İletişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı bir çağda yaşıyoruz; fakat bu hız, yakınlığı mı çoğaltıyor yoksa mesafeyi mi derinleştiriyor? Akıllı telefon, bizi dünyaya bağlayan nötr bir araç olmaktan çıkıp gündelik hayatın merkezine yerleşmiş bir ilişki biçimine dönüşürken, yabancılaşma da biçim değiştirerek yeniden üretiliyor.
Emre Canpolat bu çalışmada, Marx’ın yabancılaşma, meta fetişizmi ve şeyleşme kavramlarını dijital kapitalizmin en sıradan nesnesi olan akıllı telefon üzerinden yeniden düşünmeye girişiyor. Hegel’den Marx’a uzanan kuramsal hattı güncel toplumsal deneyimlerle buluşturan kitap, sosyal medya etkileşimlerinden konum bildirimlerine, beğeni ekonomisinden sürekli çevrimiçi olma hâline kadar uzanan pratiklerin nasıl birer sermaye mekanizmasına eklemlendiğini gösteriyor.
Teknolojinin bizi birbirimize bağladığı iddiası, bu bağın hangi koşullarda ve kimin yararına kurulduğu sorusunu gizliyor. Canpolat, gündelik yaşamın en masum görünen anlarının bile nasıl metalaştığını, boş zamanın nasıl üretken bir sömürü alanına dönüştüğünü ve insanın kendi emeğine, zamanına ve ilişkilerine yabancılaşmasının dijital biçimlerini görünür kılıyor. Böylece akıl, enformasyon ve iletişim, kolektif bir kazanım olmaktan çıkıp denetim ve fetiş nesneleri hâline geliyor.
‘İletişim ve Yabancılaşma’, dijital çağın “zahiri toplulukları” içinde şekillenen insan deneyimini çözümlemeye çalışırken, okuru yalnızca teknolojiye değil, bu teknolojinin içkin olduğu toplumsal ilişkilere de eleştirel bir gözle bakmaya çağırıyor. Kitap, dijital dünyanın parlak yüzünün ardındaki yapısal yabancılaşmayı anlamak isteyenler için güçlü bir teorik sorgulama sunuyor.
- Künye: Emre Canpolat – İletişim ve Yabancılaşma: Marx’ın Yabancılaşma Teorisi, Fetişizm ve Gündelik Hayat, Yordam Kitap, inceleme, 272 sayfa, 2025

