Bruce Fink – Psikanalitik Tekniğin Temelleri (2021)

Lacancı yaklaşımı tedavilerinde kullanmak isteyen klinisyenler, bu çok sevecektir.

Bruce Fink, tedavinin her noktasında analistin amaçlarını ve müdahalelerini açıklayarak Lacancı analize kapsamlı bir bakış sunuyor.

Freud’dan bu yana en etkili psikanalitik düşünür olan Jacques Lacan’ın eserleri genellikle anlaşılmaz görünür.

Fink ise, Lacan’ın terapiye getirdiği özgün yaklaşımları, açık ve pratik bir bakışla aydınlatıyor.

Kitap bu yönüyle, Lacancı psikanalize, nasıl yapıldığına ve diğer terapi biçimlerinden nasıl ayrıldığına dair paha biçilmez bir rehber.

Kitap, Lacan’ın birçok teorik nosyonunu aydınlatırken, bu sürece hastanın nasıl dahil edileceği ve değişimin nasıl sağlanacağı gibi acil sorularla karşı karşıya kalan pratisyenin bakış açısından yapmasıyla da dikkat çekiyor.

Fink ayrıca, Lacan’ın teşhise yönelik yapısal yaklaşımını aydınlatmak için dört vaka çalışması da kullanıyor.

Lacan’ın psikoz, sapkınlık ve nevroz görüşlerinde hem teorik hem de klinik meseleleri ele alan bu vakalar, farklı durumların talep ettiği çok farklı tedavi yaklaşımlarını vurgulamasıyla önemli.

  • Künye: Bruce Fink – Psikanalitik Tekniğin Temelleri: Klinisyenler İçin Lacancı Bir Yaklaşım, çeviren: Burcu Halaç, Axis Yayınları, psikanaliz, 315 sayfa, 2021

Kolektif – Kayıp Yüzleşme (2021)

‘Kayıp Yüzleşme’, Levinas ve Lacan’ı karşılaştıran çok önemli bir çalışma.

Felsefe ve psikanalizin buluşmasının bize ne denli ufuk açıcı bir perspektif kazandıracağını görmek isteyenler kaçırmasın.

Çalışma, 20. yüzyıl düşüncesinin iki büyük ismi Levinas ve Lacan’a, öteki, iyi, arzu ve yüceltim başlıkları üzerinden karşılaştırmalı bir okuma sunuyor.

Bu, hem psikanaliz ile etiğin, trajedi ile metafiziğin bir araya geldiği bir yeniden düşünme olanağı hem de Hegel, Freud, Heidegger, Derrida ve Irıgaray’ı birlikte okuma imkânı sunan bir karşılaşma.

  • İnsan arzusu ile ötekilik arasında nasıl bir ilişki vardır?
  • İnsan deneyimi bağlamında kökensel olanın kaybı ne anlama gelmektedir?
  • Kişisel tarihimizin sorumluluğunu almak için hangi başlangıç koşullarını kabul etmemiz gerekir?
  • Bu başlangıç koşulları trajik midir, yoksa geri alınamaz bir belirlenimin sonucu mudur?
  • İnsan olmanın anlamı ve sınırı nerede başlar, nerede biter?

Felsefenin hep yeni baştan başlamayı gerektirdiği yerde, Levinas ve Lacan’ı hiç yapılmadığı şekilde bir araya getirme çabası, hem yakın geçmişin hem de şimdinin yakıcı problemlerini bir kez daha düşünmek adına okura önemli olanaklar sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kayıp Yüzleşme: Levinas ve Lacan, editör: Sarah Harasym, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, felsefe, 328 sayfa, 2021

Nilüfer Erdem Güngörmüş – Sanatçının Kendine Yolculuğu (2021)

Sanatsal yaratıcılık ile psikanaliz arasında bize çok şeyler söyleyebilecek sıkı ve girift bir ilişki vardır.

Nilüfer Erdem Güngörmüş de Melville’den Bauchau ve Sevim Burak’a uzanarak sanatçının eserlerini yaratırken kendi içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ele alıyor.

Psikanaliz başından itibaren sadece bir tedavi yöntemi olarak değil, aynı zamanda insan zihni ve ruhsallığının nasıl işlediğini anlama ve açıklama girişimi olarak ortaya çıktı.

Psikanalizin insan zihnini ve ruhsallığını kliniğin yardımıyla başka türlü mümkün olmayan bir keskinlikle gözlemleyebilmesi sosyal bilimler ve insan bilimleri kadar sanat ve edebiyat eleştirisi alanında da faydalanılan bir bilgi birikiminin oluşmasına yol açtı.

Bilinçdışının dili hem evrensel hem de son derece bireysel bir dildir.

Dış dünyada da has yazarlar/sanatçılar ve özellikle de şairler bize bilinçdışının diliyle konuşurlar.

Psikanalizde kişinin ruhsal acısını tanımak ve acı veren ruhsal yapılanmayı dönüştürmek üzere geliştirilen kuramların büyük bir kısmı ve ruhsal işleyişe dair tanımlamaların çoğu, psikanalizden çok önce başka bir amaçla kendi sanatları bağlamında sanatçılar ve edebiyatçılar tarafından dile getirildi.

Hermann Melville’den Henry Bauchau’ya, Sevim Burak’tan Selma Gürbüz’e, Alvin Lucier’den Mehmed Siyah Kalem’e farklı ressam, yönetmen, besteci ve edebiyatçıların eserlerine odaklanan Güngörmüş’ün bu denemeleri, sanatsal yaratıcılıkla psikanalitik düşüncenin kesiştiği noktalardan doğan bu tür tekil örnekler üzerinden ilerliyor.

  • Künye: Nilüfer Erdem Güngörmüş – Sanatçının Kendine Yolculuğu: Sanat ve Edebiyat Üzerine Psikanalitik Denemeler, Metis Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2021

Özgür Öğütcen – Lacancı Başlangıçlar (2021)

Lacancı psikanalizi daha iyi kavramak için çok iyi bir başlangıç.

Özgür Öğütcen, sinemadan sanata, politikadan popüler kültüre pek çok güncel konuya Lacan’ın penceresinden bakıyor.

Yirminci yüzyılın en etkili ve en tartışmalı psikanalistlerinden olan Lacan’ın çalışmalarına gösterilen ilgi son yıllarda büyük artış gösterdi.

Lacan’ın tartışmaya açtığı konular etrafında yazılan tezler, makaleler, kitaplar farklı disiplinleri bir araya getirerek yaşadığımız çağı anlamlandırmaya çalışıyor.

Lacancı psikanalizin Türkiye’deki en saygın uzmanlarından Öğütcen de bu kitabıyla Lacan’ı ve Lacancı psikanalize dair tartışmaları daha anlaşılır kılacak bir okuma öneriyor.

Nuri Bilge Ceylan sinemasından resim sanatına, politikadan seans odasının gizemine, popüler kültürden toplumsal değişime kadar pek çok alana değinen ‘Lacancı Başlangıçlar’, hem psikanalize ilgi duyanlar hem kendine ve dünyaya farklı gözle bakmak isteyenler için nitelikli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Özgür Öğütcen – Lacancı Başlangıçlar: Klinikten Politikaya Lacancı Psikanaliz, Beyoğlu Kitabevi, psikanaliz, 320 sayfa, 2021

Marie-France Hirigoyen – Narsisistler İktidarda (2021)

Günümüzün en büyük küresel sorunu, narsisistlerin siyaset başta olmak üzere en önemli makamları işgal etmiş olmaları.

Deneyimli psikoterapist Marie-France Hirigoyen, narsisizmi toplumsal ve kültürel bir olgu olarak irdeleyerek narsisizm kuşatmasından kurtulmayı sağlayacak çıkış yolları öneriyor.

Gittikçe daha karmaşık ve rekabetçi hale gelen günümüz toplumunda, narsisistler iş dünyasında, medyada ve siyasette, her geçen gün daha sık karşımıza çıkıyor.

Üstünlüklerini her fırsatta sergilemeyi seven, baskın ve baştan çıkartıcı karakterdeki bu kişiler, en önemli makamları işgal ediyorlar.

Bu durum bir kesimin tepkisini ve öfkesini çekse de, toplumun büyük çoğunluğu -bazen kendi çıkarları pahasına- onlara hoşgörü göstermeye devam ediyor.

Narsisizmin çağımızı bu derece etkisi altına almasını nasıl açıklamak gerekir?

Hirigoyen, ‘Narsisistler İktidarda’da şaşırtıcı araştırma verileri ve klinik gözlemler

eşliğinde, bu can alıcı soruya cevap arıyor.

Daha önce ‘Manevi Taciz: Gündelik Hayatta Sapkın Şiddet’ kitabıyla geniş okur kitlesine ulaşan yazar, sosyoloji ile psikolojinin kesişim noktasında yeşeren çözüm ihtimaline işaret ediyor ve narsisizm kuşatmasından kurtulmayı sağlayacak çıkış yolları öneriyor.

Ortak geleceğimiz üzerine kafa yoran herkes için vazgeçilmez bir kaynak.

Kitaptan bir alıntı:

“Çağdaş narsisizmi küresel olarak, kim olduğumuzu etkileyen toplumsal ve kültürel bir olgu olarak anlamak gerekir. İster psikolojik ister sosyolojik açıdan yaklaşalım, küreselleşmenin bireylerde derin bir dönüşüme yol açtığını görmeliyiz. Gerekli taviz ve kısıtlamalar üzerine kurulu, nevrozların ortaya çıkışını kolaylaştıran ataerkil bir toplumdan, bireyin özgürlüğü ve hüsrana karşı tahammülsüzlük üzerine kurulu, narsisistik kırılganlıkların telafisini zorlaştıran bir kültüre geçtik.”

  • Künye: Marie-France Hirigoyen – Narsisistler İktidarda, çeviren: Ayşen Gür, İletişim Yayınları, siyaset, 223 sayfa, 2021

Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri (2021)

Louis Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitap, psikanaliz ile insanbilimleri arasındaki ilişkiyi irdelemesi ve Lacan hakkındaki özgün yorumlarıyla alan açısından altın değerinde.

  • Psikanaliz nerede yer alır?
  • Yeri neresidir?
  • Henüz var olmayan bir alanda yeri nasıl tespit edilir?
  • Mevcut disiplinlerle sınırları nedir?
  • Mevcut disiplinlerle olmayan-sınırları nedir?

Bunlar, Lacan’ın düşüncesine sürekli musallat olan türden sorulardır.

Freud’un düşüncesine de musallat olduklarını söylemek abartı olmaz.

Hem Lacan’da hem de Freud’da eşit derecede çarpıcı olan şey şu paradokstur. Lacan’da yeniden karşılaşacağımız gibi, Freud’da da iki yönlü bir meşguliyet buluruz:

Psikanalizi, ona en yakın olduğunu iddia eden disiplinden (psikolojiden) kökten bir şekilde ayırmak ve tam tersine onu görünüşte ondan uzak olan disiplinlere (sosyoloji, antropoloji veya etnolojiye) bağlamaya çalışmak.

İşte bu kitap da, Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bir araya getiriyor.

Filozofun psikanalizin, özellikle Fransa’da, insanbilimleri, felsefe ve özellikle psikolojiyle olan ilişkisini ayrıntısıyla ele aldığı iki temel metin.

  • Künye: Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri, çeviren: Murat Erşen, Alfa Yayınları, felsefe, 120 sayfa, 2021

Anne Dufourmantelle – Riske Övgü (2021)

Yaşamı riske atmak, hayata daha fazla alan açmaktır.

Fransız filozof ve psikanalist Anne Dufourmantelle zengin vaka örnekleriyle risk faktörünün özünde bireyi nasıl özgürleştirebildiğini gözler önüne seriyor.

“Hayat biz canlıların pervasızca aldığı bir risktir.” diyen Dufourmantelle’in bu usta işi eseri, tedbir ve güvenliğin temel değer kabul edildiği modern dünyada risk almaya bir övgü.

Dufourmantelle özenle ördüğü metninde felsefi düşünceyle bir psikanalist olarak biriktirdiği zengin vaka örneklerini harmanlayarak son derece özgün ve eleştirel bir dünya kuruyor.

Bağımlılık, dil, unutuş, aileyi terk etme, yalnızlık, kayıp, kaygı ve itaatsizlik gibi hayatımızın önemli bahislerine bakışımızı sarsacak sorular yöneltiyor.

Yazara göre risk dışımızdaki bir tehditten ziyade hayatın içinde bilinmedik bir alan açan, tutumlarımızı, varoluş tarzımızı belirleyen bir dönüşüm ânı, şimdide olma imkânı.

Artırılmış güvenlik önlemleri, sınır duvarları, tetiklenen kötü hatıralar ve sonu gelmez davalarla kendini gösteren bir çağda Dufourmantelle, “Yaşamı riske atmak, yani sahiden yaşamanın riskini almak ne demektir?” sorusunun peşinden gitmeyi öneriyor.

Dufourmantelle, pek çok çalışmaya imza atmış, değerli bir filozof ve psikanalistti.

2017’de iki çocuğun dalgalı denizde boğulmasına engel olmaya çalışırken hayatını kaybetti.

  • Künye: Anne Dufourmantelle – Riske Övgü, çeviren: Murat Erşen, Kolektif Kitap, felsefe, 238 sayfa, 2021

Slavoj Žižek ve Oğuz İnel – Zaten Yoktular (2021)

Žižek’i ve özellikle de Žižek üzerinden Lacan’ı daha iyi kavramak isteyen okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.

Çalışmasını kurmaca söyleşi formatında kurgulayan Oğuz İnel, soracağımız sorulara Žižek’in vereceği yanıtları sunuyor.

İki oturum halinde düzenlenmiş kitabın birinci oturumunda, Lacan’ın günümüzdeki en yetkin yorumcusu olarak Žižek’ten, Lacan’ın bazı temel kavramlarını açıklaması isteniyor.

İlk dört bölüm buna ayrılmış ve böylece burada arzu, gerçek, Jouissance, dürtü, gerçeklik ve özgürlük gibi önemli kavramlar açıklanıyor.

Beşinci bölüm ise, Žižek’in çok önem verdiği ve istisnasız tüm kitaplarında üzerinde durduğu bir konu olan “geriye dönük etki yoluyla özgürlük olanağı” konusuna ayrılmış.

İkinci oturumda ise, konu yelpazesi genişletilmiş ve Žižek’in Korona salgınından tesettüre, İsrail’den Çin’e kadar farklı pek çok konudaki ilginç görüşleri aktarılmış.

  • Künye: Slavoj Žižek ve Oğuz İnel – Zaten Yoktular: Kurmaca Bir Söyleşi, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2021

Ayşenur Coşkun Toker, Elif Akdağ Göçek ve Sibel Halfon – Psikodinamik Çocuk Terapisi Eşliğinde Bir Oyun Dünyasına Yolculuk (2021)

Psikodinamik çocuk terapisi hakkında, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir çalışma.

Kitapta, bu alanda uygulanan en güncel kavramlar ve araştırma tekniklerinin kullanıldığı bir terapi süreci detaylı şekilde açıklanıyor.

  • Psikodinamik çocuk terapisi nedir?
  • Kavramsal kökenleri hangi düşünürlere dayanır?
  • Psikodinamik çocuk terapisinde değerlendirme ve klinik formülasyon nasıl yapılır?
  • Etik çerçeve nasıl oluşturulur?
  • Terapide hangi teknikler uygulanır?
  • Danışan ve terapist arasında nasıl ilişki örüntüleri oluşur?
  • Terapi seanslarında çocukların oyunları nasıl semboller barındırır?
  • Terapistin iç dünyasında danışanlar ve oyunları nasıl duygular uyandırır ve bunlar ne anlama gelebilir?
  • Terapide aktarım ve karşıaktarım nedir ve nasıl kullanılır?

İşte psikodinamik çocuk terapisinin çok katmanlı boyutlarını bir araya getiren bu çalışma, bütün bu sorulara kapsamlı yanıtlar vermesiyle önemli.

Kitabın ilk bölümünde değerlendirmeden, klinik formulasyona, terapinin farklı aşamalarında uygulanması gereken terapi tekniklerinden, terapist-danışan ilişkisi özelliklerine kadar bütüncül bir psikoterapi çalışmasının önemli adımları bulunuyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise kapsamlı bir psikodinamik oyun terapisiyle tedavi edilen bir vaka örneği sunuluyor.

Burada terapist ve danışan arasında gelişen zengin oyun dünyası sunuluyor ve anlatılan tüm teorik kavramların klinik pratikte nasıl hayata geçirildiği aktarılıyor.

Çalışma, Türkiye’de çocuk ruh sağlığı alanında çalışan veya bu konuda uzmanlaşmak isteyenlerin kullanabileceği önemli bir kaynak.

  • Künye: Ayşenur Coşkun Toker, Elif Akdağ Göçek ve Sibel Halfon – Psikodinamik Çocuk Terapisi Eşliğinde Bir Oyun Dünyasına Yolculuk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 254 sayfa, 2021

Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü (2021)

“İnsan, kendine zarar veren tek hayvandır. Ölüm dürtüsü tüm bunları temsil eder.”

Bu derlemede bir araya getirilen usta işi makaleler, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik bir bakışla inceliyor.

İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde 2019 yılının Aralık ayında 13. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin gözden geçirilmiş hallerinin bir araya getirildiği kitap, dünyamızın ve insanlık durumunun güncel manzarasını yakından ilgilendiren bir konuyu, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik incelemenin konusu haline getiriyor.

Kitapta, bireysel ve kitlesel alanda yıkıcılığın ve saldırganlığın çeşitli görünümlerinin kökensel izi sürüldüğü gibi, klinik alanda ölüm dürtüsü kavramının yararlılığının tartışıldığı zengin içerikte metinler de yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yücel Yılmaz, Gökhan Oral, Yeşim Korkut, Rossella Valdré, Aslı Kuruoğlu, Aslı Day, Aleksander Dimitrijevic, Sibel Mercan, Yeşim Can, Özay Özdemir, Nuray Türksoy, David Bell, Murat Gülsoy, Mine Özgüroğlu, Ayla Yazıcı ve Işın Sayın Tamerk.

  • Künye: Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü, derleyen: Yücel Yılmaz, İthaki Yayınları, psikoloji, 272 sayfa, 2021