Tayfun Kahraman – İstisna Mekân (2021)

Kent çalışmalarında kullanılabilecek yepyeni bir kavramsal alet çantası için bu kitap okunmalı.

Tayfun Kahraman, Carl Schmidt’in olağanüstü hal ve Giorgio Agambem’in istisna hali kavramlarından yola çıkarak sermayenin talan ettiği ortak mülkiyetimiz olan kentleri geri alabilmemizin yolları üzerine düşünüyor.

Egemen olağanüstü hale karar verendir.

Siyasal alanı işgal eden egemen, karar alma yetkisi ile bir yandan hukuka dayanırken bir yandan da olağanüstü hâl tanımı ile onu askıya alıyor ve istisnayı da hukukun içine çekebiliyor.

Sonuçta istisna kural haline gelir ve istisna hükümler üzerinden istisna mekân biçimlendirir.

Kahraman da bu çalışmasında, Schmitt ve Agamben’in tanımları ile kenti istisnalar üzerinden anlamaya çalışıyor ve istisna mekânı kavramsallaştırarak kent çalışmalarında kullanılabilecek yeni bir kavram şeması sunuyor.

Otoriterliğin olanca şiddetiyle hayatlarımızı etkilediği, devletin her alanda kamu yararını değil sermayeyi gözettiği bu dönemde eldeki çalışma felsefe, hukuk ve sosyoloji disiplinlerinden yararlanarak kapsamlı bir kent okuması sunmasıyla önemli.

Çalışma, kent çalışması yapanlar kadar kent savunucularının ve kent meraklılarının da ilgisini çekecek nitelikte.

Künye: Tayfun Kahraman – İstisna Mekân: Hukukun Eşiğindeki Kent, Tekin Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi (2021)

“Türk tipi” başkanlık sistemi, bu ülkeye yarar getirmekten ziyade büyük zararlar verdi.

Hukukçu Ece Güner Toprak ise, daha 2017 referandumundan önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı toplumu ilk uyaranlardan olmuştu.

Toprak’ın elimizdeki kitabı ‘Başarabiliriz’ ise, her seviyeden okurun rahatça anlayabileceği; somut, sade ve anlaşılır demokratik bir yeni anayasa önerisi sunuyor.

Türkiye, yeni anayasa kabul edildiğinden bu yana büyük sorunlarla boğuşuyor.

Ülke; ekonomi, demokrasi, adalet, devletin kurumsal yapısı gibi pek çok alanda ağır bir krizin içinde debelenip duruyor.

Toprak’ın çalışması, bir alternatif var mı diye merak edenlere, güçlü bir alternatif sunuyor ve hukukun iyileşmesiyle ekonominin de iyileşeceğini belirtiyor.

Kitap, somut, gerçekçi, ayrıntılı, demokratik bir anayasa reformu önerisi, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi sunarak 21. yüzyılı yakalayabilen, Cumhuriyetin ilkeleriyle uyumlu bir vizyon ve kilit yapısal reform önerileri barındırıyor.

  • Künye: Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi, Doğan Kitap, hukuk, 640 sayfa, 2021

Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları (2021)

Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar süren Nürnberg duruşmaları, Nazilerin tabutuna son çiviyi çaktı.

Annette Weinke de, Hitler’in nasyonal sosyalist imparatorluğunun üst yönetim kadrosuna açılan toplam 13 davanın arka planını, işleyişini ve sonuçlarını irdeleyerek izliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın Müttefik Devletleri, Ağustos 1945’te Alman işgalciliğine ve nasyonal sosyalistlerin tarihte emsali görülmemiş zulüm ve soykırımlarına karşılık Londra Antlaşması’nın imzalanması ve uluslararası bir askerî mahkeme kurulması konusunda mutabakata vardı.

Nürnberg duruşmalarında Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar Nazi rejiminin 200’den fazla üst düzey temsilcisi, kısmen uluslararası ceza hukuku normları temelinde, işledikleri suçlardan dolayı ayrı ayrı yargılandılar.

Weinke de bu eserinde, bir yandan tarihi önemdeki bu yargılamaların hukuki temelini anlaşılır biçimde ele alırken diğer yandan da siyasal, toplumsal ve kültürel yansımalarını tasvir ediyor.

Kitapta ayrıca Alman, İngiliz, Sovyet ve Amerikan cephelerinde hukuki süreçlerin yürütülmesindeki çelişki ve tutarsızlıklar da tarafsız gözlemlerle betimleniyor.

Weinke, bağımsız tarihçi ve Berlin Özgür Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Weinke’nin, geçmişle yüzleşme politikaları tarihine ve Nazi soykırımlarıyla hukuki hesaplaşmalara ilişkin Federal ve Demokratik Alman devletlerinde yayımlanmış pek çok çalışması bulunuyor.

  • Künye: Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları, çeviren: Oğuzhan Açıcı, Runik Kitap, tarih, 134 sayfa, 2021

Kolektif – Kayıp Adalet (2021)

Türkiye’de adaletin önündeki en büyük engellerden biri cezasızlık kültürüdür.

Zira suç işleyenler, hele hele devlet görevlisiyse, korunup kollanır; açılan, açılabilen davalar çeşitli engellemelerle veya zaman aşımına uğraması sağlanarak boşa çıkarılır.

İşte bu çok değerli çalışma, cezasızlık kültürünün bizi nasıl bir cehenneme mahkûm ettiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Gökçer Tahincioğlu’nun derlediği kitapta, Levent Pişkin, Lice davasını; Murat Uyurkulak, Hrant Dink cinayeti davasını; Burcu Karakaş, 12 Eylül davasını; Karin Karakaşlı, Vartinis katliamı davasını; Gökçer Tahincioğlu, 2006 ilkbaharında Diyarbakır’da öldürülen çocukların davasını; Ali Duran Topuz, Berkin Elvan davasını; Yıldırım Türker, Silopi’de yataklarında uyurken öldürülen iki çocuğun davasını ve Kemal Göktaş da, JİTEM davalarını anlatıyor.

Hafıza Merkezi, uzun bir zamandır, cezasızlık kültürüne karşı yürütülen adalet mücadelesinin önemli bir parçası.

Ve o mücadelenin en önemli unsurlarından olan “bellek” konusunda çarpıcı çalışmalar yapıyor, izliyor, raporluyor, anımsatıyor ve ısrarla takip ediyor.

Öte yandan Hafıza Merkezi’nin dosya notları, duruşma raporları, 30-40 yıllık döneme yayılan davalarla ilgili oluşturduğu zaman çizelgeleri unutturulmak, gözden kaçırılmak, kapatılmak istenilen olayların, dosyaların, davaların belleği haline gelmiş durumda.

Oysa bellek ve hakikat, cezasızlık kültürünün can düşmanıdır.

İşte bu kitap da, çarpıcı bir bellek ve hakikat belgesi olmasıyla cezasızlık kültürüyle mücadele etmemiz için muazzam bir katkı sağlıyor.

Evrensel bir yasaya dönüşmüş olan cezasızlık kültürünün bu topraklara ekilmiş tohumlarını söküp atmak dileğiyle.

  • Künye: Kolektif – Kayıp Adalet: Cezasızlık ve Korunan Failler, derleyen: Gökçer Tahincioğlu, İletişim Yayınları, siyaset, 207 sayfa, 2021

Martin Golding ve William Edmundson – Hukuk Felsefesi ve Hukuk Teorisi Rehberi (2021)

Hukuk felsefesi ve hukuk teorisi hakkında rehber nitelikte bir çalışma.

Martin Golding ve William Edmundson, alandaki güncel tartışma ve ihtilafları ustaca aktarıyor.

Temel olarak Anglo-Amerikan hukuk dünyasındaki tartışmaları yansıtan kitap, Kıta Avrupası’na ayırdığı iki bölümde ele aldığı tartışma konularının evrenselliği sayesinde yerellikten kurtulmayı da başarıyor.

Çalışma, konu hakkında ele aldığı sorunlarla ilgili önemli bir başvuru metni niteliğinde.

Kitapta konu edilen sorunlar sadece hukukçulara veya hukuk felsefesine ilgi duyanlara değil; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, siyaset bilimi, siyaset teorisi ve kamu yönetimi alanlarındaki felsefi ve kavramsal tartışmaları takip etmek isteyenlere de ziyadesiyle hitap ediyor.

  • Künye: Martin P. Golding ve William A. Edmundson – Hukuk Felsefesi ve Hukuk Teorisi Rehberi, Türkçe editör: Ertuğrul Uzun, çeviren: Kolektif, Islık Yayınları, hukuk, 608 sayfa, 2021

Kolektif – Irkı Mahkemeye Çıkarmak (2021)

Amerika tarihindeki kölelik ve ırk temelli ayrımcılık uzun süre yasal dayanaklara sahip olageldi.

Bu şahane derleme ise, Amerika’daki hukuk ve ırk ilişkisini, Amistad’dan O. J. Simpson’a en çarpıcı davaları merkeze alarak irdeleyen on iki makaleye yer veriyor.

Çalışma, Amerika’da beyaz üstünlüğünü hukukileştiren düzenlemelerin ne olduğu, toplumdaki baskın durumda olan ırkçı kanaatlerin mahkemelere nasıl yansıdığı, hukuku kullanmak suretiyle ırk ayrımcılığına karşı mücadele etmenin olanaklarının neler olduğu ve mahkemelerin kimi zaman verdikleri eşitlikçi kararların toplumdaki karşılığının nasıl olduğu gibi konularda aydınlanmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Irkı Mahkemeye Çıkarmak: Amerikan Tarihinde Hukuk ve Adalet, derleyen: Annette Gordon-Reed, çeviren: Ertuğrul Uzun, Zoe Kitap, hukuk, 312 sayfa, 2021

Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk (2021)

Toplumsal cinsiyet ile hukuk arasındaki ilişki üzerine devasa bir külliyat.

İki cilt olarak hazırlanmış bu derleme, deniz hukukundan medeni hukuka, hukuk felsefesinden hukuk tarihine, toplumsal cinsiyet meselesinin hukukta kendine nasıl yer bulduğunu çok yönlü bir şekilde tartışılıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Kamuda emzirme hakkı,
  • Toplumsal cinsiyet ve flört şiddeti,
  • Türk ceza hukuku ve zorla evlilik,
  • Türkiye’de erkekliğin inşasında askerlik hizmetinin rolü,
  • Çocukların cinsel sömürüsü,
  • İleri teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen taşıyıcı annelik,
  • Toplumsal cinsiyet ve kadına yönelen şiddet,
  • Cinsiyet değişikliğine ilişkin güncel gelişmeler,
  • Kadının evlendikten sonra devlet karşısında değişen kimliği,
  • Pandemi döneminde merkezi idare ve yerel yönetimler açısından toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele,
  • Cezaevinde kadın olmak,
  • Pozitif ayrımcılık türü olarak kadın kotası,
  • Toplum sözleşmesi ve modern ataerki anlayışı,
  • Kadın bedeninin denetlenmesi bağlamında kürtaj tartışmalarının tarihi,
  • Kadına yönelik şiddet bağlamında kötü muamele suçu,
  • Uluslararası hukukta kadın ve kadının birey olarak uluslararası hukuk süjeliği,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat sonrası kadının toplumsal konumu,
  • Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi sözleşmesi…

Künye: Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk, derleyen: Zeynep Özlem Üskül Engin, Dolunay Çörek ve Göktürk Öcal, On İki Levha Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 2 Cilt, 801 sayfa, 2021

Michael Stolleis – Yasanın Gözü (2021)

İnsan gözü herhalde tüm kültürlerin zihninde dinî, felsefi, sosyal ve nihayet hukuki bağlamları olan mucizevi bir şeydir.

Örneğin nazarlıklarda kullanılan göz simgesi Eski Mısır’ın adaleti temsil eden hem Tanrı hem Kral Osiris’in asasındaki gözdür, ama aynı zamanda ve hatta enteresan bir şekilde Fransız Devrimi’nin de adalet simgesi olmuştu.

İşte hukuk tarihçisi Michael Stolleis’ın yeniden basılan bu güzel çalışması da, yasaların egemenliğinin simgesi “her şeyi gören göz”ün tarih içinde taşıdığı anlamları hukuk açısından inceliyor.

Stolleis burada, tarihten güçlü ve çarpıcı alıntılarla en eski çağlardan bugünkü hukuk devletine kadar “yasa” kavramının temelinde görmek, gözlemek ve denetim düşüncesinin yattığını gözler önüne seriyor ve bunun geçirdiği evreleri canlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, “yasanın gözü”nün tarih içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğine yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Michael Stolleis – Yasanın Gözü: Bir Metaforun Tarihi, çeviren: Arif Çağlar, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2021

Cemal Bâli Akal – Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu (2021)

Felsefe ve edebiyattan beslenemeyen bir hukuk, bazı hukukçular bunu bilmese de zayıf, yetersiz bir hukuktur.

Cemal Bâli Akal’ın bu özgün çalışması da, edebiyattaki hukukun izini sürüyor.

Sofokles, Euripides, Shakespeare, Cervantes, Swift, Sade, Büchner, Stendhal, Dostoyevski, Melville, Kafka, Conrad, Barrie, Musil, Camus, Faulkner ve Koestler gibi devlerin eserlerine uğrayan Akal, edebi metinler ile siyasi hukuk kuramı arasındaki ilişkiyi çok yönlü bir şekilde irdeliyor.

Yazar bunu yaparken de, bizi özgür irade ya da zorunluluk, soyut bir hukuk sisteminde hak mücadelesi gibi ilgi çekici konuları üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Cemal Bâli Akal – Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu: Edebiyat ve Hukuk, Zoe Kitap, hukuk, 192 sayfa, 2021

Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan (2021)

Yalnızca Raskolnikov değil, kurtarıcılar, tiranlar ve diktatörler de yasayı aşmayı arzular.

Abdullah Eryiğit, Batı tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarak insanın yasayla kurduğu ilişkide sınırları nasıl ve ne şekilde zorladığını gözler önüne seriyor.

“Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan” alt başlığını taşıyan çalışma, yasaların genel, soyut ve kişilik dışı niteliği ile şahsi durumlar, istisnai koşullar ve hayat arasında kalan boşluktan hareket ediyor ve söz konusu yasal boşluğu incelemesinin merkezine oturtuyor.

Kitabın ilk bölümü, Roma’nın kuruluş miti ile başlıyor, ardından Batı medeniyetinin bir diğer mihenk taşı olan Antik Yunan’ın, yasa-üstü insan hakkında kendine özgü yaklaşımına odaklanıyor.

İkinci bölümde yasa-üstü insan kavramının antik dönemden modern döneme kadar nasıl ve ne ölçüde değiştiği inceleniyor ve bu bağlamda Cicero, Machiaevelli, Bodin ve Hobbes gibi düşünürlerin fikirleri bağlamında egemenin kim olduğu, kişiliği ve hukuk karşısındaki pozisyonu konularını tartışılıyor.

Kitabın üçüncü ve son bölümü ise, modern dönemde yasa-üstü insan kavramının nasıl dönüştüğünü odağına alıyor ve bunu yaparken de Hegel, Kierkegaard, Schmitt ve Agamben gibi dönemin öne çıkan filozoflarının konuyla ilgili fikirlerini serimliyor.

  • Künye: Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan: Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan, Runik Kitap, hukuk, 224 sayfa, 2021