Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi (2021)


Kapitalist toplumsal ilişkilere dayanmayan, daha insani kalkınma biçimlerini üretmek mümkün.

Benjamin Selwyn bu ufuk açıcı çalışmasında, günümüzde dünya üzerinde insani kalkınmanın alternatif biçimlerini geliştirmenin farklı yollarını anlatıyor.

Bunu yaparken, kalkınmaya emekçi sınıfların perspektifinden bakan Selwyn’in çalışması bu yönüyle, sermaye merkezli geleneksel kalkınma yaklaşımlarından açıkça farklılaşıyor.

Selwyn’in analizinin merkezinde küresel düzeyde giderek artan yoksulluk sorunu yer alıyor.

Teorik açıdan bunun önemi ise, düşünsel temelleri “büyüme ve refah” vaadi üzerine kurgulanan geleneksel (ortodoks) kalkınma yaklaşımlarının gerçeklik tarafından açıkça yanlışlaması.

Çalışmanın temel aksı, yerel ve uluslararası yoksulluk üzerine oturtulmuş ve kapitalizmin uluslararası üretim ve ticaret zincirleri üzerinden yoksulluğun nasıl bir seyir izlediğini deşifre etmek üzerine kurulmuş.

Kapitalist bir süreç dışında yaşanabilecek farklı bir toplumsallaşma mümkün müdür?

Çalışma, bunun mümkün olacağına dair önermeler içermesiyle çok önemli.

  • Künye: Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi, çeviren: Ferda Dönmez Atbaşı, M. Meryem Kurtulmuş, Mustafa Öziş ve Taner Akpınar, Heretik Yayıncılık, iktisat, 240 sayfa, 2021

Jacques Le Goff – Ya Paranı Ya Canını (2021)

 

‘Ya Paranı Ya Canını’, Orta Çağ’ın ekonomik ve dini yaşamı üzerine kısa fakat çok aydınlatıcı bir metin.

Jacques Le Goff, Kilise ve tefeci arasındaki çatışmayı merkeze alarak dönemin ekonomik ve dini yapılarının ruhunu ortaya koyuyor.

Dünyanın önde gelen Orta Çağ uzmanlarından olan ve Türkçeye de çok sayıda kitabı çevrilen Fransız tarihçi Le Goff, burada kapitalizmin ayak seslerine dikkat kesiliyor.

Kapitalizmin doğuşunun büyük ya da küçük anlatılarının arasında konsüllerden kilise kayıtlarına, kıssalardan vaazlara uzanan bir arkeolojik kazıya girişiyor.

Balzac’tan Dickens’a ve Gide’e kapitalist düzeni anlatan her romanda karşımıza çıkan tefeci figürünün öncülü olan; İsa’nın tapınaktan kovduğu murabahacının ve murabahanın izlerini, içinde bulunduğu ekonomik ve dinî yapılar ve pratikler içinde sürüyor.

Murabahayı tamahkârlığın cisimleşmiş hâli olarak reddeden, Tanrı’ya ait zamanı satan bir fiil olarak onu cehenneme mahkûm eden Kilise’nin Orta Çağlar boyunca bu tavrında yaşanan dönüşümleri din ve para ekonomisiyle birlikte okuyor.

Eserlerinde, bir zamanların geçirgen olmayan sınırlarla dolu Orta Çağ tasavvuruna şiddetle karşı çıkan Le Goff, elinizde tuttuğunuz bu küçük kitapta da hukuktan dinî yaşama, ekonomiden kurtuluş tasavvurlarına canlı bir Orta Çağ resmi çiziyor.

“Ya paranı ya canını” diyen Kilise’ye karşı murabahacının nasıl “hem paramı hem canımı” diyebildiğini gösteriyor.

  • Künye: Jacques Le Goff – Ya Paranı Ya Canını: Orta Çağda Ekonomi ve Din, çeviren: Enes Öztürk, Dergah Yayınları, tarih, 109 sayfa, 2021

Kolektif – 21. Yüzyılda Endüstri İlişkileri (2021)

Yeni teknolojiler ve küresel pandemi, işçi, işveren ve devletin taraf olduğu endüstri ilişkilerini nasıl dönüştürdü?

Bu usta işi derleme, endüstri ilişkilerinin 21. yüzyılın sosyal, ekonomik ve politik özellikleri çerçevesinde değişen ve dönüşen dinamik yapısını tartışıyor.

Farklı alanlarda uzmanlaşan toplam on iki akademisyenin katkısıyla ortaya çıkmış çalışma, yeni teknolojiler ve küresel pandemi başta olmak üzere, endüstri ilişkilerindeki dönüşümü farklı açılardan ele alıyor.

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki baş döndüren hızın, özellikle çalışma ilişkilerini ve emeğin yeni biçimlerini nasıl şekillendirdiği kitabın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Kitapta,

  • Yeni iletişim teknolojilerinin işi, işçiyi ve bir bütün olarak çalışma yaşamını nasıl ve hangi yönde etkilediği,
  • Kapitalizmin dijitalleşmesi, platform çalışma ve gig ekonomisi, dijital göçebelik gibi işin ve emeğin teknolojik gelişmelere paralel olarak ortaya çıkan yeni biçimlerinin, geleneksel endüstri ilişkilerindeki konumu,
  • Çalışma hayatında teknolojik dönüşümün işçiler açısından yaratacağı hak kayıpları ve sendikal harekette yaratacağı sorunlar,
  • 2020’nin başlarından itibaren yaşamın bir parçası haline gelen pandemi koşullarının endüstri ilişkileri için nasıl sonuçlar doğurduğu,
  • Küresel pandemi döneminde küresel sendikaların nasıl tavrı aldığı, neler yaptığı / yapmadığı,
  • Küresel pandeminin ulusal mevzuatı nasıl etkilediği, bu süreçte hangi yasal düzenlemelerin yapıldığı ve bu düzenlemelerin çalışma hayatında ne gibi karşılıklar bulduğu,
  • Sosyo-ekonomik, kültürel ve politik birçok faktörün endüstri ilişkilerinde yarattığı dönüşüm,
  • Sosyal devlet bakımından farklı bir yere sahip İskandinav ülkelerindeki endüstri ilişkileri sistemi,
  • Neoliberal politikalar bağlamında, insan kaynaklarının endüstri ilişkilerinde yarattığı paradigma dönüşümü,
  • Endüstri ilişkilerindeki dönüşümün kadınlar üzerindeki etkisi,
  • Tarihsel olarak kadınların modern emek piyasasındaki yeri,
  • Ve kadın emeğinin günümüz emek piyasasındaki durumu gibi pek çok önemli konu tartışılıyor.

Çalışma, endüstri ilişkileri ve sosyal politika alanında güncel gelişmeleri ele alması bakımından önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:  Aysen Tokol, Hüseyin Sevgi, Oğuz Başol, Mehmet Fatih Çömlekçi, Salih Dursun, Gülşen Çetin Aydın, Ceyhun Güler, Seher Demirkaya, Mehmet Atilla Güler, Özal Çiçek, Bora Yenihna ve Ahmet Gökçe.

  • Künye: Kolektif – 21. Yüzyılda Endüstri İlişkileri: Çalışma Yaşamının Dönüşümü, Aktörleri ve Geleceği, editör: Hüseyin Sevgi, Nota Bene Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

İbrahim Ekinci – AKP Ekonomide Ne Yaptı? (2021)

Bugünün sınırsız, ölçüsüz vurgun ve kapkaç düzenine nasıl vardık?

İbrahim Ekinci, ilkel “el koyma” yöntemleriyle ilerleyen, uzun vadeli dinamizmini yitirmiş; kurumları, işleyişi ile iğreti bir yapı oluşturmuş AKP dönemi ekonomisinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta, kamu kaynaklarının istedikleri kişilere aktarılması için nasıl bir sistem kurulduğu somut bilgilerle sunuluyor.

Bunun yanı sıra, İhale Kanununda yapılan değişikliklerden kamu kurumlarının işlevsiz hale getirilmesine, KÖİ’lerden “Vakıf” kurmaya bütün süreçlerin bu amaçla nasıl oluşturulduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye’de eşi görülmemiş vahşice servet transferinin nasıl gerçekleştirildiğini yakından görmek isteyen okurların çok şey öğreneceği çarpıcı bir çalışma.

  • Künye: İbrahim Ekinci – AKP Ekonomide Ne Yaptı?, İmge Kitabevi, iktisat, 456 sayfa, 2021

Kolektif – Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi (2021)

Uluslararası eleştirel politik ekonomi, tarihsel değişime odaklı daha radikal yaklaşımlar ortaya koymasıyla, anaakım uluslararası ilişkilere muazzam bir alternatiftir.

Bu özenli çalışma ise, alanın kuramsal yapısı ve temel konuları hakkında usta işi bir derleme.

Uluslararası Politik Ekonomi, Uluslararası İlişkiler disiplininin bir alt kolu olarak 1970’li yıllarda gelişti.

Uluslararası Politik Ekonomi, uluslararası ilişkilerin siyasal sorunlarına odaklanan Uluslararası İlişkiler disiplinine ekonomik bir boyut katmayı hedeflemişti, ancak bunu yaparken anaakım pozitivist Uluslararası İlişkiler disiplininin devlet merkezli tarih dışı varsayımlarından kurtulamamıştı.

Uluslararası Eleştirel Politik Ekonomi ise, Uluslararası Politik Ekonomi’nin anaakım Uluslararası İlişkiler disiplinine endeksli kuramsal yapısı ve gündemine alternatif, tarihsel değişime odaklı daha radikal yaklaşımlara verilen isimdir.

Uluslararası Eleştirel Politik Ekonomi, onların görüşleriyle sınırlı olmasa da, esas olarak Karl Marx ve Antonio Gramsci’nin görüşleri çerçevesinde, son yıllarda büyük bir ivme kazandı.

İşte iki cilt olarak tasarlanan bu çalışmanın elimizdeki cildi de, UEPE’nin kuramsal yapısını ve temel konularını ele alıyor.

Çalışmanın ikinci cildi ise, UEPE’nin bölgesel boyutunu eleştirel bir yaklaşımla inceleyecek.

Künye: Kolektif – Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi 1: Kuram ve Sorunlar, derleyen: Faruk Yalvaç ve Yelda Erçandırlı, Nika Yayınevi, iktisat, 408 sayfa, 2021

Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün (2021)

2008 finansal krizi, neoliberal kapitalizmin iflasını kanıtladı.

Sosyolog Manuel Castells de, tüm ekonomilerin kültürel biçimler olduğu gerçeğinden hareketle, paylaşım ve dayanışmaya dayalı alternatif bir ekonomiyi örgütlemenin imkânları üzerine düşünüyor.

Dünya ekonomisi 2008 finansal kriziyle birlikte bir çöküşün eşiğine gelmişti.

Aradan geçen sürede merkez bankalarının ve hükümetlerin milyarlarca dolarlık müdahaleleriyle çöküş engellense de dünya ekonomisinin büyüme oranları düşük seyretmeye, istihdam yaratma kapasitesi daralmaya ve eşitsizlikler artmaya devam etti.

Bu arada da kapitalizmden başka bir ekonominin mümkün olup olmadığına dair tartışmalar da yaygınlaşmaya başladı.

Bu bağlamda dünyaca ünlü sosyolog Manuel Castells’in bir grup araştırmacı ile birlikte yaptığı çalışmaları derlediği bu kitapta sunulan teorik argümanlarla istatistiki bulgular ve vaka çalışmaları, okuru bir yandan bugünkü sistemin arızaları üzerine düşünmeye bir yandan başka bir ekonomiye dair hayaller kurmaya kışkırtıyor.

  • Çevresel felaketlere yol açan ekonomik büyümenin olmadığı bir sistem tahayyül edebilir miyiz?
  • Piyasaların dışında süregiden armağan ekonomilerinden, bakım emeğinden neler öğrenebiliriz?
  • Blockchain bize ne vaat ediyor?
  • Bitcoin gerçekten geleceğin parası olabilir mi?
  • Finansal hizmetleri bankalar dışında organize edebilir miyiz?
  • Kapitalizmin içerisinde filizlenen alternatif ekonomi pratikleri kalıcı olabilir mi?
  • Yavaş Kent hareketlerinin dirençliliği geleceğe yönelik neler anlatıyor?

Bu ve bunun gibi önemli soruları tartışan çalışma, sosyoloji, ekonomi ve genel anlamda sosyal bilimler alanlarındaki öğrencilere, bilim insanlarına ve toplumların ve ekonomilerin günümüzde nasıl değiştiğini kavramak isteyen her okura hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Manuel Castells – Başka Bir Ekonomi Mümkün: Ekonomik Sistem Alternatiflerine Dair Tartışmalar, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2021

Adam Tooze – Çöküş (2021)

1929’daki Büyük Buhran’dan sonra dünyanın yaşadığı en büyük kriz olan 2008 ekonomik krizi, küresel finansal sistemi darmadağın etti.

Ekonomi profesörü Adam Tooze’un bu ödüllü çalışması ise, 2008 küresel ekonomik krizini tarihsel bağlamına oturtan çok önemli bir eser.

Krizin başta Amerika olmak üzere Çin, Rusya ve Avrupa üzerindeki etkilerini inceleyen çalışma, küresel-siyasi gelişmeleri, finans piyasalarında olup bitenlerle ilişkilendirip 2008 krizini tarihsel bağlamına oturtuyor.

Krizlerin nasıl oluştuğu ve küresel boyutta nasıl yayıldığının bilinmesinin, yaşanabilecek yeni krizlere karşı alınması gereken önlemler açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Tooze’un nitelikli çalışması, sermaye akışları, kamu borçları, bilançolar, tahvil-bono getirileri ve daha pek çok verinin istatiksel analinizi içeren tablo ve grafiklerle zenginleştirilmiş.

Kitabın, 2019 yılında Lionel Gelber Ödülü’ne layık görüldüğünü de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Adam Tooze – Çöküş: Finansal Krizlerle Dolu Bir On Yıl Dünyayı Nasıl Değiştirdi?, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 576 sayfa, 2021

Kolektif – Çevrimiçi Dünya (2021)

Bütün dünyayı felç eden pandemi, küreselleşmenin geleceği üzerine bize neler söyleyebilir?

Bu usta işi derleme, bu süreçte yeni bir boyut kazanan kapitalist küreselleşmeyi ve bunun insanın geleceği üzerindeki etkilerini tartışıyor.

Covid-19 pandemisi alışkanlıkları, ihtiyaçları ve zorunlulukları değiştirerek yepyeni bir hayat tarzını beraberinde getirdi.

Böylece, teknolojik gelişmelerle birlikte dijital ve çevrimiçi bir kurguyla küreselleşme yeni bir boyut kazanmış oldu.

Bu kitap da, 21. yüzyılın yeni meydan okumalarını da merkeze alarak, yaşadığımız süreci farklı boyutlarıyla değerlendirmesiyle önemli.

Derlemeye katılan yazarlar,

  • Küreselleşmenin emek ve sermaye üzerinde yarattığı dönüşümler,
  • Su ve enerji politikalarının geleceği ve bunların dünya üzerindeki etkileri,
  • Çağımızın dönüşen güvenlik algısı,
  • Pandemi sürecinde küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret,
  • Küreselleşme karşıtı toplumsal hareketler,
  • Küreselleşme sürecinde gözetimin küreselleşmesi,
  • Ve iletişim ağlarının eğitim sistemi üzerindeki yansımaları gibi ilgi çekici konuları tartışıyorlar.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Alpay Dikmen, Celalettin Sencer İmer, Cem Karadeli, Elif Gözdaşoğlu Küçükalioğlu, Güner Koç Aytekin, Mehmet Furkan Yılmaz, Mehmet Gökhan Uzuner, Mesut Ünlü, Muhittin Şahin, Nezahat Demiray, Nurgül Bekar, Rabia Burçin Yavuz ve Ulaş Taştekin.

  • Künye: Kolektif – Çevrimiçi Dünya: Küreselleşmenin Geleceği, derleyen: Nurgül Bekar, Nika Yayınevi, siyaset, 456 sayfa, 2021

Wolfgang Streeck – Kapitalizm Nasıl Sona Erecek? (2021)

Pandeminin de açıkça ortaya koyduğu gibi, kapitalizm büyük bir krizin içinde debelenip duruyor.

Siyaset bilimci ve ekonomist Wolfgang Streeck, bu krizin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor, kapitalizmin bir patlamayla mı, yoksa sessiz bir iniltiyle mi sonlanacağı sorusunun yanıtını veriyor.

Streeck’e göre dünya büyük bir değişim geçiriyor.

Zira İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde bir araya gelen demokrasi ile kapitalizm yavaş yavaş ayrılıyor.

Bir zamanlar finans sektörünün aşırılıklarını kısıtlayan düzenleyici kurumlar çökmüş durumda ve Soğuk Savaş sonrası kapitalizmin nihai zaferinin ardından, piyasaların liberalleşmesini geri alabilecek hiçbir siyasi kurum yok.

Streeck, büyümenin yerini durgunluğa bıraktığı, eşitsizliğin istikrarsızlığa yol açtığı, para ekonomisine olan güvenin neredeyse tamamen ortadan kalktığı, büyümenin azaldığı, oligarşik yönetimlerin arttığı, kamusal alanın küçüldüğü, kurumsal yozlaşma ve uluslararası anarşinin tavan yaptığı bugünün kapsamlı bir fotoğrafını çekerek kitabına başlıyor.

Yazar, devamında da, bu çok yönlü hastalığın nasıl neticeleneceği, başka bir deyişle kapitalizmin nasıl sonuçlanacağı konusunda çarpıcı öngörülerde bulunuyor.

  • Künye: Wolfgang Streeck – Kapitalizm Nasıl Sona Erecek?: Aksayan Bir Sistem Üzerine Yazılar, çeviren: Bülent Doğan, Tellekt Kitap, siyaset, 352 sayfa, 2021

 

Ali Rıza Güngen – Borçlandırma Siyaseti (2021)

Bugün herkes borçlu.

Çünkü insanları borçlandırmak, onları sisteme bağımlı kılmanın en iyi yoludur.

Borç yönetimi ve bağımlı finansallaşma gibi alanlarda çalışan değerli iktisatçılarımızdan Ali Rıza Güngen de, Türkiye’nin hangi yollar ve aşamaları kat ederek bir borçlular ülkesine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Çalışma bu bağlamda, Türkiye’de finans sisteminin, herkese birden fazla kredi kartı vermek, borç ve kredi temin etmek için adeta çırpınmasının ardındaki etkenleri ortaya koyuyor.

Güngen’in kitabı şu önemli gerçekliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor: Türkiye’de piyasaya daha fazla içerilmiş, banka hesabı bulunan, kredi kullanan, faiz hesabı yapan, birikimini finansal piyasada değerlendiren yurttaş yaratma uğraşı bir projeye dönüşerek 2010’lar başında devlet kademesinde hâkim oldu.

Bu projenin uygulamaları ve sonuçlarının, Türkiye’de 1980’lerde başlayan finansallaşmanın bir veçhesini oluşturduğunu savunan Güngen, incelediği dönemi politika yapımına odaklanarak ve borç siyasetinin çelişkilerine dikkat çekerek aktarıyor.

Kitap, Türkiye’de borçlu devletine dönüşümü (borç refahı devleti inşasını) daha geniş finansallaşma tartışması içine yerleştirmesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ali Rıza Güngen – Borçlandırma Siyaseti: Türkiye’de Finansal İçerilme, İletişim Yayınları, iktisat, 206 sayfa, 2021