Costas Douzinas – Yasanın Arzusu (2022)

Eleştirel hukuk teorisi literatürüne yaptığı katkı bakımından temel kaynak niteliğinde bir kitap.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkaran Costas Douzinas, yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyor.

Klasik Atina ve Roma’da ve 17. Yüzyılın sonuna kadar Ortaçağ’da hukuk çalışması klasik triviumun (gramer, mantık, retorik) ve özellikle retoriğin parçasıydı.

Antik dönemin hatipleri yasanın ruha ilham vermesi ve toplumsal bağı desteklemesi için, onun sadece bir iktidar ve baskı dili olarak değil aynı zamanda adaleti teşvik eden estetik ve ahlaki bir bütün olarak tezahür etmek zorunda olduğunu bilirdi.

Yasanın bu estetik boyutu Homeros’tan erken modern döneme kadar hukuk kaynaklarında aşikardır.

Gelgelelim, bu durum pozitivist hukuk tarafından gizlenmiştir.

Kafka bir arkadaşına mektubunda “hukuk kitapları okumak insana talaş tadı verir” diye yazmıştı.

Hukukla bu kitaplar üzerinden ilişkilenen herkes bu odunsu tadı hissetmiştir.

Elinizdeki kitap hukukun felsefesini ve nomos’u “kalın kafalı” hukuk ders kitaplarının sunumundan kurtarıyor.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkarıyor.

Yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyarak yapıyor bunu.

Adalet ve güzellik arasındaki ilişkiyi vurguluyor; nizamın ve sosyal yeniden üretimin esaslarını taşıyan hukuk dilinin hem aklı ikna etme hem de duygular üzerinde tesir gösterme ödevine dikkat çekiyor.

Adaletin güzel bir dil ve tutkulu bir pratik olabileceğini gösteriyor.

Tüm bunları psikanalitik yaklaşımın verimini katarak bina ediyor.

  • Künye: Costas Douzinas – Yasanın Arzusu: Estetik Etik Piskanaliz, çeviren: Ezgi Duman ve İbrahim Şahin Ateş, Dipnot Yayınları, hukuk, 158 sayfa, 2022

Nazım Sinan Odabaşı – Kuzey-Güney Çelişkileri ve Sürdürülebilirlik Ekseninde Gelişme Hakkı (2022)

Gelişme, bireyler ve halklar için bir insan hakkıdır.

Bu çalışma, iktisadi kalkınmadan sürdürülebilir gelişmeye dönüşen, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi boyutları olan gelişme bağlamının, bireyler ve gruplara insan hakkı olarak tanınmasının güncel anlamını, uluslararası ilişkileri giderek daha fazla biçimlendirmeye başlayan, gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler ya da bir başka deyişle Kuzey-Güney arasındaki çelişkilerin ve sürdürülebilirlik kavramının ekseninde araştırıyor.

Nazım Sinan Odabaşı, gelişme hakkının, küresel ekonomi ve siyasette değişen güç dengeleri ve ülkeler arasındaki gerginlikler, ekonomik istikrarsızlıklar, yoksulluk sorunu ve iklim değişikliği gibi kronik meselelerin çözümüne katkıda bulunacağını söylüyor.

Odabaşı’nın çalışması, 2030 Ajandası’nın kabul edilmesinin önemli bir başlangıç olduğundan hareket ediyor.

Uluslararası ekonomik düzenin eşitlikçi ve adil bir yapıya kavuşturulması ve bireyler ve halkların, gelişme sürecine aktif katılımlarının sağlanmasıyla, gelişme hakkının bir insan hakkı olarak işlevinin belirginleşeceğine dikkat çekiyor.

  • Künye: Nazım Sinan Odabaşı – Kuzey-Güney Çelişkileri ve Sürdürülebilirlik Ekseninde Gelişme Hakkı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 252 sayfa, 2022

Fernanda Pirie – Hukuk Antropolojisi (2022)

Antropoloji, hukuk çalışmalarına ne katabilir?

Fernanda Pirie’nin bu çalışması, hukuk antropolojisi alanına giriş yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Bu kitabın merkezinde hukukun doğası, örf-âdetle ilişkisi, hukuki kuralların, kategorilerin ve taleplerin formu hakkındaki sorular bulunuyor.

Kitap toplumsal düzene ve çatışmaların çözümüne dair etnografik çalışmaların yanı sıra insan hakları, uluslararası hukuk kuralları ve yeni mülkiyet biçimleri hakkındaki güncel tartışmaları da ele alıyor.

Aynı zamanda, hukuk tarihçileri, klasikçiler ve oryantalistler tarafından çalışılan zengin bir kodlar ve metinler külliyatını da gözden geçiriyor:

Antik Çin, Hindistan ve İslam dünyalarının antropologlarca ihmal edilen büyük hukuk sistemleri, bu dünyaların çeperlerinde üretilen hukuk formlarıyla birlikte bu kitapta inceleniyor.

Eserde antik kodlar, Ortaçağ kanunları, köy tüzükleri ve kabile yasaları hakkında zengin ampirik ayrıntılar sunuluyor.

  • Künye: Fernanda Pirie – Hukuk Antropolojisi: Kabile, Kadı, Yargıç, çeviren: Sedat Erçin, Fol Kitap, hukuk, 336 sayfa, 2022

Rafaele Garofalo – Kriminoloji (2022)

1885 tarihinde yayımlanmış ‘Kriminoloji’, suç biliminde bir dönüm noktasıdır.

Rafaele Garofalo’nun ceza hukukunun odağını fiilden faile çevirmesiyle büyük öneme sahip kitabı, döneminin fikir dünyasını yansıtmasıyla da çok önemli.

Garofalo’nun ‘Kriminoloji’si salt kriminolog veya ceza hukukçularının değil, bilim tarihine ilgi duyan herkesi cezbedecek keyfiyette bir eser.

Ceza hukukunda klasik okul ile pozitivist okul arasındaki gerilim, felsefe ile pozitif bilimler arasındaki gerilime paralel olarak okunabilir.

On dokuzuncu yüzyılın hâkim determinist zihniyetinin ceza hukuku ve kriminoloji sahasına tesiri ‘Kriminoloji’ eseri ile neşvünema buldu.

Bu bakımdan bu eser hem döneminin fikir dünyasını yansıtıyor hem de diğer pozitivist yazarlarla birlikte ceza hukukunun odağını fiilden faile çevirerek bir nevi Kopernik Devrimi’ne teşebbüs ediyor.

Lombroso ve Ferri ile birlikte Pozitivist okulun kurucularından sayılan Garofalo, 1885 tarihinde Torino’da yayımlanan ‘Kriminoloji’, yani “suç ilmi” adlı eseriyle, Lombroso’nun ‘Suçlu İnsan’ isimli eserindeki fikirlerini küçük farklılıklarla doğruluyor.

Garofalo’nun en önemli eseri olarak kabul edilen ‘Kriminoloji’, suç, suçlu ve cezalandırma olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır ve eser boyunca yazar, suçu, suçluyu ve cezaları ayrı ayrı tetkik ediyor.

İlk olarak 1957’de dilimize tercüme edilen eser, sadeleştirilerek daha fazla okuyucuya ulaşma gayesiyle istifadeye sunuluyor.

  • Künye: Rafaele Garofalo – Kriminoloji: Suç, Suçlu ve Ceza, çeviren: Muhittin Göklü, Albaraka Yayınları, hukuk, 428 sayfa, 2022

Tolga Şirin – Anayasa’dan Çıkış (2022)

“Hukuksuzluk devleti”nde anayasanın hiçbir hükmü yoktur.

Tolga Şirin de, bu hukuksuzluğu daha iyi kavramamıza olanak sağlaması amacıyla Anayasaya Giriş yerine Anayasa’dan Çıkış adında çok isabetli bu çalışmayı kaleme almış.

Alan dışından okuyucu kitlesine de el verdiği ölçüde hitap etme kaygısı güden kitap, kâğıda ekmek yazınca karın doyurmayacağını bilerek ve adına anayasa denen, üzerine tatlı iddialarla mürekkep damlatılmış kâğıtlara büyük anlamlar yüklemeden kaleme alınmış.

Çalışma, kuşkusuz, bir ders kitabı değil.

Türkiye’nin yeni anayasa tartışmalarında, ilericilere; hem tartışma hem de biraz olsun derinleştirmek üzere bir malzeme sunma niyeti taşıyor.

Bunu yaparken de bazı bölümlerde spesifik öneriler getiriyor, bazen de soruna sadece dikkat çekerek bilincin artmasına katkı sunup müstakbel öneriler için zemin sağlamaya çalışıyor.

  • Künye: Tolga Şirin – Anayasa’dan Çıkış, İmge Kitabevi, hukuk, 490 sayfa, 2022

Immanuel Kant – Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi (2022)

Kant’ın ‘Ahlakın Metafiziği (Die Metaphysik der Sitten)’ adlı eserinin ilk kısmı olan bu kitap, yazarın ‘hukuk öğretisi’nin ve ‘devlet kuramı’nın temel ilkelerini ortaya koyuyor.

Kant denince akla her ne kadar ilk bakışta ahlak felsefesi gelse de onun hukuk felsefesi ve devlet felsefesi, başlı başına felsefi bir tasarıdır.

Kant, hukuk felsefesini bilinçli ve planlı bir şekilde ‘Saf Aklın Eleştirisi’nde yeni bir temelde inşa ettikten sonra geliştirdi.

Hukuk ve devlet felsefesi düşüncelerini bu kitapta kaleme almadan önce Yeniçağ felsefesini incelemiş; Hobbes’tan Locke’a ve Rousseau’ya kadar temel hukuk ve devlet öğretileri ve hukukun devlet içerisindeki konumu Kant’ın yoğun ilgisini çekmişti.

Kant’ta üç büyük düşünürün, Rousseau’nun cumhuriyetçilik, Locke’un temel insan hak ve özgürlükleri ve Montesquieu’nün güçler ayrılığı bağlamında derin izlerini görmek mümkün.

  • Kategorik imperatif devlet kuramına uygulanabilir mi?
  • Kant, iktisadi veya siyasi liberalizme, müdahaleci hukuk devletine nasıl bakıyor?
  • ‘Dünya vatandaşlığı’ kavramı sömürgeciliğe bir alternatif midir?
  • Evrensel bir hukuk ve devlet etiği yaratılabilir mi?
  • İnsan hakları ilkesi ve mülkiyet kurumu nasıl temellendirilebilir?

Devletlerarası hukuk düzeni, ceza hukuku, direnme hakkı, yoksullar için kamusal sorumluluk gibi maddi hukukla ilgili özsel konularla birlikte bu kitap, hukuk öğretisinde metafiziğin vazgeçilmezliğine dikkat çekmektedir.

  • Künye: Immanuel Kant – Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi, çeviren: Altan Heper, Fol Kitap, felsefe, 248 sayfa, 2022

Herbert Stern ve Stephen Saltzburg – Kazanmak İçin Duruşma Taktikleri (2022)

Yargılamanın özünü ikna çabası oluşturur.

“Gerçeğe ulaşmak” ve “adaleti sağlamak” görünürdeki hedeftir fakat gerçeklik her zaman inşa edilmek zorundadır ve yargılama sırasında taraflardan yargıca, jüriden bizzat hukukun kendisine, birden fazla adalet vardır.

Gerçekliğin inşa edilmek zorunda olması ve farklı adalet perspektifleri, hükmü kuracak olan kişi veya kişilerin belli bir gerçeklik ve belli bir adalet konusunda ikna edilmesini gerektirir.

Zaten ikna yoksa, avukatlığa da ihtiyaç yoktur.

Beğenelim ya da beğenmeyelim, insan bilgisiyle tesis edilebilecek gerçeklik ve adalet, sunumun, takdimin, iknanın, retoriğin adaletidir.

‘Kazanmak İçin Duruşma Taktikleri’, bu gerçeğin kabulüyle duruşmanın mekanizmasını bir kılavuz formunda ifşa ediyor.

ABD uygulaması üzerine kaleme alınan kitap, sadece ABD yargılama pratiğini merak edenleri değil, hukuk bağlamındaki ikna mekanizmasının genel ilkelerini çıkarmak isteyenleri de muhatap alıyor.

  • Künye: Herbert J. Stern ve Stephen A. Saltzburg – Kazanmak İçin Duruşma Taktikleri, çeviren: Cem Okyay, Zoe Kitap, hukuk, 416 sayfa, 2022

Kolektif – Hukuk Adına Utanç, Ülkem Adına Acı (2022)

Cumhuriyet gazetesi davası, Türkiye’de hukuksuzluğun vahim boyutunu çarpıcı bir biçimde yüzümüze vurdu.

Davanın savunmasını sunan bu kitap, bir nevi tarihe not düşüyor.

Burada Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulunun usulsüz yöntemlerle ele geçirilmesinden o dönemde söz konusu edilen gazetenin yayın politikası değişikliğine ve sosyal medya paylaşımlarına yüzlerce sayfalık belge yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Hukuk Adına Utanç, Ülkem Adına Acı: Cumhuriyet Gazetesi Davası Savunması, hazırlayan: Göksun Gökçe Göndermez ve Zehra Çiğdem Özcan, Zoe Kitap, siyaset, 262 sayfa, 2022

Adam Ferguson – Ahlak Felsefesi Kurumları (2022)

Pozitif hukukun liberal temelleri hakkında arşivlik bir eser.

İskoç Aydınlanması’nın önde gelen düşünürlerinden Adam Ferguson’un, ahlak felsefesi derslerinden oluşuyor.

Çalışmalarıyla İskoç düşünce hayatına önemli katkılar sunan ve kendinden sonra gelen birçok düşünürü etkileyen Ferguson’ın çeviriye konu olan eseri ‘Institutes of Moral Philosophy’, düşünürün Edinburgh Üniversitesinde verdiği ahlak felsefesi dersleri için hazırlamış olduğu ders notlarından oluşuyor.

Eser; Fransızca, Almanca, Rusça başta olmak üzere birçok dile çevrilmiş, dünyanın çeşitli üniversitelerinde okutulmuştur.

Düşünürün eşine az rastlanır şekilde teolojiyi de kapsayan düşünsel çerçevesi, John Austin’in analitik pozitivizmine uzanan çizginin hareket noktasını oluşturmuş olduğu kanaatini uyandırıyor.

Eser, pozitif hukukun liberal temellerinin öğrenilmesi açısından değer taşıyor.

  • Künye: Adam Ferguson – Ahlak Felsefesi Kurumları (Pozitif Hukukun Liberal Temelleri), çeviren: Caner Birdal, On İki Levha Yayıncılık, hukuk, 175 sayfa, 2022

Remzi Orkun Güner – İnsan Hakları Paradoksu (2022)

Özcü olmayan bir insan hakları siyasetinin imkânları nedir?

Remzi Orkun Güner, çağdaş düşüncedeki insan haklarına eleştirel bir gözle yaklaşıyor, ayrıca insan haklarının siyasi değerini yeniden düşünüyor.

Uzun zamandır hukuk ve siyaset ilişkisini insan haklarına gönderme yapmadan konuşamadığımız bir dünyada yaşıyoruz.

Bunun, siyaseti insan hakları söyleminin ve hukuki kategorilerin ufku ötesinde kavrama yetimize mal olduğuna ilişkin uyarıların tarihi de çok kısa değil.

Öte yandan özellikle son otuz yıldır giderek yükselen özcülük karşıtı sesler, indirgemeci soyutlamalara karşı direnen varolma halleri, eleştirel ama olumlayıcı tekniklerle insan haklarının dilini sürekli olarak yeni baştan kuruyor.

Güç ilişkilerinin karmaşıklığı ve sonsuzluğu içinde kimlikler, özneleşme süreçleri, özgürleşme ve direniş olanakları, farklı biçimlerde kavranıyor.

Geleneksel insan hakları söyleminin paradokslarını aşmaya çalışmak yerine, “hakların siyaseten gücünü tanıyan, diğer yandan normatif işlevlerine dair sürekli soru soran, öz-eleştirel, pratik bir tutum”un peşine düşen bu kitap, insan haklarının siyasi değerini yeniden düşünmeye bir çağrı aynı zamanda. Çağdaş düşündeki insan haklarına eleştirel yaklaşımlarla tanışmak ve özcü olmayan bir hak siyasetinin imkânı üzerine düşünmek için güçlü bir davet.

  • Künye: Remzi Orkun Güner – İnsan Hakları Paradoksu: Özne ve Siyaset, Zoe Kitap, hukuk, 327 sayfa, 2022