David Frayne – Çalışmanın Reddi (2021)

Birey çalışmayı bilinçli olarak reddedebilir.

David Frayne, çalışmayı reddedenlerle birebir görüşmeler yaparak düzen içinde düzene dâhil olmamanın nasıl mümkün olduğunu anlatıyor.

Modern kapitalist sisteme açık bir karşı koyuş olarak okunabilecek ‘Çalışmanın Reddi’, insanlık dışı çalışma saatlerine, korkunç iş yüküne, güvencesiz çalışma koşullarına, kalıcı ve kitlesel işsizliğe, işsizliğin çalışanlar için bir tehdit olarak kullanılmasına, düşük ücretlere, sağlıksız çalışma mekânlarına yani sistemi var eden her yapıtaşına cepheden karşı çıkıyor.

İstihdama karşı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya koyan Frayne, çalışma saatlerini en aza indirmeye çalışanlarla veya çalışmayı tamamen reddedenlerle bire bir görüşmeler yaparak ret sebeplerini ve alternatif bir hayat inşa etmenin olanaklarını gösteriyor.

Kitap, sisteme sağlam gerekçeler sunarak karşı çıkan ve sürdürülebilir alternatif sosyal vizyonlar sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: David Frayne – Çalışmanın Reddi, çeviren: İrem Argat, Islık Yayınları, siyaset, 292 sayfa, 2021

Pierre Bourdieu – Genel Sosyoloji (2021)

Bu kitap, Pierre Bourdieu’nün özgün sosyolojisini daha iyi kavramak için harika bir fırsat.

Bourdieu’nün Collège de France’ta 1981-1983 arasında verdiği dersleri sunan kitap, sosyolojik düşünmenin, sosyolojik yöntemin manifestosu niteliğinde.

Kitapta,

  • Sosyolojinin konusunun ne olduğu,
  • Sosyolojik araştırmanın temel ilkeleri,
  • Sosyolojik aklın hileleri,
  • Gerçeklik ve gerçekliğin temsilleri,
  • Gruplar arasındaki sınırların manipülasyonu,
  • Simgesel sermayenin kurumsallaşması,
  • Sosyoloji için metafizik zorunluluklar,
  • Hane içi libidonun duygusal aktarımları,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Bourdieu, bunları yaparken de, çalışmalarının odağında bulunan habitus, alan ve sermaye kavramlarından yararlandığı gibi, tezlerini örneklerle de destekliyor.

Bu derslerinde, bir pratik kuramı geliştirmeyi, bilimin öznesi ile nesnesi arasındaki ilişkinin bir analizini yapmayı hedefleyen Bourdieu, teorisinin temel kavramlarının birbirine eklemlenişini ve bu kavramları bir araya getiren ilişkilerin yapısını irdeliyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Genel Sosyoloji: Collège de France Dersleri (1981-1983), çeviren: Zuhal Emirosmanoğlu, İletişim Yayınları, sosyoloji, 540 sayfa, 2021

Serkan Turgut – Kürt Damgası (2021)

Kürt gençlerin, azınlıkta oldukları bir yerde, İzmir’de yaşadıkları dışlanma ve damgalanma pratikleri üzerine ayrıntılı bir sosyolojik analiz.

‘Kürt Damgası’, damgalamanın siyasi-ideolojik hükümlerin ötesine geçerek, Türkiye’deki gündelik faşizmi kanlı canlı bir şekilde gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Serkan Turgut bu çalışmasıyla, Kürt gençlerinin azınlıkta oldukları kentsel alanda ve özellikle okul ortamında, etnik kimliklerine iliştirilmiş damgayla başa çıkma stratejilerini anlamaya, bu gençlerin eşitlik ve tanınma taleplerini hangi repertuar üzerinden yürüttüklerini, ayrımcılığa verdikleri tepkilerle bu sürece ne ölçüde etkide bulunduklarını anlamaya koyuluyor.

Turgut bu amaçla, milliyetçi diskurun yeniden üretildiği okul ortamındaki sıradan bireylere odaklanılarak tarihsel ve siyasal veçhesi ön plana çıkmış bir meselenin böylesi bir alanda nasıl deneyimlendiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Serkan Turgut – Kürt Damgası: Etnik Sınırlar ve Başa Çıkma Stratejileri, İletişim Yayınları, siyaset, 213 sayfa, 2021

Kolektif – Koruma, Kabul ve Entegrasyon (2021)

Türkiye’deki göçmen koruma, kabul ve entegrasyon politikaları ve uygulamaları hakkında kapsamlı ve güncel bir kaynak arayanlara bu çalışmayı şiddetle öneririz.

Kitap, AB projesi olan “RESPOND: Avrupa ve Ötesinde Kitlesel Göçün Çok Düzeyli Yönetişimi” başlıklı araştırmanın Türkiye ayağında yapılan çalışmanın ürünü.

Kitap, Türkiye’deki göçmen koruma, kabul ve entegrasyon politikalarına, düzenlemelerine, uygulamalarına ve deneyimlerine kapsamlı bir bakış açısı sağlamak için farklı kaynaklardan veri derliyor.

Aynı zamanda ilgili uluslararası, ulusüstü, ulusal yasal mevzuatın yanı sıra yargı yetkisi ve hassas grupların korunmasına ilişkin mevzuaatı da içeriyor.

Kitap, mülakatlarla da zenginleşmiş.

Bu mülakatlar, uluslararası koruma korumanın, göçmen kabulünün ve uyumunun kurumsal uygulamasını açıklıyor ve yazarlar da bu mülakatlardan yola çıkarak göçmenlerin kişisel deneyimleri ışığında, koruma, kabul ve entegrasyon politikalarını ve kurumsal pratiklerini eleştirel bir bakışla analiz ediyor.

Son olarak, bu önemli çalışmanın açık kaynak olarak yayımlandığını da özellikle belirtelim.

Kitaba şu linkten ulaşılabilir: https://bit.ly/352dLGm

  • Künye: Ayhan Kaya, N. Ela Gökalp Aras, Susan Beth Rottman ve Zeynep Şahin Mencütek – Koruma, Kabul ve Entegrasyon: Türkiye’de Mültecilik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 296 sayfa, 2021

Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim (2021)

Koronavirüs, dünyaya dair bütün algılarımızı yerle yeksan etti.

Sosyolog Edgar Morin ise, bu virüsü, gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani modernite krizinin bir semptomu olarak okuyor.

“Covid-19’un köklü yeniliği siyasal, ekonomik, toplumsal, ekolojik, ulusal ve küresel krizlerin bileşimi olan bir megakrize yol açması oldu,” diyen Morin, yaşadığımız sürecin nasıl bir dönüşüme işaret ettiğini tartışıyor, daha da önemlisi, bu krizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor.

Koronavirüs sonrasının da krizin kendisi kadar endişe verici olduğunu, umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabileceğini belirten Morin, tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden vakit kaybetmeden ders çıkarmamız gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim: Koronavirüsün Öğrettikleri, çeviren: Murat Erşen, İş Kültür Yayınları, siyaset, 104 sayfa, 2021

Pierre Bourdieu – Ayrım (2021)

Pierre Bourdieu’nün ‘Ayrım’ı, günümüz sosyal bilimler alanı açısından çağdaş bir klasiktir.

Kitap, farklı sınıfların kültürel beğenileri ve kültürel tüketim yatkınlıklarına getirdiği özgün kuramsal çerçeveyle göz dolduruyor.

Sınıfsal perspektif ile kültürel analizi bir araya getiren ve sınıfsal tahakkümün kültürel mekanizmalarını ifşaya soyunan Bourdieu’nun çalışmasını özgün kılan başlıca husus, sınıf mücadelesinin gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine odaklanması.

Bu çalışma ile Bourdieu, sınıf savaşının gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine eğilerek, felsefe tarihinin en muamma sorularından birine, yargının kökeni ve işleyişi sorusuna sosyo-tarihsel ve ampirik bir cevap sunmuş oluyor.

Beğeniyi bireyselliğe indirgemeden, onu toplumsal ihtiyacın form değiştirmiş tezahürü olarak görerek beğeninin yaşam tarzını art de vivre olarak dayatmada, konumsallıkları muhafaza etmede ve sınıf mücadelesinde bir koza tahvil etmede ne denli hayati olduğunu saptıyor.

‘Ayrım’, gerek analizlerinin gücü gerekse Bourdieu’nün modelinin dayandığı kuramsal temellerle, özellikle günümüzün hiyerarşik toplumlarında beğeni yargısının kritik sınıfsal niteliğini kavramak bakımından klasikleşmiş bir başvuru kaynağı olmaya devam ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Ayrım: Beğeni Yargısının Toplumsal Eleştirisi, çeviren: Günce Berkkurt ve Derya Fırat, Nika Yayınevi, sosyoloji, 652 sayfa, 2021

Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı (2021)

Michel Foucault’nun iktidar olgusuna çok farklı bir pencereden baktığı, kısa ama yoğun metni ‘Rezil İnsanların Yaşamı’, Türkçede.

Foucault’ya göre iktidar, zorunlu olarak tepeden inip bireylere boyun eğdiren bir kuvvet değil, bireylerin farklı şekillerde davet ettiği bir etkileşim olarak işler.

Foucault’nun tamamlamaya fırsat bulamayacağı yeni bir araştırma projesini takdim etmek için yazdığı 1977 tarihli bu metin bir yandan Foucault’nun henüz formüle ettiği iktidar kavrayışının sıklıkla gözden kaçan bu yönünü vurguluyor.

Öte yandan, Foucault’nun bu çalışmasında mercek tutmayı amaçladığı silik yaşamlar, daha sonraki eserlerinde bilgi-iktidar düzeneklerine asimile edilemeyecek ayrı bir boyut olarak üzerinde duracağı özneleşme süreçlerinin nasıl işlediğinin ipuçlarını veriyor.

Gilles Deleuze bu metni, müstakil olarak ele alınması gereken bir başyapıt olarak tanımlamıştı.

  • Künye: Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı, çeviren: Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 39 sayfa, 2021

Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu – “Kısmet Tabii…” (2021)

İstanbul’un Rum, Yahudi ve Ermeni toplumlarındaki karma evliliklerin birey, cemaat ve gündelik çatışmaları nasıl şekillendirdiği ve dönüştürdüğü üzerine harikulade bir araştırma.

Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu, 57 yüz yüze görüşmeyle zenginleşen kitaplarında akademik dünyada az bilinen bu konuyu tüm yönleriyle irdelemiş.

Rum, Yahudi ve Ermeni toplumlarında karma evlilikler, özellikle bu toplumların dışa açılmaya başladığı 80’lerden itibaren yaşanmaya başlandı.

Beylunioğlu ve Kaymak’ın araştırması da, bir yandan bu grupların hem kendi içlerindeki hem de çoğunluk toplumla olan politik ve kamusal karşılaşmalarının yarattığı meselelerin izini sürüyor, diğer yandan da kadınlık deneyimin nasıl ortaklaştığını gözler önüne seriyor.

Karma evlilikler, kamusal mekân/alanda “azınlık toplumları” tarafından stratejik biçimde uygulanan, etno-dinsel kimliklerine dair işaretlerin üzerini örtmenin aile ve evlilik kurumu içerisinde geçersiz kaldığı, yeni mücadele alanlarının ve ortaklıkların inşa edildiği bir özel alan pratiği olarak karşımıza çıkıyor.

Yazarlar karma evliliği, tanışma hikâyeleri ve karma evliliklerin gerçekleşme biçimi, beraber yaşama kültürü, bir evlilik stratejisi olarak din değiştirme ve gayrimüslim ailelerde toplumsal cinsiyet örüntüleri gibi farklı yönleriyle ele alıyor.

  • Künye: Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu – “Kısmet Tabii…”: İstanbul’un Rum, Yahudi ve Ermeni Toplumlarında Karma Evlilikler, İstos Yayın, kültür, 412 sayfa, 2021

Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün (2021)

2008 finansal krizi, neoliberal kapitalizmin iflasını kanıtladı.

Sosyolog Manuel Castells de, tüm ekonomilerin kültürel biçimler olduğu gerçeğinden hareketle, paylaşım ve dayanışmaya dayalı alternatif bir ekonomiyi örgütlemenin imkânları üzerine düşünüyor.

Dünya ekonomisi 2008 finansal kriziyle birlikte bir çöküşün eşiğine gelmişti.

Aradan geçen sürede merkez bankalarının ve hükümetlerin milyarlarca dolarlık müdahaleleriyle çöküş engellense de dünya ekonomisinin büyüme oranları düşük seyretmeye, istihdam yaratma kapasitesi daralmaya ve eşitsizlikler artmaya devam etti.

Bu arada da kapitalizmden başka bir ekonominin mümkün olup olmadığına dair tartışmalar da yaygınlaşmaya başladı.

Bu bağlamda dünyaca ünlü sosyolog Manuel Castells’in bir grup araştırmacı ile birlikte yaptığı çalışmaları derlediği bu kitapta sunulan teorik argümanlarla istatistiki bulgular ve vaka çalışmaları, okuru bir yandan bugünkü sistemin arızaları üzerine düşünmeye bir yandan başka bir ekonomiye dair hayaller kurmaya kışkırtıyor.

  • Çevresel felaketlere yol açan ekonomik büyümenin olmadığı bir sistem tahayyül edebilir miyiz?
  • Piyasaların dışında süregiden armağan ekonomilerinden, bakım emeğinden neler öğrenebiliriz?
  • Blockchain bize ne vaat ediyor?
  • Bitcoin gerçekten geleceğin parası olabilir mi?
  • Finansal hizmetleri bankalar dışında organize edebilir miyiz?
  • Kapitalizmin içerisinde filizlenen alternatif ekonomi pratikleri kalıcı olabilir mi?
  • Yavaş Kent hareketlerinin dirençliliği geleceğe yönelik neler anlatıyor?

Bu ve bunun gibi önemli soruları tartışan çalışma, sosyoloji, ekonomi ve genel anlamda sosyal bilimler alanlarındaki öğrencilere, bilim insanlarına ve toplumların ve ekonomilerin günümüzde nasıl değiştiğini kavramak isteyen her okura hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün: Ekonomik Sistem Alternatiflerine Dair Tartışmalar, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2021

Ayşe Gül Toprak – Dijital Medya ve Mekânın Dönüşümü (2021)

Dijital medya teknolojileri, mekân algımızı nasıl dönüştürüyor?

Ayşe Gül Toprak, içinde yaşadığımız fiziksel mekânların dijital dünyada nasıl köklü biçimde değişime uğradığını gözler önüne seriyor.

Dijital iletişim ve medya teknolojileri toplumsal yaşamın en önemli boyutlarından olan mekânı yaşama, algılama ve deneyimleme biçimlerimizi etkiliyor.

‘Dijital Medya ve Mekânın Dönüşümü’ de, dijitalleşme ile gündeme gelen söz konusu mekânsal eğilimler üzerine düşünüyor.

Dijital mekân ve fiziksel mekânın birlikteliği ile oluşan melez mekânların genel anlamda mekânı algılama ve deneyimleme biçimlerimizi nasıl çarpıcı bir biçimde dönüştürdüğünü ele alan Toprak, hem bu dönüşümün yarattığı olanakları hem de ortaya çıkardığı sorunları çok yönlü bir şekilde irdeliyor.

  • Künye: Ayşe Gül Toprak – Dijital Medya ve Mekânın Dönüşümü, Ütopya Yayınları, medya çalışmaları, 288 sayfa, 2021