Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev (2021)

Bir Tanrı varsa bile, bizim saygı ve sevgimize layık bir varlık mıdır?

Zihnimizde unutulmaz yer edinmiş Marquis de Sade, kendine has tarzıyla Tanrı üzerine düşünüyor.

Fransız edebiyatçı ve de Sade’ın kitabı, Tanrı’yı özgün ve benzersiz bir durumdan yola çıkarak düşünüyor.

Ona göre ateizm, şiddetli ve çelişik bir fetihtir; çocukluğumuzun korkunç oyuncaklarının insanlığın yüreğinden ve belleğinden tamamen sökülüp atılmasıdır.

  • Ne Tanrı ne de din varsa evreni yöneten kimdir?
  • Maddenin sürekli hareketi her şeyi açıklar mı?
  • ‘Doğamız gereği’ ölümsüz olmayı arzulamamız sonsuzluğun bir kanıtı mıdır?
  • Peki, bizi ürküten bu karanlık, bu sonsuz yok oluş korkusunu ne yapmalı?

Dönemin karmaşası ve anlam kargaşası içerisinde de Sade, “Felsefe her şeyi söylemelidir” diyor; sansüre ve her tür despotizme karşı her şeyi söylemelidir.

Bu kitap ile yazar, okuru, hapishane hücresinin yalnızlığından taşan felsefi bir tutarlılık arayışına davet ediyor.

  • Künye: Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev, çeviren: Işık Ergüden, Fol Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2021

John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi (2021)

Dört dörtlük bir dinler tarihi çalışması arayanları bu tarafa alalım.

John Renard’ın 40 yılı aşan çalışmalarının ürünü olan bu kapsamlı kitap, dünyadaki sekiz büyük dini geleneği ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Davut Yıldızı nedir?
  • Bu kadar çok farklı Hıristiyan kilisesi nasıl ortaya çıktı?
  • Ahiretle ilgili İslami kavramlar nelerdir?
  • Taoculukta cennet ve cehennem inançları var mıdır?
  • Dalay Lama kimdir ve neden Budistlerin gözünde büyük önem taşır?

Renard kitabında Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Budizm, Hinduizm, Taoculuk, Konfüçyüsçülük ve Şinto gibi dünyadaki sekiz büyük dini geleneğin tarihi, inançları, sembolleri, ritüelleri, liderleri ve gelenekleri hakkında 1000’i aşkın soruya yanıt veriyor.

‘A’dan Z’ye Dinler Tarihi’, yanlış bilgileri ve yanlış anlamaları ortadan kaldırması, ayrıca kültürel ve tarihsel farklılıkları açıklamaya yardımcı olarak okuyucuya dünyanın büyük dinleri hakkında kapsamlı bir kavrayış sağlamasıyla çok önemli.

  • Künye: John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi, çeviren: Funda Sezer, Say Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2021

Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık (2021)

Siyasal İslamcılığın nasıl bir çıkmaz olduğunu görmek için Türkiye’nin son 20 yılına bakmak dahi yeter de artar.

Menderes Çınar, 40 yıl önceki Milli Görüş hareketinden bugüne uzanarak siyasal İslamcılığın demokrasiye ve siyasete indirdiği ağır darbeleri gözler önüne seriyor.

Çınar’ın çalışması, siyasetin konjonktür, mekan ve ajan üçlüsünün eklemlenmesi ile yarattığı ivmeyi 40 yıl öncesine giden Milli Görüş hareketinden başlatarak son

19 yılın siyasal ve sosyal evrenini tamamen kaplayan İslamcı bir siyaset özelinde tartışıyor.

Çınar, son dönem iktidarlarının siyasete indirdiği ağır yaralayıcı darbelerin ülke insanında yarattığı umutsuzluğu da yas tutmadan, açıklayıcı ve umut verici bir tartışmayla ele alıyor.

  • Künye: Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık: AKP’nin 20 Yılı, Nika Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2021

Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar (2021)

Son yıllarda özellikle de büyükşehirlerde, yoga-meditasyon stüdyoları çoğalmaya başladı.

Peki, insanlar neden bu tür inanç ve pratiklere ilgi duyuyorlar?

İşte ‘Türkiye’de Spiritüel Arayışlar’ araştırması, geleneksel dinî pratiklerden ziyade kişisel/öznel deneyimi öne çıkaran bu tür arayışların nedenlerini ortaya koyuyor.

Çalışma, 1 Ekim 2018’de başlayıp 1 Mart 2020’de biten “Türkiye’de Spiritüel Arayışlar” adlı projenin sonuçlarını barındırıyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, bu hareketleri yalnızca farklı, ilginç ve renkli faaliyetler olarak görmeyip başta din olmak üzere Türkiye’de toplumsal değişmenin önemli bir semptomu olarak ele alması.

Çalışma bu yönüyle, büyük çoğunluğu Müslüman olan, resmî dinî örgütlenmesi (Diyanet İşleri Başkanlığı) bütünüyle İslâm’ın Sünni/Hanefi yorumu çerçevesinde şekillenmiş bulunan ve bu nedenle de diğer dinler bir yana İslâm’ın farklı mezheplerine bile olumlu bir gözle bakmayan bir dinî atmosfer içinde yaşayan Türkiye’de bireysel/öznel dinî inanç ve pratiklerin nasıl yaşandığı, bu hareketlere duyulan ilginin toplumsal olarak ne anlama geldiği ve neye denk düştüğünü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar: Deizm, Yoga, Budizm, Meditasyon, Reiki vb., İletişim Yayınları, inceleme, 365 sayfa, 2021

Nagihan Doğan – Dinin İktidarı İktidarın Dini (2021)

Nagihan Doğan’ın bu nitelikli incelemesi, İslam tarihinin 750-833 yılları arasını merkeze alarak din-siyaset ilişkisini tarihsel bir analizle ele alıyor.

Bu tarih, bir din olarak İslâm ve onun temsilcisi konumundaki ulemanın siyasete yön verme çabası ile siyasi faillerin dini kendi çıkar ve ilgilerine göre biçimlendirme çabası arasındaki mücadele ve etkileşimin tarihidir.

Dört halife dönemine uzanan dinî-siyasi ayrışmalara, Sünni-Şii hizipleşmesine ve bu hizipleşme içinde Abbasilerin Emevi geçmişini Sünni geleneğe oturtma stratejisine eğilen analiz, sonra Abbasilerin Sünni hilafet doktrinini kendi yönetimlerini meşrulaştıran bir kaynak olarak geliştirmelerine odaklanıyor.

Doğan bununla da yetinmeyerek, Abbasi iktidarının kendi koyduğu “İslâmî yönetim” ölçütlerine ne kadar uyduklarını da inceliyor.

İktidarlarla ulema arasındaki mücadele ve din âlimlerinin maruz kaldığı baskı deneyimi, kitapta başlı başına ilgiye değer bir fasıl oluşturuyor.

İslâm tarihi kadar, genel olarak devletin ve iktidarın tarihine ilgi duyanlara da yoldaşlık edecek bir kaynak kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Din ve devletin ikiz kardeşler olması ne Kurânî bir tasvir ne de var olan gerçekliğin izahıdır. Geçerliliğini ve kutsiyetini temel İslâmî kaynaklardan alan ideal devlet şekli olarak gösterilen hilafet de, aslında beşerî ve tarihsel bir müesseseden fazlası değildir. Ne temel İslâmî kaynaklar yeryüzünde tanrısal düzenin garantörü olarak hilafetten söz etmiş ne de din ile siyaset klasik İslâm yazınında sunulduğu kadar iç içe olmuştur. Siyasetin … Müslümanların içtihadına terk edilmiş bir alan olduğu çok açıktır. Bu bakımdan, İslâm toplumlarında din-siyaset ya da din-iktidar ilişkisi, sadece teolojinin değil aynı zamanda ve hatta daha çok tarihin konusudur.”

  • Künye: Nagihan Doğan – Dinin İktidarı İktidarın Dini: Hilafet, Siyaset ve İslâm (750-833), İletişim Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2021

Bernard Lewis – İslam’ın Siyasal Söylemi (2021)

İslam dininin siyasi alan içerisinde geliştirmiş olduğu söylemi tarih içinde nasıl gelişti?

Bernard Lewis, İslam dünyasındaki siyasi yapının unsurlarını sosyolojik, dilbilimsel, etimolojik, siyasal ve tarihsel bir okumaya tabi tutuyor.

Kitapta, “Cihat aslında ne demektir?”, “Müslümanların kanun anlayışı nedir?” ve “İslam’ın kâfirlere karşı tutumu nedir?” gibi önemli soruların yanıtları aranıyor.

Edebi ve tarihi kaynakları ele alan Lewis, İslam’ın siyasal söyleminin gelişiminin, Peygamber’in zamanından günümüze kadar izini sürüyor, bunun yanı sıra, Arapça, Türkçe ve Farsça belgeleri inceleyerek İslam’ın siyaset düşüncesi ile Batı siyaset teorisi arasındaki farkları ortaya koyan Lewis, bununla birlikte İslam dünyasındaki siyaset algısına, tartışmalarına ve uygulamalarına ışık tutuyor.

Günümüzde İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksız hale geldi.

Hatta İslam’ın siyaset sahasında ileri sürdüğü konular ve başlıklar bugün, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar ön planda ve sorgu altında.

Tarihçi ve İslam bilimleri uzmanı Lewis, meseleyi ustaca çevreleyen bu kitabında, İslam dininin siyasi alan içerisinde geliştirmiş olduğu söylemi inceliyor.

‘İslam’ın Siyasal Söylemi’nde yazar, İslam dünyasındaki siyasi yapının unsurlarını sosyolojik, dilbilimsel, etimolojik, siyasal ve tarihsel bir okumaya tabi tutuyor ve bu yapının yüzyıllar içerisinde atılan temellerini ele alıyor.

İslam uygarlığının siyaset sahasında geliştirdiği dile ait örnekleri irdeleyerek kökenine dair kaynaklara işaret eden Lewis’in İslam siyasetine ait unsurlar ile Batı siyaset teorisi ve pratiğini kıyaslaması kitabı özellikle önemli kılıyor.

‘İslam’ın Siyasal Söylemi’, İslam siyaset dilinin tarih içerisindeki serencamını kısa ve öz biçimde sunuyor.

  • Künye: Bernard Lewis – İslam’ın Siyasal Söylemi, çeviren: Ünsal Oskay, Kronik Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2021

Özge Demir – Laiklik İlkesi Bağlamında Türkiye’de Zorunlu Din Dersi ve Muafiyet Sistemi (2021)

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet, fakat paradoksal biçimde din dersleri zorunludur.

Avukat Özge Demir, laiklik ilkesine aykırı olarak verilen ve insan haklarını ihlal eden zorunlu din dersinin neden müfredattan kaldırılması gerektiğini tane tane açıklıyor.

Zorunlu din dersi, cumhuriyetin kuruluşundan beri laiklik ilkesi bağlamında en çok tartışılan konulardan biri oldu.

Söz konusu ders 1939 yılından 1980 yılına kadar kimi zaman zorunlu olarak kimi zaman seçmeli olarak müfredatta yer aldı, kimi zaman ise müfredattan kaldırıldı.

Nihayetinde, anayasada başka hiçbir dersin zorunlu olarak müfredatta yer alacağı belirtilmezken, din kültürü ve ahlak bilgisi 1982 Anayasası’nın 24. maddesi uyarınca ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu derslerden olacağı belirtiliyor.

Demir’in çalışması, tüm bu sürece odaklanırken, ilk bölümde laiklik ilkesi bağlamında zorunlu din dersine nasıl yaklaşılması gerektiğini, ikinci bölümde zorunlu din dersinin tarihsel sürecini, yasal dayanaklarını, içeriğini ve uygulanışını, üçüncü bölümde ise, çocuğun bu dersten muaf tutulması için ebeveynlerin yapması gerekenleri ve zorunlu din dersinden muafiyet hakkında mahkemelerin kararlarını içeriyor.

Çalışma sonuç olarak, laiklik ilkesine aykırı olarak verilen ve insan haklarını ihlal eden zorunlu din dersinin müfredattan kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Zorunlu din dersinin müfredattan kaldırılmaması halinde ise, dinlerini açıklamaya mecbur bırakılmadan ebeveynlerin talepleri doğrultusunda çocuğun tamamen ve uygun bir şekilde dersten muaf tutulması gerekir.

Bununla birlikte, din dersinden muaf tutulan çocuğun, ayrımcılığa maruz kalmaması konusunda devletin gerekli önlemleri de doğal olarak alması gerekiyor.

  • Künye: Özge Demir – Laiklik İlkesi Bağlamında Türkiye’de Zorunlu Din Dersi ve Muafiyet Sistemi, On İki Levha Yayınları, hukuk, 146 sayfa, 2021

Terry Eagleton – Akıl, İnanç ve Devrim (2021)

Ne oldu da geleneksel Hıristiyanlık, İncil’in devrimci tavrına ihanet etti?

Terry Eagleton, Tanrı inancı üzerine ufuk açıcı bir tartışma yürüterek bu soruya yanıt arıyor.

Eagleton, ‘Akıl, İnanç ve Devrim’de, bir yandan “batıl inançlı” Tanrı görüşünü yıkıyor, öte yandan da kurumsal Hıristiyanlığa şiddetli bir saldırı başlatıyor.

Kutsal Ruh’tan Ortadoğu’nun yakın tarihine, Aquino’lu Tomas’tan İkiz Kuleler’e kadar uzanan anlatısında din ve siyasete ilişkin düşüncelerini dile getiren Eagleton biliminsanlarını, ilahiyatçıları, ateistleri ve Tanrı tartışmasını anlamaya hevesli okurları din ve inanca dair ezberlerini bozmaya davet ediyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Akıl, İnanç ve Devrim, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, siyaset, 152 sayfa, 2021

Gershom Scholem – Sabetay Sevi (2021)

Yahudi dünyasını derinden etkilemiş tek mesiyanik hareket üzerine muhteşem bir çalışma.

Gershom Scholem, Sabetay Sevi’nin hayatına ve macerasına yakından bakıyor.

Scholem, 20. yüzyılın en önemli Yahudi entelektüellerinden biridir ve akademik Yahudi mistisizmi çalışmalarının kurucusudur.

Modern düşünürler arasında muhayyilesinin gücü ve zenginliğiyle dikkat çeken Scholem, özellikle başyapıtı ‘Sabetay Sevi: Mistik Mesih’ çalışmasıyla geniş çaplı bir üne sahiptir.

Bu çalışma şimdiye dek Yahudi dünyasının tamamını derinden etkilemeyi başarmış tek mesiyanik hareketin hikâyesini canlı ve ayrıntılı bir biçimde sunmasıyla dikkat çekiyor.

  1. yüzyıl Türkiye’sinde sıradan bir Kabalacı rabbi olan Sabetay Sevi, kendini Mesih olarak ilan ettikten sonra bütün bir Yahudi âlemine yayılan ateşli bir takipçi kitlesine kavuşur.

Sevi’nin zorla İslam dinine döndürülmesi sonrası hareket ağır bir darbe alsa da, gizli bir tarikat olarak varlığını sürdürmeyi başarır.

Yahudi tarihyazımınında muazzam ve çığır açıcı bir çalışma olan elimizdeki eser, hakkında hâlâ çok konuşulan bu sıra dışı figürün ve hareketinin kökeni, yayılışı ve ihtida sonrası tutumunu amprik ve filolojik yetkinliği tutkuyla harmanlayarak anlatmasıyla müstesnadır.

  • Künye: Gershom Scholem – Sabetay Sevi: Mistik Mesih, 1626-1676, çeviren: Eşref Bengi Özbilen, Alfa Yayınları, biyografi, 952 sayfa, 2021

Luise Schorn-Schütte – Reformasyon (2021)

Feodaliteyle birlikte dini iktidarların da sonunu getirmiş Reformasyon sürecinin dört dörtlük bir fotoğrafı.

Luise Schorn-Schütte, Martin Luther’in 1517 yılında yaymaya başladığı tezlerinden 1555 tarihli Augsburg Din Barışı’na kadar süren çalkantılı Reformasyon dönemini başından sonuna izliyor.

Çalışma, önce Orta Avrupa’da, daha sonra Avrupa’nın başka yerlerinde çok ciddi dini, siyasi ve toplumsal sonuçlar doğuran, hatta “ilk burjuva devrimi” olduğu öne sürülen, feodal rejimlerin ve dini iktidarların düşüşünün yanında, dolaylı yoldan Alman ulusunun doğmasının da ön adımı sayılan Reformasyon’u her açıdan ele alıyor.

Kitapta ayrıca, reform çatışmasının taraflarından olan Katolikler ve Protestanların kendi açılarından yaptıkları tarihsel analizlerin yanı sıra günümüz ideolojilerinin ve sosyal tarih anlayışlarının bakış açılarına da değiniliyor.

  • Künye: Luise Schorn-Schütte – Reformasyon: Temelleri, Seyri ve Etkileri, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, tarih, 131 sayfa, 2021