaya gelmeyen çocuklarınızın sayısı kaç?
  • Hastalık, trafik kazası ya da benzer bir nedenle ölümü içinizi umutla dolduracak siyasetçinin adı nedir?
  • Bir topluluktan mı nefret etmek daha kolay gelir size, belli bir şahıstan mı?
  • Zamanla akıllandığınıza inanmaktan ne zaman vazgeçtiniz, yoksa hâlâ buna inanıyor musunuz?
  • Özeleştiriniz sizi ikna ediyor mu?
  • Hiç kimseyi öldürmediğinizi varsayalım: Bunun gerçekleşmemiş olmasını nasıl açıklarsınız?
  • Ölmeyi mi tercih edersiniz yoksa bir süre daha sağlıklı bir hayvan olarak yaşamayı mı?
  • Evlilik kurumun kendiliğinden keşfedebilir miydiniz?

Künye: Max Frisch – Sorular, Sorular, Sorular, yayına hazırlayan: Tobias Amslinger ve Thomas Strässle, çeviren: Ogün Duman, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 112 sayfa, 2021

Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi (2021)

Artık söz değil eylem üretmenin, sömürünün mağduru herkesle yan yana durmanın zamanıdır.

Tuncay Birkan’ın bu kitapta bir araya getirilen metinleri de, bunun olanaklarını görünür kılmasıyla çok önemli.

Birkan’ın uzunca bir döneme yayılan sol, kültür, felsefe, bilim, yayıncılık ve çeviri gibi konularda kaleme aldığı yazılarını bir araya getiren kitapta,

  • Sol ve kültürel çalışmalar,
  • Tanrı’nın ölümü,
  • Ateizm geleneği ve sol,
  • Mutenalaştırma adı altında şehri ranta açma pratikleri,
  • Corona’nın hayat ve siyasete etkileri,
  • Türkiye’de Edward Said yayıncılığının kendine has dinamikleri,
  • Türkçe çeviri faaliyetleri,
  • Felsefe çevirilerinin durumu,
  • Ve Blanqui bağlamında devrimci maneviyatında bilimin rolü konuları tartışılıyor.

Birkan, kitaba adını veren makalesinde ise, Türkiye’deki “yerlilik” ve “millilik” dayatmalarına çarpıcı ve zengin argümanlarla karşı çıkıyor.

Yazar burada, solun evsizliği ve evrenselliği üzerinde ısrar ediyor, bir varoluş biçimi olarak “yerliliği” reddediyor, bu ısrar ve reddi sağcı yerlicilerle polemiğe girerek serimliyor.

  • Künye: Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi, Metis Yayınları, deneme, 176 sayfa, 2021

Patti Smith – Maymun Yılı (2020)

Patti Smith’in kaleminden, birbirinden güzel polaroid fotoğraflarla zenginleştirilmiş, düşler ile gerçeklerin iç içe geçtiği bir kitap.

Smith, San Francisco’nun ünlü konser salonu Fillmore’daki yeni yıl konserlerinin ardından, kendini Santa Cruz sahilinde aylaklık yaparken bulur.

Şimdi önünde, plan yapmak zorunda olmadığı, kendisiyle ve hayatla derinlemesine yüzleşmeye koyulacağı, tek başına dolaşacağı bir yıl vardır.

Elinde bir polaroid kamerasıyla tabelalar vardır yalnızca.

Bir süre sonra Smith, bir dönüm noktası yaşayacak ve kendini yaşamının girdabındaki değişimler ile Amerika’nın kendine has siyasi iklimi içinde bulur.

‘Maymun Yılı’, Smith’in bu süreçte yaşadıklarını çarpıcı bir üslupla anlattığı ve hayaller, acımasız gerçekler, ümitler ve sevgiyle örülü sıra dışı bir metin.

  • Künye: Patti Smith – Maymun Yılı, çeviren: Seda Ersavcı, Domingo Kitap, deneme, 240 sayfa, 2020