Elif Çongur – Yapısalcılık, Göstergebilim ve Martı (2021)

 

Anton Çehov’un ‘Martı’ adlı oyunu örtük göstergelerle adeta şifrelenmiştir.

Elif Çongur eldeki özenli çalışmasında, yapısalcı yönteme başvurarak bu ünlü eserin işaret ettiği şifrelenmiş dizgeleri açıklığa kavuşturuyor.

Yirminci yüzyılın ortalarında etkinlik kazanan yapısalcılık, gerçeği birbirine bağımlı bir parça-bütün ilişkisi içinde anlama ilkesinden yola çıkan bir öğrenme ve değerlendirme yaklaşımı.

Bir kavram olarak kurumlaşması Prag Dilbilim Okulu’na rastlayan yapısalcı yöntem, yirminci yüzyılın yarısında batı ülkelerinin hemen hepsinde tartışma gündemi yaratan bir akıma dönüştü.

Yapısalcı yöntem, metni şifrelenmiş bir dizge olarak kabul eder.

Oyun metni çözümlemesinde, metinde somut olarak var olan göstergeler değil, işaret ettiği anlam kolayca belirlenemeyen örtük göstergeler önem taşır.

Yüzeydeki görüntünün altında, derinde yatan kuralların ve yasaların oluşturduğu yapıyı arayan yöntem, yapıyı oluşturan birimlerin tek başlarına anlam taşımadıklarını, birbirleriyle olan bağıntılardan anlam kazandıklarını savunur.

Anton Çehov’un ‘Martı’ adlı oyunu örtük göstergelerle şifrelenmiş bir oyun metni olarak karşımıza çıkıyor, yapısalcı çözümleme yöntemi sonucunda yazarın kullandığı tekrarların karakter çözümlemesinde örtük anlamları ortaya çıkardığı görülüyor.

Çongur da incelemesinde, Çehov’un bu oyunundaki temel kurgulamayı ve oyun kişisi yönelimlerini metodolojik olarak saptıyor.

  • Künye: Elif Çongur – Yapısalcılık, Göstergebilim ve Martı, İmge Kitabevi, inceleme, 230 sayfa, 2021

Funda Çoban – Dostoyevski Politikasının Sorunları (2021)

Dostoyevski edebiyatını siyasal sosyoloji bağlamında yeniden yorumlayan özgün bir inceleme.

Funda Çoban, Aristotelesçi politikadan Bahtinyen karnavaleske uzanarak Dostoyevskiyan dünyaya yakından bakıyor.

‘Dostoyevski Politikasının Sorunları’, Platon’un sempozyumundan Aristotelesçi politika ve Bahtinyen karnavaleske; kapitalizm, modernite, ilerleme sarmalından isyan ve ütopyaya; cinsellik söyleminden keşişler, soytarılar ve budalalara Dostoyevskiyan bir yolculuğa davet ediyor.

Çalışma, yazarın Raskolnikov, Nastasya Filippovna, Ivan Karamazov, Yeraltı Adamı, Gruşenka, Prens Mişkin, Stavrogin ve daha nice karakterin oluşturduğu dünyalar içinden geçerek modern sorunları yeni bir bakışla okuyor.

“İlle de dekadans” diyordu Dostoyevski’nin Yeraltı Adamı.

Dekadans çağında edebiyat ve siyasetin yaratıcı yıkımına atfen, eser hem Dostoyevski severleri hem de siyaset sosyolojisi ve tarihle ilgilenen okurlar için önemli bir kaynak.

Kitaptan bir alıntı:

“Fransızların dediği gibi her şey mistik olarak başlar, politik olarak sona erer. Bunu doğrularcasına gizemli bir tutkuyla bağlı olduğum sanatçı dostu Dostoyevski’den yola çıkıp felsefeye, siyaset bilimine, edebiyat eleştirisine ve sosyolojiye gönül vermiş olanlara sesleniyorum. İncelemeyi bitirdikten sonra elinize (yeniden) bir Dostoyevski eseri almaya heves duymanızsa en büyük temennim. Çünkü Dostoyevski tüm karanlığı ve ışıltısı ile kaldırıldığı kitap rafından bize bakmaya devam ediyor.”

  • Künye: Funda Çoban – Dostoyevski Politikasının Sorunları, Nika Yayınevi, inceleme, 384 sayfa, 2021

Kadir Dede – Edebiyatın Ulusu Ulusun Edebiyatı (2021)

Cumhuriyetin ilk yıllarında yayımlanmış romanların ulus inşasında ne gibi roller üstlendiği hakkında nitelikli bir inceleme.

Kadir Dede, romanın modernleşme ve milliyetçilikle olan karmaşık ilişkisini aydınlatıyor.

‘Edebiyatın Ulusu, Ulusun Edebiyatı’, Ziya Gökalp’in betimlemesinden aldığı ilhamla 1923-1938 yılları arasında yayımlanmış romanların Türk ulusunun inşası doğrultusunda yüklendiği rolleri bir yandan ulus inşasına dair kuramsal tartışmalar diğer yandan romanın modernleşme ve milliyetçilikle olan karmaşık ilişkisi ışığında ele alıyor.

Bir “hayali cemaat” olarak Türk ulusunun yaygınlaşmasında, bireyler için kurgulanan bir kimliğin okura ulaşmasında ve milliyetçiliğe ilişkin fikirlerin kitleselleşmesinde pay sahibi olan eserleri aynı zamanda edebi olan politiktir iddiasının dayanakları olarak tartışıyor.

Dede, romanlarda yer bulan “biz” ve “öteki” kategorilerine kim ya da ne olduğunu bilmeyen bir kitleye “Türk” olduğunu göstermenin bir aracı olarak yaklaşırken, metinlerin nihai olarak ulus inşa süreçlerinin kritik ancak gölgede kalan bir boyutuna katkı sağladığını; bir hakikat etkisi yaratacak bir biçimde ulusun kökenini oluşturan “hikâye”yi vücuda getirdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Kadir Dede – Edebiyatın Ulusu Ulusun Edebiyatı: Erken Cumhuriyet Döneminde Ulus İnşası ve Roman, Nika Yayınevi, inceleme, 320 sayfa, 2021

Franco Moretti – Uzak Okuma (2021)

Bu çağın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramayı amaçlayan yakın okumaya dayalıdır.

Franco Moretti ise, bu kitapta geliştirdiği “uzak okuma” yöntemi ile edebiyatı anlamanın ve okumanın özgün bir yöntemini sunuyor.

Yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramaya yarayan anlam katmanlarını ortaya çıkarmaya odaklanan, dolayısıyla metindeki merkezî temanın belirlenmesi ve olay örgüsündeki gelişmelerin analizi yoluyla kapsamlı sonuçlara ulaşmayı hedefleyen yakın okumaydı.

Bu anlamda yakın okuma; bireylerin, olayların, fikirlerin gelişimlerinin, etkileşimlerinin; metin yapısının, üslubunun ve argüman modellerinin analizini içeriyordu.

Yakın okumanın edebiyatın gerçek kapsamını ve doğasını ortaya çıkaramayacağının altını çizen Franco Moretti, verdiği bir örnekte, 19. yüzyıl Britanya romanlarına ilişkin bir yakın okumanın, yayınlanan tüm romanların yalnızca %5’ine ulaşılabileceği için dönemin edebiyat kavrayışı hakkında hiçbir şey söylemeyeceğini vurguluyor.

Moretti’ye göre okuma stratejisinin değişme zamanı gelmiştir: Edebiyatı anlamak için okumayı bırakmamız gerekir!

Moretti, 2000 yılında kaleme aldığı “Dünya Edebiyatı Üzerine Mütalaalar” başlıklı makalesinde geliştirdiği uzak okuma kavramıyla, veri analizini öne çıkarıyor.

Moretti’ye göre kolektif bir sistem olarak edebiyatta anlam; iletişim ağları, edebi yapıların sınıflandırılması, z-puanları, temel bileşen analizi, kümelenme katsayısı, ağ kuramı ve olay örgüsü analizi ile niceliksel bir bütünlük olarak kavranmalıdır.

Moretti, edebiyatı analiz etmenin alışılmadık bir yolunu önerdiği ‘Uzak Okuma’ ile edebiyatı veri olarak kabul ederek geleneğe meydan okuyor.

  • Künye: Franco Moretti – Uzak Okuma, çeviren: Onur Gayretli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2021

Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında (2021)

Büyük yazar Elias Canetti, Kafka’yı kendisine o kadar yakın görüyordu ki, Stockholm’e Nobel ödülünü almaya giderken, aslında “Kafka’ya eşlik ettiğini” belirtmişti.

Bu kitap ise, Canetti’nin Kafka üzerine notlarını, yazılarını ve konuşmalarını bir araya getirmesiyle çok değerli.

Canetti Vakfı’nın görevlendirmesiyle Susanne Lüdemann ve Kristian Wachinger tarafından yayıma hazırlanan çalışma, Canetti’nin “Öteki Dava” denemesinin yanı sıra, denemenin yazılmasından önceki 1946–1966 yıllarında, deneme üzerinde çalıştığı 1967–68 yıllarında ve daha sonraki 1969–1994 yıllarında yazdığı notlar yer alıyor.

Kitapta ayrıca Canetti’nin 1948 yılında Bryanston Summer School’da verdiği “Proust, Kafka Konferansı” ve 10 Mayıs 1980’de, kendisine verilen Johann Peter Hebel Ödülünün töreninde yaptığı “Hebel ve Kafka” başlıklı konuşma da yer alıyor.

Canetti, Kafka ile ilk kez, 1930/31 kışında, tek romanı ‘Körleşme’ üzerinde çalışırken, Viyana’daki Lanyi kitabevinde karşılaştığı ‘Dönüşüm’ ve ‘Açlık Sanatçısı’nı okuyarak tanıştı.

Canetti’nin, ‘Körleşme’nin sonraki akışı üzerinde etkili olduklarını itiraf ettiği bu iki öyküyü okuması, Kafka’yla ömür boyu süren ve izleri bu kitapta toplanan tartışmasının başlangıcına işaret ediyor.

Kitap, Canetti’nin Kafka’ya ilişkin düşüncelerini sunduğu gibi, kendi hayatından ilginç ayrıntılar da barındırıyor.

  • Künye: Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında, çeviren: Mustafa Tüzel, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Ricardo Piglia – Kurmaca ve Eleştiri (2021)

Her yazar adayının muhakkak okuması gereken bir kitap.

Arjantinli büyük yazar ve düşünür Ricardo Piglia, yazarlığın, herkesin gördüğü şeyi başka biçimde görme mesleği, gerçekliğin ise her şeyden önce bir görme biçimi olduğunu belirtiyor.

‘Kurmaca ve Eleştiri’, gerçekle kurgunun kesiştiği bulanık alana odaklanarak, her şeyin yazılabileceğinden ve yaşanan tüm gerçekliklerin romana dönüştürülebileceğinden hareket ediyor ve bu bağlamda kalemi kuvvetli bir yazar olmanın koşulları nedir, bir yazar okurlarıyla nasıl iletişim kurmalıdır gibi, yazma sanatı ve geleneği üzerine önemli tespitlerde bulunuyor.

Piglia bunu yaparken de, Faulkner, Hemingway, Fitzgerald, Poe, Borges, Cortàzar gibi dünya edebiyatının dev isimlerinin yapıtlarını derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Ricardo Piglia – Kurmaca ve Eleştiri, çeviren: Pınar Savaş, Deli Dolu Yayınları, edebiyat kuramı, 168 sayfa, 2021

Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu (2021)

Felsefe nedir?

Edebiyat nedir?

Gül Turanlı, felsefe ve edebiyat alanında devrimci çözümlemeler yapmış Gilles Deleuze’ün felsefe ve sanat tarihinden seçtiği isimlere dair yorumlarını analiz ederek bu sorulara yanıt arıyor.

Turanlı kitabının ilk bölümünde, Deleuze’ün ‘Felsefe Nedir?’ kitabını merkeze alarak kavram yaratma sanatını Deleuze’ün Spinoza, Bergson ve Nietzsche okumalarıyla çözümlüyor.

İkinci bölümde, Deleuze’ün Platon’dan Descartes’a uzanan geniş bir zaman diliminde, felsefe dünyasına ne gibi eleştiriler getirdiğini çözümlüyor.

Üçüncü bölüm, Deleuze’ün felsefe-edebiyat ilişkisine odaklanarak özellikle edebiyat tarihinden seçtiği metinlerde genelde sanat, özelde edebiyatla karşılaştırma biçimlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Turanlı çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise, toplum ve kültürün temelindeki dil, yapı, tarih, ekonomik üretim ya da iktidar ilişkileri üzerinde duruyor ve bunu yaparken de Deleuze ve Félix Guattari’nin araştırma alanlarını edebiyat metinleri üzerinden arzuya yöneltme durumlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu, Çizgi Kitabevi, felsefe, 304 sayfa, 2021

Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri (2020)

‘Frankfurt Dersleri’, Avusturyalı büyük yazar ve şair Ingeborg Bachmann’ın çağdaş edebiyata farklı yönleriyle baktığı beş dersini bir araya getiriyor.

Bachmann’ın Kasım 1959 ile Şubat 1960 tarihleri arasında Frankfurt Üniversitesi’nde misafir doçent sıfatıyla verdiği bu dersler, çağdaş yazının sorunlarını merkeze alıyor.

Bachmann derslerinde, yazarın rolü ve sorumluluğu, dil etiği, estetik, yazarın ve şairin hakikatle ilişkisi, edebiyatın toplumsal işlevi, “Ben” sorunsalı ve isimlerle ilişki, Dil’in doğası ve sınırlamaları, çağdaş yazında yazarın konumu ve ütopya olarak edebiyat gibi, çağdaş edebiyata dair çok önemli temaları tartışıyor.

Dersler, Bachmann’ın savaş ve faşizm deneyimiyle ilişkilenen düşüncelerini sergilemesiyle de ayrıca önemli.

  • Künye: Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri, çeviren: İlknur Özdemir, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat kuramı, 104 sayfa, 2020

Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin (2020)

Kafka edebiyatının sıkı bir felsefi analizi için muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Gilles Deleuze ve Félix Guattari, çağımızın en büyük yazarlarından olan Kafka’nın yapıtlarından mektuplarına ve günlüklerine neredeyse tüm külliyatını kat ederek, Kafka’yı kullandığı kelimeler, metaforlar, simgeler ve semboller üzerinden politik ve felsefi bir bakış açısıyla yeniden okuyor ve bu büyük yazarın yarattığı müstesna dilin büyük toplumsal makineleri nasıl parçalayıp dağıttığını ortaya koyuyor.

Felsefenin sanat yapıtını kullanma, onu kendine mal etme stratejileri; aşırı yorumun olanakları; dil üzerinde yeni bir alan oluşturma gerekliliği gibi konular üzerine okurunu düşünmeye davet eden çalışma, Kafka’yı başka bir gözle okumak için harika bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Kafka yalnızca yabancılaşmış çalışma koşullarını düşünmekle kalmaz: Dehası, erkeklerin ve kadınların, yan yana sürdürdükleri faaliyetlerinde, aşklarında, protestolarında, öfkelerinde de makinenin parçası olduklarını öne sürmesinden ileri gelmektedir.”

  • Künye: Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 144 sayfa, 2020

Hans Bertens – Edebi Teori (2020)

Edebi teoriye iyi bir giriş arayanlara, bu kitabı muhakkak öneririz.

Çalışma, örneğin 1930’ların ortalarından 1970’e kadar ABD’deki edebiyat eleştirisine egemen olan Yeni Eleştiri’yi çok yönlü bir şekilde incelemesiyle, aynı zamanda usta işi bir edebi teori tarihi olarak da okunabilir.

Hans Bertens, pratik eleştiriden biçimciliğe, Fransız yapısalcılığından 1970 ve 80’lerde edebiyata ağırlığını koyan sınıf, cinsiyet ve ırk kavramlarına, Derrida’nın yapısökümünden Foucault, Lacan, Fransız feminizmi ve postmodernizmin edebi teoriye katkılarına, kültürel çalışmalardan yeni tarihselcilik ve kültürel materyalizme, postkolonyal eleştiriden post-hümanizm, ekolojik eleştiri ve hayvan çalışmalarına edebi teori alanına giren hemen her konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Hans Bertens – Edebi Teori, çeviren: Abdurrahman Aydın, Sel Yayıncılık, edebiyat kuramı, 258 sayfa, 2020