Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları (2021)

Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği yahut Avrupa-merkezci olduğu iddialarına yanıt veren eşsiz bir kitap.

Marcello Musto, Marx’ın son yıllarında döneminin yeni antropolojik keşiflerinden nasıl sonuçlar çıkardığını gözler önüne seriyor.

Marx yaşamının son yıllarında, hayatını kaybettiği 1883’ten önce, bakışını farklı yönlere de çevirdi: Dönemin yeni antropolojik keşiflerinden sonuçlar çıkararak kapitalizm öncesi toplumlardaki komünal mülkiyet biçimlerini analiz etti, Rusya’da yükselen halkçı hareketi inceledi, Hindistan, İrlanda, Cezayir ve Mısır’daki sömürgeci baskıya eleştirilerini yöneltti.

Musto, ‘Karl Marx’ın Son Yılları’nda bütün bunları gözler önüne sererek Marx’ın çalışmaları hakkındaki iki yanlış algıyı kırmayı da hedefliyor

Bu algılardan ilki Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği, ikincisi ise Marx’ın bir Avrupa-merkezci olduğu ve yalnızca sınıf çelişkisine odaklandığı.

Musto, Marx’ın son elyazmalarına, defterlerine ve mektuplarına başvurarak, çağdaş eleştirmenlerinin ve takipçilerinin çoğu tarafından resmedilenden farklı bir Marx çıkarıyor karşımıza.

Böylece, bu çalışma, Marx’ın yaşamına dair eksik bırakılmış bir dönemi okurlara sunarken, büyük düşünür ve eylemci hakkındaki önyargıları ve yanlış değerlendirmeleri de karşısına alıyor, onun bazı temel kavramlarının yeniden ve daha derinlemesine bir araştırmasını yapıyor.

  • Künye: Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları: Entelektüel Bir Yaşam Öyküsü, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, biyografi, 240 sayfa, 2021

Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer (2021)

Darwin ile kıyaslanan Vladimir İvanoviç Vernadski, modern mineraloji, jeokimya ve ekoloji bilimlerinin kurucusu sayılır.

Vernadski’nin bilhassa ekoloji, jeoloji ve bilim tarihi alanlarında çığır açmış ‘Biyosfer’, yayınlanışından 95 yıl sonra nihayet Türkçede.

Vernadski’nin az tanınmışlığı, antikomünizmin bilim dünyası üzerindeki sansürünün üzücü örneklerinden biridir.

Fakat Vernadski’nin fikirleri de, kendisine atfedilmese dahi farklı kanallardan yaygınlaştı ve kabul gördü.

Biyosfer terimi farklı bilim insanları tarafından farklı anlamlarda kullanılmış olsa da, terimin bugün kabul edilen tanımı Vernadski’nin ‘Biyosfer’ kitabında inşa edildi.

Vernadski, bilim, teknoloji ve enerjinin evrensel, barışçı ve uygarlaştırıcı gücüne vurgu yaparken materyalizmi savundu, insan merkezci biyosfer tasarılarına karşı, doğanın işleyişinde yaşam merkezci ve holistik bir yönelimi temsil etti.

İlk olarak ‘Biyosfer’de ifadesini bulan pek çok bilimsel kavram ve yöntem, insanlığın ve misafiri olduğu gezegenin ortak geleceğini anlamlandırmak için hâlâ temel bilimsel kaynak niteliğinde.

İklim krizinin ve ekolojik yıkımın giderek derinleştiği dünyamızda yaşamın ilişkiselliğine, canlıların bütünselliğine, ekolojik bağlara dair yeniden düşünmeye çağıran bu kitap, tarihsel öneminin yanı sıra güncele de sıkı sıkıya bağlanıyor.

Son kısmında Vernadski’nin yaşamına dair bir kronoloji de sunan çalışma, yalnızca ekoloji, jeoloji, bilim tarihi ve felsefesi ile ilgilenenler için değil, gezegenimizin güncel ve yakıcı sorunlarına yönelik politik bir arayış içerisinde olanlar için de temel bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer, çeviren: Onur Küçükarslan, Yordam Kitap, bilim, 192 sayfa, 2021

George Thomson – Tragedyanın Kökeni (2021)

Aiskhylos’un oyunlarını, Yunan toplumunun genel evrimi, özellikle de kabile toplumundan devlete geçiş döneminin ışığında yeniden yorumlayan eşsiz bir çalışma.

Kitap, yalnızca Aiskhylos’un oyunlarını ve onların izleyiciler için taşıdığı anlamı inceleyen bir eser değil, Atina demokrasisinin kökenlerini, gelişimini ve dolayısıyla Batı uygarlığının ve kültürünün yapısını da irdeleyen değerli bir araştırma.

Zira Thomson, Aiskhylos’un oyunlarının, alışılagelmiş yazınsal eleştirinin ya da geleneksel bilgi ölçütlerinin sınırları çerçevesinde çözümlenemeyeceği görüşündedir.

Aiskhylos’un tragedyaları, Atina’nın toplumsal ve siyasal yaşamının öylesine ayrılmaz bir parçasıdır ki, ancak ve ancak Atina’nın tarihsel içeriğinin tamamının sistemli olarak incelenmesiyle anlaşılabilir.

Dolayısıyla, bu kitabın birincil amacı Aiskhylos’un anlaşılması olsa da, inceleme, Erken Yunan şiirinin tarihini, Yunan düşüncesindeki yaşamsal unsurların gelişimini, Yunan tragedyasının dinsel temellerini ve bütün bu kültürel gelişmelerin ilkel kabile toplumundan Yunan kent devletine geçişle ilişkisini de içeren çok daha geniş bir alanı kapsıyor.

Thomson’ın kapsamlı incelemesi, Eski Yunan uygarlığına tarihsel maddeciliğin ilkelerini uygulama yolunda yapılan ilk girişimdir.

Yazar, daha sonra yazdığı ‘Tarihöncesi Ege’ ve İlk Filozoflar adlı diğer iki önemli kitabında da bu çalışmasını sürdürdü.

  • Künye: George Thomson – Tragedyanın Kökeni: Aiskhylos ve Atina, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2021

Ebru Pektaş – Kadın Kurtuluş Hareketi (2021)

Aydınlanma’dan bugüne kadın kurtuluş hareketi nasıl bir seyir izledi?

Daha da önemlisi, “Kadının devrime hükmetmesi”nin yolları nedir?

Ebru Pektaş, kadın ütopyalarından burjuva devrimlerine ve günümüzün komünalist reçetelerine uzanarak bu sorulara çarpıcı yanıtlar veriyor.

Kitapta, şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Kadının kurtuluşu adına elimizde nasıl bir stratejiler bütünü, ne tip deneyimler vardır?
  • Aydınlanma ile açılan büyük tarihsel dönemeç kadınlara neler vadetmiştir?
  • Önceki yüzyılda Avrupa devrimlerle çalkalanırken, hak taleplerinden özgürlük arayışlarına kadınlar hangi konumda yer almıştır?
  • Bu tabloda Paris’in komünar kadınları ne tip çözümler üretmiştir?
  • yüzyıla damgasını vuran “reel sosyalizm” deneyimleri, “kadının kurtuluşu” başlığında, ne tür vaatler, mevziler ve hayal kırıklıkları ile ayrıştırılabilir?
  • Tüm bu tarihsel izlek ile günümüzün komünalist yaklaşımları, müşterekler perspektifi ve “feminist grev” gibi örnekleri nasıl ilişkilendirilebilir?

Pektaş, ‘Kadın Kurtuluş Hareketi’nde bu gibi soruların ışığında, kadınların ezilmişliği ve baskının nedenleri hakkında süren uçsuz bucaksız kuramsal arayışların dışına çıkarak “kurtuluş fikri”ni dünyevi ve gündelik olanla, somut ve yaşamsal konularla ilişkilendiriyor.

Çalışma, kadın ütopyalarından burjuva devrimlerine, Komün deneyiminden “reel sosyalizm” pratiklerine ve nihayet günümüzün komünalist reçetelerine uzanan bir hatta “kadının devrime hükmetmesi”nin yollarını araştırıyor.

Pektaş, şöyle diyor:

“Bu kitapta temel tez olarak ‘hâlâ’, kadının kurtuluşunun ön koşulunun sosyalizm olduğunu savunuyorum. Ancak bu ön koşulun, kadın mücadelesine içerilmesi gereken bir ‘iktidar perspektifi’ ile birlikte düşünülmesi zorunludur. Zira sosyalizm ön koşulunu, tüm mahiyeti ile gerçek kılacak şey, ‘kadının devrime hükmetmesi’dir.”

  • Künye: Ebru Pektaş – Kadın Kurtuluş Hareketi: Ütopyalar ve Devrimler, Yordam Kitap, feminizm, 272 sayfa, 2021

Burcu Özdemir – Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi (2021)

Sovyetler’de kurulup işçi ve köylü kadınlar arasında örgütlenmiş Jenotdel, kadın hareketi tarihinde dönüm noktasıdır.

Burcu Özdemir’in bu enfes çalışması ise, Jenotdel üzerine Türkiye’de yapılmış ilk bağımsız ve kapsamlı inceleme.

Ekim Devrimi’nden sonra kurulan Jenotdel (1919-1930), Komünist Partisi’nin işçi ve köylü kadınlar arasındaki çalışmalarını örgütleyen birimdi.

Sovyetler Birliği coğrafyasında faaliyet göstermekle birlikte, hiç kuşkusuz tüm dünyadaki kadın hareketinin yıllar süren mücadelesinin bir sonucuydu.

İnessa Armand, Aleksandra Kollontay, Nadejda Krupskaya gibi isimlerin önderliğinde kurulan Jenotdel’in öncelikli hedefi, kadınların toplumun eşit birer üyesi haline getirilmesi ve politik açıdan eğitilmesiydi.

Bunun için komünal tesisler (kreşler, yemekhaneler) açtı; okuma yazma kursları, mitingler, konferanslar düzenledi; dergiler çıkardı.

Yanı sıra, ekonomik açıdan zor durumdaki yalnız, evsiz ve küçük çocuklu kadınlara verilen toplumsal desteği güçlendirdi.

Jenotdel, partiye bağlı bir birim olmakla birlikte geniş yetkilerle donatılmış bir karar merkeziydi.

‘Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi’, kadınları özgürleştiren devrimci reformların özellikle Doğu Cumhuriyetlerinde ne büyük tepkiler yarattığını belgelerle ortaya döküyor.

Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, başlık parası, poligami ve çarşafa karşı Jenotdel’in Azerbaycan’da verdiği zorlu mücadele, bu kitabın en dikkat çekici ve ilgiyle okunacak bölümlerinden birini oluşturuyor.

  • Künye: Burcu Özdemir – Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi (1919-1930), Yordam Kitap, tarih, 144 sayfa, 2021

Jean Lafitte – Eylemciler (2021)

Fransa’daki Nazi işgali sürecini sıcağı sıcağına izleyen efsanevi bir roman.

Eşi Madeleine’i ve birçok yoldaşını Nazı toplama kamplarında kaybetmiş Jean Lafitte, çarpıcı bir anı-romanla karşımızda.

İşgalin tam ortasından yazdığı romanında Lafitte, her koşul altında çalışmasını ve direncini sürdüren emekçilerin, gençlerin, yeraltında mücadele veren militanların, yurtseverlerin, komünistlerin, neferlerin ve önderlerin hikâyelerini anlatıyor.

Okuru yakın tarihin karanlık sokaklarında dolaştıran ‘Eylemciler’, dehşet dolu zindanlara atılan insanların yaşadıklarını, taş ocaklarında ölesiye çalıştırılmanın ve aç bırakılmanın gerçekliğini bütün çıplaklığıyla tasvir ediyor.

Roman, gözden geçirilmiş yepyeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kitaptan bir alıntı:

“Cesaret korkmamak değil, önce korkuyu yenmektir. Yalnızca budalalar korkmadığını söyler. Onlara da ihtiyacımız yok. Sonucu bilerek savaşmayı kabul eden insanlar gerek bize. Onlar da bizde var. Böylelikle güven içinde ilerleyebiliriz, zafer bu yolun sonundadır…”

  • Künye: Jean Lafitte – Eylemciler, çeviren: Okay Gönensin, Yordam Kitap, roman, 320 sayfa, 2021

Göksel Aymaz – Militan İyimserlik (2021)

Harekete geçirmeyen, hamlesiz, kötürüm bir iyimserlik yerine, militan bir iyimserliği nasıl inşa edebiliriz?

Ernst Bloch’un “Gelecek kısmet olarak gelmez insanın ayağına” sözünden yola çıkan Göksel Aymaz da, sosyal bilimlerde bugün esamisi dahi okunmayan değiştirme arzusuyla yüklü bir epistemoloji öneriyor.

Sosyal bilimlerin iyi ve güzel olanı ne yaratmaya ne de ayırt etmeye yarayacak araçlara sahip olmadığını, sadece doğru olanı ayırt edebilecek araçlara sahip olduğunu iddia ettiğini ve sosyal teoride umudun bugün çok nadir bulunduğunu belirten Aymaz, bu sorunu aşmak, başka bir deyişle iyi ve güzel olanı gelecekte yaratma uğraşına Bloch’un mucidi olduğu “Militan İyimserlik” yaklaşımının nasıl eşlik edebileceğini tartışıyor.

  • Künye: Göksel Aymaz – Militan İyimserlik: Sosyal Bilimler İçin Bir Epistemoloji, Yordam Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021

Kolektif – Proletaryanın Büyülü Kutusu (2021)

Türkiye siyasal hayatında çok önemli ve değerli bir yeri olan Türkiye İşçi Partisi, 13 Şubat 1961ʼde 12 işçi-sendikacı tarafından kuruldu.

Bu yıl, Türkiye İşçi Partisiʼnin 60. kuruluş yıldönümü ve bu eşsiz çalışma da, TİP sözcülerinin 1961-1971 döneminde yaptıkları o efsanevi radyo konuşmalarına odaklanıyor.

Türkiye’nin 1960ʼlı yıllarında radyo en önemli iletişim aracıydı.

Televizyon yayınları bu on yılın sonlarına doğru başlayacaktı.

Radyo, 1961 yılına gelinceye dek devletin ve egemen sınıfların ağzıydı.

Fakat mikrofonların başına Türkiye İşçi Partisi sözcüleri geçince, devlet radyosu bir anda “proletaryanın büyülü kutusu” haline geldi.

Türkiye İşçi Partisi sözcüleri, devlet radyosunda yaptıkları konuşmalarla yepyeni bir siyaset dili ve etkileyici bir siyasal seslenme biçimi oluşturdular.

İşte bu özenli çalışma, TİP sözcülerinin altı seçim için yaptıkları efsanevi radyo konuşmalarının metinlerini içermekle kalmıyor, Mehmet Ali Aybar’dan Yaşar Kemal’e, Kemal Türkler’den Can Yücel’e, Rıza Kuas’tan Hamdoş’a, Tarık Ziya Ekinci’den Çetin Altan’a TİP’in çok etkili hatiplerinin radyoda yaptığı konuşmaların ses kayıtlarını da içinde barındırıyor.

Bu tarihî konuşmalar, karekodlar aracılığıyla da dinlenebiliyor.

Yedi bölümden oluşan ‘Proletaryanın Büyülü Kutusu’nun “Nağmeler” başlığını taşıyan ilk bölümünde, Erdem Buriʼnin yazıp Tülay Germanʼın seslendirdiği ve TİPʼin seçim şarkısı olarak da kullanılan “Yarının Şarkısı” ile Can Yücel tarafından yazılıp Barış Özgenç tarafından bu kitap için özel olarak seslendirilen “TİP Türküsü” adlı şiir yer alıyor.

İkinci bölümde Gökhan Atılganʼın bu konuşmaları ele alan makalesi bulunuyor.

“Sesler” başlığını taşıyan üçüncü bölümde, TİPʼin sözcülerinin radyodaki seçim konuşmalarının metinleri yer alıyor.

Behice Boranʼın 1968ʼdeki radyo konuşması da ilk kez bu kitapla okuyucuya ulaşıyor.

“Sözler” başlığını taşıyan Dördüncü Bölümde TİPʼin 1963, 1965, 1966, 1968 ve 1969 seçim bildirileri yer alıyor.

TİP adına radyo konuşması yapan 43 kişinin portrelerinin yer aldığı beşinci bölüm, “Yüzler” başlığını taşıyor.

Kitabın ekler bölümünde ise, TİPʼin 1961-1969 dönemindeki radyo konuşmalarına ilişkin bazı belgeler bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Proletaryanın Büyülü Kutusu: Türkiye İşçi Partisi Radyoda, hazırlayan: Attila Aşut ve Gökhan Atılgan, Yordam Kitap, siyaset, 544 sayfa, 2021

George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2 (2021)

Batı uygarlıklarına kaynaklık etmiş tarihöncesi Ege’de felsefe, bilim ve sanatın gelişimi üzerine harikulade bir eser.

İki cilt olarak yayımlanan ‘Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler’in ilk cildi ‘Tarihöncesi Ege’, ikincisi ise ‘İlk Filozoflar’ başlığını taşıyor.

Sosyal bilim alanında, etnoloji, arkeoloji, sosyoloji, dilbilim gibi disiplinlerden yararlanan, disiplinlerarası çalışmalar açısından çığır açmış bir yapıt olan ‘Tarihöncesi Ege’de, eskiçağın Ege’si ele alınıyor.

Burada, totemcilikten dine, kabileden devlete, anaerkillikten ortaklaşmacılığa tüm bir tarihsel süreç ortaya konulurken, farklı Ege halklarının, kahramanlık çağı hanedanlıklarının ve onların destanını anlatan Homeros’un hikâyelerine de uzanılıyor.

Çalışmanın ikinci cildi olan ‘İlk Filozoflar’ ise, eskiçağ felsefesine ve felsefenin tarihine maddeci bir anlayışla ve meta üretimiyle ilişkileri bağlamında yaklaşıyor.

Thomson bu yapıtında da, farklı ilkçağ toplumlarındaki büyü ve miti, tanrıların doğuşunu, Doğu despotizmini, Yunanistan ile Çin arasındaki benzerlik ve farklılıkları, Yakındoğu ve Mezopotamya’yı, Suriye ve Girit’i ve tüm bu coğrafyalardaki düşünürleri derinlemesine inceliyor.

Burada farklı filozoflar ve felsefe okulları, hem demokrasiye bakışlarıyla, hem “oluş”, “varlık” gibi kavramlara dönük düşünsel üretimleriyle hem de maddecilik ile idealizm arasındaki konumlanışlarıyla irdeleniyorlar.

  • Künye: George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2, çeviren: Celal Üster ve Mehmet H. Doğan, Yordam Kitap, tarih, 864 sayfa, 2021

Oktar Türel – Küresel İktisadi Tarihçe, 1980-2009 (2021)

“Neoliberal Çağ” olarak adlandırabileceğimiz 1980-2009 dönemindeki küresel iktisadi gelişmeleri ustaca betimleyen ve analiz eden bir çalışma.

Oktar Türel’in daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Küresel Tarihçe, 1945-79’un devamı olan kitap, neoliberal çağın küresel iktisadi yönetişim mekanizmasını, iktisat politikalarını ve bunların uygulanmasını adım adım izliyor.

Kitap, üç kısımdan oluşuyor.

Türel burada, neoliberal dönüşümün dönüm noktalarından uluslararası para ve finans sisteminin değişimine, dünya ticaretinde kurumsallaşmalardan kaynak tahsisi sorunları ve politikalarına, talep yönetimi ve bölüşüm politikalarından çağdaş kapitalizmin finansal krizlerine pek çok konuyu aydınlatıyor.

  • Künye: Oktar Türel – Küresel İktisadi Tarihçe, 1980-2009, Yordam Kitap, iktisat, 480 sayfa, 2021