Benlik, en ilginç konulardan biridir.
İlginçtir, çünkü bir başladı mı sonu kolay kolay gelmeyen, bizi bambaşka alanlara ve sorulara götüren bir konudur.
Sosyolog Zygmunt Bauman ile akademisyen Rein Raud arasında da, benlik konulu bir yazışma başlamış ve bir süre sonra iki isim, kendilerini uzun soluklu ve zengin bir yazışmanın içinde bulmuşlar.
Yazarların bu keyifli söyleşi boyunca yanıtını aradıkları bazı sorular şöyle:
- Bir birey dünyadaki konumunu nasıl anlamlandırır?
- Bizi belirleyen genetik mirasımız, içinde bulunduğumuz toplumsal koşullar ve kültürel tercihlerimizken, kendi seçimlerimizi kendimizin yaptığına mı inandırılırız?
- Bizi belirleyen kimlerdir? Benzer etmenlerce belirlenmiş diğer bireyler mi?
- Tamamen ya da kısmen özerk olduğumuzu söyleyebilir miyiz ve eğer söyleyebilirsek ne kerteye kadar?
- Yazgımızın omuzlarımıza sorumluluğunu yüklediği mirası denetim altında tutacak ve değiştirecek kadar özerklik sahibi miyiz?
- Benlik (selfhood) nasıl ortaya çıkar?
- Her insanda, her kültürde, her yaş grubunda aynı gelişim örüntüsünü mü gösterir?
- Yoksa tarihsel bağlamı içinde düşünülmesi gereken sosyokültürel bir yapı mıdır?
- Günümüz teknolojileri bize daha fazla özerklik mi sağlıyor yoksa özgürlüklerimizden feragat etmemiz konusunda bizi baştan mı çıkarıyor?
Bauman ve Raud’un bu diyalogu, yukarıdaki sorulara kapsamlı yanıtlar vermesiyle ve daha da önemlisi benlik konusunu anlaşılır biçimde açıklamasıyla oldukça aydınlatıcı.
- Künye: Zygmunt Bauman ve Rein Raud – Benlik Pratikleri, çeviren: Mehmet Ekinci, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2018

