Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme (2020)

Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınanların, ülkelerine gönüllü ve sürdürülebilir bir şekilde dönmeleri oldukça düşük bir ihtimal.

Bu durumda, Türkiye’yi hem devlet hem de toplumsal anlamda zorlu bir süreç bekliyor.

İşte iki yazarlı bu önemli çalışma da, bu süreci farklı yönleriyle irdelediği gibi, sorunun hakkıyla saptanması ve çözümler üretilmesi konusunda hem akademik hem de politik alana önemli katkılar sunuyor.

Göç sorununun çalışma yaşamı, eğitim, sağlık ve barınma gibi farklı alanlarda ne gibi sorunlara sebep olduğunu ve bunların çözümü için neler yapılması gerektiğini ortaya koyan kitap, göç, kamu politikası, yönetişim ve sosyal hizmetler gibi alanlarda çalışanlar için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme: Kavramlar, Modeller ve Uygulamalar ile Türkiye, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa, 2020

Kolektif – Karizma ve Lider Kültü (2020)

Dünya karizmatik olduğu kadar otoriter ve faşist tek adamlardan geçilmiyor.

Bu enfes derleme ise, karizmatik lider ile kitleler arasında kurulan ilişkiler üzerine okuruna pek çok ilgi çekici değerlendirme sunuyor.

Kitap, “Kitleler otoriter rejimlere ve tek adamlığa neden ve nasıl destek oluyor?” sorusunun yanıtını arıyor.

Kitapta,

  • Yalanın siyasal potansiyeli,
  • Günümüz siyasal hareketlerinde liderlik kültü,
  • AKP’nin iktidar ve tahakküm yapısının Lacancı analizi,
  • Tayyip Erdoğan örneğinde karizmatik liderlik ve kitle ilişkisi,
  • Sosyal medya ve kimlik-liderlik yaklaşımı,
  • Popülist sağ-ideolojinin milliyetçilik, kalkınmacılık ve erkeklik hassasiyetlerinin dinamikleri,
  • ‘Ahlat Ağacı’ filmi bağlamında erkeklik,
  • ‘Sineklerin Tanrısı’ filmi bağlamında sosyal psikolojinin bize söyleyebilecekleri,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler şöyle: Cem Kaptanoğlu, Serhat Celal Birdal, Yakup Atamer Aykaç, Sezgin Çiftçi, Hacı Çevik, Mete Sefa Uysal, Polat S. Alpman, Çağdaş Yalçın, Yeşim Akın Yalçın, Cemal Dindar ve Aksu Bora.

  • Künye: Kolektif – Karizma ve Lider Kültü, derleyen: Hacı Çevik ve Hatice Yeşildal, Nika Yayınevi, siyaset, 180 sayfa, 2020

James C. Scott – Devlet Gibi Görmek (2020)

Uzun bir tarihi olan devletçi planlama, neden başarısız oldu?

Anarşist düşünür James Scott, dünyanın farklı bölgelerindeki devlet merkezli kent ve köy planlaması deneyimlerini irdeleyerek, devletçi planlama ve benzeri toplum mühendisliklerinin neden felaketle sonuçlandığını tartışıyor.

Bir anlamda modern devletin gelişiminin eleştirel bir analizi olarak okunabilecek kitabında Scott, Fransa’dan Brezilya’ya, Sovyetler Birliği’nden Tanzanya’ya uzanarak hakikati kendi vizyonlarına uydurmaya çalışan tek adamları ve masa başında plan yapıp plana uymayan her şeyi yok sayan memurların sebep olduğu olumsuzlukları aydınlatıyor.

Gerçekliği şekillendirecek bir nesne olarak gören despotluğun otoriter modernizmin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünen Scott, devletten gelen “planlama”nın neden gerçek toplumsal dokuyla uyuşmaz olduğunu gözler önüne seriyor.

Devlet projelerinin doğası ve uzamı, yüksek modernist şehir vizyonlarının yarattığı hayal kırıklıkları, kırsal yerleşim ve üretimin toplum mühendisliğine tabi tutulması, Sovyet kolektivizasyonunda kapitalist hayaller, Tanzanya’da zorunlu köylüleştirme girişimleri ve doğayı ehlileştirme çalışmaları, kitapta karşımıza çıkan ilgi çekici konular.

  • Künye: James C. Scott – Devlet Gibi Görmek: Bazı Toplumsal Kalkınma Planlarının Başarısızlık Hikâyeleri, çeviren: Ozan Karakaş, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 424 sayfa, 2020

Roger Cotterrell – Hukuk Sosyolojisi (2020)

Hukuk sosyolojisi alanına geniş bir giriş yapmak isteyenler, bu kitabı kaçırmasın.

Roger Cotterrell’in, hukukun sosyolojik bakımdan çalışılmasına genel bir giriş olarak tasarladığı kitabı, sadece günümüzde Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da bulunan sanayileşmiş toplumlardaki, yani klasik sosyal teorisyenlerin on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında ‘modern toplum’ diye adlandırdıklarının ardılı olan toplumlardaki hukukla ilgili teorik ve ampirik araştırmalar oluşturuyor.

Kitap böylece, Batı toplumlarındaki çağdaş hukuka farklı bir bakış açısı sunarken, bu alanla ilgili literatürün incelenebileceği geniş bir analitik çerçeve de sağlıyor.

Cotterrell’in çalışması, hukuk üzerine ampirik çalışmaların yoğunlaşmaya başladığı yirminci yüzyılın sonunda hazırlanmakla birlikte, hukuk sosyolojisi’nin yirmi birinci yüzyıldaki yol haritasına ilişkin sağlam bir temel sunmasıyla çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Yasalar yoksulu öğütür, zenginler yasayı buyurur”

“Devlet hiçbir biçimde cebir uygulamayacak olsa bile, toplumun parçalanmayacağından makul biçimde emin olunabilir.”

“Yasalar sıklıkla etkisizdirler, neredeyse doğar doğmaz lüzumsuzluğa mahkûmdurlar; yasakoyucunun ihtirasları ve uygun hazırlık araştırması, iletişim, rıza ve icra mekanizması gibi etkin bir yasa için gerekli hususların yetersizliği onları buna yazgılı kılar.”

  • Künye: Roger Cotterrell – Hukuk Sosyolojisi, çeviren: Saim Üye, Pinhan Yayıncılık, hukuk, 496 sayfa, 2020

Kolektif – Kişisel Olan Politiktir (2020)

Kadın yönelik şiddet dur durak bilmiyor.

Üstüne üstlük, kadınlara yönelik şiddet ile mücadele mekanizmalarının nasıl iyileştirileceği ve geliştirileceğinin konuşulmasına ihtiyacımız olan bu kritik dönemde, halen eviçi şiddet ile mücadele alanında en kapsamlı sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının kullanılmaması tartışılıyor.

Gündelik yaşamda kadınların yaşadıklarının politik olduğunu savunan farklı disiplinlerden akademisyenlerin/aktivistlerin yazılarından oluşan bu kitap, kadınların eviçinde maruz kaldıkları farklı şiddet biçimlerini veri temelli analizler ile irdeliyor, bu alandaki politikaları değerlendirerek eleştiri ve öneriler sunuyor.

Kitap, kamusal politikaların oluşturulmasında veri kullanımının öneminin altını çizerek kadınlara yönelik şiddetin ortadan kalkmasına yönelik mücadeleye büyük katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kişisel Olan Politiktir: Kadınlara Yönelik Eviçi Şiddet Verisi ve Politika, yayına hazırlayan: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Nota Bene Yayınları, kadın, 456 sayfa, 2020

Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir (2020)

Bağımlılığı yalnızca tek bir etkene indirgemek ya da nesneleştirmek, onu hiç anlamamak demektir.

Çünkü bağımlılık, yalnızca psikolojik bir durum olmaktan öte, sosyolojik, kültürel, siyasi ve tarihsel arka planlara da sahip bir olgudur.

Kültegin Ögel’in bir anlamda toplumsal bir eleştiri olarak okunabilecek bu kitabı, kimseyi yargılamadan bağımlılığın sosyolojik, siyasi ve tarihsel dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitapta, İstanbul’un eroin fabrikalarından bir homurdanma ve isyan mekânı olarak kahvehaneler ve meyhanelere, ticari bir ürün olarak bağımlılıktan tarihten ilginç bağımlılık öykülerine, devletin bağımlılık söz konusu olduğunda yasaklamadan para kazanmaya uzanan çelişik tavrından bu topraklara özgü bağımlılık kültürüne, edebiyatta bağımlılıktan sinemada bağımlılığın işlenişine ve ilaç niyetine uyuşturucu kullanımından bağımlılığın sosyal arka planına pek çok konu ele alınıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bağımlılık insanidir. Bağımlılık siyasidir. Bağımlılık bir kültürdür veya kültürden oluşur. İçinden ekonomi geçer. Geleneklerle yoğrulur. Tarihtir. Bağımlılığı beynin içinde görebilirsiniz. Bağımlılığın arkası psikolojidir. Bağımlılık itişme ve kakışmaların ortasındadır. Bağımlılık bireydir, ailedir, toplumdur, çevredir. Deneyimdir, sanattır, inançtır, ideolojidir.”

  • Künye: Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir, İletişim Yayınları, sosyoloji, 264 sayfa, 2020

 

Ulaş Sunata – Hafızam Çerkesçe (2020)

150 yıl önce anavatanlarından zorunlu bir göçle bu topraklara gelen Çerkesler, tarihin en görmüş geçirmiş kolektif hafızalarından birine sahip.

Ulaş Sunata’nın bu enfes sözlü tarih çalışması, farklı yaş ve cinsiyet gruplarından, farklı coğrafi bölgelerden, farklı siyasi görüşlerden Çerkeslerle yapılan birebir görüşmelerle, okurunu Çerkesler ve Çerkeslik hakkındaki aydınlatıyor.

Bir üstanlatı olarak oluşturulan milli tarihte bir Öteki olarak sunulan Çerkesler bağlamını yapısöküme uğratan çalışma, Öteki’nin çoğul tarihleri olarak okunabilir.

Çerkes çalışmalarına yeni ve kapsamlı bir örnek olan ve hep sözü edilen Çerkeslerin söz sahibi olarak yer bulduğu ve kendinden olmayana Çerkesliği anlattığı kitapta, Ulaş Sunata’nın diasporanın sosyokültürel hafızası olarak Çerkes köyünü ve Bahar Ayça Okçuoğlu’nun ise, kimlik inşası ve referansları bağlamında Türkiye’de Çerkes diasporasını irdelediği birer yazısı da bulunuyor.

  • Künye: Ulaş Sunata – Hafızam Çerkesçe: Çerkesler Çerkesliği Anlatıyor, İletişim Yayınları, sosyoloji, 342 sayfa, 2020

Gül Özateşler – Çingene (2016)

2010’da Manisa’nın Selendi kasabasında bir grup, Çingenelere saldırdı.

Bu olay, tam da Gül Özateşler’in, Çingenelerin 1970’te Çanakkale’nin Bayramiç kasabasında zorla yerinden edilmelerini araştırdığı bir döneme rastlar.

İşte eldeki kitap, bunun gibi olaylar üzerinden Türkiye’de Çingenelere yönelik yaftalama ve dışlayıcı şiddetin toplumsal dinamiklerini irdelemekte.

  • Künye: Gül Özateşler – Çingene, Koç Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Soframız Nur, Hanemiz Mamur (2016)

Osmanlı maddi kültüründe yemek ve barınağın yerini irdeleyen çok güzel bir derleme.

Osmanlı saray mutfağında baharatın rolü, sohbet mekânları olarak kahvehaneler, medreseler ve tekkelerde yaşam, 16. yüzyılda İstanbul evleri ve Osmanlı evlerinde konfor ve lüks normları, kitabın ilgi çekici konuları arasında.

  • Künye: Kolektif – Soframız Nur, Hanemiz Mamur, editör: Suraiya Faroqhi ve Christoph K. Neumann, çeviren: N. Zeynep Yelçe, Alfa Yayınları

Pierre Bourdieu – Sanatın Kuralları (2020)

Pierre Bourdieu’nün yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Sanatın Kuralları’, sanat sosyolojisi alanında kült yapıtlardandır.

Bourdieu burada, on dokuzuncu yüzyılda devlet bürokrasisi ve akademilerin dayattığı güzellik anlayışlarından kendini kurtaran bir yazınsal ve sanatsal dünyanın nasıl adım adım yapılandığını ortaya koyuyor.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından günümüze yazın ve sanat tarihine bir pencere açan Bourdieu, özellikle Gustave Flaubert’in modern yazın alanında yaptıklarını diğer sanatlara uyarlıyor.

Bunu yaparken sanat ile toplumsal yapı arasındaki çok yönlü ilişkiyi güçlü bir şekilde hatırlatan Bourdieu, on dokuzuncu yüzyılda sanatın edindiği yeni özerkliğin toplumsal yapıyla olan karmaşık bağlantısını çözümlüyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Sanatın Kuralları: Yazınsal Alanın Oluşumu ve Yapısı, çeviren: Necmettin Kâmil Sevil, Alfa Yayınları, sanat, 588 sayfa, 2020