Joshua Ferris – Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam (2015)

Diş hekimi Paul O’Rourke, sanal âlemde adına açılan hesaplar olduğunu fark eder.

Bu hesapların peşinden giden kahramanımız, kadim bir dine mensup olduğunu öğrenecek ve daha da önemlisi kendini, Tanrı ile karşılaşma fırsatını sunan bir dünyada bulacaktır.

Günümüz bireyini acımasızca hicveden, trajikomik bir varoluş öyküsü.

Romanın 2014 Dylan Thomas Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Joshua Ferris – Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam, çeviren: Begüm Kovulmaz, Siren Yayınları

Joshua Ferris – Ve İşimiz Bitti (2008)

Joshua Ferris’in ‘Ve İşimiz Bitti’si, kapitalist sistemin doruk noktasına ulaştığı iş dünyasını trajikomik yönleriyle hikâye ediyor.

Romanda karşımıza çıkan ve her biri diğerinden ilginç üç karakter şöyle:

İş nedeniyle düştüğü depresyonun tedavisi için doktora gitmektense küçük kızını vahşi bir cinayete kurban veren iş arkadaşının anti depresanlarını çalarak içen ve iyice kendini kaybeden Carl Garbedian,

Walt Whitman ve Ralph Waldo alıntılarıyla ofis yaşantısını sorgulayan Tom Mota,

Ve ofisten hiç ayrılmadığı izlenimini verecek denli kendini buraya adayan Jose Pope…

Modern toplumda ofis hayatının absürd yönlerini çalışanlar ve sistem ekseninde hicveden, muhalif duruşuyla ilgi çeken bir roman.

  • Künye: Joshua Ferris – Ve İşimiz Bitti, çeviren: Duygu Günkut, Siren Yayınları, roman, 414 sayfa

Joshua Ferris – Bilinmeyen (2010)

  • BİLİNMEYEN, Joshua Ferris, çeviren: Hatice Taş, Siren Yayınları, roman, 310 sayfa

Joshua Ferris, PEN / Hemingway Ödülü’nü kazanan ‘Ve İşimiz Bitti’ adlı romanıyla adını duyurmuştu. Bir reklam ajansında geçen bu romanında Ferris, bireyin ancak hırsıyla varolabildiği çalışma hayatını alaycı bir üslupla ele almış; bu dünyaya düzülen methiyelerin ardındaki çürümeyi gözler önüne sermişti. Yazarın elimizdeki ikinci romanı ise, tanısı konmayan bir hastalığın pençesine düşen bir avukatın hikâyesini anlatıyor. Sıradan bir hayat yaşayan Tim, çaresi olmayan bir hastalığa yakalandığını öğrenir. Burada bilinmeyen, yalnızca hastalığın değil, aynı zamanda Tim’in hayat üzerine düşünmesinin de can sıkıcı karşılığı haline gelir.