Charles Gates – Antik Kentler (2021)

Antik Yakındoğu, Mısır, Yunan ve Roma dünyalarının kentlerini, ağırlıklı olarak fiziksel görünüm, kentsel biçim ve bu kentlerin kültürel ve tarihsel bağlamları üzerinden izleyen usta işi bir eser.

Charles Gates’in, şimdi dördüncü baskısına ulaşan kitabında kilit unsur da mimaridir.

Gates, antik kentleri, sokakları, meydanları ve bunların aralarındaki diğer alanları dolduran binalar, bunların kent planı içindeki düzenleri ve antik toplumlardaki işlevlerini derinlemesine ele alıyor.

Kitap böylece, uzun zaman önce yaşamış insanlarca inşa edilmiş bina ve nesnelerin Akdeniz havzası ve Yakındoğu’daki uzak atalarımızın yarattıkları ve içinde yaşadıkları kentsel ortamları anlamamıza nasıl yardımcı olabileceklerini gösteriyor.

Kentsel merkezlerin izini Yakındoğu’nun MÖ dokuzuncu ve altıncı binyıllarda ortaya çıkışlarından MS dördüncü yüzyılın başlarında paganlığın sonlarına dek süren yazar, bunları yaparken de, arkeoloji başta olmak üzere, sanat ve mimarlık tarihi, kentçilik, antropoloji, coğrafya, tarih, filoloji ve edebiyat araştırmaları gibi farklı alanlardan yararlanıyor.

  • Künye: Charles Gates – Antik Kentler: Antik Yakındoğu, Mısır, Yunan ve Roma’da Kentsel Yaşamın Arkeolojisi, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 608 sayfa, 2021

Bruno Taut – İstanbul Günlüğü (2021)

Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınmış Bruno Taut, İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev almıştı.

Taut’un 1936-1938 arasını kapsayan bu günlüğü, hem kişisel dünyası hem de İstanbul’un yakın tarihi üzerine eşsiz bir kaynak.

Alman dışavurumculuğunun önemli temsilcilerinden olan Taut, Berlin Siedlung programının 1924-33 yıllarındaki baş mimarıydı.

Taut’un sürgün hayatı Nasyonal Sosyalistlerin iktidara gelmesiyle başladı ve 1933’te Japonya’ya, 1936’daysa Türkiye’ye yerleşti.

24 Aralık 1938’deki ölümüne dek hayatını sürdüreceği İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaptı ve eş zamanlı olarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nda İnşaat Dairesi Başkanlığı görevini de yürüttü.

Taut Türkiye’de geçirdiği süre boyunca, ağırlıklı olarak profesyonel yaşamında gerçekleşen gelişmeleri kısa kısa notlar şeklinde günlüğüne kaydeder.

Günlüğünde, bu süreçte dirsek temasında bulunduğu Erken Cumhuriyet döneminin farklı meslek gruplarına mensup önemli aktörleriyle olan ilişkilerini, mimarlık kavrayışlarını teknik gerekliliklerin ötesine taşımayı amaç edindiği öğrencileriyle olan yoğun mesaisini ve gerek akademisyen gerekse tasarımcı kimliğiyle ortaya koyduğu mimarlık üretiminin düşünsel süreçlerini aktarıyor.

  • Künye: Bruno Taut – İstanbul Günlüğü: 10.11.1936 – 13.12.1938, çeviren: Tevfik Turan, Kırmızı Kedi Yayınevi, günlük, 384 sayfa, 2021

Murat Çetin – ‘İç’ten ‘İç’e (2021)

İç mimarlık, mimarlık alanında çoğunlukla küçümsenir.

Peki, bunun nedenleri nedir?

Murat Çetin burada, mimarlıkla iç mimarlığın ayrışma sürecini ele alıyor ve bu ayrışmanın tarihsel kökenlerini ve dayanaklarını gözler önüne seriyor.

Bunu yaparken farklı disiplinlerden yararlanan Çetin, bu ayrışmanın özünde politik ve kapitalizme özgü bir ayrışma olduğunu gösteriyor.

Mimarlıkta bugün söz konusu ayrışmanın hangi boyuta vardığını, medya ve teknolojinin bu kutuplaşmada ne gibi etkileri olduğunu, en önemlisi de bu yarılmanın kamuoyunda kendine nasıl yer bulduğunu irdeleyen yazar, bu bağlamda mimarlık teorisini yönlendiren felsefi akımları, küresel politik gelişmelerin mimar ve iç mimarların gündelik pratiklerine, mesleki örgütlenmelerine, eğitim sistemlerine ve kurumsallaşmasına nasıl yansıdığını ele alıyor.

Çetin bununla da yetinmeyerek, iç mimarlık-dış mimarlık ayrışmasının nasıl aşılabileceği konusunda kimi önerilerde de bulunuyor.

Bilhassa iç mimarların muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Murat Çetin – ‘İç’ten ‘İç’e: Mimarlıkta “İç” Meselesinin Ekonomi-Politik Serüveni, Nika Yayınevi, mimari, 552 sayfa, 2021

Uğur Tanyeli – Mimar Sinan (2020)

Popüler kültürde Mimar Sinan imgesinin nasıl inşa edildiği üzerine harikulade bir çalışma.

Uğur Tanyeli, şu ana kadar yazılmış Sinan ve Sinan çağı mimarisi tarihlerini de kapsamlı bir bakışla tartışmaya açıyor.

Onaltıncı yüzyıl Osmanlı mimarlığını Sinan’ın eserleri bağlamında tartışmaya açarak başlayan kitap, devamında da,

  • Onaltıncı yüzyılda mekânın matematiksel ve resimsel kavranışı,
  • Sinan mimarlığının sosyoekonomik dinamikler,
  • Osmanlı düşünce geleneklerinde mimarlığın yeri,
  • Özgün otobiyografik metinlerinde Sinan ve mimarlığının nasıl tasvir edildiği,
  • Antikite’nin mirasının Sinan’ın mimarlığı üzerindeki etkileri,
  • Edirne Selimiye Külliyesi örneğinde Sinan’ın çalışmalarında yapım sürecinin nasıl işlediği,
  • Şii-Sünni rekabetinin mimarlığa yansımaları,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Sinan’ı ele alırken, onu mümkün mertebe kutsallaştırmamaya özen gösteren çalışmanın ikinci kısmındaysa, Türkiye’de Sinan’ın bir kültür kahramanı olarak nasıl inşa edildiği sorunsallaştırılıyor.

Tanyeli bu kısımda da, yenilmişlik psikozu ile Sinan imgesi arasındaki ilişkiyi, Sinan’ın 16. yüzyılın olağan toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel gerçekleri bağlamında görmekten kaçınan popüler damarın neden var olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Mimar Sinan: Tarihsel ve Muhayyel, Metis Yayınları, mimari, 544 sayfa, 2020

Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir (2020)

Doğan Kuban’ın, İstanbul kent tarihi ve mimarisi üzerine eşsiz çalışması ‘İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir’, yeni ve kaliteli baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kuban burada, İstanbul’un Romalı-Bizanslı kimliğinden bugüne uzanan süreçte yaşadığı gelişim ve değişimi yapılar, meydanlar, mimarlar ve hükümranlık kuran kültürler üzerinden çok geniş bir perspektifle ele alıyor.

Aynı zamanda, bu kadim kentin gerçek anlamda bir biyografisi olarak okunabilecek kitap, kentin kültürel kimliğinden planlamasına, arkeolojisinden ulaşımına, Batılılaşma çabalarından yasadışılığa karşı verdiği savaşa kadar çok ayrıntılı bir değerlendirme barındırıyor.

1953’ten bu yana İstanbul üzerine yazan Doğan Kuban, İstanbullu’nun gözüyle, İstanbul’u, betimlemeden çok eleştirel gözlemlere ağırlık veren bir üslupla irdeliyor ve mimarın, plancının ve bilinçli aydınların içinde yaşadıkları bu kenti sevmeleri kadar sorgulamalarının da önemine dikkat çekiyor.

  • Künye: Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir: Kent ve Mimarlık Üzerine İstanbul Yazıları, YEM Yayın, mimari, 372 sayfa, 2020

Minna Silver, Gabriele Fangi ve Ahmet Denker – Çölün Gelini Palmira (2020)

Görkemli Palmira harabeleri, IŞİD’in bölgeyi işgalinden sonra dünyanın gündemine oturdu.

Bu korkunç çete, antik kalıntıları ve restore edilmiş yapıları dinamitleyerek yerle bir etti, o da yetmedi heykelleri çekiçlerle parçaladı, mumyaları acımasızca imha etti.

İşte bu enfes çalışma, bu yok edilen mirası yeniden canlandırıyor.

Kitap, Palmira’nın tarihsel serüvenini kapsamlı bir şekilde izliyor ve buna ek olarak modern teknoloji ve görüntüleme yöntemlerine başvurarak Palmira kentine havadan ve uzaydan ne şekilde yaklaşabileceğimizi saptıyor.

Minna Silver, Gabriele Fangi ve Ahmet Denker’in muazzam çabasıyla ortaya çıkan kitap, eski haritalar, çizimler, tablolar, fotoğraflar ve dijital görüntülerden yararlanarak bu eşsiz kültür mirasını kayıt altına alıyor.

Suriye’nin orta yerinde, etrafı çöl kumlarıyla çevrili yeşil bir vahada yer alan antik Palmira kentinin kültür mirasını daha iyi anlamamıza yardımcı olacak ve hatıraları koruyacak pek çok görsel burada.

  • Künye: Minna Silver, Gabriele Fangi ve Ahmet Denker – Çölün Gelini Palmira: Görüntüleri, Kalıntıları ve Kültürel Hatırasıyla, çeviren: Yasemin Alptekin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, mimari, 300 sayfa, 2020

Melih Aşanlı – Geleneksel Yapı Teknikleri (2016)

Herkes kendini evini yapmak ister.

Fakat bunu tümüyle doğal ve ekolojik yöntemlerle yapabilmek, ayrı bir maharet ister.

Kendisi de kırsala yerleşerek yeni baştan evini tasarlayan Melih Aşanlı, evin nasıl bir araziye inşa edileceğinden malzemelerin nasıl seçileceğine, doğayla uyum içinde bir ev yapmak isteyenler için dört dörtlük bir rehber sunuyor.

  • Künye: Melih Aşanlı – Geleneksel Yapı Teknikleri, Yeni İnsan Yayınevi

Steen Eiler Rasmussen – Şehirler ve Yapılar (2020)

Mimarlık literatüründe özel bir yere sahip olan ‘Şehirler ve Yapılar’, yalnızca mimari ve şehircilik alanında değil, kültür tarihi alanında da önemli bir kitaptır.

Pek çok çizimle zenginleşen kitap, bir yapıyı yalnızca kendi başına bir eser olarak değil, aynı zamanda içinde bulunduğu şehirle ilişkisi içinde ele alıyor.

Kentlerin belirli ideallere işaret eden varoluşlara sahip olduğunu belirten Steen Eiler Rasmussen, anıtlar ve yapıları tek tek bir bütünün parçası olarak değerlendiriyor.

Pek çok şehir ve yapıyı inceleyen çalışma, şehirlere ve buralardaki anıtsal yapıtlara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor.

  • Künye: Steen Eiler Rasmussen – Şehirler ve Yapılar, çeviren: Deniz Özden, Arketon Yayıncılık, mimari, 208 sayfa, 2020

Ayşe Derin Öncel – Apartman (2010)

Ayşe Derin Öncel, alt başlığı ‘Galata’da Yeni Bir Konut Tipi’ olan ‘Apartman’da, Osmanlı’nın konut kültürünün gelişiminin önemli örnekleri olan Galata’daki apartmanları inceliyor.

Beyoğlu’nun kozmopolit nüfusunun 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artmasıyla ortaya çıkan konut ihtiyacını karşılamak amacıyla, Osmanlı ve yabancı usta ve mimarlar, yeni bir konut tipinin gelişmesini sağlayacaktı.

İşte Öncel’in elimizdeki çalışmasını nitelikli kılan hususlardan biri, ilk örnekleri Galata’da kısa sürede inşa edilen, ancak daha sonra İstanbul’un diğer mahallelerine de yayılan bir konut tipinin ilk örneklerini incelemesidir diyebiliriz.

Öncel, altı bölümden oluşan kitabında,

  • Tanzimat döneminde kent mekânlarında yaşanan dönüşümü,
  • Apartmanlardan önceki ahşap, taş, tuğla kârgir konutları ve apartmanların ortaya çıkışını hazırlayan koşulları,
  • Apartmanların mimari biçimlenmesini,
  • On dokuzuncu yüzyıl sonlarında Pera’daki sosyal hayatı ve yaşam biçimlerini,
  • Apartman konutlarında kolektif yaşamı,
  • Apartman dairelerinin iç mekân düzeni ve plan tiplerini,
  • Ve daha çok pek ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Künye: Ayşe Derin Öncel – Apartman, Kitap Yayınevi, mimari, 421 sayfa

Stephen Graham – Dikey Dünya (2020)

Stephen Graham’ın bu özgün çalışması, sınıf eşitsizliklerine yaşadığımız dikey mimarinin nasıl zemin hazırladığı üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Zenginlerin yüksek katlı rezidanslarına ulaştıran asansörler, nasıl oluyor da dünyanın zorlu çalışma koşullarına sahip maden işçilerini yeraltının derinliklerine indirebiliyor?

Gökdelenler, gösteriş ve şiddeti nasıl aynı anda üretebiliyor?

Lüks konutlar, var olan büyük yoksulluğun üstünü hangi yollarla örtmeye çalışıyor?

Kanalizasyonlar bir toplumun sosyolojisine dair bize neler söyleyebilir?

Dünyaya ve kente, üçüncü boyut olarak tanımladığı dikey eksenle bakan, böylece var olan eşitsizlik, siyaset ve coğrafyaya farklı bir perspektiften irdelemeye koyulan Graham, bu sorulara aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Dünyadaki yerimiz üzerine daha derin düşünmek isteyenlerin zevkle okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Stephen Graham – Dikey Dünya: Uydulardan Sığınaklara, çeviren: Ali Karatay, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2020