Felix Müller – Kelt Sanatı (2021)

Keltler, Antik Çağ’da varlık göstermiş bir medeniyet olsa da, estetiği günümüze hitap eden bir süsleme tarzına sahipti.

Kelt sanatını en iyi tanıyan isimlerden olan Felix Müller de, yeni arkeolojik çalışmalara dayanarak Kelt sanatının kendine has yaratıcı özelliklerini aydınlatıyor.

Keltler, kültürlerini bize kendi bakış açısından aktarabilecek bir tarih yazımından ne yazık ki yoksun bir halktı.

Bundan dolayı onlarla ilgili bilgileri, kendi ilgileri ölçüsünde ele alan Romalı ve Yunan yazarlardan öğreniyoruz.

Bu halk hakkında üçüncü bir kişiye güvenmeksizin bir şeyler öğrenmek istiyorsak, daha ziyade, son 20-30 yılda Alpler’in kuzeyinde önemli ilerlemeler kaydeden arkeolojik çalışmalara başvurmamız gerekiyor.

Keltlere ait takılar, gündelik araç gereçler, sikkeler, heykeller ve silahlara baktığımızda, estetiği günümüze hitap eden süsleme tarzları ve ifade biçimleri gözümüze çarpar.

İşte, uluslararası alanda Kelt sanatını en iyi tanıyan uzmanlardan biri olarak bilinen Müller de, bin yıldan fazla bir zaman diliminde ortaya çıkan Kelt sanatına, bu sanatın kendine has yaratıcı özelliklerine ve Antik Çağ’ın en büyük halklarından biri olan Keltlerin hayatında sanatın yerine ışık tutuyor.

  • Künye: Felix Müller – Kelt Sanatı, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, sanat tarihi, 127 sayfa, 2021

Robin George Collingwood – Sanatın İlkeleri (2021)

Sanat eseri ile insanın ürettiği diğer nesneler arasındaki ayrım nedir?

Robin George Collingwood’un bu klasikleşmiş yapıtı, sanat ve sanat felsefesine ilgi duyan her okurun kitaplığında bulunmalı.

İlk olarak “Sanat nedir?” sorusunun yanıtını arayan Collingwood, ardından ifade olarak sanatın ne anlama geldiğini; sanatın, zanaat ve büyü ile bağının neler olduğunu; dil, duyum ve hayalgücünün sanat ile ilişkisini nasıl okuyabileceğimizi; tarihsel olarak sanatın toplumdaki konumunun nasıl gelişip dönüştüğünü ve bunun gibi birbirinden önemli konuları tartışıyor.

Kitabın bunun dışındaki iki önemli katkısı ise, “sanat” sözcüğünü yanlış kullanımlarından arındırmaya çalışarak “sözde sanat” ve “hakiki sanat” ayrımını yapması, ikincisi de psikoloji temelli sanat kuramlarının eleştirisi temelinde, Platon’un sanat felsefesine yönelik devrimci bir bakış ortaya koyması.

  • Künye: Robin George Collingwood – Sanatın İlkeleri, çeviren: Mukadder Erkan, Fol Kitap, sanat, 328 sayfa, 2021

George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2 (2021)

Batı uygarlıklarına kaynaklık etmiş tarihöncesi Ege’de felsefe, bilim ve sanatın gelişimi üzerine harikulade bir eser.

İki cilt olarak yayımlanan ‘Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler’in ilk cildi ‘Tarihöncesi Ege’, ikincisi ise ‘İlk Filozoflar’ başlığını taşıyor.

Sosyal bilim alanında, etnoloji, arkeoloji, sosyoloji, dilbilim gibi disiplinlerden yararlanan, disiplinlerarası çalışmalar açısından çığır açmış bir yapıt olan ‘Tarihöncesi Ege’de, eskiçağın Ege’si ele alınıyor.

Burada, totemcilikten dine, kabileden devlete, anaerkillikten ortaklaşmacılığa tüm bir tarihsel süreç ortaya konulurken, farklı Ege halklarının, kahramanlık çağı hanedanlıklarının ve onların destanını anlatan Homeros’un hikâyelerine de uzanılıyor.

Çalışmanın ikinci cildi olan ‘İlk Filozoflar’ ise, eskiçağ felsefesine ve felsefenin tarihine maddeci bir anlayışla ve meta üretimiyle ilişkileri bağlamında yaklaşıyor.

Thomson bu yapıtında da, farklı ilkçağ toplumlarındaki büyü ve miti, tanrıların doğuşunu, Doğu despotizmini, Yunanistan ile Çin arasındaki benzerlik ve farklılıkları, Yakındoğu ve Mezopotamya’yı, Suriye ve Girit’i ve tüm bu coğrafyalardaki düşünürleri derinlemesine inceliyor.

Burada farklı filozoflar ve felsefe okulları, hem demokrasiye bakışlarıyla, hem “oluş”, “varlık” gibi kavramlara dönük düşünsel üretimleriyle hem de maddecilik ile idealizm arasındaki konumlanışlarıyla irdeleniyorlar.

  • Künye: George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2, çeviren: Celal Üster ve Mehmet H. Doğan, Yordam Kitap, tarih, 864 sayfa, 2021

Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu (2021)

Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi üzerine çok önemli bir çalışma.

Ali Artun, çağdaş sanat tarihinin en kilit kavramlarından biri olan estetik modernizmin 19. yüzyıl başında romantik filozoflarla başlamasından bunun Türkiye’deki macerasına uzanarak konu hakkında derinlemesine bir tartışma yürütüyor.

Artun kitabının ilk bölümünde, “estetik modernizm” ve “post-kolonyalizm” teorileriyle ilgili yazını eleştirel bir bakışla inceliyor.

Üçüncü bölüm, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı-dışı dünyadan Paris’e akan sanatçıların oluşturduğu kozmopolit ortamda modernizmin canlanmasını ele alıyor.

Dördüncü bölüm, metropoller ötesi çevre kültürlerde ve sonuncu bölüm ise, Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi konularına odaklanıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Türkiye’deki kalıplaşmış sanat tarihi anlatısıyla yüzleşmesi.

  • Künye: Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu, İletişim Yayınları, sanat, 371 sayfa, 2021

İsmail Gezgin – Sanatın Mitolojisi (2021)

Mitoslar en eski zamanlardan bize hikâyeler anlatır.

Onlardan insana dair sayısız hakikati öğrenebiliriz.

İsmail Gezgin de yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu çalışmasında, mağara duvarlarındaki resimlerden Antikçağın sonuna uzanarak sanatın ve mitolojinin bize neler söyleyebileceğini irdeliyor.

Prehistorik dönemde sanatın ortaya çıkışı, mağara resimlerinde sanatın ve mitlerin taşa yansıması, bu resimlerdeki sembolizmin ifade ettikleri, kutsal kitaplar ile mitos ve sanat arasındaki ilişki, suçun ve suçlunun sanata yansıması, Gezgin’in burada ele aldığı ilgi çekici konulardan sadece birkaçı.

  • Künye: İsmail Gezgin – Sanatın Mitolojisi: Sanat Ne Anlatır?, Redingot Kitap, mitoloji, 340 sayfa, 2021

Tarkan Okçuoğlu – Hayal ve Gerçek Arasında (2020)

Osmanlı resminde kadim kent İstanbul nasıl resmedildi?

Tarkan Okçuoğlu 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı’nın duvar resimlerinde İstanbul’un nasıl betimlendiğini inceliyor.

Bu betimlemede şehrin hangi üslup özelliklerine, ne tür söylemlere ve biçim çeşitliliğine göre resmedildiğini izleyen çalışma, bir anlamda Osmanlı modernleşme sürecinin resim sanatına nasıl yansıdığını da ortaya koyuyor.

Okçuoğlu, sadece İstanbul’da değil, Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu gibi çok geniş bir coğrafyada izini sürebildiğimiz İstanbul imgesinin, figür yasağının olduğu bir coğrafyada, bir anlamda “portre”nin yerine geçtiğini ve bu “kent portreleri”yle Osmanlı’nın siyasi gücünün de simgelendiğini ve somutlaştırıldığını belirtiyor.

Tasvir edilen resimlerin hangi bağlamlar çerçevesinde görselleştirildiğini zengin örnekler eşliğinde anlatan Okçuoğlu, bununla da yetinmeyerek, düşünsel ve kültürel iklime göre değişen ifade dilinin çözümlemelerini de yapıyor.

Çalışma, geleneksel minyatür sanatının sonundan güzel sanatlar disiplininin kurumsallaştığı döneme dek geniş bir zaman aralığını kapsamasıyla konu hakkında bir başvuru kaynağı niteliğinde.

  • Künye: Tarkan Okçuoğlu – Hayal ve Gerçek Arasında: Osmanlı Resminde İstanbul İmgesi, 18. ve 19. Yüzyıllar, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, sanat, 250 sayfa, 2020

Ali Akay – Delilik Gemisi (2021)

Michel Foucault, kült yapıtı ‘Deliliğin Tarihi’nin ikinci baskısı için yazdığı önsözde, kitabının yaşlandığından söz etmişti.

Oysa zaman Foucault’yu haksız çıkaracaktı.

Zira ‘Deliliğin Tarihi’, hâlâ canlılığını ve gençliğini koruyor.

İşte Ali Akay da bu çalışmasında, bu şaheser üzerine yeniden eğiliyor ve kitabın hâlâ güncel bazı sorunları düşünmekte bize nasıl yol gösterdiğini gözler önüne seriyor.

‘Delilik Gemisi’, Akay’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 2017 ikinci sömestrde yaptığı derslerin ürünü.

Daha önce Foucault’nun bu kitabını ele alan çalışmalar, daha çok kitabın psikiyatri kısmı ve bu bağlamda deliliğin dönüşümü üzerine eğilmişti.

Akay ise, daha özgün bir yol tercih ederek kitabı edebiyat ve plastik sanat metinleri olarak değerlendiriyor, esere sanatsal bir bakışla odaklanıyor.

  • Künye: Ali Akay – Delilik Gemisi, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2021

Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu (2020)

Modernizmin ve tarihin sonunun ilan edilişi, tarihsel kültürümüze yön veren imge olarak sanat tarihini nasıl etkiledi?

Ortaçağ ve Rönesans sanatının yanı sıra, çağdaş sanat ve imge teorisi üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz sanat tarihçisi Hans Belting, bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Belting, modernliğin, tarihin ve nihayet insanın sonunun ilan edildiği çağdaş zamanlarda, modernlikten beri sanata yön vermiş olan “sanat tarihi”nin de sona erdiğini savunuyor.

Yazara göre bu, sanatın ya da sanatla ilgilenen bilimin sona ermesi anlamında değil, fakat sanatta ve sanat tarihi söyleminde yerleşmiş bir geleneğin bittiğine işaret ediyor.

Sanat tarihinin kurduğu çerçeveye sığamayan çağdaş sanatın sonunda onu parçaladığını öne süren Belting, günümüzde sanat üzerine düşünmek ve yazmak için yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika’da modernizm ve avangardın seyrini izleyerek çağdaş sanattaki gelişmelerin kökenlerini ve sonuçlarını irdeleyen Belting, yüksek/düşük kültür ayrımı, sanat eleştirisi karşısında sanat tarihi, modernizmin sanat tarihinde icat edilişi gibi konuları tartışıyor.

  • Künye: Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu: Modernizmden Sonra Sanat Tarihi, çeviren: Mustafa Tüzel, İletişim Yayınları, sanat tarihi, 343 sayfa, 2020

Linda Nochlin – Kadınlar, Sanat ve İktidar (2020)

Kadınlar, sanat ve iktidar arasındaki bağları 18. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir grup görsel imge üzerinden inceleyen öncü bir çalışma.

Feminist sanat tarihi üzerine önemli çalışmaları bulunan Linda Nochlin’in yaklaşık yirmi yılı bulan çalışmalarının ürünü olan kitap, ideolojik bakımdan iktidarın ve toplumsal cinsiyet farklılığının ele avuca gelmez şekillerde nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

David’in temsil ettiği Horatius hikâyesi, Delacroix’nın betimlediği Sardanapulus’un ölümü ve İngiliz ressam Augustus Egg’in ‘Geçmiş ile Bugün’ olarak bilinen üçlemesinin öne çıkardığı üzücü, ibretlik ev içi yaşamdan düşüş ve cezalandırma hikâyesi, burada ele alınan görsel imgelerden bazıları.

Nochlin’in 1970 yılında yazmaya başladığı ve sanat tarihinin en güçlü ve akılda kalıcı metinlerinden “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Çıkmadı?” makalesinin de aralarında bulunduğu yedi yazı barındıran kitap, bizi kadınların sanatla ilişkilenmeleri üzerine cesaretle düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Linda Nochlin – Kadınlar, Sanat ve İktidar, çeviren: Süreyyya Evren, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 184 sayfa, 2020

Hal Foster – Ya Farstan Sonra (2020)

Corona virüsünden bile daha tehlikeli olan “faşist virüs”ün sınır tanımadığı bugün, Sol’un sanatçı ve eleştirmenleri neler yapabilir?

Hal Forster bu ufuk açıcı çalışmasında, utanmak nedir bilmeyen bir siyasi elitin nasıl küçük düşürülebileceği veya absürdlükten beslenen parti liderleriyle nasıl dalga geçilebileceğini anlatıyor.

Forster’ın 2008 finansal krizinin ve Trump adlı daimi felaketin damga vurduğu son on beş yıllık süreçte kaleme aldığı yazılardan oluşan ‘Ya Farstan Sonra’, mevcut savaş, terör ve gözetim rejimi ile korkunç eşitsizlik, iklim felaketi ve medyada yaşanan büyük yozlaşma karşısında sanat, eleştiri ve kurmaca alanında yaşanan değişimlere dair yaptığı değerlendirmeler ve alternatif öneriler sunuyor.

Kitabın ilk kısmı, 11 Eylül’den beri varolan, travma, paranoya ve kitsch’in kullanımı ve suiistimalini içeren kültürel acil durum siyasetine odaklanıyor.

İkinci kısım, bu süre zarfında neoliberalizmin sanat kurumlarında yarattığı değişimi değerlendiriyor; zira gerek pazar gerek müzeler inanılmaz derecede büyümüş ve sanatçılar da bu muazzam değişime eleştirel veya başka türlü bir şekilde yanıt vermişlerdir.

Üçüncü ve son kısım, medyadaki dönüşümü, yakın zamana ait sanat eserleri, film ve kurmaca alanlarına yansıdığı haliyle mercek altına alıyor ve “makine görüşü/yapay görü” (herhangi bir insan arayüzü olmadan, makinelerin diğer makineler için ürettiği işaretler), “operasyonel imgeler” (dünyayı temsil etmekten ziyade ona müdahalede bulunan imgeler) ve günlük yaşamlarımızın her yerine nüfuz etmiş olan enformasyonun algoritmik kodlanışı gibi olguları keşfe çıkıyor.

  • Künye: Hal Foster – Ya Farstan Sonra: Çöküş Çağında Sanat ve Eleştiri, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, sanat, 224 sayfa, 2020