Kolektif – Devletle Kalkınma (2020)

 

Devletin kalkınma süreçlerindeki rolünü farklı boyutlarıyla ve ülke örnekleriyle inceleyen çok önemli bir derleme.

Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli iktisatçılardan olan Fikret Şenses’e armağan olarak hazırlanan kitap, devlet-ekonomi ilişkisini sosyal politikalardan küreselleşmeye, teknolojik gelişmeden bölgesel kalkınmaya, para politikasından tarım politikalarına, Türkiye’nin yakın geçmişinden Japonya, Güney Kore, Çin örneklerine uzanan geniş bir zeminde irdeliyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de sosyal politika alanının dönüşümü ve devletin yeniden dağıtımda değişen rolü,
  • Küresel ticarette değişimler ve devlet,
  • Devlet kaynaklı teknolojik gelişme,
  • Bölgesel kalkınma politikalarında devletin rolü,
  • Nüfus politikaları, toplumsal refah ve iktisadi kalkınma süreci,
  • İktisadi kalkınma sürecinde merkez bankacılığının rolü,
  • Gelişmekte olan ülkeler için 2008 küresel krizi sonrasında devletin yeni rolü,
  • Zeytin ve zeytinyağı sektörü üzerinden türkiye’deki son dönem tarım politikaları,
  • Japonya bağlamında kalkınmacı devletten finansallaşmaya,
  • Güney Kore’de devletin değişen rolü,
  • Çin ekonomisinin “yeni normali”nde devletin rolü,
  • Ve siyasi iktisat perspektifinden yeni-kalkınmacı devlet gibi önemli konular tartışılıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Volkan Yılmaz, Ayça Tekin-Koru, İ. Semih Akçomak, A. Ulaş Emiroğlu, A. Ayşen Kaya, M. Aykut Attar, Murat Yağcı, Hüseyin Emrah Karaoğuz, Fikret Adaman, K. Ali Akkemik, M. Mustafa Erdoğdu, Murad Tiryakioğlu, Altay Atlı ve Mustafa Kutlay.

  • Künye: Kolektif – Devletle Kalkınma: Fikret Şenses’e Armağan, derleyen: Murad Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, iktisat, 415 sayfa, 2020

Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri (2020)

Kapitalizm, ürettiklerimize değer biçmez, onları gasp eder.

Kapitalist bir dünyada değerin gerçek anlamına ilişkin kavrayışımızı yitirmişizdir ve o nedenle de gerçek üreticiler ve onların ürettiklerinin değerini belirleyemiyoruz.

Bu işi, bizim yerimize kapitalizm üstlenir.

Peki, modern kapitalizmde, değer yaratma nasıl işler ve daha da önemlisi bu akıl ve vicdan dışı değer biçmeye nasıl bir alternatif getirebiliriz?

Değer kavramını çok yönlü bir bakışla tartışmaya açan Mariana Mazzucato, kapitalizmde esas hedefin üretmek değil, üretilen değere el koymak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Finanstan büyük ilaç sanayisine ve enformasyon teknolojisine kadar uzanan yazar, bir zamanlar ekonomik düşüncenin ana payandası olan değer kavramının anlamının ve taşıdığı önemin yerinde yeller estiğini gösteriyor.

“Asıl zenginlik nereden kaynaklanıyor?” sorusunun yanıtını arayan Mazzucato, değeri hangi etkinliklerin yarattığını, hangilerinin gasp edildiğini ve hangilerinin tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre, bu sorulara yanıt vermemiz büyük önem taşıyor.

Zira mevcut asalak sistemin yerine sürdürülebilir, ortaklaşa yaşamaya müsait bir sistem getirmenin tek yolu, bu sorulara verdiğimiz cevaplardır.

‘Her Şeyin Değeri’, bizi nasıl bir dünyada yaşamaya karar vermemiz gerektiği üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2020

Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi (2020)

On beşinci yüzyılda ve on altıncı yüzyılın başlarında Asya, dünya ekonomisinin merkeziydi.

Çin ve Hindistan en büyük ekonomik güçlerdi.

Peki, nasıl oldu da Avrupa, öncü iktisadi güç haline geldi?

Marburg Philipps Üniversitesinde ekonomi ve toplumsal tarih profesörü olan Christian Kleinschmidt, Avrupa’nın bu beklenmedik yükselişinin altındaki dinamikleri irdeliyor.

Kleinschmidt, modern dönem ekonomi tarihinin en belirleyici gelişmesi olan bu durumu izlerken, Modern Çağ’ın nüfusu, mal akışı, ticaret yolları, fikir ve dünya görüşleri, teknolojisi, bilimsel anlayışı ve siyasetinde yaşanan muazzam dönüşümleri de aydınlatıyor.

Kitap, 1500-1850 “Avrupa mucizesi”ne vesile olan yeni icatlar ve yeni kurumları irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda bu gelişmede büyük payı olan sınırsız şiddeti, acımasız baskıları ve sömürge yayılmacılığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi: 1500-1850 Arasında Dünya Ekonomisi, çeviren: Edip Sönmez, Runik Kitap, tarih, 116 sayfa, 2020

Rius – Çizgilerle Ekonomi (2016)

Usta çizer Rius’un kaleminden, ekonominin uzun yolculuğunun mizahla örülü hikâyesi.

Ekonomik sistemin doğuşu, üretimin ve tüketimin nasıl gerçekleştiği, zenginlik ve yoksulluğun nedenleri, tarihte görülmüş üretim modelleri, kapitalist toplumda ihtiyaçların karşılanma biçimleri ve buna benzer pek çok soru, Rius’un mizahla örülmüş çizgilerinde yanıtını buluyor.

  • Künye: Rius – Çizgilerle Ekonomi, çeviren: Barış Yıldırım, Yordam Kitap

Guy Standing – Temel Gelir (2020)

Özellikle pandemi sürecinde, düşük gelirli kesimlerin ne kadar büyük risk altında olduğu bir kez daha görüldü.

Oysa devlet, neredeyse soluduğumuz havadan bile vergi alıyor.

Bazı ülkeler, genel olarak vatandaşlarına bu süreçte nakdi yardımda bulunsa da, bunun hiçbir garantisi yok.

Öte yandan günümüzde otomasyon arttı, iş güvencesi yok oldu, kazanç yapılan işten bağımsızlaşarak düştü.

İşte bu ve benzer sorunların aşılması için dünyanın pek çok yerinde temel gelir fikri, adil refah dağılımı bağlamında önemli bir tartışma konusu oldu, siyasi partilerin gündemine girdi.

Peki, temel gelir ne anlama geliyor?

Temel gelir, asgari ücretten farklı olarak, toplumdaki tüm bireylere devlet tarafından düzenli olarak ödeme yapılması fikrine dayanıyor.

Tüm bireylerin sağlığı, refahı ve mutluluğu için son derece önemli önemli olan temel gelir, katılımcı, eşitlikçi, güvenli, adil, özgür, insan odaklı bir gelecek yaratmak için kapitalizm henüz yıkılmamışken en iyi yollardan biri.

Bu kitabın yazarı Guy Standing de, son otuz yıldır temel gelir fikrini geliştirenlerin başında geliyor.

Standing burada, temel gelir fikrinin ekonomi, yoksulluk, sosyal adalet, iş ve emek alanlarındaki etkisini araştırıyor, daha da önemlisi yalnızca ekonomik değil aynı zamanda etik savlar da sunuyor ve dünyadaki pilot çalışmalardan neler öğrenebileceğimizi ortaya koyuyor.

  • Künye: Guy Standing – Temel Gelir, çeviren: Ceren Demirdöğdü, Tellekt Kitap, iktisat, 344 sayfa, 2020

Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman (2016)

Enflasyon, kamu borçlanması ve finans piyasalarının şişmesi sonucunda kapitalist ülkelerde 1970’lerden bu yana büyümenin gerilediğini, eşitsizliğin arttığını ve borçların katlandığını gözler önüne seren bir kitap.

Wolfgang Streeck, kapitalizmin demokrasiye giderek bağışıklık kazanmasıyla yaşanan demokrasi krizini de tartışıyor.

  • Künye: Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman: Demokratik Kapitalizmin Gecikmiş Krizi, çeviren: Kerem Kabadayı, Koç Üniversitesi Yayınları

Richard D. Wolff ve Stephen A. Resnick – Çatışan İktisadi Teoriler (2016)

Marksist teoriyi neoklasik ve Keynesçi teoriler ile sistematik bir biçimde, boylu boyunca karşılaştıran bir inceleme.

Kitap, alternatif teorileri karşılaştırarak bir disiplin olarak iktisadı sunuyor ve modern söylem çözümlemesinin ilkeleri, Marksçı, neoklasik ve Keynesçi iktisat teorileri arasındaki meydan okumaları anlamak için uygulanıyor.

Kitap ayrıca, iktisat öğretmenin bir yöntemi olarak, teorileri birbirinden ayıran özellikler yan yana koyarak inceliyor ve başlangıç ilkeleri ile varsayımlarından biçimsel çözümleme araçlarına, oradan da Marksçı iktisada özgü bir toplumsal tahlil uygulamasına kadar uzanan, sistematik ve karşılaştırmalı biçimde Marksist bir teori geliştiriyor.

Her bir kurama objektif yaklaşması ve bu teorileri geniş bir perspektifte ele alması, kitabı hem öğrenciler hem de her seviyeden okur için ilgi çekici kılmakta.

  • Künye: Richard D. Wolff ve Stephen A. Resnick – Çatışan İktisadi Teoriler, çeviren: Can Evren, İletişim Yayınları

Kolektif – Küçülme (2020)

Ekonomik büyüme ve kalkınma, bugün adeta bir din gibi tabu haline gelmiştir.

Oysa hızlı yoksullaşmanın, artan eşitsizliklerin ve toplumsal-ekolojik felaketlerin en büyük nedeni bizzat büyümedir.

Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, tam da bu ihtiyaca yanıt vermesiyle büyük öneme haiz.

Toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunan bu hareketin ortaya koyduğu küçülme fikri, hem toplumsal hareketler ve anaakım dışı düşünürler arasında hem de yerleşik yapılar ve kurumlar içerisinde daha fazla ses bulur oldu.

İşte pek çok yazarın katkıda bulunduğu bu zengin derleme de, küçülmeyi, hem daha geniş çevrelerce tartışmaya açıyor, hem de diğer radikal fikir ve pratiklerle eklemleme arzusunu ifade ediyor.

Kitabın bizim açımızdan asıl önemli katkısı da, küçülme tartışmalarını Türkiye bağlamına taşıması.

Zira yakın dönem Türkiyesi’nin büyüme ile istikrarın bu derece doğrudan ilişkilendirildiği ortamında küçülmeyi tartışmak ayrıca önemli.

Özellikle son yirmi yılın Türkiye’sinin ekonomik büyümenin sadece faydalarının değil toplumsal ve ekolojik maliyetlerinin de çok eşitsiz paylaşıldığı, büyüme politikalarına içkin yerinden edilme, mülksüzleşme ve parçalanma süreçlerinin yıkıcı etkilerinin toplumun en kırılgan kesimleri tarafından omuzlandığı bir dönem olduğunu hepimiz sıcağı sıcağına deneyimledik.

  • Künye: Kolektif – Küçülme: Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı, hazırlayan: Giacomo D’Alisa, Federico Demaria ve Giorgos Kallis, çeviren: Ayşe Ceren Sarı, Berk Öktem, Burag Gürden ve Yaprak Kurtsal, Metis Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Mike Pearl – En Sonunda Oldu (2019)

 

Gelecekte bizi nelerin beklediğini merak edenlerin severek okuyacağı bir kitap.

İnsanlar ölümsüz olsaydı ne olurdu?

Dünyadaki son mezbahanın kapandığı gün ne yapardık?

İnternet tümüyle kesilseydi ne olurdu?

Antibiyotikler işe yaramasaydı ne yapardık?

Suudi Arabistan’da petrol bitseydi ne olurdu?

Bireysel silahlanma yasaklansaydı neler değişirdi?

Bu kitabın yazarı Mike Pearl, bu ve bunun gibi senaryoların gerçekleşmesi durumunda olabilecekleri hem aydınlatıcı hem de eğlenceli bir üslupla bizimle paylaşıyor.

Pearl, modern dünyanın büyük sorunlarının bizi nasıl büyük çıkmazlara doğru sürüklediğini açık bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda bu sorunların çözümü konusunda kimi somut önerilerde de bulunuyor.

Kitap, çağımızın en yakıcı ekolojik, siyasi ve iktisadi sorunlarına daha iyi kafa yormak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Mike Pearl – En Sonunda Oldu: Dünyanın Gelecek Senaryoları, çeviren: Ahmet Büyükaksoy, Orenda Kitap, iktisat, 264 sayfa, 2019

Quinn Slobodian – Küreselciler (2020)

Yirminci yüzyıldaki liberal iktisatçıların küreselleşme tahayyülleri tam olarak neydi?

Quinn Slobodian, küreselciliğin evrensel tarihini irdelediği bu çalışmasında, Friedrich Hayek, Ludwig von Mises, Wilhelm Röpke ve Michael Heilperin gibi liberal iktisatçıların fikirlerini tarihsel dönüm noktaları eşliğinde yeniden yorumluyor.

Kitabın en ilgi çeken tarafı, küreselciler üzerine bilinegelen pek çok yanlışı düzeltmesi.

Örneğin Slobodian, neoliberallerin, özerk kendilikler olarak kendi kendini düzenleyen piyasalara inanmadığını gösteriyor.

Demokrasi ile kapitalizmi eşanlamlı görmedikleri gibi, insanları yalnızca ekonomik rasyonaliteyle hareket eden kimseler olarak da görmediklerini, ne devletin ne de sınırların ortadan kalkmasını istediklerini ve dünyaya yalnızca bireyin penceresinden de bakmadıklarını ortaya koyuyor.

Yazara göre, neoliberal proje daha ziyade kurumları tasarlamaya odaklanmıştı.

Başka bir deyişle piyasaları serbestleştirmek için değil kılıflamak için, demokrasi tehdidine karşı kapitalizmi aşılamak için, çoğu zaman akıldışı olan insan davranışını sınırlayacak bir çerçeve yaratmak ve imparatorluktan sonra dünyayı, sınırların zorunlu işlev gördüğü bir rakip devletler mekânı olarak yeniden düzenlemek için.

Hem 20. yüzyıl tarihi üzerine farklı bir okuma gerçekleştirmek hem de küreselcilerin yaklaşımlarının tam olarak ne olduğu konusunda aydınlanmak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Quinn Slobodian – Küreselciler: İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 532 sayfa, 2020