Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü (2021)

“İnsan, kendine zarar veren tek hayvandır. Ölüm dürtüsü tüm bunları temsil eder.”

Bu derlemede bir araya getirilen usta işi makaleler, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik bir bakışla inceliyor.

İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde 2019 yılının Aralık ayında 13. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin gözden geçirilmiş hallerinin bir araya getirildiği kitap, dünyamızın ve insanlık durumunun güncel manzarasını yakından ilgilendiren bir konuyu, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik incelemenin konusu haline getiriyor.

Kitapta, bireysel ve kitlesel alanda yıkıcılığın ve saldırganlığın çeşitli görünümlerinin kökensel izi sürüldüğü gibi, klinik alanda ölüm dürtüsü kavramının yararlılığının tartışıldığı zengin içerikte metinler de yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yücel Yılmaz, Gökhan Oral, Yeşim Korkut, Rossella Valdré, Aslı Kuruoğlu, Aslı Day, Aleksander Dimitrijevic, Sibel Mercan, Yeşim Can, Özay Özdemir, Nuray Türksoy, David Bell, Murat Gülsoy, Mine Özgüroğlu, Ayla Yazıcı ve Işın Sayın Tamerk.

  • Künye: Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü, derleyen: Yücel Yılmaz, İthaki Yayınları, psikoloji, 272 sayfa, 2021

Kolektif – Şiddet ve Yıkıcılık (2021)

Şiddet ve yıkıcılık olgusunu intihardan savaş travmalarının aktarımına, aile içi şiddetten internette geniş bir perspektiften irdeleyen usta işi bir çalışma.

Yerli ve yabancı psikanalistlerin makalelerini barındıran bu kitap, çocuk ve ergen ruhsallığına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Kitapta,

  • Sigmund Freud başta olmak üzere birçok öncü psikiyatristin kendine yönelik şiddete nasıl yaklaştıkları,
  • Evlat edinilmiş ergenlerde kendine dayatılan bir şiddet türü olarak intihar girişimleri,
  • Nevrotik bir anoreksinin düzenlenişi ve öznenin bir “iyileşme çabası” olarak anoreksi,
  • Bazı anoreksiya vakalarında görülen bir ergenlik düşlemi olarak anneyi yiyip bitirme korkusu,
  • Fobilerin ergenin dünyasında kendisini nasıl ortaya koyduğu,
  • Kadın erkek ilişkisi içindeki şiddet ve yıkıcılığın dinamikleri,
  • Nesilden nesile aktarılan travmaların çocuk ve yetişkinin ruhsal alanlarını nasıl dönüştürdüğü,
  • Gelişen teknolojinin saldırganlığı nasıl tetiklediği,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Philippe Jeammet, René Roussillon, Tuba Tokgöz, François Marty, Rosine Perelberg, Chris Joannidis, Talat Parman, Marjorie Roques, Anne-Valérie Mazoyer, Kerime Camadan, Mary T. Brady, Filiz Torun, Sezai Halifeoğlu, Tijen Demirörs, Defne Satgan Gouban ve Neslihan Zabcı.

  • Künye: Kolektif – Şiddet ve Yıkıcılık, hazırlayan: Tijen Demirörs, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 208 sayfa, 2021

Andreas Gehrlach – Loculus (2021)

Çanta, sandık, çekmece gibi küçük, mahrem ve son derece bireyselleştirilmiş nesneler, mülkiyet kavramı hakkında bize neler söyler?

Andreas Gehrlach, bu nesnelerin tarihinden yola çıkarak şahane bir medeniyet okuması yapıyor.

‘Loculus’ta, mülkiyetin bireysel mekânlarının bir kuramını oluşturan Gehrlach, insanların değersiz ama bir o kadar önemli şeyleri tamamen kişisel ve mahrem mahfazalarında, çantalarında, sırt çantalarında ve keselerinde beraberlerinde taşımalarını ve bedensel açıdan aşırı yakın ve kendi kendini var eden bu mülkiyetin kişiyle ne şekilde ilişki kurduğunu derinlemesine tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de Romalı lejyonerlerin kıt eşyalarından bir Amerikan dinî cemaati olan Huttercilerin her üyesinin büyüdüğünde onlara verilen, içinde sadece hijyenik eşyaların değil ayrıca her şeyden önce mahremiyetlerin korunduğu “Kischte”ye; ekmek kesesi, denizci sandıkları ve Federal Cumhuriyet’e kabul edilen göçmen işçilerin köhnemiş bavulları gibi küçük ama son derece bireysel ve yoğun mülkiyet mekânlarından Freud’un ünlü “Dora” vakasındaki Dora’nın çantasına pek çok ilgi çekici örneği bu açılardan yorumluyor.

  • Künye: Andreas Gehrlach – Loculus: Mülkiyetin Bireysel Mekânları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Yort Kitap, antropoloji, 128 sayfa, 2021

Alain Badiou – Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri (2021)

Alain Badiou’nun Lacan üzerine gerçekleştirdiği 1994-1995 tarihli seminerleri bu kitapta.

Kitap, Lacancı anti-felsefenin özgül doğasını ortaya koymasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Bilindiği gibi Lacan, kendisini anti-filozof olarak tanımlamıştı.

Lacan, Platon ve Aristoteles’ten Descartes, Kant, Hegel ya da Kierkegaard yoluyla Heidegger’e uzanan filozoflarla birlikte süreğen bir çalışma yürütüyor idiyse bile, kendini filozof olarak tanıtmayı yadsımakla kalmıyor, aynı zamanda psikanaliz söylemiyle felsefe söylemi arasına güçlü bir mesafe koymakta ayak diriyor, sonuçta yeniden yaşama döndürdüğü 18. yüzyıl menşeli bir terimle anti-filozof olarak konumlandırıyordu kendini.

İşte Badiou, tam da Lacan’ın söz konusu anti-filozof tanımından yola çıkarak bilgi ve hakikat arasındaki sorunu açıklamaya girişiyor.

Seminerler, Badiou’nun anti-felsefenin başat bir havarisi olduğunu söylediği Aziz Pavlus’la son bulsa da, öncelikle, klasik anti-filozoflar üçlüsü Pascal, Rousseau ve

Kierkegaard’a karşı, çağdaş anti-filozoflar Nietzsche, Wittgenstein ve Lacan’la ilgileniyor.

  • Künye: Alain Badiou – Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri, 1994 – 1995, çeviren: Necmettin Kâmil Sevil, Sel Yayıncılık, felsefe, 224 sayfa, 2021

Henri F. Ellenberger – Bilinçdışının Keşfi (2021)

Dinamik psikiyatrinin tarihi ve dönüşümüyle ilgili temel bir başvuru kaynağı.

Henri Ellenberger’in tam 864 sayfalık bu çalışması, alanın öncüleri ve onların katkılarını ortaya koyduğu gibi, bazı hastaların bu dönüşümdeki rollerini de aydınlatıyor.

Dinamik psikiyatrinin gelişiminin ardındaki sosyoekonomik, siyasal ve kültürel dinamikleri açıklamasıyla da ayrıca büyük bir boşluğu dolduran kitap, dinamik psikiyatrinin doğuşundan 1775-1900 zaman aralığında dinamik psikiyatrinin ilk dönemine, oradan Pierre Janet, Sigmund Freud, Alfred Adler ve Carl Gustav Jung ile ve belli başlı okulların alana yaptığı katkılara, konuyu ayrıntılı bir biçimde serimliyor.

  • Künye: Henri F. Ellenberger – Bilinçdışının Keşfi: Dinamik Psikiyatrinin Tarihi ve Evrimi, çeviren: Ebru Kılıç, Albaraka Yayınları, psikiyatri, 864 sayfa, 2021

Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler (2021)

Tarihteki sahtekârlar ve saplantılı kişiler ordusu üzerine harika bir çözümleme.

Psikiyatrist Anthony Storr, İsa’dan Jim Jones’a, David Koresh’ten Loyolalı Ignatius’a kötü nam salmış gurulardan saygınlık kazanmış tinsel liderlere, yelpazenin farklı tarafında yer alsalar da birbirinin tıpatıp aynı sahte peygamberler üzerine düşünüyor.

Usta işi bir guru rehberi olarak okunabilecek kitabında Storr, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak, guruların öğretilerini ele almak yerine, onları psikiyatrinin ışığı altında inceliyor.

Storr’a göre, hem sadece kendiyle ilgilenen hem de otoriter olan kişilere güvenmemeliyiz.

Zira “Kendinden emin olma karizması hepimizin içindeki çocuğu tuzağa düşüren bir kapandır.”

Gurdjieff, Rajneesh, Jung ve Freud gibi isimlerin de karşımıza çıktığı kitap, adına ister guru, ister sahte peygamber, isterse tinsel lider diyelim, bu tipteki kişilerin ruh sağlığımızı nasıl tehdit ettiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler: Bazıları Deli Ama Hepsi Aynı, çeviren: Aslı Day, Okuyan Us Yayınları, psikiyatri, 306 sayfa, 2021

Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz (2021)

Saffet Murat Tura’nın ilk olarak 1989 yılında yayımlanan bu çalışması, psikanaliz ve bunun iki dev ismi olan Freud ve Lacan konusunda bugün klasikleşmiş bir yapıttır.

Tura burada, psikanalizin serüvenini ustaca izlediği gibi, Freud, Lacan ve diğer büyük isimlerin psikanalize getirdiği katkıları da derinlemesine ele alıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, psikanalitik teorinin kavramları, terapist ve hasta ilişkisi, Lacan’ın Avrupa düşüncesindeki yeri ve dilbilim ve yapısal antropoloji gibi ilgi çekici başka konular da tartışılıyor.

  • Künye: Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz, Metis Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2021

Kolektif – Kadınlar Kadınları Analiz Ediyor (2021)

Kadın, kadının düşmanı değil, dermanıdır.

Bu derlemede bir araya gelen metinler de, kuramsal ve klinik psikanaliz ışığında kadının toplumsal sorunlarına ve ruhsal dünyasına daha yakından bakıyor.

Kitapta bir araya getirilen makaleler, kadın cinselliği, toplumsal cinsiyet, psikanalistin cinsiyeti ve bunun aktarımdaki rolü gibi konulara odaklanıyor.

Kitapta, toplumsal cinsiyet sorunlarıyla bağlantılı olarak kadınların maruz kaldığı aile içi şiddet, ensest ve cinsel taciz gibi sorunların yanı sıra, ruhsal düzlemde kadınsı cinsellik, annelik, kadınsı ve erkeksi, eşcinsellikler gibi konular ele alınıyor.

Kuramsal ve klinik psikanaliz düşüncesiyle toplumsal alanda yaşanan meseleler arasında bağlar kuran bu metinler, psikanaliz kavramlarının gelişmesine ve güncellenmesine büyük katkıda bulunacak türden.

Çalışma, İstanbul Psikanaliz Derneği ile Psike İstanbul’un 19-20 Ekim 2019 tarihlerinde Yapı Kredi Kültür Sanat’ta gerçekleştirdikleri Kadınlar ve Psikanaliz Komitesi (COWAP) konferansındaki sunumların bir derlemesini ve 18 Ekim 2019’da İstanbul Psikanaliz Derneği ile Psike İstanbul Uluslararası Psikanaliz Çalışmaları Örgütü (IPSO) komitelerinin ortaklaşa düzenledikleri COWAP IPSO etkinliğinde sunuların yazıların bir kısmını içeriyor.

  • Künye: Kolektif – Kadınlar Kadınları Analiz Ediyor, derleyen: Elda Abrevaya ve Melis Tanık Sivri, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 136 sayfa, 2021

Lorenzo Chiesa – Çiftleşmeden Bütünleşmeye (2021)

Lacan’ın “cinsel ilişki yoktur!” tezi üzerine çok iyi bir analiz.

Lorenzo Chiesa, Lacan’ın cinsel farkı bir eksiklik biçiminde savunma çabasını ve bunun felsefi gerçekçilik ve materyalizm üzerindeki etkilerini tartışıyor.

Lacan’a göre, sevdiğimiz için seks yaparız ancak bu sevgi aslında “Bir olma” arzusundan kaynaklanır.

Aşk, gerçek bir “bütünleşme” durumudur.

Cinsel ilişkiler de, bu imkânsızlığın üstesinden gelmeye çalışan ve fallik işlev olarak adlandırılan aşkın bir mantıkla sürdürülür.

Chiesa da, bu “Cinsel ilişki yoktur!” düsturunun Lacan adına deneysel ve tarihsel olarak psikanaliz tarafından sınırlandırıldığını ancak günlük yaşamlarımızda bu gerçeğin kendini kanıtladığını savunuyor.

Kitap ayrıca, Lacan’ın Tanrı ve mantık iddialarını da çok yönlü bir bakışla tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

Bu yönüyle ‘Çiftleşmeden Bütünleşmeye’, hem Lacancı çalışmalara hem de çağdaş metafiziğe önemli katkılar sunmasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Lorenzo Chiesa – Çiftleşmeden Bütünleşmeye: Lacan’ın Tanrı, Mantık ve Cinsellik İddiaları Üzerine, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sola Unitas Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2019

Aaron Schuster – Haz Sorunu (2020)

 

İnsanoğlunun hazla ilişkisi tuhaf ve zahmetlidir.

Aaron Schuster, psikanalizde yoğun bir şekilde analiz edilen hazzı, aynı zamanda uzun zamandır tartışılmakta olan haz sorununu, Deleuze ve Lacan’ın perspektiflerinin sistematik ve karşılaştırılabilir bir analizini sunarak irdeliyor.

Güdüye, arzuya ve onların insanları hareket ettiren güçlerle tuhaf sarmal ilişkisine yani haz sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanan Schuster’in çalışması, Deleuze ve Lacan’ın katkılarını ortaya koymakla yetinmiyor, aynı zamanda kurduğu ilgi çekici bağlantılarla da dikkat çekiyor.

‘Saf Yakınmanın Eleştirisi’nde Freud’un kurduğu nevroz teorisi, Spinoza’nın Tanrı’dan entelektüel yakınması, Deleuzecü büyük yakınma, yakınma felsefesi, “Karşılıklı uyumlu semptomlar” olarak bir aşk teorisi, hazzın kuramsal Heideggerci tezi ve 1920’lerin “ölüm güdüsü edebiyatı” söz konusu ilgi çekici konulardan birkaçı.

Kitabın önsözünün de Slavoj Žižek’in kaleminden çıktığını da belirtelim.

  • Künye: Aaron Schuster – Haz Sorunu: Deleuze ve Psikanaliz, çeviren: Cumhur Özkaya, Sander Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2020