Kolektif – Önce Mekân Vardı (2019)

Rize İkizdere’de son dönemde yaşananlardan da gördüğümüz gibi, devlet yaşam alanlarımız üzerindeki en büyük tehdit.

Bu derleme ise, devlet ve şirketlerin mekâna yönelik topyekûn saldırılarını kayıt altına aldığı gibi, buna karşı ne gibi direniş pratikleri geliştirebileceğimiz üzerine de düşünüyor.

Burada mekânın siyaset, bellek, praksis felsefesi, işgal ve biyopolitika ile olan bağları üzerine düşünen yazarlar, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında mekânları, yaşam alanları için direnenlerin görkemli mücadelesini kayıt altına alıyor.

Kitapta bu bağlamda Topraksızlar Hareketi’nin, Sitüasyonistlerin, İtalyan Otonomcu Hareketin ve kent yoksullarının mekânı savunma deneyimlerine yer veriliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdurazack Karriem, Bülent Diken, Bob Jessop, Elif Demirkaya, Metin Yeğin, Neil Gray, Stuart Elden, Önder Kulak ve Soner Torlak.

  • Künye: Kolektif – Önce Mekân Vardı, derleyen: Önder Kulak ve Soner Torlak, Edebi Şeyler Yayınları, kent çalışmaları, 224 sayfa, 2019

Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni (2021)

Mimar ve plancı Hüseyin Kaptan, 60 yıllık mesleki deneyimi ile planlama tarihinde iz bırakmış bir isimdir, Türkiye şehircilik tarihi ile yaşıttır.

Kaptan, Anadolu’nun hemen her coğrafyasında ve İstanbul’da yürüttüğü çalışmalarda planlamanın en önemli unsurunun “insan” olduğunu savunmuş, katılımcı planlama çalışmalarının öncülerinden olmuş, kent ile doğa arasında köprü kurmuş, tüm kentlerin kuşlarının, ağaçlarının, ormanlarının, sularının, özetle tüm ekolojik değerlerinin savunucusu olmuştu.

Bugünün açgözlü, insana, doğaya ve hayvana düşman müteahhitlerine bakıldığında, Hüseyin Kaptan gibi değerlerin özlemini çokça duymamız bu yüzden.

Kaptan ile yapılan röportajlar, ayrıca kendisinin kaleme aldığı yazılar, plan ve proje raporları ile belgesel ve televizyon programlarındaki söyleşilerinden derlenerek hazırlanmış bu güzel çalışma da, genel olarak Kaptan’ın mesleki deneyimlerini ve tanıklığını sunuyor, bunun yanı sıra Türkiye’nin planlama ve şehircilik tarihinin harika bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Planlama mesleği bir macera ve ben o maceranın her aşamasında yer almayı tercih ediyorum. Irmakta su kenarında da balık vardır; en sert, en vahşi yerinde de. Adam gibi kenarda balık tutmak varken ben hep orayı, o vahşi yeri tercih ettim.”

“Planlama süreçlerinde bütün teorilerin üzerinde bir gerçek olduğunu, bunun yerelde yaşayan insanlarla bir uzlaşma anlamına geldiğini, 1960’lı yıllarda İller Bankası’nda çalışırken yer aldığım Iğdır deneyiminden itibaren gördüm ve yaşadım. Öyle tepeden inme bir yaklaşımla: ‘Kuramsal doğru budur, bu sizin istikbaliniz için çok faydalıdır ve vazgeçilmez doğrulardır.’ şeklinde entelektüel bir dayatmanın çok yanlış olduğunu hep hissettim. Bu farkındalığın faydasını meslek hayatımda çok gördüm. Büyük yenilgiler yaşamama rağmen hepsi onurlu oldu. Ben meslek hayatımda onursuz bir yenilgi hatırlamıyorum. Bu yenilgilerden bile zevk aldım. Bir şey yaptığımın, işe yaradığımın farkına vardım.”

  • Künye: Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni, derleyen: Eylem Gülcemal Aktan, Literatür Yayıncılık, kent çalışmaları, 240 sayfa, 2021

Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar (2020)

‘Kent, Sınıf, İktidar’, Marksist felsefeyi kentlere uygulayan ampirik çalışmaların en iyilerindendir.

Manuel Castells’in 1970’lerde kaleme aldığı bir dizi makalesini bir araya getiren ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan çalışma, ilk olarak, toplumsal sınıf ile işgücünün yeniden üretimi kavramını Marksizmin ortak tüketim analizi üzerinden irdeliyor.

Kitap ikinci olarak ise, farklı toplumsal sınıfların kendi hedeflerine ulaşmak için kullanabildikleri göreli güçlerini, birtakım toplumsal hareketler ve baskı grupları bağlamında çözümlüyor.

Castells bunu da, özellikle Amerikan siyaset bilimcilerinin ve sosyologların yaptığı topluluğun gücü (community power) araştırmalarını merkeze alarak yapıyor.

Yazar bu bağlamda, kentsel kriz ve siyasal süreç, gelişmiş kapitalizmde kentsel çelişkiler, kent planlamasının toplumsal işlevi, kentsel yenileme ve toplumsal çelişki ve kentsel-toplumsal hareketlerin ortaya çıkışında toplumsal nedenler gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Çalışma, kentlerin işleyiş ve gelişmesine ilişkin doyurucu bir analizin ancak toplumsal sınıf, siyaset ve iktidar arasındaki ilişkilerin kavranarak dikkate alınmasıyla yapılabileceğini açıkça göstermesiyle dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“…kent ve iktidar arasındaki ilişki mevcut kentsel sorunsalın merkezinde yer almaktadır zira eğer iktidar kenti biçimlendiriyorsa, bunun ortaya çıkardığı hareketler de iktidarın dönüştürülmesinde stratejik bir rol oynayacaktır.”

  • Künye: Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar, çeviren: Asuman Türkün, Phoenix Yayınevi, kent çalışmaları, 280 sayfa, 2020

Kolektif – Bomonti (2021)

İstanbul’un en eski sanayi bölgelerinden olan Bomonti’nin geçmişini, bugününü ve geleceğini bizzat sakinlerinin gözünden anlatan, kent çalışmaları alanında çok önemli bir eser.

Kitap, semtin hızlı yapısal dönüşümünü, Bomontiada’nın yeni bir kamusal tüketim alanı oluşunu ve sınıfsal profilin değişimini, semtin apartmanları ve yerleşik sakinleriyle yeni orta sınıfın mekânı olmaya başlayışını sosyolojik bir bakışla izliyor.

Çalışma, semtin sosyal yapısındaki tarihsel dönüşüme paralel olarak Bomonti’nin çokkatmanlı belleğini, bir sanayi semti olarak gelişimini, “Teneke Mahallesi”ni ve kentsel dönüşüm mekânı olarak yaşadıklarını, bir orta sınıf mahallesi olarak görünümünü, nihayet rezidanslaşma sürecini beş eksende ele alıyor.

Derya Fırat, semtin çokkatmanlı belleğini, kozmopolit yapısını, bohem burjuvalarını ve soylulaştırma sürecinde semt belleğinin nasıl metalaştırıldığını irdeliyor.

Egemen Yılgür, teneke mahallesinin oluşumunu ve kentsel dönüşüm karşısında mahallelinin düşüncelerini aktarıyor.

Şükrü Aslan, Bomonti’nin bir sanayi mahallesi olarak ortaya çıkıp gelişmesini, bir dönem çok yoğun olan semtteki işçi eylemliliklerini ve politik mücadeleleri izliyor.

Aylın Dikmen Özarslan, Bomonti’nin kozmopolit bir orta sınıf semti olarak kapsamlı bir portresini çekiyor.

Çağlayan Kovanlıkaya ise, soylulaştırmadan sonra Bomonti’deki rezidans hayatını, rezidans sakinini ve lüks, güvenlikli konut olgusunu tartışıyor.

  • Künye: Çağlayan Kovanlıkaya, Derya Fırat, Egemen Yılgür, Şükrü Aslan ve Aylın Dikmen Özarslan – Bomonti: Kentsel Dönüşüm ve Mekânın Belleği, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 288 sayfa, 2021

Kolektif – Mekânı Düşünmek (2021)

Mekânı mimarlıktan sinemaya, felsefeden politikaya uzanan geniş bir pencereden izleyen çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, mekân nedir ve nasıl üretilir sorusuna ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitapta,

  • Foucault’da iktidarın uzamsal dağılımları ve mekânın etik bağlamı,
  • Mekânın gündelik yaşam içinde kurgulanışı,
  • Özne-mekân etkileşim süreci,
  • Mekânsal rantlaştırma kavramı ve rant rejimi altındaki Türkiye için önemi,
  • Kent deneyimi kavramı açısından mekânsal ayrışma ve farklılaşma,
  • Erkekliklerin ev içi mekân bağlamında analizi,
  • ‘Kış Uykusu’ filmi bağlamında, sinemada karakter-mekân özdeşleşmesi,
  • Samsun liman kentinin eşitsiz gelişimi,
  • Modernleşme bağlamında mekânsal arketiplere örnek olarak Türkiye’nin halk kütüphaneleri,
  • Ve Karaköy örneği bağlamında sokak, mekân ve grafiti ilişkisinin bize neler söyleyebileceği gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: Ali Somel, Asu Beşgen, Berrak Erdal, Ceyhun Gürkan, Deniz Yıldırım, Emre Erol, Erdem Yazar, Evren Haspolat, Ezgi Karmaz, Gülgün Meşe, Güncel Önkal, Hakan Sağlam, Hilal Peker Dural, İshak Memişoğlu, N. Ezgi Zünbüloğlu, Saim Can Beritan, Şeyma Duman ve T. Kerem Koramaz.

  • Künye: Kolektif – Mekânı Düşünmek, derleyen: Deniz Yıldırım, Evren Haspolat, Hakan Sağlam ve Saim Can Beritan, Nika Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2021

Kolektif – Kentlerin Türkiyesi (2021)

AKP iktidarında, Türkiye modernleşme tarihinin en dramatik dönüşümleri yaşandı.

Bu güzel kitap ise, Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın, 2000’li yıllardan itibaren AKP’nin uyguladığı ekonomi politikalarından sonra nasıl dönüştüğünü izliyor.

Çalışma, küreselleşme ve politika arasındaki diyalektik ilişkiyi odağa alarak, küreselleşmenin son evresinde tanık olunan mekânsallıkları politik olarak inşa olunan, kendi içinde çelişki ve çatışmalar barındıran bir süreç olarak irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’nin kentleşme tarihinin temel nitelikleri ve dönüm noktaları,
  • 2000’li yıllarda kent-bölge oluşumlarını biçimlendiren maddi yapıları ve politik süreçler,
  • İkinci Dünya Savaşı sonrasını izleyen üç ayrı alt dönemde Türkiye kentleşmesini biçimlendiren yasal, kurumsal, politik ve ekonomik dinamikler,
  • 2000’li yıllarda Anadolu kentlerinin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm süreci,
  • Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın ulusal ölçekte birbirlerine kıyasla konumlarının ne yönde değiştiği, bu süreçte kentlerin ulus-üstü ölçeklerle ne derece eklemlendiği ve tüm bu sürecin toplumsal kalkınma açısından ne ölçüde tatminkâr sonuçlar ürettiği,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur.

  • Künye: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kentlerin Türkiyesi: İmkânlar, Sınırlar ve Çatışmalar, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 248 sayfa, 2021

Jan Gehl – İnsan İçin Kentler (2020)

Biliyoruz ki kentler insan odaklı değildir, zira arabalar ve beton yığınları için, daha doğrusu rant için tasarlanmışlardır.

Jan Gehl de, insanı merkeze alan bir yaklaşımı esas alarak modern kent yaşamındaki sorunların aşılabileceğine inanıyor.

Şimdiye kadar Kopenhag, Stokholm, Rotterdam, Londra, Amman, Melbourne, Sydney, San Francisco, Seattle ve New York gibi dünyanın önemli kentleri için iyileştirme projeleri geliştirmiş olan Gehl, yaşanamaz hale gelmiş modern kentlerin alternatifsiz olmadığını, olumsuzlukların insan odaklı ve ölçek duyarlı bir kentsel tasarım yaklaşımıyla hafifletilebileceğini, yitirilen değerlerin geri kazanılabileceğini savunuyor.

Pek çok görselle de zenginleşen çalışma, yalnızca kentsel tasarım konusunda değil, yeni kamu alanlarını ve kamusallıkları, parçalanmamış kentsel komünitelerin oluşumunu düşünme ve değerlendirme açısından da önemli ipuçları sunuyor.

Kentte gündelik yaşam, kamusal alan pratikleri, kent tasarımı, kent komünleri ve yerel demokrasi üzerine düşünen okurların muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Jan Gehl – İnsan İçin Kentler, çeviren: Erdem Erten, Koç Üniversitesi Yayınları, kent çalışmaları, 280 sayfa, 2020

James C. Scott – Devlet Gibi Görmek (2020)

Uzun bir tarihi olan devletçi planlama, neden başarısız oldu?

Anarşist düşünür James Scott, dünyanın farklı bölgelerindeki devlet merkezli kent ve köy planlaması deneyimlerini irdeleyerek, devletçi planlama ve benzeri toplum mühendisliklerinin neden felaketle sonuçlandığını tartışıyor.

Bir anlamda modern devletin gelişiminin eleştirel bir analizi olarak okunabilecek kitabında Scott, Fransa’dan Brezilya’ya, Sovyetler Birliği’nden Tanzanya’ya uzanarak hakikati kendi vizyonlarına uydurmaya çalışan tek adamları ve masa başında plan yapıp plana uymayan her şeyi yok sayan memurların sebep olduğu olumsuzlukları aydınlatıyor.

Gerçekliği şekillendirecek bir nesne olarak gören despotluğun otoriter modernizmin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünen Scott, devletten gelen “planlama”nın neden gerçek toplumsal dokuyla uyuşmaz olduğunu gözler önüne seriyor.

Devlet projelerinin doğası ve uzamı, yüksek modernist şehir vizyonlarının yarattığı hayal kırıklıkları, kırsal yerleşim ve üretimin toplum mühendisliğine tabi tutulması, Sovyet kolektivizasyonunda kapitalist hayaller, Tanzanya’da zorunlu köylüleştirme girişimleri ve doğayı ehlileştirme çalışmaları, kitapta karşımıza çıkan ilgi çekici konular.

  • Künye: James C. Scott – Devlet Gibi Görmek: Bazı Toplumsal Kalkınma Planlarının Başarısızlık Hikâyeleri, çeviren: Ozan Karakaş, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 424 sayfa, 2020

David Harvey – Kent Deneyimi (2016)

Kentin tarihsel örgütlenmesini eleştirel bir bakışla irdeleyen bir eser.

David Harvey, kapitalist gelişme tarihinde kent süreçlerinin rolünü, emek fazlalarının nasıl üretilip fiziksel ve sosyal altyapı üretiminde kullanıldığını, kentteki yerel emek piyasaları meselesini, kentin sınıfsal sınırlarını ve kentin politik stratejilerini tartışıyor.

  • Künye: David Harvey – Kent Deneyimi, çeviren: Esin Soğancılar, Sel Yayınları

Don Mitchell – Kent Hakkı (2020)

Kamusal alan konusu, 20. yüzyılın akışı boyunca alevlenen bir tartışma, daha doğrusu, süregiden bir sosyal mücadele alanıdır.

Bu kitap ise, kamusallık, kent ve sosyal adalet üzerine yeniden düşünmek için çok iyi fırsat.

Don Mitchell, 20. yüzyılın başındaki işçi hareketlerinden 1968 isyanı ve People’s Park mücadelesine, oradan yetkililerin evsizleri kamusal alandan uzaklaştırma hamlelerinden 11 Eylül sonrası şehirleri rehin alan güvenlikçi yaklaşımlara kadar uzanıyor.

Yazar bunu yaparken, kent hakkına ve kentin kamusal alanlarına kimin sahip olduğu sorusu başta olmak üzere şu hayati soruların yanıtlarını arıyor.

  • Bu hak hem yasalar karşısında hem de sokakların ta kendisinde nasıl belirleniyor?
  • Bu hakkın güvenliği nasıl sağlanıyor, nasıl meşru kılınıyor veya baltalanıyor?
  • Ve bu hak -ki genelde sınırlıdır, doğası gereği tartışmaya açıktır– kentteki sosyal adalete (veya adaletsizliğe) nasıl biçim veriyor?

Mitchell bu soruların yanıtlarını ararken, kent hakkı kavramına sosyal adalet perspektifinden yeni katkılar sunuyor ve bu kavramı toplumun en dezavantajlılarının lehine, onların anlatısına ve hislerine yer vererek yeniden yorumluyor.

  • Künye: Don Mitchell – Kent Hakkı: Sosyal Adalet ve Kamusal Alan Mücadelesi, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2020