Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (2020)

Koronavirüs hayatımızı kökten dönüştürdü ve göründüğü kadarıyla dönüştürmeye de devam edecek.

Dünyayı alt üst eden Covid-19’u, işin merkezinde yer alan birisinden duymaya ne dersiniz?

Bir acil servis hekimi olan Özen Demir, bize bu konuda merak edilen her şeyi açıklıyor.

Demir, koronavirüs olgusunu kamu sağlığı, klinik pratik, istatistiksel yordamlar, biyoekonomi, toplumsal ekoloji, salgınlar tarihi, biyopolitik prosedürler, bulaşıcı hastalıklar antropolojisi gibi farklı açılardan tartışıyor.

Konuyu “risk” ve “belirsizlik” eksenine ele alan Özen, mevcut krize dair temel tartışmaları sunduğu gibi, salgının toplumsal bağlamları, siyasal yansımaları ve bedensel serüvenleri üzerine de bizi aydınlatıyor.

‘Pandemi’, yaşadığımız süreci daha iyi kavramak ve gelecekte bizi nelerin beklediği üzerine düşünmek isteyen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (Covid-19 Kronikleri), Nota Bene Yayınları, sağlık, 464 sayfa, 2020

Gavin Francis – Metamorfoz (2020)

Gavin Francis’i, 2017’de Türkçeye kazandırılan ve doğanın yarattığı olağanüstü makinelerden biri olarak insan vücudunu anlattığı ‘İnsan Vücuduna Seyahat’ ile biliyoruz.

Yazar bu sefer de, sürekli bir değişim halinde olan insan vücudunun hikâyesini anlatıyor.

Francis bunu yaparken de, bizzat hekimlik hayatı boyunca yaşadığı deneyimlerden yola çıkıyor.

‘Metamorfoz’da Francis, klinik tecrübelerinden edindiği vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor.

Charles Darwin ‘Türlerin Kökeni’nde, “Öylesine basit bir başlangıçtan, en güzel ve en muhteşem sonsuz sayıda biçim evrilmiştir ve evrilmektedir.” demişti.

Biyoloji, psikoloji ve felsefe gibi farklı disiplinlerden yararlanan bu kitap da, tıp ve değişen insan bedeniyle ilgili öyküler sunarak bu sözün gerçekliğini bir kez daha teyit ediyor.

  • Künye: Gavin Francis – Metamorfoz: İnsan Vücudunda Değişimin Öyküsü, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap, tıp, 304 sayfa, 2020

Rüya Kılıç – Hasta, Doktor ve Devlet (2020)

Osmanlı’da modern tıbbın tarihi üzerine harika bir eser.

Rüya Kılıç, Batı tıbbının 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına girdiği, yani Osmanlı tıbbının modernleşme sürecini hasta, doktor ve devlet üzerinden izliyor.

Bir hastalık veya kronolojik kurum tarihi olmaktan çok bireyin deneyimlerine dayanmasıyla dikkat çeken çalışma, Osmanlı’nın söz konusu döneminde doktor hasta ilişkisini, kadın ve erkeklerinin hastalıkla baş etme çabalarını, bu dönemin hasta rolü ve hastalık stratejilerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kılıç ayrıca, doktorların yeni dönemde sadece hastalıkla değil cehaletle de mücadele rolünü üstlenirken meslek etiği ve uygulamadaki güçlüklerle nasıl baş ettiklerini ve yöneticilerin iktidar stratejileri doğrultusunda hastalara karşı sergiledikleri hayırseverlik, iş verimliliği, ekonomik çıkarların gözetilmesi ve bunların güç ve statü kazanımına dair içerdiği anlamları da sorguluyor.

Yazar, bu çok yönlü ilişkiler ağını da, merhamet, itibar, minnet, hak ediş, sorumluluk ve meşruiyet gibi, şimdiye kadar üzerinde durulmamış daha geniş bir alana taşıyor ve böylece Osmanlı’nın modern tıp tarihine oldukça farklı bir yönden bakıyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – Hasta, Doktor ve Devlet: Osmanlı Modern Tıbbında Hastalıkla Mücadelenin Bitmemiş Hikâyeleri, Kitap Yayınevi, tarih, 188 sayfa, 2020

İlhami Güneral – Kanserden Korkma, Modası Geçmiş Tedaviden Kork (2016)

Klasik kanser tedavisini kıyasıya eleştiren, alternatif tedaviler konusunda okurunu aydınlatan bir kitap.

Bambaşka yöntemlerle 78 yaşındayken yakalandığı prostat kanserini yendiğini belirten İlhami Güneral’a göre, hâlihazırda kanser tedavisi bir sanayi haline gelmiştir, ayrıca tıp ve ilaç şirketleri de tedavinin önündeki en büyük engeldir.

  • Künye: İlhami Güneral – Kanserden Korkma, Modası Geçmiş Tedaviden Kork, h2O Kitap

Fang Fang – Wuhan Günlüğü (2020)

Covid-19 salgınının ilk ortaya çıktığı Çin’in Wuhan kentinde, tam olarak neler yaşandı?

İşte ‘Wuhan Günlüğü’ adlı bu kitap, dünyanın gündemine oturmuş bu kentte neler yaşandığı ilk zamanlarından itibaren gün gün izliyor.

Ödüllü Çinli yazar Fang Fang (Wang Fang), Covid-19 pandemisinin ilk ortaya çıktığı dönemde internet ortamında bu günlüğü yayımlamaya başlamıştı.

Fang Fang burada, kentteki günlük yaşamı, sağlık sistemindeki sorunları, gıda ve maske gibi ihtiyaçlar için yaşanan mücadeleyi kapsamlı bir şekilde anlatıyor.

Günlükler bunun yanı sıra, “insanlar arasında bulaşıcı değil” diyen, gerçekleri sansürleyen siyasilerin yalanlarını ve hilelerini çekinmeden ortaya dökmesiyle de önemli.

“Tek düşmanımız virüs değil” diyen Fang Fang’ın, ölümcül salgının kaynağından yazdığı ve hepimiz açısından önemli dersler barındıran günlüğü, halkın sesi olarak görülmüş ve büyük yankı uyandırmıştı.

Kitaptan bir alıntı:

“Tek düşmanımız virüs değil. Biz aynı zamanda kendimize düşmanız, kendi kendimizin suç ortaklarıyız. Birçok insanın ancak şimdi uyanmakta olduğu, ülkemizin ne kadar harika olduğu yönünde boş sloganlar atmanın ne kadar anlamsız olduğunu kavramaya başladığı, günlerini siyasi çalışmalar ve boş laflar ederek geçiren siyasilerin beceriksizliğini gördüğü söyleniyor.”

  • Künye: Fang Fang – Wuhan Günlüğü, çeviren: Sezen Kiraz, Bilgi Yayınevi, anlatı, 260 sayfa, 2020

Semih Keskil – Bunama ve Alzaymır Hakkında Her Şey (2016)

Çağın en çok korkulan hastalıklarından alzaymır konusunda her seviyeden okurun aydınlanabileceği bir rehber.

Yaşlılıkla bunamanın ilgisi, erken bunama, bunamanın nedenleri, bunama tanısının konulması, bunamanın seyri, bunamanın farklı tedavi yolları, alzaymır ile bunama arasındaki farklar ve buna benzer pek çok sorunun yanıtı, burada.

  • Künye: Semih Keskil – Bunama ve Alzaymır Hakkında Her Şey, İmge Yayınları

Kolektif – Covid-19 Salgınında Vaka Yönetimi (2020)

Covid virüsü şu ana kadar milyonlarca insana bulaştı, yüz binlerce ölüme neden oldu.

Bu derleme, farklı sosyal hizmet kurumları ve sağlık bakımı organizasyonlarının hizmetlerini vaka yönetimi perspektifinden izleyerek sürecin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Covid-19 ile mücadele pratiğini etik ve değerler, nitelikler, bilgi, kültürel ve dilbilimsel yeterlilik, değerlendirme, hizmet planlaması, uygulama ve izleme gibi farklı yönleriyle irdeleyerek bu süreçte vaka yönetiminin nasıl yürütüldüğünü kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Kitapta, Covid-19 salgınında vaka yönetimi çocuklar, gençler, yaşlılar, fiziksel sağlık, ruh sağlığı, eğitim, çalışma hayatı, kadınlar, engelliler ve mülteciler gibi farklı başlıklar altında tartışılıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle. Serdarhan Duru, Kevser Ocak, Hilal Ulutepe, Banu Kabataş, Betül Karaağaç, Vildan Topak, İrem Durmuş, Recep Özdemir, Kübra Karaman, Muhammet Islanmaz ve Ayşe Nur Turgut.

  • Künye: Kolektif – Covid-19 Salgınında Vaka Yönetimi, editör: Veli Duyan, Yeni İnsan Yayınevi, sağlık, 264 sayfa, 2020

Ivan Illich – Sağlığın Gaspı (2017)

“Tıp kurumu sağlık için büyük bir tehlike haline gelmiştir. Tıptaki profesyonel egemenliğin etkisi salgın boyutlara ulaştı.”

Ivan Illich külliyatında çok özgün bir çalışma olan ‘Sağlığın Gaspı’, tıp kurumunun nasıl denetlenemeyen bir otorite haline geldiği ve bunun sağlığımız, bedenlerimiz ve özerkliğimiz üzerindeki olumsuz etkilerini tartışıyor.

Illich’e göre modern tıp, sağlığa bir “mühendislik modeli” olarak yaklaşmaktadır için insanların kendi insani zaafları, incinebilirlikleri ve biriciklikleriyle, kişisel ve özerk bir biçimde baş etme potansiyellerini yok ettiğini anlatıyor.

Tıp bağlamında mesleki tekelciliğe ve bilimciliğe sıkı eleştiriler getiren Illich, bizzat sanayi toplumlarının hastalık yapıcı olduğunu, çünkü insanları ortamlarıyla, kendi özerk gerçekleriyle başa çıkamaz hale getirdiğini belirtiyor.

  • Künye: Ivan Illich – Sağlığın Gaspı, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2017

Irwin W. Sherman – Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık (2016)

Kolera, sıtma, frengi, grip, AIDS…

İnsanlık tarihini bir hastalık tarihi olarak okuyan ilgi çekici bir inceleme.

Hastalıkların yayılımını ve sonuçlarını ayrıntılarıyla anlatan kitabın mesajı da oldukça basit: Geçmiş salgınları anlamak, gelecekteki salgınlara daha iyi hazırlanmamızı sağlayabilir.

İngilizcesi Amerikan Mikrobiyoloji Derneği (ASM) tarafından yayımlanan çalışma, insanlık tarihini derinden etkilemiş ve halen etkilemekte olan bir düzine hastalığı; bu hastalıkların yayılımı ve sonuçlarını derinlemesine inceliyor.

Bu sorunların neden olduğu siyasi ve toplumsal sonuçları da ihmal etmeyen çalışma, söz konusu salgın hastalıkların aşıların geliştirilmesi ve karantina uygulamalarının başlatılması gibi sağlıkla ilgili sonuçları kadar köle ticaretinin yaygınlaşması, İkinci Dünya Savaşı’na giden yolun taşlarının döşenmesi ve demografik yapıları dönüştürecek denli büyük kitlesel göç dalgalarına neden olması gibi sonuçlarını da ortaya koyuyor.

Kitabın en özgün katkılarından biri de, geçmiş salgınlardan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi ve bu derslerin gelecekte salgın hastalıklarla mücadelede ne ölçüde kullanılabileceği konusunda ipuçları vermesi.

  • Künye: Irwin W. Sherman – Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık, çeviren: Emel Tümbay ve Mine Anğ Küçüker, İş Kültür Yayınları, sağlık, 320 sayfa, 2016

Andrew Nikiforuk – Mahşerin Dördüncü Atlısı (2018)

Bu aralar bütün dünyayı etkisi altına almış Corona virüsünü daha iyi anlamak konusunda bu kitap birebir.

Andrew Nikiforuk, vebadan frengiye, tüberkülozdan gribe, tifüsten AIDS ve Ebola’ya uzanarak salgın hastalıkların tarihsel macerasını kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Nikiforuk, insanın çevreyle kurduğu yanlış ilişkinin, onun hem sağlığını hem de geleceğini nasıl büyük bir tehlikeye attığını gözler önüne seriyor.

Kitapta,

  • Amerika’nın sömürgeleştirildiği dönemde o zamana değin Yeni Dünya’da bilinmeyen çiçek hastalığının, kıtanın yerlileri olan Kızılderilileri nasıl kırdığı,
  • Feodalizmin sonunun gelişi ve kapitalizmin ortaya çıkışıyla veba arasındaki ilişki,
  • Köle ticaretinin gelişiminde sıtmanın rolünün ne olduğu,
  • Frenginin seksi nasıl tehdide dönüştürdüğü ve peruğun ortaya çıkışına nasıl etki ettiği,
  • Salgın hastalıkların önlenmesi için üretilen antibiyotiklerin mikroorganizmaların direnç geliştirmeleri nedeniyle etkinliklerinin azalması,
  • Antibiyotiklerin insanlar tarafından gereksiz nedenlerle tüketilmesinin neden olduğu büyük tehlikeler,
  • Bakteri direncinin nasıl oluştuğu,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Nikiforuk’un dikkat çeken tezler de barındıran eseri, okurunu mikroorganizmalar, antibiyotikler ve salgın hastalıklar üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Andrew Nikiforuk – Mahşerin Dördüncü Atlısı: Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi, çeviren: Selahattin Erkanlı, İletişim Yayınları, tarih, 286 sayfa, 2018