Mualla Anhegger Eyüboğlu – Topkapı Sarayı’nda Padişah Evi – Harem (2022)

Topkapı Sarayı, özellikle Harem Dairesi, Osmanlı padişahlarının yaşam biçimini ve özelliklerini yansıtabilen tek mimari kalıntıdır.

Osmanlı İmparatorluğu saray mimarisinin özgün örneği olan bu sarayda Harem Dairesi’nin onarımında uzun yıllar sorumlu olarak çalışmış Mualla Anhegger Eyüboğlu bu konudaki gözlem ve deneyimlerini okurlarıyla paylaşıyor.

İlk kez 1986’da yayımlanan ‘Topkapı Sarayı’nda Padişah Evi – Harem’, Eyüboğlu’nun restorasyon çalışmaları sırasındaki notlarını okurlara sunuyor.

Sarayın en gizemli ve en çok merak edilen bölümüne dair yapılan ilk kapsamlı çalışmalardan birini anlatan kitap, mimarî araştırmalara ve Osmanlı tarihine dair bir dönemin bakışını yansıtması bakımından da önem taşıyor.

  • Künye: Mualla Anhegger Eyüboğlu – Topkapı Sarayı’nda Padişah Evi – Harem, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 184 sayfa, 2022

Ünal Araç – İktidar ve Sanat (2022)

Damat İbrahim Paşa iktidarında sanat ve iktidar ilişkisi üzerine muazzam bir çalışma.

Hacettepe Üniversitesi, Sanat Tarihi bölümü öğretim üyelerinden Ünal Araç, bu dönemdeki sanat ve siyaset, şair ve hami, mimar ve bani ilişkisini çok yönlü bir bakışla değerlendiriyor.

1730’da kanlı bir isyanla sona eren Damat İbrahim Paşa’nın 12 yıllık iktidarı birçok tarihçi tarafından Osmanlı tarihinde önemli siyasi ve kültürel değişikliklerin meydana geldiği bir dönem olarak kabul edilir.

Yirminci yüzyılın önde gelen tarihçilerinden Ahmed Refik’in tabiri ile “Lale Devri” safahatın, şaşaanın, kültürel ve askerî anlamda Batı etkisinin başlangıcı olmuştu.

Bu romantik tabir son yıllardaki çalışmalarda sorgulandı ve Osmanlı tarihinin on iki yıllık bu dönemindeki (1718-1730) kültür ve siyaset çeşitli açılardan tekrar değerlendirildi.

Bu dönemde, sanat ve siyasetin, şair ve haminin, mimar ve baninin bir arada değerlendirildiği elinizdeki bu eser Osmanlı kültür tarihinin kapsamlı rehberlerinden biri olmayı vaat ediyor: Sadabad kasırlarında, Kağıthane mesirelerinde şiirlerini takdim eden şairler, yüksek kültürde kitabın ve kütüphanenin değişen rolleri, Arapça, Farsça ve Batı dillerinden yaptırılan tercümeler, İstanbul’un dört bir yanında yeni mimari üsluplarla yükselen külliyeler, çeşmeler ve su yolları…

Tebriz’den Nevşehir’e, Üsküdar’dan Rumeli’ye yayılan geniş Osmanlı coğrafyasında, şairlerin sundukları kasidelerde, yenilenen binaların kitabelerinde Damat İbrahim Paşa’nın adı sadece bir sadrazam olarak değil, âbâd edilen çevrenin bir hamisi olarak karşımıza çıkar.

Onun kamusal temsili, siyasi gücünün bir dayanağı, hatta bu siyasi gücün varlık sebeplerinden biri olarak düşünülebilir.

Araç’ın ‘İktidar ve Sanat: Damat İbrahim Paşa’nın Hamiliği (1718-1730)’ tarihin bu renkli devrinde okurlarını uzun ve zevkli bir seyahate çıkaracak.

  • Künye: Ünal Araç – İktidar ve Sanat: Damat İbrahim Paşa’nın Hamiliği (1718-1730), Vakıfbank Kültür Yayınları, sanat, 408 sayfa, 2022

Erwin Panofsky ve Dora Panofsky – Pandora’nın Kutusu (2022)

Hiçbir mit Pandora mitinden daha tanıdık ve muhtemelen o denli tamamıyla yanlış anlaşılmış değildir!

Erwin Panofsky ve Dora Panofsky; Pandora, onun hiç olmamış kutusunun hikâyesini ve sanat tarihindeki temsillerini irdeliyor.

“Canlılığını günümüze dek korumuş ve zamanla adını İngiliz kraliçelerinden Fransız polis memurlarına, felsefe taşından Philadelphia’da on beş yaşındaki katillerden oluşan bir çeteye kadar farklı şeylere vermiş mitolojik bir kişilikle ilgili garip bir merak söz konusudur” diyor Dora ve Erwin Panofsky ve bu tükenmeyen merakın kaynağındaki kişiliğin hikâyesini sanat tarihindeki temsillerinin izlerinden giderek analiz ediyorlar.

  • Pandora’nın gerçekten bir kutusu var mıydı?
  • Kapağın açılması iyiliklerin mi yoksa kötülüklerin mi dışarı çıkmasına sebep oldu?
  • Havva ile Pandora arasındaki bağlantı neydi?
  • Rotterdamlı Erasmus’un bütün bu hikâyedeki yanlış anlaşılmaya nasıl bir katkısı oldu?
  • Zaman içinde Pandora’nın algılanışı ve anlatıları nasıl değişti?
  • Goethe eserlerinde Pandora’yı nasıl ele aldı?

Dora ve Erwin Panofsky, bu kitapta, Rönesans sanatçılarının gravürlerinden Paul Klee’nin resimlerine çok sayıda tasviri geniş bir çerçevede değerlendirerek ilginç sonuçlara ulaşıyorlar.

  • Künye: Erwin Panofsky ve Dora Panofsky – Pandora’nın Kutusu: Mitolojik Bir Simgenin Değişen Veçheleri, çeviren: Murat Çınar Büyükakça, Kırmızı Kedi Yayınevi, mitoloji, 200 sayfa, 2022

Aloïs Riegl – Modern Anıt Kültü (2022)

‘Modern Anıt Kültü’, mimarlık yazını alanında bir klasiktir.

Sanat tarihçisi Aloïs Riegl imzalı kitap, modern koruma düşüncesinin paradigma kurucu metinlerinin başında geliyor.

Kitap, sanat ve mimarlık tarihi içinde, İtalyan Rönesansından itibaren oluşmaya başlayan tarihi eserleri koruma bilincinin ortaya koyduğu kuramsal yaklaşımların evrimsel gelişme zincirinde, tarihselci ve restorasyoncu 19. yüzyıldan, modernist ve korumacı 20. yüzyıla geçişteki paradigma değişimini temsil eden halkadır.

Riegl’ın 1903’te kaleme aldığı kitap, sanat tarihçileri için olduğu kadar mimar ve restoratörler için de yol gösterici bir metin.

Geçiş sancılarının görüldüğü yüzyıl dönümünde, zamanın ruhunu yakalamaya çalışan metin, sanat ve mimarlık tarihi ile restorasyon kuramının kesiştiği yerde duruyor.

Metnin etkisi, gerek disiplin içindeki özgül bilgi alanıyla, gerekse kendisinin tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamıyla sınırlandırılamayacak kadar güçlü.

İnsanın, ürettiği eserlerle, dolayısıyla geçmişiyle kurduğu ilişkinin modern zamanların başlangıcındaki dönüşümünü sorunsallaştıran metin, hem anıt değerlerindeki genelgeçer hiyerarşiyi sorguluyor, hem de, tespit ve öngörüleriyle, zaman ve mekân üstü bir geçerliliğe sahip.

Modernle tarihi miras arasındaki ilişkiye odaklanan ‘Modern Anıt Kültü’, aynı zamanda modernin de artık bir tarihi olduğunu ilan eden postmoderni çözümleyecek araçları barındırıyor.

Riegl’ın metni, sekülerleşmiş modern insanın geçmişle ilgisine, tarihi eser sevgisine, 20. yüzyılda, dinsel bir duygulanımın hâkim olacağını ilan ediyor, dinsel ve ruhsal olan ile dünyevi ve maddi olan arasında yeni bir ilişki tarif ediyor.

  • Künye: Aloïs Riegl – Modern Anıt Kültü, çeviren: Erdem Ceylan, Arketon Yayıncılık, sanat tarihi, 132 sayfa, 2022

Oleg Grabar – Erken Dönem İslam Sanatı (2022)

Oleg Grabar’ın dört ciltlik eşsiz İslam sanatı çalışması, ilk cildiyle Türkçede.

Kitap, erken İslam sanatının niteliklerini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Grabar, ‘İslam Sanatı Çalışmalarının İnşası’ başlıklı dört ciltlik eseriyle İslam sanatına yoğunlaşıyor.

Bu alan hakkındaki bilgimizi, İslam kültürü ve tarihi ile bütünleştiriyor; okura geniş bir perspektif sunuyor.

Sanat teorilerinin ve Batı sanatına ait unsurların da göz ardı edilmediği bu eserde İslam sanatına dair çeşitli örnekler, görselleriyle birlikte, evrensel bir sanat literatürü çerçevesinde sunuluyor.

Çeşitli makalelerden oluşan eser, İslam sanatını mimari, resim, obje, ikonografi, estetik ve süsleme gibi çeşitli kavramların merceği altında inceliyor.

İslami sanat tarihinin yaklaşık olarak ilk 450 yılını ela alan ‘Erken Dönem İslam Sanatı, 650-1100’; İspanya, Suriye, Mısır, İran gibi çeşitli coğrafyalara ve Emevi, Fatımi, Sasani gibi çeşitli hanedanlıklara odaklanıyor.

Grabar, İslam kültürünün geniş coğrafyalara yayılmasında sanatının en etkili unsurlardan biri olduğunu savunmakta ve bu ciltle birlikte İslami sanatın ilk yüzyıllarının yön verici niteliğinin anlaşılmasına önemli katkılarda bulunuyor.

  • Künye: Oleg Grabar – Erken Dönem İslam Sanatı, 650-1100 (İslam Sanatı Çalışmalarının İnşası I), çeviren: Defne Karakaya, Albaraka Yayınları, sanat, 420 sayfa, 2022

Kolektif – İslam Dünyasında Hat ve Mimari (2022)

Hüsnühat, İslam sanatının ve mimarisinin ayrılmaz parçasıdır.

Bu kapsamlı derleme ise, farklı dönemlere ve coğrafyalara ait hüsnühat kitabelerini her yönüyle incelemesiyle, konu açısından çok değerli bir çalışma.

İslam dünyasının hemen her coğrafyasında camiler, tekkeler, kütüphaneler, çarşılar ve daha nice mekânlar hüsnühat metinleri ile donatılmıştır.

Hüsnühat, bir süsleme unsuru olmanın ötesinde mekâna her yönüyle ebedî bir anlam aşılamaya da yardımcı olur.

Bu kitap, mimari mekânın hüsnühattı nasıl şekillendirdiğini incelerken hüsnühattın da mekânın inşasında ve aynı zamanda sahip olduğu anlamı kazanmasında nasıl rol oynadığını ele alıyor.

Mekânlar, Üslup / İçerik, Baniler, Sanatkârlar, Bölgeler ve Modernleşme olmak üzere altı ana başlıktan oluşan kitap, çeşitli dönemlere ve coğrafyalara ait hüsnühat kitabelerini her yönüyle inceliyor.

Alanında usta birçok araştırmacı, konuları Çin’den İspanya’ya; ele aldıkları dönem itibarıyla da İslam’ın ilk yıllarından 21. yüzyıl başına kadar değişen makalelerle elinizdeki eserin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur.

  • Künye: Kolektif – İslam Dünyasında Hat ve Mimari, editör: Irvin Cemil Schick ve Mohammad Gharipour, çeviren: Ayşen Anadol, Albaraka Yayınları, sanat, 682 sayfa, 2022

Ömer Durmaz ve İskender Dereli – Ressam Boğos Tatikyan (2021)

İzmirli ressam Boğos Tatikyan, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı İzmir’inin folkloru ve tarihi hakkında renkli görsel kaynaklara erişilmesinde muazzam rol üstlendi.

Bu arşivlik çalışma da, Tatikyan’ın İzmir’e gelenlerin bu şehirden bir hatıra olarak yanlarında götürmeleri için taşbaskı tekniği ile yaptığı resimlerin tıpkıbasımını ve bu resimlerin hikâyesini bizimle paylaşıyor.

Tatikyan Osmanlı sultanlarını, İzmir şehir ve civarında gördüğü halktan kimseleri, özellikle de farklı cemaatlerden ilgi çekici kişileri resimlemiş, bunları taşbaskı (litografi) tekniği ile kendi matbaasında çoğaltarak satışa sunmuştu.

Tek renk ve tek yaprak basılan litografiler fırça kullanılarak suluboya ile elle renklendirilmiş, taşınabilir ve saklanabilir boyutlarda basılmıştı.

Tatikyan ve kurucusu olduğu matbaayla ilgili albüm kitap sayesinde günümüzde orijinalleri fevkalade nadir ve kıymetli olan “B. Tatikyan” imzalı taşbaskılar, yaklaşık iki asır sonra yeniden gün yüzüne çıkmıştır.

On dokuzuncu yüzyıl İzmir’inin gündelik hayatını, sosyo-kültürel açıdan görsel bir şölen halinde okurun gözünde canlandırmaya çalışan bu albüm kitap, efsanevi güzelliğe sahip bir kentin geçmişinin, büyüleyici ve aynı zamanda karmaşık hikâyesinin görsel anlatısıdır.

  • Künye: Ömer Durmaz ve İskender Dereli – 19. Yüzyıl İzmir’inde Ressam Boğos Tatikyan ve Tatikyan Matbaası, İzmir Kalkınma Ajansı Yayınları, resim, 2021

Marguerite Yourcenar – Piranesi’nin Karanlık Zihni (2021)

On sekizinci yüzyılda sıra dışı gravürlere imza atmış Piranesi, kendisinden sonraki edebiyat ve sanat dünyasını derinden etkiledi.

Marguerite Yourcenar da, bu “barok deha”nın eserlerine ve karanlık zihnine yakından bakıyor.

“Roma Manzaraları”, “Antik Roma Eserleri” ve “Düşsel Hapishaneler”, Venedikli mimar ve gravür sanatçısı Giovanni Battista Piranesi’nin (1720-1778) sanat tarihine damgasını vuran üç ayrı gravür dizisi.

‘Piranesi’nin Karanlık Zihni’, dünya edebiyatının köşe taşlarından Yourcenar’ın bu “barok deha”nın eserlerine ve zihin dünyasına dair derinlikli analizi.

Victor Hugo’dan Coleridge’e, kendisinden sonraki edebiyat ve sanat dünyasını derinden etkileyen Piranesi, Yourcenar’a göre, özellikle Roma’nın antikçağ eserlerini kendisinden sonrakilerin imgelemine yerleştirmiş kişidir.

“Hapishaneler” dizisindeyse şatafatlı mimari fantazmalar içine yerleştirdiği insancıklarla kasvetli bir dehşet duygusu yaratır.

Kitap, Roma’nın antik harabeleri arasında, saplantılı bir dehanın görsel ve metafizik dünyasının izinde, Yourcenar’ın rehberliğinde keyifli ve ilgi çekici bir yolculuk olarak okunabilir.

Çalışma, Enis Batur’un “Carceri, Piranesi’nin Kurmaca Hapisaneleri” adlı bir yazısını da barındırıyor.

  • Künye: Marguerite Yourcenar – Piranesi’nin Karanlık Zihni, çeviren: Elif Gökteke, sanat, 96 sayfa, 2021

Elif Dastarlı – Yan Kapıdan Girenler (2021)

Modern Türk sanatının serüveni üzerine yetkin bir sosyolojik inceleme.

Sanat tarihçisi ve akademisyen Elif Dastarlı, özellikle resim sanatını merkeze alarak Türkiye’nin modernleşme sürecini sanat yoluyla izliyor.

‘Yanı Kapıdan Girenler’, evdeki ve sokaktaki hayatın, kadının yaşamının ve özgürlüğünün, sanatçının bir kimlik olarak ispatının, sanayinin gelişiminin, mimarinin hatta sporun modernleşme sürecinde kat ettiği yolu Türk resim sanatının penceresinden sosyolojik bir perspektifle ele alıyor.

Dastarlı, modernleşmenin Batılılaşma ile özdeş tutulmasına dair bakışın eksik-fazla yönlerine değinerek, resim sanatı üzerinden kapsamlı bir okuma yapıyor.

‘Yan Kapıdan Girenler’, doğru yöntemle doğru bilgiyi vermeye ve disiplinin elverdiği ölçüde mesafeyi koruyarak eseri yorumlamaya çalışırken, hem akademik alana bağlı kalıyor hem de herkesin Türk sanatı tarihinin belirli bir dönemini rahatlıkla okuyabilmesini amaçlıyor.

Rafaello’yu, Monet’yi, van Gogh’u tanırken Halil Paşa’yı, Müfide Kadri’yi, Ali Avni Çelebi’yi tanımamanın artık Türkiye’deki okuryazar herkesin aşması gereken bir sorun olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Elif Dastarlı – Yan Kapıdan Girenler: Modern Türk Resminin Analizi, Hayalperest Kitap, resim, 348 sayfa, 2021

Kolektif – İstanbul’dan Bizans’a (2021)

İstanbul’daki Bizans mirası üzerine kaçırılmaması gereken bir inceleme.

Bu derlemedeki makaleler İstanbul’u arkeoloji, tarih, sanat tarihi, mimarlık tarihi, şehircilik, müzecilik, kültürel miras bağlamında okuyor.

‘İstanbul’dan Bizans’a: Yeniden Keşfin Yolları, 1800-1955’, şehrin Bizans mirasına dair yeni bir uluslararası ve yerel farkındalığın oluşmasında İstanbul’un merkezi rolünü inceliyor.

1800’lü yıllardan 1955’e kadar şehrin bazı anlarına bakmanın ötesinde, İstanbul’u, imparatorlukların maddi ve entelektüel zenginliğini cezbederek Bizans’a dair bilgi birikiminin gelişmesi ve Bizans araştırmalarının bir disipline dönüşmesiyle sonuçlanan bir çekim merkezi olarak da ele alıyor.

İstanbul’dan Bizans’a sergisine eşlik eden kapsamlı yayında, küratör Brigitte Pitarakis’in serginin düşünsel arka planını anlattığı giriş yazısının yanı sıra, Beatrice Daskas, Ceren Abi, Firuzan Melike Sümertaş, Mertkan Karaca, Philipp Niewöhner, Edhem Eldem, Pınar Aykaç, Kerim Altuğ, Jean-Michel Spieser, Elena N. Boeck, Jonathan Bardill, Barbara Bessac ve Rémi Labrusse imzalı on üç makale yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – İstanbul’dan Bizans’a: Yeniden Keşfin Yolları, 1800-1955, Pera Müzesi Yayınları, sanat, 650 sayfa, 2021