Fausto Brizzi – Bir Vegan ile Evlendim (2020)

Vegan bir kadın olan Claudia’ya âşık olan Fausto’nun trajikomik deneyimleri bu kitapta.

Bir veganla evlenmenin beklenmedik sonuçları olabilir.

Örneğin kendinizi balkonunuzdaki saksıda bitki ve sebze yetiştirirken bulabilirsiniz.

Tam da bu durumu mizah dozu yüksek bir üslupla hikâye eden ‘Bir Vegan ile Evlendim’, çağımızın burjuva alışkanlıkları ile kıyasıya dalga geçiyor ve veganlığın sadece bir beslenme biçimi değil aynı zamanda ne denli anlamlı bir yaşam biçimi, bir hayat felsefesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu kitap da Claudia’ya duyduğu aşkla vegan olmaya doğru adım atan Fausto’nun hayatının daha önceki döneminde yemiş olduğu tüm etlerden ve tavuklardan dolayı vicdan azabı çekişini, veganlığa doğru adım atarken hayatının hem ruhsal hem de fiziksel rotasında yaşadığı büyük değişimi anlatıyor.

  • Künye: Fausto Brizzi – Bir Vegan ile Evlendim (Maalesef Gerçek Bir Hikâye), çeviren: Eren Cendey, Pan Yayıncılık, anlatı, 144 sayfa, 2020

Margaret Randall – Aklımdaki Che (2016)

Öldürülmesinden neredeyse kırk beş yıl sonra, Che Guevara’nın duygusal ikonografimizde kapladığı yeri düşünen nitelikli bir deneme.

Che’nin olağanüstü bir insan olduğunu hatırda tutarak ilerleyen Margaret Randall, Che’nin imgesini hem sözleri, değerleri, amaçları ve başarıları hem de başarısızlıkları ve düşmanları bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Margaret Randall – Aklımdaki Che, çeviren: Kıvanç Koçak, İletişim Yayınları

Maxim Februari – İnşa Halindeki Erkek (2016)

Maxim Februari, hayatına bir erkek olarak devam etme kararı alarak, 2012’de cinsiyetini değiştirdi.

Transseksüellikle ilgili ayrıntılar barındıran bu kitap, hem yazarın bu süreçte edindiği deneyimlerin hem de kendisinin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, beden ve ilişkiler üzerine düşüncelerinin bir bireşimi.

  • Künye: Maxim Februari – İnşa Halindeki Erkek, çeviren: Ayşe Düzkan ve Gül Özlen, Güldünya Yayınları

Thomas Bernhard – Çocuk (2016)

‘Çocuk’, usta yazar Thomas Bernhard’ın otobiyografik beşlemesinin son kitabı.

Annesinin bitmek bilmez öfkesi, dedesinin katı eğitim tutumu, boğazına kadar yoksulluğa batıp oradan oraya savrulmuş bir aile, ilk edebi nüvelerin ortaya çıkışı ve Almanya ile Avusturya’da Nazizmin önlenemez yükselişi, Bernhard’ın anlatısında başköşeyi alan konular.

  • Künye: Thomas Bernhard – Çocuk, çeviren: Sezer Duru, Sel Yayıncılık

Mark Boyle – Eve Giden Yol (2020)

Teknolojinin esirleriyiz.

O olmadan, tek bir adım bile atamaz hale geldik.

Bu kitabın yazarı Mark Boyle ise, hepimiz gibi sadece şikâyet etmeyip bir adım atmaya da karar vermiş.

Hatta birden fazla adım.

“Maillerimi son kez kontrol edip, sonsuza kadar olacağını umarak telefonu kapattığımda, saat akşam on birdi.” diyor Boyle ve ardından yüzünü doğaya dönmüş.

Yazar, sıcak su, araba, elektrik, internet, telefon ve hiçbir elektronik veya beyaz eşyanın olmadığı, tümüyle kendi elleriyle yaptığı, bir ladinin dibinde küçücük ahşaptan bir kulübeye çekilir.

Bu kitap, Boyle’un bu süreçteki deneyimlerini bizimle paylaşan, lirik ve pastoral bir muhasebe.

Kitapta, elleriyle bir ev yapmanın, kazanmayı öğrenmenin, ilkbaharda su taşımanın, yiyecek toplamanın, balık tutmanın, güneşi ve mevsimleri yakından tanımanın insana nasıl bir kendine yetebilme, başarabilme ve mutluluk duygusu getirdiği anlatılıyor.

‘Eve Giden Yol’, bizi, artık bizim olmaktan çoktan çıkmış şu hayatımız üzerine eğilmeye davet eden, baştan çıkarıcı bir kitap.

  • Künye: Mark Boyle – Eve Giden Yol: Teknolojisiz Yaşamdan Hikâyeler, çeviren: Burak Irmak, Othello Kitap, felsefe, 315 sayfa, 2020

Didier Anzieu – Beckett (2020)

“Tanrı öldü, biliyoruz, ama gelmesini beklemeye devam ediyoruz.”

Psikanalize getirdiği otoanaliz ve deri-ben konusundaki özgün katkılarıyla bildiğimiz Didier Anzieu, Samuel Beckett’ın ‘Godot’yu Beklerken’ oyununu ilk izlediğini böyle düşünmüş.

Kendisinin Samuel Beckett üzerine kaleme aldığı eldeki kitap da, edebiyat, psikanaliz ve yaratıcılık üzerine derinlemesine bir sorgulamanın bir araya geldiği usta işi bir metin.

Kendini “tutkulu” bir Beckett okuru ve tedavi etmeye çalışan bir psikanalist olarak tanımlayan Anzieu, Beckett’ın henüz pek tanınmayan İrlandalı bir yazarken Londra’da gerçekleştirdiği bir psikanaliz tedavisinin seyrini takip ediyor.

Bu tedavinin seyrini ve girdiği çıkmazı ayrıntılı bir bakışla irdeleyen Anzieu, bu sürecin özelilkle Beckett’ın kişiliği ve edebi yaratıcılığında nasıl bir verimliliğe yol açtığını araştırıyor.

Anzieu’nün metni bir yönüyle de denemeden, klinik gözlemden, seyir defterinden ve biyografiden izler taşıyor.

Kitap, Beckett’ı ve onun dolayımıyla insan olarak sefaletimizi ele alıyor ve bunu da trajediyi mizahla birleştirerek yapmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Didier Anzieu – Beckett, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2020

Erling Kagge – Gürültü Çağında Sessizlik (2020)

Sessizlik nedir?

Sessizliğe nasıl ulaşabiliriz?

Norveçli kâşif Erling Kagge, sessizlik üzerine büyüleyici bir anlatıyla karşımızda.

‘Gürültü Çağında Sessizlik’, şehrin gürültüsünden, kalabalıklardan, teknolojiyle çevrelenmiş hayatlarımızdan ve yorulmak nedir bilmeyen zihinlerimizden sıyrılıp sessizliğe nasıl sığınabileceğimizi anlatıyor.

Kitabında “Sessizlik nedir?”, “Nerede, nasıl bulunur?” ve “Neden önemlidir?” gibi soruların yanıtlarını arayan Kagge, bizzat kendi deneyimlerinden yola çıkarak bizlere dünyaya dışarıda bırakmanın keyfine nasıl varabileceğimizi, sessizliğin gücünü nasıl hissedebileceğimizi açıklıyor.

Kagge, “Gürültü hayat kalitesini azaltan bir huzursuzluk kaynağıdır ve böyle kalmaya devam edecektir.” diyor.

Kitaptan bir alıntı daha:

“Bütün insanlığın mutsuzluğunun kaynağı yalnızca tek bir şeyde yatmaktadır ki bu, insanın bir odada kendi kendine, sakin bir şekilde oturmayı becerememesidir.” – Blaise Pascal

  • Künye: Erling Kagge – Gürültü Çağında Sessizlik: Dünyayı Dışarıda Bırakmanın Keyfi, çeviren: Nezihat Bakar Langeland, Alfa Yayınları, anlatı, 124 sayfa, 2020

Thomas de Quincey – Bir İngiliz Afyonkeşin İtirafları (2020)

Thomas de Quincey, hayatının bir döneminde sıkı bir afyonruhu tüketicisiydi.

Yazarın bu bol sanrılı; hayaller, rüyalar ve gerçeküstü olaylarla örülü o yılları, hem kendisini hem de edebiyatını derinden etkiledi

Bunun en iyi örneği de, kuşkusuz ‘Bir İngiliz Afyonkeşin İtirafları’dır.

Quincey’nin her gün bol miktarda afyonruhu tükettiği dönemdeki tanıklığını sunan kitap, bu yönüyle tam bir efsane.

Yazar, bu dönemdeki gerçeküstü sanrılarını, uykusuzluğunu, kâbusa benzer hayallerini ve afyonun hazzı ile acılarını anlatıyor.

Metnin bir diğer özelliği ise, sanatçının kendini ifade etme biçimi ve bağımlılığı arasında bir bağ kurarak, sonraki nesillerde Baudelaire’den Burroughs’a, madde kullanımını edebi bir malzemeye dönüştüren isimlerin önünü açması.

  • Künye: Thomas de Quincey – Bir İngiliz Afyonkeşin İtirafları, çeviren: Fuat Sevimay, Kafka Kitap, anlatı, 128 sayfa, 2020

Wadad Makdisi Cortas – O Sevdiğim Dünya (2010)

1909 yılında Beyrut’ta doğan Wadad Makdisi Cortas, ülkesinin geleceğine önemli katkılarda bulunmuş bir Arap kadını.

Üniversite eğitimini Amerika’da yapan Cortas, ülkesine döndükten sonra okul müdiresi olarak kırk yıl görev almasının yanı sıra, Lübnan Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurulup gelişmesine de katkıda bulundu.

Cortes, başta kadın hakları olmak üzere, toplumsal meseleler konusunda verdiği sıkı mücadelesiyle de biliniyor.

Elimizdeki kitap, Arap dünyasının yakın tarihi ekseninde, Cortes’in sıra dışı hayatından ayrıntılar sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Wadad Makdisi Cortas – O Sevdiğim Dünya, çeviren: Gamze Varım, Metis Yayınları, anı, 232 sayfa

Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü (2010)

‘Holigan’ın Dönüşü’, baskılar nedeniyle ülkesi Romanya’yı terk etmek zorunda kalan ve yıllar sonra geri dönen Norman Manea’nın tanıklığından oluşuyor.

1941’de, beş yaşındayken ailesiyle birlikte Ukrayna’daki Transnistira toplama kampına gönderilen Manea, burada dört sene tutulduktan sonra ailesinin hayatta kalan fertleriyle Romanya’ya geri dönmüştü.

Çavuşesku’nun totaliter rejimin baskısı nedeniyle 1989’da da ülkeyi terk eden Manea, duyarlı ve ayrıntılı üslubuyla dikkat çeken kitabında, savaş öncesi Romanya’yı, Nazileri, tehciri, ülkeyi alt üst eden terör ortamını, komünizmi ve büyük umutlarla ortaya çıkan Doğu Avrupa sosyalizminin iflasını anlatıyor.

  • Künye: Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, anlatı, 372 sayfa