Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık (2021)

Dünya, hakikaten başkalarına güzel.

Mesela, yirmi iki yaşına kadar Katolik olarak kalmış, sonra kendisini şüpheci olarak tanımlamış Umberto Eco ile Kardinal Carlo Maria Martini, din konusunda en tartışmalı konuları, gayet soğukkanlı bir şekilde tartışabilmiş.

Zamanında bir gazete için hazırlanmış bir yazı dizisi için bir araya gelmiş ikilinin, bize gösterdikleri en güzel şey şu:

Din hakkında tartışılabilir, hassas konular rahatlıkla ele alınabilir ve bu durum hiçbir şekilde insanların birbirlerine olan saygılarından taviz vermek anlamına gelmez.

Eco ve Martini burada, “Yeni kıyamet nedir?”, “Tanrısız bir ahlak anlayışı mümkün mü?”, “Kadınlar dini lider olamaz mı?” ve “Şiddet ile hoşgörüsüzlük arasındaki ilişki nedir?” gibi önemli konuları tartışıyor.

İki isim bunu yaparken de, bizleri “İnananlar ve inanmayanlar arasında yeni ve ortak bir umut inşa edilebilir mi?” sorusu üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık, çeviren: Kemal Atakay, Nora Kitap, din, 104 sayfa, 2021

Blaise Pascal – Taşra Mektupları (2021)

Nietzsche, Blaise Pascal hakkında şöyle yazar:

“Pascal’dan bu yana hiçbir şey yapılmamıştır; onun yanında, Alman filozoflarının sözü bile edilmez.”

Avrupa’da skolastik, dogmatik, sorgulamayan din anlayışının aşılmasında, dindar filozof Blaise Pascal, tek başına on kaplan gücündedir.

Yayımlandığında büyük yankı uyandırmış ve el altından hızla yayılmış ‘Taşra Mektupları’ ise, bunda aslan payına sahiptir.

Düşünür burada, sansürün anlamsızlığı, kutsal yazıların sorgusuz sualsiz kabul edilen otoritesinin yarattığı sorunlar, beşeri yasalar ile dini yasalar arasındaki farklılıklar, sahte bağlılık ve yoksulların din tüccarları tarafından suistimal edilmesi gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Pascal’ın mektupları, Cizvitlerin “gevşek” din ve ahlak anlayışlarına savaş açmak amacıyla yazmış olsa da, dinin o dönemdeki örgütlenişi üzerine getirdiği sıkı eleştirilerle halkın din anlayışının değişiminde büyük bir rol oynadı.

Aynı zamanda Pascal’ın din felsefesine ve aynı zamanda dönemin felsefe, teoloji ve insan anlayışına da ışık tutan ‘Taşra Mektupları’, hakikat yolunda mücadele eden her eleştiricinin kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Blaise Pascal – Taşra Mektupları, çeviren: Mehmet Alkan, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2021

Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi (2021)

Türkiye’de İslamcı gençlik hareketinde önemli yeri olan Akıncılar hareketi, 1975 Aralık ayında resmen kurulan Akıncılar Derneği bünyesinde 1976-1980 arasında örgütlenmişti.

Ertuğrul Zengin de bu çalışmasında, Akıncılar hareketinin oluşum ve eylemini geniş bir pencereden izliyor.

Zengin’e göre, 1976-1980 arasında İslamcı gençlik hareketi, dönemin hâkim İslamcı aktörü olan Milli Selamet Partisi’nin yanında ve hem siyasi sisteme, hem de sosyalist ve Ülkücü gençlik hareketleri karşısında bir siyasi özneydi ve buna bağlı olarak bir eylemlilik içindeydi.

Yazar bu hipotezini de, İslamcı gençlik hareketinin teşkilatlanma, ideolojik yapılanma, siyasi farklılaşma ve toplumsal mobilizasyon kapasite ve etkinliğini değerlendirerek tartışmaya açıyor.

Bu amaçla, o dönemde yayımlanmış İslamcı gazeteler, Akıncılar hareketine katılmış aktivistlerle yapılmış derinlemesine görüşmeler ve İslamcı aktörlerin hatıralarından yararlanan Zengin, kitabının ilk bölümünde, Türkiye İslamcılığının entelektüel köklerini irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü, Türkiye’de İslamcı toplumsal-siyasal hareketin doğuşunu, üçüncü bölüm de, Akıncılar hareketinin doğuşu, örgütlenişi, siyasi ve ideolojik yapılanmasını ele alıyor.

Kitabın dördüncü bölümü, Akıncılar hareketinin mücadele ve özneleşme sürecindeki faaliyetlerini, beşinci ve son bölüm ise, Akıncılar hareketinin toplumsal mobilizasyonunu irdeliyor.

  • Künye: Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi: 1970’lerde İslâmcı Gençliğin Oluşumu ve Eylemi, İletişim Yayınları, siyaset, 350 sayfa, 2021

Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri (2020)

Antik Çağ’ın gizem kültlerinin ritüelleri neydi, tanrıları kimdi?

Daha da önemlisi, bu kültler tek tanrılı dinlerde varlıklarını nasıl muhafaza etti?

Hans Kloft, İran’dan Mısır’a, Küçük Asya’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyada gezinerek bu kültlerin izini sürüyor, gizemlerini araştırıyor.

Kloft bunun yanı sıra, söz konusu kültlerin kurumsallaşmış dinlerin içinde varlıklarını nasıl muhafaza ettiklerini açıklıyor ve Roma İmparatorluğu’yla beraber hızlı bir şekilde yayılan Hristiyanlığın içinde de izleri görülen bu gizem kültlerinin ritüelleri ile tanrılarını, başka coğrafyalardaki benzerleriyle karşılaştırıyor.

Kitap, insanoğlunun tarihin bilinen en eski zamanlarından itibaren yaşam biçimine göre değişiklik gösteren çeşitli kültlere tapınmasını ve bu amaçla farklı boyutlarda dini tapınaklar inşa edişini zengin bir bakışla izleyen iyi bir dinler tarihi çalışması.

  • Künye: Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri: Tanrılar, İnsanlar ve Ritüller, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, din, 112 sayfa, 2020

Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası (2020)

AKP iktidarında din, daha önce akla hayale gelmeyecek oranda hayatımıza sokulmaya, hatta dikte edilmeye başlandı.

Nazırhan Şener’in bu kitabı da, Türkiye’de dinin, özellikle İslam’ın en aşırı mezheplerinden olan selefilik lehine nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi selefi hareket, cihatçı örgütler el-Kaide, el-Nusra ve IŞİD gibi, günümüzde diğer İslami guruplar tarafından da terör olarak nitelendirilen yoğun ve silahlı cihat eylemleriyle adını duyurdu ve duyurmaya devam ediyor.

Şener çalışmasına, selefiliğin tarihsel arka planını aydınlatarak başlıyor ve bu bölümde Ahmed Hanbeli, İbn Teymiye ve Muhammed b. Abdilvehhab gibi selefiliğin fikir babalarının düşüncelerini irdeliyor.

Yine bu bölümde çağımızdaki selefilik olgusu da cihadi selefilik ve siyasi selefilik şeklinde ele alınıp inceleniyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Türkiye’de selefilik konusunu ele alıyor.

Öncülerinin kimler olduğu, nasıl geliştiği ve Türkiye’de bugün selefiliğin durumu, bu bölümün başlıca konuları.

Üçüncü bölüm, selefiliğin teolojik içeriğine ayrılmış ve burada tevhid ve şirk, rububiyet tevhidi, uluhiyet tevhidi ve şefaat gibi selefiliğin temel yaklaşımları açıklanıyor.

  • Künye: Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası, Gazi Kitabevi, sosyoloji, 404 sayfa, 2020

Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm (2020)

“Ağır gelir ölüm

neredeyse tanıdık olup da herkese

kendini tanımadan ölene.”

Romalı filozof Seneca, ‘Thyestes’te böyle demişti.

Tuna Akçay ise bu özgün incelemesinde, Roma dünyasında ölümün nasıl algılandığını, sosyal yaşama nasıl yansıdığını irdeliyor.

Akçay, birçok görsel malzemeyle de zenginleşen anlatısında, ölümün Romalılara göre nasıl bir olgu olduğunu, yaşayanlarla ölümün ve ölülerin ilişkisinin ne şekilde kurulduğunu ve bu girift ilişkinin hangi ritüellerle somutlaştırıldığını ortaya koyuyor.

Kitabı, Roma arkeolojisi, Roma dini, pagan inançları, Roma mezarları ve ölü kültüyle ilgilenenlere hitap ettiği kadar arkeoloji, dinler tarihi ve eski çağ tarihi alanlarına da dâhil edilebilecek önemli bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm: Mezarlar, Ritüeller ve Öteki Dünya, Selenge Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2020

Amed Gökçen, Bade N. Çayır ve Zeynep Altop – Kaz Dağları’ndan Toroslar’a (2020)

Ali yolunda ilerleyen Tahtacılar, her ne kadar Alevi üst başlığı altında yer alan Türkmen topluluğu olarak değerlendirilse de kültür ve inanç açısından ne sadece Türkmen ne de Alevi tanımları içinde değerlendirilebilecek bir içeriğe sahip.

Amed Gökçen, Bade Çayır ve Zeynep Altop’un özenli antropolojik çalışmalarının sonucu olan bu çalışma da, Tahtacılar tarafından anlatılan Tahtacı gelenek ve göreneklerini sunuyor.

‘Kaz Dağları’ndan Toroslar’a: Tahtacı Türkmen Alevileri’, 2015 yılından itibaren Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Denizli, Burdur, Antalya ve Mersin’de sürdürülen antropolojik çalışmanın bulgularına dayanıyor.

Tahtacıların kendi seslerini ve anlatılarını esas alan kitapta, Alevi inancından ziyade, Tahtacı topluluğu merkeze alınmış.

Kitabın ilk kısmında, günümüzde Tahtacılar konusu irdeleniyor.

Çalışmanın devamında ise, Tahtacı olmanın esaslarından Tahtacılarda cem törenlerine ve Tahtacı kültürüne pek çok konu anlatılıyor.

Dijital ses arşiviyle de zenginleşen kitapta, Tahtacı sözlü kültürü, nefesleri ve semahları da kapsamlı bir biçimde açıklanıyor.

  • Künye: Amed Gökçen, Bade N. Çayır ve Zeynep Altop – Kaz Dağları’ndan Toroslar’a: Tahtacı Türkmen Alevileri, Bilgi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 350 sayfa, 2020

Rıza Yıldırım – Menâkıb-ı Evliyâ (2020)

 

Menâkıb-ı Evliyâ (Buyruk), Kızılbaş-Aleviliğin inançları, ritüelleri, toplumsal yapısı ve kurumları için temel kaynak niteliğindedir.

‘Buyruk’, 16. yüzyıldan itibaren Kızılbaş-Alevi toplumunun inancı, kolektif belleği, örgütlenme yapısı, dini-toplumsal kurumları, ritüelleri, Safevi merkezi ile bağlantıları ve Sünni toplumla ilişkileri gibi birçok konuda zengin bir içeriğe sahiptir.

İşte Rıza Yıldırım da bu önemli incelemesinde, ‘Buyruk’un ilk kez bir edisyon-kritik metninin sunmasının yanı sıra, eserin tarihsel ve toplumsal bağlamı, kaynakları, oluşum süreci ve kavramsal dünyası üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.

Alevilik üzerine çalışan araştırmacıların Kızılbaş hareketi ve Kızılbaş-Alevi kaynaklarına ilgisizliğini en bariz şekilde ‘Buyruk’ örneğinde görüyoruz.

Bu nedenle bu önemli eser, Alevilik çalışmalarında hak ettiği öncelikli yere kavuşamadı.

Yıldırım’ın çalışması ise, bu eksikliği bir nebze de olsa gideren çok önemli bir eser.

  • Künye: Rıza Yıldırım – Menâkıb-ı Evliyâ (Buyruk), Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 576 sayfa, 2020

John Gray – Ateizmin Yedi Türü (2020)

Ateizm tarih boyunca tekrar sahneye çıkan tek bir dünya görüşü değildir; çatışan dünya görüşlerine sahip birçok ateizm olmuştur.

John Gray de elimizdeki çalışmasında, birbirinden farklı yedi ateizm türünü kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Burada yedi türe ayrılan ateizmleri şöyle özetleyebiliriz:

  • Yazarın, tarihteki Hıristiyan kurtuluş inancının içi boşaltılmış bir versiyonu olarak tanımladığı seküler hümanizm,
  • Evrimci hümanizm, mesmerizm, diyalektik materyalizm ve günümüzdeki transhümanizm gibi, bilimden bir din çıkaran ateizm türü,
  • Jakobenlikle başlayıp Nazizm yoluyla günümüzün evanjelik liberalizmine uzanan modern siyasal dinler,
  • Marquis de Sade, Dostoyevski’nin kurmaca karakteri İvan Karamazov ve şair William Empson gibi, Tanrı düşmanlığıyla öne çıkan ateizm türü,
  • “İnsanlık” yönünde herhangi bir saygı duymaksızın yaratıcı-tanrı fikrini reddeden George Santayana ile Joseph Conrad’ın ateizmleri,
  • Ve Arthur Schopenhauer’in mistik ateizmi ile Spinoza ile Lev Şestov’un negatif ilahiyatları.

Kitap, dünya tarihinin önde gelen düşünürlerinin kurtuluş, ilerleme, kötülük ve din sorunlarına nasıl baktıklarını daha iyi kavramak için iyi fırsat.

  • Künye: John Gray – Ateizmin Yedi Türü, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 176 sayfa, 2020

Mircea Eliade – Mefisto ile Erdişi (2020)

Önde gelen dinler tarihçisi Mircea Eliade, Avrupalı olmayanların belli sayıda dinsel davranışını ve manevi değerini irdelediği enfes bir kitapla karşımızda.

Eliade’ye göre, eğer bilinçaltının keşfi Batı insanını kendi gizli ve embriyo aşamasındaki “tarihiyle” yüzleşmeye zorladıysa, Batı-dışı kültürlerle karşılaşmak da onu, insan zihninin tarihine çok derinlemesine girmeye ve bu Tarihi kendi varlığının ayrılmaz bir parçası kabul etmeye zorlayacaktır.

Yazara göre Batı insanı sonsuza kadar kendi önemli bir kısmından, anlamını ve işlevini anlayamadığı bir manevi tarihin parçalarının oluşturduğu kısmından soyutlanmış olarak yaşayamayacaktır.

Ve er geç “ötekilerle” -geleneksel, Asyalı ve “ilkel” kültürlerin temsilcileriyle– diyalog başlayacaktır, ama bu diyalog artık günümüzün (toplumsal, ekonomik, siyasal, tıbbi vb. gerçekliklere ulaşamayan) deneyimsel ve faydacı diliyle değil ama insani gerçeklikleri ve manevi değerleri anlatabilen kültürel bir dille olacaktır.

İşte bu kitabın amacı da, Batılı insana gelecekte “öteki” insanla kuracağı ilişki için bir zemin hazırlamak.

Kitapta,

  • Işıklı Tanrı tezahürleri,
  • Işık-insan üzerine Tibet mitosları,
  • Hint gizemli ışık deneyimi,
  • Tanrı-şeytan ortaklığı ve kozmogonik suya dalış,
  • Bütünleşme mitos ve ayinleri,
  • yüzyılda erdişi,
  • Erdişi mitosu,
  • Tantra öğretileri ve teknikleri,
  • Ölüleri bekleme ve ritüel eylemsizlik,
  • Californialılarda yeni yıl ve dünyanın restorasyonu,
  • Yeni yıl ve kozmogoni,
  • Dünyanın belli aralıklarla yenilenmesi inanışı,
  • Yeniden dirilme ve ahiret söylemi,
  • Tibet kozmik ip mitosları,
  • Homeros’un altın zinciri,
  • Ve dinsel simgecilik gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Künye: Mircea Eliade – Mefisto ile Erdişi, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 232 sayfa, 2020