Immanuel Kant – Felsefi Mektuplaşmalar (2021)

Immanuel Kant’ın felsefi mektuplaşmalarını sunan çok değerli bir kitap.

Buradaki yazışmalar, Kant felsefesini daha iyi kavramamız açısından altın değerinde.

Kant’ın hayatı, tutumları ve felsefi fikirlerinin gelişimini gözler önüne seren mektuplar, Kant düşüncesindeki evrimin ilk elden raporları niyetine okunabilir.

Kant’ın Lambert, Mendelssohn, Herz, Schultz, Reinhold, Beck ve Fichte gibi dönemin önde gelen isimleriyle olan bu mektuplaşmaları, taraftarlarının ve hasımlarının eleştirilerine ve sorularına çarpıcı yanıtlar veriyor.

Metafizikten teolojiye, matematikten etiğe; kısacası Kant’ın entelektüel ilgi alanlarının neredeyse tamamının tartışıldığı bu kitap, Kant’ın kişiliği ve karakteri, zihinsel ve fiziksel kaygıları konusunda da çok önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Immanuel Kant – Felsefi Mektuplaşmalar, çeviren: M. Masum Gökyüz, Fol Kitap, felsefe, 200 sayfa, 2021

Berthe Georges-Gaulis – Berthe Georges-Gaulis’den Mektuplar (2021)

Birinci Dünya Savaşı öncesinde İstanbul’da yaşamış ve gazeteci kimliğiyle Kurtuluş Savaşı’nı Anadolu’yu pek çok kez gezerek yakından izlemiş Berthe Georges-Gaulis’in 1919-1928 arasını kapsayan mektupları ilk kez yayımlandı.

Gaulis’nin doğrudan tanıklıklar içeren mektupları, hem o dönemde Fransa’nın Ortadoğu ve Türkiye siyasetine ışık tutması hem de 1920’lerde bir Fransız kadının siyasi hayattaki etkin rolüne ilişkin fikir vermesiyle büyük dikkat çekiyor.

Georges-Gaulis’nin Fransa’nın Fas Valisi Mareşal Hubert Lyautey’ye yazdığı mektupları, Cumhuriyet’in ilk mühendislerinden Fuat Pekin’in özel arşivinden kızı Aliye Pekin Çelik tarafından gün yüzüne çıkarılmış ve ilk defa yayımlanıyor.

Mektuplara, yazışmaların tarafları hakkında Zeynep Kocabıyıkoğlu Çeçen’in kaleme aldığı ayrıntılı biyografiler eşlik ediyor ve Cemil Koçak’ın sunuş metni dönemin kapsamlı bir panoramasını çiziyor.

  • Künye: Berthe Georges-Gaulis – Berthe Georges-Gaulis’den Mektuplar: Bir Fransız Gazetecinin Türkiye ve Ortadoğu İzlenimleri, derleyen: Aliye Pekin Çelik ve Zeynep Kocabıyıkoğlu Çeçen, Koç Üniversitesi Yayınları, mektup, 200 sayfa, 2021

Tyanalı Apollonios – Mektuplar (2021)

Bugün Niğde’nin Kemerhisar beldesinin bulunduğu bir Yunan kenti olan Tyana’da yaşamış Apollonios hayatını bilgeliğe adamış, iktidar karşısında dimdik durmuş bir filozoftu.

‘Mektuplar’ da, Apollonios’un Türkçeye çevrilen ilk metni.

Cengiz Çevik’in özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan mektuplar, Apollonius’un yaşamı, kişiliği, yolculukları, çağdaşlarıyla ve imparatorlarla olan ilişkileri ve yaşadığı dönem üzerine altın değerinde bilgiler barındırıyor.

Kaynaklar Apollonios’un ailesinin kentin kurucularına kadar uzandığını belirtir.

Filozofun yaşamına ilişkin bilgi aktaran en önemli kaynak Philostratus’un sekiz kitaptan oluşan eseridir.

Philostratus’un eseri, sergilediği çeşitli mucizelerden söz ederek Apollonios’u efsanevi bir kişi mertebesine çıkarır ve Roma İmparatoru Caracalla’nın Tyana’da onun için bir anıt-mezar yaptırdığı bilgisiyle son bulur.

Apollonios’a atfedilen mektupların bir kısmı bu eserde, bir kısmı V. yüzyılda yaşamış olan John Stobaeus’un oluşturduğu antolojide, daha büyük bir kısmı ise Ortaçağ el yazmalarında bulunuyor.

  • Künye: Tyanalı Apollonios – Mektuplar, çeviren: C. Cengiz Çevik, İş Kültür Yayınları, mektup, 136 sayfa, 2021

Helmuth von Moltke – Moltke’nin Türkiye Mektupları (2016)

1836-1839 yılları arasında Türkiye’de askeri uzman ve danışman olarak bulunmuş Helmuth von Moltke’nin ailesi ve dostlarına yazdığı ve içerdiği bilgilerle önemli bir kaynak niteliği kazanmış mektupları, bu kitapta.

Mektuplar önemli ayrıntılar sunmalarının yanı sıra, Moltke’nin çizdiği portreler ve özgün tasvirleriyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Helmuth von Moltke – Moltke’nin Türkiye Mektupları, çeviren: Hayrullah Örs, Remzi Kitabevi

Franz Kafka – Babaya Mektup (2016)

Franz Kafka’nın, babası Hermann Kafka’ya yazdığı, edebiyat tarihinin en önemli itiraflarından biri sayılan ünlü mektubu.

Babasıyla arasındaki büyük yabancılaşmayı ve iletişimsizliği ironik bir üslupla anlatan Kafka, aynı zamanda babası tarafından hiçbir zaman anlaşılamamanın verdiği sonsuz acıyı da yalın bir üslupla tasvir ediyor.

  • Künye: Franz Kafka – Babaya Mektup, çeviren: Regaip Minareci, İş Kültür Yayınları

Yusuf Örnek – Mektuplardaki Felsefe (2020)

 

Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş düşünürlerden Hannah Arendt, çağımızın iki büyük filozofu olan Martin Heidegger ve Karl Jaspers’in öğrencisi olmuştu.

Hatta Arendt’in Nazi Almanyası’nın yarattığı acılar nedeniyle hocalarıyla olan ilişkisi bir dönem kesintiye uğrasa da, savaştan sonra onlarla yeniden ilişki kurmuş ve her ikisine de olan bağına sadık kalmıştı.

Bu ilişkinin ne denli güçlü olduğunun en iyi örneği de, üçlü arasında yıllarca süren mektuplaşmalardır.

Elimizdeki kitap da, bu mektuplaşmalardan yola çıkarak üç düşünürün birbiriyle olan ilişkilerinin ayrıntılarına iniyor.

Yusuf Örnek çalışmasında, bununla da yetinmeyerek üç filozofun mektuplaşmasına yansıyan felsefi görüşlerini, yaşananlar hakkındaki düşüncelerini ve karşılıklı besledikleri duyguları ortaya koyuyor.

Yusuf Örnek bunların yanı sıra mektuplara dökülen düşünce ve duyguların arka planındaki tarihsel bağlamları da yansıtabilmek amacıyla Jaspers’in savaş sonrasında Freiburg Üniversitesi Nazilerden Arındırma Komisyonu’na Heidegger hakkında yazdığı mektupların ve onu antisemit olmakla suçlayan Arendt’e yazdığı bir mektubun çevirilerini de kitabına almış.

Kitap, bu üç düşünürün felsefi düşünceleri arasında yapılabilecek olası araştırmalar ve karşılaştırmalar için başlangıç niteliğinde bilgi vermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Yusuf Örnek – Mektuplardaki Felsefe: Arendt – Jaspers – Heidegger, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Katherine Mansfield – Seçme Mektuplar (2016)

Katherine Mansfield’ın bir yazar ve insan olarak kapsamlı bir portresini ortaya koyan mektupları, burada.

John Middleton Murry’den Garnet Towell’a, Bertrand Russell’dan Virginia Woolf’a pek çok isme yazılmış bu mektuplar asıl halleriyle; bir kronoloji ve mektuplarda adı geçenlerin biyografik listesiyle sunulmakta.

  • Künye: Katherine Mansfield – Seçme Mektuplar, çeviren: Ayşe Serap Avanoğlu ve Cansu Dikme, Cümle Yayınları

Friedrich Nietzsche ve Richard Wagner – Nietzsche – Wagner Yazışmaları (2020)

Friedrich Nietzsche ile Richard Wagner arasında, bilindiği gibi sevgiyle nefret arasında gidip gelen ve kimi zaman tonu oldukça sertleşen bir ilişki vardı.

İşte, bu kitapta bir araya getirilen iki ismin yazışmaları, bu ilişkiye dair bilinmeyenleri aydınlatmasıyla çok önemli.

Nietzsche, 1888 yılında yaşadığı zihinsel çöküşten birkaç hafta önce şöyle demişti:

“Hayatıma can katan tesirlerden bahsederken beni en derinden ve hakiki anlamda yenileyip tazelemiş olana minnetimi ifade etmem şart. Bahsettiğim şüphesiz ki Richard Wagner ile olan münasebetimdir. Geriye kalan diğer bütün beşerî ilişkilerim onunla olan ilişkimizin yanında hafif kalır; fakat Tribschen’da geçirdiğim günlerin, o karşılıklı güven, sevinç, insanın içine işleyen anların yüce hatıralarıyla dolu günlerin her ne pahasına olursa olsun üstüne leke sürmem.”

Nietzsche’nin kız kardeşi Elizabeth’in derlediği mektupların çoğu, daha önce başka yerde yayımlanmamış.

Mektuplar, Nietzsche’nin Wagner ile olan derin dostluğuna ışık tutmasıyla önemli.

Nietzsche’ye ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Friedrich Nietzsche ve Richard Wagner – Nietzsche – Wagner Yazışmaları, derleyen: Elizabeth Förster-Nietzsche, çeviren: Peren Gülmez, Kanon Kitap, mektup, 306 sayfa, 2020

Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar (2010)

Bir halk, diktatörüne yazıyor!

Henrik Eberle ‘Hitler’e Mektuplar’da, 1924’ten 1945’e kadar Alman halkından Hitler’e yazılan mektuplardan örneklere yer veriyor.

Savaş sonrasında Sovyet askerleri tarafından toplanarak Rusya’ya gönderilen binlerce mektup arasından Eberle’nin inceleyip tasnif ettiği mektuplar, Alman halkıyla Hitler arasındaki ilişkinin belgeleri olmalarıyla önemli birer tarihi kaynak niteliğinde.

“Saygıdeğer Bay Hitler!”, “Sevgili liderimiz!” ve “Saygıdeğer Reichkanzler” gibi hitaplarla başlayan mektupları yazanlar arasında öğretmenler, öğrenciler, işsizler, tüccarlar, yüksek rütbeli askerler ve basit SA subayları gibi, çok sayıda farklı kesimden insanlar yer alıyor.

  • Künye: Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar: Bir Halk Diktatörüne Yazıyor, çeviren: Deniz İkizler, Aykırı Yayınları, mektup, 312 sayfa

Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (2019)

Sergey Timofeyeviç Aksakov, edebiyat eleştirileri, çevirileri ve Rus soyluluğunun gündelik yaşamını betimleyen yarı-otobiyografik anlatılarıyla on dokuzuncu yüzyıl Rus kültür hayatında çok önemli yeri olan isimlerden.

Aksakov’un, Rus edebiyatının büyük ismi Gogol’le tanışıklığı da, 1832 yılında başlar.

İkili arasındaki bu sıkı dostluk, yirmi yıl sürecektir.

1830’lar ve 1840’larda Gogol’le ahbaplığına dair tuttuğu notlar ve ikilinin mektuplaşmasından oluşan elimizdeki kitap ise, ne yazık ki Aksakov’un ölümünden otuz yıl sonra 1890’da yayımlanır.

Aksakov’un kitabı, Gogol’ün kişiliği, hayatı ve edebiyatı hakkında altın değerinde ayrıntılar sunuyor ve bunun yanı sıra, dönemin Rus edebiyatı ve kültür yaşamı hakkında da çok önemli bilgiler barındırıyor.

Aksakov, ilk tanıştıkları zamanlarda, Gogol’ün dış görünüşünü şöyle betimliyor:

“Gogol’ün o zamanlar tamamen farklı ve olumsuz etki yapan bir dış görünüşü vardı: Kâküllü başı, şakaklarına inen saç tıraşı, düzgünce kesilmiş bıyıkları ve çenesine dayanmış sert kolalı yakaları ona, kişiliğiyle çelişen farklı bir fizyonomi kazandırıyor, bizde de zeki bir Ukraynalı izlenimi

uyandırıyordu. Giyimi modaya önem verdiğini gösteriyordu.”

Kitaptan bir alıntı daha:

“Gogol’ün benim açımdan her zaman bilmece olarak kalmış tuhaflıkları olduğunu da söylemeliyim. Onun davranışlarını çok kere başkalarına açıklamaya çalıştığım gibi, kendime de açıklamak zorunda kaldım. Bizimkinden belki yüz kat daha ince olduğundan, onun sinirleri bizim hissedemediklerimizi hissediyor, bizim algılayamadığımız şeylerden etkileniyordu.”

  • Künye: Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852), çeviren: Varol Tümer, İletişim Yayınları, eleştiri, 244 sayfa, 2019