Atahan Demirkol – Kentlerde Yer Duygusu (2022)

 

Kolektif hafıza ve yer duygusunun yeniden üretimi üzerine ufuk açıcı bir eser.

Atahan Demirkol, Ereğli’de yaşamın neredeyse her noktasına dokunan Erdemir’in, Ereğli’deki kolektif hafıza ve yer duygusunun üretilmesinde temel aktör olarak nasıl ön plana çıktığını irdeliyor.

Demirkol, bu etkinin Erdemir’in yükseliş döneminde toplumsal yaşamın en ücra köşelerine sızmasıyla sınırlı kalmadığını, toplumsal hücrelerde derin biçimde hissedildiğini gösteriyor.

  • Künye: Atahan Demirkol – Kentlerde Yer Duygusu: Karadeniz Ereğli ve Özelleştirmenin Yerel Etkileri, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 182 sayfa, 2022

Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar (2022)

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi’, iki kitaptan oluşan bir film çalışmaları derlemesinin ikinci kitabı.

İlk kitap, ‘Hayatın Taklidi Dünyanın Derdi: Film Çalışmalarında Güncel Yaklaşımlar’dı.

Bu kitaplar, doktora tezi, verdiği dersler, kitap, makale ve çevirileriyle film çalışmalarının ve akademik sinema eğitiminin Türkiye üniversitelerindeki öncü ismi Nilgün Abisel’e armağan olarak tasarlandı.

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, doktora tezinden başlayarak Abisel’in çalışmalarında ağırlıklı bir yeri bulunan Türkiye sinemasına odaklanıyor.

Bu çerçevede kitaptaki yazılar, çeşitli konuları (filmler, yönetmenler, dönemler, vd.) güncel yaklaşımlar üzerinden yenilikçi bir bakışla ele alıyor.

Böylece ‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, tarihten estetiğe, çevre, yaşlı bakımı ve demokrasi gibi başlıklardan sinema eğitimine, ele aldıkları meseleler açısından çeşitlilik içeren yazılar aracılığıyla, yerli sinema üzerine ilginç bir toplam sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Nezih Erdoğan, Rukiye Karadoğan, Kurtuluş Kayalı, Ahmet Gürata, Pembe Behçetoğulları, Funda Şenol Cantek, Ali Karadoğan, Levent Köker, Uygur Kocabaşoğlu, Aysun Akan, Murat İri, Emrah Özen ve Nejat Ulusay.

  • Künye: Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi (Nilgün Abisel’e Armağan 2), derleyen: Nejat Ulusay, Umut Tümay Arslan, Ali Karadoğan ve Pembe Behçetoğulları, Dipnot Yayınları, sinema, 248 sayfa, 2022

Hein de Haas, Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı (2022)

Bu kitap uluslararası göçün insanlık tarihinde bir sapma değil, aksine süregelen bir durum olduğunu savunuyor.

Nüfus hareketleri daima ekonomik dönüşümlere, teknolojik değişime, demografik geçişlere, jeopolitik kaymalara, çatışma ve savaşlara eşlik etti.

Son beş yüzyıl boyunca göç; sömürgecilik, sanayileşme, ulus-devlet oluşumu ve kapitalist dünya pazarının gelişmesinde önemli bir rol oynadı.

Bununla birlikte uluslararası göç hiçbir zaman bugün olduğu kadar yaygın ve siyaseten önemli olmadı.

Siyasi liderler daha önce hiçbir zaman göç sorunlarına bu kadar öncelik vermedi.

‘Göçler Çağı’nın ayırt edici özelliği uluslararası göçün gittikçe daha fazla ülke ve bölgeyi etkileme şeklinden ve tüm dünyayı etkileyen siyasi, ekonomik ve kültürel dönüşümle bağlantısından ileri gelen küresel niteliğidir.

Bu kitap uluslararası göçün başlıca nedenlerini, süreçlerini ve etkilerini araştırmaya çalışmıştır.

Burada vurgulandığı gibi göçler toplumlar arasındaki tarihsel ilişkilere dayanıyor ve çok sayıda siyasi, demografik, sosyoekonomik, coğrafi ve kültürel süreç tarafından şekillendiriliyor.

Göç, ülkelerdeki etnik çeşitliliğin artmasına ve devletler ile toplumlar arasındaki ulusötesi bağların derinleşmesine katkıda bulundu.

Göçler genellikle işgal, istihdam ve mültecileri kabul etme kararlarının doğrudan veya dolaylı sonucu olduğundan, uluslararası göçler hükümet politikalarından önemli ölçüde etkileniyor.

‘Göçler Çağı’, hem tarihteki hem de günümüzdeki küresel göç örüntülerini anlamak için en kapsamlı rehberlerden biri olarak okunabilir.

  • Künye: Hein de Haas, Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Nüfus Hareketleri, çeviren: Birsen Aybüke Evranos, Gav Perspektif Yayınları, sosyoloji, 516 sayfa, 2022

Jillian Peterson ve James Densley – Şiddet Projesi (2022)

‘Şiddet Projesi’, kitlesel şiddetle ilgili çığır açan araştırmalardan elde edilen verileri kullanarak, şiddetin toplumsal bir salgına dönüşmesinin önüne geçilmesi için yenilikçi yollar sunuyor.

Psikolog Jillian Peterson ve sosyolog James Densley, hiçbir zaman anlamlı bir eyleme dönüşemeyen politik açıklamalara karşın kitlesel silahlı saldırılara ilişkin ilk kapsamlı veritabanı olan “Şiddet Projesi”ni oluşturdu.

Amaçları, kitlesel silahlı saldırıların temel nedenlerini belirlemek ve yüz yetmişten fazla failin geçmiş yaşamlarındaki yüzlerce vakayı inceleyerek şiddetin önüne nasıl geçileceğini bulmaktı.

Bu kitap kapsamında, kitlesel şiddetin yaşayan failleri ve onları tanıyan kişilerle, kurbanların aileleriyle, ilk müdahale ekipleriyle ve önde gelen uzmanlarla röportajlar yaparak, sansasyonel medya anlatılarından ziyade, gerçek hikâyeler aracılığıyla ilk elden derinlemesine bir anlayış elde ettiler.

  • Künye: Jillian Peterson ve James Densley – Şiddet Projesi: Toplu Şiddet Salgını, çeviren: Burcu İnal, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2022

Peter Burke – Kültür Tarihinin Çeşitliliği (2022)

‘Kültür Tarihinin Çeşitliliği’nde Peter Burke ‘yeni kültür tarihi’nin teorisini ve uygulamasını masaya yatırıyor.

Jacob Burckhardt ile Johan Huizinga’nın çalışmalarıyla başlayan kültür tarihinin türlerine odaklanıyor.

Sosyal ve kültürel antropolojiden esinlenen yenilikçi yaklaşımın önemine rağmen, herhangi bir yeni ortodoksinin klasik modelin yerini almadığını ileri sürüyor.

Bu kitaptaki makalelerde kültür tarihinin kökenleri ve kimliğini tartıştıktan sonra, rüyaların toplumsal tarihi, tarih ile toplumsal hafıza arasındaki ilişki, jestin dili ve komedinin sınırları konularını ele alıyor; sonrasında Avrupa ile Yeni Dünya arasındaki karşılaşmaya ve kelimenin etimolojik, literal ve metaforik anlamlarında kültürel aktarım olgusuna dönüyor.

Çalışma iki teorik araştırma ile sona eriyor: Zihniyetler tarihi ve kültür tarihi niçin bölünmeye mahkumdur?

  • Künye: Peter Burke – Kültür Tarihinin Çeşitliliği, çeviren: Mesut Düzce, Hakan Hemşinli, Mustafa Tekpınar ve Selahattin Polatoğlu, Dergah Yayınları, sosyoloji, 312 sayfa, 2022

 

Marcel Mauss – Büyünün Genel Teorisi (2022)

“Din, büyünün başarısızlıklarından ve hatalarından doğmuştur.”

İlkel toplumlarda büyü ve büyünün bugün düşüncelerimizde ve sosyal eylemlerimizde varlığını sürdürmesi üzerine bir çalışma olan bu kitap, yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olan Marcel Mauss’un zihninin şaşırtıcı modernliğini temsil ediyor.

Kitap, çeşitli kültürlerde büyünün büyüleyici bir fotoğrafını çekmenin yanı sıra, bugün hâlâ çok geçerli olan derin sosyolojik ve dini içgörüler de sunuyor.

Sanat, büyü ve bilimin yollarının bir kez daha kesiştiği bir dönemde, ‘Büyünün Genel Teorisi’, çağımız için bir klasik olarak kendini gösteriyor.

  • Künye: Marcel Mauss – Büyünün Genel Teorisi, çeviren: Deniz E. Polat, Liberus Yayınları, sosyoloji, 180 sayfa, 2022

Vefa Saygın Öğütle – Failin Ontolojisi (2022)

Sosyal bilimlerin öteden beri karşı karşıya kaldıkları doğa/kültür, birey/toplum, fail/yapı, neden/sebep, açıklama/anlama gibi çok tartışılan ikiliklerin kıskacında faillik sorunu ve failin eşkâli meselesi, son yıllarda gündeme daha fazla geliyor.

Bu eşkâli belirlemenin göründüğünden de güç bir iş olduğu ortaya çıktı.

  • Peki, sosyal bilimlerde fail dendiğinde kime ve neye bakmak gerekir?
  • Bireye mi bakılmalıdır yoksa gruplara ve toplumlara mı?
  • Failden sadece insanı mı anlamak gerekir?
  • Hem kendi sosyalliğinin ürünü olup hem de o sosyalliği dönüştürme kapasitesine sahip olan insan faili nasıl kavramlaştıracağız?
  • Dahası, faillik sadece insanlara has bir kapasite midir, hayvanlar fail olamazlar mı?
  • Olabiliyorlarsa bunun sosyal bilimler için ne gibi sonuçları olur?

Sosyal bilimlerin en temel kavramlarıyla felsefi bir hesaplaşmanın ürünü olan bu kitap, bu disiplinlerin değişmez unsuru hâline gelmiş olan ‘fail’in eşkâlini belirlemeye çalışıyor.

Max Weber’den Edmund Husserl’e, Maurice Merleau-Ponty’den Roy Bhaskar’a ve Margaret Archer’a kadar uzanan bir çizgide, sosyal bilimlerin en temel ikiliklerinden bazılarını irdeleyerek, doğal dünyanın nedenleri ile insan dünyasının sebepleri arasındaki karmaşık ilişkiyi çözümlüyor, bedenin insan dünyasının inşasında oynadığı rolü ve her türlü sosyal bilimin olanağı için neden vazgeçilmez bir unsur olduğunu gösteriyor.

Bedenli bir fail olmanın doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında indirgeyici olmayan bir işbirliğini mümkün hâle getirdiğini ve failliğin hayvanlarla paylaştığımız bir özellik olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Vefa Saygın Öğütle – Failin Ontolojisi: Sosyal Bilimlerde Nedensellik ve Yönelimsellik, Fol Kitap, sosyoloji, 128 sayfa, 2022

Richard Jenkins – Etnisiteyi Yeniden Düşünmek (2022)

‘Etnisiteyi Yeniden Düşünmek’, ilk baskısı yapıldıktan kısa bir süre sonra etnisite ve etnik ilişkiler öğrencileri arasında popüler bir metin haline geldi.

Baştan sona gözden geçirilmiş ve güncellenmiş ikinci baskıdan yapılan bu çeviri, etnik gruplar üzerine güncel tartışmaları da kapsayan zengin bir metin.

Etnisitenin kendisi hayali bir sosyal yapı olsa da etkileri hayali olmaktan çok uzaktır.

Richard Jenkins, etnisiteyi inşa eden sosyal mekanizmaları ve insanların deneyimleri üzerindeki gerçek etkileri ile sonuçlarını göstermek üzere farklı örneklerden yararlanıyor.

Uzun yıllar süren vaka çalışması sonucunda elde edilen zengin materyallerden yararlanılarak hazırlanan kitap, etnisite ve onunla yakın ilişki içindeki konuları tartışıyor.

Bahsi geçen konular arasında çoğulcu toplum “miti”, postmodern farklılık, etnisite, “ırk” ve milliyetçilik arasındaki ilişki, ideoloji, dil, din ve şiddet, ulusal kimliğin gündelik inşası gibi çarpıcı başlıklar bulunuyor.

Sonuç, çağdaş dünyayı anlamlandırmak için vazgeçilmez bir kavrama dair derli toplu ve zihin açıcı bir inceleme.

  • Künye: Richard Jenkins – Etnisiteyi Yeniden Düşünmek, çeviren: Erdoğan Boz, Koyu Siyah Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2022

Carrie Hull – Cinsiyetin Ontolojisi (2022)

Kadın kıyafetleri giyen erkekler, ameliyatla erkek olan kadınlar, cinsiyeti doğduğunda atanan bebekler, ne erkek ne kadın bireyler, akışkan cinsiyetler ve başkaldıran, ele avuca sığmaz cinsel kimlikler:

Yirminci yüzyılın sonlarının cinsel devrimi, 21. yüzyılın başlarında bir ‘cinsiyet devrimini’ de beraberinde getirdi.

Bu devrimin başlattığı tartışma bitmek şöyle dursun, gittikçe alevleneceğe benziyor.

Biyolojik ve toplumsal cinsiyet arasında bir süredir yapılan ayrım bile biyolojik cinsiyetin ikili bir yapıdan ziyade bir ‘spektrum’ olduğu, cinsiyet kimliğinin ve dürtüsünün ‘doğal’ olmadığı, toplumda inşa edildiği anlayışı nedeniyle gün geçtikçe silikleşiyor.

İnsanlar artık cinsiyetlere, cinsiyetlerse eski kalıplara sığmıyor.

Sınırlar silikleştikçe genişleyen özgürlük, birsizliği de beraberinde getiriyor.

Peki, bu belirsizliğin önümüzdeki günlerde karşımıza çıkaracağı sorunlara ve sorulara karşı ne kadar hazırlıklıyız?

Alanında son yıllarda kaleme alınmış en kışkırtıcı eserlerden bir olan bu kitap, kutuplaşmanın adeta bir kural hâline geldiği bu ateşli tartışmanın tam orta yerinde cinsiyetin biyolojisine ve gerçekliğine yönelik güncel eleştirileri makul bir gözle değerlendirmenin mümkün olup olmadığı sorusuna bir yanıt arıyor.

Biyolojiden, psikolojiden, antropolojiden ve felsefeden örneklerle mevcut görüşlere alternatif, gerçekçi bir çerçeve öneriyor.

Kimliklerin çeşitliliğini kucaklarken biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasında ve cinsellik ile davranış arasında zayıf da olsa bir ayrım gözetmenin felsefi ve bilimsel açıdan doğru olmanın yanı sıra neden siyasi açıdan makul bir tutum olacağını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Carrie Hull – Cinsiyetin Ontolojisi: Eleştirel ve Gerçekçi Bir Soruşturma, çeviren: Güliz Akçasoy, Fol Kitap, sosyoloji, 288 sayfa, 2022

Anthony D. Smith – Milliyetçilik ve Modernizm (2022)

Milliyetçilik son iki yüzyıla damgasını vurmuş en önemli akımlardan ve olgulardan biri.

Salıverildiğinde taraftarlarına göre ‘şanlı’ zaferlere ulaştırabilen ama tarihin de gösterdiği üzere ne varsa önüne katıp götürebilen, sonu gelmez ‘kanlı’ husumetlere yol açıp komşuyu komşuya kırdıran, nehrin iki yakasını ateşten bir perdeyle ayıran korkutucu ve dizginlenemez bir güce sahip.

Üstelik bugün de sağ ve salim. 20. yüzyıla yaralı çehresini kazandırmış, iki dünya savaşının altında imzası olan bu güç, yüzyılın sonlarındaki öngörülerin aksine zayıflamak şöyle dursun, başta Doğu Avrupa, Kafkasya, Yakındoğu ve Ortadoğu olmak üzere, dünyanın dört bir yanında bugün tekrar yükselişe geçti.

  • Peki, bu yükseliş nasıl açıklanabilir?
  • Milletler ve milliyetçilik, modernliğin bize armağanı olan yeni bir olgu mu, yoksa kökleri tarihin derinlerine mi uzanıyor?
  • Milliyetçiliğin çeşitleri neler?
  • İnsanları ortak bir amaç etrafında kenetleyip seferber edebilen milliyetçi hareketler bu güçlerini nelerden alıyor?

Milliyetçilik çalışmaları alanının kurucusu ve önde gelen tarihsel sosyologlardan Anthony D. Smith, bu kitapta, milliyetçiliğin ve millet fikrinin soykütüğünü çıkarma girişimleriyle hesaplaşıyor.

Gellner, Mann, Anderson, Armstrong, Geertz, Giddens, Hobsbawm, Kedourie, Hroch, Holowitz gibi alanın önde gelen isimleriyle girdiği tartışmada milliyetçiliğin unsurlarını ve bu olguyu ele alan teorilerin zayıf ve güçlü yanlarını ortaya koyuyor.

Milliyetçilik ile modernizmin tarihte iç içe geçmiş anlatısının dolaşık yumaklarını çözerek, bize bugünü ve yakın geleceği anlamamıza da izin veren, kolay okunur bir yol haritası sunuyor.

  • Künye: Anthony D. Smith – Milliyetçilik ve Modernizm, çeviren: Fahri Bakırcı, Fol Kitap, sosyoloji, 456 sayfa, 2022