Erdem Göktürk — Ofsayt Bilen Kadınlar (2026)

Erdem Göktürk’ün ‘Ofsayt Bilen Kadınlar: Türkiye’de Kadın Futbolu Tarihi’ adlı bu kitabı, Türkiye’de kadın futbolunun uzun yıllar görmezden gelinen geçmişini kapsamlı bir tarih çalışmasıyla görünür kılıyor. Kitap, kadınların futbolda yalnızca önyargılarla değil, kurumsal engeller, toplumsal kalıplar ve ilgisizlikle de mücadele ederek oluşturdukları birikimi kronolojik bir anlatı içinde ele alıyor. Erdem Göktürk, arşiv belgeleri, basın taramaları ve sözlü tarih çalışmalarıyla kadın futbolunun gelişimini yalnızca sportif başarılar üzerinden değil, toplumsal dönüşümün bir parçası olarak değerlendiriyor.

Anlatı, dünyada kadın futbolunun ilk örneklerinden başlayarak Türkiye’deki ilk gösteri maçlarına, öncü futbolculara ve ilk resmî girişimlere uzanıyor. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren kadınların futbol sahasına çıkışına yönelik tepkiler, basının değişen yaklaşımı ve zamanla oluşan kulüp yapılanmaları ayrıntılı biçimde inceleniyor. Kınalıada, Dostlukspor, Dinarsu ve daha sonra belediye ile okul takımlarının öncülüğünde gelişen örgütlenmeler, kadın futbolunun kurumsallaşma sürecinin kilometre taşları olarak ele alınıyor.

Kitap, yalnızca kulüplerin ve liglerin tarihini aktarmakla yetinmiyor; millî takımın kuruluşu, kadın hakemlerin yükselişi, eğitim kurumlarının katkısı, yerel yönetimlerin desteği ve büyük spor kulüplerinin kadın futboluna yönelişi gibi gelişmeleri de geniş bir çerçevede değerlendiriyor. Futbolun yalnızca saha içindeki rekabetten ibaret olmadığını; medya, siyaset, eğitim, yerel yönetimler ve toplumsal cinsiyet algısıyla sürekli etkileşim içinde geliştiğini gösteriyor. Böylece kadın futbolunun yükseliş ve duraklama dönemlerini belirleyen yapısal etkenleri görünür kılıyor.

Göktürk, bu tarihi oluştururken yalnızca yazılı kaynaklara dayanmıyor; eski futbolcular, yöneticiler, hakemler ve tanıklarla yaptığı görüşmeler sayesinde eksik kalan halkaları tamamlıyor. Arşivlerdeki boşlukları sözlü tarih yöntemiyle doldurarak farklı dönemlere ait parçaları bir araya getiriyor. Böylece resmî kayıtların ötesine geçen çok sesli bir anlatı kuruyor ve kadın futbolunun unutulmuş öncülerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor.

‘Ofsayt Bilen Kadınlar’, Türkiye’de kadın futbolunun yalnızca spor tarihi açısından değil, toplumsal cinsiyet, kültürel değişim ve modernleşme tarihi açısından da neden önemli olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların futbol sahasında görünür olabilmek için verdikleri uzun mücadeleyi belgelerle destekleyerek anlatırken, bugünkü gelişmelerin ardında onlarca yıllık emek, direnç ve kararlılık bulunduğunu gösteriyor. Bu yönüyle eser, Türkiye spor tarihinin ihmal edilmiş bir alanını ayrıntılı biçimde aydınlatan temel başvuru kaynaklarından biri olma niteliği taşıyor.

Erdem Göktürk — Ofsayt Bilen Kadınlar: Türkiye’de Kadın Futbolu Tarihi
• İletişim Yayınları
Futbol • 208 sayfa • 2026

Suat Gezgin — Skorun Ötesinde (2026)

Bu kitap, Türkiye’de spor yazarlığının yalnızca maç sonuçlarını aktaran bir alan olmadığını, aynı zamanda toplumsal belleği, medya kültürünü ve gazetecilik anlayışını biçimlendiren önemli bir düşünce geleneği olduğunu ortaya koyuyor. Suat Gezgin, farklı kuşaklardan spor yazarlarını bir araya getirerek spor basınının tarihsel gelişimini, değişen yayıncılık anlayışını ve sporun toplumsal yaşamla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi görünür kılıyor. Böylece eser, spor haberciliğinin geçirdiği dönüşümü bireysel tanıklıklar ve mesleki deneyimler üzerinden yeniden değerlendiriyor.

Kitapta yer alan Ahmet Çakır, Atilla Gökçe, Şansal Büyüka, Güntekin Onay, Gülengül Altınsay, Arif Kızılyalın, Bilal Meşe, Orhan Ayhan ve daha birçok deneyimli spor yazarının mesleki yaklaşımları ve yazın anlayışları ele alınıyor. Bu portreler aracılığıyla spor gazeteciliğinin farklı dönemlerde üstlendiği roller, etik ilkeleri, anlatım biçimleri ve medyanın değişen yapısına nasıl uyum sağladığı inceleniyor. Aynı zamanda spor basınının yalnızca futbolu değil, toplumsal olayları, kültürel dönüşümleri ve kamuoyunu etkileyen gelişmeleri yorumlayan bir alan olduğu vurgulanıyor.

Eser, dijitalleşmeyle birlikte hızın ön plana çıktığı günümüz medya düzenini geçmişin araştırmacı, sorgulayıcı ve derinlikli gazetecilik anlayışıyla karşılaştırıyor. Spor yazarlığının yalnızca anlık yorumlardan ibaret olmadığı; olayları tarihsel bağlamına oturtan, eleştirel düşünceyi besleyen ve okurla kalıcı bir ilişki kuran bir meslek olduğu savunuluyor. Bu yönüyle kitap, spor medyasında yaşanan dönüşümü değerlendirirken gazeteciliğin temel değerleri olan doğruluk, etik sorumluluk ve toplumsal hafıza kavramlarını da merkeze alıyor.

‘Skorun Ötesinde’, sporun yalnızca rekabet ve eğlence alanı olmadığını; eğitim, kültür, iletişim ve toplumsal dayanışmayla iç içe geçen çok yönlü bir olgu olduğunu gösteriyor. Spor kulüplerinin, eğitim kurumlarının ve medya kuruluşlarının bilgi üretimindeki rolüne dikkat çeken eser, spor kültürünün gelişebilmesi için yazılı kaynakların ve araştırmaların önemini vurguluyor. Böylece kitap, spor gazeteciliğinin geçmişini belgeleyen kapsamlı bir başvuru kaynağı olmanın yanı sıra, Türkiye’de spor medyasının düşünsel mirasını geleceğe aktaran önemli bir çalışma niteliği taşıyor.

Suat Gezgin — Skorun Ötesinde
• Doruk Yayınları
Spor • 186 sayfa • 2026

Vahap Coşkun — Sahadaki Kimlik: Amedspor (2026)

‘Sahadaki Kimlik: Amedspor’, Amedspor’u bir futbol kulübünün ötesinde, Türkiye’de kimlik, aidiyet ve siyaset ekseninde şekillenen toplumsal gerilimlerin sahadaki yansıması olarak ele alıyor. Vahap Coşkun, futbolun sadece spor olmadığını; hafızayı, dışlanmayı, dayanışmayı ve temsil arzusunu taşıyan güçlü bir toplumsal alan olduğunu gösteriyor. Amedspor’un etrafında oluşan destek, tepki ve kutuplaşma üzerinden Türkiye’de Kürt meselesinin geçirdiği dönüşüm okunuyor.

Çalışma, Amedspor’u Diyarbakırspor’un mirasını devralan ama aynı zamanda ondan ayrışan bir yapı olarak değerlendiriyor. Diyarbakırspor uzun yıllar boyunca “Kürtlerin takımı” olarak algılansa da devlet politikalarıyla halkın aidiyet duygusu arasında sıkışmış bir kulüp görünümü taşıyordu. Amedspor ise daha açık biçimde “halkın takımı” olma iddiasıyla ortaya çıkıyor; Kürt kimliğini görünmezleştirmeden, onu doğrudan kamusal alana taşıyan bir temsil biçimi geliştiriyor. Bu nedenle kulüp, yalnızca sportif başarılarıyla değil, adıyla, renkleriyle, taraftar profiliyle ve uğradığı muameleyle de politik bir anlam kazanıyor.

Kitap boyunca futbol ile etnik kimlik arasındaki tarihsel ilişki de inceleniyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, 12 Eylül sonrasından günümüz endüstriyel futboluna kadar uzanan süreçte futbolun nasıl bir “milli kimlik üretim alanı” hâline geldiği tartışılıyor. Bu bağlamda Amedspor, merkezi milliyetçi futbol kültürünün dışında kalan bir kimlik alanı açıyor. Deplasmanlarda karşılaştığı ırkçı söylemler, cezalar, medya dili ve hukuki baskılar da bu çatışmalı zeminin parçaları olarak değerlendiriliyor.

Coşkun’un saha araştırmasına dayanan çalışması, taraftarların Amedspor’u nasıl hissettiğine özel önem veriyor. Kulüp, birçok insan için yalnızca bir takım değil; görünür olmanın, birlikte konuşmanın ve temsil edilmenin simgesi hâline geliyor. Taraftarların farklı kuşaklardan gelen anlatıları, Amedspor’un bir şehir kulübünün ötesine geçerek kolektif bir hafıza ve dayanışma alanına dönüştüğünü gösteriyor. Bunun yanında kitap, kulübe yönelik eleştirileri de dışarıda bırakmıyor; profesyonelleşme baskısı, yerli oyuncu meselesi, futbol dışındaki branşlardan uzaklaşılması ve başarı odaklı dönüşüm gibi başlıklar da tartışılıyor.

‘Sahadaki Kimlik: Amedspor’, özetle futbolun toplumsal gerçeklikten bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor. Amedspor’u bir nevi “sahalardaki kimlik” olarak okuyarak Türkiye’de aidiyet, dışlanma, temsil ve kültürel mücadele meselelerini görünür kılıyor. Kulübün hikâyesi, yalnızca bir spor tarihini değil; aynı zamanda tanınma talebinin, kolektif hafızanın ve kamusal var olma mücadelesinin hikâyesini anlatıyor.

Vahap Coşkun — Sahadaki Kimlik: Amedspor
• İletişim Yayınları
İnceleme • 199 sayfa • 2026

Tuğrul Akşar – Futbolda Eşitsizliğin Bedeli (2025)

Futbol, sadece sahada oynanan bir oyun değil; ekonomik, sosyal ve politik boyutlarıyla karmaşık bir endüstri haline geliyor. Ancak bu büyük oyunun ekonomik yüzü çoğu zaman göz ardı ediliyor. ‘Futbolda Eşitsizliğin Bedeli’, bu göz ardı edilen yapının tam kalbine iniyor. Tuğrul Akşar, yıllara dayanan birikimiyle futbol ekonomisinin karanlıkta kalan dinamiklerini gün ışığına çıkarıyor. Kitap, özellikle gelir dağılımı eşitsizliğine odaklanarak, hem Türkiye Süper Ligi hem de Avrupa futbolunda derinleşen dengesizlikleri analiz ediyor.

Futbolun finansal yapısındaki eşitsizlik, sahadaki rekabeti doğrudan etkiliyor. Büyük kulüplerle küçükler arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor. Bu durum sadece sportif adaleti değil, taraftar psikolojisini, medya ilişkilerini ve futbolun geleceğini de şekillendiriyor. Kitap, bu gerçekleri saklamadan, rakamlarla, verilerle, tarihsel örneklerle ve açık analizlerle sunuyor. Yalnızca eleştirmekle kalmıyor; bu eşitsizliğin nasıl giderilebileceğine dair kapsamlı öneriler de getiriyor.

Ekonomi, siyaset, sosyoloji ve sporun nasıl iç içe geçtiğini gösteren bu çalışma, futbolun sadece skor tabelasında bitmediğini hatırlatıyor. Futbolu yönetenlerin sorumluluklarını, karar alıcıların tercihlerinin sonuçlarını ve taraftarların içinde yaşadığı endüstriyel sistemin gerçek yüzünü sorgulatıyor. ‘Futbolda Eşitsizliğin Bedeli’, futbola tutkuyla bağlı olan ama oyunun arka planını da anlamak isteyen herkes için kaçırılmayacak bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Tuğrul Akşar – Futbolda Eşitsizliğin Bedeli, Literatür Yayınları, futbol, 524 sayfa, 2025

Simon Kuper – Futbol Asla Sadece Futbol Değildir (2022)

Futbol devrimleri başlattığı gibi diktatörleri de iktidarda tutabilir.

Simon Kuper’ın neredeyse bir dünya turu yaparak futbolun politika ve çeşitli kültürlerle ilişkisini araştırdığı ödüllü kitabı ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’, bir kısmın “güzel oyun” dediği, geri kalanların ise şöhretine anlam veremediği futbol tutkusuna olan bakışı değiştirdi ve tüm dünyada en çok okunan futbol kitaplarından biri oldu.

Güney Afrika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Almanya’ya yirmi iki ülkeyi gezerek dünyanın en popüler sporunun bu ülkelerdeki kültürel ve politik etkisini inceleyen Kuper’ın birçok futbolcuyla, siyasetçiyle ve tabii ki taraftar grubuyla görüşerek kaleme aldığı ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’, ilginç detayları, perde arkasından bilgileriyle, bir futbol kitabından daha fazlası.

  • Künye: Simon Kuper – Futbol Asla Sadece Futbol Değildir, çeviren: Sinan Gürtunca, İthaki Yayınları, futbol, 2022

Jimmy Burns – Kızıllar (2021)

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihi ve kökleri üzerine kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Tüm hayatını İspanyol tarihi ve futboluna adamış Jimmy Burns, futbolun bütün İspanyol halkını nasıl bir araya getirdiğini anlatıyor.

İspanya… Futbol kültüründen daha fazlası…

İspanyol futbolu her zaman saygıdeğer bir kültüre sahipti.

Ama milenyum sonrasında hem başta Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Sevilla olmak üzere kulüplerin hem de milli takımın geldiği nokta, onları bir süreliğine sahanın tek hâkimi yaptı.

Spor gazetecisi Burns ‘Kızıllar’la futbolun İspanya’yı nasıl bir araya getirdiğini ve İspanyol oyun tarzının dünyanın dört bir yanındaki taraftarların kalbini nasıl kazandığını göstermek için futbol tarihini araştırıyor.

Kitap boyunca Franco yıllarından günümüze kadar ilginç anekdotlar; Cruyff, Guardiola, Aragonés, del Bosque, Messi gibi figürler; Barcelona ve Real Madrid arasındaki destansı mücadelenin ülke futbolunu ve günlük hayatı nasıl etkilediğine dair detaylar titizlikle inceleniyor.

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihini, köklerini, siyasetini, boğa güreşiyle bağlantılarını ve hatta ‘Don Quijote’yle ortak kültürel mirasını eşsizce bir araya getiren Burns, konu üzerine şimdiye dek yazılmış en kapsamlı kitaba imza atıyor.

  • Künye: Jimmy Burns – Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, futbol, 328 sayfa, 2021

Andrew Downie – Doktor Sócrates (2021)

Sócrates, ya da tam adıyla Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira, yalnızca futbol tarihinin en iyi orta saha oyuncularından biri değildi.

Aynı zamanda efsanevi Corinthians takımında oynadığı futbolu ülkesi Brezilya’daki mevcut askeri diktatörlüğe meydan okumak için ustaca kullanmış bir dehaydı.

Brezilya milli takımında oynamış ve takımın kaptanlığını da yapmış Sócrates, ortalamanın çok üzerinde, nadir görülen bir zekâya sahipti.

Bu özelliğiyle hem oldukça özveri gerektiren bir bölümde okudu ve doktor olarak çalıştı hem de futbolun en önemli isimlerinden biri oldu.

Siyaset ve toplumsal davalarda tarihte Sócrates kadar öne çıkan bir futbolcu hiç olmadı.

“Corinthians Demokrasisi” adını verdiği projesiyle malzemecisinden başkanına herkesin eşit söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi sunmuştu kulübüne.

Bu nedenle de, Brezilya o dönemde diktayla yönetilirken Sócrates’in attığı her adım tam manasıyla devrimciydi.

Sócrates’in yayımlanmamış günlüğü ve yeni keşfedilen röportajlar sayesinde Andrew Downie, bu ikonik figür hakkında şimdiye dek yazılmış en kapsamlı ve detaylı kitabı kaleme aldı.

Sócrates’in ailesi, yakın çevresi ve eski takım arkadaşlarıyla yapılan röportajlardan oluşan ‘Doktor Sócrates’, bedeli ne olursa olsun her zaman inandıklarının arkasında duran bu efsanenin eşsiz biyografisi olarak okunabilir.

Kitap, Zico’nun ve Alex de Souza’nın Türkçe baskıya özel sunumları ve Johan Cruyff’un önsözüyle zenginleşmiş.

  • Künye: Andrew Downie – Doktor Sócrates: Futbolcu, Filozof, Efsane, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, biyografi, 392 sayfa, 2021

Uğur Önver – Şampiyon Ribéry (2016)

Fransa’nın Zinedine Zidane efsanesinden sonra dünya futboluna armağan ettiği en görkemli savunma oyuncularından Franck Ribéry’nin hayat hikâyesi.

Şu an yıllık 10 milyon avroluk kazanca sahip Ribéry’nin çocukluğunda geçirdiği ve kariyerinde dönüm noktası teşkil eden kazadan inşaat işçiliğine ve futbolun zirvesine uzanan hayatı, okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

  • Künye: Uğur Önver – Şampiyon Ribéry, Kırmızı Kedi Yayınları

Philippe Auclair – Cantona: Kral Olacak Asi (2020)

Çoğu insan, yazık ki Eric Cantona’yı daha çok uçan tekmesiyle hatırlar.

Fakat Cantona, kariyerini gölgeleyen bu eylemden çok daha büyük bir isimdir.

İşte bu kitap, futbol dünyasının bu efsane isminin karmaşık dünyasını mercek altına alan usta işi bir biyografi.

Gazeteci Philippe Auclair, Cantona’nın çocukluğundan bugününe uzanarak O’nun nasıl bir çocukluk yaşadığını, ailesini, yetiştiği çevreyi, gençlik yıllarını, karmaşık futbol kariyerini ve bugününü başından sonuna izliyor.

Cantona’nın hayatında yer etmiş pek çok isimle yapılan görüşmelerle zenginleşmiş kitap, futbol tarihinin en önemli figürlerinden birinin samimi bir portresini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Philippe Auclair – Cantona: Kral Olacak Asi, çeviren: Egemen Özkan, İthaki Yayınları, biyografi, 560 sayfa, 2020

Kolektif – Hasan Doğan: Futbolu Ağlatan Adam (2010)

Türkiye Futbol Federasyonu 37. Başkanı Hasan Doğan, erken gidenlerden.

Ortak bir çalışmanın ürünü olan elimizdeki kitap da, Hasan Doğan’ın Adana’dan İstanbul’a uzanan hayatını okurlara sunuyor.

Doğan’ın dostları, eşi ve çocuklarının anlatımlarıyla desteklenen kitap, Hasan Doğan’ın aile hayatının yanı sıra iş, siyaset ve futbol dünyasıyla ilişkisini de ele alıyor.

Kitapta Doğan’ın çocukluğu, iş dünyasındaki çalışmaları, siyasetle ilişkisi, yolunun futbolla kesişmesi ve Futbol Federasyonu Başkanı olma süreci gibi konular, ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.

  • Künye: Kolektif – Hasan Doğan: Futbolu Ağlatan Adam, Hayy Kitap, biyografi, 230 sayfa