Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz” (2021)

Bugün, iktidarın sopası olarak işlev gören Diyanet, hayatımızın her alanına burnunu sokuyor.

Burcu Karakaş, mevcut iktidarın bize dayattığı toplumsal değişim ile Diyanet’in artan faaliyetleri arasındaki paralellikleri gözler önüne seriyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı kurumlarından biri.

Kurulduğu günden bu yana farklı tartışmaların odağında olan Diyanet, Türkiye’nin değişen siyasi ikliminin de etkisiyle özellikle son on yıldır gündemden düşmüyor.

Karakaş da, Diyanet’in toplumsal ve siyasal süreçlerde üstlendiği rolün giderek güçlenmesinin arkasındaki dinamikleri masaya yatırıyor.

Kitapta, kamusal ve siyasi alanın vazgeçilmez aktörlerinden birine dönüş(türül)en Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı harcamalar, Türkiye Diyanet Vakfı’nın çalışmaları,

Diyanet’in aile, kadın, çocuk ve gençlere yönelik geliştirdiği faaliyetler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla imzaladığı işbirliği protokollerine dayanarak ürettiği politikalar, imzalanan protokollere açılan davalar, kendine ait medya araçları ile topluma ilettiği mesajlar ayrıntılı bir şekilde alınıyor.

Kitap, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile yapılan ve Diyanet’in dünü ile bugününe ışık tutan bir söyleşiyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz”: Diyanet’in İşleri, İletişim Yayınları, siyaset, 262 sayfa, 2021

Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk (2021)

Kemalist modernleşmenin dayattığı “tek tip” din anlayışı, halkta nasıl karşılık buldu?

Gökçen Beyinli, tekke ve tarikatları kapatan 677 Sayılı Kanun ile “laik” Türk Devleti’nin İslama dair yasakların işleyiş sürecini ele alıyor.

1925-1965 dönemini merkeze alarak yasakların devlet ve halk arasında nasıl müzakere edildiğini, hurafelere, türbe ziyaretine ve evliya inancına odaklanarak inceliyor.

Yazar bu amaçla, ilk kez gün yüzüne çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü arşivlerine ek olarak Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları, dönemin İslamcı dergileri, Halkevlerinin yayınları, gazeteler ve ilgili aktörlerin anılarını da incelemeye dâhil ediyor.

Kemalist modernleşmenin halkı “medenileştirme” sürecinde cinsiyet, etnik ve dini farklılığa ve bir arada yaşamaya daha fazla imkân tanıyan, bugüne göre daha çeşitli olan dindarlık biçimlerini zayıflattığını savunan Beyinli, sıradan insanların, yani “sair halk”ın da sesine kulak vererek “cahil,” “saf” gibi değersizleştirici söylemler karşısında nasıl direniş taktikleri geliştirdiklerini açığa çıkarıyor.

Kitap mevlit gibi ritüelleri ve kadınların dini alanda ve camilerde istenmeyen varlığı gibi temaları da tartışıyor.

‘İslam ve Sair Halk’, halk, hurafeler ve türbelerin kadınsılaştırılarak değersizleştirmesinin, “tek tip” din anlayışının egemen olmasında ve dini alanın “eril” normlarla inşa edilmesindeki rolünü tartışarak Kemalist modernleşmenin mirasını farklı bir bakışla görmemize olanak tanıyor.

  • Künye: Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk: Laik Türkiye’de Hurafeler, Kadınlar, Türbeler, Kitap Yayınevi, inceleme, 282 sayfa, 2021

Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken (2021)

Simone Weil’in Tanrı sevgisi üzerine yazılmış yazıları ve mektupları, burada.

Weil’in burada tanımladığı şekliyle Tanrı ve Tanrı sevgisi dini bütün sayılmayan, hatta kendini ateist olarak tanımlayan okura da hitap edecek türdendir.

Zira kitap, sevgi üzerine yazılmış bir methiye niyetine okunmalı.

Weil için Tanrı’nın sevgisi uçsuz bucaksızdır.

Öyle ki, zamanın ve mekânın sonsuzluğu üstünden gelir bulur bizi.

Bizim bekleyişimizden azadedir O’nun gelişi; ama zamanında gelir o…

İnsan, iyiliği beklemek ve kötülüğü uzaklaştırmaktan başka şey yapmamalıdır.

Sadece kötülük tarafından sarsılmamak için kas gücünü kullanmalıdır.

Tanrı’yı arzu etmek ve geri kalan her şeyden vazgeçmek, selamete erdiren budur sadece.

Kitap, Kenan Sarıalioğlu’nun özenli çevirisiyle Türkçede.

  • Künye: Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Fol Kitap, felsefe, 2021

Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini (2021)

Orta-Doğu ile Asya üzerine ve karşılaştırmalı din tarihi hakkında pek çok çalışmaya imza atmış Jean-Paul Roux’nun önemli eserlerinden biri olan ‘Türklerin ve Moğolların Eski Dini’, Türk ve Moğol toplumlarının Antik dönemde ve Ortaçağ’daki dinleri üzerine ilk monografi.

Roux burada, köken söylencelerinden kozmogonilerine, Şamanizme duydukları inançtan maddi hayatın oluşumuna kadar Türklerin ve Moğolların dinsel anlayışlarının usta işi bir dökümünü yapıyor.

Yazar çalışması için şu ana kadar gün ışığına çıkarılmış bütün yazıtların yanı sıra, Oğuzname, Kutadgu Bilig, Irk Bitig ve benzeri temel kaynaklar ile seyyahların anılarından ve Bazin, Barthold, Harva, Pelliot, Vladimirtsov gibi uzmanların çalışmalarına kadar pek çok kaynaktan yararlanmış.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çeviren: Aykut Kazancıgil, Dergah Yayınları, tarih, 349 sayfa, 2021

Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık (2021)

Dünya, hakikaten başkalarına güzel.

Mesela, yirmi iki yaşına kadar Katolik olarak kalmış, sonra kendisini şüpheci olarak tanımlamış Umberto Eco ile Kardinal Carlo Maria Martini, din konusunda en tartışmalı konuları, gayet soğukkanlı bir şekilde tartışabilmiş.

Zamanında bir gazete için hazırlanmış bir yazı dizisi için bir araya gelmiş ikilinin, bize gösterdikleri en güzel şey şu:

Din hakkında tartışılabilir, hassas konular rahatlıkla ele alınabilir ve bu durum hiçbir şekilde insanların birbirlerine olan saygılarından taviz vermek anlamına gelmez.

Eco ve Martini burada, “Yeni kıyamet nedir?”, “Tanrısız bir ahlak anlayışı mümkün mü?”, “Kadınlar dini lider olamaz mı?” ve “Şiddet ile hoşgörüsüzlük arasındaki ilişki nedir?” gibi önemli konuları tartışıyor.

İki isim bunu yaparken de, bizleri “İnananlar ve inanmayanlar arasında yeni ve ortak bir umut inşa edilebilir mi?” sorusu üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık, çeviren: Kemal Atakay, Nora Kitap, din, 104 sayfa, 2021

Blaise Pascal – Taşra Mektupları (2021)

Nietzsche, Blaise Pascal hakkında şöyle yazar:

“Pascal’dan bu yana hiçbir şey yapılmamıştır; onun yanında, Alman filozoflarının sözü bile edilmez.”

Avrupa’da skolastik, dogmatik, sorgulamayan din anlayışının aşılmasında, dindar filozof Blaise Pascal, tek başına on kaplan gücündedir.

Yayımlandığında büyük yankı uyandırmış ve el altından hızla yayılmış ‘Taşra Mektupları’ ise, bunda aslan payına sahiptir.

Düşünür burada, sansürün anlamsızlığı, kutsal yazıların sorgusuz sualsiz kabul edilen otoritesinin yarattığı sorunlar, beşeri yasalar ile dini yasalar arasındaki farklılıklar, sahte bağlılık ve yoksulların din tüccarları tarafından suistimal edilmesi gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Pascal’ın mektupları, Cizvitlerin “gevşek” din ve ahlak anlayışlarına savaş açmak amacıyla yazmış olsa da, dinin o dönemdeki örgütlenişi üzerine getirdiği sıkı eleştirilerle halkın din anlayışının değişiminde büyük bir rol oynadı.

Aynı zamanda Pascal’ın din felsefesine ve aynı zamanda dönemin felsefe, teoloji ve insan anlayışına da ışık tutan ‘Taşra Mektupları’, hakikat yolunda mücadele eden her eleştiricinin kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Blaise Pascal – Taşra Mektupları, çeviren: Mehmet Alkan, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2021

Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi (2021)

Türkiye’de İslamcı gençlik hareketinde önemli yeri olan Akıncılar hareketi, 1975 Aralık ayında resmen kurulan Akıncılar Derneği bünyesinde 1976-1980 arasında örgütlenmişti.

Ertuğrul Zengin de bu çalışmasında, Akıncılar hareketinin oluşum ve eylemini geniş bir pencereden izliyor.

Zengin’e göre, 1976-1980 arasında İslamcı gençlik hareketi, dönemin hâkim İslamcı aktörü olan Milli Selamet Partisi’nin yanında ve hem siyasi sisteme, hem de sosyalist ve Ülkücü gençlik hareketleri karşısında bir siyasi özneydi ve buna bağlı olarak bir eylemlilik içindeydi.

Yazar bu hipotezini de, İslamcı gençlik hareketinin teşkilatlanma, ideolojik yapılanma, siyasi farklılaşma ve toplumsal mobilizasyon kapasite ve etkinliğini değerlendirerek tartışmaya açıyor.

Bu amaçla, o dönemde yayımlanmış İslamcı gazeteler, Akıncılar hareketine katılmış aktivistlerle yapılmış derinlemesine görüşmeler ve İslamcı aktörlerin hatıralarından yararlanan Zengin, kitabının ilk bölümünde, Türkiye İslamcılığının entelektüel köklerini irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü, Türkiye’de İslamcı toplumsal-siyasal hareketin doğuşunu, üçüncü bölüm de, Akıncılar hareketinin doğuşu, örgütlenişi, siyasi ve ideolojik yapılanmasını ele alıyor.

Kitabın dördüncü bölümü, Akıncılar hareketinin mücadele ve özneleşme sürecindeki faaliyetlerini, beşinci ve son bölüm ise, Akıncılar hareketinin toplumsal mobilizasyonunu irdeliyor.

  • Künye: Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi: 1970’lerde İslâmcı Gençliğin Oluşumu ve Eylemi, İletişim Yayınları, siyaset, 350 sayfa, 2021

Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri (2020)

Antik Çağ’ın gizem kültlerinin ritüelleri neydi, tanrıları kimdi?

Daha da önemlisi, bu kültler tek tanrılı dinlerde varlıklarını nasıl muhafaza etti?

Hans Kloft, İran’dan Mısır’a, Küçük Asya’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyada gezinerek bu kültlerin izini sürüyor, gizemlerini araştırıyor.

Kloft bunun yanı sıra, söz konusu kültlerin kurumsallaşmış dinlerin içinde varlıklarını nasıl muhafaza ettiklerini açıklıyor ve Roma İmparatorluğu’yla beraber hızlı bir şekilde yayılan Hristiyanlığın içinde de izleri görülen bu gizem kültlerinin ritüelleri ile tanrılarını, başka coğrafyalardaki benzerleriyle karşılaştırıyor.

Kitap, insanoğlunun tarihin bilinen en eski zamanlarından itibaren yaşam biçimine göre değişiklik gösteren çeşitli kültlere tapınmasını ve bu amaçla farklı boyutlarda dini tapınaklar inşa edişini zengin bir bakışla izleyen iyi bir dinler tarihi çalışması.

  • Künye: Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri: Tanrılar, İnsanlar ve Ritüller, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, din, 112 sayfa, 2020

Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası (2020)

AKP iktidarında din, daha önce akla hayale gelmeyecek oranda hayatımıza sokulmaya, hatta dikte edilmeye başlandı.

Nazırhan Şener’in bu kitabı da, Türkiye’de dinin, özellikle İslam’ın en aşırı mezheplerinden olan selefilik lehine nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi selefi hareket, cihatçı örgütler el-Kaide, el-Nusra ve IŞİD gibi, günümüzde diğer İslami guruplar tarafından da terör olarak nitelendirilen yoğun ve silahlı cihat eylemleriyle adını duyurdu ve duyurmaya devam ediyor.

Şener çalışmasına, selefiliğin tarihsel arka planını aydınlatarak başlıyor ve bu bölümde Ahmed Hanbeli, İbn Teymiye ve Muhammed b. Abdilvehhab gibi selefiliğin fikir babalarının düşüncelerini irdeliyor.

Yine bu bölümde çağımızdaki selefilik olgusu da cihadi selefilik ve siyasi selefilik şeklinde ele alınıp inceleniyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Türkiye’de selefilik konusunu ele alıyor.

Öncülerinin kimler olduğu, nasıl geliştiği ve Türkiye’de bugün selefiliğin durumu, bu bölümün başlıca konuları.

Üçüncü bölüm, selefiliğin teolojik içeriğine ayrılmış ve burada tevhid ve şirk, rububiyet tevhidi, uluhiyet tevhidi ve şefaat gibi selefiliğin temel yaklaşımları açıklanıyor.

  • Künye: Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası, Gazi Kitabevi, sosyoloji, 404 sayfa, 2020

Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm (2020)

“Ağır gelir ölüm

neredeyse tanıdık olup da herkese

kendini tanımadan ölene.”

Romalı filozof Seneca, ‘Thyestes’te böyle demişti.

Tuna Akçay ise bu özgün incelemesinde, Roma dünyasında ölümün nasıl algılandığını, sosyal yaşama nasıl yansıdığını irdeliyor.

Akçay, birçok görsel malzemeyle de zenginleşen anlatısında, ölümün Romalılara göre nasıl bir olgu olduğunu, yaşayanlarla ölümün ve ölülerin ilişkisinin ne şekilde kurulduğunu ve bu girift ilişkinin hangi ritüellerle somutlaştırıldığını ortaya koyuyor.

Kitabı, Roma arkeolojisi, Roma dini, pagan inançları, Roma mezarları ve ölü kültüyle ilgilenenlere hitap ettiği kadar arkeoloji, dinler tarihi ve eski çağ tarihi alanlarına da dâhil edilebilecek önemli bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm: Mezarlar, Ritüeller ve Öteki Dünya, Selenge Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2020