Kolektif – Bedenin Tarihi (2021)

Bedenin tarihini Rönesans’tan günümüze kadar izleyen, eşi benzeri olmayan bir çalışma.

3 ciltlik 1760 sayfalık bu devasa külliyat, yepyeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu çalışmanın ilk cildinde, Ortaçağ boyunca Kilise baskısı altında şekillenen bedenin Rönesans ile Aydınlanma arasındaki zaman diliminde uğradığı dönüşümler inceleniyor.

‘Fransız Devrimi’nden Büyük Savaş’a’ başlığını taşıyan ikinci cilt, 19. yüzyıldaki yeni tıbbi buluşlar ve hastalıklar eşliğinde, Hıristiyan geleneğinden yakasını kurtarmaya çalışan bir beden kavramının işkence (Fransız Devrimi ve sonrasında yaşananlar), haz (erotik yazının kışkırttığı resimler), temizlik (bedenin suyla ilişkisi) ve spor (bedene biçim verme arzusu) bağlamlarında yaşadığı dönüşümleri irdeliyor.

Çalışmanın ‘Bakıştaki Değişim: 20. Yüzyıl’ başlıklı son cildi ise, 20. yüzyılda modern tıbbın ve görsel sanatların giderek fetişleştirdiği beden algısının ve yeni şiddet çağının beden üstündeki yıkımlarının izlerini sürüyor.

  • Künye: Kolektif – Bedenin Tarihi, hazırlayan: Alain Corbin, Jean-Jacques-Courtine ve Georges Vigarello, çeviren: Saadet Özen ve Orçun Türkay, Alfa Yayınları, tarih, 3 Cilt, 1760 sayfa, 2021

Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi? (2021)

Cumhuriyet Türkiye’sinde at yarışlarının ve müşterek bahislerin tarihini, etnografik bir bakışla ele alan harika bir inceleme.

Ozan Torun, Osmanlıların ilk yarış ve bahis deneyimlerinden 90’ların başında at yarışlarının televizyonda ilk kez naklen yayımlanışına uzanarak konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Çalışma, bir yetişkin oyunu olan at yarışları ve müşterek bahislerin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki gelişim sürecini, onu oynayan ve oynatan insanları merkezine alarak beş ana dönemde inceliyor.

Kitabın asıl katkısı ise, at yarışlarını yalnızca tarihyazımı yahut makro siyasal ve ekonomik değişimlerle değil, toplumun bu oyuna gösterdiği ilgi, yüklediği anlamlar, beklentiler, kazandıkları ve kaybettikleri, kısacası oyun oynama kültüründe yarattığı temel dönüşümler bağlamında da ele alması.

Kitap, atçılığın yeniden inşa yılları (1920-1926); yarışların tarımsal kalkınma ve toplumsal modernleşmeye aracılık ettiği yıllar (1926-1948); bireysel yetiştiricilerin oyunun yönetimini devletten devralıp oyunun altyapısını ve kapsamını geliştirme süreci (1948-1968); altılı ganyanın yürürlüğe girip oyun kültüründe köklü dönüşümleri başlattığı dönem (1968-1992) ve oyunun televizyonda naklen yayımlanmaya başlayarak etki alanının genişlediği, oyun kültürünün yeni dönüşümler geçirdiği ve günümüze kadar ulaşan son dönem (1992-) şeklinde bölümlere ayrılmış.

Türkiye’de at yarışları âleminin rengârenk bir hikâyesini okumak isteyenler kaçırmasın.

  • Künye: Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi?: Türkiye’de At Yarışlarının Tarihi, İletişim Yayınları, tarih, 428 sayfa, 2021

Sinan Niyazioğlu – Alfabe ve Matbuat (2021)

Türkiye’de 1 Kasım 1928’de kabul edilen Latin alfabesi, modern ulus inşa etme yolunda atılmış en büyük adımdı.

Sinan Niyazioğlu da bu özgün çalışmasında, ulus inşa söyleminin kitlelere aşılanmasının on yıllık siyasetini izliyor.

Alfabe Devrimi, Arap harfli Türkçe yazı sistemine oranla okumayı ve yazmayı kolaylaştırmasının yanı sıra, siyasal retoriğini Osmanlı geçmişinden kopuş üzerinden tanımlayan Erken Cumhuriyet modernleşmesinin yeni yüzünü oluşturdu.

Yeni alfabeyle okuma yazma eğitimi seferberliğinde Millet Mektepleri, ülkede milli matbuat kültürünün oluşturulmasında ise Matbuat Umum Müdürlüğü idaresinde 1934’te yapılandırılan matbuat rejimi etkin rol oynadı.

Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde matbuat rejimi, 1930’larda Avrupa, ABD ve Sovyetler Birliği’nde yürütülen matbuat rejimlerindeki gibi siyasal iktidarların denetimine giren resmi ve hususi yayımcılığı merkezi politikalarla şekillendirmesi ve kırsal bölgelere ulaşabilen yayın faaliyetleriyle resmi modernleşme ideolojisini kitlelere benimsetmesi açısından etkili bir kültür yönetimiydi.

1930’lardaki matbuat rejimlerinin ortak hedefi, resmi modernleşme ideolojisini toplumsal kültüre dönüştürebilmekti.

İşte Niyazioğlu’nun bu çalışması, 1928-1938 zaman aralığında, Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde ulusun inşası söyleminin, alfabe kitaplarından resmi propaganda yayınlarına uzanan geniş ölçekteki matbuat ürünleriyle somutlaştırılmasının ve kitlelere aşılanmasının on yıllık siyasetini inceliyor.

Kitap, Türkiye’de milli yazılı kültürü belirleyen Alfabe Devrimi’nin ve milli matbuat kültürünü biçimlendiren matbuat rejiminin gelişimini, Türkiye’nin komşusu ve müttefiki olan siyasal rejimlerle 1920’li ve 1930’lu yıllarda kurduğu kültürel ilişkiler üzerinden karşılaştırarak ele almasıyla özellikle dikkat çekiyor.

İki dünya savaşı arasında Türkiye’deki uluslaşma siyasetinde öne çıkan milli matbuat kültürüne daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: M. Sinan Niyazioğlu – Alfabe ve Matbuat: Türkiye’de Alfabe Devrimi ve Matbuat Rejimi 1928-1939, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 300 sayfa, 2021

Alain Corbin – Sessizliğin Tarihi (2021)

Bütün duyularımızı felç eden, insafsız bir gürültü çağında yaşıyoruz.

Alain Corbin de, sessizliğin tarihini izleyerek tefekkür ve bizi derin düşünüşün egemen olduğu o eski asil zamanlara götürüyor.

Birçok insan sessizlikten ürker.

Çünkü onlara göre sessizlik, doldurulması gereken tekinsiz bir boşluktur.

Şehirlerin karmaşasında yaşayan kimi insanlarsa, özellikle bugünlerde sessizliğin hikmetini ve kıymetini yeniden öğrenmeye başlıyor.

İşte Fransa’nın yaşayan en önemli tarihçilerinden biri kabul edilen Corbin de bu kitabında, gürültünün mekândan uzaya her yeri işgal ettiği bu çağdan hareketle, sessizliğin tarihinin izini sürüyor.

Kitapta, sessizliği deneyimleme biçimleri, sessizlik arayışlarının muazzam çeşitliliği ve geçirdikleri evrim konularında çok ilgi çekici ayrıntılar yer alıyor.

Sessizliğe eğitici bir değerin atfedildiği, konuşmanın nadide görüldüğü bu çağlara bakmaksa, insanın iç sesine kulak vermesi açısından çok iyi fırsat.

  • Künye: Alain Corbin – Sessizliğin Tarihi, çeviren: Işık Gören, Kolektif Kitap, felsefe, 115 sayfa, 2021

Zygmunt Bauman – Kültür Teorisinde Eskizler (2021)

Zygmunt Bauman’ın 1968’de ülkesi Polonya’dan sınır dışı edilmesi sürecinde kaybolduğunu sandığı ‘Kültür Teorisinde Eskizler’, düşünürün daha sonraki fikirlerine zemin oluşturan çok önemli bir eser.

Sıkı bir teorik tefekkür olan bu kitabında Bauman, kitle kültürünün durumu, pedagojinin talepleri ve kırsal bölgelerdeki değişimler gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitapta,

  • Kültürel antropolojinin krizini,
  • Yapısalcılıkla sibernetiğin potansiyellerini,
  • Göstergebilimsel kültür teorisini,
  • Göstergebilimin kültür teorisindeki araştırma sorunlarını,
  • Toplumun kültürel ve kültür dışı örgütlenmesini,
  • Toplumların ekonomisi ile kültürleri ve tipolojileri arasındaki girift ilişkiyi,
  • Çağdaş eğitimin problemlerini,
  • Ve kültürün sosyolojik işlevi gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

‘Kültür Teorisinde Eskizler’, gerek tarihi gerekse içinde sunulan fikirlerin değeri bakımından, ayrıca 1960’larda sosyal bilimlerde yaşanan dönüşümlerin çok önemli bir incelemesi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Kültür Teorisinde Eskizler, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 400 sayfa, 2021

Clifford Geertz – Kültürlerin Yorumlanması (2020)

Clifford Geertz’in çoğunu efsaneleşmiş 1960’lı yılların başında kaleme aldığı makaleleri bir araya getiren ‘Kültürlerin Yorumlanması’, kültürel antropoloji alanında bugün çağdaş bir klasiktir.

Kültür kavramının insan kavramı üzerindeki etkisi, kültürün gelişimi ile zihnin evrimi arasındaki ilişki, kültürel birer dizge olarak din ve ideoloji, yeni devletlerde ulusçuluk, anlam siyaseti, yeni devletlerin anlaşılmasında antropolojinin kullanımı gibi önemli konuları ele alan Geertz’in asıl katkısı ise, bunu yaparken din, ideoloji, ritüel, devrim, toplumsal değişim gibi geçtiğimiz yüzyılın büyük problematiklerine yeni bakış açıları getirmesi.

Geertz, Java ve Bali’de yürüttüğü alan çalışmalarının neticelerini de barındıran çalışmasında, Bali’de kişi, zaman ve davranış, Balililerin horoz dövüşü gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Wittgenstein, Gilbert Ryle ve Claude Lévi-Strauss’un katkılarıyla da derin bir diyaloga giren ‘Kültürlerin Yorumlanması’, alana ilgi duyanların muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Clifford Geertz – Kültürlerin Yorumlanması, çeviren: Hakan Gür, Dergah Yayınları, sosyoloji, 617 sayfa, 2020

Sermet Muhtar Alus – İstanbul’un Geçmiş Günlerinde Yeme İçme (2021)

 

Sermet Muhtar Alus’un 20. yüzyıl başındaki İstanbul’u gündelik hayatı, yemekleri, türküleri, sokakları, ünlü simaları ve bütün bunları da binlerce zengin ayrıntıyla anlattığı yazıları eşsizdir.

Alus’un çoğu ilk defa kitaplaşan buradaki yazıları da eski İstanbul’un yeme içme kültürü üzerine arşivlik bir eser.

Kitap, Alus’un mizah yönü ağır basan rehberliğinde, önce İstanbul’un meşhur lokantaları, meyhane âlemleri, Yıldız Sarayı’ndaki iftarlar, mesire yerleri ve börekçileri gibi mekânlarını ziyaret ederek açılıyor.

Kitabın devamında da karşımıza boğaz insanları, kayıplara karışan satıcılar, eski bekriler, yemekler, et ve süt ürünleri, balıklar ve deniz ürünleri, sebzeler ve meyveler, sular ve tatlılar ve bunun gibi şehrin gündelik hayatına sirayet etmiş pek çok konu çıkıyor.

Bir Cumhuriyet aydını olan Alus’un kitabı, Cumhuriyet’in “mirası”na farklı bir gözle bakmamıza da olanak sağlıyor.

  • Künye: Sermet Muhtar Alus – İstanbul’un Geçmiş Günlerinde Yeme İçme, derleyen ve yayına hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, kültür, 440 sayfa, 2021

Kolektif – Mekânsal Ağlar (2020)

Anadolu’nun arkeolojik, kültürel mirası ve kimliği hakkında çok önemli bir haritalama.

Daha önce burada ‘Lydia Arkeolojisi‘ adlı önemli bir kitabına da yer verdiğimiz Christopher Roosevelt’in derlediği bu derleme yayın, bunu da, geçmişi incelemek için Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve diğer analitik araçların kullanıldığı araştırma projelerine odaklanarak yapıyor.

Arkeoloji ve kültürel miras alanlarında görece yeni tekniklere de odaklanan çalışma, veri koleksiyonlarını mekânsal boyuta taşıyan ve web tabanlı haritalamaya yönelik çalışma yapan farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiriyor.

Kitapta yer alan makaleler, Ortaçağ Anadolu’sundaki Yahudi toplulukların haritalanması, Hrant Dink Vakfı’nın Türkiye Kültür Varlıkları Haritası, Osmanlı dönemindeki bostancıbaşı kayıtlarından yola çıkarak İstanbul kıyı şeridindeki sosyo-mekânsal farklılıkların araştırılması gibi farklı konuları ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Mekânsal Ağlar: Araştırma ve Kamu Erişimi İçin Anadolu’nun Geçmişinin Haritalandırılması, derleyen: Christopher H. Roosevelt, çeviren: Duygu Çamurcuoğlu ve N. Pınar Özgüner, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 224 sayfa, 2020

Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline (2021)

İster bir apartmanda yaşayalım, ister dağ evinde, farkında olarak veya olmayarak aslında bir dünya inşa ederiz.

Seyhan Kurt da bu güzel çalışmasında, evin edebiyattaki yansımalarından da yola çıkarak evin barınaktan neden çok daha fazlası anlamına geldiğini ortaya koyuyor.

‘Haneden Ev Haline’, “geleneksel Türk evi” denen imgenin sabit bir mimari form olmadığını, gündelik hayat pratiğiyle iç içe geçerek sürekli ve sürekli dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Evimizde mutfak, oturma odası, yahut balkonu nasıl kullanırız?

İşte Seyhan Kurt, evin ve işlevlerinin tarihsel değişimini çok yönlü bir bakışla izleyerek ev yaşamının bizim yapıp etme biçimimizle olan sıkı ilişkisini irdeliyor.

Geleneksel ev halinde mimari, tarih ve gündelik pratikler, mutfak odasının ve oturma odasının bizde neden çok önemli olduğu, evin bir anlamda kamusal alana dönüştüğü düğün ve cenaze gelenekleri, ev düzeninde “iktisat yapma” stratejileri, kentsel yaşamın evlerimize yansıma biçimleri ve daha fazlası ‘Haneden Ev Haline’de…

  • Künye: Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline: “Türk Evi”nde Mimari, Düzenleme, Pratik, İletişim Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2021

Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim (2021)

Peter Burke, erken dönem modern Avrupa tarihin yanı sıra, sosyal ve kültürel tarih alanlarında da öncü isimlerden biridir.

Bu kitap ise, Burke’ün dilin toplumsal tarihi ile kentlerin kültürel tarihini iletişim teması bağlamında bir araya getirdiği makalelerini sunuyor.

Kitap, ele aldığı pek çok konuyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada nezaket kültürünün yanı sıra çevirmenlik, kentlerin duyumsal tarihi ve kentlerdeki şiddet gibi konular, Burke’ün kendine has analitik ve yalın üslubuyla karşımıza çıkıyor.

Kent ve kimlik arasındaki ilişki üzerine ilgi çekici ayrıntılar barındıran çalışma, bilhassa çevirmenlerin de ilgisini çekebilecek muhtevaya sahip.

Zira kitapta, erken modern dünyada çevirmenin kimliği, çevirmenlik mesleğinin kuralları, kültürler arasında köprü işlevi gören çevirmenlerin faaliyetleri gibi önemli konular tartışılıyor.

  • Künye: Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim, çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2021