Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi (2016)

27 uzmanın 66 soruya verdiği yanıtlar ekseninde, okurunu anayasanın ne olduğu konusunda gerçek bilgilerle aydınlatan bir rehber.

İbrahim Kaboğlu’nun derlediği kitap, anayasalar ve anayasal değişimler; parlamenter, başkanlık ve yarı başkanlık rejimleri; yargı bağımsızlığı, Türkiye’de anayasal ve siyasal düzenin geleceği gibi pek çok önemli konuyu tartışmaya açıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi, derleyen: İbrahim Ö. Kaboğlu, İletişim Yayınları

Reşit Canbeyli – Gece Neden Karanlık? (2016)

Genç okurlar için, bilimin farklı konularını irdeleyen iyi bir rehber.

Hız, zaman, gece, uzay ve galaksiler, elektromanyetik dalgalar, ışık hızının ölçümü, karanlık ve evren gibi merak edilen konular ile bunları araştırmış farklı bilim insanlarının kuramlarını sade bir üslupla açıklayan kitap, Dilem Serbest’in özgün resimleriyle de zenginleşiyor.

  • Künye: Reşit Canbeyli – Gece Neden Karanlık?, Destek Yayınları

Brian Z. Tamanaha – Hukukun Üstünlüğü (2020)

Uzun yıllar süren mücadelelerle oluşan, büyük bedeller ödenerek varılmış hukukun üstünlüğü ideali, bütün toplumlar için hayati derecede önemli.

Fakat bugün, Türkiye’nin de içinde bulunduğu dünyanın farklı ülkelerinde hukukun üstünlüğü büyük gerileme yaşadı ve halen yaşıyor.

İşte Amerikalı hukukçu Brian Tamanaha’nın bu kitabı, hukukun üstünlüğü idealinin tarihini, siyasi çerçevesini ve teorik boyutlarını çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Tamanaha, konuyu antik Yunan ve Roma’daki fikirleri ele alarak çalışmasına başlıyor ve devamında da,

  • Hukukun üstünlüğüne Orta Çağ’da yapılan katkıları,
  • Liberal teoride ve liberal siyasi sistemlerde hukukun üstünlüğünün oynadığı rolü,
  • Batılı liberal muhafazakârların hukukun üstünlüğünün zayıflaması konusundaki endişelerini,
  • Radikal Sol’un hukukun üstünlüğü ideali üzerindeki etkileri,
  • Hukukun üstünlüğüne dair temel teorik akımları,
  • Ve hukukun üstünlüğünün küresel ölçekte bugün karşı karşıya bulunduğu çıkmazları kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bugünün dünyasında en önde gelen meşrulaştırıcı siyasi ideal hukukun üstünlüğüdür, fakat onun tam olarak ne anlama geldiği konusunda bir fikir birliği yoktur.”

“Devletin hukukla sınırlandırdığı fikrinin ortaya çıkardığı muamma şudur: Hukuku bizzat üretip yürürlüğe koyan bir güç onunla nasıl sınırlandırılır?”

“Hukukun üstünlüğü geleneği asırlardır süren bir oluşum. Tarih boyunca bu sürecin vazgeçilmez unsuru, devlet yetkilileri ve halkın, hukukun üstünlüğünün değerini ve doğruluğunu kabul etmiş olması ve sorgusuz sualsiz benimsemeye başlamasıydı.”

  • Künye: Brian Z. Tamanaha – Hukukun Üstünlüğü: Tarih, Siyaset ve Teori, çeviren: Ali Fahri Doğan, Runik Kitap, hukuk, 244 sayfa, 2020

Ernst Fraenkel – İkili Devlet (2020)

Sosyalist hukukçu Ernst Fraenkel, Nazilerin iktidara geldiği dönemde yeraltı direniş gruplarına katkıda bulunmuştu.

1939’da Amerika’ya iltica eden Fraenkel’in, ilk olarak 1941’de yayımlanmış ‘İkili Devlet’i de, totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmaları alanında bugün tam bir klasiktir.

Fraenkel burada, Nazi iktidarını norm devleti ve önlem devleti gibi ikili özellikler arasında gidip gelen bir devlet organizasyonu şeklinde tanımlayarak analiz ediyor.

Buna göre norm devleti, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyar yahut en azından uymaya çalışırken önlem devleti de, keyfi kararlarla hareket eden, hatta çoğu zaman kendini herhangi bir normla bağlı saymayan devlet anlamına geliyor.

Nazi iktidarında bu iki devlet yaklaşımı sürekli birbirinin ayağına dolanıyor, birbirleriyle rekabet ediyorlardı.

Fraenkel, bu çifte yapının Naziler iktidarında her zaman önlem devleti lehine geliştiğini ve böylece yurttaş güvencelerini adım adım zayıflatan bir düzene nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin derinlemesine bir eleştirisini sunmasıyla da dikkat çeken kitap, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini çarpıcı bir şekilde betimlemesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ernst Fraenkel – İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Mark Tushnet – Otoriter Anayasacılık (2020)

Özellikle son yıllarda dünyanın dört bir tarafında ülkeler hızla otoriter hale dönüştü.

Peki, otoriter ülkelerdeki anayasalcılık nasıl işler?

Amerika’da anayasa hukuku alanında önde gelen otoritelerden olan Mark Tushnet’in bu kitabı, otoriter anayasalcılık üzerine dört dörtlük bir analiz.

Çalışması için Singapur’u örnek vaka olarak inceleyen Tushnet, otoriter ülkelerde anayasalcılığın ve mahkemelerin tanımlarının nasıl işlediğini eleştirel bir gözle tartışıyor.

Tushnet, otoriter anayasacılığın özelliklerini tanımladığı gibi, yüksek düzeyli sürekli etnik çatışmalar gibi belirli sosyal ve siyasi sorunları olan ülkelerde anayasacılığın normatif yapısının nasıl dönüştüğünü de ortaya koyuyor.

Kitap, bugün dünyanın dört bir tarafında hızla otoriter hâle dönüşen ülkelerin analizine önemli katkı sunmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Mark Tushnet – Otoriter Anayasacılık, çeviren: İzzet Eroğlu ve Hasan Erikli, Astana Yayınları, hukuk, 154 sayfa, 2020

Kolektif – Yok Hükmünde (2016)

Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişilik ve temsil sorunu Türkiye’de çözülmemiş bir sorun olarak kalmaya devam ediyor.

İşte bu sorunları farklı yönleriyle ve hem tarihsel hem de güncel örnekleriyle ele alan metinler, birçok yazarın katkıda bulunduğu eldeki kitapta bir araya getirilmiş.

Burada, Osmanlı döneminde cemaat nizamnamelerinden Ermeni, Süryani, Yahudi gibi cemaatlerin boğuştuğu tüzel kişilik sorununa. tapu işlemlerinde yaşanan sıkıntılardan dünyadan örneklerle dini azınlıkların yasal statülerine kadar pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Yok Hükmünde, editör: Rober Koptaş ve Bülent Usta, Aras Yayıncılık

Onur Akhan ve Mesut Demirbilek – Cinayet Sohbetleri (2014)

Emniyetin Merkez Olay Yeri İnceleme Müdürlüğü’nde uzun yıllar yöneticilik yapmış Mesut Demirbilek’ten, Türkiye’nin cinayet profili.

Burada, cinnet ve cinayetlerle örülü pek çok hikâyenin yanı sıra, küçücük bir ipucunun peşine düşüp en gizemli cinayetleri aydınlatanların kahramanların alkışı ziyadesiyle hak eden çabalarına da tanık oluyoruz.

  • Künye: Onur Akhan ve Mesut Demirbilek – Cinayet Sohbetleri, Doğan Kitap

Hasan Yazıcı – Bir Aşırma (İntihal) (2020)

Uğur Mumcu 1981 yılında, 12 Eylül cuntasının, kuvvetli ve kudretli YÖK başkanı Prof. İhsan Doğramacı’ya “Sen bir intihalcisin” demişti.

Bundan 19 yıl sonra Hasan Yazıcı, Mumcu’dan öğrendiğini tekrarlayıp bir gazete yazısında Doğramacı için “Bu yüz kızartıcı intihalden dolayı açık özür dilemelidir” dediği için Doğramacı tarafından dava edildi.

Bu dava süreci, adeta Doğramacı’nın intihalini bile gölgede bırakacak, Türkiye’nin yargısı ve aydını hakkında çok sayıda ibret dersi alınacak olaylarla gelişti.

Türkiye’nin yargısı ve aydınının bu süreçte verdiği sınav o kadar belirleyicidir ki, bu sıkıntılı günlere gelmemizin nedenleri arasında büyük paya sahiptir.

İşte bu kitap da, Türkiye’deki yargı süreci yedi yıla yaklaşan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce karara bağlanması yedi yıl daha süren Doğramacı-Yazıcı intihal davasını baştan sona izliyor.

Yazıcı bunu yaparken, aynı zamanda ülkedeki bilirkişi kurumu sorununu ve ayrıca unvanı ve görevi en üst düzey bir kişinin, yani Doğramacı’nın, yargıyı etkilemek yolunda olabildiğince talihsiz diğer bir girişimini de anlatıyor.

  • Künye: Hasan Yazıcı – Bir Aşırma (İntihal): Doğramacı-Yazıcı Davası Işığında Yargımız-Aydınlarımız, İletişim Yayınları, hukuk, 215 sayfa, 2020

Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları (2020)

Eric Berkowitz daha önce yayımlanan ‘Seks ve Ceza’ başlıklı kitabında, Antik Mezopotamya’da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından 1895’te Oscar Wilde’ın “büyük ahlaksızlık” suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadar uzanarak seks hukukunun uzun tarihini izlemişti.

Söz konusu kitap, mahkeme tutanaklarıyla tarihi belgelerde yer alan gerçek insanların hayatlarından yola çıkarak insanlık tarihinin ilginç bir yönüne ışık tutmuştu.

Berkowitz’in elimizdeki kitabı ise, yirminci yüzyılı merkeze alarak sekse dair teamüllerimizin nasıl değiştiğini ve bunun seks hukukunu nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Seksin aile, iktidar, ırkçılık, sömürgeleştirme, cinsiyet ve kimlik mefhumlarıyla ikircikli ilişkisini izleyen Berkowitz, “cinsel devrim”, mağduru korumaktan uzak tecavüz yasaları, eşcinsel hakları mücadelesi, modern psikiyatrinin hukuk üzerindeki etkisi, insan ticareti ve sanal seks haberleri üzerinden bu ilişkinin izini günümüze kadar sürüyor.

Her bir bölümü, farklı bir dizi yasayı ele alan çalışma,

  • Cahil dindar gruplar tarafından ‘kurtarıldıktan’ sonra üzerine kilit vurulup istismar edilen fahişeler,
  • Nazi döneminde Alman sevgilisi olduğu için ‘üstün ırkı kirlettiği’ gerekçesiyle öldürülen Yahudiler,
  • Beyazlarla cinsel ilişkiye girdiği için linç edilen Afrikalı Amerikalılar,
  • Akıl hastanelerinde lobotomi ‘tedavisi’ gören eşcinseller,
  • ‘Uçkuru gevşek’ olduğu için zorla kısırlaştırılan siyah genç kadınlar,
  • Oyun arkadaşlarıyla deneysel keşifte bulunduğu için tehlikeli seks suçlusu yaftası yapıştırılan küçücük çocuklar,
  • Cinsel içerikli kısa mesaj paylaşmaktan çocuk pornocusu diye hapse atılan ergenler,
  • Ve bunun gibi pek çok çarpıcı örnek barındırıyor.

Künye: Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları: Kötü Yasalar, İyi Seks ve Değişen Kimliklerin Yüzyıllık Tarihi, çeviren: İdil Aydoğan ve Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, hukuk, 496 sayfa, 2020

Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (2019)

Pederasti, günümüzde bir erişkinin yalnızca ya da öncelikle erkek çocuklara cinsel ilgi duyması olarak adlandırılan bir durum.

Bu durum çağlar boyunca her coğrafyada görülmüş olsa da, 12. yüzyıldan itibaren Batı dünyasında bu duruma karşı sert tedbirler alınmaya başlandı.

Yasin Özdemir de, Osmanlı’da pederastinin macerasını çok yönlü bir şekilde izliyor.

Yazar, Osmanlı’da ilk başlarda tecavüz olmadığı sürece pek karışılmasa da modernite ile birlikte bu duruma karşı her alanda tedbirli olmaya çalışıldığını, fakat toplum ve hukukun bu konuda büyük bir sessizliği büründüğünü ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Batı toplumlarında pederasti,
  • Osmanlı ve Osmanlı öncesi Doğu toplumlarda pederasti,
  • Osmanlı kanunnamelerinde, fetvalarda ve mahkemelerde pederastinin kendine nasıl bulduğu,
  • Pederasti suçları için verilen cezaların oranı,
  • Osmanlı edebiyatında pederastinin işlenişi,
  • Ve seyyahların gözünden Osmanlı’da pederasti gibi konular ele alınıyor.

Zengin belgelere dayanan çalışma, konuya dair merak edilen pek çok ayrıntıyı aydınlatmasıyla çok önemli.

  • Künye: Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (1451-1839), Libra Kitap, tarih, 208 sayfa, 2019