Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı – Sekiz Kentin Hikâyesi (2020)

2014 yılında yürürlüğe giren bir kanun ile on dört il büyükşehir statüsüne çıkarılmıştı.

Bu kanuna göre bugün Türkiye nüfusunun % 92.5’i kentlerde yaşıyor.

Durum böyle olunca bu kentlerin iyi, adil, demokratik yönetimi, sadece kendilerinin geleceği için değil, kendilerine komşu kentlerin ve Türkiye’nin ekonomisinin, siyasi istikrarının ve kültürel birlikte yaşamasının geleceği için de kritik önem taşıyor.

İşte Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı imzalı ‘Sekiz Kentin Hikâyesi’ adlı bu önemli çalışma da, Türkiye’de sermaye-mekân diyalektiğinin kentlerdeki yansımasının nasıl yönetileceği sorusuna cevap arayarak kentleşme ve kent olgusunu eleştirel bir biçimde ele alıyor.

Başka bir deyişle yazarlar, 2000’li yılların başından itibaren Türkiye’de ekonomik neoliberalleşmeden nemalanarak yükselen İslami / mütedeyyin burjuvazinin neden olduğu büyük yıkımın sosyal, kültürel ve siyasal anlamdaki yansımalarını irdeliyor.

Yazarlar, neoliberal hegemonyanın hâkimiyetini sınırlamanın, başka bir deyişle “kâr için değil, insanlar için kentler” anlayışının benimsenmesi için de “yeni yerellik” olarak kavramsallaştırdıkları bir yaklaşımdan hareket ediyor.

Burada tanımlandığı şekliyle “yeni yerellik”, kâr yerine toplumsal ihtiyaçları gözeten ve yerelden demokratik katılımı mümkün kılan bir kent siyaseti ve böylece kentlerin adalet, demokrasi ve farklılık siyasetine dair mücadele için taşıdıkları önemi ifade ediyor.

Yazarlar bu tartışmayı da Kayseri, Konya, Gaziantep, İzmir, Denizli, Eskişehir, Diyarbakır ve Şanlıurfa kentlerini merkeze alarak yapıyor.

Türkiye’de kentler, kent çalışmaları, kentler ve rant, yerel yönetim ve yerellik gibi konularda düşünen ve çalışan herkesin okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı – Sekiz Kentin Hikâyesi: Türkiye’de Yeni Yerellik ve Yeni Orta Sınıflar, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2020

Kolektif – Mekân Varyasyonları (2020)

Toplumsal mekân meselesini felsefe ve sosyal bilimlerin penceresinden irdeleyen güzel bir derleme.

Çalışmayı, insanın mekânla kurduğu ilişkiye eleştirel bir perspektiften bakmak isteyen okurların özellikle seveceğini özellikle belirtelim.

Mekâna dair farklı teorileştirme pratiklerini barındırmasıyla büyük önem arz eden kitaba katılan yazarlar,

  • Marksizm ve toplumsal mekân meselesi,
  • Henri Lefebvre’nin gündelik hayat ve toplumsal mekâna dair yaklaşımı,
  • Edward Said’in mekânsal praksisi,
  • Immanuel Wallerstein düşüncesinin mekân, epistemoloji ve sosyal bilim bağlamında yorumu,
  • Mekânın tahakkümü,
  • Gaston Bachelard’ın poetik mekânı,
  • Heidegger’de mekânsallık ve zamansallık,
  • Jean Paul Sartre’da zamansal oluş ve no-place,
  • Merleau Ponty düşüncesinde mekânın teni ve deneyimin ontolojisi,
  • Ve Ahmet Hamdi Tanpınar’da yer ve eşya ilişkisi konularını tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: A. Kadir Gülen, Senem Kurtar, Pınar Yurdadön, Ömer Faik Anlı, Nehir Durna, Kaan H. Ökten, Çağatay Şahin, Dilan Alataş ve Özgür Taburoğlu.

  • Künye: Kolektif – Mekân Varyasyonları, editör: Senem Kurtar, Nota Bene Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2020

Kolektif – Mülk, Mahal, İnsan (2014)

Nitelikli kent çalışması ‘Mülk, Mahal, İnsan’, İstanbul’daki kentsel dönüşüm proje ve uygulamalarının hangi gerekçelere dayandığı ve ne tür bir kentsel politikanın uzantısı olduğunu tartışıyor.

Kapsamıyla dikkat çeken ve çok sayıda tablo, grafik, harita ve fotoğraf barındıran kitapta, neoliberal kentsel dönüşümün kentsel alanlardaki sınıfsal tahliye ve mülksüzleşme pratikleri ve 1923-1980 arası ile 1980’lerden bugüne kentsel politikalar konuları ele alınıyor; ayrıca İstanbul’da deneyimlenen kentsel dönüşüm çalışmalarının Başıbüyük, Derbent, Aydınlı, Tarlabaşı ve Tozkoparan gibi önemli duraklarından tanıklıklar sunuluyor.

Kitaba katılan yazarlar bununla da yetinmeyerek daha demokratik ve gerçekçi bir konut politikası için neler yapılması gerektiğini de ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Kent çalışmaları alanında dört dörtlük bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Kolektif – Mülk, Mahal, İnsan: İstanbul’da Kentsel Dönüşüm, derleyen: Asuman Türkün, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, kent çalışmaları, 443 sayfa

Kolektif – Şehir ve Hayvan (2020)

Kentte yaşayanlarımızın çoğu, yanımızda, yöremizdeki hayvanlardan bihaberiz.

Oysa onlar, en az bizim kadar şehir üzerinde hak sahibidirler.

İşte bu güzel derleme de, hayvanların şehirdeki mevcudiyetini çok yönlü şekilde izleyen makaleler sunuyor.

Şehirlerimizin hayvanların penceresinden nasıl görebileceğimizi, daha da önemlisi şehir kavrayışını hayvanları merkeze alarak nasıl gözden geçirebileceğimize irdeleyen kitap, şehir haritasının merkezine hayvanları yerleştirerek bunu yapıyor.

Kitapta,

  • Hayvanları dâhil eden bir şehir kuramının zorunluluğu,
  • Amerikalı seyyahların gözünden 19. yüzyıl Osmanlı şehirlerinde insan-hayvan karşılaşmaları,
  • Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’nin hafızası,
  • Zonguldak’taki emekçi katırlar,
  • Hayvan emeği ve direnişi,
  • Ve sınırlı kamusallık içinde hayvanlar gibi, pek çok önemli konu ele alınıyor.

Gelirinin Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’ne bağışlanacağı kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hüyla Yalçın, Cansu Özge Özmen, Kimberly Hart, Özlem Güçlü, Derya Acuner, Figen Uzar Özdemir, Ezgi Burgan ve Pınar Karababa.

  • Künye: Kolektif – Şehir ve Hayvan, derleyen: Ayten Alkan, Patika Kitap, hayvan, 280 sayfa, 2020

Leslie Kern – Feminist Şehir (2020)

Kentsel alanda kadınların önüne çıkarılan pek çok güçlük var.

Leslie Kern’ün bu çalışması da, söz konusu güçlükleri ve bunlara direnme biçimlerini berrak bir üslupla ortaya koymasıyla önemli.

Kern, şehirlerde halen erkeklerin, kentsel ekonomi politikasından konut tasarımına, okulların nereye kurulması gerektiğinden otobüs koltuğunun biçimine, denetimden kar küremeye kadar her konuda başlıca karar mercii olduğu gerçeğini hatırlatarak kitabına başlıyor.

Hakikaten şehir, erkeklerin geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini destekleyip kolaylaştırmak üzere ve erkeklerin deneyimlerini “norm” kabul ederek, şehrin kadınlar için nasıl engeller yarattığıyla pek de ilgilenmeden ve şehir hayatına dair günlük deneyimlerini göz ardı ederek düzenleniyor.

Kern ise, kadınların hamileyken ya da bebeği kucağındayken şehirde hareket etmelerinin güçlükleri, kentsel alanların kadın arkadaşlığına ket vuracak şekilde tasarlanması ve queer, lezbiyen ve sakat kadınların görünmez kılınması gibi örneklerden yola çıkarak bu “erkekler şehri” anlayışının kadınlar için barındırdığı dezavantajları ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yazar ayrıca, kentin tehlikelerine dair yaratılan yapay korkunun, kadınların kentsel deneyimlerine ket vurduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kern, kadınların kentle yaşadığı verili sorunları çözümlemekle kalmıyor, aynı zamanda bunların nasıl aşılabileceğine de kafa yoruyor.

Yazara göre, şehir bir özgürleşme alanıdır ve şehrin sokaklarının kadınlara kapatma girişimlerine daha yüksek sesle karşı çıkmamız gerekiyor.

  • Künye: Leslie Kern – Feminist Şehir: Bir Saha Rehberi, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 197 sayfa, 2020

Stephen Graham – Dikey Dünya (2020)

Stephen Graham’ın bu özgün çalışması, sınıf eşitsizliklerine yaşadığımız dikey mimarinin nasıl zemin hazırladığı üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Zenginlerin yüksek katlı rezidanslarına ulaştıran asansörler, nasıl oluyor da dünyanın zorlu çalışma koşullarına sahip maden işçilerini yeraltının derinliklerine indirebiliyor?

Gökdelenler, gösteriş ve şiddeti nasıl aynı anda üretebiliyor?

Lüks konutlar, var olan büyük yoksulluğun üstünü hangi yollarla örtmeye çalışıyor?

Kanalizasyonlar bir toplumun sosyolojisine dair bize neler söyleyebilir?

Dünyaya ve kente, üçüncü boyut olarak tanımladığı dikey eksenle bakan, böylece var olan eşitsizlik, siyaset ve coğrafyaya farklı bir perspektiften irdelemeye koyulan Graham, bu sorulara aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Dünyadaki yerimiz üzerine daha derin düşünmek isteyenlerin zevkle okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Stephen Graham – Dikey Dünya: Uydulardan Sığınaklara, çeviren: Ali Karatay, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2020

İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi (2020)

Bu çalışma, ekonomik gelişmişliğin nedeni ve sonucu olarak coğrafya konusunda Türkçe literatüre muazzam bir katkı.

İçinde yaşadığımız yüzyıl, insanın mekânla olan ilişkisinin köklü bir şekilde değiştiği yeni gelişmelere tanıklık etti.

Ekonomik coğrafya, tam da bu dönüşümün beraberinde getirdiklerini konu edinir.

Başka bir ifadeyle, bugün mekân ve ekonomik süreçler arasındaki karşılıklı bağıntının artmış olması, iktisatta da mekânsal dönüşüme kaynaklık etti.

Bu nedenle coğrafya ve iktisat disiplinleri, tematik ve teorik açıdan daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaşmış durumda.

İşte İrfan Kaygalak’ın alan açısından büyük önem arz eden çalışması, mekânın ve ekonomik faaliyetlerin birbiriyle olan ilişkisini konu edinen bir disiplinin, ekonomik coğrafyanın, mekân ve ekonomi ilişkisine dair sunduğu açıklayıcı çerçevenin gelişimini ortaya koyuyor.

Kaygalak, ekonomik coğrafyanın epistemolojik ve metodolojik açıdan geçirdiği dönüşümü çok yönlü bir bakışla inceliyor, disiplinde farklı zamanlarda hâkim olan yaklaşımların ve paradigmaların mantığını ve bunların arkasındaki nedenleri ortaya koyuyor.

Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, mekân nosyonuna ilişkin ontolojik ve epistemolojik tartışmaların değerlendirmesi sunuluyor.

İkinci bölümde, Anglo-Amerikan ve Batı Avrupa’daki ekonomik coğrafyanın gelişim tarihi değerlendiriliyor.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, ekonomik coğrafyada kültürel dönüş ile temsil edilen yeni yaklaşımların değerlendirilmesi sunuluyor.

Beşinci ve son bölümde ise, coğrafya ve iktisat disiplinleri arasındaki yakınlaşma üzerinde duruluyor, iktisat teorisi içinde mekânın yeniden dâhil edilmesini temsil eden “yeni ekonomik coğrafya” teorisi tartışılıyor.

  • Künye: İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi: Ekonomik Coğrafyada Yeni Yaklaşımlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomik coğrafya, 300 sayfa, 2020

Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2010)

‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi’, kronolojik bir incelemeyle Barcelona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenini sunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda modern şehirciliğin doğuşu ve şehirli işçi sınıfının ortaya çıkışıyla yaşanan konut sorunlarıyla çalışmasına başlayan Ragon, Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar ile Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımları, projeleri ve icraatlarıyla birlikte ele alıyor.

Tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik alanlarından yararlanan çalışma, görsel malzemeleri ve ayrıntıcı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Aykaç Erginöz, Kabalcı Yayınları, mimari, 780 sayfa

Ira Katznelson – Marksizm ve Kent (2019)

Marksizmin kent üzerine analizi bize nasıl bir perspektif kazandırabilir?

Ira Katznelson bu muazzam yapıtı, tam da bu sorudan yola çıkarak Marksizm’in Batı kentlerinin gelişimini açıklamakta bize nasıl yardımcı olabileceğini açıklıyor.

Katznelson, Marx’ın başlıca analitik projelerini kentsel mekân boyutuyla geliştiriyor ve böylece, kent araştırmaları ve kentleri anlayışımızın kimi konu başlıklarını Marksist perspektifle aydınlatıyor.

Yazar bunu yaparken de Marksist sosyal kuramın içeriğini; kapitalizm, kent mekânı ve sınıfsal oluşum arasındaki ilişkiyi; feodalizmden kapitalizme uzanan süreçte kentin yerini; işçi sınıfının kentle ilişkisini ve kentin yeniden haritalandırılmasını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Katznelson ayrıca, Marx ve Engels’in yanı sıra Henri Lefebvre, David Harvey ve Manuel Castells gibi önde gelen Marksist düşünürlerin kent üzerine ortaya koydukları fikirleri tartışarak Marksizmin kente yaklaşımındaki kimi sorunları saptıyor ve bunlara çözümler geliştiriyor.

Künye: Ira Katznelson – Marksizm ve Kent, çeviren: Ceren Göğüş, Ayrıntı Yayınları, kent çalışmaları, 352 sayfa, 2019

Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019