Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi (2022)

İletişim alanının önde gelen profesörlerinden, felsefi romanlarıyla da bildiğimiz Arthur Asa Berger’in ‘Kültür Eleştirisi’, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin, deyim yerindeyse, imdadına koşuyor.

Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kavram bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille çok sayıda örnekle anlatılıyor.

Kitabın meramı yazarın şu sözlerinde de ifade buluyor:

“Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya, sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.”

  • Künye: Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi: Kültürel Kavramlara Giriş, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, kültürel çalışmalar, 232 sayfa, 2022

Maria Antonina Czaplicka – Sibirya’da Şamanizm (2022)

‘Sibirya’da Şamanizm’, her şeyden önce eşsiz bir sosyal antropoloji araştırması.

Sibiryalı kabilelerin içine giren Maria Antonina Czaplicka, onların sosyo-kültürel hayatlarını, kabileler arasındaki farklılıkları ve onların günlük hayatlarını aydınlatıyor.

Sosyal antropolojinin araştırma araçlarını kullanarak Şamanların gizemli dünyasına yolculuğa hazır mısınız?

Sibirya, Şaman âdetlerinin hâlâ yaşadığı, tarihî inançların günümüze ulaştığı antropolojik bir araştırma sahasıdır.

Bu sahayı derinlemesine inceleyen Czaplicka da Neo-Sibiryalı ve Paleo-Sibiryalı kabilelerin içine girerek sosyo-kültürel hayatlarına dair bu zamana kadar sorulmamış soruları soruyor.

Aynı bölgede yaşayan ancak âdetleri birbirinden çok farklı kabilelerin günlük hayatta neyi, nasıl yaptığına dair bir yaşam kılavuzu gibi yazılan ‘Sibirya’da Şamanizm’, bizi daha önce duymadığımız olgularla tanıştırıyor.

  • Paleo-Sibiryalılardaki “grup evliliği” nedir?
  • Ailede kimlerden sakınılır ve kimlere “neksiyini” denir?
  • Çukçiler, ölülerinin boğazını neden keser?
  • Kamçadallar ikiz bebekleri neden katleder?
  • Sibirya’nın yerlileri kült bir Şamanizm’e mi inanmaktadır yoksa inançları bir büyü-din harmanında kompleks bir olgu mudur?
  • Şamanlığa çağrı nasıl gelir ve Şaman’ın doğası nedir?

Czaplicka bu sorulara kapsamlı yanıtlar veriyor.

Kitap, sadece Sibirya’nın en eski etnik gruplarının sınıflandırılmasının bakımından dahi olsa eşsizdir.

  • Künye: Maria Antonina Czaplicka – Sibirya’da Şamanizm: Sibirya Yerlileri Hakkında Bir Sosyal Antropoloji Çalışması, çeviren: Turhan Acaloğlu, Selenge Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2022

Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu (2022)

‘Kavramların Yolculuğu’, bizde pek yapılmayan kavram tarihi araştırmalarına yetkin örneklerden biri olarak okunmalı.

Elif Daldeniz-Baysan, Türkiye’de kültürel değişimi yansıtan kimi kavramları analiz ediyor.

Kavram araştırmaları özellikle sosyal bilimlerin, tarihin, etimolojinin alanına giren pek çok çalışmada geçmişe dönük incelemelerin bir parçasıdır.

Bu kitaptaki incelemelere kuramsal temel sağlayan kavram tarihi ise ayrı bir çalışma alanı ve yaklaşımı özelliği taşıyor.

Alanın öncüsü Reinhart Koselleck tarihsel olgulara kavramlar penceresinden bakmaya çağıran bir üst bakış getiriyor.

Elif Daldeniz-Baysan’ın ––bir bölümü Nihal Ekin Erkan’la ortak çalışmanın ürünü olan–– incelemelerini bir araya getiren bu seçki, Türkiye’de sınırlı ölçüde ilgi odağı olan kavram tarihi araştırmaları içinde özel bir yerde duruyor.

Kavram tarihi yöntemini çeviri(bilim) perspektifiyle ele alan bu yazılar, Türkiye’deki kültürel değişimi yansıtan belli bazı kavramların izini sürüyor.

Diller ve kültürler arasında kavramlara ilişkin aktarım sorunsalının temel izlek olarak tekrarlandığı çalışmalarda; kültür ve millet kavramlarının Osmanlı / Türk düşünce coğrafyasına aktarılışı, patent metinlerinin çevirisi, şehircilik kavramlarının uluslararası düzlemden yerel politikalara girişi gibi konulara uzanılıyor.

Bu çalışmalar düşünce dünyamıza genel anlamda katkıda bulunmanın yanı sıra, çeviri ve dil alanına özel bir araştırma perspektifi de sunuyor.

  • Künye: Elif Daldeniz-Baysan – Kavramların Yolculuğu: Çeviribilimsel Perspektiften Bir Bakış, Metis Yayınları, dilbilim, 200 sayfa, 2022

Jerome de Groot – Tarihi Tüketmek (2022)

Son dönemde pıtırak gibi çoğalan Osmanlı yahut Selçuklu temalı dizilerden de görüleceği üzere, bugün tarih de, diğer pek çok meta gibi yoğun tüketilen bir nesneye dönüşmüş durumda.

Jerome de Groot, tarihle ilgilenen her okurun fazlasıyla ilgisini çekecek bu çalışmasında, İngiltere’yi merkeze alarak kamusal tarihi yeniden tanımlıyor ve geçmişin popüler kültürde nasıl açığa çıktığını ortaya koyuyor.

Uzun yıllar tarih; çivi yazılı tabletlerde, el yazmalarında, mezar taşlarında veya sikkelerde var oldu.

Şimdilerde müzeler, sosyal mecralar, bilgisayar oyunları ve TV dizileri tarihsel imge ve nesnelerde dolu.

Nasıl oldu da bütün bir geçmişin hikâyesi olan tarih; bu denli yaygın, harcanabilir ve erişilebilir hâle büründü?

de Groot, popüler çağda tarihin tüketim unsuru olarak seyrini bütün detaylarıyla inceliyor.

‘Tarihi Tüketmek’, geleneksel tarih yazımından farklı biçimde kaleme alınmış bir tarih anlatısı. Yazar, tarihi anlamlandırmaya çalışırken teknolojik gelişmeleri, çağdaş kültür varlıklarını ve toplum davranışlarını dikkate alıyor.

  • Künye: Jerome de Groot – Tarihi Tüketmek, çeviren: Fatma Büşra Helvacıoğlu, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 472 sayfa, 2022

Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi, 5 Cilt (2022)

Beş ciltlik devasa bir çalışma olan ‘Özel Hayatın Tarihi’, yeni baskısıyla raflarda.

Kitap, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze, medeniyetler, kültürler, çağlar boyunca yaşanan derin değişimleri, çok sayıda görsel malzeme eşliğinde ele alıyor.

Alanında uzman yazarlar tarafından kişi, beden ve mahremiyet kavramları odak noktası alınıp incelenen çalışma, Roma İmparatorluğundan günümüze, domus’lardan apartmanlara, hayatın evrimi mercek altına alınıyor.

  • Künye: Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi, 5 Cilt, çeviren: Devrim Çetinkasap, Roza Hakmen, Turhan Ilgaz, Şehsuvar Aktaş ve Ali Berktay, Alfa Yayınları, tarih, 3456 sayfa, 2022

Richard Hoggart – Okuryazarlığın Kullanımları (2022)

İşçi sınıfının kendine özgü kültürü ve gündelik hayat pratikleri hakkında enfes bir sosyolojik inceleme.

Richard Hoggart, işçi sınıfının varoluşunu tehdit eden en büyük tehlike olarak kitle kültürüne dikkat çekiyor.

Bazı yazarlar tasnif dışıdır. Richard Hoggart birçok açıdan böyle bir yazardır.

‘Okuryazarlığın Kullanımları’, aslında bir otobiyografidir.

Kendisi işçi sınıfı kökenli olan Hoggart, toplumsal yörüngesi üzerinden, işçi sınıfının içeriden ancak mesafeli, olabildiğine detaylı, realist fakat aynı zamanda da eleştirel bir tasvirine girişir.

“Yakınlık ve mesafe”, muhtemelen Hoggart’ın maharetini özetleyebilecek kilit formüllerden biridir.

Bu ona işçi sınıfının gündelik pratiklerinde, dışarıdan (başka bir toplumsal sınıftan) bir gözlemcinin “yabancı” olduğu için, içinden olanın ise fazlasıyla “aşina” olduğu için fark edemeyeceği sayısız ve sıradan detayda süreklilik veya kırılmaların izdüşümünü görmeyi sağlar.

İşçi sınıfı kültürünün “kitle kültürü” tarafından tamamıyla “yutulduğu” yönündeki yaygın kanaatin aksine Hoggart, daha nüanslı, direnç ve değişim arasında salınan bir tablo çizer.

İşçi sınıfı kültürü, hem sınıfın dış dünyayla arasındaki sınırları pekiştiren, onu kitle yayıncılığının etkisinden görece koruyan, fakat aynı zamanda kitle kültürünün ürünlerinin sızmasına da imkân tanıyan tutumları eş zamanlı biçimde bünyesinde taşır.

Hoggart’ın, işçi sınıfının varoluşunu tehdit eden en büyük tehlike olarak kitle kültürüne dikkat çekmesi tesadüfi değildir çünkü onun için “işçi sınıfından olmak”, diğer tüm veçhelerinin yanı sıra, hususi bir kültürel evren ve gündelik yaşam pratiklerine nakşolmuş bir “aidiyet deneyimi/biçimi” manasına da gelir.

Hoggart’a göre kitle kültürünün torpillediği ve en büyük tahribata yol açtığı yer de tam olarak burasıdır.

  • Künye: Richard Hoggart – Okuryazarlığın Kullanımları: İşçi Sınıfı Yaşamının Veçheleri, çeviren: Levent Ünsaldı ve Mümtaz Kirik, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 528 sayfa, 2022

Kolektif – Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı (2021)

Sakarya özelinde yemek ve kültür arasındaki ilişkiye, bu ilişkiden doğan çeşitli etkileşimlere tarihsel bir perspektiften bakan dört dörtlük bir yemek antropolojisi.

Kitabın ilk bölümünde Arif Bilgin tarafından yazılan “Osmanlı Döneminde Adapazarı ve çevresinde Gıda Üretimi ve Tüketimi” başlıklı yazıda arşiv belgelerinden, defterlerden, seyyahların notlarından okuyoruz.

Örneğin Adapazarı’nın ilk patatesini, ilk kuşkonmazını, Sapanca Gölü etrafındaki karpuz ve kavun bostanlarını…

İkinci bölümde Suavi Aydın tarafından yazılan “Sakarya İli Kırsalının Kültürel Çeşitliliğine Dair Bir Envanter Çalışması: “Yetmiş İki Buçuk Millet Bir Arada” başlıklı yazıda, Sakarya Mutfağını şekillendiren göçlerin tarihini okuyoruz.

Osmanlı arşivinden, çeşitli derlemelerden faydalanarak desteklediği saha çalışmasından

Sakarya mutfağına biçim veren iskân tarihini öğreniyoruz.

Envanter çalışmasında ise güncel veriler ayrıntılı olarak listelenmiş durumda.

“Sakarya İli Damak Hafızası” başlıklı üçüncü bölümde ise, yeni kuşakların bugün belki hiç tadına varamayacağı yemekler, oturamayacağı sofralar sözlü tarih yöntemiyle aktarılıyor.

Yemek ve mutfak kültürünün bütün belirleyicilerle el ele, değişerek yaşamaya devam ettiğini gösteren örneklerle dolu olan bu çalışma, okurunu, “bereketli topraklar”da, insana bağlı, insanla gelişen, insan emeği ve sevgisiyle kurulmuş “bereketli sofralar”a buyur ediyor.

  • Künye: Kübra Sultan Yüzüncüyıl, Aynülhayat Uybadın, Arif Bilgin ve Suavi Aydın – Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı: Bir Yemek Antropolojisi, Yapı Kredi Yayınları, yemek, 600 saya, 2021

Jimmy Burns – Kızıllar (2021)

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihi ve kökleri üzerine kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Tüm hayatını İspanyol tarihi ve futboluna adamış Jimmy Burns, futbolun bütün İspanyol halkını nasıl bir araya getirdiğini anlatıyor.

İspanya… Futbol kültüründen daha fazlası…

İspanyol futbolu her zaman saygıdeğer bir kültüre sahipti.

Ama milenyum sonrasında hem başta Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Sevilla olmak üzere kulüplerin hem de milli takımın geldiği nokta, onları bir süreliğine sahanın tek hâkimi yaptı.

Spor gazetecisi Burns ‘Kızıllar’la futbolun İspanya’yı nasıl bir araya getirdiğini ve İspanyol oyun tarzının dünyanın dört bir yanındaki taraftarların kalbini nasıl kazandığını göstermek için futbol tarihini araştırıyor.

Kitap boyunca Franco yıllarından günümüze kadar ilginç anekdotlar; Cruyff, Guardiola, Aragonés, del Bosque, Messi gibi figürler; Barcelona ve Real Madrid arasındaki destansı mücadelenin ülke futbolunu ve günlük hayatı nasıl etkilediğine dair detaylar titizlikle inceleniyor.

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihini, köklerini, siyasetini, boğa güreşiyle bağlantılarını ve hatta ‘Don Quijote’yle ortak kültürel mirasını eşsizce bir araya getiren Burns, konu üzerine şimdiye dek yazılmış en kapsamlı kitaba imza atıyor.

  • Künye: Jimmy Burns – Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, futbol, 328 sayfa, 2021

Roy Richard Grinker – Kimse Normal Değil (2021)

Yüzyıllar boyunca bilim insanları ve toplum akıl sağlı konusunda ahlaki yargılarda bulundu.

Antropolog Roy Richard Grinker de, 18. yüzyıldan bugüne uzanarak akıl hastalığı damgasına karşı verilen mücadeleyi izliyor.

Kitap, tarih boyunca akıl hastalığına karşı gelişen tutumların ve damgalanmayı sona erdirme mücadelesinin şefkatli ve büyüleyici bir incelemesi olarak okunabilir.

‘Kimse Normal Değil’de Grinker, on sekizinci yüzyıldan Amerika’nın büyük savaşlarına ve günümüzün yüksek teknoloji ekonomisine kadar akıl hastalığı damgasına karşı mücadeledeki ilerlemeyi ve gerilemeleri anlatıyor.

Damgalanmanın kültürel tarihle açıklanabilecek, akıl hastalığını tanımladığımız anda başlayan, toplumdan öğrendiğimiz ve nihayetinde değişme gücüne sahip olduğumuz, sosyal bir süreç olduğunu savunuyor.

Utanç ve gizliliğin mirası bugün hâlâ bizimle olsa da Grinker, akıl hastalarının marjinalleştirilmesine son vermenin eşiğinde olduğumuzu yazıyor.

Yirmi birinci yüzyılda, akıl hastalıkları hızla insan çeşitliliğinin daha kabul gören ve görünür bir parçası haline geliyor.

Grinker, kitabı büyükbabasının Sigmund Freud ile yaptığı analiz, kendi kızının otizm deneyimi ve nöroçeşitlilik üzerine yaptığı araştırmayla sonuçlanan da dahil olmak üzere, ailesinin psikiyatriye dahil olduğu dört neslin kişisel tarihiyle besliyor.

Afrika ve Asya’daki en son bilim, tarihi arşivler ve kültürlerarası araştırmalardan yararlanan Grinker, nöroçeşitliliğe kültürel tepkimizin kökenlerini ve farklılıklarını keşfetmek için hepimizi uluslararası bir yolculuğa çıkarıyor.

Akıl hastalığı etrafında damgalanmanın nasıl birleştiğini araştıran ve depresif veya psikotik hastaların aşağılanma duygusunun verdiği kümülatif zararı değerlendiren ‘Kimse Normal Değil’, akıl hastalığını nasıl dönüştürdüğümüzü açıklıyor ve damgalanmanın gölgesini sona erdirmek için bir yol sunuyor.

  • Künye: Roy Richard Grinker – Kimse Normal Değil: Zihinsel Rahatsızlıkları Damgalayan Kültür, çeviren: Nalan Uysal, Okuyan Us Yayınları, antropoloji, 492 sayfa, 2021

Luigi Luca Cavalli-Sforza  – Kültürün Evrimi (2021)

Popülasyon genetiği alanına büyük katkılar sağlamış ödüllü biliminsanı Luigi Luca Cavalli-Sforza’nın ‘Kültürün Evrimi’, şimdi Türkçede.

Kitap, genetik biliminden biyolojiye, kültürel antropolojiden dilbilime uzanarak disiplinlerarası bir yaklaşımla insanlık tarihinin yüz bin yıllık serüvenini yeniden okuyor.

Çalışma, evrim kuramının anahtar kavramlarından hareketle, “yaklaşık yüz bin yıl önce, bugün yaşayan herkesin atası olan bir avuç insanın gündelik iletişim kurma becerisi geliştirmiş olması sayesinde” filizlenerek insanlığa eşlik etmiş kültürel gelişim süreçlerini mercek altına alan ve biyolojik evrim ile kültürel evrim arasındaki dinamiklerin örtüştükleri ve ayrıştıkları yanların izini sürüyor.

Kitap, Homo sapiens’in evrimleşme sürecine çok boyutlu bir bakış sunarken nereden geldiğimizi, bugün nerede durduğumuzu, bundan sonra nereye gidebileceğimizi düşünmeye de teşvik ediyor.

  • Künye: Luigi Luca Cavalli-Sforza  – Kültürün Evrimi, çeviren: Tolga Esmer, Tellekt Kitap, bilim, 232 sayfa, 2021