Geoffrey Parker – Egemen Kentler (2021)

Kentin tarihteki rolü üzerine muazzam bir eser.

Geoffrey Parker, Batı uygarlığının doğuşundan 21. yüzyılın küreselleşme olgusuna uzanarak kentin tarih boyunca sürekli değişen statüsünü gözler önüne seriyor.

Kent devletini jeopolitik bir form olarak ele alan Parker, kitabında, dünya tarihi boyunca çeşitli kentleri ve kent devletlerini inceliyor.

Kitapta ele alınan kentler şöyle:

  • Platon ve Aristoteles’in mükemmel bir devlet türü olarak gördüğü Yunan polisi,
  • Roma imparatorluk başkenti,
  • Venedik ve Rönesans kentleri,
  • Alman Hanse’si,
  • Rus ve Baltık kentleri…

Parker ayrıca, erken dönem İslam toplumunda kente atfedilen politik rolü tartışıyor ve kent devletlerinin Kuzey Avrupa’da yeniden canlanmasıyla başlayan ancak ulus devletin yükselmesiyle son bulan gelişme sürecini gözler önüne seriyor.

‘Egemen Kentler’, kentin tarihteki rolünü anlamaya çalışan en güçlü ve kapsamlı incelemelerden biri olarak kesinlikle okunmayı hak ediyor.

  • Künye: Geoffrey Parker – Egemen Kentler: Tarih Boyunca Kent Devletleri, çeviren: Yavuz Baran, Tellekt Kitap, tarih, 280 sayfa, 2021

Tayfun Kahraman – İstisna Mekân (2021)

Kent çalışmalarında kullanılabilecek yepyeni bir kavramsal alet çantası için bu kitap okunmalı.

Tayfun Kahraman, Carl Schmidt’in olağanüstü hal ve Giorgio Agambem’in istisna hali kavramlarından yola çıkarak sermayenin talan ettiği ortak mülkiyetimiz olan kentleri geri alabilmemizin yolları üzerine düşünüyor.

Egemen olağanüstü hale karar verendir.

Siyasal alanı işgal eden egemen, karar alma yetkisi ile bir yandan hukuka dayanırken bir yandan da olağanüstü hâl tanımı ile onu askıya alıyor ve istisnayı da hukukun içine çekebiliyor.

Sonuçta istisna kural haline gelir ve istisna hükümler üzerinden istisna mekân biçimlendirir.

Kahraman da bu çalışmasında, Schmitt ve Agamben’in tanımları ile kenti istisnalar üzerinden anlamaya çalışıyor ve istisna mekânı kavramsallaştırarak kent çalışmalarında kullanılabilecek yeni bir kavram şeması sunuyor.

Otoriterliğin olanca şiddetiyle hayatlarımızı etkilediği, devletin her alanda kamu yararını değil sermayeyi gözettiği bu dönemde eldeki çalışma felsefe, hukuk ve sosyoloji disiplinlerinden yararlanarak kapsamlı bir kent okuması sunmasıyla önemli.

Çalışma, kent çalışması yapanlar kadar kent savunucularının ve kent meraklılarının da ilgisini çekecek nitelikte.

Künye: Tayfun Kahraman – İstisna Mekân: Hukukun Eşiğindeki Kent, Tekin Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Hikmet Kuran – Şehir Hakkı (2021)

Kentler bugün, sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüştü.

Hikmet Kuran da, Henri Lefebvre’in özgün kent hakkı kavramından yola çıkarak kentlere yeniden sahip çıkmamıza olanak sağlayacak devrimci bir perspektifin olanakları üzerine düşünüyor.

Kapitalist üretim tarzında sermaye-mekân etkileşiminin işleyişine yönelik çarpıcı çözümlemeleri ve isabetli öngörüleri Lefebvre’i özgün bir noktaya taşıdı.

Örneğin şehir ve kent arasında tanımladığı ve çözümlediği ayrım, kapitalizmin kent sorunsalına tüm boyutlarıyla temas eder.

Kullanım değeri ve sahiplenmeye endeksli, belirlenim, tahakküm ve sömürü süreçlerinden bağımsız bir nitelik arz eden ‘şehir’ ile söz konusu süreçlerin küresel ölçekte somutlaştığı ve özgün nitelikleri yok ettiği, tüm unsurlarıyla sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüşen ‘kent’ arasındaki bu ayrım, bu anlamda dikkat çekicidir.

İşte Lefebvre’in şehir hakkı olarak kavramsallaştırdığı çözüm arayışı, tam da bu ayrım üzerinden somutluk kazanmasıyla çok önemli.

Bu bağlamda şehir hakkı kavramsallaştırması, hem üretim ilişkilerinin ürettiği/yeniden ürettiği ve ekonomik, toplumsal, siyasal ve mekânsal düzlemde gözlemlenen sorunları anlamlandırma hem de bunları ve bir bütün olarak kapitalist üretim ilişkilerini ortadan kaldıracak devrimci dönüşümü formüle etme açısından kilit bir unsur olarak ön plana çıkar.

Kuran da bu çalışmasında, şehir hakkı kavramının kapitalizmi aşmaya koşullu bir devrimin kuramsal yol haritasına karşılık geldiğini savunuyor.

Bu iddiasını da Lefebvre’in mekân-sermaye, gündelik hayat ve toplumsal mücadele pratiklerine yönelik öne sürdüğü argüman ve kavramsallaştırmalara dayandırıyor.

Kuran bunu yaparken de, özellikle neoliberal politikalarla daha da görünür hâle gelen, Lefebvre tarafından başarıyla öngörülen ve çözümlenen, şehrin özgün nitelikleri ile kapitalizme içkin temel yasalar arasındaki çatışma noktalarını aydınlatıyor ve şehir hakkının gerçekleşmesinin kapitalist üretim ilişkilerinin ortadan kalkması anlamına geldiğine yönelik iddiayı kuramsal ve pratik boyutlarıyla gerekçelendiriyor.

  • Künye: Hikmet Kuran – Şehir Hakkı: Neoliberal Kentleşme ve Sınıf Mücadelesi, Nika Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Havva Ezgi Doğru – Çılgın Projelerin Ötesinde (2021)

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) sayesinde ülke devasa bir şantiyeye döndü.

Yaptığı konutlar korkunçtur, öyle ki hapishane bile bu “evler”den çok az kötüdür.

Fakat bütün bunlar, TOKİ’nin yalnızca görünen çirkinlikleridir.

Zira TOKİ ile ülkenin bitmek bilmeyen siyasi, toplumsal ve kültürel şantiye hali arasında da birebir ilişki vardır.

Havva Ezgi Doğru da, Türkiye’de konut üretiminin bütünsel bir ekonomi-politik analizini sunan bu çalışmasında, TOKİ’de cisimleşmiş otoriter devlet formunun altında yatan mekanizmayı açığa çıkarıyor.

Özellikle 2003’ten itibaren gerçekleşen büyük dönüşüme odaklanan ‘Çılgın Projelerin Ötesinde’, TOKİ’nin AKP iktidarında tümüyle devletin yeniden inşasında yüklendiği rolü gösteriyor.

Bizlerin görüş alanına kentsel ölçekteki çılgınlaştırılmış mega projelerle, kayırmacılıkla, sansasyonlarla, her yerde birbirine benzeyen toplu konutlarla giren TOKİ’nin esasen modern konut sektörünü kurmak olarak tarif edilebilecek uzun erimli bir sınıf projesinin günümüz Türkiye’sinde aldığı form olduğunu söyleyen Doğru, özellikle 2003 sonrası, TOKİ eliyle Türkiye’nin nasıl bir şantiyeye dönüştüğünü adım adım izliyor.

Kitap, TOKİ’nin uzun erimli bir sınıf projesi olarak kapitalist konut sektöründe nasıl hem piyasa kurucu ve hem de piyasa bozucu olduğunu; neden devlet planlarında öngörüldüğü üzere bir konut kredi bankasına dönüşmediğini ve nasıl olup da memleketin en büyük konut üreticisi haline geldiğini tartışıyor.

Çalışma, TOKİ’nin dönüşümü ve faaliyetleri üzerinden otoriter devletin kurumsal işleyişinin şifresini çözmesi ve somutlaştırmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Havva Ezgi Doğru – Çılgın Projelerin Ötesinde: TOKİ, Devlet ve Sermaye, İletişim Yayınları, siyaset, 232 sayfa, 2021

Vittorio Magnago Lampugnani – Modernlik ve Kalıcılık (2021)

Bir mimari, bir şehir, bir iç mekân düzenlemesi veya bir kullanım nesnesi için yapılan tasarım nedir?

Bilim midir, sanat mıdır, yoksa zanaat mıdır?

Mimar, kuramcı ve tarihçi Vittorio Magnago Lampugnani, mimaride daha kapsayıcı bir modernlik tasavvurunun olanaklarını tartışıyor.

Şehir hayatına tasarımsal müdahalelerde bulunurken akıldan çıkarılmaması gereken ilkeler üzerine düşünen Lampugnani, ayrıca tasarım konusunda zanaattan ve gelenekten neler öğrenebileceğimizi de irdeliyor.

Tasarımda yeniliğin neden basitlik ve sıradanlığı kucaklaması gerektiği, yeniliğin cazibesini neden sorgulamamız gerektiği ve kitlesel üretimin ve tüketimin karşısında tasarrufun hükmünün olup olmadığı üzerine düşünmek isteyen her okurun severek okuyacağı, küçük ama çarpıcı bir kitap.

  • Künye: Vittorio Magnago Lampugnani – Modernlik ve Kalıcılık: Şehir, Mimarlık ve Tasarıma Dair Denemeler, çeviren: Turgut Saner ve Erdem Üngür, Yort Kitap, mimari, 120 sayfa, 2021

Kolektif – Önce Mekân Vardı (2019)

Rize İkizdere’de son dönemde yaşananlardan da gördüğümüz gibi, devlet yaşam alanlarımız üzerindeki en büyük tehdit.

Bu derleme ise, devlet ve şirketlerin mekâna yönelik topyekûn saldırılarını kayıt altına aldığı gibi, buna karşı ne gibi direniş pratikleri geliştirebileceğimiz üzerine de düşünüyor.

Burada mekânın siyaset, bellek, praksis felsefesi, işgal ve biyopolitika ile olan bağları üzerine düşünen yazarlar, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında mekânları, yaşam alanları için direnenlerin görkemli mücadelesini kayıt altına alıyor.

Kitapta bu bağlamda Topraksızlar Hareketi’nin, Sitüasyonistlerin, İtalyan Otonomcu Hareketin ve kent yoksullarının mekânı savunma deneyimlerine yer veriliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdurazack Karriem, Bülent Diken, Bob Jessop, Elif Demirkaya, Metin Yeğin, Neil Gray, Stuart Elden, Önder Kulak ve Soner Torlak.

  • Künye: Kolektif – Önce Mekân Vardı, derleyen: Önder Kulak ve Soner Torlak, Edebi Şeyler Yayınları, kent çalışmaları, 224 sayfa, 2019

Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni (2021)

Mimar ve plancı Hüseyin Kaptan, 60 yıllık mesleki deneyimi ile planlama tarihinde iz bırakmış bir isimdir, Türkiye şehircilik tarihi ile yaşıttır.

Kaptan, Anadolu’nun hemen her coğrafyasında ve İstanbul’da yürüttüğü çalışmalarda planlamanın en önemli unsurunun “insan” olduğunu savunmuş, katılımcı planlama çalışmalarının öncülerinden olmuş, kent ile doğa arasında köprü kurmuş, tüm kentlerin kuşlarının, ağaçlarının, ormanlarının, sularının, özetle tüm ekolojik değerlerinin savunucusu olmuştu.

Bugünün açgözlü, insana, doğaya ve hayvana düşman müteahhitlerine bakıldığında, Hüseyin Kaptan gibi değerlerin özlemini çokça duymamız bu yüzden.

Kaptan ile yapılan röportajlar, ayrıca kendisinin kaleme aldığı yazılar, plan ve proje raporları ile belgesel ve televizyon programlarındaki söyleşilerinden derlenerek hazırlanmış bu güzel çalışma da, genel olarak Kaptan’ın mesleki deneyimlerini ve tanıklığını sunuyor, bunun yanı sıra Türkiye’nin planlama ve şehircilik tarihinin harika bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Planlama mesleği bir macera ve ben o maceranın her aşamasında yer almayı tercih ediyorum. Irmakta su kenarında da balık vardır; en sert, en vahşi yerinde de. Adam gibi kenarda balık tutmak varken ben hep orayı, o vahşi yeri tercih ettim.”

“Planlama süreçlerinde bütün teorilerin üzerinde bir gerçek olduğunu, bunun yerelde yaşayan insanlarla bir uzlaşma anlamına geldiğini, 1960’lı yıllarda İller Bankası’nda çalışırken yer aldığım Iğdır deneyiminden itibaren gördüm ve yaşadım. Öyle tepeden inme bir yaklaşımla: ‘Kuramsal doğru budur, bu sizin istikbaliniz için çok faydalıdır ve vazgeçilmez doğrulardır.’ şeklinde entelektüel bir dayatmanın çok yanlış olduğunu hep hissettim. Bu farkındalığın faydasını meslek hayatımda çok gördüm. Büyük yenilgiler yaşamama rağmen hepsi onurlu oldu. Ben meslek hayatımda onursuz bir yenilgi hatırlamıyorum. Bu yenilgilerden bile zevk aldım. Bir şey yaptığımın, işe yaradığımın farkına vardım.”

  • Künye: Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni, derleyen: Eylem Gülcemal Aktan, Literatür Yayıncılık, kent çalışmaları, 240 sayfa, 2021

Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar (2020)

‘Kent, Sınıf, İktidar’, Marksist felsefeyi kentlere uygulayan ampirik çalışmaların en iyilerindendir.

Manuel Castells’in 1970’lerde kaleme aldığı bir dizi makalesini bir araya getiren ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan çalışma, ilk olarak, toplumsal sınıf ile işgücünün yeniden üretimi kavramını Marksizmin ortak tüketim analizi üzerinden irdeliyor.

Kitap ikinci olarak ise, farklı toplumsal sınıfların kendi hedeflerine ulaşmak için kullanabildikleri göreli güçlerini, birtakım toplumsal hareketler ve baskı grupları bağlamında çözümlüyor.

Castells bunu da, özellikle Amerikan siyaset bilimcilerinin ve sosyologların yaptığı topluluğun gücü (community power) araştırmalarını merkeze alarak yapıyor.

Yazar bu bağlamda, kentsel kriz ve siyasal süreç, gelişmiş kapitalizmde kentsel çelişkiler, kent planlamasının toplumsal işlevi, kentsel yenileme ve toplumsal çelişki ve kentsel-toplumsal hareketlerin ortaya çıkışında toplumsal nedenler gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Çalışma, kentlerin işleyiş ve gelişmesine ilişkin doyurucu bir analizin ancak toplumsal sınıf, siyaset ve iktidar arasındaki ilişkilerin kavranarak dikkate alınmasıyla yapılabileceğini açıkça göstermesiyle dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“…kent ve iktidar arasındaki ilişki mevcut kentsel sorunsalın merkezinde yer almaktadır zira eğer iktidar kenti biçimlendiriyorsa, bunun ortaya çıkardığı hareketler de iktidarın dönüştürülmesinde stratejik bir rol oynayacaktır.”

  • Künye: Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar, çeviren: Asuman Türkün, Phoenix Yayınevi, kent çalışmaları, 280 sayfa, 2020

Kolektif – Bomonti (2021)

İstanbul’un en eski sanayi bölgelerinden olan Bomonti’nin geçmişini, bugününü ve geleceğini bizzat sakinlerinin gözünden anlatan, kent çalışmaları alanında çok önemli bir eser.

Kitap, semtin hızlı yapısal dönüşümünü, Bomontiada’nın yeni bir kamusal tüketim alanı oluşunu ve sınıfsal profilin değişimini, semtin apartmanları ve yerleşik sakinleriyle yeni orta sınıfın mekânı olmaya başlayışını sosyolojik bir bakışla izliyor.

Çalışma, semtin sosyal yapısındaki tarihsel dönüşüme paralel olarak Bomonti’nin çokkatmanlı belleğini, bir sanayi semti olarak gelişimini, “Teneke Mahallesi”ni ve kentsel dönüşüm mekânı olarak yaşadıklarını, bir orta sınıf mahallesi olarak görünümünü, nihayet rezidanslaşma sürecini beş eksende ele alıyor.

Derya Fırat, semtin çokkatmanlı belleğini, kozmopolit yapısını, bohem burjuvalarını ve soylulaştırma sürecinde semt belleğinin nasıl metalaştırıldığını irdeliyor.

Egemen Yılgür, teneke mahallesinin oluşumunu ve kentsel dönüşüm karşısında mahallelinin düşüncelerini aktarıyor.

Şükrü Aslan, Bomonti’nin bir sanayi mahallesi olarak ortaya çıkıp gelişmesini, bir dönem çok yoğun olan semtteki işçi eylemliliklerini ve politik mücadeleleri izliyor.

Aylın Dikmen Özarslan, Bomonti’nin kozmopolit bir orta sınıf semti olarak kapsamlı bir portresini çekiyor.

Çağlayan Kovanlıkaya ise, soylulaştırmadan sonra Bomonti’deki rezidans hayatını, rezidans sakinini ve lüks, güvenlikli konut olgusunu tartışıyor.

  • Künye: Çağlayan Kovanlıkaya, Derya Fırat, Egemen Yılgür, Şükrü Aslan ve Aylın Dikmen Özarslan – Bomonti: Kentsel Dönüşüm ve Mekânın Belleği, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 288 sayfa, 2021

Kolektif – Mekânı Düşünmek (2021)

Mekânı mimarlıktan sinemaya, felsefeden politikaya uzanan geniş bir pencereden izleyen çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, mekân nedir ve nasıl üretilir sorusuna ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitapta,

  • Foucault’da iktidarın uzamsal dağılımları ve mekânın etik bağlamı,
  • Mekânın gündelik yaşam içinde kurgulanışı,
  • Özne-mekân etkileşim süreci,
  • Mekânsal rantlaştırma kavramı ve rant rejimi altındaki Türkiye için önemi,
  • Kent deneyimi kavramı açısından mekânsal ayrışma ve farklılaşma,
  • Erkekliklerin ev içi mekân bağlamında analizi,
  • ‘Kış Uykusu’ filmi bağlamında, sinemada karakter-mekân özdeşleşmesi,
  • Samsun liman kentinin eşitsiz gelişimi,
  • Modernleşme bağlamında mekânsal arketiplere örnek olarak Türkiye’nin halk kütüphaneleri,
  • Ve Karaköy örneği bağlamında sokak, mekân ve grafiti ilişkisinin bize neler söyleyebileceği gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: Ali Somel, Asu Beşgen, Berrak Erdal, Ceyhun Gürkan, Deniz Yıldırım, Emre Erol, Erdem Yazar, Evren Haspolat, Ezgi Karmaz, Gülgün Meşe, Güncel Önkal, Hakan Sağlam, Hilal Peker Dural, İshak Memişoğlu, N. Ezgi Zünbüloğlu, Saim Can Beritan, Şeyma Duman ve T. Kerem Koramaz.

  • Künye: Kolektif – Mekânı Düşünmek, derleyen: Deniz Yıldırım, Evren Haspolat, Hakan Sağlam ve Saim Can Beritan, Nika Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2021