İlhan Sami Çomak – Karınca Yuvasını Dağıtmamak (2021)

Şair İlhan Sami Çomak aklımıza düştükçe iç çekip yutkunuyoruz, onun yaşadıklarını anlatacak kelimelerimiz yok henüz.

Daha 21 yaşındayken, 1994’te tutuklandı, tam 27 senedir haksız, hukuksuz bir şekilde içeride tutuluyor.

‘Karınca Yuvasını Dağıtmamak’ ise, şiirleri birçok dile çevrilmiş, dünyaca tanınan bir şair olan Çomak’ın anılarına yer veriyor.

Burada Çomak’ın çocukluğunu, tutukluluk sürecini, cezaevinde şair olmanın ne anlama geldiğini, acılar, hayal kırıklıkları ve öfkeyle dolu adalet arayışını ve en önemlisi de, yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen umudunu nasıl hep diri tuttuğunu, insan olmanın güzelliğinden hiçbir zaman geri adım atmadığını daha yakından görüyoruz.

Kitaptan iki alıntı:

“… adalet hayatıma çelme taktı, yere düştüm, yere çok kötü düştüm ve doğrulup kalkmak yıllarımı aldı ama beni zehirleyecek hislerden, insan olmanın güzel yönlerini hatırımdan çıkarmayarak, bir şekilde sakınmayı bildim.”

“Umutsuzluğun ağır karanlığını tartmak, kalbe ve akla çöken sessizliğin çoraklığını dağıtmak, hayatı derli toplu tutmak için umut hep yanımda oldu veya ondan uzaklaşmadım.”

Künye: İlhan Sami Çomak – Karınca Yuvasını Dağıtmamak, İletişim Yayınları, 160 sayfa, 2021

Doğan Hasol – Geleceğin Geçmişini Yemişler (2021)

Mimar, yönetici, yayıncı, reklamcı ve yazar Doğan Hasol’un bu kitaptaki 70 yıllık tanıklığı, karşıtlıklar ülkesi Türkiye’nin eşsiz bir fotoğrafını çekiyor.

Atatürk dönemindeki maddi manevi birikimin 1940’lı yıllardan beri hovardaca tüketildiğini söyleyen Hasol, bunun yalnızca kendi kuşağını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılacak değerleri ve mirası da tükettiğini belirtiyor.

Bir yandan pek çok örnek eşliğinde Türkiye’nin şehircilik, mimari ve planlama alanında bugün geldiği olumsuz durumu adım adım izleyen Hasol, diğer yandan da çocukluğundan yetişkinliğine ve mimari kariyerine uzanan süreci, yurtiçinde ve yurtdışında tanıştığı, birlikte çalıştığı; önemli kişilerle yaşadığı ilginç olayları, çevresinde olup bitenleri ve gözlemlerini aktarıyor.

  • Künye: Doğan Hasol – Geleceğin Geçmişini Yemişler, YEM Yayın, anı, 336 sayfa, 2021

Yuri Gagarin – Yıldızlara Çıkan Yol (2021)

Uzaya çıkan ilk insan olan Yuri Gagarin’in anıları şimdi Türkçede.

Gagarin, hem kendisi hem de insanlık için dönüm noktası olan bu süreçte yaşadığı sıra dışı deneyimi bizimle paylaşıyor.

Gagarin anılarında, memleketi Smolensk’i, buradaki çocukluk günlerini, işçi sınıfına katılma sürecini, pilotluk zamanlarını, Sovyetlerin uzay programına dâhil olma sürecini, bu esnada yaşadığı muazzam heyecanı ve 12 Nisan 1961 tarihinde uzaya çıkan ilk insan olmanın kendisine yaşattığı paha biçilemez duyguları bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Yuri Gagarin – İlk Sovyet Kozmonotunun Notları: Yıldızlara Çıkan Yol, çeviren: Emel Güneş ve Özlem Altıok, Yazılama Yayınları, anı, 218 sayfa, 2021

Kapka Kassabova – İsimsiz Sokak (2021)

‘İsimsiz Sokak’, komşumuz Bulgaristan’ın yakın tarihi üzerine, bizim de kendimizden çok şey bulacağımız aydınlatıcı bir tanıklık.

Kapka Kassabova burada, komünist Bulgaristan’daki çocukluk yıllarını, hem sevgi dolu hem de eleştirel bir gözle hatırlıyor.

Kassabova, komünizm idaresi altında büyümüş ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından ailesiyle birlikte ülkeyi terk etmişti.

Bulgaristan’ın 2007’de resmen Avrupa Birliği’ne katılmasının ardından hayatının büyük bölümünü kaçmaya çalışarak geçirdiği memleketine artık dönme zamanının geldiğine karar veren Kassabova, karşısında geçiş döneminin gerginliğiyle ezilen bir ülke buluyor.

Kassabova anı-gözlem kitabında, çocukluğunun geçtiği yerleri ziyaret ediyor, ilginç turistik bölgeleri deneyimliyor ve on yedi yaşındayken ayrıldığı ülkesinin yaşadığı dönüşümü çarpıcı bir şekilde tasvir ediyor.

  • Künye: Kapka Kassabova – İsimsiz Sokak: Bulgaristan’da Çocukluk ve Diğer Talihsizlikler, çeviren: Seda Çıngay Mellor, Saltokur Yayınları, anı, 319 sayfa, 2021

Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta (2021)

Türkiye’nin yakın tarihi, devrimci serüveni, darbeler tarihi, dalgalı siyaseti ve gazetecilik dünyası üzerine çok iyi bir tanıklık.

12 Mart döneminde piyade üsteğmeni iken siyasi görüşleri nedeniyle re’sen emekliye sevk edilmiş, 2.5 yıl cezaevinde kalmış, 68 kuşağından gazeteci ve akademisyen Atilla Özsever hocaya kulak veriyoruz.

Kitabın ilk bölümü, Özsever’in askerlik ve 12 Mart dönemi üzerine anılarından oluşuyor.

Kitabın devamı ise Özsever’in gazetecilik yılları ve akademik yaşamına dair tanıklığını sunuyor.

Özsever kitabında, Devrimci Subaylar Örgütü, askeri okullarda eğitim, Mahir Çayan ve Sinan Cemgil gibi dönemin öne çıkan devrimci kişilikleri, OYAK bildirisi, Ziverbey Köşkü’nde işkence, Deniz’lerin idamı, cezaevi yılları, TRT’ye giriş ve TRT’den atılma, sendika uzmanlığı, kanlı 1977 Mayıs’ı, 12 Eylül Darbesi’nde yaşananlar, Hürriyet’te Çetin Emeç ve Ertuğrul Özkök çekişmesi, öğretim üyeliği yılları, üniversitelerde sözleşme sorunu, Gezi direnişi ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi, hem kişisel hayatında, hem de Türkiye yakın tarihinde iz bırakmış pek çok kişi ve olayı anlatılıyor.

  • Künye: Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta: Asker Kökenli Bir 68’linin 12 Mart, Gazetecilik ve Akademisyenlik Anıları, Ayrıntı Yayınları, anı, 320 sayfa, 2021

Hagop Ayvaz – Sahne Arkadaşlarım (2020)

Hagop Ayvaz kimdir?

Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatro dergisi Kulis’i tam elli yıl boyunca yayımlamış kişidir Ayvaz.

“Alınyazım beni sanki çok küçük yaşlarda sahneye doğru itmişti.” diyen Ayvaz, farklı kuşaklardan sanatçılar arasında bir köprü görevi üstlenerek 20. yüzyılda İstanbul kültür sanat hayatına damgasını vuran kişilerdendir.

İlk kez 1920’lerde sahneye çıkan ve ömrünü tiyatroya adamış yazar, yayıncı ve oyuncu Ayvaz’ın bu kitaptaki anıları ise, Türkiye tiyatro tarihi açısından eşsiz bir tanıklık.

1999-2001 yılları arasında Agos gazetesinde Ermenice olarak yayımlanan iki yazı dizisinin bir araya getirilip Türkçeye çevrilmesiyle ortaya çıkan kitabında Ayvaz, rol arkadaşlarını ve tiyatro hatıralarını anlatıyor, unutulmaya yüz tutmuş kişi ve olayları bize yeniden hatırlatıyor.

Bu anılarda karşımıza Ayvaz’ın ustaları Aşod Madatyan ve Bedros Baltazar ile Krikor ve Lusi Hagopyan, Knar Sıvacıyan, Zaruhi Değirmenciyan, Naşit Özcan, Sait Köknar, Şavarş Boğos Karakaş ve İrma Toto Karaca gibi pek çok sanatçı çıkıyor.

  • Künye: Hagop Ayvaz – Sahne Arkadaşlarım: Tiyatro Tarihimizden Simalar, çeviren: Payline Tomasyan, Aras Yayıncılık, anı, 168 sayfa, 2020

Petır Mateev – Osmanlı Topraklarından Anılar (2020)

1850 Kazan doğumlu Petır Mateev, kabına sığmayan bir karaktere sahipti.

Maceracı ruhuna söz geçiremeyen bu Bulgar delikanlı, yabancı yerler keşfetme hayaliyle adeta yanıp tutuştuğu bir sırada İstanbul’dan atla bütün Anadolu’yu kat ederek Bağdat’a ulaşmayı hedefleyen bir İngiliz asilzade kadına refakat edecek ve badireli bir yolculuk gerçekleştirecektir.

Bu da onu kesmez.

Bu yolculuktan döner dönmez, bu sefer de, Hitit, Asur ve Babil medeniyeti uzmanı İngiliz arkeolog Dr. George Smith’e, British Müzesi adına yapacağı arkeolojik kazılarda asistanlık yapmaya başlar ve 1876 yılında dünyaca ünlü bu eksantrik arkeologla bütün Yakındoğu coğrafyasını dolaşır.

Tehlikeli salgın hastalıklar arasında ve ağır karantina şartlarında geçen bu hummalı çalışmadan önemli bilimsel sonuçlar elde edilir.

İstanbul’daki ilk Türk posta-telgraf idaresinde de görev yapan Mateev, daha sonra Şarki Rumeli Valisi Aleko Paşa’nın kançılaryasında hususi kâtipliğe getirilecektir.

İşte Mateev’in anılarından oluşan bu güzide eser, 19. yüzyıl İstanbul’unun Protestan ve Anglosakson ortamında yoğrulan bu sıra dışı Bulgar’ın 93 yıllık çalkantılı hayat serüveninin yansıması niteliğinde.

Hatırat, Osmanlı’da yabancı okullar, misyonerlik faaliyetleri, yerleşimleriyle ve yok olmaya yüz tutmuş halklarıyla 1870’lerin Anadolu coğrafyası, Hitit, Asur, Babil ve Sümer medeniyetini kapsayan arkeolojik çalışmalar, posta-telgraf idaresi, imparatorlukta önemli mevkilere yükselen Bulgar asıllı Bogoridi sülalesi, Osmanlı-Bulgar diplomatik ilişkileri, bazı spor dallarının başlangıcı ve birçok başkaca konu hakkında eşsiz bir tanıklık.

  • Künye: Petır Mateev – Osmanlı Topraklarından Anılar: 1861-1904, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 114 sayfa, 2020

Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak (2020)

“1981’de tutuklandığında Mecid on altı yaşındaydı. İdam edilmeyi beklediğimiz koğuşta, bıyıklarının terlemesine ve tüylerin daha sonra gürleşip simsiyah bıyıklara dönüşmesine tanık olmuştum.”

1979 İran devriminin hemen ardından yaşananlar, Karl Georg Büchner’in Fransız Devrimi için söylediği “Devrim kendi evlatlarını yer” sözünün haklılığına verilebilecek en iyi örneklerdendir.

Sosyoloji ve tarih profesörü Behrooz Ghamari de bu kitabında, İran Devrimi’nin ardından, Tahran’daki korkunç Ev Hapishanesi’nde, koğuşlarında idam edilmeyi bekleyen siyasi mahkûmların çarpıcı öykülerini sunuyor.

Ghamari burada, Nasrullah, Ekber, Hüseyin Dayı, Ferhat, Erjeng ve Behram gibi, burada tutulan kişilerin yaşamlarından yola çıkarak siyasi mahkûmlar arasındaki ilişkileri, onların hatıralarını ve iç dünyalarını bize aktarıyor.

‘Ekber’i Hatırlamak’, hem sunduğu sıra dışı insan hikâyeleri hem de barındırdığı önemli bilgilerle, İran yakın tarihi açısından altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak, çeviren: Kıvanç Dündar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2020

Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge (2020)

Dersim, daha çok 1937/38’de yaşanan katliamla bilinse de, bölgenin devletin nezdinde düşmanlaştırılması çok daha eskilere dayanır.

Burası, daha 1514’te devletin gözüne batmaya başlamıştı.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde de, her şey 1937/38’de başlayıp bitmedi.

Örneğin Dersim, 1950’li yıllara kadar askeri bölge olarak kalmıştı.

İşte Munzur Güven Kılıç’ın bu çalışması, 1896’lardan özellikle bölge için dönüm noktası olan 1937/38’lere kadar yaşananları tanıklıklar üzerinden ele alıyor.

Bu tanıklıklar, bölge tarihi açısından bazı önemli boşlukları dolduruyor.

Kitabın asıl özgünlüğü ise, Dersim’in yaşadığı acıları ortaya koyduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetkililerin planları, söylemleri ve raporlarının yanı sıra, o dönem bölgede görevli olarak yaşayanların anılarını da barındırması.

Künye: Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge: 1870-1984 Dersim, Nota Bene Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2020

Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun (2019)

‘Sofranız Şen Olsun’, Takuhi Tovmasyan’ın çocukluğu ve ilkgençliği döneminde ninelerinden ve diğer aile büyüklerinden öğrendiği otuzu aşkın yemek, meze, salata, tatlı ve içecek tarifi ile yazarın bu yemeklere, yaşadığı yerlere ve çevresindeki insanlara dair anılarından oluşuyor.

Kitap, büyük çoğunluğu Tovmasyanların aile albümünden seçilen fotoğraflar ve yemekleri hazırlamak için gerekli malzemelerle zenginleşmiş.

“Kimi evde, yemek, yaşamak için yenir. Kimi evde, yemek için yaşanır. Bizim evde ise yemek, muhabbet olsun diye yenirdi. Sofra muhabbet için kurulur, yine muhabbetle kapatılırdı.” diyen Tovmasyan, düğün-bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden sıradan salatalara, tatlıdan tuzluya, etliden sütlüye, herhangi bir ayrım yapmadan, bir düzen kaygısı gütmeden, öylesine, içinden geldiği gibi yazmış.

Ermeni mutfağını, geleneksel yemek kitabı kalıplarının çok ötesinde, ilginç bir bakış açısıyla anlatmasıyla dikkat çeken kitap, Ermeni sofralarındaki yaşamı anlatıyor, hüznün sevinçle, gülüşün ağlayışla sarmalandığı eski zaman yaşanmışlıklarını okuruna duyumsatıyor.

Künye: Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun: Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar, Aras Yayıncılık, yemek, 160 sayfa, 2019