Hans Magnus Enzensberger – Hayatta Kalma Sanatçıları (2021)

Yirminci yüzyıl, devletin terörüne ve tasfiyelerine rağmen hayatta kalan yazarlar bakımından parlak bir çağdı.

Tabii bu bekanın beraberinde getirdiği ahlâkî ve siyasî ikilemlerle birlikte.

Bu sırada neler oldu onlara?

İktidara teslim olmayacak kadar sapasağlam durdular mı yerlerinde?

Şair ve yazar Hans Magnus Enzensberger, kimisi kahramanca kimisi utandırıcı yollarla, ama esas olarak eseriyle hayatta kalabilmiş, bütün dünyadan yazarların kısa portrelerini çiziyor.

Aralarında Hamsun, Gorki, Colette, Jaroslav Hašek, Ezra Pound, Ivo Andriç, Céline, Breton, Brecht, Neruda, Baldwin, İsmail Kadare gibi meşhurlar da var, o kadar fazla bilinmeyenler de.

Bu arada, Orhan Veli Kanık da var.

Kadri bilinmeyenler de var, şöhretle şişirilmiş olanlar da.

Komünistler, faşistler ve “renksizler” var.

Hırs küpleri de var, inzivaya çekilmiş olanlar da.

Fikri bir yana zikri bir yana saçılanlar da var, tutarlılar da.

Enzensberger, bilgiye dayanan sağlam bir tasvirle beraber öznel yorumunu da esirgemeden, 20. yüzyılın kalburüstü 99 yazarını anlatıyor.

Kitap büyüklük hummasına kapılan, gümbürtülü başarılar kazanan, sonradan görmeler gibi böbürlenen ve gıcırtılı bir yoksulluk içinde batıp giden yazarları bir araya getiriyor.

  • Künye: Hans Magnus Enzensberger – Hayatta Kalma Sanatçıları: 20. Yüzyıldan 99 Edebî Vinyet, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, anlatı, 321 sayfa, 2021

Kolektif – Yaralı Hafıza (2021)

“Oğlumun mahallede oynadığı, birlikte koştuğu çocuklara rastlıyorum bazen. (…) Berkin’i de böyle hayal etmek istiyorum, edemiyorum. Büyüdüğünde yüzünün alacağı şekli gözümde canlandıramıyorum. Hayalimde bile büyümüyor. Çocuk olarak kaldı o. (…) Oğlum öldürülmeseydi bugün nasıl bir hayatımız olurdu merak ediyorum ve bunu hiç bilemeyeceğim. Geleceği kaybettim.” –Gülsüm Elvan

‘Yaralı Hafıza’, kayıp yakınlarının çarpıcı, iç acıtıcı tanıklıklarına yer veriyor.

Gökçer Tahincioğlu’nun derlediği kitapta,

  • Mehtap Ceyran, Gezi protestolarında 15 yaşında öldürülen Berkin Elvan’ın annesini ziyaretini,
  • Pınar Öğünç, Muş’un Vartinis köyünde anne babası ve yedi kardeşi eve hapsedilerek yakılmış Aysel Öğüt’le konuşmalarını.
  • Sevilay Çelenk, Silopi’de 6 ve 7 yaşında öldürülen iki çocuğun babasıyla mektuplaşmalarında konuştuklarını ve konuşamadıklarını,
  • Özlem Akcan, Liceli Şiyar Kaymaz’ın sağ kurtulduğu katliamla ilgili adalet mücadelesini,
  • Sibel Oral, 2006’da Diyarbakır’da gaz fişeğiyle vurularak yaşamını kaybeden iki çocuğun ailesiyle buluşmalarını,
  • Mehveş Evin, Dargeçit’te “kaybedilen” yakınlarının önce haberini, sonra mezarlarını ve adaleti arayan aileleri,
  • Hanife Kardelen Işık, 12 Eylül davasını,
  • Ve Pelin Buzluk da, Hrant Dink’in katledilmesinin hafızadaki izini anlatı

‘Yaralı Hafıza’, yakın tarihteki katliamların, cinayetlerin, kayıpların hafızadaki izini sürerken, o hafızanın, adalet talebinin bir kaynağı olması gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Yaralı Hafıza: Kayıpları ve Kıyımları Hatırlamak, derleyen: Gökçer Tahincioğlu, İletişim Yayınları, anlatı, 192 sayfa, 2021

Gamze Hakverdi – Vulnus: Kırılganlık Üzerine (2021)

Ankara ve Roma’da yapılan alan araştırmalarına dayanan ‘Vulnus’, çarpıcı kırılganlık hikâyeleri sunuyor.

Gamze Hakverdi’nin çalışmasının en özgün katkısı, popüler psikoloji paradigmasının yaptığı şekilde, kırılganlığı bireysel bir güç yitimi olarak görmek yerine, katılımcıların kırılganlık hikâyelerinin nasıl kolektif psişenin hem bir parçası hem de yansıtıcısı olduğunu anlamaya çalışması.

Hakverdi, kırılganlığı, tekil, biricik ve öznenin kişisel bir sorunu olarak düşünen ve özneye sürekli olarak bu kırılganlığı “yönetmesini” tavsiye eden popüler psikoloji paradigmasına karşı belli bir mesafeyi koruyor ve kırılganlığı, öznenin tekil, biricik ve yönetilebilir bir sorunu olarak görmenin, onun ilişkiselliğini ve kolektif psişenin öznenin kırılganlığının kurucu bir bileşeni olduğu hakikatini inkâr etmenin ya da maskelemenin yollarından biri olduğunu belirtiyor.

Dolayısıyla kitap, kırılganlığın iktidar ilişkilerinden, toplumsal asimetrilerden bağımsız, saf anlatılar olmadığını, bu anlatıların, her zaman asimetrik toplumsal ilişkiler içinde kurulduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Öte yandan kitapta yer alan kırılganlık anlatıları her ne kadar birbirinden farklı coğrafyalara ait olsa da, katılımcıların kırılganlık ve ideale ilişkin anlatılarında birbirlerine benzeyen bir dil olduğu açıkça görülüyor.

  • Künye: Gamze Hakverdi – Vulnus: Kırılganlık Üzerine, Metis Yayınları, anlatı, 152 sayfa, 2021

Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden (2021)

Hep daha fazlasının ve sınırsız tüketimin tabulaştırıldığı günümüzde basit yaşamak mümkün mü?

Üniversitede okuduğu süre içinde kimseye çaktırmadan bir minibüste yaşamayı deneyimlemiş Ken Ilgunas, neredeyse mülksüz denebilecek bir yaşam tarzının hayatımıza nasıl bereket katacağını anlatıyor.

Ilgunas, borç ödemek için istemediği işlerde çalışmış, borcunu öderken büyük zorluklarla karşılaşmış.

Borcunu ödedikten sonra ise, Duke Üniversitesi liberal çalışmalar programında yüksek lisansa kayıt olmuş ve burada okuduğu süre içerisinde üniversite otoparkında (kimseye çaktırmadan) bir minibüste yaşamış.

İşte bütün bu deneyimlerden süzülmüş elimizdeki kitabında Ilgunas, üniversitede okumak amacıyla girdiği borç batağından çıkmak için yaptığı yolculuğun onu nasıl gönüllü basitliğe yönlendirdiğini, hayatını nasıl muazzam bir biçimde dönüştürdüğünü anlatıyor.

Bu hikâyeden herkesin öğreneceği çok şey var.

Kitaptan bir alıntı:

“Eğer birini özel bir kulübe koyarsak bir anda yata ihtiyacı olduğunu hissetmeye başlayacaktır. Ancak ıssız bir adaya koyarsak tek isteyeceği şey hayatta kalmak için elzem olanlar olacaktır. İhtiyaçlarımı basit tutmak istiyordum. Bakış açımı yitirmek istemiyordum. Yeniden bütün başat kültürün normlarını ve değerlerini ve arzularını kendiminmiş gibi kabul ederek yutulmak istemiyordum.”

  • Künye: Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden: Borç Batağından Özgürlüğe Giden Açık Yolda, çeviren: Devrim Kılıçer, Heretik Yayıncılık, anlatı, 384 sayfa, 2021

Andy Merrifield – Amatör (2021)

Amatör ruhun üretken tutkusuna, devrimci potansiyeline ve sınır tanımaz yaratıcılığına methiye niteliğinde bir kitap.

Bugün herkes, kariyerini bütün benliğini uyumlu bir profesyonel olarak “markalaştırma”, kariyer basamaklarını tırmanma derdinde.

Andy Merrifield ise, bu hiyerarşiye meydan okuyarak profesyonelin karşısına farklı duyarlılıkları olan, uzmanlık aldatmacasına yenik düşmeyen, kendilerini en yüksek fiyatı verene satma gereği duymayan amatörü koyuyor.

Bunu yaparken Dostoyevski, Arendt, Baudelaire, Walter Benjamin, Marshall Berman, Guy Debord, Ivan Illich, Kafka, Jane Jacobs, Karl Marx ve Edward Said gibi, amatör dediği düşünür, yazar ve şairlerden örnekler sunan Merrifield, profesyonelliği eleştiriyor, amatörlerle profesyoneller arasında fay hatlarını belirliyor.

Kitabı çarpıcı kılan asıl yön ise, yalnızca profesyonelliğin karşısına amatörlüğü koyması değil, bunu yaparken bizi kişisel kimlik ile iş ilişkileri, bilgi üretimi ile siyasi güç, teknokratik temsil ile yaygın katılım, şehir çalışmaları ile militan aktivizm üzerine derinlemesine düşünmeye davet etmesi.

  • Künye: Andy Merrifield – Amatör: Sevdiğiniz Şeyleri Yapmanın Hazzı, çeviren: Kadir Yiğit Us, Deli Dolu Yayınları, anlatı, 284 sayfa, 2019

Kolektif – Karşı Salgın (2021)

‘Karşı Salgın’, pandeminin zor günlerini deneyimlemiş bir grup yazar ve sanatçının tanıklığını sunuyor.

15 Nisan 2020’de paylaşılmış, bu kitabın temelini oluşturmuş metne, kimisi sosyolojik analiz, kimisi öykü, deneme, şiir, çizgi öykü, illüstrasyon ve kimisi de resimleriyle yanıt vermiş.

Kitap yalnızca karantinanın zorlu günlerine dair bir tanıklık değil, aynı zamanda her şeyin karaya vurduğu bu dönemde nasıl bir gelecek istediğimiz üzerine bir sorgulama.

Başka bir deyişle kitap, büyük hak ihlalleri, etik sorunlar, ekolojik bunalımlar; ırkçı, milliyetçi ve cinsiyetçi saldırıların yaşandığı bugün, nasıl bir bireysel ve toplumsal dönüşüm olması gerektiğini tartışıyor.

Kuşkusuz salgın, bugüne değin büyük yıkımlarla yol almış kapitalist sistemin bir ürünüdür.

Burada ifade edildiği haliyle “karşı salgın” ise, hastalıklara, karanlıklara, kötülüklere, değersizliklere ya da değersizleştirmelere rağmen bir karşı salgın yaratmayı ve bu salgını yaymayı ifade ediyor.

  • Künye: Kolektif – Karşı Salgın, derleyen: Ozan Eren, yayıma hazırlayan: Ozan Eren, Ekin Metin Sozüpek, Erkan Karakiraz, Ezgi Eren, Nilay Özer ve Seran Demiral, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 208 sayfa, 2021

Fausto Brizzi – Bir Vegan ile Evlendim (2020)

Vegan bir kadın olan Claudia’ya âşık olan Fausto’nun trajikomik deneyimleri bu kitapta.

Bir veganla evlenmenin beklenmedik sonuçları olabilir.

Örneğin kendinizi balkonunuzdaki saksıda bitki ve sebze yetiştirirken bulabilirsiniz.

Tam da bu durumu mizah dozu yüksek bir üslupla hikâye eden ‘Bir Vegan ile Evlendim’, çağımızın burjuva alışkanlıkları ile kıyasıya dalga geçiyor ve veganlığın sadece bir beslenme biçimi değil aynı zamanda ne denli anlamlı bir yaşam biçimi, bir hayat felsefesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu kitap da Claudia’ya duyduğu aşkla vegan olmaya doğru adım atan Fausto’nun hayatının daha önceki döneminde yemiş olduğu tüm etlerden ve tavuklardan dolayı vicdan azabı çekişini, veganlığa doğru adım atarken hayatının hem ruhsal hem de fiziksel rotasında yaşadığı büyük değişimi anlatıyor.

  • Künye: Fausto Brizzi – Bir Vegan ile Evlendim (Maalesef Gerçek Bir Hikâye), çeviren: Eren Cendey, Pan Yayıncılık, anlatı, 144 sayfa, 2020

Margaret Randall – Aklımdaki Che (2016)

Öldürülmesinden neredeyse kırk beş yıl sonra, Che Guevara’nın duygusal ikonografimizde kapladığı yeri düşünen nitelikli bir deneme.

Che’nin olağanüstü bir insan olduğunu hatırda tutarak ilerleyen Margaret Randall, Che’nin imgesini hem sözleri, değerleri, amaçları ve başarıları hem de başarısızlıkları ve düşmanları bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Margaret Randall – Aklımdaki Che, çeviren: Kıvanç Koçak, İletişim Yayınları

Maxim Februari – İnşa Halindeki Erkek (2016)

Maxim Februari, hayatına bir erkek olarak devam etme kararı alarak, 2012’de cinsiyetini değiştirdi.

Transseksüellikle ilgili ayrıntılar barındıran bu kitap, hem yazarın bu süreçte edindiği deneyimlerin hem de kendisinin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, beden ve ilişkiler üzerine düşüncelerinin bir bireşimi.

  • Künye: Maxim Februari – İnşa Halindeki Erkek, çeviren: Ayşe Düzkan ve Gül Özlen, Güldünya Yayınları

Thomas Bernhard – Çocuk (2016)

‘Çocuk’, usta yazar Thomas Bernhard’ın otobiyografik beşlemesinin son kitabı.

Annesinin bitmek bilmez öfkesi, dedesinin katı eğitim tutumu, boğazına kadar yoksulluğa batıp oradan oraya savrulmuş bir aile, ilk edebi nüvelerin ortaya çıkışı ve Almanya ile Avusturya’da Nazizmin önlenemez yükselişi, Bernhard’ın anlatısında başköşeyi alan konular.

  • Künye: Thomas Bernhard – Çocuk, çeviren: Sezer Duru, Sel Yayıncılık