Kolektif – Suyun ve Rüzgârın Şehri Çanakkale (2020)

Hem Anadolu’nun son noktası hem bir adalar bölgesi olan Çanakkale üzerine usta işi bir derleme.

Farklı yazarların Çanakkale’yi farklı yönleriyle ele aldığı çalışma, Çanakkale’nin tarihini, şehrin Tahtacı Türkmenlerini, Çanakkale Yahudilerini, Çanakkale’nin kültür hayatını, Çanakkale’de yerleşim ve mimari özelliklerini, şehirdeki bağcılık ve şarapçılık serüvenini, Çanakkale’de yerel siyaset ve toplumsal dönüşümü ve bunun gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Renkli ve oldukça zengin şehirlerimizden olan Çanakkale konusunda daha iyi bilgilenmek isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Bülent Akgezer, Kasım Akın, Rüstem Aslan, Sitem Atefl, Duygu Baflkan, Seyhan Boztepe, Alaattin Canbay, Nurduran Duman, İsmail Erten, Aggelos Frantziz, Ülgür Gökhan, Naci Hasanefendi, Sami Kumru, İrfan Mutluay, Sadettin Onay, Sema Öztürk, Fecri Polat, İpek Sakarya, İsmail Fen, Ali Uyanık, Yorgos Zarbuzanis ve Ahmet Zeren.

  • Künye: Kolektif – Suyun ve Rüzgârın Şehri Çanakkale, derleyen: İbrahim Dizman, İletişim Yayınları, şehir, 342 sayfa, 2020

Ercan Çağlayan – Diyarbakır (2020)

Kemalist yönetimin asıl amacı, Diyarbakır’ı Türkleştirmekti.

Özellikle Cumhuriyet’in ilanından itibaren hazırlanan Şark Raporlarında Diyarbakır, “Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması) ve Türk kültürüne temsili istenilen yerlerden” biri olarak öne çıkıyordu.

1935 yılında şehri ziyaret eden Başbakan İsmet İnönü, Diyarbakır’ın “kuvvetli bir Türk merkezi” yapılması için alınması gereken tedbirlere dikkat çekiyordu.

Diyarbakır’ı “kuvvetli bir Türk merkezi” yapmak için Birinci Umumi Müfettişlik, Türk Ocağı, Millet Mektepleri ve Halkevleri, kız mektepleri ile yatılı mektepler açılmıştı.

Ayrıca, şehre Türk nüfus iskân edilerek şehirdeki nüfuzlu kişi ve aileler Batı Anadolu vilayetlerine sürgün edilerek vilayette teritoryal hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştı.

Ercan Çağlayan’ı Kemalist Cumhuriyet’in tek parti döneminde inşa ettiği veyahut inşa etmeye çalıştığı “yeni Diyarbakır” hakkında ‘Cumhuriyet’in Diyarbakır’da Kimlik İnşası (1923-1950)’ adlı çalışmasıyla biliyoruz.

Çağlayan söz konusu kitabın devamı olarak da okunabilecek eldeki son çalışmasında ise, “yeni Diyarbakır”ın inşasında önemli yer tutan ve rol oynayan nüfus sayımları, seçimler, belediye, eğitim ve sağlık konularının yanı sıra tarım, ticaret ve sanayi alanlarındaki iktisadi konulara odaklanarak Diyarbakır’ın o döneminin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Arşiv belgeleri, gazeteler, istatistikler, hatıralar, gezi yazıları gibi birincil kaynakları referans alan kitap, Diyarbakır araştırmalarına büyük katkı sağlayacak türden.

  • Künye: Ercan Çağlayan – Diyarbakır: Nüfus, Siyaset, Eğitim, Sağlık ve İktisat (1923-1950), Libra Kitap, tarih, 212 sayfa, 2020

Lütfiye Gültekin – Diyarbakır (2016)

Daha önce bir öykü kitabı daha yayınlamış Lütfiye Gültekin, şimdi de 21 yıl ayrı kaldığı Diyarbakır’ı anlatıyor.

Hikâyeler, şimdilerde yakılıp yıkılan, farklı din ve kültürlerin beşiği Sur’u merkeze alıyor.

Bu kadim mekânda geçen mutlu çocukluğunun hikâyelerini paylaşan Gültekin, okurunu çocukluğun büyülü dünyasına ve Sur’un hareketli yakın tarihine götürüyor.

  • Künye: Lütfiye Gültekin – Diyarbakır, Ceylan Yayınları

Orhan Türker – Pera’dan Beyoğlu’na (2016)

1964’ten sonra, Pera’nın her sokağı, her apartmanı, evi ve her dükkânı, istenildiği şekilde ekonomik ve etnik açıdan millileştirildi.

İşte, Pera’dan Beyoğlu’na dönüşümü yaşayan, eskiyi de yeniyi de bilen son kuşaktan bir İstanbullu olan Orhan Türker, 40-50 yılda gerçekleşen bu muazzam dönüşümü derledikleri ve hatırladıklarıyla gelecek nesillere aktarıyor.

  • Künye: Orhan Türker – Pera’dan Beyoğlu’na, Sel Yayınları

Gülsüm Cengiz – Boğaz’daki Mutlu Çocuk: Kuzguncuk (2018)

İstanbul’un en özgün semtlerinden Kuzguncuk’u kültürü, insan ilişkileri, doğal ortamı, cumbalı ahşap evleri ve farklı inanç mekânlarıyla anlatan, nitelikli bir şehir tarihi çalışması.

Şair Gülsüm Cengiz, farklı dillere de çevrilen bu kitabında, çocukluk anılarından yola çıkarak semtin geçmişten günümüze yaşadığı dönüşümü kayda alıyor.

  • Künye: Gülsüm Cengiz – Boğaz’daki Mutlu Çocuk: Kuzguncuk, Nail Kitabevi

Haluk Dursun – Boğaziçi’nde Kırk Yılım (2016)

 

Bir ömür sürmüş Boğaziçi sevdasının, anımsamalar ve gözlemlerle harmanlanmış belgeseli.

Daha küçük bir çocukken Naima Sultan Yalısı’nda geçirdiği bir geceyle anlatısına başlayan Haluk Dursun, Küçüksu Kasrı’ndan Amucazade Yalısı’na, Cemil Molla Köşkü’nden Mecidiye Camii’ne, Boğaziçi’yle ilgili birikimini, hatıralarını, duygularını, özlemlerini paylaşıyor.

  • Künye: Haluk Dursun – Boğaziçi’nde Kırk Yılım, Kapı Yayınları

Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır (2014)

Son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirerek hızla metropolleşen Diyarbakır’a mimari, edebi ve kültürel perspektiflerle bakan hem bir monografi hem de bir otobiyografi çalışması.

Asıl olarak müzisyenliğiyle bildiğimiz, aynı zamanda mimar Mehmet Atlı, Diyarbakır surlarının dinamik karakterini, şehrin Dicle ile ilişkisini, Diyarbakır göçmenlerini, 2000’lerden itibaren şehirde hız kazanan mekânsal dönüşümü ve bunun gibi pek çok konuyu ele alıyor.

  • Künye: Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır, İletişim Yayınları

Haşmet Sırrı Akşener – Van’dan Vaniköy’e (2010)

 

Haşmet Sırrı Akşener ‘Van’dan Vaniköy’e’ adlı bu kitabında, doğduğu ve belirli bir döneme kadar yaşadığı Van şehrini anlatıyor.

Akşener’in anılardan, şiirlerden, fıkralardan, coğrafi bilgilerden oluşan kitabı, şehrin eski hallerini bilmek isteyenler için iyi bir kaynaktır diyebiliriz.

Van, kalkınmadaki kendine özgü modeliyle, ayrıca Doğu Anadolu’da bölgesel bir göçün odağı olmasıyla ve özellikle de bir dönem göldeki sevimli canavarıyla kamuoyunu uzun süre meşgul eden, ilginç şehirlerimizden.

Akşener’in, sadece şehrin tarihi ve coğrafyasıyla sınırlı kalmayan; keyifli bir üslupla kaleme aldığı çalışması, Van’a dair merak edilen birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor.

  • Künye: Haşmet Sırrı Akşener – Van’dan Vaniköy’e, kendi yayını, deneme, 160 sayfa

Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü (2010)

Haldun Hürel’in uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan ‘İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü’, İstanbul’u semtleri, mahalleleri, caddeleri ve sokaklarıyla adım adım gezdiren, rehber nitelikte bir eser.

Yaşadığı, her gün işe gitmek için yollarını ve sokaklarını kullandığı şehre dair bilgi sahibi olamamak, istisnalar dışında neredeyse tüm İstanbul sakinlerinin ortak sıkıntısıdır denebilir.

Elimizdeki kitap, insanların üstlerinde gidip geldiği, araçlarını sürdüğü caddelere, sokaklara isimlerini vermiş kişilerin hikâyelerini anlatıyor; bir takım yolların, sokakların, caddelerin, yokuşların, semtlerin ve mahallelerin isimlerini oluşturan bazı önemli olaylar hakkında ilginç bilgiler veriyor.

Bilinen kuruluş tarihi 2700 yıl öncelere kadar inen İstanbul, aslında “Dünya Başkenti” olmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Hürel’in çalışması da, bu fikri destekleyecek çok sayıda örnek barındırıyor.

  • Künye: Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Kapı Yayınları, şehir, 944 sayfa

Ersin Kalkan – Yeraltındaki İstanbul (2010)

Ersin Kalkan’ın kaleme aldığı ‘Yeraltındaki İstanbul’, dikkatlerimizi İstanbul’un altında saklı olan medeniyete çekmeyi amaçlıyor.

Baskı kalitesi ve görsel zenginliğiyle de dikkat çeken kitap, Antik kentin izlerini, şimdiki Divan Yolu’nu takip ederek buluyor.

Büyük Saray, Hipodrom, Ayasofya’nın zemin altı, Çemberlitaş, Taşhan, Bodrum Camii, antik liman, Arkadios Sütunu, Esekapısı mescidi, Samatya, Ayazmalar, Blakhernai Sarayı, Tekfur Sarayı ve günümüzün Fener’i Petrion, kitapta karşımıza çıkan çok sayıda yapıdan sadece birkaçı. Buradan anlaşılabileceği gibi, İstanbul’un yeraltı şehrinin en önemli parçası Sultanahmet ve civarında yer alıyor.

  • Künye: Ersin Kalkan – Yeraltındaki İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A. Ş. Yayınları, şehir, 254 sayfa